Antik Mısır

Denge ve Ahenk Tanrıları Diyarı
Joshua J. Mark
Yazan , Çeviren: Nizamettin Karaben
tarihinde yayınlandı
Translations
bookmark_addbookmark_addedMakaleyi Kaydet headphonesSesli Versiyon printYazdır picture_as_pdfPDF
The Great Sphinx of Giza (by Jorge Láscar, CC BY)
Giza Büyük Sfenksi Jorge Láscar (CC BY)

Mısır; Kuzey Afrika ve Akdeniz coğrafyasında yer alan bir ülke olup Dünyanın en eski uygarlıklarından birine ev sahipliği yapar. “Mısır” tanımlaması, Antik Mısır’da “Hwt-Ka-Ptah” (Tanrı Ptah Ruhu Konağı) anlamında, Yunanca Aegyptos kelimesinden gelir. Esas itibariyle Memphis şehri anlamındadır. Memphis, Mısır’ın ilk başkenti aynı zamanda ünlü bir dini ve ticaret merkeziydi. Yunanlıların bütün ülkeyi böyle tanımlaması bu yüksek statünün bir kanıtı olmuştur. Eski Mısırlılar ülkelerini basitçe Kemet olarak tanımlamışlardı, bu tanımlama “Kara Toprak” anlamına geliyordu ve ilk yerleşimin başladığı Nil Nehri kıyısında bulunan verimli, koyu topraklarından dolayı bu adlandırma yapılmıştır.

Daha sonra, Mısırlıların günümüzde de kendi ulusu için kullandıkları “ülke” anlamına gelen Misr adını almıştır. Mısır ülkesi, kültür ve sanattan bilime, teknolojiden dine kadar olan konularda insan bilgisinin her alanda büyük ilerlemelerle ünlü bağımsız bir ulus olarak binlerce yıl boyunca (MÖ 6000 yılından 30 yılına kadar) gelişme göstermiştir.

Günümüz araştırmacı bilim insanları; konu üzerinde çalışma yapma kolaylığı sağlamak üzere Mısır Uygarlık tarihini farklı dönemlere ayırmışlardır. Bu dönemler aşağıya çıkarılmıştır:

  • Hanedanlık Öncesi Dönem; MÖ yaklaşık 6000’den 3150 yılına kadar,
  • Erken Hanedanlık Dönemi; MÖ yaklaşık 3150’den 2613 yılına kadar,
  • Eski Hanedanlık Dönemi; MÖ 2613- 2181 arası dönem,
  • İlk Ara Dönem; MÖ 2181- 2040 arası dönem,
  • Orta Krallık; MÖ 2040 -1782 arası dönem,
  • İkinci Ara Dönem; MÖ yaklaşık 1782’den 1570 yılına kadar,
  • Yeni Krallık; MÖ yaklaşık 1570 yılından 1069 yılına kadar,
  • Üçüncü Ara Dönem; MÖ yaklaşık 1069 yılından 525 yılına kadar,
  • Eski Mısır Geç Dönemi; MÖ 525 – 323 arası dönem,
  • Ptolemaik/Batlamyus Mısırı; MÖ 323-30 arası dönem.

“Krallık Dönemi” ile “ara dönem” kavramları arasındaki fark; “krallık” döneminde güçlü, merkezi bir hükümetin olması; “ara dönem”de ise böyle bir durumun olmamasıdır.

Eski Mısır büyük anıtları, aralarında Yunanistan ve Roma’nın da bulunduğu birçok eski uygarlık üzerinde etkili olan Mısır kültürü derinliği ve ihtişamını yansıtırlar. Mısır kültürü kalıcı popülaritesi nedenlerinden biri insan deneyiminin ihtişamına verdiği önem olmuştur. Büyük anıtları, mezarları, tapınakları ve sanat eserleri, yaşam seyrini kutlar ve bir zamanlar nelerin yaşandığını ve insanların en iyi hallerinde neleri başarabilineceğini bize hatırlatırlar.

MISIRLILAR AÇISINDAN YERYÜZÜNDE YAŞAM SEYRİ, SONSUZ BİR YOLCULUĞUN SADECE BİR PARÇASIYDI.

Antik Mısırda popüler kültür genellikle ölüm ve cenaze töreniyle ilişkilendirilse de, Eski Mısırlılar yaşamayı sever ve kendilerine tanınan zamanı dolu dolu yaşamaya büyük değer verirlerdi. Mısırlılar açısından dünyevi yaşamın seyri, sonsuz bir yolculuğa çıkmanın sadece bir yönü oluyordu. Onlara göre ruh ölümsüzdür ve bu fiziksel düzelemde sadece kısa dönemde bir bedende bulur. İnsanın ölümü halinde, kişi Hakikat Mahkemesinde yargılanır ve dünya hayatındaki amelleri doğru bulunması halinde, yeryüzü yaşamın bir yansıması olan Sazlık Tarlası olarak bilinen sonsuz bir Cennete gider. Cennete girdikten sonra, kişi dünyada iken sevdiği kişiler ile evcil hayvanları da dâhil olmak üzere, aynı mekânda, aynı derenin keneraında, ölüm ile kaybettiğini sandığı aynı ağaçlar altında huzur içinde bir yaşam sürebilirdi. Ancak bu sonsuz yaşam seyri, sadece tanrılar iradesine uygun ve böyle bir amaca uygun bir yerde, yani Mısır topraklarında iyi yaşamış olanlara mümkün oluyordu.

Mısır ülkesinin yazılı tarihsel söyleminin; tanrıların anlatılar veya kültürünü ünlü kılan anıtların çok ötesine uzanan uzun bir geçmişi vardır. Şimdilerde Sahra Çölü olan topraklarda sığırların bir zamanlar aşırı otlamasına dair bulunan kanıtlar MÖ yaklaşık olarak 8000 yılına tarihlenir. Bu kanıtlar, keşfedilen tarihi eserlerle birlikte, o dönemde bölgede gelişmiş bir tarım uygarlığı olduğuna işaret eder. Toprak, o zamanlarda, çoğunlukla çorak olmasından dolayı avcı-toplayıcı göçebe topluluklar Nil Nehri Vadisinde, su kaynağının bulunduğu serin yerleri aramış ve MÖ 6000 yılından bir süre önce bölgeye yerleşmeye başlamışlardır.

Naqada II pottery
Naqada II Çömleği Guillaume Blanchard (CC BY-SA)

Bölgede organize tarım, MÖ 6000 yılında, başlamış ve Badarian Kültürü olarak bilinen topluluklar Nil Nehri kıyı boylarınada gelişme kaydetmişlerdi. Antik Mısır en eski kentlerinden biri olan Abidos’da MÖ 5500 yılına tarihlenen fayans üretim atölyelerine ilişkin veriler bulunmuştur. Badarian Kültürü topluluklarından sonra Amratian, Gerzean ve Naqada kültürleri (Naqada I, Naqada II ve Naqada III olarak bilinir) gelişme göstermiş ve bu toplulukların hepsi de Mısır Medeniyetinin gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuşlardır.

Ülke yazılı tarihi, Naqada Kültürü III, hiyeroglif yazının gelişmiş olduğu MÖ 3400-3200 yılları arasında bir aşamada başlar. MÖ 3500 yılına gelindiğinde Hierakonpolis şehrinde ölülerin mumyalanma işleri zaten yapılıyor ve Abidos şehrinde büyük taş mezarlar da inşa ediliyordu. Ünlü Palarmo Taşında yazılı olduğu üzere, Xois (Sakha) şehrinin MÖ 3100-2181 yılları arası dönemde zaten antik bir şehir olduğu kaydı yazılır. Dünya çapındaki diğer kültürlerde olduğu gibi, Mısır medeniyetinde küçük tarım toplulukları merkezi bir yaşam tarzına ve daha büyük kent merkezlerine dönüşmüşlerdir.

Erken Dönem Mısır Tarihi

Erken Hanedanlık Dönemi (MÖ yaklaşık 3150-2613); Aşağı Mısır’ı MÖ 3118 yılında ve Yukarı Mısır’ı ise MÖ yaklaşık 3118 veya 3150 yılında fetheden Kral Menes (Meni veya Manes olarak da bilinir) yönetimi altında Kuzey ve Güney Mısır Krallıklarının birleşme dönemidir. Erken Dönem Tarihinin bu versiyonu MÖ 3.yüzyılda Batlamyus Hanedanlığı (MÖ 323-30) döneminde yaşayan Mısırlı tarihçisi yazar ve rahip Manetho’nun Aegyptica (Mısır Tarihi) eserinden ileri gelir.

Kronolojisi, her ne kadar daha sonraki tarihçilerce tartışma konusu olsa da, Hanedanlık veraseti ve Eski Mısır Erken Dönem Tarihi konusunda hala da başvurulan kaynaktır.

Narmer Palette [Two Sides]
Narmer Paleti [İki Yüzü] Unknown Artist (Public Domain)

Tarihçi Manetho eseri, Kral Menes’ten ve fetih harekâtından söz eden tek kaynaktır ve yazar Manetho’nun “Menes” olarak bahsettiği kişinin Yukarı ve Aşağı Mısır bölgelerini barış içinde, tek bir yönetim çatısı altında birleştiren Kral Narmer olduğu düşünülür. Ancak Kral Menes’in, Kral Narmer ile özdeşleştirilmesi evrensel olarak kabul edilmekten uzak bir konu olup Kral Menes, kendisinden sonra gelen Kral Hor-Aha (yaklaşık MÖ 3100-3050) ile güvenilir bir şekilde bağlantılıdır. Kral Menes’in selefi ve halefi Krallar ile olan ilişikisine dair açıklama, Kral Menes’in kişisel bir ismi değil, “dayana bilen” anlamına gelen onursal bir unvan olduğu ve bu nedenle birden fazla kral’a atıfta bulunmak üzere kullanılmış olabileceği yönündedir.

Askeri bir zaferi tasvir eden ünlü Narmer Paleti’nin bazı bilim adamlarınca kraliyet propagandası olarak görülmesi nedeniyle, topraklarının askeri harekâtla birleştirildiği iddiası da tartışılıyor. Ülkesini ilk başlarda barışçıl bir şekilde birleştirilmiş olabilir, ancak bu konu pek olası görünmüyor.

Antik Mısır’da coğrafi tanımlama, Nil Nehri yönününe göre gelişme gösterir; dolayısıyla Yukarı Mısır, Güney bölgesi ve Aşağı Mısır ise Akdeniz’e daha yakın olan Kuzey bölgesidir. Kral Narmer, Heirakonpolis şehrinden ve ardından Memfis ve Abidos şehirlerinden hüküm sürmüştür.

Mısır ülkesinde, Erken Hanedanlık hükümdarları döneminde ticaret önemli ölçüde artmış ve daha sonraki piramitlerin öncüsü olan ayrıntılı Mastaba Mezarları, giderek daha ayrıntılı mumyalama tekniklerini içeren Mısır ölü defin uygulamaları da geliştirilmiştir.

Tanrılar

Antik Dönem Mısırlılar için ülkeleri, dünyanın en güzel diyarı olup tanrılar diyarıydı. Mısır Hanedanlık Döneminden (MÖ yaklaşık 6000-3150) itibaren tanrılara olan inanç Mısır kültürünü tanımlıyordu. Eski bir Mısır yaratılış efsanesi, zamanın başlangıcından önce kaos dönemi ortasında duran ve yaratılışın var olduğunu söyleyen tanrı Atum’dan bahseder. Tanrı Atum’a, tanrı Heka’da kişileştirilen Heka’nın (büyü) ebedi gücü ve dünyayı canlandıracak diğer ruhsal güçler eşlik ediyordu. Tanrı Heka, evrene ilham veren ve her şeyin olduğu gibi işlemesini sağlayan ilk güç olmuş ve aynı zamanda Mısır kültürünün merkezi değerine de izin veren güç olmuştur: Ma’at; uyum ve denge.

Bütün tanrıların ve onların bütün sorumlulukları ma’at ve heka’ya ait oluyordu. Güneş; kendi seyrine göre doğup batıyor, ay da; gökyüzünde kendi rotasını çiziyor ve mevsimler bu iki etken sayesinde mümkün olan denge ve düzene uygun olarak gelip geçiyorlardı. Ma’at, aynı zamanda, her bir kralın bütün yetenek ve bağlılığının vaat edildiği devekuşu tüyü tanrıçası sıfatında bir tanrı olarak kişileştirilmişti. Mısır tarihinde en popüler hale gelen bir efsaneye göre kral; hayatta iken tanrı Horus, ölümünden sonra ise tanrı Osiris ile ilişkilendirilmişti.

Egyptian God Osiris
Mısır Tanrısı Osiris A.K. (Copyright)

Tanrı Osiris ve kızkardeşi-karısı İsis, dünya’yı yöneten ve insanlara medeniyet armağan eden esas hükümdar oluyorlardı. Osiris’in kardeşi Set, onu kıskanmış ve öldürmüştür ancak daha sonra oğlu Horus’u doğuran İsis, Osiris’i hayatta döndürmüştür. Ancak Osiris eksik olarak yeniden doğmuş ve yeraltı dünyasını yönetmek üzere indiği zaman, oğlu Horus artık olgun bir kişi olmuş, babasının intikamını almış ve tanrı Set’i yenmiştir.

Bu efsanevi anlatı, düzenin, kaosa nasıl da galip geldiğini ve Mısır dinine göre, cenaze törenlerinde, dini metinlerde ve Mısır sanat eserlerinde kalıcı bir motif haline geldiğini gösterir nitelikte. Mısırlıların günlük yaşam seyrinde tanrıların bütünleyici bir rol oynamadığı hiç bir dönem olmamış ve bu konu, ülke tarihi en eski zamanlarından beri var olduğu açıkça görülmektedir.

Eski Krallık

Mısır Eski Krallığı olarak bilinen dönemde (MÖ yaklaşık 2613-2181), tanrıları onurlandıran mimari artan oranda gelişme göstermiş, piramitler ve Büyük Giza Sfenksi gibi Mısır’ın en ünlü anıtlarından bazıları inşa edilmiştir.

Kral Djoser/Zoser döneminde, Sakkara bölgesinde ilk Basamaklı Piramid MÖ 2670 yılında inşa edilmişti. İki Basamaklı Piramit projesini, aynı zamanda, 200’den fazla farklı hastalığın tedavisinin nasıl olması gerektiğine ilişkin açıklama getiren ve hastalıkların nedenini tanrıların iradesinden daha ziyade doğal koşulların olabileceğini savunan, ilk tıbbi metinlerden birini de kaleme almış olan mimarı ve doktoru İmhotep (MÖ yaklaşık 2667-2600) tasarlamıştı.

Khufu Büyük Piramidi (antik dünya Yedi Harikası sonuncusu) onun hükümdarlığı döneminde (MÖ 2589-2566) inşa edilmiş ve daha sonra da Khafre (MÖ 2558-2632) ve de Menkaure (MÖ 2532-2503) piramitleri de inşa edilmiştir.

The Pyramids, Giza, Egypt
Piramitler, Giza, Mısır Shellapic76 (CC BY)

Giza platosundaki piramitlerin büyüklüğü, başlangıçta göründükleri haliyle, parlak beyaz kireçtaşıyla kaplanmış ihtişamı, bu dönem yöneticilerinin gücü ve zenginliğinin bir kanıtı oluyordu. Sözkonusu bu anıt ve mezarların nasıl inşa edildiğine dair pek çok teori mevcut olup modern dönem mimarları ve bilim insanları bu eserlerden herhangi biri üzerinde fikir birliğine varmaktan uzak kalmışlardır. Bazıları, o dönemin teknoloji düzeyi göz önüne alındığında, Giza Büyük Piramidi gibi bir anıtın var olmaması gerektiğini savunmuşlardır. Diğer bir kısım bilim insanları, bu tarzda yapı ve mezarların varlığı, geçen zamanla kaybolmuş üstün bir teknoloji sevyesine işaret ettiğini iddia etmişlerdir.

Giza platosu anıtları veya Mısır’da inşa edilen diğer hergangi bi yapının köle emek gücü ile inşa edildiğine dair somut kesin hiçbir kanıt bulunmuyor. Aynı şekilde, Kitab-ı Mukkades, Çıkış Kitabı bölümü anlatısı tarihsel okumasını destekleyecek herhangi bir kanıt da bulunmuyor. Gönümüzde çoğu saygın bilim insanı, piramit ve diğer anıt yapıların köle emeğiyle inşa edildikleri iddiasını reddederler, ancak o dönem Mısır’da farklı milletlerden kölelerin var olduğu ve maden işlerinde düzenli olarak çalıştırıldıkları da doğrudur.

Mısır anıt yapıları, devlet için yapılan bayındırlık işleri olarak kabul ediliyor, inşaatlarda hem vasıflı ve hem de vasıfsız Mısırlı işçiler çalıştırılıyor, hepsine de emekleri karşılığı veriliyordu. Pek çok inşaat şantiyelerinden biri olan Giza şantiyesinde çalışan işçilere günde üç kez bira istihkakı veriliyor, barınmaları sağlanıyordu, araçları ve hatta sağlık bakım işleri için fonlar tahsisleri de yerleşik hale getirilmişti.

Birinci Ara Dönemden İkinci Ara Döneme

ORTA KRALLIK, SANAT VE KÜLTÜR KONULARINDA ZİRVEYE ULAŞTIĞI ZAMAN, MISIR “KLASİK DÖNEMİ” OLARAK KABUL EDİLİR.

Mısır Birinci Ara Dönemi (MÖ 2181-2040) olarak bilinen dönemde, merkezi hükümet çöküşü yaşanmasının ardında, Mısır gücünden de bir döşüş yaşanmıştı. İki büyük merkez ortaya çıkana kadar Mısır’da kendi valileri olan büyük ölçüde bağımsız bölgeler gelişmişti: Aşağı Mısır’da Hierakonpolis ve Yukarı Mısır’da ise Thebes.

Bu merkezler, bölgelerini bağımsız olarak yöneten ve zamanla birbirleriyle üstün kontrol sağlamak için savaşan kendi hanedanlıklarını kurmuşlardı. MÖ yaklaşık olarak 2040 yılında Theban Kralı II. Mentuhopet (MÖ 2061-2010) Hierakonpolis güçlerini yenmiş ve Mısır ülkesini Thebes yönetimi altında birleştirmişti.

Theban yönetiminin sağladığı istikrar, Orta Krallık (MÖ 2040-1782) olarak bilinen bölgenin gelişmesine olanak sağlamıştır. Orta Krallık dönemi Mısır “Klasik Çağı” olarak kabul edilir, bu dönemde sanat ve kültür konularında yüksek zirvelere ulaşılmış, Thebes şehri de ülkenin en önemli ve en zengin şehri haline gelmişti. Antik Mısır tarihçileri Lorna Oakes ve Lucia Gahlin’e şöyle bir açıklama getirmişlerdir:

On İkinci Hanedan kralları, yalnızca Mısır toprakları üzerinde değil, aynı zamanda, Mısır ticari çıkarlarını korumak amacıyla çeşitli kalelerin inşa edildiği Güneydeki Nubia üzerinde de kontrol kuran güçlü hükümdar olmuşlardı. (11).

Mısır’da ilk daimi ordu, Orta Krallık döneminde, Kral I.Amenemhat (MÖ yaklaşık olarak 1991-1962) yönetimi zamanında kurulmuştu. Karnak Tapınağı inşaatına I.Senruset (MÖ yaklaşık 1971-1926) döneminde başlanmış, Mısır Edabiyatının en büyük sanat eserleri üretilmiştir. Ancak, 13.Hanedanlık, 12.Hanedanlıktan daha zayıf bir yapıda olup Hiksoslar olarak bilinen yabancı bir halkın Nil Deltası civarında, Aşağı Mısır’da güç kazanmasına olanak tanıyan kendi iç sorunlarından dolayı dikkati dağılmıştı.

Hiksoslar, ilk olarak 1800 yılında bölgeye gelen ve Avaris kentine yerleşen esrarengiz bir halk idi. Hiksos kral adları konusuna gelince, Sami kökenli oldukları bilinmekte birlikte, etnik kökenleri kesin olarak belirlenmiş değildir. Hiksoslar, Aşağı Mısır bölgesi önemli bir kısmını, MÖ 1720 yılında, kontrol altına alıncaya kadar iktidara yükselmiş ve Yukarı Mısır Theban Hanedanlığını neredeyse vassal bir devlet haline getirmişlerdi.

Map of the Middle Kingdom of Egypt, c. 2000 BCE
Mısır Orta Krallık Haritası, MÖ 2000 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Bu dönem, Mısır İkinci Ara Dönemi olarak bilinir (MÖ yaklaşık 1782-1570). Mısırlılar, Hiksoslardan (bu tanımlama “yabancı hükümdarlar” anlamında) nefret ederlerken, diğer yandan da, Hiksoslar Mısır ülkesi kültürüne kompozit yay, at ve savaş arabası yanı sıra, ürün rotasyonu, bronz ve seramik zanatalar gibi pek çok gelişmeyi ülkeye getirmişlerdi.

Hiksoslar, Aşağı Mısır limanlarını kontrol ederken, Kush Krallığı da MÖ 1700 yılında Nubia bölgesinde Thebes şehri Güneyinde yükselme kaydediyor ve bu dönemde sınırları kontrol ediyordu. Mısırlılar, Hiksosları topraklarından kovmak ve Nubyalıları bastırmak amacıyla bir dizi sefer düzenlemişlerdi. Ancak, Thebes Prensi I.Ahmose (MÖ 1570-1544) ülke yönetiminde başarı sağlayarak ülkeyi Theban yönetimi altında birleştirmeye başlayınca hepsi de başarısız kalmışlardı.

Yeni Krallık ve Amarna Dönemi

Prens Ahmose I, güçlü bir merkezi yönetim altında, ülke topraklarında yeniden büyük bir refah düzeyi yaşayan, Mısır Yeni Krallığı (MÖ 1570-1069) dönemi olarak bilinen dönemi başlatmıştı. Mısır hükümdarlarının Firavun ünvanı Yeni Krallık döneminde kalmadır; erken dönem hükümdarları sadece kral sıfatıyla anılıyorlardı. Günümüzde en çok bilinen Mısır hükümdarlarının çoğu bu dönemde hüküm sürmüş ve Ramasseum, Abu Simbel, Karnak ve Luxor Tapınakları, Krallar Vadisi ve Kraliçeler Vadisi Mezarları gibi Mısır Mimarisi büyük yapıları bü dönemde inşa edilip geliştirilmiştir.

Firavun I.Thutmose (Tutmosis I) , MÖ 1504-1492 yılları arası dönemde gücünü pekiştirmiş ve Mısır sınırlarını Kuzeyde, Fırat Nehrine, Kuzeydoğuda Kenan Diyarına, Güneyde ise Nubia bölgesine kadar genişletmişti. Saltanatını, diğer uluslarla, özellikle de Punt Ülkesi ile ticaret faaliyetlerini büyük ölçüde genişleten Kraliçe Hatşepsut (MÖ 1479-1458) izlemişti. Kraliçe Hatşepsut’un 22 yıllık hükümdarlık dönemi Mısır Ülkesi için barış ve refah dönemi olmuştur.

Portrait of Queen Hatshepsut
Kraliçe Hatşepsut’un Portresi Rob Koopman (CC BY-SA)

Halefi Thutmose III (Thutmosis III), onun politikasını izlemiş (her ne kadar bütün anılarını yok etmeye çalışmış olsa da, sadece erkekleri değerli görmesinden dolayı, diğer kadınlara rol model olmak istemediği düşünülüyor) ve MÖ 1425 yılından ölümüne kadar Mısır büyük ve güçlü bir ülke idi. Refah düzeyi, diğer konuların yanı sıra, farklı pekçok çeşit bira üretiminde artış olmasını sağlamış, spor faaliyetlerinde daha fazla imkân olmasına yol açmıştı. Tıp alanında gelişme kaydetmiş ve sağlık konularında da iyileşmeleri uygulamaya koymuştu.

Banyo yapmak; dini inançları gereği teşvik edildiği ve din adamları model alındığı için, uzun süreden beri Eski Mısırlıların günlük yaşamı önemli bir parçası olmuştu. Diğer yandan da, bu dönemde, muhtemelen temizlik konusundan daha ziyade eğlence amaçlı daha ayrıntılı banyo işlemleride uygulanmıştır. Kadın sağlığı ve doğum kontrol ile ilgili Kahun Jinekolojik Papirusu MÖ yaklaşık 1800 yılında yazılmış ve doktorların da yoğun bir şekilde bu yöntemi kullandıkları görülmüştür. Hem cerrahi ve hem de diş hekimliği yaygın olarak ve büyük bir ustalıkla uygulanmıştır. Doktorlar, 200’den fazla farklı hastalık semptomlarını hafifletmek amacıyla bira reçetesi yazmışlardır.

Kahun Gynaecological Papyrus
Kahun Jinelokolojik Papirüsü Francis Llewellyn Griffith (Public Domain)

Firavun IV. Amenhotep, MÖ 1353 yılında tahta çıkmış ve kısa bir süre sonra tek tanrı Aten’e (Aton) olan inanç vecibelerini uygulamak üzere adını Akhenaton (“Aton’un yaşayan ruhu) olarak değiştirmiştir. Mısırlılar, yukarıda belirtildiği üzere, geleneksel olarak önemli günlük yaşam pratiklerini her yönünü etkileyen birçok tanrıya inanmışlardı. Bu tanrılar arasında en popüler olanları; Amon, Osiris, İsis ve Huthor vardı. Bu dönemde Amon kültü o kadar güçlü hale gelmiştir ki, Amon rahipleri neredeyse Firavun kadar güç kazanmışlardı. Akhenaton ve Kraliçe Nefertiti, Mısır geleneksel dini inanç ve geleneklerinden vazgeçerek tek tanrı Aton’a iman edilmesine dayalı yeni bir din kurmuşlardı.

AKHENATON, SADECE KENDİSİ VEYA TANRILAR YERİNE, KRALİÇESİ ONURUNA DA HEYKEL VE TAPINAK YAPAN İLK HÜKÜMDAR OLMUŞTUR.

Dini reformlarıyla, Amon rahipleri gücünü kırmış ve bütün gücü etkili bir şekilde kendi elinde toplamıştı. Yönetim faaliyetlerini seleflerin yönetiminden uzak tutmak üzere başkenti Thebes şehrinden Amarna’ya taşımıştı. Bu dönem, Amarna’nın ülke başkenti olduğu ve çok tanrılı dini geleneklerin yasaklandığı Amarna Dönemi (MÖ 1353-1336) olarak bilinir.

Firavun Akhenaton, kaydettiği birçok başarıları arasında, yalnızca kendisi ve tanrılar onunuruna değil, aynı zamanda, kraliçesi onuruna da heykel ve tapınak yapılmasını emreden ilk hükümdar olmuş, bir zamanlar tapınaklara giden paraları bayındırlık ve park-bahçe işleri için kullanmıştı.

Akhenaton’un hedefi gibi görünen merkezi hükümettin gücü büyüdükçe din adamları gücünde kesin bir şekilde azalma olmaya başlamış, ancak, artan gücünü halkın çıkarları için kullanmada başarılı olamamıştır. Amarna Mektupları onun dış politikayla ya da Mısır halkı ihtiyaçlarını karşılamadan daha ziyade dini reformlarıyla ilgilendiğini açıkça ortaya koyar.

Onun saltanat politikasını, MÖ 1336-1327 yılları arası dönende hüküm süren, günümüzde çok bilinen, Mısır hükümdarı oğlu Tutankhamon izlemişti. İlk başlarda babasının dini inançlarını yansıtmak üzere Tutankhaten olarak adlandırılmış, ancak tahta geçtikten sonra antik dönem tanrısı Amon’u onurlandırmak üzere adını Tutankhamon olarak değiştirmişti. Antik dönem Mısır tapınaklarını restore etmiş, babasının tek tanrılı inancına yapılan tüm atıfları kaldırmış ve başkenti yeniden Thebes şehrine taşımıştır. Saltanatı, ölümüyle yarıda kalmış ve günümüzde en çok 1922 yılında keşfedilen mezar yeri ile dönemin sansasyon haberleri konusu haline gelmiştir.

Death Mask of Tutankhamun
Tutankhamun’un Ölüm Maskesi Richard IJzermans (CC BY-NC-SA)

Bununla birlikte, Yeni Krallığın en büyük hükümdarı, Mısır hükümdarları arasında en ayrıntılı inşaat projelerini başlatan ve ülkesi için verimli bir şekilde hükümdarlık dönemi sürdüren, projeleri gerçekleştirme olanaklarına sahip olan Firvaun II. Ramses olmuştur (Büyük Ramses olarak bilinir, MÖ 1279-1213). Her ne kadar MÖ 1274 yılında yapılan meşhur Kadeş Savaşının (Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı II. Muwatalli arasında) beraberlik ile sonuçlandığı kabul edilse de, Firavun II. Ramses bu savaşı, gerçekleştirdiği çok sayıda büyük bayındırlık çalışmalarının yanı sıra, halkın başında bir tanrı olma sıfatıyla kazandığı bir zafer olarak kutlamıştır.

Ebu Simbel Tapınağında (Kraliçe Nefertari onuruna inşa edilmiş) Kadeş Savaşı tasvir edilmiş ve bölgedeki küçük tapınak olup Akhenaton Tapınağı örnek alınarak Firavun II. Ramses’in en sevdiği Kraliçe Nefertari’ye adanmıştır. II. Ramses hükümdarlığı döneminde, dünyada ilk Barış Antlaşması (Kadeş Antlaşması) MÖ 1258 yılında imzalanmış ve hükümdarlığı sırasında inşa edilen veya restore edilen anıtlar sayısından da anlaşıldığı üzere Mısır ülkesi neredeyse benzeri görülmemiş bir zenginlik elde etmiştir.

Firavun II. Ramses’in dördüncü oğlu Khaemweset (MÖ yaklaşık 1281-1225), eski anıtları, tapınakları ve bu yapıların esas sahiplerinin adını koruma ve kaydetme çabalarından dolayı “İlk Mısır Bilimcisi” olarak bilinir. Ramses II adının Mısır’da pek çok antik bölgede bu kadar ön plana çıkması, büyük ölçüde oğlu Khaemweset’in girişimiyle mümkün olmuştur. Oğul Khaemweset, kendi çabalarıyla, anıt veya tapınakların asıl inşacısı / sahibinin ve aynı zamanda babası adının bir kaydını yapmıştır.

Abu Simbel Panorama
Abu Simbel Panoraması Dennis Jarvis (CC BY-SA)

Firavun II. Ramses, Mısır’da sonraki nesiller nezdinde “Büyük Ata” olarak kabul edilmiş ve o kadar uzun süre hüküm sürmüştür ki, çocukları ve eşlerinin çoğundan daha fazla yaşamıştır. Zamanla bütün tebası, hükümdar olarak sadece II. Ramses’i bilerek doğup büyümüş ve başka birisine dair hiçbir anıları da olmamıştır. Ramses II Eski Mısırlıların ortalama ömründen iki kat daha fazla, 96 yıllık olağanüstü bir ömür yaşamıştır. Ramses II’nin ölümünden sonra birçok kişi, başka bir Firavun ve başka bir Mısır tanımadıkları için, dünyanın sonu geldiği konusunda kaygıya kapılmıştır.

Ramesside Dönemi ve Deniz Halkları

Firavun II. Ramses haleflerinden Ramses III (MÖ 1186-1155) onun politikalarını izlemiş ancak bu dönemde Mısır’ın sahip olduğu büyük zenginlik, kıyı boyunca düzenli akınlar düzenlemeye başlayan Deniz Halkları dikkatini çekmişti. Hiskoslar gibi Deniz Kavimlerinin de esas kökenleri bilinmiyor ancak Güney Ege bölgesinden geldikleri düşünülüyor.

Deniz Kavimleri, MÖ 1276-1178 yıları arası dönemde, Mısır ülkesi güvenliğine bir tehdit oluşturuyorlardı. Firavun II. Ramses, saltanatının ilk başlarında, halefi Firavun Merneptah (MÖ 1213-1203) gibi Deniz Kavimlerini bir deniz savaşında yenmişti. Ancak Merneptah’ın ölümünden sonra Deniz Kavimleri savaş çabalarını daha da artırmış, o zaman da Mısır kontrolünde olan Kadeş şehrini yağmalamış ve sahil bölgelerinde yıkım yapmışlardı. Firavun III. Ramses, MÖ 1180-1178 yılları arasında, Deniz Kavimleri ile savaşmış ve en sonunda MÖ 1178 yılında yapılan Djahy Savaşında ve MÖ 1175 yılında Delta savaşında onları mağlup etmişti.

Map of the Late Bronze Age Collapse c. 1200 - 1150 BCE
M.Ö. 1200 - 1150 yılları civarında Geç Tunç Çağ'ının Çöküşü Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Ramses III saltanatı ardında, halefleri onun politikasını izlemeye devam etnmiş ancak Mısır halkı, fethedilen topraklardaki halkların ve özellikle de rahipler sınıfının giderek artan direnişiyle karşılaşmıştı. Firavun Tutankhamon’un, tanrı Amon eski dinini yeniden tesis etmesinden sonraki yıllarda ve özellikle II. Ramses yönetimi sırasında yaşanan büyük refah döneminde Amon rahipleri geniş araziler edinmiş ve büyük servet biriktirmişlerdi. Mısır ülkesinin içinde bulunduğu bu durum merkezi hükümeti tehdit ediyor ve birliğini bozuyordu. 20. Hanedanlığın son kişisi XI. Ramses (MÖ 1107-1077) dönemine gelindiğinde, Mısır Yönetimi, din adamlarının mutlak gücü ve yozlaşması nedeniyle o kadar zayıflamıştı ki, ülke yeniden parçalanma yaşamış ve merkezi yönetim çökmüş ve böylece Mısır Üçüncü Ara Dönemi (MÖ yaklaşık 1069-525) olarak bilinen dönem başlamıştır.

Mısır’ın Çökmesi ve İstilalar

Kushite/Kuşh Kralı Piye (MÖ 752-722) yönetimi döneminde Mısır ülkesi yeniden birleşmiş ve kültür alanında gelişme kaydedilmişti. Ancak Asurlular, MÖ 671 yılından itibaren Yeni Asur Kralı Esarhaddon yönetiminde Mısır topraklarını işgal etmeye başlamış ve halefi Kral Asurbanipal yönetimi döneminde, MÖ 666 yılında, Mısır’ı tamamen fethetmişlerdi. Mısır ülkesini kontrol altında tutmak üzere uzun vadeli planları olmayan Asurlular, yerel yöneticilerin insafına bırakarak Mısır’ı kendi kaderine terk etmişlerdi.

Daha sonra Mısır yeniden inşa edilmiş, güçlendirilmiş ve Pers Kralı II. Kambises, MÖ 525 yılında, Pelusium/Pelisyumda Mısır’ı almıştı. Mısırlıların kedilere (popüler tanrıça Bastet’in canlı temsilleri olduğu düşünülen) duydukları saygıyı bilen Pers Kralı II. Kambises, savaşçılarına kalkanlarının üzerine birer kedi resmi koymalarını ve Mısırlılar için kutsal olan kedi ve diğer hayvanları, Pelisyum liman kentine doğru ilerlerken, ordunun önüne sürmeleri emrini vermişti. Mısır güçleri teslim olmuş ve ülke Perslerin elin geçmişti. Makedonya Kralı Büyük İskender, MÖ 332 yılında, bölgeye geldiği zamana kadar Mısır ülkesi Pers güçleri işgali altında kalmıştı.

Büyük İskender Mısır’da adeta bir kurtarıcı olarak karşılanmış ve hiç savaşmadan Mısır ülkesini fethetmişti. İskenderiye şehrini kurmuş, Fenike bölgesini ve Pers İmparatorluğuna dâhil olacak diğer toprakları fethetmeye devam etmişti. Büyük İskenderin MÖ 323 yılında ölümünden sonra Generali Ptolemy I Store, İskenderin cenazesini İskenderiye şehrine getirmiş ve daha sonra Batlamyus Hanedanlığını (MÖ 323-30) kurmuştu.

Batlamyus Hanedanlığı en son kişisi, MÖ 31 yılında yapılan Aktium Savaşında Roma İmparatoru Octavian/Augustus Sezar komutasında Romalıların, Mısır güçlerini (ve aynı zamanda Kleopatra’nın yakın dostu Mark Antony güçlerini) yenilgiye uğratmasının ardından MÖ 30 yılında intihar eden Kleopatra VII olmuştur. Mısır ülkesi sonra Roma İmparatorluğu (MÖ 30-MS 676) ve daha sonra Bizans İmparatorluğu bir Eyaleti (MS 527- 646) olmuştu. Halife Ömer yönetimi döneminde, MS 646 yılında, Müslüman Arap güçleri Mısır topraklarını fethetmesinden sonra, Mısır ülkesi artık tamamen İslami yönetim altına alınmıştır.

Sonuç

Mısır ülkesi ihtişamlı geçmişi 18. ve 19. yüzyıllarda yeniden keşfedilmiş ve günümüzde bu keşfin antik dönem tarihi ve antik dünya anlayışı üzerinde derin bir etkisi olmuştır. Doğu ve Batı medeniyetleri konusunda eserleri olan tarihçi yazar Will Durant birçok kişinin hissettiği duyguları şöyle dile getirir:

Mısır, tarihinin şafağında başardıklarının etkisi veya hatırası her millet üzerinde ve her çağda etkili olmuştur. Gabriel Faure’nin dediği gibi “Mısır’ın dayanışma, birlik ve sanatsal ürünlerinin disiplinli çeşitliliği, uzun bir süre ve çabalarının sürekli gücü sayesinde, henüz yeryüzünde ortaya çıkmamış bir medeniyet olarak, dünyanın en büyük gösterisini sunması bile mümkündür”. Bu gösteriye eşit düzeyde bir katkıda bulunmak üzere elimizden geleni yapacağız. (217)

İster 19.yüzyılda araştırma yapan ilk arkeologların çalışmaları olsun (1822 yılında Rosetta Taşı’nı deşifre edip çözümleme yapan Mısırbilimci Jean-François Champollion gibi), ister Mısırbilimci ve Arkeolog Howard Carter’in, 1922 yılında, Krallar Vadisinde Firavun Tutankhamon Mezarı keşfini yapması gibi işlerde olsun, Mısır Kültürü ve tarihi uzun zamandan beri insanlar için evrensel bir cazibe kaynağı olmuştur. Yaşamın seyri İlahi büyü ile yaratılıp sürdürülen sonsuz bir yolculuk olduğuna dair eski Mısır inancı, daha sonraki kültürlere ve dini inançlara ilham kaynağı olmuştur.

Howard Carter & Tutankhamun
Howard Carter & Tutankamon New York Times (Public Domain)

Mısır dini ikonografisi ve inançları çoğu yönleriyle, o dönemde yeni bir din olan Hıristiyanlığa da girmiş ve sembollerinin çoğu, bugün büyük ölçüde aynı anlamla tanınmaya devam eder. Filmlerden, kitap ve resimlere ve hatta dini inançlara kadar pek çok alanda hayal gücüne dayalı çalışma eserlerinde, Mısır’ın evrene ve insanlığın bulunduğu yere dair yüceltici ve derin vizyonundan ilham almış ve de ilham almaya devam etmesi, Mısır medeniyeti gücünün önemli bir kanıtıdır.

Sorular & Cevaplar

Mısır’ın Adı nereden gelmiştir?

“Mısır” adı; Yunanca’da “Eegyptos” tanımlaması, Memphis şehri anlamında Mısır kelimesinden gelmektedir.

Mısır Kültürü ne kadar geçmişe dayanmaktadır?

Mısır Kültürü geçmişi; MÖ 6000 yılına, Hanedanlık Öncesi Dönemine kadar geçmişe gider. Bölge toprağında o zamandan önce yerleşik düzen vardı ve medeniyet zaten kurulmaya başlamıştı.

Mısır Afrika’da bir ülke mi?

Mısır; Kuzey Afrika’da yer almasından dolayı, Afrika’da bir ülke olarak kabul edilir?

Piramitleri kim inşa etmiştir?

Piramitler; Mısırlı vasıflı ve vasıfsız işçi gücüyle, ya bir ücret karşılığı ya da Kral’a borcu olan toplum kesiminin verdiği hizmetin bir parçası olarak inşa edilmiştir. Salt köle gücüyle inşa edilmemişlerdir.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Haziran 15). Antik Mısır: Denge ve Ahenk Tanrıları Diyarı. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-74/antik-misir/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mısır: Denge ve Ahenk Tanrıları Diyarı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Haziran 15, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-74/antik-misir/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mısır: Denge ve Ahenk Tanrıları Diyarı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 15 Haz 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-74/antik-misir/.

Reklamları Kaldır