Amarna

Tanım

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Burak Yildiz tarafından çevrildi
01 Ağustos 2017 tarihinde yayınlandı
Diğer dillerde mevcut: İngilizce, Portekizce, İspanyolca
X
Akhenaten and the Royal Family Blessed by Aten (by Troels Myrup, CC BY-NC-ND)
Akhenaton ve Kraliyet Ailesi Aton'un Saçtığı Işınlarla Kutsanırlarken
Troels Myrup (CC BY-NC-ND)

Amarna (Tel el-Amarna), Akhenaton (M.Ö. 1353-1336) döneminde ülkenin başkenti olan eski Mısır kenti Akhetaten'in (mısır dilindeki manası "küre'nin ufku'') bulunduğu bölgenin günümüzdeki Arapça adıdır. Bölgenin bilinen asıl adı Tell el-Amarna'dır ve keşfedildiğinde bölgede yaşayan Beni Amran kabilesinden ötürü bu adı almıştır.

Arkeoloji biliminde 'tell', bir bölgede belirli bir süre boyunca birbirini izleyen insan yerleşimlerinin harabeleri sonucunda oluşan bir höyüktür. Her yeni kuşak bir öncekinin harabeleri üzerine yapı inşa ettikçe, yapılarının yüksekliği artarak suni bir tepe meydana getirmektedir. Amarna'nın alışılmış 'tell' höyüklerden farkı, herhangi bir dış gücün ya da depremin etkisi altında kalmayıp antik çağda üzerine hiçbir zaman yapı inşa edilmemiş olmasıdır; bunun yerine Akhenaton'un adını ve başardığı icraatları tarihten silmeye çalışan firavun Horemheb'in (yaklaşık M.Ö. 1320-1292) emri üzerine yıkılmıştır; bunun ardından harabeleri yüzyıllarca Nil Nehri kıyısındaki düzlüklerde kalmış ve yakınlarda yaşayan diğer insanlar tarafından üzerine zamanla yapılar inşa edilmiştir.

İktidara geldiğinde ise Akhenaton (IV. Amenhotep), tıpkı tüm krallar gibi ülkedeki ma'at'ı (düzen ve dengeyi) korumakla yükümlü güçlü bir kraldı. Ma'at, yaşamın tüm yönlerinin olması gerektiği gibi dengeli ve adaletli bir düzen içerisinde sürmesini sağlayan kültürün temel değeriydi. Bu değer yaratılışın başlangıcında ortaya çıkmıştı ve dolayısıyla, elbette, bir kralın ma'at'ı koruyup gözetmesi büyük ölçüde geleneksel ayin ve ritüeller sayesinde tanrılara gereken saygıyı göstermesine dayanıyordu.

AKHENATON'UN (IV. Amenhotep) TEK HAKİKİ TANRISI IŞIK, YANİ TÜM YAŞAMI AYAKTA TUTAN GÜNEŞİN IŞIĞI İDİ.

Her ne kadar Akhenaton başlarda bu uygulamaya bağlı kalsa da, hükümdarlığının beşinci yılında (yaklaşık M.Ö. 1348) eski Mısır dinini ortadan kaldırmış, tapınakları kapatmış ve halka kendi tek tanrılı inancını dayatmıştır. Bu reform, tektanrıcılar arasında son 100 yıl boyunca destek görse de, büyük ölçüde tapınaklara bağlı olan Mısır ekonomisini sarsmış, kralın dikkatinin dış ilişkilerden kopmasına neden olmuş, ordunun durumunu sekteye uğratmış ve Mısır'ın komşu ülkeler arasında büyük bir statü kaybına uğraması sonucunu doğurmuştur.

İşte bu gibi nedenlerden ötürü Akhenaton'un oğlu ve veliahtı Tutankhamun (yaklaşık M.Ö. 1336-1327) Mısır'ı yeniden eski dini geleneklerine döndürerek babasından kalan tek tanrıcılığı kabul etmemiştir. Ancak Mısır'ın yeniden inşasını tamamlayacak kadar uzun yaşamamış ve bu yüzden Horemheb tarafından gerçekleştirilmiştir. Mısır tarihinin bu dönemi Amarna Dönemi diye bilinmekte ve çoğunlukla Akhenaton'un reformlarıyla Horemheb'in hükümdarlığı arasında geçen dönem (yaklaşık M.Ö. 1348 - yaklaşık M.Ö. 1320) şeklinde tarihlendirilmektedir.

Tanrı'nın Kenti

Akhenaton'un (IV. Amenhotep) diğer tüm tanrıların yerine koymayı seçtiği tanrı kendi yaratımı değildi. Mısırbilimci David P. Silverman, Akhenaton'un yaptığının bu tanrıyı yüce bir varoluş düzeyine yükseltmek ve ona bir zamanlar Amun ile ilişkili olan vasıfları yüklediğini, ancak bu tanrının taşıdığı şahsi özelliklerin hiçbirini yüklemediğini belirtmektedir. Silverman şöyle aktarıyor:

Geleneksel tanrılardan ziyade, bu tanrı tasvir edilemezdi: Amarna sanatına hakim olan ışınları olan güneş diski sembolü, 'ışık' manasına gelen hiyeroglifin büyük ölçekli bir modelinden ibaret değildir. (128)

Akhenaton'un (IV. Amenhotep) tek haki̇ki̇ tanrısı ışık, yani̇ tüm yaşamı ayakta tutan güneşi̇n ışığı i̇di̇. Akhenaton'un Aton'a hitaben yazdığı Büyük İlahi'de ifade ettiği gibi, tanrısı kıskanç, depresif, öfkeli olamaz ya da dürtüleriyle hareket edemezdi; o yalnızca varlığını sürdürüyor ve bu varlığıyla diğer her şeyin var olmasına vesile oluyordu. Böylesine güçlü ve hayranlık uyandıran bir tanrıya başka bir tanrının yeniden inşa edilmiş tapınağında ya da diğer tanrılara ibadet edilen hiçbir kentte ibadet edilemezdi; yalnızca kendi onuruna ve büyük hayranlığı adına inşa edilmiş yeni bir kente ihtiyacı vardı.

Akhenaten Stele
Akhenaton Steli
wikipedia user: Maksim (Public Domain)

Bu kent, kuzeydeki Memfis ve güneydeki Teb'in yer aldığı iki geleneksel başkentin ortasına inşa edilmiş olan Akhetaten idi. Kentin çevresine aralıklarla dikilen sınır stelleri kentin nasıl kurulduğunu anlatıyordu. Bir tanesinin üzerinde, Akhenaton belirlediği yerin doğal yapısını şöyle anlatıyor:

İşte onu bulan Firavun'dur - onu ne bir tanrının, ne bir tanrıçanın, ne bir erkek hükümdarın, ne bir kadın hükümdarın, ne de herhangi bir halkın malı değildir. (Snape, 155)

Diğer steller ve yazıtlar, kentin kuruluşunun Mısır kralı sıfatıyla değil, tamamen bireysel çabalarıyla Akhenaton'un (IV. Amenhotep) kendi inisiyatifiyle gerçekleştiğini net bir şekilde ortaya koymaktaydı. Yeni Mısır Krallığı'nın (yaklaşık M.Ö. 1570 - yaklaşık 1069) bir firavun, kendi krallığı adıyla ve kendi tanrısının yüceltilmesi amacıyla bir kent ya da tapınak inşa ettirmek ya da dikili taşlar ya da anıtlar diktirmek üzere bir komisyon kurardı, ancak yapılan bu projeler yalnızca krala değil, tüm halka hizmet edecekti. Akhenaton'un kenti yalnızca tanrısı adına kendisine detaylı bir kutsal mekan sağlamak amacıyla inşa edilmişti.

Kentin Tasarımı ve Planlaması

Akhetaten , Nil'in doğu yakasında kıyı ile Asyut'un üzerindeki kayalıklar arasında 6 mil (9.65 km) uzunluğunda bir alana yayılmıştı. Bazı sınırları belirleyen steller doğrudan kayalıklara oyulurken, diğerleri ise kentin uzak taraflarında ayakta duruyordu. Kentin dört ana bölgesi Kuzey Kent, Merkez Kent, Güney Banliyöleri ve Kenar Mahallelerinde idi; bu adların hiçbiri antik dönemlerde bölgeleri adlandırmak amacıyla kullanılmamıştı.

Kuzey Şehri, ziyaretçilerin kabul edildiği ve Aton'a ibadet edildiği Kuzey Sarayı çevresinde inşa edilmişti. Kral ailesi bu sarayın arka tarafındaki odalarda yaşıyordu ve Delta bölgesinin bollu oluşunu gösteren doğa manzaralarıyla bezeli en gösterişli odalar, içlerinde yaşadığına inanılan Aton'a adanmıştı. Aton'a yapılan bu karşılama hareketi, Akhetaten'deki yapıların genelinde görülen bir özellik olarak sarayın çatısının olmamasıydı.

Amarna, Northern Palace
Amarna, Kuzey Sarayı
Chanel Wheeler (CC BY-SA)

Merkez Kent, Büyük Aton Tapınağı ve Küçük Aton Tapınağı çevresinde tasarlanmıştı. Kentin bürokratik merkezini yöneticilerin çalıştığı ve yaşadığı yeri temsil ediyordu. Güney Banliyöleri varlıklı elit tabakanın yaşadığı bölgeydi ve büyük mülkler ile anıtlarla donatılmıştı. Kentin kenar mahallelerinde ise, tarım arazilerinde ve mezarlıklarda çalışan köylü çiftçiler yer alıyordu.

Akhenaton (IV. Amenhotep), sınır stellerinden de anlaşılacağı üzere kenti tanrısı adına bizzat kendisi tasarlamış ve eşi olan Nefertiti (yaklaşık M.Ö. 1370 - yaklaşık M.Ö. 1336) de dahi başka hiç kimsenin öneri ya da tavsiyesini dikkate almamıştı. Eşinin tam olarak ne tür tavsiyelerde bulunmuş olabileceği kesin değildir, ancak Akhenaton'un onun tavsiyelerini dikkate almadığını ifade etmesi, bunların önemli tavsiyeler olduğuna dair bir gösterge gibi durmaktadır. Mısırbilimci Steven Snape şu yorumu getirir:

Açıkça görülüyor ki sınır stellerine oyulmuş olan yeni kentin "tanıtım planı" kral, yakın ailesi, tanrı Aton ve Aton kültüne ilişkin din görevlilerine yapılacak hizmetleri tarif etmekle yakından ilgilenmektedir. Amarna sakinlerinin büyük çoğunluğunun, yani yeni kentte yaşamak üzere kendi evlerinden (muhtemelen istemeyerek) taşınacak olan insanların gereksinimlerini tamamen görmezden geldiği de son derece aşikârdır. (158)

Akhenaton (IV. Amenhotep) başkentini Akhetaten'e taşımasının ardından tüm ağırlığını Aton'a ibadet etmeye vererek hem devlet işlerini hem de kent dışındaki çöküş sürecine doğru sürüklenen ülkenin içinde debelendiği koşulları giderek artan boyutlarda göz ardı etmeye başlamıştı.

Akhenaton'un Hükümdarlığı ve Amarna Mektupları

Amarna Mektupları, M.S. 1887 yılında Akhetaten'de bulunan ve gübre aramak üzere kazı yapan yerel bir kadının keşfettiği çivi yazılı tabletlerdir. Mısır kralları ile dış ülkelerden gelen krallar arasında yapılan yazışmaları ve dönemin resmi belgelerini içeren mektuplardır. Bu mektupların çoğu, Akhenaton'un (IV.Amenhotep) kendisini ilgilendiren bir mesele söz konusu olduğunda muktedir bir hükümdar olduğunu, ancak saltanatı boyunca bir hükümdarın sorumluluklarına giderek artan derecede ilgisinin zayıfladığını ortaya koymaktadır.

Bir mektubunda, yabancı hükümdar Abdiaşirta'yı (Aziru olarak da bilinir) bir diğer hükümdara, (öldürülen) Ribaddi'ye karşı yaptıklarından ve o zamanlar Mısır'ın düşmanı olan Hititlerle kurduğu yakın ilişkiden ötürü sert bir dille paylamaktadır. Kuşkusuz bu, Ribaddi'nin (Rib-Hadda) ölümü ve Biblos'un ele geçirilmesiyle alakalı her türlü adalet duygusundan ziyade, Mısır ile Hatti Ülkesi arasındaki tampon devletleri (örneğin Abdiaşirta'nın etkisi altındaki Kenan ve Suriye) yakın ilişkiler kurma isteğiyle ilgilidir.

The Amarna Letters
Amarna Mektupları
Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Akhenaton'un (IV.Amenhotep) bu soruna gösterdiği ilginin devletin çıkarlarına yaradığından hiç kuşku yoktur, ancak diğer benzer meseleler görmezden gelindiğinden, yalnızca kendisini etkileyen meseleleri ele almayı seçtiği görülmektedir. Akhenaton kuzeydeki Hitit ilerleyişleri Abdiaşirta'nın salıverilmesini mecbur kılana kadar onu Mısır'a getirtip bir yıl boyunca hapiste tutmuştur, ancak bu durumla alakalı mektupları ile diğer benzer konulardaki kral mektupları arasında bariz bir fark olduğu görülmektedir.

Akhenaton'un (IV.Amenhotep) devlet işleriyle yakından ilgilendiğine dair bunun gibi örnekler olmakla beraber, dini reformları ve saraydaki yaşamı haricindeki her şeyi görmezden geldiğine ilişkin kanıt sunan pek çok örnek de vardır. Öte yandan, bu meselenin, tıpkı Akhenaton'un Amarna Dönemi denilen hükümdarlığının tamamında yaşandığı gibi, günümüzdeki akademisyenler arasında sıklıkla ve hararetli bir dille tartışılan bir mevzu olduğunu da unutmamak gerekir. Bununla ilgili olarak Dr. Zahi Hawass şöyle belirtmektedir:

Bu dönem üzerine Mısır tarihinin diğer dönemlerinden çok daha fazla şey yazılıp çizilmiştir ve akademisyenlerin fikir ayrılıkları yüzünden birbirlerine girdikleri ya da hiç değilse ciddi anlamda saygısızlık yaptıkları bilinir. (35)

Gerek Amarna mektuplarından gerekse Tutankhamun'un sonradan yayımladığı kararnameden edinilen kanıtların yanı sıra arkeolojik bulgular, Akhenaton'un (IV.Amenhotep) tebaası ve vasal devletler bakımından pek de matah bir hükümdar olmadığını ve hükümdarlığının, Hawass'ın ifadesiyle, "dış politikaya ilgisini kaybetmiş, içe dönük bir rejim" olduğunu kuvvetle ortaya koymaktadır (45).

Akhenaton (IV.Amenhotep) kendisini ve eşini yalnızca tanrıların hizmetkârları olarak değil, aynı zamanda Aton'un ışığının vücut bulmuş halleri gibi görmüştür. Bu dönemin sanat eserlerinde kral ailesinin garip derecede uzun ve ince olarak tasvir edilmesi bazılarınca "gerçekçilik" şeklinde yorumlansa da, bunun sembolizm olma ihtimali oldukça kuvvetlidir. Akhenaton'a göre, tanrı Aton diğer tanrılardan farklı - gözle görülmez, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve dönüşüm yaratan - ve bu döneme ait sanat bu inanışı resmedilen garip derecede uzun ve narin figürlerde yansıtılıyor gibi görünmektedir: Aton'un dokunuşlarıyla değişim geçirmiştir.

Kentin Yıkılışı

Akhenaton'un ölümüne kadar kent gelişti; ardından Tutankhamun başkenti önce Memfis'e sonra da Teb'e taşıdı. Tutankhamun, babasının politikalarını tersine çevirmek ve Mısır'ı yaklaşık 2.000 yıl boyunca kültürünü ayakta tutan ve gelişmesine katkıda bulunan eski inanç ve geleneklerine kavuşturmak amacıyla gerekli önlemleri almaya başladı. Bu dönemde tapınaklar tekrardan açıldı ve tapınaklara bağlı olan ticaret merkezleri yenilendi.

Tutankamon bu reformları bitiremeden ölünce, bunlar veliahtı olan eski vezir Ay ve ardından gelen Horemheb eliyle devam ettirildi. Horemheb, Akhenaton'un emrinde bir general olup ona büyük bir sadakatle bağlıydı, ancak dini reformlarına şiddetle karşı çıkıyordu. Horemheb tahta çıktığında, Akhetaton kenti hala dimdik ayaktaydı (bu sırada kendisine inşa edilen bir tapınağın da gösterdiği üzere) ama uzun süre sağlam kalamayacaktı. Kentin yerle bir edilmesini ve kalıntılarının kendi projelerine dolgu maddesiyle yapılmasını emretti.

Relief of Horemheb
Horemheb'in Kabartması
Tjflex2 (CC BY-NC-ND)

Horemheb, Akhenaton'un adını ve yaptığı icraatları ortadan kaldırmaya öylesine kendini adamıştır ki, Mısır'ın bundan sonraki tarihi kayıtlarının hiçbir yerinde Akhenaton'un adı geçmemektedir. Kendisinden bahsedilmesi gereken yerlerde yalnızca "Akhenaton'un kafiri" ifadesiyle bahsedilmiş, ancak hiçbir zaman adı belirtilmemiş ve firavun olarak bulunduğu pozisyona ilişkin bilgi verilmemiştir.

Kentin Keşfedilmesi ve Korunması

Kentin kalıntıları ilk kez M.S. 18. yüzyılda Fransız rahip Claude Sicard tarafından haritalandırılıp çizilmişti. Sonrasında diğer Avrupalılar da bölgeyi ziyaret etmiş ve Amarna Mektupları'nın keşfedilmesinin ardından bölgeye duyulan ilgide artış yaşanmıştı. Bu bölge, M.S. 19. yüzyılın sonlarında Napolyon'un Mısır seferi sırasında mühendisler birliği tarafından keşfedilmiş ve haritalandırılmıştı; bu çalışma, Rosetta Taşı'nın yaklaşık M.S. 1824 yılında çözülmesiyle ve eski Mısır hiyerogliflerinin okunabilmesiyle beraber diğer arkeologların da ilgisini cezbetmişti. Dolayısıyla Akhetaten'in adı bilinmesine rağmen taşıdığı değer bilinmiyordu. M.S. 20. yüzyılın başlarında arkeologlar Horemheb'in dolgu maddesi olarak döktüğü kalıntıları keşfedene kadar Akhetaten'in öyküsü sonunda bir araya getirilebildi.

Günümüzde bu arazi, Amarna Projesi kapsamında korunmakta ve kazılmakta olan geniş, çorak ve harabeye dönmüş yapılardan oluşan bir alandır. Teb harabeleri ya da Deir el-Medina (Set Maat) köyünden farklı olarak, Akhetaten'den kalan çok az şey ziyaretçilerin beğenisini kazanmaktadır. Mısırbilimci Steven Snape'in yorumuna göre, "modern arkeologlar tarafından kentin bazı kısımlarının yapılan gösterişsiz rekonstrüksiyonları sayılmazsa, Amarna kentine ilişkin görülebilecek hemen hemen hiçbir şey yoktur" (154). Her ikisi de antik Mısır'ın başkentlerinden olan Memfis ve Pi-Ramesses kentlerinin yanı sıra diğer pek çok kent de günümüzde Amarna'da kalanlardan çok daha az sayıda anıtın bulunduğu büyük çaplı boş arazilerdir.

Amarna'yı bu açıdan özel kılan nokta, kentin ne zaman ne de işgalci bir ordu tarafından yerle bir edilmesi değil, onu yaptıran kralın veliahtı tarafından yıkılmış olmasıdır. Mısır'ın antik tarihinde başka hiçbir zaman bir kent, bir kralın veliahtı tarafından o kralın adını kazımak maksadıyla yıkılmamıştır. Birinin adını bir tapınaktan, anıttan ya da mezardan kazımak onu ebediyen mahkum ettirmek manasına geliyordu, ancak bu örnekte olduğu gibi bu adın bütün bir kentten kazınması ancak Horemheb'in içindeki adalet duygusunu tatmin edebilirdi.

Mısırlılar kişinin ölümden sonraki yaşamında ebedi yolculuğuna çıkabilmesi amacıyla yaşayanlarca hatırlanmasının önemli olduğuna inanırlardı. Akhenaton'un olayında tahrif edilen yalnızca bir mezar ya da tapınak olmayıp, onun yaşamının ve hükümdarlığının bir bütünüydü. Akhetaten'in Mısır'ın her kentindeki tüm anıtları yerle bir edildi ve kendi adını ya da tanrısını taşıyan her türlü keskilerle yazıt üzerinde oynamalar yapılmıştı. Akhenaton'un dinden sapması öylesine vahim ve ülkesine verdiği zarar öylesine ağır kabul ediliyordu ki, eski Mısır'da verilebilecek en kötü cezayı kazandığı düşünülüyordu: varolmayışı.

Çevirmen Hakkında

Burak Yildiz
1994 yılında Türkiye'nin güneydoğusunda, Diyarbakır'da doğdum. İstanbul'da yaşıyorum. Mütercim Tercümanlık (İngilizce) mezunuyum. TEDx platformunda 2021 yılından beri Gönüllü Çevirmenlik yapıyorum. Liseden itibaren tarihe çok ilgim var.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Serbest yazar ve yarı zamanlı olarak New York Marist College'da Felsefe bölümü öğretim üyesi olarak çalışan Joshua J. Mark; Yunanistan ve Almanya'da yaşadı ve Mısır'ı seyahat etti. Tarih, edebiyat, yazı ve felsefe sahalarında lisans seviyesinde ders vermektedir.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2017, Ağustos 01). Amarna [Amarna]. (B. Yildiz, Çevirmen). World History Encyclopedia. alınmıştır https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12780/amarna/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Amarna." tarafından çevrildi Burak Yildiz. World History Encyclopedia. Son güncelleme Ağustos 01, 2017. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12780/amarna/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Amarna." tarafından çevrildi Burak Yildiz. World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 01 Ağu 2017. İnternet. 24 May 2024.