İyonya

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Reconstruction of Ancient Priene (by Ancient History Magazine/ Karwansaray Publishers, Copyright)
Antik Priene'nin Rekonstrüksiyonu Ancient History Magazine/ Karwansaray Publishers (Copyright)

İyonya, Batı Anadolu'da (günümüz Türkiye'si) MÖ 1150 civarında İyonyalıların (İyon lehçesini konuşan Yunanlılar) yaşadığı bir bölgeydi. Yunan felsefesinin doğduğu yer (Milet) ve MÖ 490 ile 480'de Perslerin Yunanistan'ı işgaline yol açan İyon İsyanı'nın gerçekleştiği yer olarak bilinir.

Anadolu'nun batı kıyıları, büyük ölçüde ticaret için su yollarının yakınında kalan Miken Medeniyeti'nin (MÖ 1700-1100) yerleşimcilerince iskan edilmişti. İç kısımlar, Tunç Çağı Çöküşü'ne (MÖ 1250-1150) dek Hitit İmparatorluğu'nun (MÖ 1400-1200) bir parçasıydı; ancak tesir sahaları, İyonya adını alacak kıyı bölgelerine kadar uzanmıyordu. Hititlerin yıkılmasından sonra bölgede Frigya Krallığı, Karya, Lidya ve Misya ile birlikte ortaya çıktı ve bu son üç krallık, kuzeyde Hermos Nehri'nin ağzından güneyde Maeandros'a kadar olan bölgeyi kontrol ediyordu; bu bölge daha sonra İyonya olarak anılacaktı.

Bölgedeki on iki İyon şehri şunlardı:

  • Phokaia
  • Klazomenai
  • Kolophon
  • Teos
  • Lebedus
  • Efes
  • Sakız
  • Erythrai
  • Samos
  • Priene
  • Myus
  • Milet

Bu 12 şehir, MÖ 7. yüzyılda sosyo-dini bir pakt olan İyon Birliği'ni kurdu ve ardından Symrna (İzmir) de onlara katıldı. Bölgenin nüfusu, kuzeyde Aiol Yunanlıları, güneyde Dor Yunanlıları ve Misya, Lidya ve Karya krallıklarının halkları olmak üzere çeşitlilik gösteriyordu. Bu halkların hepsi ticaret yoluyla irtibatta bulunuyor ve İyonyalılarla izdivaçlar yapıyordu. Mikenlilerce kurulan ticaret limanları, Fenike ve Yunanistan anakarasından tüccarları çekerek bu karışıma katkıda bulundu ve düşünülen o ki, Miletli Thales (MÖ y. 585) ile başlayan ve diğer Sokrates Öncesi Filozoflar tarafından geliştirilen ilk ilmi devrime yol açan verimli entelektüel atmosferi sağladı.

HERODOT'A GÖRE, İYONLULAR ADLARINI ATİNA'NIN EFSANEVİ KRALI İON'DAN ALMIŞLARDIR.

II. Kiros (Büyük Kiros, MÖ 550-530), MÖ 547'de Thymbra Muharebesi'nde Lidya Kralı Kroisos'u mağlup ettikten sonra, bölge Ahameniş Pers İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi ve MÖ 499'da halk, Atina ve Eretria tarafından desteklenen İyon İsyanı'nda (MÖ 499-493) ayaklandı. Buna misilleme olarak, I. Darius (Büyük Darius, MÖ 522-486), MÖ 490'da Yunanistan'a ilk Pers istilasını başlattı ve bu istila Maraton Muharebesi'nde durduruldu. Oğlu ve halefi I. Serhas (MÖ 486-465), MÖ 480'de ikinci istilayı başlattı ve bu istila da mağlubiyete uğradı.

The Regions of Ancient Anatolia
Antik Anadolu'nun Bölgeleri Emok (CC BY-SA)

İyonya, MÖ 335'ten sonra Büyük İskender'in imparatorluğunun bir parçası oldu ve MÖ 323'teki ölümünden sonra generalleri arasında savaşlar yaşandı ve her askeri çatışmada farklı bölgeler el değiştirdi. Sonunda esas olarak Seleukos İmparatorluğu tarafından kontrol altına alındı. Seleukos İmparatorluğu, MÖ 189'da Roma'ya kaptırdı ve Romalılar, bölgeyi Pergamon'daki Attalos Hanedanlığı'nın (aynı zamanda Pergamum olarak da bilinir) kontrolüne verdi. İyonyalılar, Roma Devri boyunca ve 1453'ten sonra kontrolü ele geçiren Osmanlı İmparatorluğu devrinden günümüze kadar bölgede yaşamaya devam ederek bölgenin zengin kültürüne katkıda bulundular.

Adı ve Erken Tarihi

Herodot'a (MÖ 484-425/413) göre İyonyalılar, adlarını, sosyal nizamı sağlamak için halkı dört kabileye ayıran efsanevi Atina kralı İon'dan almışlardır. Atina ile yakın bağları vardı ancak kendilerini Atinalı değil, İyonlu olarak görüyorlardı; ancak Herodot, bu iddianın esasen anlamsız olduğunu belirtir:

"İyonyalı" adına diğer bütün İyonlulardan daha fazla bağlı oldukları doğrudur, bu yüzden saf İyonlu olduklarını iddia etmelerine izin verin. Ancak aslında bu ad, kökenini Atina'ya kadar götürebilen herkes için geçerlidir. (Kitap I; 147)

İyonyalılar aslen Mora'lıydı, ancak Herodot, Strabon ve Pausanias'a göre Akalar tarafından kovulmuş ve sığındıkları Atina'ya kaçmışlardır. Daha sonra Anadolu'ya göç ederek kıyı şeridinin verimli bölgesine yerleşmişlerdir. Herodot, bölge ve yerleşimciler hakkında şunları söyler:

İklim ve hava şartları açısından, bilinen dünyada bu İyonyalıların topluluklarını kurduğu bölgeden daha güzel bir bölge yoktur. İyonya ile kuzey ve güneydeki topraklar arasında bir kıyaslama yapmak mümkün değildir; bazıları soğuk ve yağmurdan muzdaripken, diğerleri bunaltıcı derecede sıcak ve kuraktır.

Hepsi aynı dili konuşmasa da dört farklı lehçeleri vardır. Milet, en güneydeki İyon topluluğudur; onu Myus ve Priene takip eder; bu yerler Karya'da bulunur ve birbirleriyle aynı lehçeyi konuşurlar. Ayrıca, Lidya'daki İyon toplulukları vardır: Efes, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai ve Phokaia. Bu topluluklar, daha önce bahsettiğim yerlerde konuşulandan oldukça farklı bir lehçeyi paylaşırlar. Üç İyon topluluğu daha vardır; ikisi adalarda (yani Samos ve Sakız), diğeri ise anakaradadır. (Kitap I; 142)

Ephesus terrace houses: Mosaics and Art
Efes teras evleri: Mozaikler ve Sanat Ronnie Jones III (CC BY-NC-SA)

İyon Birliği, Poseidon'a adanmış Panionium olarak bilinen mabette her yıl tertiplenen Panionion Festivali'nde kutlanan müşterek kültürel inançların bir ifadesi olarak bu on iki kişi tarafından oluşturulmuştur. İyon Birliği hiçbir zaman siyasi veya askeri bir ittifak değil, ortak inançların ve tarihin bir kabulü olmuştur. Panionion Festivali, katılımcıların müşterek bir bağı kabul ettiği, lakin bunun dışında mutlaka iyi geçinmediği veya sosyal olarak irtibatta bulunmadığı büyük bir yıllık aile toplantısına benzetilebilir.

İYONYALILAR KENDİLERİ İÇİN BİR MAZİ VE HÜVİYET YARATMIŞ GİBİ GÖRÜNMEKTEYDİLER VE BU YÜZDEN, ANANEVİ ANLAYIŞ VE PRATİKLERE DİĞER HALKLAR KADAR BAĞLI DEĞİLLERDİ.

Daha önce de belirtildiği gibi, İyonyalıların MÖ 1150 civarında bölgede oldukları anlaşılmaktadır, ancak Homeros'un MÖ 8. yüzyılda kendilerinden bahsetmesine kadar oradaki tarihlerine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Anadolu'nun tarihi kayıtlarına Arkaik Dönem'de (MÖ 8. yüzyıl-480) girerler; şehirlerini kurduktan sonra bölgeyi keşfe çıkarlar ve Milet gibi bazı şehirler koloniler kurarlar. İyon şehir devletleri, MÖ 7. yüzyılda, Lidya Kralı Gyges'in (MÖ 680-645 civarı) Kolophon ve Milet'i fethedip daha sonraki Lidya akınlarına zemin hazırladığı dönemde, mahalli ve uzun mesafeli ticarette gelişiyordu.

Lidya ve Bilimsel Devrim

İyonya, selefleri Gyges'in bölgeye yönelik politikalarını sürdüren Lidyalı Kroisos (MÖ 560-546) tarafından tamamen fethedildi. Herodot şöyle der:

Kroisos'un saldırdığı ilk Yunanlılar Efesliler'di, ancak daha sonra bütün İyon ve Aiolia şehirlerine teker teker saldırdı. Bunu yaparken her zaman farklı gerekçeler öne sürdü; bazılarına daha ciddi ithamlarda bulunarak daha ciddi suçlamalar yöneltebildi, ancak bazılarında ise ehemmiyetsiz ithamlarda dahi bulundu. (Kitap I.26)

Yine de Kroisos bir despot değildi ve İyon şehir devletlerine mühim bir muhtariyet tanıdı. Ayrıca şehirlerdeki kamu çalışmalarına da katkıda bulundu; en ünlüsü Efes'teki Artemis Mabedi'nin yeniden inşasına yaptığı bağıştı. İyonya, en azından ruhen, her zaman olduğu gibi müstakil bir bölge olmaya devam etti; kolektif bir mazinin yeniden tahayyül edilmesi, daha fazla düşünce ve ifade hürriyetine imkan sağladı. Bu, efsanevi İyon'u ataları, kendilerini ise "gerçek İyonlular" olarak görme iddialarıyla ispatlanmaktadır; zira Herodot'un da belirttiği gibi, Atina soyundan gelen herkes İyonlu sayılır ve İyon'un tarihi bir temeli yoktur. İyonlular kendileri için bir mazi ve hüviyet yaratmış gibi görünmektedir ve bu sebeple diğer halklar kadar ananevi anlayış ve pratiklere bağlı değillerdi.

Red-Figure Depiction of Croesus
Kroisos'un Kırmızı Figürlü Tasviri Marco Prins (Public Domain)

Bunun, MÖ 6. yüzyılda Milet'te başlayan bilimsel devrime yol açtığı düşünülmektedir. Bu bağlamda "bilimsel devrim" mefhumu, dünyanın yaratılışı ve işlemesine dair kritik düşüncenin ortaya çıkışı olarak anlaşılmalıdır. Bu devirde, kozmosun, yeryüzündeki insanlarla günlük olarak irtibat kuran antropomorfik tanrılarca yaratıldığı düşünülüyordu. Bir dere yahut ırmak belirli bir şekilde akıyorsa, bunun sebei tıpkı bir ağacın şekline sahip olmaları gibi, tanrıların bunu belirlemesi ve onların mesele ve çatışmalarının dağların, vadilerin ve mevsimlerin akışını oluşturmasıydı.

Miletli Thales, bilinen dünyanın bu yönlerinin hiçbirinin mecburi olarak tanrıların işi olmadığını, tabii olarak meydana geldiğini ve eğer öyleyse, sebeplerinin bilinebileceğini iddia etti. Müşahede edilebilir ve hatta görünmez hadiselerin altında yatan formu sağlayan evrenin temel "maddesi" olan bir İlk Sebep olduğunu iddia eden ilk Yunan filozofudur. Bu İlk Sebebin su olduğu sonucuna vardı çünkü su, özünde değişmeden kalırken form değiştirebilir (buhar veya buz haline gelebilir). Buhar yalnızca seyreltilmiş sudur; buz ise donmuş halde sudur.

Thales, "tanrılar" yerine "enerjiler" ifadesini kullandı ve "enerjiyi" "ruh" (anima) olarak ifade etti; hareket eden her şeyin bu hareketi mümkün kılan bir "güç kaynağına" sahip olması gerektiğini ve bu enerjinin tanrılardan gelen tabiatüstü bir armağan değil, tabii olarak meydana geldiğini söyledi. Thales, Babil'de tahsil görmüştü ve bazı bilim insanlarına göre fikirlerini Babil ve Mısır dinlerinden ilhamla geliştirmişti; bazılarına göre ise orijinal bir mütefekkirdi. Ancak dünyanın işleyişinin müşahede ve deneme yoluyla bilinebileceği sonucuna ilk varan oydu; Thales, İyonya ve diğer yerlerdeki Sokrates Öncesi filozoflara da ilham kaynağı olmuştu.

Bias of Priene
Priene'nin Peşin Hükm Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Pers ve İyon İsyanı

Thales, Delphi'deki Kahin'den gelen mesajı Ahameniş İmparatorluğu'nu fethedeceği şeklinde yanlış yorumlayan Kroisos'un mağlubiyetine yol açan seferi başlattığı esnada Lidya ordusunda mühendis olarak vazife yapmıştı. Kroisos, Pteria Muharebesi'nde II. Kiros ile berabere kaldı ve ardından MÖ 547'de kış için terhis olmak üzere geri çekildi. Ancak II. Kiros ananevi savaş kaidelerini hiçe sayarak Lidya başkenti Sardes'te Kroisos'un üzerine yürüdü. Thymbra Muharebesi'nde Lidya ordusunu yenerek İyonya da dahil olmak üzere Lidya'yı imparatorluğunun bir parçası haline getirdi. Herodot, Lidya mağlubiyetine İyonyalıların tepkisini şöyle anlatır:

Lidyalılar Persler tarafından mağlubiyete uğratıldıktan sonra İyonyalılar ve Aioller'in ilk yaptıkları şey, Sardes'teki Kiros'a bir heyet göndermek oldu. Çünkü Kiros'a tabi olma şartlarının Kroisos'a tabi olma şartlarıyla aynı olmasını istiyorlardı. Kiros, heyetin tekliflerini dinledikten sonra onlara bir hikâye anlattı. Bir kavalcı, denizde balıklar gördüğünü ve kıyıya çıkacakları ümidiyle kavalını çaldığını anlattı. Ümitleri suya düşünce bir ağ kaptı, çok sayıda balığın üzerine attı ve onları suya çekti. Balıkların çırpındığını görünce, onlara, "Şimdi dans etmenin bir anlamı yok, çünkü kavalımı çaldığımda dans etmeye gelmediniz," dedi. Kiros'un bu hikâyeyi İyonyalılara ve Aiolyalılara anlatmasının sebebi, İyonyalıların daha önce Kiros'a Kroisos'a karşı ayaklanmalarını isteyen bir mesaj gönderdiğinde onu dinlemeyi reddetmeleriydi. Halbuki savaş bitip kazanılmıştı ve artık onun istediğini yapmaya hazırdılar... Mesajı şehirlerdeki İyonyalılara ulaştığında, hepsi savunma duvarları inşa ettiler ve Panionion'da toplandılar - hepsi, yani Lydia Kiros ile anlaşmasını yenileyen tek taraf olan Miletoslular hariç. (Kitap I; 141)

Kiros, İyon şehir devletlerine Kroisos'unkiyle aynı, hatta daha fazla muhtariyet teklif etti; ancak bu, her şehrin başına atanan ferdi satrapın (valinin) politikalarına bağlıydı. MÖ 499'da, Milet satrapı Histiaeus (ö. MÖ 493), I. Darius tarafından Susa'daki başkentine danışman olarak (ve sadakatini ispatlamak üzere) davet edildi ve Histiaeus'un damadı Aristagoras (ö. MÖ 496), Histiaeus dönene kadar geçici satrap oldu. Aynı yıl, haklarından mahrum bırakılmış Nakşa vatandaşlarından oluşan bir heyet, kendilerini yeniden kurmak için askeri yardım istemek üzere Aristagoras'a geldi ve bunun kendisine nasıl fayda sağlayacağını gören Aristagoras, bu fikri I. Darius'un kardeşi Artaphernes'e iletti ve Artaphernes de I. Darius'un rızasını aldı.

Map of the Greek City-states c. 500 BCE
Yunan Şehir Devletleri, y. MÖ 500 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Sefer, Pers donanmasının başında Pers amirali Megabates (Artaphernes'in kuzeni) ve İyonya'nın başında Aristagoras ile başlatıldı. İkili arasında çıkan bir münakaşanın ardından Megabates, yaklaşan işgali Nakşa'ya bildirdi ve donanma geldiğinde ada iyi tahkim edilmiş ve uzun bir muhasaraya dayanacak şekilde hazırlanmıştı. Nakşa'yı ele geçirmek için aylarca süren sonuçsuz çabaların ardından işgal iptal edildi ve Aristagoras, hükümdarlıktan atılacağından korkarak Perslere karşı isyan etmeyi seçti. Herodot'a göre, bu mevzuda Histiaeus'un cesaretlendirmesi, bir isyanın onu Milet'te iktidara geri getireceğini ummasıydı.

İyonyalılar, Atina ve Eretria'nın desteğiyle, MÖ 498'de saldırıya geçerek eski Lidya Krallığı'nın satraplığının başkenti olan Sardes'i yaktılar. Persler, Efes Muharebesi'nde Yunanlıları yenerek karşı taarruza geçtiler ve isyan MÖ 493'te bastırılıncaya kadar üstünlüklerini sürdürdüler. Histiaeus, Artaphernes tarafından idam edildi ve Aristagoras, Trakya'ya kaçtı ve savaşta öldürüldü.

İskender ve Romalılar

Persler bölge üzerindeki kontrolü tekrar sağladılar, ancak Yunanistan'ın Birinci Pers İstilası'ndan sonra 490 yılında Maraton Muharebesi'ndeki mağlubiyetlerinin ardından bu kontrolü kaybettiler. İyonya daha sonra Perslere karşı Atina'nın Delos Birliği ile ittifak kurdu. Atina, MÖ 404'te İkinci Peloponnesos Savaşı'nı kaybetti ve bu devirde Sparta'nın kontrolü altına girdikten sonra Ahameniş hakimiyetine geri döndü. İyon şehir devletleri, MÖ 335'te Büyük İskender'in Persleri fethetmesiyle yıkıldı ve ölümünden sonra, I. Seleukos Nikator (MÖ 305-281) döneminde Seleukos İmparatorluğu'nun bir parçası olana kadar Diadoklar ("halefler") Savaşları'nda generalleriyle mücadele etti.

Library of Celsus, Ephesus
Celsus Kütüphanesi, Efes Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Kroisos ve Ahamenişler devrinde olduğu gibi, İyonya da Seleukoslar zamanında da bir dereceye kadar muhtariyetini korudu ve halk aynı gelenekleri sürdürüp aynı tanrılara tapındı. Seleukos otoritesi zayıflamaya başladığında, Kral III. Antiochus (Büyük, hükümdarlık dönemi MÖ 223-187), Anadolu'dakiler de dahil olmak üzere isyanları bastırmak için imparatorluk çapında seferler düzenledi. Roma, İkinci Pön Savaşı'nın (MÖ 218-202) ardından zaten mühim bir güçtü ve III. Antiochus, Roma yayılmasını durdurabileceğine inanarak MÖ 190'da Magnesia Muharebesi'nde onlarla karşılaştı ve burada mağlup oldu. Bunun sonucunda MÖ 188 tarihli Apamea Antlaşması, İyonya'yı Pergamon'daki Anadolu Attalos Hanedanlığı'nın kontrolüne veren Roma'ya teslim etti.

Netice

İyonya, MÖ 129 yılına kadar Attaloslar devrinde varlığını sürdürdü. Attalos tahtına talip olan II. Eumenes, isyanı kısa sürede bastırdı ve ardından bölge, Anadolu'nun geri kalanıyla birlikte Asya Eyaleti olarak ilhak edildi. Attaloslar devrinde, Mısır'daki İskenderiye Kütüphanesi'nden sonra çağın en ünlü entelektüel merkezi olan Pergamon Kütüphanesi kuruldu ve Roma idaresi altında, MS 114-117 yılları arasında Efes'te Celsus Kütüphanesi inşa edildi.

Celsus Kütüphanesi ve bu devirde inşa edilen diğer abideler ve kamu yapıları, bölgedeki kültürel gelişmelere katkıda bulunan hükümdarın uzun zamandır devam eden geleneğini sürdürdü. Kütüphane, babası Tiberius Julius Acquila tarafından babası şerefine yaptırılmıştı. Bu paradigmayı, Roma Devri ve sonrasında bölgede abideler inşa eden diğerleri de izledi.

İyon Yunanlıları, Batı Roma İmparatorluğu'ndan ve ardından 1453'te yıkılan Bizans İmparatorluğu'ndan ve hatta 1922'ye kadar bölgeyi kontrol eden Osmanlı İmparatorluğu'ndan daha uzun zaman ayakta kaldılar. İyonların torunları, günümüzde hala aynı bölgede yaşıyor ve ataları gibi aynı serbest araştırma ruhunu koruyorlar. Antik İyon yerleşimleri 19. asrın sonlarında kazıldığından beri, daimi bir turistik cazibe merkezi haline gelmiştir. Efes, 2015'te UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış olup, tarihi dünyanın en büyüleyici yerlerinden biri olan bölgede çalışmalar halen devam etmektedir.

Sorular & Cevaplar

Antik İyonya neredeydi?

Antik İyonya, bugünkü Türkiye'nin batı kıyıları, İzmir'in kuzey ve güneyidir.

İyonya'ya neden İyonya deniyordu?

İyonya, adını Anadolu'nun batı kıyısına (Küçük Asya, günümüz Türkiye'si) yerleşen İyonyalı Yunanlılardan almıştır. Adlarını, Atina'nın efsanevi kralı İon'dan almışlardır.

İyonya neyle meşhurdur?

İyonya, MÖ 6. yüzyılda Sokrates Öncesi Filozofların ortaya çıktığı bilimsel devrim ve MÖ 490 ve 480 yıllarında Perslerin Yunanistan'ı işgaline yol açan ve Batı Medeniyeti'nin tanımlanmasında mühim rol oynayan İyon isyanı ile ünlüdür.

İyonya, İyonyalı Yunanlılarca ilk defa ne zaman yerleşildi?

İyonya'ya ilk yerleşim MÖ 1150 civarında Tunç Çağı Çöküşü'nün sonlarına doğru İyonyalı Yunanlılarca yapılmıştır.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Ağustos 22). İyonya. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-331/iyonya/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "İyonya." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 22, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-331/iyonya/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "İyonya." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 22 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-331/iyonya/.

Reklamları Kaldır