Antik Britanya

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Map of the Roman Rule in Britain c. 43 - 410 CE (by Simeon Netchev, CC BY-NC-ND)
MS 43-410 yılları arasında Britanya'da Roma İdaresi Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Antik Britanya, Avrupa kıtasının kuzeybatısında yer alan ve takriben 800.000 yıl önce ilk defa insanların yerleştiği bir kara parçasıydı. Daha sonra MÖ 6000 civarında anakaradan ayrılan seller yüzünden bir ada haline geldi. Bölgede MÖ 4200 civarında ziraat gelişmeye başladı ve bu da medeniyetin gelişmesini teşvik etti.

Bölgedeki insanlara dair en eski deliller 800.000-700.000 yıl öncesine tarihlenmektedir. Neandertaller yaklaşık 400.000 yıl önce, Homo sapiens ise yaklaşık 12.000 yıl önce meydana çıkmıştır. İlk avcı-toplayıcı topluluklar, Neolitik Çağ'da yaklaşık MÖ 4200 civarında yerleşik hayata geçmiştir. Ancak bu insanların günlük hayatları, yazılı kayıt bırakmadıkları için yalnızca arkeolojik deliller aracılığıyla bilinmektedir. Çan Kadehi Kültürü (yaklaşık MÖ 2500) halkının göçleri gibi, seramiklerde de görüldüğü üzere, kültürel normlarda bir değişime yol açmıştır; tıpkı daha sonraki Kelt göçünün de tesir edeceği gibi.

Bölge, Akdeniz dünyasında, düzenli olarak oraya yolculuk yapan Fenikeli tüccarların raporlarıyla biliniyordu ve 'Britanya'nın' ilk yazılı adı, MÖ 325 yılında, Yunan kaşif Massalia'lı (günümüzde Marsilya, Fransa) Pytheas'ın ünlü yolculuğu olan Okyanus Üzerine adlı eserde yer almaktadır. MS 43'te Romalılarca fethedilinceye kadar Britanya'nın iç kısımları hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Romalılar 410'da ayrıldıktan sonra, Anglo-Saksonlar gibi başka halklar da bölgeye gelmiş ve bu halklar, Britanyalıların sosyal yapısını, dinini ve kültürünü daha da etkilemiştir.

Bu paradigma, 793'te Vikinglerin gelişi, istilacılara cevaben Anglo-Sakson krallıklarının yükselişi ve 1066'da Normanların İngiltere'yi fethi ile devam etti. Bu devirde, 'Antik Britanya' tarihçilerin 'Geç Antik Çağ' olarak adlandırdığı kademeden çoktan geçmiş ve genelde 1500 yılı civarında tarihlenen Erken Modern Çağ'a yaklaşıyordu.

Tarih Öncesi Britanya

NEOLİTİK ÇAĞ, MABET OLARAK YORUMLANAN MEGALİTİK ABİDELERİN, MEZARLARIN VE SİTELERİN YARATILMASINA TANIKLIK ETMİŞTİR.

'Britanya' olarak bilinen bölge, günümüz İskoçya, Galler ve Britanya Birleşik Krallığı'nın (Kuzey İrlanda hariç) güney bölgesidir ve ilk hominidlerin geldiği Paleolitik Çağ'da Avrupa kıtasına bağlıydı. Homo erectus yaklaşık 600.000 yıl önce, Neandertaller ise takriben 400.000 yıl önce bölgede ortaya çıkmıştır. Mağara evlerini aydınlatmak ve ısıtmak için ocaklar inşa eden Homo erectus zamanında ateş çoktan keşfedilmişti. Neandertallerin iptidai aletlerin daha önceki gelişmeleri üzerine inşa ettikleri ve ayrıca ısınma, ılıma ve yemek pişirme için ateşi kullandıkları anlaşılıyor. Neandertal kültürü, mahalli ve uzun mesafeli ticaret, mezar eşyaları, tekstil üretimi ve sanat dahil olmak üzere daha sonraki medeniyetin birçok yönünü ihtiva ediyordu.

Homo sapiens yaklaşık 50.000 yıl önce Avrupa'da ve takriben 12.000 yıl önce Britanya'da zuhur etti. Daha sonra Britanya ve Albion (İskoçya) olarak bilinen bölgeler, Norveç'teki heyelanların büyük bir tsunamiye yol açması ve güneydoğudaki alçak sahayı günümüzde Manş Denizi olarak bilinen bölgeye dönüştürmesiyle yaklaşık MÖ 6000 yılında bir ada haline geldi. Son çalışmalara (2020) göre, su altındaki saha (modern bilim insanlarınca Doggerland olarak anılır), yükselen deniz seviyeleri onları da batırmadan önce başlangıçta birkaç adaya dönüşmüş olabilir ve Britanya'ya göç edenleri Avrupa'nın geri kalanından ayırmıştır.

Bu avcı-toplayıcı topluluklar, Neolitik Çağ'da paradigmanın ziraat ve kalıcı yerleşimlere doğru kaymasına kadar yaklaşık MÖ 4200 yılına değin göçebe veya yarı göçebe bir hayat sürdüler. Bu devirde, mabet olarak yorumlanan megalitik abideler, mezarlar ve siteler inşa edildi. Bunların en bilineni, MÖ 3000-2400 yılları arasına tarihlenen Stonehenge'di. Bronz Çağı, Britanya'da MÖ 2500-2100 yılları arasında, arkeolojik kayıtlarda bronz nesnelerin görülmeye başlanmasıyla başladı ve hemen hemen aynı dönemde Çan Kase Kültürü'nün insanları meydana çıktı.

Stonehenge
Stonehenge Jan van der Crabben (Copyright)

Çan Kase Kültürü halkı (yarattıkları seramik türünden dolayı bu adı almıştır), Avrupa'dan deniz yoluyla Britanya'ya göç ettiler, ancak sebebini kimse bilmiyor. Seramiklerindeki süslemelerden ve ölen kişinin silahları da dahil olmak üzere mezar eşyası olarak kullanılan eşya türlerinden anlaşıldığı üzere, ferde daha fazla önem vermiş gibi görünüyorlar. Keltler bölgeye MÖ 900 civarında geldiler ve MÖ 600'e gelindiğinde tepe kalesi olarak bilinen mimariyi mükemmelleştirdiler. Tepe kaleleri, kabile veya en azından sosyal/bölgesel kimliği ve farklı yerleşim yerleri arasında, büyük ihtimal tabii kaynaklar üzerinde yaşanan çatışmaları akla getiriyor.

Akdeniz Teması

Kartaca Fenikelileri, Himilco liderliğindeki bir keşif heyetinin bronz yapımında kullanılan kalay ticareti yapmak üzere MÖ 450 civarı kadar erken bir tarihten beri Britanya halkıyla temas halindeydi. Fenikeliler, kıyı halklarıyla ticaret yapmış ve Britanya ile alakalı haberleri Yunanlılara getiren ilk kişiler olmuşlardı. MÖ 325'te Pytheas, Britanya kıyı şeridini keşfetmiş ve adaya "Britanya" (Bretannike) adını veren ilk kişi olmuştu. Bu isim, "boyalı" anlamına gelir ve halkın kendilerini boyama (veya dövme) geleneğine atıfta bulunur. Halk için kullandığı umumi ad (Pritani, daha sonra Britanni oldu) onlara Britonlar adını vermiştir.

Pytheas'ın Okyanus Üzerine adlı eseri artık mevcut değildir, ancak sonraki yazarlarca defalarca referans alınmıştır. Bilim insanı Barry Cunliffe şöyle diyor:

Pytheas'ın anlatımından günümüze ulaşan parçalar, Bretonya, Britanya Adaları ve Kuzey Denizi'nin doğu kıyıları hakkında sahip olduğumuz en eski tasvirlerdir; bunlar, kuzeybatı Avrupa tarihinin başlangıcını ve İngilizlerin atalarına dair ilk bakış açısını temsil eder. (viii)

Bu atalar, Britanya'nın 20'den fazla farklı kabilesini ihtiva ediyor ve her ikisi de Britanya'nın istikbalinde önemli roller oynayacak olan Atrebates ve Catuvellauni'leri içeriyordu; tıpkı Iceni ve diğer birçok kabile gibi, Roma ile irtibat ve münasebetleri aracılığıyla.

Roma Britanyası

Romalılar, Britanya'yı en azından MÖ 4. yüzyıldan beri Fenikeli ve Yunan tüccarlar vasıtasıyla biliyorlardı, ancak Julius Sezar MÖ 55'te Galya'dan Kanal'ı geçene dek Britanyalılarla doğrudan bir temas kurmamışlardı. Sezar'ın kuşatma vasıtaları yoktu ve gemileri geçiş sırasında hasar gördüğü için büyük bir çatışmaya hazırlıklı değildi ve geri çekildi. MÖ 54'te geri döndü ve Atrebates ve Catuvellauni gibi bazı kabilelerle diplomatik münasebetler kurdu.

AUGUSTUS'UN ÖNCEKİ PLANLARININ KIYMETİNİ ANLAYAN VE VERİCA'YI BAHANE OLARAK KULLANAN CLAUDİUS, MS 43'TE BRİTANYA'YA KARŞI BÜYÜK BİR İŞGAL GÜCÜ GÖNDERDİ.

Roma, ticaret hakları mukabilinde bu kabileleri diğer kabilelerle olan çatışmalarında destekledi, ancak Roma hükümeti onların refahıyla değil, yalnızca ticaret için elzem güç dengesini korumakla alakadar oluyordu. Roma İmparatoru Augustus (MÖ 27 - MS 14), Britanya'yı fethetmek ve kaynakları ele geçirmek için seferler tertiplemeyi düşündü, ancak planlarını hiçbir zaman hayata geçirmedi. MS 40'ların başlarında, Atrebates Kralı Verica, Catuvellauni Kralı Caratacus tarafından mağlubiyete uğratıldı ve Roma'dan yardım isteyerek Britanya'dan kaçtı. Caligula (MS 37-41), Atrebates'e karşı bir kuvvet göndermek istedi, ancak gönderemedi. Bunun üzerine İmparator Claudius (MS 41-54), Augustus'un önceki planlarının kıymetini anlayıp Verica'yı bahane ederek, MS 43'te General Aulus Plautius kumandasında Britanya'ya büyük bir işgal gücü gönderdi.

Catuvellauniler, işgalci kuvvetlerle güney Britanya'da, muhtemelen günümüz Kent yakınlarında, Medway Muharebesi'nde karşılaştılar ve mağlup oldular. Roma kuvvetleri daha sonra diğer kabileleri bastırmak ve Britanya'yı Roma İmparatorluğu'nun kontrolü altına almak için ayrı kumandanlar altında farklı yönlere dağıldılar. Camulodunum (Colchester), Eboracum (York), Lindum Colonia (Lincoln), Verulamium (St. Albans) ve Londinium (Londra) gibi şehirler nispeten hızlı bir şekilde kuruldu ve Colchester, MS 49'da Roma kolonisi statüsü verilen ilk şehir oldu.

Lakin fetih yolu kolay olmadı çünkü Caratacus, MS 51'deki mağlubiyetine ve esir alınmasına kadar kabileleri Roma işgalcilerine karşı defalarca bir araya getirdi. Diğer kabileler Roma'ya karşı mukavemetlerini sürdürdüler, ancak en ünlüsü, Nero'nun hükümdarlığı esnasında (MS 54-68) MS 60/61'de Iceni kraliçesi Boudicca'nın isyanıydı. Boudicca, Roma'nın müttefiki olan Iceni kralı Prasutagus'un karısıydı ve kral, kralın mirasını kızları ve Nero arasında paylaştırdı. Kral öldüğünde, Roma onun vasiyetini yerine getirmeyi reddetti ve Boudicca itiraz edince kırbaçlandı ve iki kızına tecavüz edildi.

Boudicca, Iceni ve diğer kabileleri Roma'ya karşı harekete geçirdi ve MS 61'de Watling Street Muharebesi'nde Roma valisi Gaius Suetonius Paulinus tarafından maglubiyete uğratılmadan önce Colchester, St. Albans ve Londinium şehirlerini yerle bir etti. Ancak Romalılar için bu zafer direnişi sona erdirmedi ve General Agricola fethi sürdürerek savaşı kuzeydeki Piktlere taşıdı ve MS 83'te Mons Graupius Muharebesi'nde onları yendi. Agricola, savaştan sonra Roma'ya geri çağrıldı ve başka hiçbir general, 122'de Hadrian Duvarı ile belirlenen Roma Britanyası'nın kuzey sınırını genişletmede kalıcı bir muvaffakiyet elde edemedi.

Briton Woman Warrior
Briton Kadın Savaşçı The Creative Assembly (Copyright)

Bilhassa Roma ticaret ve idaresindeki bürokratik mevkilerinden faydalanmak isteyen Britanyalılar, idari başkent haline gelen Londinium gibi şehirlerde Roma giyim tarzını, kültürünü ve dilini benimsedi ve yollar, su kemerleri, halka açık parklar ve binalar, tapınaklar, forumlar, arenalar ve Roma hamamları gibi Roma teşebbüslerini desteklediler.

Britanya eyaleti, kıyı boyunca limanları olan bir ada olmasına rağmen, Sakson korsanlarının ve Galya'dan Kanal'ı geçen Frank gemilerinin taarruzlarına karşı müdafaasız olmasına rağmen, Roma İmparatorluğu için hayati bir kaynak haline geldi. Sakson ve Frankların denizden akınları ve kuzeydeki Piktlerin akınları, Roma'nın Britanya'yı elinde tutma kararlılığını zayıflattı ve 410'da Vizigotlar'dan Alarik'in Roma'yı yağmalamasının ardından Roma, kaynaklarını daha yakın bölgelere seferber etmeye başladı. İmparator Valentinianus I (364-375) Britanya'daki Roma askeri varlığını azaltmıştı ancak 410 yılında İmparator Honorius, Roma ordusunu adadan tamamen çekerek, Britanya idarecilerine artık kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini söyledi.

Anglo-Sakson Britanyası

Romalıların bıraktığı boşluk, 429'da Britanya'da kalıcı yerleşmeler kuran Saksonların göçüyle dolduruldu. Bu halk, kıtada kalanlardan tefrik edilmek için Anglo-Saksonlar olarak anılmaya başlandı ve aslında Saksonlar, Angıllar ve Jütlerden oluşan çeşitli bir gruptu. Britanya'daki meydana gelişleri tarihçi Gildas (h. 500-570) tarafından büyük ölçekli bir istila olarak karakterize edildi ve bu anlatı Bede (h. 672-735) ve Nennius (h. 9. yüzyıl) tarafından devam ettirildi ve daha sonraki tarihçilerce de tekrarlandı.

Bu öykünün en ünlü versiyonuna göre (Gildas tarafından anlatıldığı şekliyle), Britanyalılar, Piktlerin istilalarına karşı Roma'dan askeri yardım istedi ve kendilerine yardım gelmeyeceği söylendiğinde, Angıllar ve Jütler müttefikleriyle birlikte Saksonları paralı asker olarak davet ettiler. Anglo-Sakson savaşçılar, Piktleri dağıttıktan sonra ordularına saldırdı ve yaklaşık 460'da Badon Hill (Tepesi) Muharebesi'nde İngiliz şampiyonu Ambrosius Aurelianus tarafından yenilene kadar kendilerini hükümdar olarak kabul ettirdiler. Bede ve Nennius bu hikâyeyi daha da derinleştirdi (Nennius, savaş şefi Arthur'u Badon Tepesi'nin kahramanı olarak detaylandırdı ve daha sonra diğerleri tarafından Britanyalıların Kralı Arthur olarak tanıtıldı) ve bu hikâye yüzyıllarca gerçek bir tarih olarak kabul edildi.

Britain, c. 600 CE
Britanya, 600 civarı Hel-hama (CC BY-NC-SA)

Ancak modern bilim insanları hadiselerin bu versiyonunu reddetti ve artık Anglo-Saksonların Britanya'ya barışçı bir şekilde göç ettikleri ve Britanyalılar arasında yaşadıkları ispatlandı. İstila anlatısı, Anglo-Saksonlar büyük ihtimalle Kent'teki ilk tutunma noktalarından itibaren kendilerini kurduktan sonra bile kıyı kasabalarını yağmalamaya devam eden Sakson korsanlarının baskınlarından ilham alınmış olabilir. Kent'ten gelen yeni gelenler farklı yönlere dağılarak daha önce kurulmuş topluluklara katılıp ticarete katıldılar ve Essex (Doğu Saksonlar), Doğu Anglia, Sussex (Güney Saksonlar), Mercia (Middlesex - Orta Saksonlar - daha sonra Essex'in bir parçası olarak ortaya çıktı) ve Wessex (Batı Saksonlar) olarak bilinen kendi yerleşim yerlerini kurdular.

Wessex, 495 yılında oğlu Cynric ile birlikte bir sefer kuvvetinin başında Britanya'ya gelen ve Gallileri ile Britanyalıları savaşta yenen Sakson şefi Cerdic tarafından kuruldu. Cerdic'ten hâlâ bir Sakson olarak bahsedilse de, modern araştırmalar, krallığını kaybeden, Saksonlara kaçan ve onların dilini öğrenen ve ardından kendisinden alınanları geri almak için büyük bir Sakson ordusuyla geri dönen bir Britanya kontu olabileceğini öne sürüyor. Cerdic'in kim olduğu bilim insanları arasında hâlâ münakaşa edilmektedir (hatta bazıları Kral Arthur figürünün temelini oluşturduğunu iddia etmektedir). Anglo-Sakson Vakayinameleri de dahil olmak üzere devrin tarihi eserleri, kifayetsiz bilgi veya efsanelere dayanan anlatılar sundukları için pek yardımcı olmamaktadır. Bilim insanı Roger Collins şöyle diyor:

Wessex Krallığı'nın beşinci yüzyılın sonlarında farzedilen kuruluş devri ile krallığın idareci hanedanının mensupları olduğu söylenenlerin ortaya çıktığı altıncı yüzyılın ikinci yarısı arasında aşılamaz bir kronolojik uçurum vardır. Erken devirle ilgili bilgilerin çoğu, belirgin bir şekilde 'folklorik' veya akılcılaştırıcı karakterdedir.(178)

Kim olursa olsun, Cerdic'in büyük bir savaşçı kral olarak şöhreti o kadar büyüleyiciydi ki, İngiliz monarşisinin sonraki soyağaçları onu ataları olarak kabul etti ve yalnızca onun soyundan gelenler, Britanya'daki Viking akınlarının tehdidine karşı toprakları birleştiren ilk Anglo-Sakson kralı olan Büyük Alfred'in (871-899) saltanatına kadar ve sonrasında Wessex krallığını meşru bir şekilde iddia edebildiler. Torunu Aethelstan (927-939), o zamana kadar merkezi bir hükümet ve din altında az çok birleşmiş olan İngiltere'nin ilk kralı oldu. Britanya, 597'de, Kent'teki kraliyet sarayını Hristiyanlığa döndüren Canterbury'li Aziz Augustine'in gelişiyle Hristiyanlaştı. Kıyı şeridindeki Hristiyan toplulukları, Viking akıncılarının ani taarruzlarını ilk tecrübe edenler oldu.

Alfred the Great Statue, Winchester
Büyük Alfred Heykeli, Winchester Odejea (CC BY-NC-SA)

Netice

Hristiyanlık, insanları kültürel olarak birleştirmede mühim bir rol oynamış olsa da, siyasi birliğin katalizörü, 793'te başlayan ve ilk hedefi Lindisfarne Manastırı olan Viking akınlarıydı. Vikingler, başlangıçta zenginlikleri ve din adamlarının silahsız olması yüzünden kıyıdaki dini merkezleri kolay av olmaları sebebiyle seçtiler. Ancak zamanla, Halfdane (yaklaşık 865-877) ve Kemiksiz Ivar (takriben 870) kumandasındaki Büyük Ordu'nun 865'te Doğu Anglia'ya gelişi gibi tam ölçekli istilalar düzenleyeceklerdi. Bu üs üzerinden diğer topluluklara doğru ilerlediler ve kendilerine karşı gönderilen her orduyu yendiler. Ta ki 878'deki Eddington Muharebesi'nde kendilerine karşı bir ordu toplayan Büyük Alfred tarafından mağlubiyete uğratılıncaya kadar.

Bu zafer, Britanya'nın Halfdane idaresindeki Doğu Mercia'daki Danelaw bölgesi ve bir diğer Viking lideri Guthrum idaresindeki Doğu Anglia Krallığı ile Alfred idaresindeki Wessex Krallığı olmak üzere ikiye bölünmesine yol açtı. Ancak barış bozuldu ve 1013'te Britanya, Britanya topraklarında Danimarkalıların katledilmesinin intikamı olarak Çatalsakal Sven (h. 986-1014) tarafından işgal edildi. Ölümünün ardından oğlu Büyük Knut (h. 1016-1035) Danimarka kralı oldu ve Danimarka'yı Britanya, ardından Norveç ve İsveç ile birleştirerek, artan ticaret yoluyla bu bölgelerin her birine farklı kültürel tesirler getirdi.

Son Viking kralı Harald Hardrada (hükümdarlığı 1046-1066), 1066'da Britanya'yı işgal etti ve kralları Harold Godwinson kumandasındaki Anglo-Saksonları o kadar zayıflattı ki, aynı yıl Britanya'nın Normanlarca fethi başladığı zamanki Hastings Muharebesi kesin bir Norman zaferiydi. Fatih William kumandasındaki Normanların Hastings'i zaten kazanmış olmaları muhtemeldi, ancak Hardrada kumandasındaki Viking akını bunu neredeyse garantiledi.

Map of the Norman Conquest of Britain, 1066 - 1086
İngiltere'nin Normanlarca Fethi'nin Haritası, 1066-1086 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Norman fethi, Britanya kültürünün gelişmesi üzerinde muazzam bir tesir yarattı ve sanat, dil, edebiyat, din, askeri ve sivil teknolojiler ile mimarinin bundan sonra daha da genişlemesinin yolunu açtı. Normanlar, Britanya'ya muhacir veya işgalci olarak gelen her halk gibi, modern çağda Britanya'nın zengin ve çeşitli kültürünü ortaya çıkaran muhtelif tesirleri beraberinde getirdiler.

Sorular & Cevaplar

Britanya ilk olarak ne zaman Britanya olarak adlandırıldı?

'Britanya' adı ilkin MÖ 325 yılında Yunan kaşif Pytheas'ın On the Ocean adlı eserinde geçmektedir ve Britanyalıların kendilerini 'boyama' - dövme yapma - geleneğine atıfta bulunarak Yunanca "boyalı" kelimesinden gelmektedir.

Britanya ne kadar zaman boyunca Roma'nın bir eyaleti oldu?

Britanya, 43-410 yılları arasında Roma'nın bir eyaletiydi.

Britanya'da gerçekten Anglo-Sakson istilası var mıydı?

Hayır. Anglosaksonların Britanya'yı istilasının hikayesi ilk olarak 6. yüzyılda tarihçi Gildas tarafından kaydedilmiştir. Modern bilim Saksonların, Anglaların ve Jütlerin Britanya'ya barışçı bir şekilde göç ettiklerini ortaya koymuştur. İstila efsanesi, Sakson korsanların kıyı kasabalarını yağmalaması yüzünden gelişmiş olabilir.

Britanya'ya yapılan son Viking akını ne zamandı?

Britanya'ya yapılan son Viking akını 1066'da, Anglo-Sakson ordusunu zayıflatan ve aynı yıl Britanya'nın Normanlar tarafından fethine farkında olmadan yardım eden liderleri Harald Hardrada tarafından gerçekleştirilmiştir.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2022, Ocak 03). Antik Britanya. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-137/antik-britanya/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Britanya." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ocak 03, 2022. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-137/antik-britanya/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Britanya." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 03 Oca 2022, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-137/antik-britanya/.

Reklamları Kaldır