Antik Mezopotamya'da Ticaret

Ticaret Medeniyet'i Nasıl Teşvik Etti?
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Antik Mezopotamya'da mahalli ticaret, Ubaid devrinde (takriben MÖ 6500-4000) başlamış, Uruk devrinde (yaklaşık MÖ 4000-3100) uzun mesafeli ticarete dönüşmüş ve Mezopotamya'da Erken Hanedanlık zamanında (yaklaşık MÖ 2900-2350/2334) inkişaf etmiştir. Ticaretteki gelişmeler, Yakın Doğu'nun ortaçağının başlangıcı olan 651'e kadar devam etmiştir.

A One-mina Weight from Southern Mesopotamia
Güney Mezopotamya'dan Bir Minya Ağırlığı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Mezopotamya'da ticaretin başlamasının sebebi, başka yerlerde olduğu gibi ihtiyaçtır. Mezopotamyalılar, diğer bölgelerden gelen kıymetli metaller, mineraller ve odun gibi eksik kaynaklar mukabilinde sunabilecekleri tahıl, kil ve kamış (diğer varlıkların yanı sıra) fazlasına sahipti.

Uzun mesafeli ticarette ihraç edilen mallar şunlardı:

  • seramik
  • cam
  • tahıl
  • deri mahsulleri
  • balık, palmiye ve nebati yağ
  • kamış sepetler ve hasırlar
  • tekstil

Mezopotamya dışından ithal edilen mallar şunlardı:

  • bakır, fildişi, inciler, yarı değerli taşlar, akik boncuklar (İndus Vadisi Medeniyeti)
  • altın, gümüş, diğer değerli metaller (Mısır ve Küçük Asya)
  • ahşap (Levant ve Elam – daha sonra Pers)
  • lapis lazuli (antik Afganistan)

Ubaid ve Uruk zamanlarında uzun mesafeli ticaretin inkişafı, tüccarların yabancı bölgelerdeki veya uzak Mezopotamya şehirlerindeki müşterileriyle irtibat kurabilmeleri için MÖ 3500 civarında çivi yazısı şeklinde yazının icadına yol açtı. Çivi yazısı, MÖ 3200 civarında Uruk'ta geliştirilerek yazılı irtibatın daha net ve hassas olmasını temin etti ve bu da sonunda edebiyatın inkişafına imkan tanıdı. Ticaret, ulaşım için vasıtalara tekerleğin tatbik edilmesini, yolların tekamül etmesini ve arabaları çekmek ve tüccarları taşımak için ehlileştirilmiş hayvanların daha da geliştirilmesini teşvik etti.

Bitkilerin ve hayvanların ehlileştirilmesiyle gerçekleşen Tarım Devrimi (yaklaşık MÖ 10.000), medeniyetin temeli olarak kabul edilir, ancak mahalli ve uzun mesafeli ticaret, onun inkişafını teşvik etti. Medeniyeti tanımlayan beş unsur – fazla gıda, iş bölümü, kentleşme, hükümet ve yazı sistemi – hepsi ticaret tarafından geliştirildi veya daha da teşvik edildi.

Erken Ticaret

Eridu şehri, yaklaşık MÖ 5000'den önce ticarette merkezi bir katılımcıydı.

Mahalli ticaret, Ubaid devrinin Mezopotamya toplulukları arasında başladı ve muhtemelen yaya olarak veya belki de yük hayvanları kullanarak yolculuk yapan tüccarlarca yürütülüyordu. Kesin olarak tanımlanmış ticaret malları arasında kaseler, sürahiler ve figürinler (bunlar arasında ünlü "kertenkele insanlar" da bulunur) dahil olmak üzere seramikler yer almaktadır. Sanatçıyı veya tüccarı, üretim yerini veya değerini belirten silindir mühür, bu devirde zaten geliştirilmişti ve daha sık kullanılmaya başlandı.

Ubaid devri ekseriyetle mahalli ticaretle münasebetlendirilse de, bazı bilim insanları bu dönemde Çin kadar uzak bölgelerle uzun mesafeli ticaretin olduğunu öne sürüyor. Ayrıca, Kuzey Mezopotamya'daki Ubaid topluluklarının, Yakın Doğu'yu daha doğudaki bölgelerle, bilhassa İndus Vadisi Medeniyeti ile bağlayan hayati bir ticaret merkezi olan Basra Körfezi'ndeki Dilmun (modern Bahreyn) ve Magan'a (modern BAE ve Umman) kadar güneyde ticaret yaptıkları da açıkça görülüyor. Eridu şehri, MÖ 5000 civarından önce ticarette merkezi bir katılımcıydı ve Uruk döneminde Uruk, Ur ve Nippur şehirlerini de ihtiva eden bu alışverişe dahil olmuş olmalıydı.

Representation of the Port of Eridu
Eridu Limanı'nın Temsili Таис Гило (Public Domain)

Uruk Dönemi ve Ticaret

Uruk devri, bölgenin Gerzean devri (II. Nakada devri olarak da bilinir, yaklaşık MÖ 3500-3200) esnasında Mısır ile ticaretin kurulmasına şahit oldu. Mısır'da yaklaşık MÖ 3500 yılına tarihlenen ve Eridu, Nippur, Ur ve Uruk gibi şehirlerden gelmiş olabilecek Sümer'e ait Mezopotamya seramikleri bulunmuştur; bunlar arasında seramikler, silindir mühürler ve lapis lazuli kolyeler yer almaktadır. Sümer şehirlerinin ticaret yoluyla elde ettiği zenginliğin delili, bilhassa Uruk'un bu zamanda genişlemesiyle ortaya çıkmaktadır; Uruk, ticaret yollarının önemli kavşaklarında ilk sınırlarının ötesinde birçok yerleşim yeri kurmuştur.

Bu devirde Mezopotamya sathında karayolu ticareti, kurulmuş yollar boyunca ve Dicle ve Fırat nehirleri boyunca Basra Körfezi'ne kadar devam etmiştir. Sümerlerce Tanrıların Diyarı anlamına gelen Dilmun olarak tanımlanan Bahreyn adası, İndus Vadisi Medeniyeti'nden (MÖ 7000-600) gelen mallar için merkezi bir ticaret merkezi vazifesi görüyordu. Bu çağda madeni para şeklinde bir para sistemi mevcut değildi; mallar, eşit kıymette kabul edilen diğer mallarla takas ediliyordu. Bilim insanları M. Wayne Alexander ve William Violet şu yorumu yapıyor:

"Hükümetlercee standartlaştırılmış madeni para şeklinde para henüz basılmamıştı. Bununla birlikte, gümüş ve tahıl, dördüncü ila ikinci binyıllar boyunca devamlı olarak tedavül vasıtası olarak kullanılıyordu." (14)

Eşit kıymette malların takası pratiği en yaygın olanıydı, ancak Alexander ve Violet'in bu çağda Ur şehrinden gelen tekstillerle alakalı olarak belirttiği gibi:

Kayıtlar, yaklaşık altı bin kadının yakındaki Girsu'da ve on üç bin kadının da Ur ve çevresinde yünlü tekstil dokuduğunu gösteriyor… Mabet atölyelerinde üretilen tekstiller, metaller, değerli taşlar… arpa ve diğer tabii kaynaklar karşılığında uzak diyarlara ihraç ediliyordu. (14)

Ur tekstillerinin gittiği bölgeler arasında, Sümer mallarının MÖ 3000'de eski Lübnan şehirleriyle takas edildiği Levant da vardı ve aynı tarihte Levant'taki Byblos şehri, bu malları Mısır ile, yüksek kıymetli kereste ve papirüsleriyle birlikte takas ediyordu. Bu devirde Elam bölgesinden de seramik mukabilinde kereste ithal ediliyordu. Mezopotamya ticareti, Proto-Elam döneminde (yaklaşık MÖ 3200 ila yaklaşık MÖ 2700) Elam ile zaten kurulmuştu ve bu ticaret, Eski Elam devrinde (yaklaşık MÖ 2700 ila yaklaşık MÖ 1600) Elam sanatının, mimarisinin ve kültürünün tekamülüne tesir etti.

Mesopotamian Record of Barley
Mezopotamya Arpa Kayıtları Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Bazı bilim insanlarına göre, Mezopotamya -bilhassa Sümer- ticareti, Mısır'ın sanat ve mimarisine de tesir etti. Yalnızca bir örnek vermek gerekirse, bilim insanı Margaret Bunson, ünlü Narmer Paleti'nin (yaklaşık MÖ 3150) "canavarların ve birbirine dolanmış uzun boyunlu yılanların tasvirleriyle bariz bir şekilde Mezopotamya dizaynına sahip olduğunu" belirtiyor (267). 1919'da Eridu'da bulunan ve yakındaki antik bir cam fabrikasından geldiği kesin olarak belirlenen, MÖ 2000'e tarihlenen mavi bir cam parçası, Mısır'da bulunan benzer mavi cam parçalarıyla eşleşiyor ve Mısır camcılığının Mezopotamya ile ticaret yoluyla Mısır'a girdiğini düşündürüyor. Bu devre ait Mısır heykelcikleri ve mimari tasarımları da Mezopotamya tesirine işaret ediyor ve bu Erken Hanedanlık devrine kadar devam edecekti.

Erken Hanedanlık ve Akkad Devirleri

Uruk devrinde ticaret gelişti ve Mezopotamya'nın kendine özge abidevi mimarisi olan zigguratlar ortaya çıktı. Zigguratlar yalnız dini bir fonksiyon görmekle kalmadı, aynı zamanda muayyen bir şehri uzaktan fark etme ve bir dönüm noktası vazifesi görme gibi pratik bir işe de sahipti. Uruk bu çağda Mezopotamya'daki ticarete hakim olmaya devam etti, ancak daha sonra, bilim insanı Paul Kriwaczek'in belirttiği gibi, bir şey oldu:

Arkeoloji bize MÖ 3000 civarında önemli değişikliklerden bahsediyor. Aniden, yahut da öyle görünüyor, daha büyük Mezopotamya'ya dağılmış birçok medeniyet merkezi arasındaki temas kesildi. Afganistan'daki lapis lazuli madenlerine gidenler gibi ticaret yolları kesildi. Uruk karakolları bölgenin her yerinden kayboldu: İran'dan, Suriye'den, Anadolu'dan. (72)

Kriwaczek, iklim değişikliği de dahil olmak üzere bunun muhtemel sebeplerini sıralıyor, ancak asıl sebebin Uruk'un saldırganlığı ve aşırıya kaçması olduğunu ve bunun da diğer şehir devletlerinden mukavemetle karşılaştığını savunuyor. Kabaca Erken Hanedanlık Devri'ne gelindiğinde, bu vaziyet çözülmüştü (nasıl olduğu belirsizdir) ve uzun mesafeli ticarete dahil olan Mezopotamya şehirleri arasında şunlar yer alıyordu (bunlarla sınırlı olmamakla birlikte):

  • Adab (MÖ 2000'e kadar Mısır ile)
  • Akşak (Afganistan ve muhtemelen Mısır ile)
  • Ebla (Mısır ve diğerleriyle)
  • Eridu (Mısır ve diğerleriyle)
  • Kadeş (Mısır ile)
  • Kiş (Elam ile)
  • Larsa (yaklaşık 2358'de yıkılana kadar İndus Vadisi Medeniyeti ile)
  • Mari (altın için Mısır ile, Levant ile ve diğerleriyle)
  • Nippur (belirsiz)
  • Şuruppak (altın karşılığında tahıl için Mısır ile ve diğerleriyle)
  • Sippar (belirsiz)
  • Tell Brak (Mısır ve diğerleriyle)
  • Umma (muhtemelen Mısır ile, kralı Lugal-zage-si döneminde, yaklaşık MÖ 2358-2334 yılları arasında)
  • Ur (Mısır ve (diğerleri)
  • Uruk (Mısır ve diğerleriyle birlikte)

III. Erken Hanedanlık devrine (MÖ 2600-2350) gelindiğinde, Kiş ve Uruk baskın siyasi ve ticari güçlerdi. Her şehir devleti muhtar bir siyasi varlıktı ve tabiatıyla ticaret ile toprak ve su hakları gibi kaynaklar için birbirleriyle rekabet ediyordu. Bu vaziyet, bölgeyi fetheden ve Akkad İmparatorluğu'nu kuran Akkadlı Sargon'un (Büyük, MÖ 2334-2279) yükselişiyle tamamen değişti.

Map of the Akkadian Empire, c. 2334 - 2218 BCE
Akkad İmparatorluğu Haritası, MÖ 2334 - 2218 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Akkad çağında (yaklaşık MÖ 2350/2334-2154), şehir devletlerinin tamamı Akkad şehrinin (Agade olarak da verilir) kontrolü altındaydı ve ticaret, çeşitli şehirlerde otoriter pozisyonlara yükseltilen Akkadlı memurlarca düzenleniyordu. Akkad bürokrasisi altında mahalli ve uzun mesafeli ticaret gelişti; bu bürokrasi, şehir devletleri arasındaki rekabeti ortadan kaldırarak fiyat ve pratikleri standartlaştırdı ve aynı zamanda yolları iyileştirdi. Kriwaczek, Akkad politikalarının neticelerini şöyle anlatıyor:

Bahreyn (Akkadca Dilmun), Umman (Magan) ve hatta İndus (Meluhha) gibi uzak yerlerden gelen gemiler Akkad'ın rıhtımlarına yanaşıp hazinelerini boşaltıyordu; yabancı aksanlarla konuşan yabancı denizciler limanların yakınındaki sokakları dolduruyordu. Alüvyal ovaların çok ötesindeki uzak, yağmurla sulanan çiftliklerden gelen tahıllarla dolu mavnalar her gün limana geliyor, yüklerini boşaltıyor ve hemen sökülüyordu; tahtalar geniş yerel inşaat projelerinde geri dönüştürülmek üzere kullanılıyordu. (125)

Ancak bölge ticaret yoluyla bu iktisadi patlamayı yaşarken, aynı zamanda şehir devletlerinin Akkad idaresine karşı isyan etmesiyle periyodik olarak sosyal huzursuzluklarla da sarsılıyordu. Sargon ve halefleri, Akkad sonunda düşene ve Zagros Dağları'nın Batı Asya halkı olan Gutiler ayaklanana kadar bölgedeki isyanları sürekli olarak bastırdılar. Kriwaczek (ve diğerleri), Akkad'ın muhtemelen iklim değişikliği de dahil olmak üzere birçok sebepten dolayı düştüğünü ve Gutilerin daha sonra bölgeyi kontrol etmelerinden rahatsız olan Sümer katiplerince suçlandığını belirtmiştir.

Gutian ve III. Ur Devirleri

Gutian devri (yaklaşık MÖ 2141-2050), ticarette bariz bir düşüş göstermektedir; bu düşüş, daha sonraki III. Ur devrinin (yaklaşık MÖ 2112-yaklaşık MÖ 2004) katiplerine göre tamamen Gutianların hatasıydı. Bu daha sonraki anlatışlara göre, hem kara hem de deniz ticareti durmuş, soyguncular karayollarında ve ticaret yollarında dolaşmışlardır. Arkeolojik deliller, bu devirdeki ticaret düşüşünü ve ekonomik gerilemeyi desteklemektedir ve Gutianların işleri kötü idare etmiş olması mümkün, hatta muhtemeldir; ancak muhtemel sebeğ, kıtlığa yol açan ve Mezopotamya ticaretinin temelini oluşturan fazla tahılı ortadan kaldıran kuraklıktır.

Sümerler, Uruk Kralı Utu-Hegal (MÖ yaklaşık 2119-2112 arasında hüküm sürmüştür) ve onun ölümünden sonra Ur Üçüncü Hanedanlığı'nın kurucusu Ur-Nammu (MÖ 2112-2094 yılları arasında hüküm sürmüştür) liderliğinde Gutian idaresine karşı bir isyana girişmişlerdir. Ur-Nammu, Gutianların toprak üzerindeki hakimiyetini daha da kırmış ve ticareti yeniden kurmuştur. Arkeolojik deliller, Sümer katiplerinin Ur-Nammu'nun hükümdarlığını refah dolu olarak tanımlamalarını desteklemektedir; bu vaziyet, onun devrinde yapımına başlanan Ur Büyük Zigguratı, kanunları (Ur-Nammu Kanunnamesi) ve altyapıdaki iyileştirmeler ile Lagaş gibi şehirlerin ve muhtelif mabetlerin yeniden inşası veya yenilenmesiyle ispatlanmaktadır. Gutianlar MÖ 2030'da yeniden yükselişe geçtiğinde, Ur-Nammu savaşta öldürüldü ve oğlu Ur'lu Şulgi (yaklaşık MÖ 2094-2046 yılları arasında hüküm sürdü) tahta geçti.

Great Ziggurat of Ur
Ur’un Büyük Zigguratı Hardnfast (CC BY-SA)

Şulgi devrinde ticaret yeniden gelişti; Gutianları kovduktan sonra, günümüz Kuveyt'inden Irak'a kadar olan bölgeyi fethetti ve ardından bütün krallığının ahenk içinde çalışması için ağırlık ve ölçü birimlerini, zaman tutmayı ve takvimi standartlaştırdı. Şulgi'nin hükümdarlığı çağındaki büyük Mezopotamya şehir devletlerinin tamamı uzun mesafeli ticarete girişmiş gibi görünüyor; bu da refahı, iktisadi istikrarı ve Sümer Rönesansı olarak bilinen bölge kültürünün yeniden doğuşunu teşvik etti.

Uruk çağından Erken Hanedanlık devrine kadar ferdi şehir devletlerinin hükümeti veya Akkad ve III. Ur devirlerinde merkezi bir otorite olsun, hükümet mahalli ve uzun mesafeli ticareti tertiplemek ve nezaret etmekten, ayrıca depolar, limanlar ve yollar inşa etmek ve bakımını yapmaktan mesuldu. Şulgi, gezginler için bahçelerle süslenmiş yol kenarı hanları kurdu. Mezopotamya'nın ticari başarısı, uzun mesafeli ticaret ortaklarınca da aksettirildi ve temel ihtiyaçlar karşılandıkça, lüks eşyalar kıymetli birer meta haline geldi. Bilim insanı Gwendolyn Leick şu yorumu yapıyor:

Mezopotamya çevresindeki ülkeler de kendi tabakalı devletlerini ve varlıklı elitlerini geliştirdikçe, Mezopotamya'da üretilen lüks eşyalara olan talep arttı. Bunlar tekstil mahsulleri (yünlü kumaş, hazır giysiler, işlemeli elbiseler), deri eşyalar, ahşap ve kakma mobilyalar, bronz silahlar, yüksek işçilikli metal ve taş eserler ve mücevherlerdi. Bu tür mahsuller, ikinci binyıl boyunca ve daha sonra Yeni Babil döneminde Mısır da dahil olmak üzere Yakın Doğu'nun her yerine ihraç edildi. (174)

Şulgi'nin vefatından sonra, halefleri krallığın bütünlüğünü korumaya çalıştı, ancak göçebe Amoriler kalıcı yerleşmeler kurup Ur'un otoritesine meydan okudukça bu bütünlük giderek çözüldü. Ur nihayet MÖ 1750'de Elamlılara düştü, ancak Amoriler bu zamana kadar bölgede sağlam bir şekilde yerleşmişlerdi ve Mezopotamya ticaretine nezaret ve teşvik edecek bir sonraki halk olacaklardı.

Hammurabi ve Büyük Güçler Kulübü

Amorlu kral Hammurabi (MÖ 1792-1750 arasında hüküm sürdü), Babil'deki saltanatına sessizce bir ordu kurup eğiterek başladı ve ardından hızla bütün bölgeyi fethetti. Otoritesini kurduktan sonra, altyapıyı iyileştirmeye girişti ve yolların, hanların, depoların ve diğer inşaat projelerinin yapımı ve iyileştirilmesi nedeniyle Bani Matim ("Toprağın Kurucusu") unvanını kazandı. Bilim insanı Lionel Casson şöyle yazıyor:

Larsa'daki bir memura yazdığı bir mektupta [Hammurabi], belirli personelin mümkün olan en kısa zamanda kendisine gönderilmesini emrediyor ve "gece gündüz yolculuk ederek iki gün içinde Babil'e ulaşmaları" gerektiğini belirtiyor. İki şehir takriben 193 km uzaklıktadır; Otuz altı ila kırk sekiz saatlik bir zaman hesaba katılırsa, saatte ortalama 2,5 ila 3,5 mil hızla seyahat ettiğini ve bunun, iki bin yıl sonra çok övülen Roma yollarında katırla çekilen arabalarla seyahat edenlerin hızına neredeyse eşit olduğunu gösterir.

(26)

Casson ayrıca, kaldırım döşemesinin neredeyse hiç olmadığını ve Hititlerin daha sonraki yol çalışmaları dışında, tüccarların, gezginlerin ve orduların toprak yollarda hareket ettiğini ve köprülerin az olması sebebiyle ya su yollarını geçmek için feribot kullanmak (bu da arabaları uygun hale getirmek için sökmeyi gerektirirdi), tekne kiralamak yahut da etrafından dolaşmanın bir yolunu bulmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Hırsız çeteleri, tüccarların dikkate alması gereken bir diğer zorluktu ve birçoğu çıkarlarını korumak için bazen önemli sayıda silahlı muhafız tutardı.

Hammurabi'nin krallığı, Şulgi'ninki gibi, ölümünden kısa bir süre sonra dağıldı ve MÖ 1595'te Hititler tarafından ele geçirildi. Daha sonra Kassit Hanedanlığı (yaklaşık MÖ 1595 - yaklaşık MÖ 1155) kontrolü ele geçirdi ve ticareti sürdürdü, ancak ne ölçüde olduğu meçhuldür. MÖ 1500'e gelindiğinde, Asurlular kendilerini büyük bir güç olarak kabul ettirmişlerdi ve MÖ 1400'de Mitanni Krallığı'ndan istiklallerini kazanmışlardı. Yakın Doğu'nun en büyük devletlerinin ve komşularının iktisadi ve askeri gücü, eşitliği ve işbirliğini teşvik etti.

Ancient Near East c.1500-1300 BCE
Antik Yakın Doğu c. MÖ 1500-1300 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

MÖ 1500 ile 1200 arasında, Büyük Güçler Kulübü olarak adlandırılan yapı, beynelmilel ticarete nezaret etti ve onu düzenledi. Bunlara şunlar dahildi:

  • Kassit Babilonyası
  • Hitit Anadolusu
  • Mısır
  • Önce Mitanni, sonra Asur
  • Elam
  • Miken

Bilim insanı Marc van de Mieroop şöyle yazıyor:

1500-1200 arasında Yakın Doğu, batı İran'dan Ege Denizi'ne, Anadolu'dan Nubia'ya kadar bütün bölgeyi kapsayan beynelmilel bir sisteme tamamen entegre oldu. Birçok büyük toprak devleti birbirleriyle eşit ve rakip olarak irtibatta bulundu. Bunların arasında, bilhassa Suri-Filistin bölgesinde, daha güçlü komşularına bağlılık duyan ve sıklıkla rekabetlerinde vekil olarak kullanılan bir dizi küçük devlet vardı.

(129)

Amarna Mektupları (MÖ 1348-1320 arasındaki Amarna Dönemi'nde "kulüp" üyeleri ile Mısır arasındaki yazışmalar) zamanına gelindiğinde, Büyük Güçler Kulübü şunları ihtiva ediyordu:

  • Asur
  • Alasya (Kıbrıs'ta)
  • Arzawa (güneybatı Anadolu)
  • Babil
  • Mısır
  • Hatti (Hitit Krallığı)
  • Mitanni

Bu güçler (ve Danimarka'ya kadar kuzeydeki diğerleri) arasında ticaret, periyodik karışıklıklar ve askeri çatışmalarla birlikte, iklim değişikliği, tabii afetler, içtimai huzursuzluk, siyasi istikrarsızlık ve Deniz Halklarının istilaları sebebiyle medeniyetlerin yıkıldığı ve Akdeniz ile Yakın Doğu'daki ticaretin yanı sıra sosyal nizamın da bozulduğu Bronz Çağı Çöküşü'ne (MÖ 1250-1150 civarı) kadar devam etti.

Netice

MÖ 525 yılına gelindiğinde, Büyük Güçler Kulübü'nün bütün devletleri ortadan kalkmıştı. Hatti ve Mitanni MÖ 1200'de yok olmuştu, Asur İmparatorluğu MÖ 612'de yıkılmıştı ve Babil, Arzawa ve Alasya Pers Ahameniş İmparatorluğu (yaklaşık MÖ 550-330)'nca ele geçirilmişti. Mısır, MÖ 525'te Perslerin eline geçti ve ancak bu çağda Mısır ticaret pratiklerine madeni para girmeye başladı.

Madeni paralar ilkin Lidya'da, Sardis Kralı Alyattes'in (yaklaşık MÖ 635-585) hükümdarlığı devrinde basıldı, ancak Yakın Doğu'daki ticaret takas sistemiyle devam ediyordu. II. Kiros (Büyük Kiros, yaklaşık MÖ 550-530 yılları arasında hüküm sürmüştür) Lidya'yı fethettikten sonra ticarette madeni paraları kullanmaya başlamıştır ve I. Darius (Büyük Darius, MÖ 522-486 yılları arasında hüküm sürmüştür) ise standartlaştırılmış değere sahip ilk altın para olan darik'i geliştirmiştir; bu para daha sonra Ahameniş İmparatorluğu boyunca ticarette kullanılmıştır.

Persian Gold Daric
Pers Altın Dariği Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Bu pratik, imparatorluğun MÖ 330'da Büyük İskender'e yenilmesinden sonra da devam etmiş ve ardından gelen siyasi oluşlarca sürdürülmüştür: Selevkos İmparatorluğu (MÖ 312-63), Part İmparatorluğu (MÖ 247 - MS 224) ve Sasani İmparatorluğu (224-651), bunların hepsi ticareti hükümetin ayrılmaz bir parçası olarak düzenlemiştir. Sasani İmparatorluğu'nun 651'de Müslüman Araplara mağlubiyetinden sonra, yeni idareciler ticaretle alakalı kendi politikalarını pratiğe koymuş olsalar da, esasen binlerce yıl önce belirlenmiş kalıpları takip ediyorlardı.

Bu yazıyı kaleme alırken bana ilham veren Marjorie Hilton Hanım'a minnettarım.

Sorular & Cevaplar

Antik Mezopotamya'da ticaret ne zaman başladı?

Antik Mezopotamya'da ticaret, MÖ 6500-4100 arasındaki Ubaid devrinde başladı.

Mezopotamya ticaretinde hangi mallar ihraç ve ithal ediliyordu?

Mezopotamya ticaretinde ihraç edilen mallar arasında seramik, cam, tahıl, deri mahsulleri, yemeklik yağ, kamış sepet ve hasır ile tekstil mahsulleri yer alıyordu. İthal edilen mallar arasında ise bakır, fildişi, inciler, yarı kıymetli taşlar, altın, gümüş, diğer değerli metaller, ahşap ve lapis lazuli bulunuyordu.

Erken Hanedanlık devrinde hangi Mezopotamya şehir devletleri Mısır ile ticaret yapmıştır?

Erken Hanedanlık devrinde Mısır ile ticaret yapan şehir devletleri arasında Adab, Ebla, Eridu, Kadeş, Mari, Şuruppak, Tell Barak, Ur ve Uruk yer alıyordu.

Mezopotamya'da uzun mesafeli ticaret ne kadar geniş bir sahaya yayılmıştı?

Modern araştırmalar, antik Mezopotamya'daki uzun mesafeli ticaretin kuzeyde Danimarka'ya, doğuda Çin ve Hindistan'a, güneyde Nubia'ya ve batıda Küçük Asya, Yunanistan ve daha sonra Roma'ya kadar uzandığını göstermektedir.

Bibliografya

World History Encyclopedia, Amazon Associate üyesidir ve uygun kitap satın alımlarından komisyon kazanır.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, Dünya Tarihi Ansiklopedisi'nin kurucu ortağı ve içerik direktörüdür. Daha önce New York'taki Marist College’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca pek çok yere seyahat etmiş, Yunanistan ve Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Mart 24). Antik Mezopotamya'da Ticaret: Ticaret Medeniyet'i Nasıl Teşvik Etti?. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2114/antik-mezopotamyada-ticaret/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mezopotamya'da Ticaret: Ticaret Medeniyet'i Nasıl Teşvik Etti?." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Mart 24, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2114/antik-mezopotamyada-ticaret/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mezopotamya'da Ticaret: Ticaret Medeniyet'i Nasıl Teşvik Etti?." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 24 Mar 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2114/antik-mezopotamyada-ticaret/.

Reklamları Kaldır