Akkad Kralı Sargon Efsanesi

Musa Anlatısına İlham Kaynağı
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Akkad Kralı Sargon Efsanesi (MÖ yaklaşık 2300), Akkad İmparatorluğu kurucusu Akkadlı Sargon’un (Büyük Sargon, MÖ 2334-2279) otobiyografisi olduğu anlaşılan Mezopotamya bölgesine ait Akkad dönemi eseridir. En eski kopyası MÖ 7.yüzyıla tarihlenmekte olup 19.yüzyılda yapılan kazılar sırasında Asurbanipal Kütüphanesi kalıntıları arasında bulunmuştur.

Birth of Sargon of Akkad
Akkad Kralı Sargon’un Doğumu Jastrow (Public Domain)

Büyük bir olasılıkla MÖ 2300 yılı dolayında yazılmış olup Akkad Kralı Sargon’un Doğum Efsanesi olarak bilinen bu metin, büyük kralın naçar hayatına başlangıç hikâyesi ve tanrıça İştar’ın yardımıyla iktidara yükselişi anlatısıdır. Bu anlatı; gelecekteki krallara onun gittiği yolu izleme, onun gittiği yerlere gitme ve onun yaptığını yapma yönünde bir öneriyle son bulur. Kral Büyük Sargon, dillere destan saltanat dönemi efsaneleşmiş ve birçok hikâyenin yazılmasına ilham kaynağı olan dünyanın ilk çokuluslu imparatorluğun da kurucusudur. Akkad Kralı Sargon Efsanesi ve de Sargon ve Ur-Zababa adlı edebi eserler dışında hayatı hakkında çok az şey bilinir.

Günümüzde bu her iki eser, dünyanın ilk tarihi kurgu eserleri olarak Mezopotamya Naru Edebiyatı türünde sınıflandırılırlar. Bu edebi türde, genellikle bir kral, ünlü bir şahsiyet, kurgusal bir eserin ana karakteri olarak yer alır. Bu edebi tür, MÖ 2. binyılı dolayında ortaya çıkmış olup Naru Edabiyat eserlerinden çok sayıda kopyanın bulunmasından da anlaşılacağı üzere o dönemde oldukça popüler bir tür idi.

Naru Edebiyatı amacı, okuyucu/dinleyici kitlesini oyalayıp kandırmak değil, aksine sözkonusu kitleye önemli bir dini veya kültürel değeri aşılamak yönünde olmuştur. Akkad Kralı Sargon Efsanesi örneğinde olduğu gibi, Naru Edebi türünden, Kral Sargon’u hiçbir şeyi olmayan yetim bir çocuk olarak hayata başlayan, kendi kaderini çizebilme becerini gösteren ve bir imparatorluk kurabilen bir “halk adamı” şeklinde göstermek üzere faydalanıldığı anlaşılıyor.

Efsane ve Naru Edebiyatı

Akkad Kralı Sargon, dönemin sosyal şartlarını ve yöneteceği halkın son derece farkındaydı. Yaygın halk sınıfının soylulardan nefret ettiğini daha erken yaşlarında anlamış gibi görünüyor ve parlak bir askeri lider olduğu, fethetmeye çalıştığı Sümerler ülkesi üzerinde güçlü bir etki yaratan konunun aslında gençliğinin gücü ve iktidara yükselişi hakkında dile getirdiği hikâyesi olmuştur.

KRAL SARGON, GEÇMİŞTE HÜKÜM SÜRMÜŞ KRALLARDAN (İLAHİ BİR HAK İDDİA EDİYORLARDI) ÖZENLE UZAK DURMUŞ VE SIRADAN İNSANLARLA AYNI SAFTA YER ALMIŞTIR.

Kral Sargon kendisini, halkı yönetmek üzere tanrılar tarafından seçilmiş bir kişi olarak sunmak yerine, başıboş bir şekilde bırakılan, iyi kalpli bir bahçıvanın evlat edinerek büyüttüğü ve tanrıça İnanna/İştar’ın inayeti ve sevgisini kazanan yetim biri olarak daha mütevazı bir kişilik görünümüyle hayatta başlamış olarak tasvir etmiştir. Akkad Kralı Sargon Efsanesine göre, Kral Sargon tanrıça İnanna/İştar’ın (din görevlileri erdişi/ androgynous) tapınak rahibelerinden birine atıfta bulunulan, kökeni beli olmayan bir kadının (changeling) gayri meşru oğlu olarak doğmuş ve babasını da hiç tanımamıştır.

Annesi hamileliğine bir açıklama getiremediği veya çocuğuna bakamadığı için onu bir sepete koyup Fırat Nehrine bırakmış, sepeti katranla kaplamış ve güvenli bir şekilde suyun akışına bırakmış, daha sonra Sümer şehri Kiş Kralı Ur-Zababa bahçıvanı Akki adında bir kişi onu bulup almıştır. Kral Sargon, bu efsanenin kurgulanmasında, geçmişte hükün sürmüş krallardan (İlahi hak iddia edenler) özenle uzak durmuş ve yönetici seçkinler sınıfı yerine bölgenin sıradan insanlarıyla aynı safta yer aldığını göstermek istemiştir.

Bahsedildiği üzere, Kral Sargon Efsanesi bugün bile araştırmacı bazı bilim insanlarınca Mezopotamya Naru Edabiyatı türüne ait olduğu kabul edilmekte, ancak bu Efsane o dönemde, bugün algılandığı şekliyle anlaşılıp anlaşılmadığı henüz bilinmemekte. Tarihçi yazar Oliver Robert Gurney bu edabiyat türü ve kökenine ilişkin şöyle bir tanımlama yapar:

Naru edebi metni, bir kralın saltanat dönemi olaylarının kaydedildiği, bir dikili taşa kazınmasından oluşmaktaydı: Böyle bir kitabenin karakteristik özellikleri, yazarın adı ve ünvanıyla kendisini resmi olarak tanıtması, birinci tekil şahıs anlatımı ve genellikle gelecekte anıtı tahrip edebilecek kişilere beddua ve onu onurlandıracak kişilere ise kutsama içeren bir epilog/sonsöz metnidir.

“Naru Edebiyatı” olarak adlandırılan bu eser, muhtemelen MÖ 2.binyılın ilk başlarında, ancak geçmiş bir çağın ünlü kralları adına yazılmış, küçük bir grup apokrif (açık olmayan) Naru edebi türünden kitabelerden oluşmaktadır. En iyi bilinen örneği; Akkad Kralı Sargon Efsanesidir. Bu eserin yazılışında Naru edebi biçimi korunmuş olmakla birlikte konusu efsanavi olup hatta kurgusaldır. (93).

Kral Büyük Sargon’un ölümünden uzun süre sonra yazılmış olan bu mevcut kopya, Sargon’un doğumu, büyütülüp yetiştirilmesi ve salatanat dönemi hakkındaki hikâyeyi anlatır. Cutha Efsanesi veya Agade’nin Laneti gibi Naru Edabiyatı eserleri, bir insan (özellikle bir kral) ile tanrılar arasındaki uygun ilişkiye dikkat çekmek üzere tanınmış tarihi bir şahsiyeti konu alınarak kaleme alınır (her iki durumda da Sargon’un torunu Naram-Sin). Büyük İsyan ve Akkad Kralı Sargon Efsanesi gibi Naru Edabiyat eserleri, büyük bir kralın askeri zaferleri ve kökeni hakkında anlatılardır. Akkad Kralı Sargon’un durumunda olduğu gibi, hevesli ve imparatorluk kurucusu olarak, naçar bir doğum ve mütevazı bir şekilde büyütülüp yetiştirilme tarzı anlatısı Kralın Sorgon’un şanına yaraşır yönünde gelişme göstermiştir.

Inscription of the Birth of King Sargon of Akkad
Akkad Kralı Sargon’un Doğum Kitabesi Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Amaç ve Metin

Akkad Kralı Sargon MÖ 2334 yılında iktidara geldiği zaman, Sümer bölgesi, Lagaş Kralı Eannatum yönetimi, Erken Hanedanlık Döneminde (MÖ 2900-2350/2334) daha yeni birleşmiş bir bölge olup o zaman bile henüz uyumlu tam bir birlik değildi. Kral Eannatum’un Sümer toprakları fethinden önce, Sümer şehirleri sık sık birbirleriyle savaş halindeydiler, su ve toprak kullanımı gibi kaynak elde temek üzere mücadele ediyorlardı; bu durum Mezopotamya savaşlarının ortak bir nedeni oluyordu. Sosyal durumu daha da karmaşık hale getiren şey; zengin ile fakir sınıflar arasında var olan uçurum olmuştu. Akademisyen yazar Susan Wise Bauer bu konuda şöye bir açıklama yapar:

Sümer krallarının iki veya üç şehirden daha büyük bir alanı kontrol edememesi hali göz önünde alındığında, Akkad Kralı Sargon’un bütün Mezopotamya ovasını nisbetten kısa bir sürede fethetmesi kotkutucu olmuştur. Sümerliler elit sınıf liderliği ile yoksul çalışan kesim arasındaki uyuşmazlığın giderek artmasından muzdarip idiler.

Zenginler sınıfı, herhangi bir şehirdeki toprakların dörtte üç oranını kendilerine ait kılmak üzere birleşik dini ve seküler güçleri kullanmışlardı. Akkad Kralı Sargon’un bölgeyi kolayca fethetmesi (aristokrat olmayan geçmişini sürekli anmasından bahsetmeye bile gerek yok), Sümer toplumu ezilen üyelerinin kendi tarafına geçmeleri için başarılı bir çağrıda bulunmasının göstergesi olabilir (99).

Kral Sargon, kendisini “halk adamı” olarak sunarak, davasına destek almayı başarmış ve Sümer topraklarını nisbetten kolay bir şekilde ele geçirmişti. Mezopotamya Güneyini kontrol altına alır almaz, tarihin ilk çokuluslu imparatorluğunu kurmuştur. İktidara geldikten sonra saltanatının her zaman popüler olmadığı, kitabelerden anlatıldığı üzere uğraşmak zorunda kaldığı isyanların sayısından da anlaşılmaktadır. Ancak, daha ilk başlarında iktidarının, zenginlerin çalışan sınıfın aleyhine olacak şekilde istedikleri gibi yaşamalarından bıkmış yaygın halk tabakası insanları için büyük bir çekiciliği vardı.

Map of the Akkadian Empire at Its Height
Akkad İmparatorluğu Haritası, MÖ 2334-2218 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Sümerlerdeki toplumsal hiyerarşi katıydı; çok az kişi boş zamanlarının tadını çıkarabilirken, çoğunluk toplum şehir hayatı işleyişini sağlayan bütün işleri yapıyordu. Böylesi bir toplumsal sosyal durumda, evli olmayan bir kadının çocuğu olup terk edilmiş ve bir bahçıvanın evlat edinerek büyüttüğü bir kişinin iktidar sahibi sıfatıyla Sargon, o dönem şehirlerini yöneten seçkinlerden çok daha fazla halkın onayını kazanmıştır.

Efsanenin aşağıya alınan çeviri kısmı, James. B. Pitchard’ın The Ancient Near East/Antik Yakın Doğu, Cilt I, 85-86 sayfalarından alınmıştır:

Agede Kralı ben, kuderetli Kral Sargon’um
Anemin kökeni beli değil, babamı ise hiç tanımadım
Benim şehrim, Fırat Nehri kıyısında Azupiranu’dur
Kökenini bilmediğim annem, beni gizlice doğurmuş
Sazdan bir sepet içine koymuş, ziftle kaplatmış

Kaptmış kapağını
Beni batmadığım bir nehrin akışına bırakmış

Nehir beni almış, su çeken Akkiye götürmüş,
Su çeken Akki, bakracını daldırırken suya, bulup beni çıkarmış

Akki, beni oğlu olarak kabuletmiş ve büyütmüş
Bahçıvan olarak yetiştirmiş
Bahçıvanlık işleriyle uğraşır iken, tanrıça İştar sevgisini bana bahşetmiş
Ve dört …… yıl kadar krallık yaptım
Kara başlı halka ben hükmettim ve yönettim
Bronzdan yonga baltalarla güçlü dağları fethettim
Ölçeğini aldım üst alanların
Alt alanları ise geçip gittim
Deniz topraklarını, üç kez dolandım
Dilmun, elimden tuttu,
Büyük Der’e çıktım
[...] Değiştirdim ve [...].
Benden sonra hangi kral gelirse gelsin
[...]
Bırakın hümetsin, yönetsin kara-başlı halkı
Bırakın fethesin güçlü dağları bronzdan yonga baltalarla
Bırakın tırmansın üst alanları
Bırakın geçsin aşağıdaki alanları
Bırakın, dolaşsın üç kez deniz topraklarını
Dilmun, elini tutsun
Bırakın, büyük Der’e çıksın ve […]
[...] Şehrimde, Agade […]
[...] ... [...].

Açıklayıcı Yorum

Büyük Kral Sargon, ilk on satırda, annesinin terkettiği, bahçıvan Akki’nin nehir kenarında bulup hanesinde büyüttüğü ve tanrıça İştar’ın inayet ve sevgini kazanan bir çocuk olarak özenle tasvir edilir. 12. satırda tanrıça İştar anılır ve tanrıçanın çocuğa karşı lütfu dile getirildikten sonra, anlatıcı hemen 13.satırda “Ve dört yıl krallık yaptım” bölümüne geçer, ardından da eserin geri kalanında askeri başarıları ve mirası anlatılır.

Anlatının bu şekilde gelişme göstermesi, tıpkı günümüzde “fakir çocuk başarılı olur” masalında olduğu gibidir. Antik Mezopotamya halkına ilham vermiş olmalı. Büyük Sargon, kral olarak başarılarıyla övünmekle kalmamış, aynı zamanda halka naçar bir hayat başlangıcından ve aileden olmayan bir yabancının merhamet gösterip onu büyütmesinden ve bir tanrıçanın gösterdiği lütufu sayesinde büyük zaferleri nasıl kazandığından bahseder.

EFSANE ANLATI, BİYOGRAFİK GERÇEKLİĞİN YERİNİ ALMIŞ VE ZAMANLA GERÇEKLİK HALİNİ ALMIŞTIR.

Akkad Kralı Sargon’un kitabesinde yer alan erken dönem yaşantısı hakkındaki anlatının doğru olup olmadığını bilmemizin bir yolu yoktur; meselenin özü de zaten burada yatmaktadır. Kral Büyük Sargon’un aslında kim olduğu ve nereden geldiği konusu, hakkında bilgi veren tek eser olan biyografisi efsanede gizli kalmaktadır. “Sargon, gerçek adı bile değil, kendisi için seçtiği kralık tahtına geçme ünvanı olup “Meşru Kral” anlamına gelir. Kitabelerden ve adından bir Sami olduğu anlaşılsa da, bunu kesin olarak bilmenin bir yolu da yoktur.

Asıl memleketinin Azupiranu olduğunu iddia edilse de, başka hiçbir metinde böyle bir diyardan bahsedilmez ve belkide böyle bir yerin hiç var olmadığı da düşünülüyor. Azupiranu kelime anlamıyla “safran şehri” anlamına gelir ve safran hem şifa veren ve hem de değerli bir meta olduğundan dolayı belki de Sargon kendisini ekonomik değer ve kıymet kavramıyla ilişkilendirmiştir. Nehirden “su alan” bir bahçıvanın bebek Sargonu kurtarma imgesinin tekrarlanması, suyun hem dönüştürücü bir etmen ve hem de kişiyi her türlü kütülükten arındıran bir araç olarak kabul edilmesi nedeniyle, eski Mezopotamya okuyucuları/dinleyicileri için sembolik bir anlamı vardır.

Bir suçla itham edilen kişinin suçlu veya masum bulunmasını sağlayan cezalandırma yöntemine çile çekmek deniliyordu. Bu yöntemde, sanık nehre atılır veya kendisinin atlaması sağlanırdı. Hayatta kalırsa, masum sayılırdı; sağ kalmaz ise tanrılar nehir aracılığıyla suçlu olduğuna karar vermişlerdir. Dahası, Mezopotamya inancına göre ölümden sonra yaşam, yaşayanlar diyarında bir nehir imgesiyle ayrılırdı ve ölen kişi, karşıya geçerken dünyevi yaşamını geride bırakmış oluyordu.

Dolayısıyla, ülkesinde Fırat Nehri kıyısından “su alan” bir bahçıvan ile kaderinin birleşip devam eden yaşam seyri yolculuğu, suyun yaratığı dönüşüm ve aynı zamanda daha bebek iken yaşadığı çileden sağ ve selim çıkabildiği için değeri sembolize edilmiş olmalı. Efsane anlatı, var olabilecek her türlü biyografik gerçeğin yerini almış ve zamanla gerçeğin kendisi haline dönüşmüştür. Naru Eadabiyat türü büyük bir kısmının etkisi de bu olmuş gibi görünüyor: Efasane anlatı, zamanla gerçek bir yaşam öyküsüne dönüşmüştür. Bu konuda akademisyen yazar Gerdien Jonker şöyle bir açıklama getirir:

Antik dönem yazarların edebi yaratımları özünde okuyucunun dikkatini başka yöne çevirip aldatmayı amaçlamadığı açıkça belirtilmelidir. Naru edebi türünden ilham alan bu eser, geleneksel edebi biçimden uzaklaşarak geçmiş döneme ilişkin yeni bir toplumsal “imajın” yaratabileceği mükemmel bir atmosfer oluşturmuştur. (95)

Yukarıda alınan metin kısmı; kadim dönem edebi metinlerin bir modern dönem yorumudur; günümüzde Mezopotamya Naru Edabiyatı olarak sınıflandırılan eserlerin o dönem insanları tarafından nasıl anlaşıldığı bilinmiyor. Annesinin nehre bırakarak terk ettiği, suyun akıntısıyla sürüklenirken bir bahçıvanın bulup aldığı, tanrıça İnanna’nın inayet ve sevgisini kazandığı, tanrıçanın lütfu sayesinde ve kendi karakteri etkisiyle Mezopotamya’nın en güçlü adamı haline gelmiş bir çocuğun yaşam öyküsünü ilk okuyucuların/dinleyicilerin sorgulamamış olmaları muhtemeldir. Karşılaştırılması yapılabilecek çelişkili başka bir öykü olmadığı için, Kralın hayatının doğru bir anlatımı ve modern çağda en azından gelecek nesilllerin hatırlaması istenilen bir anlatı (version) olarak kabul edilmiştir.

Akkad Kralı Sargon Efsanesi, aralarında tarihçi yazar Paul Kriwaczek de olmak üzere, modern dönem bilim insanları, günümüze kadar tartışılmayıp gelen Kutsal Kitap Tevrat, Çıkış Kitabı İkinci Bölümde yer alan Musa anlatısı köken hikâyenin ilham kaynağı olarak kabul ederler. Günümüzde dünya çapında birçok insanın Musa, Sazlık alan ve Mısır Prensesi hikâyesini gerçek olarak kabul etmiş olmasında olduğu gibi, Antik Mezopotamya halkı da Kral Sargon Efsanesini aynı şekilde kabul etmiş olmalıdır. Kral Sargon’un aslında kim olup olmadığı konusu, krallık tahtının ayrıcalıklı varisi bir kişi yerine bir rahibenin yetim oğlu olarak anlatılıp tanıtılması, dönemim hâkim anlayışı gereği, kralık davasına zarar getirebilecek herhangi bir özellik olmadığı anlaşılıyor.

Moses Found by Pharaoh's Daughter
Firavun'un Kızı Bebek Musa’yı Bulup Alırken Providence Lithograph Company (Public Domain)

Sonuç

Bu metni, 1850-1853 yılları arasında Asur şehri Ninova’da kazı çalışması yapan arkeolog Hormuzd Rassam ve Sir Austen Henry Layard kazı alanı kalıntıları arasından keşfedip bulmuşlardır (bazıları buluntuları arkeolog Layard ile birlikte çalışan Sir Henry Rawilson’a atfederler). Arkeolog Hormuzd ve Layard, Mezopotamya’da birçok önemli keşif yapmalarıyla bilinirler, belki de en çok Ninova’da, Asurbanipal Kütüphanesini ortaya çıkarma çalışmalarıyla ünlü olmuşlardır.

Akkad Kral Sargon, o dönemde zaten çoktan efsaneleşmişti. Ur III. Dönemi (MÖ 2112-2004) kralları, özellikle Ur-Nammu (MÖ 2112-2094) ve Ur Şhulgi (MÖ 2094-2046), Akkad krallarının daha ılımlı versiyonları olarak kendilerini Kral Sargon ve halefleriyle ilişkilendirirler. Babil Kralı Hammurabi (MÖ 1792-1750), özellikle ordunun örgütlenmesinde Kral Sargon modelinden yararlanmış gibi görünüyor ve Asur kralları da aynısını yapmaya çalışmışlardır. Yeni Asur Kralı Asurbanipal (MÖ 668—627) döneminde, Akkad Kralı Sargon’un adı, günümüzde Büyük İskender veya Julius Ceasar’in bilindiği kadar iyi biliniyordu.

Yeni Asur Kralı Asurbanipal, Mezopotamya’nın dört bir yanına elçiler göndermiş, bulabildikleri bütün eserleri toplamış veya kopyalamış, gelecek nesillerin geçmişin tarihsel gelişmelerini okuyabilmeleri amacıyla geleceğe yönelik “uzak günler” için kütüphanesine aldırmıştır. Kütüphane kalıntıları arasında yapılan kazılar sırasında keşfedilip alınan 30.000’den fazla çiviyazılı metin arasında Akkad Kralı Sargon otobiyografisi, ister gerçek ve isterse kurgu olsun, dünya tarihinin en eski yazılı eseri, belki de en eski değilse bile, yoksulluktan zenginliğe uzanan yazılı en eski ilk anlatılardan birisi olup ilk yazıldığı zamanki gibi, günümüzde de okuyucuları büyülemeye ve yeni eserlerin yaratılması çabasında ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Sorular & Cevaplar

Akkad Kralı Sargon Efsanesi nedir?

Akkad Kralı Sargon Efsanesi, Akkad İmparatorluğunun kurucusu Akkadlı Sargon’un otobiyografisi olduğu anlaşılan Akkad dönemi eseri olup mehtemelen MÖ 2300 yılı dolaylarında yazılmıştır. Ancak, mevcut en eski kopyası MÖ 7. yüzyılla tarihlenmektedir.

Akkad Kralı Sargon Efsanesi gerçek midir?

Akkad Kralı Sargon Efsanesinin gerçek olup olmadığını bilmemizin bir yolu yoktur, çünkü Kral Sargon’un erken yaşam dönemine ilişkin başka bir metin de yoktur.

Akkad Kralı Sargon Efsanesi gerçekten de Kutsal Kitap Tevrat’ta geçen Musa Anlatısı temeli midir?

Kutsal Kitap Tevrat, Çıkış Kitabı, İkinci Bölümü metninden çok daha önce yazılmış olan Akad Kralı Sargon’un Efsanesi, Tevrat’ta anılan Musa anlatısına ilham kaynağı olduğu düşünülmektedir.

Akkad Kralı Sargon Efsanesi neden önemlidir?

Akkad Kralı Sargon Efsanesi, Antik Mezopotamya’nın en etkili şahsiyetlerinden birisinin hayat hikâyesi hakkında birincil kaynak olması ve aynı zamanda Musa’nın erken dönem yaşamına ilişkin Kutsal Kitapta anılan öykünün ilham kaynağı olması açısından da önemlidir.

Bibliografya

World History Encyclopedia, Amazon Associate üyesidir ve uygun kitap satın alımlarından komisyon kazanır.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, Dünya Tarihi Ansiklopedisi'nin kurucu ortağı ve içerik direktörüdür. Daha önce New York'taki Marist College’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca pek çok yere seyahat etmiş, Yunanistan ve Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Ağustos 06). Akkad Kralı Sargon Efsanesi: Musa Anlatısına İlham Kaynağı. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-746/akkad-krali-sargon-efsanesi/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Akkad Kralı Sargon Efsanesi: Musa Anlatısına İlham Kaynağı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Ağustos 06, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-746/akkad-krali-sargon-efsanesi/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Akkad Kralı Sargon Efsanesi: Musa Anlatısına İlham Kaynağı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 06 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-746/akkad-krali-sargon-efsanesi/.

Reklamları Kaldır