Batı Roma İmparatorluğu

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Routes of the Barbarian Invaders (by The Department of History, United States Military Academy, Public Domain)
Barbar İşgalcilerin Rotaları The Department of History, United States Military Academy (Public Domain)

Batı Roma İmparatorluğu, 285-86 yıllarında İmparator Diocletianus (284-305) tarafından ikiye bölünen Roma İmparatorluğu'nun batı yarısını tanımlamak için kullanılan modern terimdir. Romalılar bu mefhumu kullanmamışlardır. En güçlü zamanında (MS 117 civarı), Roma İmparatorluğu İtalya'dan Avrupa'ya, Britanya Adaları'na, Kuzey Afrika'ya, Mısır'dan Mezopotamya'ya ve Anadolu'ya kadar uzanıyordu. 285 yılına gelindiğinde Roma İmparatorluğu o kadar büyümüştü ki, bütün eyaletleri merkezi Roma'dan idare etmek artık mümkün değildi.

Diocletianus, iktidara geldikten kısa bir süre sonra, Maximianus (285/286-305) adlı bir subayı eş imparator yaptı ve böylece imparatorluğu ikiye böldü; Doğu İmparatorluğu'nun başkenti Bizans (daha sonra Konstantinopolis) ve Batı İmparatorluğu'nun başkenti Milano'ydu (Roma "seremonik" veya sembolik başkentti). Her iki yarım da "Roma İmparatorluğu" olarak biliniyordu ama zamanla Doğu İmparatorluğu resmi dili olarak Latince yerine Yunancayı benimseyecek ve ananevi Roma İmparatorluğu'nun karakterinin çoğunu kaybedecekti.

Doğu İmparatorluğu gelişirken Batı İmparatorluğu mücadele etti ve nihayet 476 civarında düştü. Zamanla, Roma İmparatorluğu'nun en yüksek devrindeki değerlerinin ve düzeninin yeniden canlandırılması olarak görülen Kutsal Roma İmparatorluğu'nun (962-1806) temeli haline geldi. Bu, ilk olarak Şarlman'ın (800-814) saltanatı esnasında (ki halefleri bunu sürdürememişti), ardından Alman Kralı I. Otto (962-973) tarafından resmen kuruldu. Kutsal Roma İmparatorluğu, modern çağda idareden aciz, modası geçmiş bir müessese olarak devamlı birliğini ve otoritesini kaybetti, giderek yozlaştı ve etkisizleşti; ta ki 1806'da nihayet dağılana dek.

Roma ve Kriz

Roma İmparatorluğu, ilk imparator Augustus (MÖ 27-MS 14) tarafından kurulmuş ve sağladıkları refah ve nizam sebebiyle Beş İyi İmparator olarak adlandırılan devirde giderek güçlenmiştir. Beş İyi İmparator şunlardır:

  • Nerva (MS 96-98)
  • Trajan (MS 98-117)
  • Hadrian (MS 117-138)
  • Antoninus Pius (MS 138-161)
  • Marcus Aurelius (MS 161-180)

Marcus Aurelius'tan sonra oğlu Commodus (180-192) imparator olmuş ve Roma'nın gücünü, keyfi ve verimsiz idaresiyle dağıtmıştır. Commodus suikastının ardından Roma, beş farklı adamın iktidara gelip tahttan indirildiği ve Septimius Severus'un (193-211) Severan Hanedanlığı'nı kurup nizamı yeniden tesis ettiği bir kargaşa yılı (Beş İmparator Yılı olarak bilinir) yaşadı. Beş İmparator Yılı'ndan bir imparatorun en büyük çıkarına olduğunu öğrenen Severus, ordunun gözüne girmeye çalıştı ve askerlerin maaşlarını artırmak için daha fazla para üretebilmek namına para biriminin değerini düşürdü. Ayrıca, imparatorun ordunun desteğine büyük ölçüde güvendiği bir emsal oluşturdu ve böylece Roma imparatorunun ananevi rolünü fiilen tehlikeye attı.

DİOCLETİAN İKTİDARA GELDİĞİNDE NİZAMI YENİDEN TESİS ETTİ VE İMPARATORLUĞUN İDARESİNİ DOĞU'DA KENDİSİ İLE BATI'DA MAXİMİANUS ARASINDA PAYLAŞTIRDI.

235 yılında, imparator Alexander Severus (222-235) kendi çıkarları istikametinde hareket etmediğini düşünen kendi askerlerince suikasta kurban gitti. Bu vaziyet, Roma'yı Üçüncü Yüzyıl Krizi (aynı zamanda İmparatorluk Krizi, 235-284) olarak bilinen bir devre sürükledi. Bu devirde, neredeyse 50 yılda 20 imparator gelip geçti. Bu istatistik, Augustus ve Alexander Severus arasındaki 250 yılda hüküm süren 26 imparatorla karşılaştırıldığında hayret vericiydi.

Diocletianus iktidara geldiğinde nizamı yeniden tesis etti ve imparatorluğun idaresini doğuda kendisi, batıda ise Maximianus arasında paylaştırdı. Üçüncü Yüzyıl Krizi, Roma'nın tek bir imparatora mahkum olmasının ne kadar tehlikeli olduğunu ve imparatorluğun tek bir adamın müessir bir şekilde idare edemeyeceği kadar büyük olduğunu da göstermişti. Bölünmenin ardından Diocletianus, imparatorluğun kendi ayrı bölümlerini yöneten dört adam arasında daha da bölünmesini sağlayan tetrarşiyi (dörtlü idare) kurdu.

Büyük Konstantin devrinde (324-337), imparatorluk bir bütün olarak gelişti ama Beş İyi İmparator dönemindeki kadar ahenkli bir yapıya asla sahip olamadı. Doğu İmparatorluğu kazançlı ticaret münasebetleri kurup refaha kavuşurken, Batı İmparatorluğu mücadele etti ve iki kısım birbirini rakip olarak gördüğünden, müşterek bir bağ kuran ama kendi çıkarlarına hizmet eden ayrı varlıklar olarak çalıştı.

İmparatorluğun Dağılması

Yine de, imparatorluğun iki yarısı, İmparator I. Theodosius'un (379-395) saltanatına değin eşit şekilde refah içinde yaşamaya devam etti. Bu devirde iç ve dış güçler iki yarıyı ayırmak için çabaladı. Bu güçler bunları ihtiva ediyordu ama bunlarla da sınırlı değildi:

  • Siyasi istikrarsızlık
  • İki yarının çıkarları
  • Barbar kabilelerin istilası
  • Hükümet yolsuzluğu
  • Paralı asker orduları
  • Köle emeğine aşırı mahkumiyet
  • Büyük işsizlik ve enflasyon
  • Hristiyanlığın yükselişi

Belirtildiği gibi, Doğu ve Batı Roma müşterek hedefler istikametinde ahenk içinde çalışmak yerine kendi çıkarlarını gözetiyordu. Bu ahenksizlik, bilhassa şahsi çıkarları için mevkilerini kötüye kullanan taşra otoriteleri arasında hükümet yolsuzluğuyla daha da kötüleşen siyasi istikrarsızlığı besledi. Roma ordusundaki Got ve Hun paralı askerlerinin Roma'ya hiçbir bağlılığı yoktu, yalnızca para için savaşıyorlardı ve dahası, hak ettiklerini düşündükleri kadar iyi muamele görmüyorlardı. Köle emeğine aşırı bağımlılık, kamu yardımına bel bağlayan alt sınıfların işlerini elinden aldı ve Septimus Severus zamanında paranın değerinin düşürülmesi, sonraki imparatorların bir politikası haline gelerek enflasyona yol açtı.

I. Theodosius'un Hristiyanlığı yayma ve pagan tesirlerini ezme hususundaki gayreti de Roma'nın çöküşüne katkıda bulunan bir sebep olarak kaydedildi. Romalıların daha önceki pagan inanç sistemi bir devlet diniydi; inanç devleti şekillendiriyor ve devlet de inancı destekliyordu. Roma tanrıları Roma ve onun muvaffakiyetiyle ilgileniyordu; yeni Hristiyan tanrısının Roma'da doğrudan bir çıkarı yoktu ve herkesin tanrısıydı. Bazı akademisyenlere göre Hristiyanlığın tabiatı, Roma paganizminin imparatorluğa sağladığı ananevi ahengi zayıflatmaya hizmet ediyordu. Bu husus yüzyıllardır münakaşa edilmektedir ancak I. Theodosius'un paganlara tatbik ettiği zulüm çok daha kesin bir faktördür; çünkü hem doğunun hem de batının imparatoru olarak Roma İmparatorluğu'nu birleştirme gücüne sahipken, dini hoşgörüsüzlük yoluyla imparatorluğu daha da bölmüştür.

Rome's Pantheon
Roma Panteonu Capitu (CC BY)

I. Theodosius, Roma için bir dizi ciddi mağlubiyetin ardından iktidara geldi. 376-382 yılları arasındaki Got Savaşı, muharebeler Doğu İmparatorluğu'ndan gelen güçlerce rutin olarak yapılsa da Batı İmparatorluğu'nu ciddi şekilde zayıflattı. 378'deki Edirne (Adrianapolis) Muharebesi'nde, Doğu İmparatoru Valens (hükümdarlığı 364-378), Gotların Fritigern'i (ö. 380) tarafından mağlubiyete uğratıldı ve birçok tarihçi bunun Roma İmparatorluğu'nun sonunun başlangıcı olduğu hususunda hemfikirdir. Batı İmparatorluğu'nun imparatoru Gratian (hükümdarlığı, 367-383), Theodosius'u eş imparator statüsüne yükseltmişti ve öldüğünde, I. Theodosius imparatorluğun her iki yarısının da imparatoru oldu. I. Theodosius'un paralı Gotlara yönelik tutumu – bilhassa 394'teki Frigidus Muharebesi'nde – Got kralı I. Alarik'i (395-410) 410'da Roma'yı yağmalamaya yöneltti.

Bu, I. Theodosius'un saltanatının Batı Roma İmparatorluğu'nun sonunu getirdiği anlamına gelmez. Roma'nın gerilemesinin ve çöküşünün tek bir sebebi yoktur. Roma'nın Edirne'deki mağlubiyetinden evvel güç ve prestijde daimi bir düşüş yaşanmıştı ve bütün bu meydan okumalar ve baskılar, imparator Romulus Augustulus'un (475-476) Cermen kralı Odoaker tarafından 4 Eylül 476'da, yani Edirne'den önce tahttan indirilmesiyle doruğa ulaştı. Batı Roma İmparatorluğu, esasen, batıda Roma'nın gücünün yerini İtalya Krallığı'nın alacağı yeni bir devri başlatan Odoaker'in yükselişiyle çöktü.

İtalya Krallığı

Batı Roma İmparatorluğu'nun sonu için ananevi olarak kabul edilen tarih 476 civarı olsa da, bu imparatorluk, resmi olarak tahttan indirilen imparator Julius Nepos'un (oğlu Romulus Augustulus'u tahta çıkaran general Orestes tarafından tahttan indirilmişti) yerine saltanat süren Odoaker (476-493) idaresi altında varlığını sürdürdü. Bundan mütevellit, Roma İmparatorluğu'nun sonunu 480'de Julius Nepos'un suikastına bağlayan tarihçiler ve akademisyenler bulunmaktadır. Nepos'un vefatından sonra Odoaker, Dalmaçya bölgesini, imparatorluğun doğu kısmının imparatoru Zeno'nun (474-475, 476-491) otoritesiyle kendi topraklarına kattı. Zeno'ya göre, Odoaker aşırı müstakil bir otoriteyle hareket ediyor ve mühim bir tehdit oluşturmaya başlıyordu.

Map of Odoacer's Italy in 480 CE
480'de Odoaker'in İtalya'sının Haritası Thomas Lessman (CC BY-SA)

Odoackr'in, Zeno'nun rakibi General Illus'u bir isyanda desteklediğinin ortaya çıkmasıyla şüpheleri teyit edildi. Zeno, Got lider Theodorik'i (sonradan Büyük Theodorik olarak bilinecek, 493-526) Illus'u yenmesi için vazifelendirdi ama Theodoric daha sonra güçlü ordusunu Zeno ve Konstantinopolis'e yöneltti. Akademisyen Guy Halsall şöyle açıklamakta:

Gotlar Konstantinopolis'i tehdit etti ve Balkanlar'ı yağmaladı ama başkenti alamadı. Şehrin ünlü üçlü surlarının arkasında emniyette olan Zeno'nun ise kendi topraklarından tamamen çıkarması pek muhtemel değildi. Her iki tarafın da kabul edeceği bir çözüm gerekiyordu ve bulundu: Theodorik'in Ostrogotları İtalya'ya taşınıp 'tiran' Odoaker'den kurtulmak. (287)

Teodorik, 488'de ordusunun başında İtalya'yı işgal etti ve sonraki dört yıl boyunca bölge sathında Odoaker güçleriyle savaştı. Nihayet Ravenna Piskoposu John tarafından, Odoaker ve Teodorik'in birlikte hüküm süreceği bir mutabakat sağlandı. Ancak 493'te düşmanlıkların sona ermesini kutlamak için tertiplenen ziyafette Teodorik, Odoaker'i öldürdü ve krallığı kendisi için talep etti.

Teodorik'in saltanatı, yasalar, inşaat projeleri ve artan gıda üretimiyle bölgeye nizam ve refah getirdi ama 526'daki ölümünden sonra halefleri de krallığı bir arada tutamadı. Doğu imparatoru I. Justinianus (527-565), İtalya Krallığı üzerindeki kontrolünü ilan etti ve en büyük mukavemeti, Teodorik'in Roma'dan kazandığı muhtariyet hakkını talep eden Ostrogot kralı Totila'dan (541-552) gördü. I. Justinianus, meşhur general Belisarius'u (505-565) İtalya'ya gönderdi, ancak o bile Totila'yı mağlup ve alt edemedi. General Narses (480-573), sonunda 552'de Taginae Muharebesi'nde Totila'yı yendi ve İtalya'yı 568'de Lombardların istilasına kadar Roma idaresine geri verdi.

Kutsal Roma İmparatorluğu,

Lombardlar, 774'te Desiderius Muharebesi'nde Şarlman tarafından mağlubiyete uğratılıncaya değin İtalya sathında düklükler kurarak güç kazandılar. Bu devirde Lombardların çoğu, İtalya halkı ve komşu Franklar ile asimile olmuştu ve Şarlman'ın zaferi bu süreci hızlandırdı. Hristiyanlık artık Avrupa'nın baskın diniydi ve Roma hakimiyeti altında meşrulaştırılıp yayıldığı için, Roma İmparatorluğu kavramının ortadan kalkmasına izin vermeyen birçok Hristiyan vardı. Frankların Şarlman'ı, 800 yılında Papa III. Leo tarafından Batı Roma İmparatoru ilan edildi ve Hristiyan mesajını korumak ve yaymakla vazifelendirildi.

Bust of Charlemagne
Şarlman'ın Büstü Beckstet (CC BY-NC-SA)

Şarlman, imparatorluğunu genişletirken aynı zamanda daha önce pagan Saksonlara karşı yaptığı gibi (772-804 yılları arasındaki Sakson Savaşları aracılığıyla) Müslüman Sarazenlere karşı Haçlı Seferleri düzenleyerek çağının önde gelen Hristiyan savunucusu oldu. Meşhur Chanson de Roland (Roland Şarkısı) da dahil olmak üzere birçok hikâye ve şiir, Şarlman ve şövalyelerinin, Hristiyan ve Hristiyan olmayanların hayatları pahasına Hristiyan değerlerini müdafaa etmek için giriştikleri şövalyece maceraları öven eserler yazılmıştır. Bu yeni Hristiyan imparatorluğu, eski Roma İmparatorluğu'nun doğrudan soyundan geldiğini iddia ediyor ve şahsi bir imparatorun davası yerine Mesih'in davasını müdafaa ediyordu.

BU YENİ HRİSTİYAN İMPARATORLUĞU, DOĞRUDAN ESKİ ROMA İMPARATORLUĞU'NUN SOYUNDAN GELDİĞİNİ İDDİA EDİYOR VE SADECE ŞAHSİ BİR İMPARATORUN DAVASI YERİNE MESİH'İN DAVASINI MÜDAFAA EDİYORDU.

Şarlman yeni imparatorluğun temellerini attı ama birçok kuvvetli ve müessir hükümdar gibi, halefleri aynı verimlilik seviyesini koruyamadı ve krallık dağıldı. Şarlman'ın Hristiyan olmayanlara (bu durumda Macarlar) karşı Haçlı Seferleri yoluyla iktidara ulaşma örneğini izleyen Alman Kralı I. Otto tarafından yeniden birleştirildi. Şarlman ile yakınlığını sürdüren I. Otto, 962'de kendini Almanya Kutsal Roma İmparatorluğu'nun imparatoru ilan etti.

I. Otto, hükümdarlığı boyunca Şarlman'ın örneğini izleyerek Hristiyan bir milletin varlığını sürdürme politikalarını sürdürdü ve onu takip edecekler için standartları belirledi. Kutsal Roma İmparatorluğu, siyasi entrikalar, yolsuzluk, neredeyse fasılasız savaşlar ve daimi iç çekişmelerle dolu istikrarlı bir düşüş yaşayarak 1806'da dağılana dek, kendisini savaş yoluyla Hristiyanlık hakikatini müdafaa eden bir varlık olarak görmeye devam etti.

Meşhur Fransız yazar Voltaire, 1756 tarihli "Milletlerin Tavırları ve Ruhu Üzerine Deneme" adlı eserinin 70. Bölümünde şöyle der: "Kutsal Roma İmparatorluğu olarak adlandırılan ve hâlâ da anılan bu topluluk ne kutsaldı, ne Romalıydı ne de bir İmparatorluktu" ve Voltaire'den sonraki tarihçiler de bu hususta hemfikirdir. Kutsal Roma İmparatorluğu sadece ismen öyleydi ve son imparator II. Francis tahttan çekildikten sonra Napolyon, onu destekleyen mevcut siyasi yapıyı parçaladı ve bölge, Ren Konfederasyonu vasıtasıyla Fransız kontrolüne girdi.

Netice

Roma'nın çöküşü ve muhtelif sebepleri yüzyıllardır münakaşaya mevzu olmuştur. Şu anda sebeplere dair umumi bir fikir birliği olsa da, hiçbir iki liste aynı noktayı vurgulamaz veya aynı sebepleri ihtiva etmez. Halsall, 5. yüzyıldaki gerilemeyi ele alarak Batı Roma'nın çöküşüne dair ilginç bir bakış açısı sunar:

En ironik olanı ise, bir önceki asırda [Roma'nın] çöküşüne gerçekten sebep olmaya çalışan tek bir kişiyi tespit etmenin neredeyse imkansız olmasıdır. İmparatorluğun çöküşündeki tüm belirleyici fiiller, dördüncü yüzyılda var olan imparatorluk yapıları içinde kendilerine daha iyi bir mevki yaratmaya çalışan kişilerce gerçekleştirilmiştir. Andre Piganiol, ünlü bir sözünde şöyle yazmıştır: "Roma medeniyeti tabii bir ölümle vefat etmedi; suikasta uğradı." Her iki alternatif de doğru görünmüyor. Roma İmparatorluğu katledilmedi ve tabii bir ölümle de ölmedi; kazara intihar etti. (283)

Halstall'ın vurguladığı nokta, artık işlemeyen bir idare ve içtimai yapı sistemini sürdürmeye çalışan Roma'nın çöküşe mahkûm olduğudur. Roma, artık işlemeyen bir mazinin modeline tutunarak "kazara intihar etmiştir". Got isyanına, savaşlara ve Edirne Savaşı'na yol açan Roma eyalet valilerinin Gotlara kötü muamelesi, bunun sadece bir örneğidir. Sözde "barbarlar", geçmişte olduğu gibi ve Romalıların da yapmaya devam etmeleri gerektiğini düşündükleri gibi, Romalıların kötü muamelesine artık tahammül etmeyeceklerdi.

Temple of Saturn, Rome
Satürn Mabedi, Roma Elias Rovielo (CC BY-NC-SA)

Artık onu destekleyemeyen bir çağda Roma İmparatorluğu modelini yeniden canlandırma, koruma ve dayatma teşebbüsleri, Roma'nın batıdaki çöküşünün altında yatan mühim bir sebep olarak değerlendirilmelidir. İmparatorluğun "şanlı günlerini" yeniden canlandırma tutkusu, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun dağılmasına da katkıda bulunmuştur. Zaman değişmişti, insanlar da onunla birlikte değişmişti ve modası geçmiş bir idare şeklinin yeni siyasi ve içtimai iklimde hayatta kalma ümidi yoktu.

İdare şekilleri, tıpkı insanlar gibi, geçmişe tutunarak değil, bugünün zorluklarına uyarak ve geleceğe doğru ilerleyerek ayakta kalırlar. Roma böyle bir vizyona sahip değildi ve bu yüzden, maziye sıkı sıkıya bağlı kalan her varlık gibi, değişme ve büyüme fırsatları sunan zorlukların üstesinden gelemezdi.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Ağustos 13). Batı Roma İmparatorluğu. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-696/bati-roma-imparatorlugu/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Batı Roma İmparatorluğu." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 13, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-696/bati-roma-imparatorlugu/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Batı Roma İmparatorluğu." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 13 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-696/bati-roma-imparatorlugu/.

Reklamları Kaldır