Çivi Yazısı

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Neo-Assyrian Cuneiform Lexical List (by The Trustees of the British Museum, Copyright)
Neo-Asur Çivi Yazısı Kelime Listesi The Trustees of the British Museum (Copyright)

Çivi yazısı, ilkin MÖ 3500 civarında Mezopotamya'daki antik Sümerler tarafından geliştirilen bir yazı sistemidir. Sümerlerin kültürel katkıları arasında en mühimi ve MÖ 3200 civarında çivi yazısını ilerleten ve edebiyatın yaratılmasına imkan tanıyan Sümer şehri Uruk'un katkıları arasında en büyüğü olarak kabul edilir.

Adı, kama şeklindeki yazı stilinden dolayı Latince kama anlamına gelen cuneus kelimesinden gelir. Çivi yazısında, kalem olarak bilinen dikkatlice kesilmiş bir yazı vasıtası, yumuşak kile bastırılarak kelime işaretlerini (piktograflar) ve daha sonra fonogramları veya kelime kavramlarını (günümüzdeki kelime anlayışına daha yakın) temsil eden kama benzeri izler oluşturulur. Bütün büyük Mezopotamya medeniyetleri, MÖ 100'den sonra bir noktada alfabetik yazı lehine terk edilene kadar çivi yazısını kullanmıştır. Bunlar arasında şunlar yer alır:

  • Sümer
  • Akad
  • Babil
  • Elam
  • Hatti
  • Hitit
  • Asur
  • Hurri

Mezopotamya'nın antik çivi yazısı tabletleri 19. asrın sonlarında keşfedilip çözüldüğünde, insanlığın tarih anlayışını kelimenin tam anlamıyla dönüştürdüler. Keşfedilmelerinden önce, Kitab-ı Mukaddes dünyanın en eski ve en emin kitabı olarak kabul ediliyordu ve antik Sümer medeniyeti hakkında hiçbir şey bilinmiyordu.

GILGAMIŞ DESTANI'NIN TERCÜMESİ, ÇİVİ YAZISI TABLETLERİN DAHA DOĞRU BİR ŞEKİLDE YORUMLANMASINA İMKAN TANIDI.

Çivi yazısını ilkin 1823'ten önce Alman filolog Georg Friedrich Grotefend (h. 1775-1853) çözmüş ve çalışmaları, 1837'de Behistun Kitabesi'ni çözen Henry Creswicke Rawlinson (h. 1810-1895) ve Rahip Edward Hincks (h. 1792-1866) ve Jules Oppert'in (ö. 1825-1905) çalışmaları tarafından daha da ilerletilmiştir. Ancak parlak bilgin ve mütercim George Smith (ö. 1840-1876), 1872'de Gılgamış Destanı'nı tercüme ederek çivi yazısının anlaşılmasına önemli katkıda bulundu. Bu tercüme, diğer çivi yazılı tabletlerin daha doğru bir şekilde yorumlanmasını sağlayarak, dönemin ananevi Kitab-ı Mukaddes'e bağlı tarih anlayışını altüst etti ve Yakın Doğu tarihinin bilgece, objektif keşiflerinin ilerlemesine imkan sağladı.

Erken Çivi Yazısı

Proto-çivi yazısı olarak bilinen en eski çivi yazısı tabletleri, ele aldıkları mevzular daha müşahhas ve görünür olduğundan (bir kral, bir savaş, bir sel) piktoryaldi ve ticarette uzun mesafeli irtibat ihtiyacına cevaben geliştirilmişlerdi. Tek gereken, gönderilen malların türü ve miktarı, fiyatı ile satıcının adı ve yeri hakkında bilgi edinmek olduğundan, karmaşık kompozisyonlara gerek yoktu. Akademisyen Jeremy Black, erken çivi yazısı hakkında şunları söylüyor:

MÖ 4. binyılın sonlarında Güney Irak'ta yazının ilk ortaya çıkışından sonraki yüzyıllar boyunca, yalnızca idari bir fonksiyon gördü. Çivi yazısı, yüksek sanatın bir vasıtası olmaktan ziyade, muhasebecilere ve bürokratlara yardımcı olmak için dizayn edilmiş bir hafıza vasıtasıydı. (xlix)

Bu erken dönem piktografların yerini, MÖ 3200 civarında Uruk şehrinde fonogramlar (sesleri temsil eden semboller) aldı. Çivi yazısı, Erken Hanedanlık Dönemi'nde (MÖ 2900-2334) karmaşık bir şekilde gelişmişti; çünkü yazı sanatı anlaşıldıktan sonra, insanlar ifade etmek ve gelecek için korumak istedikleri daha fazla mefhum buldular. Yazı keşfedildikten sonra, antik Sümerler neredeyse bütün insan tecrübelerini kaydetmeye çalışmıştılar.

Mesopotamian Beer Rations Tablet
Mezopotamya’da Bira Dağıtımına Ait Tablet Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Bu tecrübenin bir kısmı tabiatıyla insanlığın kökenine temas ediyor ve bu da insan tecrübesinin bütün yönlerinin kökenini gösteriyordu. Eskiden bir tarım tanrısı olan tanrıça Nisaba, yazılı kelimenin gelişmesiyle birlikte artık yazı ve hesap ilahesi, hatta tanrıların ilahi yazıcısı haline geldi. Mevzu daha mücerret hale geldikçe (tanrıların iradesi, yaratılış, ahiret, ölümsüzlük arayışı), yazı daha karmaşık hale geldi ve MÖ 3000'den önce sadeleştirilmesi gerekti.

Tabletlerdeki tasvirler sadeleştirildi ve kalem darbeleri, kelime işaretleri (şerefli bir adam) yerine kelime kavramlarını (şeref) aktardı. Yazı dili, muayyen bir işaretin fonetik değerini izole edip gramatik münasebetleri ve sentaksı ifade ederek anlamı belirleyen rebus aracılığıyla daha da geliştirildi. Bunu açıklığa kavuşturmak için akademisyen Ira Spar şöyle yazıyor:

İşaretleri yorumlamanın bu yeni yoluna rebus prensibi denir. MÖ 3200 ile 3000 arasındaki çivi yazısının en erken merhalelerinde kullanımına dair yalnızca birkaç örnek mevcuttur. Bu tür fonetik yazının tutarlı kullanımı ancak MÖ 2600'den sonra ortaya çıkar. Bu, yazıcının fikirlerini ifade etmesine imkan tanıyan kelime işaretleri ve fonogramların (ünlüler ve heceler için işaretler) karmaşık bir birleşimiyle karakterize edilen hakiki bir yazı sisteminin başlangıcını oluşturur. MÖ. Üçüncü Binyılın ortalarına gelindiğinde, esas olarak kil tabletler üzerine yazılan çivi yazısı, çok çeşitli ekonomik, dini, siyasi, edebi ve ilmi belgeler için kullanılıyordu. (1)

Çivi Yazısının Gelişmesi

Artık bir piktografın manasıyla uğraşmak gerekmiyordu; artık yazarın anlamını daha net aktaran bir kelime-kavram okunuyordu. Yazıda kullanılan karakter sayısı da, yazılı kelimeyi basitleştirmek ve anlaşılır kılmak için 1.000'den 600'e düşürüldü. Bunun en iyi örneği, proto-çivi yazısı döneminde bilim insanı Paul Kriwaczek tarafından verilmiştir:

Şimdiye değin geliştirilen tek şey, bir yazı sistemi değil, nesneleri, eşyaları ve objeleri not etmek için bir teknikti. 'İki Koyunlu Mabet Tanrısı İnanna' kaydı, koyunların mabede mi getirildiği yoksa mabetten mi geldiği, leş mi, toynaklı hayvan mı oldukları veya onlarla alakalı başka bir şey hakkında bize hiçbir şey söylemez. (63)

Çivi yazısı, Kriwaczek'in örneğini kullanırsak, koyunların mabetten mi geldiği yoksa mabede mi gittiği, hangi gayeyle geldiği ve canlı mı yoksa ölü mü oldukları açıkça belirtilebilecek noktaya kadar gelişti. Erken Hanedanlık Dönemi'nde, yazma sanatını korumak, öğretmek ve daha da geliştirmek için yazıcı okulları kuruldu. Bu okullar edubba ("Tabletler Evi") olarak biliniyordu ve başlangıçta hususi evlerde kurulup işletiliyordu. Öğretmen (gözetmen), başlangıçta her bir edubba için kaideleri belirliyor ve bu kaideler sıkı bir şekilde tatbik ediliyordu. Edubba daha sonra gelişip Sümer'e yayılmıştı ve anlaşılan o ki, eğitim maksadıyla özel olarak belirlenmiş binalarda faaliyet gösteriyordu.

Üst sınıf erkek çocukları (ve bazen kızlar) edubbaya sekiz yaş civarında girer ve sonraki on iki yıl boyunca eğitimlerine devam ederlerdi. Müfredat, nemli bir kil tablet ve kalemle oynamanın en basit fiilinden, kelimeler ve ardından cümleler oluşturmaya doğru ilerliyordu. Çivi yazısıyla yazma fiili, bir kil parçasını tutup üzerine baskı yapmak kadar basit değildi. İşaretleri doğru bir şekilde yapmak için yazarken tableti devamlı çevirmek gerekiyordu.

Öğrencilere önce dikey, yatay ve eğik kama işaretlerinin nasıl kolayca ve net bir şekilde yapılacağı gösterilmiş ve bu alıştırmayı doğru derinlik ve boyutta nasıl yapacaklarını öğrenene kadar pratik yapmışlardı. Hem kil tableti hem de kalemi kullanma mahareti kazanıldıktan sonra, öğrenciler anlam ifade eden ve ardından cümleler üreten karakterleri öğrenmeye geçtiler. Öğrenciler yazma sanatında ustalaşırken, aynı zamanda matematik, muhasebe, tarih, din ve kültürlerinin değerlerine dair de tahsil gördüler. Akademisyen Samuel Noah Kramer şöyle diyor:

Bu pedagojik ihtiyacı karşılamak için, Sümer yazıcı öğretmenleri, öncelikle linguistik sınıflandırmadan oluşan bir öğretim sistemi geliştirdiler; yani Sümer dilini, birbiriyle alakalı kelime ve ifade gruplarına ayırdılar ve öğrencilerden bunları kolayca yeniden üretebilene kadar ezberlemelerini ve kopyalamalarını istediler. MÖ üçüncü binyılda, bu "ders kitapları" giderek daha kapsamlı hale geldi ve yavaş yavaş büütn Sümer okulları için az çok klişeleşmiş ve standart hale geldi. Bunlar arasında ağaç ve kamış adlarının uzun listelerini buluyoruz: böcekler ve kuşlar da dahil olmak üzere her türlü hayvanın; ülkelerin, şehirlerin ve köylerin; taşların ve minerallerin adları. Bu derlemeler, botanik, zoolojik, coğrafi ve mineralojik bilgi olarak adlandırılabilecek bir mevzuya dair önemli bir bilgi birikimini ortaya koyuyor; bu da bilim tarihçilerince ancak şimdi farkına varılmaya başlanan bir gerçek. (Tarih, 6)

Öğrenciler, Tetrad (dörtlü kompozisyonlar) ve Dekad (onlu kompozisyonlar) seviyesine ulaşana kadar eğitim merhalelerinden geçmişlerdi; bu seviyeler incelenmiş, ezberlenmiş ve tekrar tekrar kopyalanmıştı. Tetrad, Nisaba İlahisi de dahil olmak üzere basit metinlerden oluşurken, Dekad metinleri hem kompozisyon hem de anlam açısından daha karmaşıktı. Dekad'dan sonra, bir öğrencinin mezuniyetten önce Genç Bir Yazıcıya Bir Gözetmenin Tavsiyesi veya Agade'nin Laneti gibi daha da karmaşık kompozisyonlarda ustalaşması bekleniyordu. Kompozisyonlar umumiyetle ilham ve teşviki için Nisaba'ya şükranla övgüler sunularak sonlandırılırdı.

Babylonian Cuneiform Lexical List
Babil Çivi Yazısı Kelime Listesi The Trustees of the British Museum (Copyright)

Bu ilerlemeyle edebiyat yalnızca inkişaf etmekle kalmadı, aynı zamanda yazılı olarak yorum ve tenkide de açık hale geldi ve bu süreçte Mezopotamya medeniyeti ile kültürünün her dönemdeki tarihi korundu. Sümer şehri Ur'da İnanna'ya ünlü ilahilerini yazan rahibe-şair Enheduanna'nın (MÖ 2285-2250) zamanında, çivi yazısı aşk ve hayranlık, hainlik ve korku, hasret ve ümit gibi hissi halleri ve yazarın bu halleri niçin yaşadığını tam olarak aktarabilecek kadar gelişmişti.

Çivi yazısı aynı zamanda insanın ölüm korkusunu ve öte dünyaya dair ümidini, dünyanın yaratılış hikâyelerini, insanlar ile tanrılar arasındaki münasebeti ve tanrıların ümit ve beklentilerini boşa çıkardığı düşünüldüğünde egzistansiyel ümitsizliğin yarattığı yıkılışı da ifade edebilirdi. Çivi yazısı, tarihte ilk defa bütün insan tecrübesini müşahhas bir şekilde ifade etti. Çivi yazısı, esasen insanlık tarihi dokümantasyonunun başlangıcı olarak düşünülebilir.

Çivi Yazısının Çözülmesi ve Tesiri

Atrahasis, İnanna'nın Çıkışı, Etana Efsanesi, Enuma Eliş ve ünlü Gılgamış Destanı gibi Mezopotamya'nın büyük edebi eserleri çivi yazısıyla yazılmıştı ve George Smith, Rahip Edward Hincks, Jules Oppert ve Rawlinson gibi kişilerin dili çözüp tercüme ettiği 19. asrın ortalarına kadar tamamen bilinmiyordu. Kramer şöyle yazıyor:

Sümer edebi belgeleri, yüzlerce satırlık metinle yazılmış büyük on iki sütunlu tabletlerden, yüzlerce satıra ulaşan ve uzunlukları elli satırdan az ilahilerden bin satıra yakın mitlere kadar değişen küçük parçalara kadar çeşitlilik gösterir. Edebi mahsuller olarak Sümer edebiyat eserleri, medeni insanın estetik yaratışları arasında üst sıralarda yer alır. Bunlar, antik Yunan ve İbranice şaheserleriyle pek de menfi bir şekilde karşılaştırılamaz ve tıpkı onlar gibi, aksi takdirde büyük ölçüde bilinmez kalacak olan kadim bir kültürün manevi ve entelektüel hayatını aksettirir. Bütün antik Yakın Doğu'nun kültürel ve spiritüel gelişmesinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi açısından önemleri abartılamaz. (Sümerler, 166)

Yine de, belirtildiği gibi, bu eserler 19. asrın ortalarına kadar tamamen bilinmiyordu. Rawlinson'ın Mezopotamya metinlerinin tercümeleri ilkin 1837'de ve ardından 1839'da Londra Kraliyet Asya Topluluğu'na sunuldu. 1846'da arkeolog Austin Henry Layard ile birlikte Ninova kazılarında çalıştı ve bu sahada keşfedilen Asurbanipal kütüphanesinden en eski çevirileri yaptı.

Flood Tablet of the Epic of Gilgamesh
Gılgamış Destanı'nın Sel Tableti Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Edward Hincks, diğer katkılarının yanı sıra Farsça çivi yazısına fokuslandı, kalıplarını ve ünlüleri belirledi. Jules Oppert, çivi yazısının kökenlerini tespit etmiş ve Asur çivi yazısının gramerini oluşturmuştur. George Smith, Gılgamış Destanı'nı ve 1872'de, o zamana kadar İncil'deki Yaratılış Kitabı'nın orijinali olduğu düşünülen Tufan Hikâyesi'nin Mezopotamya versiyonunu deşifre etmekten mesul olmuştu.

Çivi yazısı çözülene değin birçok Kitab-ı Mukaddes metninin orijinal olduğu düşünülüyordu. İnsanın Düşüşü ve Büyük Tufan, Tanrı tarafından Yaratılış (Tekvin) kitabının yazarına (veya yazarlarına) dikte edilen insanlık tarihindeki hakiki hadiseler olarak anlaşılıyordu, ancak artık İbrani yazıcıların Etana Efsanesi ve Atrahasis'ten süslediği Mezopotamya anlatıları olarak da kabul edilebilirdi. Kitab-ı Mukaddes'teki Cennet Bahçesi anlatısı artık Enuma Eliş ve diğer Mezopotamya eserlerinden türetilmiş bir anlatı olarak anlaşılabilirdi. Job Kitabı, bir ferdin haksız yere çektiği acıların hakiki bir tarihi anlatımı olmaktan çok uzak, benzer bir hikayeyi anlatan daha önceki Ludlul-Bel-Nemeqi metninin keşfinin ardından artık Mezopotamya geleneğine ait edebi bir motif olarak kabul edilebilirdi.

GEORGE SMITH ÇİVİ YAZISINI ÇÖZDÜĞÜNDE, İNSANLARIN kendi TARİHLERİNİ ANLAMA TARZINI DRAMATİK BİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİRDİ.

Yeni Ahit İncilleri'nde yeni bir kavram olarak sunulan, ölüp de tekrar dirilen, yeraltı dünyasına inen ve sonra hayata dönen bir Tanrı kavramı, artık ilkin Mezopotamya edebiyatında İnanna'nın İnişi şiirinde ifade edilen kadim bir paradigma olarak anlaşılıyordu. İnciller de dahil olmak üzere Kitab-ı Mukaddes'teki birçok anlatının modeli, artık Mezopotamyalı naru edebiyatının keşfi ışığında okunabilirdi. Bu edebiyat, tarihten bir figürü alıp başarılarıyla süsleyerek önemli bir moral ve kültürel mesaj aktarıyordu.

Daha önce de belirtildiği gibi, Kitab-ı Mukaddes dünyanın en eski kitabı olarak kabul ediliyordu ve Süleyman'ın Şarkısı'nın en eski aşk şiiri olduğu düşünülüyordu, lakin bütün bunlar çivi yazısının keşfi ve çözülmesiyle değişti. Dünyanın en eski aşk şiiri artık Süleyman'ın Şarkısı'nın yazılmasından çok önce, MÖ 2000 yılına tarihlenen Şu-Sin'in Aşk Şarkısı olarak kabul ediliyor. Anlayıştaki bu ilerlemelerin hepsi, 19. asırda fiziki delillerle Kitab-ı Mukaddes anlatılarını teyit etmek üzere Mezopotamya'ya gönderilen arkeologlar ve bilim insanlarınca yapılmıştı; ancak aslında keşfettikleri şey, bulmaya gönderildikleri şeyin tersiydi.

Netice

Diğer Asurologlarla (aralarında T. G. Pinches ve Edwin Norris de vardır) birlikte Rawlinson, Mezopotamya dil çalışmalarının inkişafına öncülük etmiştir. Antik Babil ve Asur Çivi Yazıtları adlı eseri, diğer eserleriyle beraber, 1860'larda neşredilmesine ardından bu mevzuda standart bir referans haline gelmiş ve günümüze kadar saygın akademik eserler olarak kalmıştır.

Üst seviye bir entelektüel olarak kabul edilen George Smith, 1876'da 36 yaşındayken Ninova'ya yaptığı bir saha gezisinde hayatını kaybetmiştir. Çivi yazısını çevirmeyi kendi kendine öğrenen Smith, yirmili yaşlarının başında antik yazıların çözülmesine ilk katkılarını sunmuştur ve bu kadar genç yaşta ölümü, 19. yüzyılda çivi yazısı tercümelerindeki ilerleme açısından uzun zamandır önemli bir kayıp olarak kabul edilir.

Part of Tablet V, the Epic of Gilgamesh
V. Tablet'in Parçası, Gılgamış Destanı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Mezopotamya edebiyatı, kendisinden sonra gelen yazılı eserlere önemli ölçüde ilham kaynağı olmuştur. Mezopotamya edebi motifleri, Mısır, İbranice, Yunanca ve Roma eserlerinde tespit edilebilir ve günümüzde de tasvir ettikleri Kitab-ı Mukaddes anlatıları aracılığıyla akis bulmaktadır. George Smith çivi yazısını çözdüğünde, insanların kendi tarihlerini anlama tarzını dramatik bir şekilde değiştirdi.

Dünyanın tekvini, asli günah ve insanların hayatlarını sürdürdüğü diğer birçok prensibin kabul görmüş versiyonu, büyük ölçüde Sümer Mezopotamya edebiyatının ortaya çıkışıyla sorgulanmıştır. Çivi yazısının keşif ve çözülmesinden bu yana, medeniyet ve beşeriyet tarihi, yalnızca 200 yıl önceki anlayışı radikal bir şekilde revize etmiştir ve daha fazla çivi yazısı tableti keşfedilip modern çağa uyarlandıkça daha fazla revizyon beklenmektedir.

Sorular & Cevaplar

Çivi yazısı ilk yazılı dil midir?

Evet. Çivi yazısı, Mısır hiyeroglifleri veya Çin yazısı da dahil olmak üzere diğer bütün yazılı dillerden daha eskidir. İndus Vadisi Uygarlığı'nın yazısının çivi yazısından daha eski olması mümkündür, ancak bu henüz çözülememiştir.

Çivi yazısı (Cuneiform) ne anlama geliyor?

Çivi yazısı (Cuneiform) kelimesi Latince "cuneus" kelimesinden gelir ve "kama" anlamına gelir ve yazı sistemindeki karakterlerin kama benzeri şekillerinden dolayı ortaya çıkmıştır.

Çivi yazısı ilk ne zaman çözüldü?

Çivi yazısı ilk defa 1823 civarında çözüldü.

Çivi yazısı neden önemlidir?

Çivi yazısı önemlidir zira tıpkı Mısır hiyerogliflerinin çözülmesinin Mısır tarihini açığa çıkarması gibi, antik Mezopotamya tarihini de modern çağa açmıştır. Çivi yazısının çözülmesinden önce dünya tarihi oldukça farklı anlaşılıyordu.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Ağustos 21). Çivi Yazısı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-105/civi-yazisi/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Çivi Yazısı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 21, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-105/civi-yazisi/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Çivi Yazısı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 21 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-105/civi-yazisi/.

Reklamları Kaldır