Vespasianus (M.S. 9-79) milattan sonra 69 ile 79 yılları arasında hüküm sürmüş olan Roma İmparatorudur. Aşağı sınıftan gelen bir geçmişe sahip olmasına rağmen, sıkı çalışması ile Roma siyasetinde sınıf atlamış ve Roma ordusunun önde gelen kumandanlarından biri olmuştur. Dört İmparator Yılı olarak bilinen kısa iç savaş döneminin sonunda iktidara gelmiş, bununla beraber 27 yıl Roma İmparatorluğuna hükmedicek Flavius Hanedanını kurmuştur. Kendisi en çok M.S. 66'da bastırdığı Büyük Yahudi İsyanı ve Kolezyum'un inşaatını başlatması ile tanınır. Vespasianus'un saltanatı oğulları, Titus (s. 79-81) ve Domitian (s. 81-96) tarafından devam ettirildi.
Erken Yaşam
Titus Flavius Vespisianus, M.S. 9'un 17 Kasımı'nda Roma'nın doğu batısındaki Falacrinae adındaki kırsaldaki bir kasabada doğdu. Geçmişine dair hiçbir şey onun bir gün İmparator olacağına delalet etmemekteydi. Ataları, Geç Roma Cumhuriyeti dönemine mütevazı bir varlık elde edene kadar hiçbir başarı göstermemiş, halktan insanlardı. Babası, Titus Flavius Sabinus, işi gereği Anadolu'dan Galya'ya giden bir vergi tahsildarı ve tefeci idi. Babası mütevazı bir adam olarak kendisinden daha üst mevkide, süvari sınıfına (equestrian class) ait olan Vespasia Polla ile evlenmeyi başarmıştır. Vespasianus babasının vefatının ardından annesi ve erkek kardeşi Genç Titus Flavius Sabinus ile bir başına kalmıştır.
Çocukluğunun büyük bölümünde anneannesi Tertulla tarafından, onun taşradaki Cosa malikanesinde yetiştirildi. İmparator olduktan sonra dahi pek çok anısının bulunduğu bu yere sık sık ziyaret etti. Başlangıçta babasının yolundan giderek maliye alanında çalışmayı planlasa da annesinin iki oğlu için de daha büyük hırsları vardı. Oğullarını iktidara çıkan merdivenlerde yükselmeleri için cesaretlendirmiş ve onların siyasete girmelerini desteklemiştir. Vespasianus'un ağabeyi Sabinus annesinin tavsiyesini dinledi ve çok geçmeden müfettişlik odasına (office of quaestor) seçildi ve senatör sınıfına katıldı. Ancak Vespasianus aynı yolu izlemekte isteksizdi. Vespasinaus ağabeyi ile dalga geçerek, ona efendisine yol açmak için önden yürüyen bir köle (anteambulo) olduğunu söyledi.
Fakat bu düşüncesi ya annesinin zorlaması ya da alakasız bir sebepten ötürü değişti. Vespasianus 25 yaşında iken kariyerine Trakya'da askeri tribün olarak başladı. Daha sonra bir müfettiş oldu ve bu şekilde senatör sınıfına dahil oldu. Ancak Roma senatosundan hiç haz etmeyen, paranoyak ve zalim bir adam olan Caligula'nın (s. 37-41) milattan sonra 37'de imparator olması ile Vespasianus'un siyasi kariyeri talihsizlikle başlamıştır. Vespasianus bu noktada senatoya karşı İmparatorun yanında durarak ve ona yakınlaşarak hayatta kalmaya çalışmıştı. Milattan sonra 39'da Vespasianus, İmparatora karşı komplo kurmakla suçlanan bir adamın gömülmesini engellemek için bir yönerge sundu. Caligula, Vespasianus'u sokakları temiz tutma görevini yerine getirmediği için cezalandırmak amacıyla cübbesine çamur bulaştırarak onu aşağıladı. Buna rağmen Vespasianus soğukkanlılığını korumayı başardı ve şikayet etmedi. Diğer pek çok senatör gibi Vespasianus da milattan sonra 41'de Caligula'nın suikatte uğraması ve yerine ehvenişer olan Claudius'un (s. 41-54) geçmesi ile rahat bir nefes aldı.
Yükseliş
Ekseriyetle, Roma İmparatorluğu Claudius'un döneminde refas.içinde idi. Vespasianus'un kariyeri de aynı şekilde yükselişteydi. Bunun en büyük sebebi onun Antonia Caenis ile ilişkisiydi. Köle olarak doğmuş olan bu kadın, imparatorluk sarayındaki en nüfuzlu kadın olmasından önce Claudius'un annesinin özel kalemi olarak öne çıkmıştır. Onun aracılıyla Vespasianus, İmparatorluktaki en güçlü adamlarla tanıştı. Bunlar arasında Claudius'a sağ kolu olarak hizmet etmiş ve azad edilmiş bir adam olan Narcissus ile siyasi tehlikeleri savuşturmakta usta bir güç siM.S.arı olarak kariyer yapmış Yaşlı Lucius Vitellius vardı. Onların yardımı ile Vespasianus, milattan sonra 43'deki Britanya'nın işgali sırasında lejyon komutanlığına atanmıştır.
Vespasianus sonraki dört yılını Britanya'daki askerlere liderlik ederek geçirmiştir. En az 30 muharebede savaştı, 20 tepe kalesi ele geçirdi ve düşman Durotriges ve Dumnonii kabilelerine boyun eğdirdi. Başarısı o kadar muhteşemdi ki, zafer nişanları ile ödüllendirildi; bu da ona halk önünde zafer kıyafeti giyme ve Augustus Forumu'nda onuruna bronz bir heykel dikilmesi hakkı verdi. Milattan sonra 51'de, imparatorluktan sonra gelen en yüksek siyasi rütbe olan konsüllük makamına ulaştı. Daha sonra kısa bir süre Kuzey Afrika valisi olarak görev yaptı. Bu dönemde önemli siyasi bağlantılar kurmasına rağmen, sık sık kendini borç içinde buldu ve mülklerinin çoğunu ipotek etmek zorunda kaldı. Katır ticareti işine girerek senatörlük statüsünü koruyacak kadar para biriktirmeyi başardı ve bu da ona "mulio" (katırcı) lakabını kazandırdı.
Kendisi için başarıyı garantiledikten sonra Vespasianus çocukları için kariyer inşa etmeye odaklandı. Vespasianus siyasete atılmadan önce, eski bir köle olan Flavia Domitilla ile evlenmişti. Bu evlilikten Titus (d. M.S.39) ve Domitianus (d. M.S. 51) adında iki oğul ve erken yaşta trajik bir şekilde ölücek bir kızları oldu. Oğullarının kendisinden daha iyi fırsatlara sahip olmasını çok isteyen Vespasianus, Titus'un İmparatorluk sarayında, Claudius'un öz oğlu Britannicus'un yanında eğitim görmesini sağladı. Fakat bu fırsat, Claudius'un M.S. 54'de ölümü ile tahta mağrur ve hasut olan Nero'nun (s. 54-68) geçmesiyle tehikeli bir hâl almıştır. Gücüne yönelik herhangi bir tehdidi ortadan kaldırmak isteyen Nero, Britannicus'u akşam yemeğinde zehirletti. Titus, ölmeden önce acılar içinde kıvranan çocuğun hemen yanında oturuyordu. Verilmek istenen mesaj aşikârdı, Nero'ya karşı herhangi bir muhalefet en sert biçimde karşılık bulacaktı.
Vespasianus, Caligula'da yaptığı gibi, Nero ile de arasını iyi tutmaya çalıştı. Hatta arkadaşı ve eski hamisi Narcissus'un yeni rejim tarafından öldürülmesi sonrasında dahi bu tutumunu sürdürmüştür. Milattan sonra 66'da, İmparatorun Yunanistan'a keyfi olarak yaptığı seyahatinde ona eşlik etmiştir. Kendisini bir müzisyen olarak gören Nero pek çok kez, senatörlerden oluşan zoraki dinleyicilere şarkılar söylemiş, lir çalmıştır. Bu nümayişlerin birinde Vespasianus uyuya kalmıştır. Doğal olarak bunu bir hakaret addeden Nero, sonrasında Vespasianus'u siyaseten uzaklaştırdı. Bir zaman sonra siyasi kariyeri bitme noktasına gelmişti. Ancak görünen oydu ki bahtı yılın devamında Yahudiye'de gerçekleşecek isyan ile beraber değişecekti. Yerli Rumlar ve Yahudi nüfusu arasında yükselen gerginlikler, Roma yönetimine karşı tam teşekküllü bir Yahudi isyanına yol açtı. Nero'nun bu isyanı bastıracak fakat daha sonrasında onun iktidarını tehdit etmeyecek, çok meşhur olmayan birine ihtiyacı vardı. Bu nedenle kararını Senato'nun imparator olarak kabul etmeyeceği, avamdan gelen alelade biri olan Vespasianus'tan yana yaptı.
Yahudi İsyanı
Milattan sonra 67'de Vespasianus, Yahudiye bölgesine komuta ettiği üç lejyonla ayak bastı. Henüz 26 yaşında olan oğlu Titus generallerinden biri olarak ona eşlik etmekteydi. Bir noktada içinde bulundukları durum çaresiz bir hâl almıştı. Romalılar, Kudüs'te ki Yahudi Tapınağı'nı yağmalamış, buna cevap olarak Yahudi isyancılar da Roma garnizonlarını katlederek misilleme yapmıştı. Bununla beraber Roma yanlısı yetkilileri şehirden kovmuşlardı. Vespasianus Britanya'da ki tecrübelerinden yola çıkmış ve hemen Celile'nin dağlık bölgesindeki müstahkem isyancı şehirlerine saldırmaya başladı. Vespasianus'un liderlik ettiği birliklerin saldırısıyla şehirler birer birer düştü. Bir çatışmada Vespasianus ayağının tabanına isabet eden bir ok ile yaralandı. Bir diğer seferde orduyla birlikte kalkanlarını savunma düzeninde, birbirlerine kenetleyerek, isyancıların saldırılarını püskürtmüştür. Askerleri, Vespasianus'un onlarla birlikte omuz omuza savaştığı ve mücadelenin ağır yükünü onlarla omuzladığı için ona saygı ve hayranlık beslemişlerdi.
Dört İmparator Yılı
M.S. 68 yılında Vespasianus Kudüs'e doğru ilerlemeye başladı. O yazın ilerleyen aylarında, şehri kuşatmaya hazırlanırken Nero'nun ölüm haberi ulaştı. Zalimliği ile bilinen Nero, Senato tarafından toplumun düşmanı olarak damgalanmış ve intihar etmişti. Şimdi yeni imparator Galba'nın tahtı almak için Hispania'dan gelmesiyle bütün Roma nefesini tutmuştu. Vespasianus, yeni hükümetten yönerge alana kadar askeri harekâtları askıya aldı. Fakat Roma'dan gelen yeni haberler iyiye işaret değildi. Ağabeyi Sabinus şehrin valiliğinden alınmıştı. Bunu kendisininde gözden düşmesi olarak yorumlanabileceğinden endişelenen Vespasianus, yeni imparatorla iyi geçinmesi için Titus'u Roma'ya gönderdi. Titus, Korint'e vardığında daha şok edici bir haberle karşılaştı. Galba, Praetorian Muhafızları tarafından öldürülmüştü. Otho adındaki bir adam onun yerine imparator ilan edilmişti.
Bununla anlaşılıyor ki Roma, Cumhuriyetin yıkılış sancılarından beri görülmeyen bir istikrarsızlık ve karışıklık dolu bir döneme giriyordu. M.S. 69 yılının Şubat ayında Titus Yahudiye'ye dönerek babası ve generaller ile buluştu. Bu görüşme ile birlikte Vespasianus tahtta hak iddiaa etmeye karar verdi. Aşağı sınıftan gelmesine rağmen üç önemli üstünlüğe sahipti: Savaş meydanlarında güçlenmiş ve sadık bir ordu, seferde yapılan yağmalardan oluşan dolu bir hazine ve nüfuzlu adamların dostluğu. Bu arkadaşlıklar arasında Vespasianus'un safına geçen ve ona üç ek lejyon teklif eden Suriye Beylerbeyi Gaius Licinius Mucianus da vardı. Mısır'ın valisi Tiberius Julius Alexander'da, Vespasianus'a biat etti. 1 Temmuz M.S. 69'da Alexander, lejyonlarına Vespasianus'a sadakat yemini etmelerini emretti. Daha sonraki Flavian hanedanının, Vespasianus'un askerleri tarafından baskı altına alınarak mor bayrağı giydiği yönünde yapılan propagandanın aksine, bu karar kendisi ve müttefikleri tarafından gayet aklı başında olarak alınmıştır.
Vespasianus Yahudiye'den ayrıldı ve yeni planlarının merkezi olacak İskenderiye, Mısır'a doğru yol aldı. Mısır, Roma'nın tahıl kaynağı olarak biliniyordu, bu nedenle Vespasianus İtalya'nın gıda tedariğini sekteye uğratarak Senato'nun onun hükümdarlığını tanımaya zorlayacağını ummuştu. Lakin o dakikada Roma tahtında başka biri bulunuyordu. Savaşta aldığı yenilgi sonrası intihar eden Otho'nun ardından yerini Vespasianus'un eski hamisinin oğlu olan Vitellius almıştır. Bu istikrarsızlıktan istifade etmeyi uman Vespasianus, Mucianus'u İtalya'ya bir ordu ile birlikte Vitellius'la savaş meydanında karşılaşması için gönderdi. Halbuki Mucianus oraya varmadan Tuna lejyonları ayaklanmış ve bağlılıklarını Vespasianus'a bildirmişlerdir. Milattan sonra 69 yılının Ekim ayında İtalya'ya doğru sefere çıkıldı. Vitellius'un birlikleri Cremona dışındaki meydanda (Bediracum Savaşı'nın ikincisi) yenilgiye uğratıldı ve Cremona sonraki dört gün boyunca yağmalandı. Uzun yılların ardından ilk defa bir Roma ordusu, Roma vatandaşlarını katletmişti.
Bu mücadele sonucunda Vespasianus kesin bir üstünlük sağladı. Bütün bunlar olurken Roma'da kardeşi Sabinus, ona yardım etmek için Vitellius'un tahtan inmesini için çalışmalara başlamıştı. Ama bu Vitellius'un askerlerinin ona saldırması, onu ve oğullarını Capitoline Tepesi'ne sığınmak zorunda bırakması ile aleyhlerine gelişmişti. Ardından gelen çatışmalarda, Capitoline'deki en gözde Jüpiter Tapınağı yakıldı, Sabinus yakalandı ve Vitellius'un huzunda idam edildi. Fakat Vespasianus'un ailesine karşı elde edilen bu küçük zafere rağmen Vitellius günlerinin sayılı olduğunu biliyordu. 20 Aralık 69'da, asi Tuna lejyonları Roma'ya girdi ve şehri acımasız bir mücadele sonunda ele geçirdiler. Vitellius esir olarak alındı, işkence gördü ve öldürüldü. Dört İmparator Yılı bitti ve imparatorluk tekrar tarşışmasız tek bir adamın iradesi altında birleşti. Bu adam Vespasianus'tan başkası değildi.
Hükümdarlığı
Takip eden günlerde Roma'nın çarpıcı bir şekilde ele geçirilmesi ile Mucianus şehre lejyonları ile girdi. Düzeni yeniden tesis etmek adına dikkatli adımlarla Tuna'nın asi lejyonlarını ortadan kaldırdı ve liderlerini sürgüne yolladı. Vespasianus M.S. 70'in Ekim'inde Roma'ya varana dek, Mucianus devletin kontrolünü onun adına eline aldı. Vespasianus'un gelmesi ile Senato süratle ona bütün emperyal gücün sembollerini verdi ve onu Impartor Sezar Augustus olarak selamladı. Senato ayrıca, oğulları Titus ve Domitian'a "Sezar" unvanı verme gibi eM.S.alsiz bir adım attı; bu bir imparatorun varislerini belirtmek için bu unvanı ilk kez kullanılmasıydı. Senato'nun Vespasianus gibi alt tabakadan gelmiş birini imparator olarak kabul etmesi, imparatorluk tarihinde bir dönüm noktasına işaret eder. Tarihçi Barry Strauss'un açıklamasına göre:
(Senato'nun) kararı, Galba, Otho ve Vitellius'un kısa saltanatlarının ima ettiği fakat kanıtlama fırsatı bulamadığı şeyi kesinlerştirdi: imparatorluk makamı son derece devredilebilirdi. Her zaman pratik olan Romalılar, imparatorluk kurucusuna kan bağı veya evlat edinme yoluyla bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, imparatorluk unvanını en güçlü adama vererek meşruiyet sorununu düzgün bir şekilde çözdüler. (125)
Ancak Senato'nun onayıyla bile, Vespasianus biliyordu ki gücünü sağlamlaştırırken dikkatli adımlar atmalıydı. Buna orduya ve halka lütüfta bulunarak ve Vitellius'a sadakatle bağlı askerleri uzaklaştırarak başladı. Kendinden önce Augustus'un yaptığı gibi, kendisini Roma'yı kargaşadan ve savaştan kurtaran bir erkinci olarak göstererek hükümdarlığını meşru kılmaya çalıştı. Bunu kanıtlamak adına, bir dizi büyük inşaat projesiyle Roma'yı yeniden inşa etme tasarıları aradı. Bunlar arasında Barış Tapınağı (Templum Pacis) ve Claudius Tapınağı (Templum Divii Claudii) vardır. Fakat en iddialı tasarısı, Roma'nın merkezindeki elips şeklindeki devasa amfitiyatrodur. İnşaat 72 yılında tamamiyle Vespasianus'un Yahudiye'deki yağmalardan elde ettiği hazineden finanse edildi. Vesapasianus'un ölümünden bir yıl sonra tamamlanacak olan Flavian Amfitiyatrosu - daha sonraları Kolezyum- Roma'nın en çok kabul gören sembollerinden olacaktı.
Tahta oturduktan sonra Vespasianus, Titus'u gösteren isyanları bastırmak için Yahudiye'ye gönderdi. Bu kısa sürede sonuç buldu ve baba ve oğul zaferlerini birlikte Roma zafer (Roman triumph) töreni ile kutladı. Vespasianus'un hükümdarlığı sırasında Titus sadece veliaht ve sağ kol olarak değil, ayrıca onun kararlarının uygulayıcısı olarak görülüyordu. Titus'u Praetorian Muhafızları'nın amiri olarak atadı ve ona her türlü muhalefeti tespit etme görevini verdi. Titus bu görevi acımasız bir özveri ile yerine getirdi. Bir keresinde, Aulus Caecina Alienus adlı bir generalin Vespasianus'u öldürmeyi planladığını öğrendiğinde, Titus bu generali akşam yemeğine davet etti. Yemek bittikten sonra Alienus kalkıp gitmek üzereyken, Titus onu yakalattı ve bıçaklayarak öldürdü. Kısmen kendi propaganda kampanyası ve kısmen de oğlunun acımasızmasızlığı nedeniyle, Vespasianus on yıllık saltanatı boyunca pek çok komplo ile uğraşmak zorunda kalmadı. Hükümdarlığının getirdiği barış ortamı, seleflerinin kana susamışlığı ile faydalı bir tezatlık oluşturuyordu.
Vespasianus zekası ve hazırcevaplılığı ile bilinen iyi bir hükümdar olarak kabul görürdü. Eski kaynaklarda geçen tek kötü özelliği, idrar vergisi de dahil olmak üzere çıkardığı pek çok anlaM.S.ız vergi ile bağdaştırılan açgözlülüğüydü. Titus ona halka açık tuvaletlere vergi koymanın onur kırıcı olduğunu söylediğinde, Vespasianus sadece omuz silkip "pecunia non olet" - "para kokmaz" diyerek cevap vermiş. Karısı o güce ulaşmadan önce ölmüştü. İmparator olduğunda ise eski metresi Antonia Caenis ile resmi olmayan bir ilişki içerisindeydi. Antonia eski bir köle olduğu için evlenemezlerdi fakat bu M.S. 75 yılında Antonia'nın ölümüne kadar onların karı koca gibi yaşamalarına engel olmamıştı. Sonrasında Vespasianus'un pek çok metresi olsa da bir daha evlenmemiştir. Bir imparator olarak Vespasianus, tarihçi Suetonius tarafından anlatılan katı günlük rutini ile biliniyordu:
O her zaman hava hâlâ karanlık iken uyanır yetkililerin mektuplarını ve raporlarını okuduktan sonra pelerinini ve ayakkabılarını giyerken bile arkadaşlarını içeri alıp ona saygılarını sunmalarına izin verirdi. Bundan sonra, halletmesi gereken işleri hallettikten sonra bir gezintiye çıkar ve sonra ölen Caenis'in yerine getirdiği sayısız cariyesinden biriyle uzanıp rahatlardı. Özel odasından çıktığında önce hamama, sonra yemeğe giderdi. Rivayete göre günün hiçbir saatinde bu kadar yaklaşılabilir veya cömert olmazdı. Ev halkı da bundan her zaman büyük fayda sağlamaya çalışırdı.
(Vespasianus, 21)
Ölümü
M.S.. 79 yılının baharında Vespasianus, ateşli hastalık geçirdiğinde güney İtalya'ya seyahat ediyordu. İyileşmek için Reate bölgesine yakın kırsal alana gitmeye karar vermişti fakat hastalığı ağırlaştı. Şiddetli ishal belirtileri göstermeye başladı. Ölüm yatağında olduğu ancak durumu zamanla kötüleşince anlaşıldı. Ölüceğini anladığında "Yazık bana," dedi "galiba bir tanrı oluyorum" (Suetonius, Vespasianus, 23). Vaziyetine rağmen, raporları okuyarak, devlet yetkililerini kabul ederek devlet görevlerini ifa etmeye devam etti. Sonunda bayılacağına inanacağı kadar feci bir ishal nöbeti geçirdi. Hizmetkarlarına onu kaldırmaları, bir imparatorun ayakta ölmesi gerektiğini söyledi. Milattan sonra 79 yılının Haziran ayının 23'ünde, 69 yaşında yardımcılarının kollarında hayatını kaybetti.

