Eski Mezopotamya'da Aşk,seks ve Evlilik

Makale

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Ela Aktas tarafından çevrildi
16 Mayıs 2014 tarihinde yayınlandı
Diğer dillerde mevcut: İngilizce, Fransızca
X

Eski Mezopotamya'dan gelen tıbbi metinler,her türlü rahatsızlığı,yarayı ve hastalığı iyileştirmek için reçeteler ve uygulamalar sunar. Ancak tedavisi olmayan bir hastalık vardı: Tutkulu aşk. Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinde bulunan tıbbi bir metinden şu pasaj geçer:

Hasta sürekli olarak boğazını temizlerken; sık sık diyecek bir şey bulamaz; Yalnızken hep kendi kendine konuşur ve tarla köşelerinde sebepsiz yere güler,sık sık bunalıma girer,boğazı düğümlenir ne yemekten ne içmekten zevk alır büyük iç çekişlerle durmadan tekrarlayarak 'Ah zavallı kalbim!'- aşk hastalığından muzdaribim-hem erkek hem kadın için hepsi aynı şey. (Botero,102-103).

Antik Mezopotamya'da evlilik,aile soyunun devamını garanti eder ve sosyal dengeyi sağladığından evlilik toplum için tam anlamıyla hayati önem taşır.Çiftin genellikle hiç tanışmadığı görücü usulü evlilik normaldi ve -Herodot'a göre- kadınların en yüksek teklifi verene satıldığı gelin müzayedeleri bile vardı ama Antik Mezopotamya'daki insan ilişkileri bugünküler kadar karmaşık ve katmanlıydı ve bu karmaşıklığın bir parçası da aşk duygusuydu.Tarihçi Karen Nemet-Nejat der ki: 'Dünyanın her yerindeki insanlar gibi,eski Mezopotamyalılar da derinden aşık olmuşlardı.'(132)

Bugün "aşk şarkıları" olarak adlandırılabilen şarkıların popülaritesi, çiftler arasındaki derin romantik bağın ortaklığını da kanıtlar.Bu şiirlerin başlıklarından birkaçı bunu göstermektedir:

'Uyku,git başımdan!kollarımda sevgilimi istiyorum seni değil! 'Benimle her konuştuğunda ölecek gibi kalbimi hızlandırıyorsun!' “Dün gece gözüme hiç uyku girmedi; Evet, bütün gece uyanıktım sevgilim (seni düşünüyordum)) (Botero, 106)

Yaklaşık 1750 (MÖ) tarihli bir Akad şiirinde şöyle bir hikaye geçer:Bir kadın bir erkeğin başka bir kadına ilgi duyduğunu hisseder ve erkek de kadına kendisi için tek gerçek aşk olduğuna ikna etmeye çalıştığı bir çift tasvir edilir. Bu şiirin sonunda, sorunu tartıştıktan sonra çift barışır ve artık birlikte sonsuza dek mutlu yaşayacakları netleşir.

Evlilik işi

Romantik aşka kıyasla hayatlarını birlikte paylaşan bir çift için , evlilik ve seksin "ticaret tarafı"dır.Herodot, her kadının hayatında en az bir kez İştar'ın (İnanna) tapınağının dışında oturmak ve onu hangi yabancı seçerse seçsin onunla seks yapmayı kabul etmek zorunda kaldığını bildirir.Bu geleneğin, toplumun bereketini ve sürekli refahını sağladığı düşünülürdü. Bir kadının bekaretinin bir evlilik için gerekli olduğu düşünüldüğünden, evli olmayan kadınların buna katılması pek olası görünmüyordu, ancak Herodotus 'her kadın için' bunun gerekli olduğunu belirtir. Herodot'un tanımladığı şekliyle kutsal fahişelik uygulaması birçok modern bilim insanı tarafından sorgulanmıştır. Ancak gelin müzayedesine ilişkin yaptığı açıklama henüz sorgulanmadı. Herodot şöyle der:

Yılda bir kez, her köyde evlenmeye uygun genç kadınlar bir yerde toplanırdı;erkekler etraflarında bir daire şeklinde dururdu. Sonra bir haberci,genç kadınları tek tek çağırır ve onları satışa çıkarırdı. Haberci en güzeliyle başlardı. En güzel kız yüksek bir fiyata satıldığında,Haberci güzellikte ikinci sırada yer alan kişiyi satışa sunardı. Sonra tüm kızlar eş olmak için satılırdı. Babillilerin en zenginleri, en güzel genç kadınlar için birbirlerine karşı teklif verirken, güzellikle ilgilenmeyen halk, daha çirkin kadınları para karşılığında alırdı... Uzak köylerden de olsa, isteyen herkes gelip kadınlar için teklif verebilirdi. Bu, tüm geleneklerinin en iyisiydi ama artık bu gelenek terk edildi. (Tarihler I: 196)

Babylonian Marriage Market
Babil evlilik pazarı
Briangotts (Public Domain)

Dolayısıyla, Mezopotamya evliliklerinde romantik aşk bir rol oynasa da, Mezopotamya toplumunun gelenek ve beklentilerine göre evliliğin, bir kız babası ile başka bir erkek arasındaki yasal bir sözleşme olduğu doğrudur.(damadın kızın babasına başlık parasını ödediği gelin müzayedesinde olduğu gibi)veya daha yaygın olarak, bir topluluğun temeli olarak işlev gören iki aile arasında da resmi bir sözleşmedir. Akademisyen Stephen Bertman şöyle ifade eder:

Sümerlerin dilinde "aşk" sözcüğü, gerçek anlamıyla "arazileri ölçülmesi", ve "tarlaların kimin olacağının belirlenmesi" anlamına gelen bileşik bir fiildi. Hem Sümerler hem de Babilliler arasında (ve büyük olasılıkla Asurlular arasında da) evlilik, temelde düzenli bir toplumu güvence altına almak ve sürdürmek için tasarlanmış bir ticaret düzenlemesiydi. Evliliğin kaçınılmaz duygusal bir tamamlayıcı parçası olmasına rağmen, devletin gözünde evliliğin asıl amacı arkadaşlık değil, üremekti; O günkü kişisel mutluluk değil, geleceğin toplumsal devamlılığı. (275-276)

Bu, hiç şüphesiz evliliğe "resmi" bakış açısıydı ve bir erkekle kadının kendi başlarına evlenmeye karar verdiklerini gösteren hiçbir kanıt yok (bir çiftin evlenmeden birlikte yaşadığına dair kanıtlar olmasına rağmen). Bertman şu şekilde ifade eder:

Her evlilik yasal bir sözleşme ile başlar.Zaten Mezopotamya hukukunun da belirttiği gibi, eğer bir erkek evlilik sözleşmesini düzenleyip resmetmeden evlenirse, 'evleneceği' kadın karısı olmayacaktı… her evlilik birbirine aşık iki kişinin ortak kararıyla değil, iki ailenin temsilcilerinin görüşmesiyle başlar. (276)

Ancak ve ancak şahitler huzurunda evlilik sözleşmesi imzalandıktan sonra tören planlanabilirdi.

Düğün töreninin yasal sayılabilmesi için bir ziyafet içermesi gerekiyordu. Evlilik sürecinin gidişatı, çiftin yasal olarak evli olabilmesi için uyulması gereken beş aşamadan oluşuyordu:

  1. Nişan/evlilik sözleşmesi;
  2. Gelin ve damadın ailelerinin birbirlerine ödemesi (çeyiz ve başlık parası);
  3. Tören/ziyafet;
  4. Gelinin kayınpederinin evine taşınması;
  5. Düğün gecesi bakire olması ve hamile kalması beklenen gelin ile çift arasındaki cinsel ilişki.

Bu adımlardan herhangi biri yerine getirilmezse veya düzgün bir şekilde yerine getirilmezse (gelinin hamile kalmaması gibi) evlilik geçersiz olabilir. Gelinin bakire olmadığının ortaya çıktığı veya hamile kalamadığı durumlarda damat onu ailesine geri verebilirdi. Damatın gelinin çeyizini ailesine iade etmesi gerekecekti aynı zamanda damat ailesinin ödediği başlık parasını geri alacaktı.

Nişan

Nişana özel önem verildi. Bertman şöyle der:

Babil'de nişan ciddi bir işti, özellikle fikrini değiştirebilecek olanlar için. Hammurabi Kanunu'na göre, fikrini değiştiren bir talip, tüm depozitosunu (nişan hediyesi) ve başlık parasını kaybederdi. Müstakbel kayınpeder fikrini değiştirirse, hayal kırıklığına uğramış talibe iki kat başlık parası ödemek zorunda kalırdı.Ayrıca, rakip bir talip kayınpederi fikrini değiştirmeye ikna ederse, kayınpeder sadece iki kat ödemek zorunda kalmaz, rakibin kızla evlenmesine de izin verilmezdi.Bu yasal cezalar, fikir değişikliklerine karşı güçlü bir caydırıcı ve hem sorumlu karar verme hem de düzenli sosyal davranış için güçlü bir isteklendirme görevi görürdü. (276)

Bu özendirme ve cezalar özellikle önemliydi çünkü Mezopotamya'daki gençler, günümüzün gençleri gibi her zaman ebeveynlerinin isteklerine uymak istemiyorlardı.Genç bir erkek ya da kadın, ebeveynleri tarafından seçilen "en iyi eş" dışında birini sevebilirdi."Özgür aşk" tutkusuyla ve canının istediğini yapan tanrıça İnanna ile sevgilisi Dumuzi'yi konu alan bir şiir,ebeveynlerin çocuklarına, özellikle de kızlarına, mutlu bir evlilikle sonuçlanan uygun davranışlarda rehberlik etmede yaşadıkları sorunları örneklediği düşünülmektedir (İnanna ve Dumuzi, dini ve seküler literatürde çok popüler bir çift olmasına rağmen,gençlerin şiiri ebeveynlerinin düşündükleri gibi yorumlamaları kuşkuludur). Bilgin Jean Bottero, İnanna'nın nasıl başarılı çiftçi tanrısı Enkimdu ile evlenmeye zorlandığını, ama çoban tanrısı Dumuzi'yi sevdiğini ve bu yüzden onu seçtiğini belirten bu şiiri anlatmaktadır. Bottero şu ayrıntıları vermektedir:

Tutkulu bir genç kız gibi, "kendisi gibi parıldayan" yıldızların altında sevgilisiyle buluşmak için İnanna gizlice evden ayrıldı.Sonra sevgilisinin öpücükleriyle zaman geçirdi ve aniden, gecenin ilerlediğini görerek, yokluğunu ve gecikmesini annesine nasıl açıklayacağını merak etti ve dedi ki: “Bırak beni! Eve gitmeliyim! Bırak gideyim, Dumuzi! içeri girmeliyim! /Anneme ne yalan söyleyeyim? / anneme ne yalan söyleyeyim? Ve Dumuzi bir cevap önerir:Kız arkadaşlarının seni müzik dinlemeye ve dans etmeye onlarla gitmeye ikna ettiğini söyleyeceksin. (109)

Marriage of Inanna and Dumuzi
İnanna ve Dumuzi'nin Evliliği
TangLung (Public Domain)

O halde cezaların ve özendirmelerin, genç bir çifti hem evliliğe giden arzulanan yolda tutması hem de yıldızların altında aşk yaşamalarını engellemesi gerekiyordu.Çift düzgün bir şekilde evlendikten sonra, hızlı bir şekilde çocuk yapmaları bekleniyordu.Seks, kişinin hayatının başka bir yönü olarak görülüyordu ve Mezopotamyalıların cinsel yaşamlarında günümüzün utangaçlığı, ürkekliği ya da tabusu yoktu.Bottero, toplumsal damgalanma korkusu olmadan "Eşcinsel aşktan zevk alınabileceğini" belirtiyor ve metinler, erkeklerin sekste "kadın rolünü üstlenmeyi tercih ettiğinden" bahsediyor.Ayrıca şöyle der:Çeşitli alışılmadık pozisyonlar benimsenebilir:"ayakta"; "sandalyede"; "yatağın karşısında veya eş"; onu arkadan alarak'hatta anal ilişki olarak tanımlanan sodomi, doğum kontrol yöntemlerinin yaygın bir biçimiydi.(101). Ayrıca Bottero şunları dile getiriyor:

En sevdiğiniz yer olan yatak odası yerine eksantrik bir ortam seçilmiş olabilir.Evin terasında sevişmek" aklınıza gelebilir;veya "kapının eşiğinde";veya `bir alanın tam ortasında veya meyve bahçesinde;veya "ıssız bir yerde"; veya "geçişsiz yolda"; hatta "sokağın ortasında", ister 'arzu ettiğiniz'herhangi bir kadınla ister bir fahişeyle.(Botero, 100)

Erotic Plaque
Erotik Tabela
Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Bottero ayrıca şunları belirtiyor:

Yemek nasıl mutfak tarafından yüceltildiyse, sevişmek de kültürel olarak asil bir doğal etkinlikti. İnsan kendini neden aşağılanmış ya da küçültülmüş hissetsin ki?ya da tanrıların gözünde suçlu, seksi dilediği şekilde uygulamak,her zaman hiçbir üçüncü şahsın zarar görmemesi şartıyla ya da günlük hayatı kontrol eden geleneksel yasaklardan herhangi birini çiğnemeden. (97)

Bu, Mezopotamyalıların hiçbir zaman yasak ilişkileri olmadığı veya eşlerine asla sadakatsizlik etmedikleri anlamına gelmez.Mezepotamyalıların yasak ilişkiye girdikleri ve sadakatsiz olduklarını gösteren çok sayıda yazılı kanıt vardır.Ancak, Bottero'nun belirttiği gibi, Bu suçlar keşfedildiğinde,erkeklerin suçları ki eğer üçüncü bir şahsa ciddi şekilde yanlış yapmışlarsa ölüm cezası da dahil olmak üzere hakimler tarafından ağır şekilde cezalandırıldı:çünkü gizli olsalar bile ailenin birliğine zarar verebilirlerdi”(93). Bottero şöyle devam eder:

Mezopotamya'da, aşk dürtüleri ve yetenekler, geleneksel olarak, toplumsal yapının çekirdeği olduğu düşünülen şeyin yani -ailenin- güvenliğini sağlamak amacıyla genel kısıtlamalar tarafından yönlendirilmiştir.ve böylece ailenin sürekliliğini sağlamaktadır. Kaderde söylendiği üzere her kadın ve erkeğin temel görevi aslında evliliktir.Ve [eski bir metinde yazıldığı gibi] Bekar kalmış hiç eş almamış ya da çocuk büyütmemiş bir erkek ve bakireliği bozulmamış yada hamile bırakılmamış ve bir erkek tarafından düğmeleri açılmamış ve giysisi çıkarılmamış genç bir kadın kucaklanıp mutlu edilmemiş göğüsleri sütle dolana dek ve anne olana dek' marjinal olarak görülürdü ve mutsuz bir varoluş içinde çürümeye mahküm olurdu.(92)

Evliliğin Amacı Olarak Üreme

Çocuklar, evliliğin doğal ve çok istenen sonucuydu.Çocuksuzluk büyük bir şanssızlık olarak görülürdü ve gelinin kısır olması durumunda bir erkek ikinci bir eş alabilirdi. Bottero'nun yazısı şöyle:

Kadın Yeni statüsüne yerleştikten sonra,tüm haklar bize kadının tamamen kocasının yetkisi altında olduğunu gösterir. - hükmetme hakkını kocaya veren sosyal kısıtlamalar - kadına karşı nazik olmadığını gösterir.Başlarda, tek eşlilik yaygın olmasına rağmen, her erkek - kaprislerine, ihtiyaçlarına ve kaynaklarına göre - ilk karısına bir veya daha fazla "ikinci eş", daha doğrusu cariyeler ekleyebilirdi. (115)

İkinci eşleri seçerken genellikle ilk eşe danışılırdı.ve seçildiklerinde görevleri yerine getirdiklerinden emin olmak 1.eşin sorumluluğundaydı. İlk eşin çocuğu olamadığı için eve bir cariye eklenseydi, cariyenin çocukları ilk eşin çocukları olacak ve aile adını miras alıp devam ettirebilecekti.

Toplum açısından evliliğin birincil amacı çocuk yapmak olduğundan, bir erkek evine maddi gücü yettiği kadar çok cariye ekleyebilirdi.Aile soyunun devamı çok önemliydi ve bu nedenle, eşin hasta olduğu, genel olarak sağlık durumunun kötü olduğu veya kısır olduğu durumlarda cariyeler oldukça yaygındı.

Ancak bir erkek karısını sağlık durumu nedeniyle boşayamaz; ölene kadar onu ilk eş olarak onurlandırmaya devam ederdi.Bu şartlar altında cariye, ilk eşin ölümü üzerine birinci eş olur ve evde başka kadınlar varsa, her biri ev hiyerarşisinde bir sıra yükselirdi.

Queen of the Night Plaque
Gecenin Kraliçesi Plakası
Davide Ferro (CC BY)

Boşanma ve Sadakatsizlik

Boşanma ciddi bir sosyal leke taşırdı ve yaygın değildi.Çoğu insan, evliliği mutlu olmasa bile ömür boyu sürdürürdü.Yazıtlar, diğer erkeklerle yatmak için kocalarından kaçan kadınları kaydeder. Ki bu kadınlar yakalanırlarsa, kadın sevgilisiyle birlikte boğulması için nehre atılabilir veya kazığa oturtulabilirdi; her iki tarafın da bağışlanması veya idam edilmesi gerekirdi. Hammurabi Kanunları şöyle der: "Eğer kadının sahibi onu hayatta tutmak isterse, kral kadının sevgilisini de aynı şekilde affedecektir."

Boşanma genellikle koca tarafından başlatılırdı, ancak istismar veya ihmal kanıtı varsa kadınların eşlerinden boşanmasına izin verildi.Bir koca, karısının kısır olduğu kanıtlanırsa karısını boşayabilir, ancak o zaman kadının çeyizini iade etmek zorunda kalacağı için,aileye bir cariye ekleme olasılığı daha yüksekti. Çocuksuz bir evliliğin suçunun erkeğin olabileceği o zamanın insanlarının aklına hiç gelmemiş gibi görünürdü;suç hep kadına atfedilirdi.Bir koca, karısını zina veya evi ihmal ettiği gerekçesiyle de boşayabilir, ancak yine onun malını iade etmek zorunda kalacak ve aynı zamanda boşanma damgasını da çekecektir. Her iki taraf da en uygun olmasa bile genellikle durumu en iyi şekilde değerlendirmeyi seçmiş görünmektedir. Bottero'nun yazısı şöyle:

Evli kadına gelince, eğer biraz "cesareti" varsa ve cazibesinden nasıl yararlanacağını biliyorsa, tüm kurnazlığını kullanarak, kocasını hizaya getirmekte az da yetenekli değildir.Bir kahin şöyle der: aşk tanrıçası İştar'a durmaksızın yalvaran üçüncü bir şahıs tarafından hamile bırakılan bir kadından bahseder ve tekrar eder:"Lütfen çocuğumun kocam gibi görünmesine izin verin!"[ve] evlerini ve kocalarını sadece bir kez değil, iki, üç ... sekiz kez kadar, bazılarının daha sonra geri döndüğü, üzgün olduğu veya hiç geri dönmediği söylenirdi. (120)

Kadınların ailelerini terk etmesi alışılmadık bir durumdu ama hakkında yazılacak kadar çok şey yaşandı. Fahişe olmadığı sürece yeni bir hayata başlamak için başka bir bölgeye veya şehre tek başına seyahat eden bir kadın nadirdi, ama nadirde olsa olurdu ve bu kendilerini mutsuz bir evlilik içinde bulan ve boşanmanın getirdiği sosyal utancı yaşamamayı seçen kadınlar için tercih edilen bir seçenek gibi görünürdü.

Boşanma erkeğe ayrıcalıklı olduğundan, “bir kadın boşanma isteğini dile getirirse kocasının evinden beş parasız ve çırılçıplak atılabilirdi” (Nemet-Nejat, 140). Erkek, evin reisi ve en yüksek otoriteydi ve bir kadın, boşanmak için kocasının evlilik sözleşmesinin kendisine düşen kısmını yerine getirmediğini kesin olarak kanıtlamak zorundaydı.

Buna rağmen, Antik Mezopotamya mitlerinin çoğunun, özellikle de en popüler mitlerin (İnanna'nın İnişi, İnanna ve Huluppu Ağacı, Ereşkigal ve Nergal gibi) kadınları çok pohpohlayıcı bir şekilde tasvir ettiğine dikkat edilmelidir. Erkeklere göre avantajlı olduğu için.Erkekler hem hükümette hem de evde otorite olarak tanınırken, kadınlar kendi topraklarına ve işlerine sahip olabilir, köle alıp satabilir ve boşanma davası açabilirdi.

Bottero, Akad İmparatorluğu'nun yükselişinden sonra (c. 2334) Sümer'deki kadınların akad kadınlardan daha fazla özgürlüğe sahip olduğunu gösteren kanıtlara (yukarıda bahsedilen mitler ve iş sözleşmeleri gibi) kanıt sunar. Akkad etkisinden sonra,botero yazar,"Antik Mezopotamya'da kadınlar, her düzeyde erkeklerden aşağı görülmelerine ve bu şekilde muamele görmelerine rağmen, yine de saygı, hak ve özgürlüklerden yararlanıyor gibi görünürdü, bu belki de eski ve gizemli sümer kültürü döneminin uzak sonuçlarından ve kalıntılarından biriydi. (126). Bu kültür, Mezopotamya tarihi boyunca, bir kadının mutsuz ev hayatından kaçma ve başka bir şehre ya da bölgeye gidip yeni bir hayata başlama özgürlüğüne izin verecek kadar yaygınlığını korudu.

Sonsuza Dek Mutlu Yaşamak

Mezopotamya'da evliliğin tüm zorlukları ve yasallıklarının yanı sıra, bugün olduğu gibi o zamanlarda da ömür boyu birlikte yaşayan, çocuklarından ve torunlarından zevk alan birçok mutlu çift vardı. Yukarıda belirtilen aşk şiirlerine ek olarak, mektuplar, yazıtlar, resimler ve heykeller, evlilikleri nasıl yapılmış olursa olsun, çiftler arasındaki gerçek sevgiyi kanıtlar.Mari Kralı Zimri-Lim ve eşi Shiptu arasındaki mektuplar, özellikle dokunaklıdır, çünkü birbirlerine ne kadar değer verdiklerini, güvendiklerini ve inandıklarını açıkça göstermektedir. Nemet-Nejat yazdı, “Mutlu evlilikler eski çağlarda gelişti;bir Sümer atasözü, karısının kendisine sekiz erkek çocuk doğurduğu ve hâlâ sevişmeye hazır olduğuyla övünen bir kocadan bahseder” (132) ve Bertman, MÖ 2700'den kalma, oturan bir çiftin Sümer heykelini şu şekilde anlatır:

Yaşlı bir Sümerli çift, heykelle tek bir alçıtaşı parçasında birleşmiş yan yana oturuyor; Adamın sağ kolu kadının omzuna dolanmış, adamın sol eli şefkatle kadının sağını kavrıyor, Dosdoğru geleceğe bakan iri gözleri, geçmişi hatırlayan yaşlı kalpleri. (280)

Mezopotamyalıların gelenekleri, günümüzün batılı zihnine tuhaf, hatta acımasız görünse de, antik dünyanın insanları bugün yaşayanlardan pek de farklı değildi.Büyük sözlerle başlayan birçok modern evlilik kötü bir şekilde sona ererken, başlangıçta zorluklar yaşayan pek çok evlilik ömür boyu sürerdi. Bu tür birliktelikleri başlatan uygulamalar, dahil olan bireylerin birlikte geçirdikleri zamanı nasıl değerlendirdikleri kadar önemli değildir ve günümüzde olduğu gibi Mezopotamya'da da evlilik, bir çiftin ya üstesinden geldiği ya da yenik düştüğü birçok zorluğu beraberinde getirirdi.

Çevirmen Hakkında

Ela Aktas
Turizm Rehberliği öğrencisiyim.Mitoloji,din tarihi ve kültürlerle ilgileniyorum.Bu konularda kendimi geliştirmek ve faydalı olmak istiyorum.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Serbest yazar ve yarı zamanlı olarak New York Marist College'da Felsefe bölümü öğretim üyesi olarak çalışan Joshua J. Mark; Yunanistan ve Almanya'da yaşadı ve Mısır'ı seyahat etti. Tarih, edebiyat, yazı ve felsefe sahalarında lisans seviyesinde ders vermektedir.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2014, Mayıs 16). Eski Mezopotamya'da Aşk,seks ve Evlilik [Love, Sex, & Marriage in Ancient Mesopotamia]. (E. Aktas, Çevirmen). World History Encyclopedia. alınmıştır https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-688/eski-mezopotamyada-askseks-ve-evlilik/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Eski Mezopotamya'da Aşk,seks ve Evlilik." tarafından çevrildi Ela Aktas. World History Encyclopedia. Son güncelleme Mayıs 16, 2014. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-688/eski-mezopotamyada-askseks-ve-evlilik/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Eski Mezopotamya'da Aşk,seks ve Evlilik." tarafından çevrildi Ela Aktas. World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 16 May 2014. İnternet. 23 May 2024.