İlk Fitne

Syed Muhammad Khan
Yazan , Çeviren: Batuhan Aksu
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Battle of Siffin (by Bal'ami, Public Domain)
Sıffin Muharebesi Bal'ami (Public Domain)

İlk Fitne (656-661), İslami İmparatorluğun dördüncü Raşidin halifesi Ali ibn Ebu Talib (656-661) ile Suriye valisi Muaviye (sonradan I. Muaviye; 661-680) arasında yaşanan ilk iç savaşıydı. Üçüncü halife Hz. Osman'ın (644-656) 656 yılında öldürülmesinin ardından imparatorlukta derin çatlaklar oluşmuştu. Hz. Osman'ın kuzeni Muaviye ve diğer bazı önde gelen Müslümanlar intikam talep etmişti ve Hz. Ali iç siyasi meseleler yüzünden bu talebi yerine getiremeyince, çatışmalar çıkmış ve Hz. Ali'nin Hariciler ('ayrılanlar') adlı bir grupça katledilmesine kadar sürmüştü.

Giriş

İslam Peygamberi Hazreti Muhammed (570-632), Allah'ın (Tanrı'nın) elçisi olarak vazifesinde, Arap Yarımadası'nın büyük bir kısmını yeni bir inanç olan İslam bayrağı altında birleştirdi. 632'de vefatından sonra, yakın arkadaşı ve sırdaşı Hazreti Ebu Bekir (632-634), ana akım Sünni Müslümanlar tarafından ilk dört halifeye verilen ad olan Raşidin Halifeliği'nin (632-661; Raşidin 'doğru yolda olan' anlamına gelir) ilk halifesi olarak dünyevi mevkisini devraldı. İmparatorluk hızla Bizans ve Sasani İmparatorluğu'nun komşu topraklarına yayıldı; 656'ya gelindiğinde, Müslümanlar Levant, Suriye, Irak, Horasan, Mısır, Kuzey Afrika şeridinin bir kısmı ve Akdeniz'in muhtelif adaları üzerinde hâkimiyet kurmuşlardı.

Ancak bu hızlı genişleme kısa zaman sonra durdurulacaktı; üçüncü halife Osman, ömrünün sonuna doğru oldukça takdir edilmeyen bir figür haline gelmişti. Nepotizm, küfür ve bazı cemiyet azalarına kötü muamele suçlamalarıyla karşı karşıyaydı. İşler, Mısır fatihi ve valisi Amr ibn el-As'ı (takribi 573-664) yolsuzluk suçlamalarıyla azletmesiyle daha da kötüye gitti. Amr, Peygamber Muhammed'in en küçük eşi Ayşe'den (yaklaşık 613/614-678) yardım istedi. Hazreti Ayşe, Mısır halkının iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyerek Osman'dan Amr'ı vazifesine iade etmesini istedi, ancak halife geri adım atmadı.

Uthman's Tomb
Hz. Osman'ın Türbesi مانفی (CC BY-SA)

Amr, oyunu adil bir şekilde oynamanın bir yolunu görmeyince, Osman'a karşı muhalefeti kışkırtmaya başladı ve bu da şiddetli bir isyana dönüştü. Kuzeni ve Suriye valisi Muaviye ibn Ebu Süfyan (602-680), Hz. Osman'a Suriye'de sığınma teklif etmişti, ancak yaşlı halife Peygamberinin şehrini terk etmeyi reddetti. Osman, kendi evinde, Mısır garnizon şehri Fustat'tan gelen isyancı birliklerce katledildi. Hz. Osman'ın katli, popülaritesinin azalmasına rağmen, trajik bir vaka olarak görüldü; eşi Naile, kocasını cesurca müdafaa etmiş, ancak saldırganlarca birkaç parmağı kesilmişti.

Halife Ali İktidara Yükseliyor

Memleketin siyasi istikrarsızlığı, hZ. Ali'nin Osman'a hakkını teslim etmesine mani oldu; zira bunu yapsaydı açık bir isyanla karşı karşıya kalacaktı.

Hz. Osman'ın ölümünden sonra Medine korkuya kapıldı ve Muaviye'nin gazabından korunmak isteyen hainler, Ali'yi tahta çıkarmaya karar verdiler. İsyan edenlerin tehdidi altında kalan Medine halkı, başlangıçta isteksiz olan Hz. Ali'yi tahta geçmeye ikna etti. Şii olarak bilinen bir grup Müslümana göre Hz. Muhammed'in tek meşru varisi olan yeni halife, eyaletler üzerinde merkezi kontrolü tekrar kurmayı ve kanun ile nizamı (bilhassa yolsuzluğa dair) iyileştirmeyi hedefledi. Osman tarafından tayin edilmiş ve şimdiye kadar onun müsamahalı idaresi altında serbestliğin tadını çıkaran birçok eyalet valisini azletti. Birçoğu Hz. Ali'ye karşı gelmeye başladı ve onun katı yolsuzluk karşısındaki duruşu ona yeni hasımlar kazandırdı.

Osman'ın Emevi kabilesinden (sonradan Emevi Hanedanlığı; 661-750) akrabaları, bilhassa Muaviye, adalet talep etti ve daha azıyla yetinmeyi reddetti. Ülkenin siyasi istikrarsızlığı Ali'nin Osman'a hakkını vermesine mani oldu, çünkü bunu yapsaydı kendisi de açık bir isyanla karşı karşıya kalacaktı; ancak her yönden başka meseleler de zuhur etti. Başlangıçta Ali'ye bağlılık andı içen iki önemli erken dönem Müslüman, Talha (yaklaşık 594-657) ve Zübeyr (594-656), Ali'nin sırasıyla Irak'ın iki garnizon şehri olan Kufa ve Basra'nın valiliğini onlara vermemesinin ardından desteklerini geri çekti. Hz. Ali'nin Osman'ın intikamını alamamasının ardından Hz. Aişe de Ali'ye karşı ayaklandı. Ölen halifenin kanlı gömleği ve karısının kesik parmakları, insanlarda şeref ve adalet duygusunu uyandırmak için Şam Camii'nde halka açık bir şekilde teşhir edildi. Binlerce kişi muhalefetin bayrağı altında toplandı; silahlı çatışma riski giderek arttı.

Cemel Muharebesi

İç çatışmaya mani olmak isteyen Hz. Ali, meseleyi barışçı bir şekilde çözmek için diplomatik istikameti seçti; taraflar ordularıyla birlikte Irak'taki Basra'da buluştular. Her iki taraf da taleplerinden geri adım atmaya yanaşmayınca müzakereler neticeler kaldı ve ardından muharebe başladı. Müslümanların kendi din kardeşleriyle savaştığını görünce dehşete düşen Hz. Ali, savaşı erken bitirmeye karar verdi. Hz. Aişe'nin bir devenin (cemel) üzerinde oturduğunu fark eden Ali, onu zarar görmeden yakalamak için bir birlik gönderdi ve bunda muvaffak oldular. Liderlerinin yakalandığını gören muhalif güçler teslim oldu.

Ali & Aisha at the Battle of the Camel
Cemel Muharebesi'nde Hz. Ali ve Hz. Aişe Unknown (Public Domain)

Daha sonra Aişe'nin bindiği deveye atıfla Cemel Muharebesi (656) olarak adlandırılan bu muharebe, Ali'nin popülaritesinin zarar görmesiyle neticelenen bir pirus zaferi oldu. Peygamber'in eşi olması nedeniyle Hz. Aişe, hayatının geri kalanını inzivada geçirdiği Medine'ye ihtiramla gönderildi. Ali'nin askeri dehası birçok kişinin hayatını kurtarmış olsa da, Talha ve Zubeyr gibi bazı mühim Müslümanlar da hayatlarını kaybetmişlerdir. Hz. Ali zaferinden kısa bir zaman sonra, halk desteği ve Medine'yi savaşın tehlikelerinden korumak için payitahtını Irak'taki Kufa'ya taşımıştır.

Siffin Muharebesi

Basra yakınlarındaki mağlubiyetlerini takiben muhalefet koalisyonu dağıldı, ancak Muaviye, Hz. Ali'nin yolunda bir diken olmaya devam etti. Suriye valisi, Osman'ın ölümüyle alakalı halkın duygularını tesirli bir şekilde kullanarak büyük bir destekçi kitlesi oluşturdu. Hz. Ali, Muaviye ile yüzleşmek için Suriye'ye doğru ilerledi ve iki güç Siffin adlı bir yerde (657) çatıştı. Çatışma günlerce sürdü ve Raşidin orduları hasımlarını alt etmek üzereyken, Hz. Osman'ın katledilmesinden sonra taraf değiştiren Amr, Muaviye'ye askerlerine mızraklarına Kur'an sayfalarını asmalarını emretmesini teklif etti ve askerler de bunu yaparak meseleyi arabuluculuk yoluyla çözmeyi istediklerini sembolize ettiler.

Map of the First Fitna
Birinci Fitne'nin Haritası Al Ameer son (CC BY-SA)

Her iki taraf da arabuluculuk için temsilcilerini gönderdi; Raşidin tarafından Ebu Musa el-Eş'ari seçilirken, Muaviye tarafını Amr temsil etti. Taraflar, Suriye ve Irak arasında yarı yolda bulunan Dümet el-Cendel'de buluştular. Tahkim kararının tafsilatı çelişmiş olsa da, Osman'ın katlinin haksız olduğu ve Amr'ın Musa'yı, Ali'yi halifelikten uzaklaştırmaya kandırdığı, Muaviye'nin ise henüz halifeliği kabul etme niyetini açıklamadığı için neticelerden etkilenmediği açıktır.

Bu mutabakat, bütün gayretlerinin boşuna olduğunu düşünen Hz. Ali'nin saflarında anlaşmazlığa yol açtı. Birçoğu onu terk etmeye başladı ve Hariciler olarak bilinen radikal zihniyetli bir grup, yalnızca "günahsız" bir kişinin halife olabileceğini ve "tahkimin yalnız Tanrı'ya ait olduğunu" ilan ederek her iki tarafa da düşmanca yaklaştı. Hariciler, halifenin gücüyle karşı karşıya kaldılar ve Nehravan Savaşı'nda (659) ezildiler; bunun ardından gayelerine ulaşmak için gizli taktiklere başvurdular.

Halife Ali'nin Ölümü ve Fitnenin Sonu

Harp Sahasında gereken cezayı alan ve Hz. Ali'ye açık alanda karşı koyabilecek bir güç toplayamayan Hariciler, rekabeti ortadan kaldırmak için suikastçılar gönderdi.

Muaviye, Ali'ye karşı çıkmaya devam etti ve tesiri Mısır'ın yanı sıra Levant ve Suriye'yi de kapsayacak şekilde genişledi; burada Amr'ı vali olarak yeniden tayin etti. Öte yandan Halife Ali, Arabistan ve doğu eyaletleri üzerinde hakimiyet kurdu. Kufe, Hz. Ali'nin desteğinin merkezi olmaya devam etti, ancak kaderinde burada ömrünün sonunu bulmak vardı. Muharebe sahasında gereken cezayı alan ve Hz. Ali'ye açık sahada karşı koyabilecek bir güç toplayamayan Hariciler, rekabeti ortadan kaldırmak için suikastçılar gönderdi.

Hz. Ali, Muaviye ve Amr'ın hepsi hedef alındı, ancak sadece ilk teşebbüs başarılı oldu. Halife cemaatle sabah namazını kılarken, Abdrurahman ibn Amr ibn Mülcem adlı bir suikastçı onu zehirli bir kılıçla katletti. Halife, aldığı yaralar ve damarlarında dolaşan zehir sebebiyle vefat etti; suikastçısı ise başı kesilerek öldürüldü. Hz. Ali'nin vefatıyla iktidar mücadelesi sona erdi ve Muaviye'nin yolu açıldı; o da kısa zamanda bu boşluğu doldurmak için harekete geçti.

Sonrası ve Sonuç

Bir Harici suikastçı Muaviye'ye saldırdı, ancak vali sadece hafif bir yarayla kurtuldu. Amr ise kaderin cilvesiyle bu teşebbüsten kurtuldu. Bazı kaynaklara göre, muhalefet lideri, Hz. Ali'nin hayatta olduğu zamanda Kudüs'te biat yemini etmişti ve halifenin vefatından sonra harekete geçti. Muaviye, Ali'nin en büyük oğlu Hasan'ı tahttan feragat etmeye zorladı, ancak ona büyük bir emekli maaşı teklif etti ve eğer birinci kaynaklara güvenilecek olursa, ona ve kardeşi Hüseyin'e büyük bir hürmet gösterdi.

Outside View of Imam Ali Shrine in Najaf, Iraq
Irak Necef'te İmam Ali Türbesi'nin Dış Görünüşü U.S. Navy photo by Photographer's Mate 1st Class Arlo K. Abrahamson (Public Domain)

Muaviye, Abbasi Hanedanlığı'nca tahttan indirilmeden önce yaklaşık 90 yıl hüküm süren Emevi Halifeliği'nin temellerini attı. Emeviler, seleflerinin aksine, isyanlara müsamaha göstermediler ve imparatorluğu bu tür tehlikelerden arındırmak için ellerindeki bütün imkânları seferber ettiler. Halife Ali'nin ölümü daha fazla anlaşmazlığın tohumlarını ekti; oğlu Hz. Hasan karısınca zehirlendi ve bazıları bu hadisede Muaviye'yi suçlu bulmaktadır.

Muaviye 680'de öldükten sonra, oğlu Yezid, babasının Hz. Hasan ile yaptığı (varis tayin etmeyeceğine dair) anlaşmayı ihlal ederek tahta çıktı; Muaviye, Hasan'ın ölümünden sonra bu anlaşmayı geçersiz saydı. Yezid'in iktidara yükselişi şiddetli bir muhalefetle karşılandı ve Hz. Hüseyin, mukavemet gösteren en önde gelen kişiler arasındaydı. Gücünü feda etmek istemeyen Yezid, Hz. Hüseyin'i ve Kufe'ye doğru yola çıkan küçük maiyetini katletmeye karar verdi. Daha sonra Kerbela (680) olarak adlandırılan bu savaşta Hz. Hüseyin'in ölümü, on yıldan fazla süren ve 692'de Mekke'ye karşı bir taarruzla sona eren İkinci Fitne'yi başlatmıştı.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Khan, S. M. (2026, Mayıs 22). İlk Fitne. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18664/ilk-fitne/

Chicago Formatı

Khan, Syed Muhammad. "İlk Fitne." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Mayıs 22, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18664/ilk-fitne/.

MLA Formatı

Khan, Syed Muhammad. "İlk Fitne." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 22 May 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18664/ilk-fitne/.

Reklamları Kaldır