Antik Mısır Hükümeti

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
The Seated Scribe (by Mindy McAdams, CC BY-NC-ND)
Oturan Katip Mindy McAdams (CC BY-NC-ND)

Antik Mısır'ın Hükümeti, tanrıların verdiğine inanılan bir selahiyetle idare edilen teokratik bir monarşiydi; bu hükümet ilkin insanlar ve ilahi güçler arasında bir vasıta olarak görülüyor ve çıkarılan yasalar ve tasdiklenen politikalar aracılığıyla tanrıların iradesini temsil etmesi gerekiyordu.

Mısır'da merkezi bir hükümetin varlığı, Kral Narmer'in ülkeyi MÖ 3150 civarında birleştirmesiyle ortaya çıktı, ancak bu tarihten önce de bir tür idare mevcuttu. Mısır'da Hanedanlık Öncesi Devir'deki (MÖ 6000-3150 civarı) Akrep Krallar, açıkça bir tür monarşik idareye sahipti, ancak tam olarak nasıl işlediği bilinmemektedir.

19. yüzyıl Mısırbilimcileri, çalışma sahalarını netleştirmek ve idare etmek için ülke tarihini devirlere ayırdılar. Güçlü bir merkezi hükümetin olduğu dönemlere 'krallıklar', bölünmüşlüğün olduğu veya merkezi hükümetin olmadığı zamanlara ise 'ara devirler' denir. Mısır tarihini incelerken, bunların modern adlandırmalar olduğunu anlamak gerekir; Eski Mısırlılar, bu terimlerle zaman dilimleri arasında herhangi bir fark tanımazlardı. Mısır Orta Krallığı (MÖ 2040-1782 civarı) yazıcıları, Birinci Ara Devri (MÖ 2181-2040) bir "keder devri" olarak görebilirler, ancak çağın resmi bir adı yoktu.

Mısır'ın İDARE ŞEKLİ, MÖ 3150'den MÖ 30'a kadar çok az DEĞİŞİKLİKLE sürdü.

İdarenin işleyiş biçimi asırlar içinde biraz değişse de, esas nizam Mısır'ın Birinci Hanedanlığı zamanında (MÖ 3150-2890 civarı) belirlendi. Kral, ülkeyi ikinci kumandan olarak bir vezir, hükümet memurları, katipler, bölge valileri (nomark olarak bilinir), kasaba reisleri ve İkinci Ara Devir'i (MÖ 1782-1570 civarı) takiben bir polis gücüyle idare ediliyordu. Kral, payitahttaki sarayından beyanlarını neşreder, kanunlar çıkarır ve inşaat projeleri için komisyonlar verirdi; sözleri, ülkede idareyi temin için gerekli olan bürokrasi tarafından tatbik edilirdi. Mısır'ın idari şekli, MÖ 3150 civarından, ülkenin Roma tarafından ilhak edildiği MÖ 30 yılına kadar, çok az değişiklikle varlığını sürdürdü.

Erken hanedanlik zamani ve eski̇ krallik

Mısır'ın Yeni Krallığı'na (MÖ 1570-1069) kadar hükümdar "kral" olarak biliniyordu; bu devirde "firavun" (kraliyet ikametgahına atıfta bulunan "Büyük Ev" anlamına gelir) mefhumu kullanılmaya başlandı. İlk kral, memleketi muhtemelen askeri yollarla birleştirdikten sonra merkezi bir hükümet kuran Narmer'di (Menes olarak da bilinir). Mısır ekonomisi ziraate dayanıyordu ve takas sistemini kullanıyordu. Alt sınıf köylüler toprağı işliyor, buğday ve diğer mahsullerini asil toprak sahibine veriyor (kendileri için mütevazı bir miktar ayırıyorlardı) ve toprak sahibi daha sonra mahsulleri ticarette veya daha geniş topluluğa dağıtmada kullanılmak üzere hükümete teslim ediyordu.

Narmer'in halefi Hor-Aha'nın (yaklaşık MÖ 3100-3050) hükümdarlığı zamanında, daha sonraki krallar için standart pratik haline gelecek olan Şemsu Hor (Horus'un Takibi) olarak bilinen bir hadise başlatıldı. Bununla Kral ve maiyeti ülkeyi dolaşarak kralın varlığını ve gücünü tebaasına görünür kılıyordu. Mısırbilimci Toby Wilkinson şu yorumu yapıyor:

"Şemsu Hor, aynı anda birkaç gayeye hizmet ederdi. Hükümdarın tebaasının hayatında görünür bir varlık olmasını sağlardı, otoritelerin memleket çapında olup biten her şeyi yakından takip etmelerini, politikaları tatbik etmelerini, anlaşmazlıkları çözmelerini ve adaleti temin etmelerini mümkün kılardı; sarayın bakım masraflarını karşılar ve yıl boyunca tek bir yerde destekleme yükünü ortadan kaldırırdı; ve son olarak, ancak kesinlikle en az önemlisi olmayan bir şekilde, vergilerin sistematik şekilde tespit ve tahsil edilmesini kolaylaştırırdı. Biraz sonra, İkinci Hanedanlık zamanında, saray Horus'un Takibi'nin aktüeryal potansiyelini açıkça kabul etti. Bundan sonra, faaliyet ülkenin zirai zenginliğinin resmi bir sayımıyla birleştirildi." (44-45)

Şemsu Hor (bugün daha çok Mısır Sığır Sayımı olarak bilinir), hükümetin ferdi zenginliği tespit ve vergi toplama vasıtası haline geldi. Her bölge (nome), nomark'ın nom'un umumi idaresini uhdesine aldığı vilayetlere, ardından daha küçük vilayet otoritelerine ve daha sonra kasabaların belediye reislerine bölünmüştü. Bir nomark'ın servetini krala doğru bir şekilde bildirmesine güvenmek yerine, kendisi ve maiyeti bu serveti bizzat değerlendirmek için seyahat ederdi. Böylece Şemsu Hor, Mısırlıların hayatında mühim bir yıllık (daha sonra iki yıllık) hadise haline geldi ve çok daha sonra, Şemsu Hor her zaman hükümdarlık ve yıla göre kaydedildiği için Mısırbilimcilere en azından kralların yaklaşık hükümdarlık müddetlerini temin edecekti.

Vergi tahsildarları, kralın maiyetindeki otoritelerin değerlendirmesini takip eder ve her nom, il ve kasabadan muayyen miktarda mahsul toplar ve bu mahsuller merkezi hükümete giderdi. Hükümet daha sonrasında bu mahsulleri ticarette kullanırdı. Erken Hanedanlık Zamanı boyunca bu sistem o kadar iyi işledi ki, Mısır'ın Üçüncü Hanedanlığı (yaklaşık MÖ 2670-2613) zamanına gelindiğinde, mühim maliyetler ve mümbit bir iş gücü gerektiren inşaat projeleri başlatıldı; bunların en bilineni ve en uzun ömürlüsü Kral Djoser'in Basamaklı Piramidi'dir. Eski Mısır Krallığı (takriben MÖ 2613-2181) döneminde hükümet, Giza Piramitleri gibi daha büyük abideler inşa edebilecek kadar zengindi.

Ülkede kraldan sonra en güçlü kişi vezirdi. Bazen Yukarı Mısır ve Aşağı Mısır için iki vezir olurdu. Vezir, kralın sesi ve temsilcisiydi ve sıklıkla kralın akrabası veya çok yakın birisi olurdu. Vezir, hükümetin bürokrasisini idare eder ve kralın emirleri istikametinde mesuliyetleri devrederdi. Eski Krallık zamanında vezirler, diğer işlerin yanı sıra inşaat projelerinden de mesuldü.

Imhotep
İmhotep Trustees of the British Museum (Copyright)

Eski Krallığın sonlarına doğru, vezirler mevkileri daha rahat hale geldikçe daha az dikkatli oldular. Hükümetin muazzam serveti Giza, Abusir, Sakkara ve Abidos'taki bu devasa inşaat projelerine gidiyordu ve bu yerlerdeki mabet komplekslerini idare eden rahipler, nomarklar ve eyalet valileri giderek daha da zenginleşiyordu. Varlıkları arttıkça güçleri de arttı ve güçleri arttıkça, kralın ne düşündüğüne veya vezirinin onlardan ne isteyip istemediğine daha az ehemmiyet vermeye başladılar. Rahiplerin ve nomarkların gücündeki artış, merkezi hükümetin gücünde bir düşüş anlamına geliyordu ve bu da diğer faktörlerle birleşerek Eski Krallığın çöküşüne yol açtı.

Bi̇ri̇nci̇ ara zaman ve orta krallik

Birinci Ara Zamanın başında krallar ülkeyi hala payitahtları Memfis'ten (Memphis) idare ediyorlardı, ancak gerçekte çok az güçleri vardı. Nomarklar kendi bölgelerini idare ediyor, kendi vergilerini topluyor, kendi namlarına mabet ve abideler inşa ediyor ve kendi mezarlarını yaptırıyorlardı. Birinci Ara Zamanın ilk kralları (7.-10. hanedanlar) o kadar etkisizdi ki adları neredeyse hatırlanmıyor ve tarihleri ​​sıklıkla karıştırılıyor. Diğer taraftan nomarklar, güçlerini istikrarlı bir şekilde artırdı. Tarihçi Margaret Bunson, onların Birinci Ara Zaman öncesindeki ananevi rollerini şöyle izah ediyor:

Bu tür mahalli idarecilerin gücü, güçlü firavunlar zamanında değiştirildi, ancak genelde merkezi hükümete hizmet ediyor ve Kralın Altındaki Birinci olmanın ananenvi rolünü kabul ediyorlardı. Bu rütbe, bir memurun firavun adına muayyen bir nome veya eyaleti idare etme hakkını gösteriyordu. Bu tür memurlar bölgenin mahkemelerinden, hazinesinden, arazi ofislerinden, muhafaza programlarından, milislerinden, arşivlerinden ve depolarından mesuldü. Selahiyetleri dahilindeki mevzularda vezire ve kraliyet hazinesine rapor veriyorlardı. (103)

Ancak Birinci Ara Zaman'da nomarklar, artan kaynaklarını kendilerine ve topluluklarına hizmet etmek için kullandı. Memfis kralları, belki de kaybettikleri prestijin bir kısmını geri kazanma teşebbüsünde, payitahtı Herakleopolis şehrine taşıdı, ancak orada da eski başkentteki kadar muvaffak olamadılar.

MÖ 2125 civarında, Yukarı Mısır'da Thebes (Teb) adlı bir taşra şehrinde I. İntef olarak bilinen bir hükümdar iktidara yükseldi ve topluluğunu Memfis krallarına karşı isyan etmeye teşvik etti. Eylemleri, kendisinden sonra gelenlere de tesir edecek ve nihayet MÖ 2040 civarında II. Mentuhotep'in Herakleopolis krallarına karşı zaferiyle neticelenerek Orta Krallık'ı başlatacaktı.

II. Mentuhotep, Teb'den hüküm sürdü. Eski kralları devirip yeni bir hanedan kurmuş olsa da, idaresini Eski Krallık zamanına göre şekillendirdi. Eski Krallık, Mısır tarihinin büyük bir çağı olarak hatırlanır ve piramitler ile Giza ve diğer yerlerdeki geniş kompleksler, mazinin ihtişamının güçlü hatırlatıcılarıdır. Eski Krallığın son zamanlarında ihmal edilen eski kalıplardan biri de, Bunson'ın açıkladığı gibi, Yukarı ve Aşağı Mısır için müesseselerin çoğaltılmasıydı:

Genelde, merkezi hükümetin idari ofisleri, ananevi taşra müesseselerinin birebir kopyalarıydı, ancak mühim bir fark vardı. Çoğu zaman ofisler ikiye katlanıyordu, biri Yukarı Mısır, diğeri Aşağı Mısır için. Bu ikilik mimaride de tatbik edildi; saraylara iki giriş, iki taht odası vb. temin edildi. Millet kendini bir bütün olarak görüyordu, ancak efsanevi kuzey ve güney atalarına, hanedan öncesi zamanın yarı ilahi krallarına ve simetri kavramına dayanan bazı gelenekler vardı. (103)

Kuruluşların çoğaltılması, Mısır'ın kuzeyini ve güneyini eşit şekilde şereflendirmekle kalmadı, daha da mühimi, kral için her iki bölgenin de daha sıkı kontrol altında tutulmasını temin etti. II. Mentuhotep'in halefi I. Amenemhat (yaklaşık MÖ 1991 - yaklaşık MÖ 1962), payitahtı Lişt yakınlarındaki İti-tawy şehrine taşıdı ve eski politikaları sürdürerek, kendi inşaat projelerine başlamak için hükümeti yeterince hızlı bir şekilde zenginleştirdi. Payitahtın Teb'den Lişt'e taşınması, hükümeti ülkenin güneyine değil, ortasına yerleştirerek Mısır'ı daha da birleştirme teşebbüsü olabilir. Nomarkların gücünü sınırlama çabasıyla I. Amenemhat, Mısır'da doğrudan kralın kontrolü altında ilk daimi orduyu kurdu. Bundan önce, ordular farklı bölgelerde mecburi askerlik yoluyla oluşturuluyor ve nomark daha sonra adamlarını krala gönderiyordu. Bu, nomarklara büyük bir güç veriyordu çünkü adamların sadakati topluluklarına ve bölgesel idarecilerine bağlıydı. İlkin krala sadık olan daimi bir ordu, milliyetçiliği ve daha güçlü birliği teşvik etti.

Mentuhotep II Head
II. Mentuhotep'in Başı Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

I. Amenemhat'ın halefi I. Senusret (yaklaşık MÖ 1971 - yaklaşık MÖ 1926), politikalarını sürdürdü ve ticaret yoluyla ülkeyi daha da zenginleştirdi. Karnak bölgesinde Amun'a bir mabet inşa eden ve Mısır dininin şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük yapılarından birinin yapımını başlatan ilk kişidir. Hükümetin bu tür büyük projeler için ihtiyaç duyduğu fonlar ticaretten geliyordu ve ticaret yapabilmek için memurlar Mısır halkından vergi alıyordu. Wilkinson bunun nasıl işlediğini şöyle açıklıyor:

Vergilerin, yani ziraat mahsullerinin bir kısmının toplanması mevzubahis olduğunda, Mısır sathında devlet adına çalışan bir memur ağının var olduğunu farzetmeliyiz. Bu memurların çabalarının zorlayıcı tedbirlerle desteklendiğinden şüphe yok. Bu devlet memurlarının bıraktığı, ekseriyetle mühür izleri şeklinde olan kitabeler, Mısır tarihinin başından beri en önemli departman olan hazinenin işleyişini yeniden canlandırmamıza imkan tanıyor. Devlet geliri olarak toplanan ziraat mahsulleri iki şekilde ele alınıyordu. Muayyen bir kısmı doğrudan devlet atölyelerine, mesela sığırdan don yağı ve deri; domuzdan domuz eti; ketenden keten; tahıldan ekmek, bira ve sepet gibi ikincil mahsullerin üretimi için gidiyordu. Bu katma değerli mahsullerin bir kısmı daha sonra kârla alınıp satılarak devlete daha fazla gelir temin ediyor; diğerleri ise devlet çalışanlarına ödeme olarak dağıtılarak sarayın ve projelerinin finansmanını sağlıyordu. Ziraat mahsullerinin geri kalan kısmı (ki çoğu tahıl), muhtemelen Mısır genelindeki mühim bölgesel merkezlerde bulunan devlet tahıl ambarlarında depolanıyordu. Depolanan tahılın bir kısmı ham haliyle saray faaliyetlerini finanse etmek için kullanıldı, ancak önemli bir kısmı da kötü bir hasat halinde yaygın kıtlığa mani olmak için acil durum stoğu olarak ayrıldı. (45-46)

Orta Krallık zamanındaki nomarklar, kaynak gönderme mevzusunda kralla tam işbirliği yaptı ve bu büyük ölçüde, muhtariyetlerinin daha önce olmadığı şekilde taht tarafından saygı görmesinden kaynaklanıyordu. Orta Krallık zamanındaki Mısır sanatı, Eski Krallık zamanına göre çok daha fazla çeşitlilik göstermektedir; bu da, yalnızca saray tarafından tasdik edilmiş ve düzenlenmiş ifadeden ziyade bölgesel zevklere ve farklı stillere daha fazla kıymet verildiğini göstermektedir. Ayrıca, o devre ait mektuplar, nomarkların 12. Hanedan kralları tarafından Eski Krallık çağında bilmedikleri bir saygıya layık görüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır. III. Senusret'in (yaklaşık MÖ 1878-1860) hükümdarlığı zamanında nomarkların gücü azaltıldı ve nomlar yeniden düzenlendi. III. Senusret'in hükümdarlığı esnasında nomark unvanı resmi kayıtlardan tamamen kaybolmuştu, ki bu da kaldırıldığını düşündürmektedir. Eyalet idarecileri artık eskiden sahip oldukları hürriyetlere sahip değillerdi, ancak yine de mevkilerinden faydalanıyorlardı; sadece artık merkezi hükümetin kontrolü altında daha sıkı bir şekilde yer alıyorlardı.

Mısır Orta Krallığı'nın 12. Hanedanlığı (yaklaşık MÖ 2040-1802), en önemli edebi ve artistik eserlerin yaratıldığı, iktisadın güçlü olduğu ve kuvvetli bir merkezi hükümetin ticaret ve üretimi kuvvetlendirdiği, hükümet, sanat ve Mısır kültürünün 'altın çağı' olarak kabul edilir. Birinci Ara Zaman'da heykel (örneğin şabti bebekleri) ve mücevher gibi eserlerin seri üretimi, Orta Krallık çağında da devam eden ancak daha yüksek kalitede eserler üreten daha büyük bir beceriyle kitle tüketimciliğin yükselişine yol açmıştır. 13. Hanedanlık (yaklaşık MÖ 1802-yaklaşık MÖ 1782) 12. Hanedanlıktan daha zayıftı. Orta Krallık'ın konforu ve yüksek hayat standardı, bölgesel valilerin yeniden daha fazla kuvvet kazanması, rahiplerin daha fazla servet biriktirmesi ve merkezi hükümetin giderek tesirsiz hale gelmesiyle geriledi. Mısır'ın en kuzeyinde, Avaris'te, bir ticaret merkezinin etrafına Semitik bir halk yerleşmişti ve 13. Hanedanlık çağında bu halk, kendi muhtariyetlerini tesis edebilecek ve ardından bölge üzerindeki kontrollerini genişletebilecek kadar kuvvetlendi. Bunlar, Orta Krallık'ın sonunu ve Mısır'ın İkinci Ara Zamanı'nın başlangıcını işaret eden Hyksos'lardı ('yabancı krallar').

İki̇nci̇ ara zaman ve yeni̇ krallik

Daha sonraki Mısırlı yazarlar, Hiksos devrini kaotik olarak telakki etti ve memleketi işgal edip yok ettiklerini iddia ettiler. Aslında, Hiksoslar Mısır kültürüne hayran kaldı ve onu kendi kültürleri olarak benimsedi. Memfis gibi Mısır şehirlerine baskınlar tertipleyip heykel ve abideleri Avaris'e geri götürseler de, Mısırlılar gibi giyindiler, Mısır tanrılarına taptılar ve Mısır hükümetinin unsurlarını kendi idarelerine entegre ettiler.

Lisht yakınlarındaki Itj-tawi'deki Mısır hükümeti artık bölgeyi kontrol edemez hale geldi ve Aşağı Mısır'ı Hiksoslara bırakarak payitahtı tekrar Teb'e taşıdı. Hiksoslar kuzeyde güç kazanırken, Kuşitler güneyde ilerleyerek Mısır'ın III. Senusret zamanında fethettiği toprakları geri aldı. Teb'deki Mısırlılar bu vaziyeti MÖ 1580 civarına kadar hoş gördü; o zaman Mısır kralı Sekenenra Taa (Ta'O olarak da bilinir), Hiksos kralı Apepi tarafından hakarete uğradığını ve meydan okunduğunu hissederek saldırdı. Bu teşebbüs, oğlu Kamose (yaklaşık MÖ 1575) ve nihayetinde Hyksosları yenerek Mısır'dan çıkaran kardeşi I. Ahmose (yaklaşık MÖ 1570-yaklaşık MÖ 1544) tarafından devralındı ​​ve geliştirildi.

I. Ahmose'nin zaferi, Mısır tarihinin en bilinen ve en iyi belgelenmiş çağı olan Yeni Mısır Krallığı zamanını başlatır. Bu devirde, Mısır hükümeti yeniden organize edildi ve biraz reforme edildi; hiyerarşi en tepede firavundan başlayarak, vezir, kraliyet hazinedarı, ordu generali, nazırlar (iş yerleri gibi hükümet yerlerini nezaret ediyorlardı) ve kayıtları tutan ve yazışmaları ileten yazıcılara kadar uzanıyordu.

Stela of Ptahmay
Ptahmay Dikilitaşı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Yeni Krallık ayrıca, I. Amenemhet devrinde başlayan polis gücünün müesses hale gelmesine de tanık oldu. İlk polis birimleri, hudutları koruyan ancak iç barışı temin etmekle pek alakası olmayan Bedevi kabilelerinin mensuplarından oluşuyordu. Yeni Krallık polisi, I. Ahmose ile birlikte Hiksoslara karşı savaşmış ve yeni vazifeyle mükafatlandırılmış Nubyalı savaşçılar olan Medjaylardan oluşuyordu. Polis, firavunun yönlendirmesi altında vezir tarafından organize ediliyordu. Vezir daha sonra, Devlet Polisi'nin muhtelif devriyelerini idare eden alt seviyedeki memurlara selahiyet devrediyordu. Polis, mabet ve mezarlık komplekslerini koruyor, hudutları teminat altına alıyor ve hicreti izliyor, kraliyet mezarlarının ve mezarlıkların dışında nöbet tutuyor ve madenler ile taş ocaklarında çalışan işçi ve kölelere nezaret ediyordu. II. Ramses'in (MÖ 1279-1213) hükümdarlığı zamanında Medjaylar onun şahsi korumalarıydı. Ancak vazife müddetlerinin büyük bir kısmında, sınır boyunca barışı koruyor ve daha üst seviyede bir memurun talimatıyla vatandaşların işlerine müdahale ediyorlardı. Zamanla, bu pozisyonların bazıları Bunson'ın açıkladığı gibi rahiplerce üstlenildi:

Mabet polis birimleri normalde mabet komplekslerinin mukaddesatını korumakla mükellef rahiplerden oluşuyordu. Bütün ritüel merasimleri sırasında ve öncesinde cinsiyet, davranış ve tutumla ilgili düzenlemeler muayyen bir uyanıklık gerektiriyordu ve mabetler ahenkli bir ruh temini için kendi insanlarını hazır bulunduruyordu. (207)

Mabet polisi, özellikle Bastet veya Hathor gibi birçok dini festivalde aşırı içki içmeyi ve sınırlamalardan kurtulmayı teşvik ettiği için, bu festivaller sırasında oldukça meşgul olurdu.

Yeni Krallık ayrıca ordunun reformuna ve genişlemesine de tanık oldu. Mısır'ın Hiksoslarla olan tecrübesi, yabancı bir gücün ülkelerine ne kadar kolay hükmedebileceğini göstermişti ve bunu ikinci kez yaşamak istemiyorlardı. I. Ahmose, ülkeyi güvende tutmak için Mısır sınırları çevresinde tampon bölgeler oluşturma fikrini ilk ortaya atan kişiydi, ancak bu fikir oğlu ve halefi I. Amenhotep (yaklaşık MÖ 1541-1520) tarafından daha da geliştirildi.

I. Ahmose'nin Hiksoslara karşı idare ettiği ordu, Mısır düzenli birliklerinden, mecburi askerlerden ve Medjay gibi yabancı paralı askerlerden oluşuyordu. I. Amenhotep, profesyonellerden oluşan bir Mısır ordusunu talim ettirdi ve babasının seferlerini tamamlamak ve 13. Hanedanlık zamanında kaybedilen toprakları geri almak için onları Nubya'ya götürdü. Halefleri Mısır'ın sınırlarını genişletmeye devam etti, ancak hiçbiri III. Tutmosis (MÖ 1458-1425) kadar büyük bir genişleme yaratmadı; o Suriye'den Libya'ya ve Nubia'ya kadar uzanan toprakları fethederek Mısır İmparatorluğu'nu kurdu.

III. Amenhotep (MÖ 1386-1353) devrine gelindiğinde, Mısır, Hititler, Mitanni, Asur İmparatorluğu ve Babil Krallığı gibi diğer büyük milletlerle diplomatik ve ticari anlaşmaları olan geniş bir imparatorluktu. III. Amenhotep o kadar geniş ve güvenli bir ülkeyi idare ediyordu ki, ilkin abidelerle inşa etmekle meşgul olabiliyordu. O kadar çok abide inşa etti ki, erken dönem Mısırbilimciler ona fevkalade uzun bir hükümdarlık müddeti atfetti.

Amenhotep III
III. Amenhotep Trustees of the British Museum (Copyright)

Oğlu, firavunun otoritesini zayıflatan, ekonomiyi mahveden ve diğer milletlerle münasebetleri bozan dini reformlarla Yeni Krallığın bütün büyük zaferlerini büyük ölçüde ortadan kaldıracaktı. Akhenaten (MÖ 1353-1336), belki de Amun rahiplerinin siyasi gücünü tesirsiz hale getirme teşebbüsünde bulunarak, şahsi tanrısı Aten'inki dışında ülkedeki bütün dini kültleri yasakladı. Mabetleri kapattı ve payitahtı Teb'den Amarna bölgesinde inşa ettiği Akhetaten adlı yeni bir şehre taşıdı. Burada karısı Nefertiti ve ailesiyle birlikte inzivaya çekildi ve devlet işlerini ihmal etti.

Firavunun mevkisi, tanrıların iradesine bağlılığıyla meşrulaştırılmıştı. Mısır sathındaki mabetler yalnız ibadet yerleri değil, aynı zamanda fabrikalar, eczaneler, atölyeler, danışma merkezleri, şifa evleri, tahsil ve kültür merkezleriydi. Akhenaten, bu mabetleri kapatarak Yeni Krallığın ilerleme hızını durdurdu ve tek tanrılı Aten inancına göre yeni mabet ve türbeler inşa ettirdi. Halefi Tutankhamun (Tutankamun) (MÖ 1336-1327), onun politikalarını tersine çevirdi, payitahtı Teb'e geri taşıdı ve mabetleri yeniden açtı, ancak süreci tamamlayacak kadar uzun yaşamadı. Bu, Akhenaten'in varlığına dair her türlü delili silmeye çalışan firavun Horemheb (MÖ 1320-1295) tarafından gerçekleştirildi. Horemheb, Mısır'ı diğer milletlere denk sosyal statüye kavuşturdu, iktisadı iyileştirdi ve yıkılan mabetleri yeniden inşa etti, ancak ülke III. Amenhotep zamanındaki zirvelere asla ulaşamadı. Yeni Krallık hükümeti Thebes'te kuruldu, ancak II. Ramses onu kuzeye, antik Avaris'in bulunduğu yerde inşa ettiği yeni bir şehir olan Per Ramesses'e taşıdı. Thebes, bilhassa Yeni Krallık'ın her firavununun katkıda bulunduğu Karnak'taki Büyük Amun Tapınağı sayesinde mühim bir dini merkez olarak varlığını sürdürdü. II. Ramses'in bu hamlesinin sebepleri meçhuldür, ancak neticelerinden biri, hükümetin payitahtının Per Ramesses'te çok uzakta olmasıyla, Thebes'teki Amun rahiplerinin istedikleri gibi hareket etme serbestliğine malik olmalarıydı. Bu rahipler, firavunla rekabet edecek noktaya kadar güçlerini artırdı ve Yeni Krallık, Thebes'in baş rahipleri bu şehirden idare ederken, Yeni Krallık firavunlarının sonuncusu Per Ramesses'ten kontrolü sürdürmekte zorlandığında da sona erdi.

Egyptian King-list
Mısır Kral Listesi Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Geç Antik Mısır ve Ptolemaik Periyot

Mısır, Üçüncü Ara Zaman'a (MÖ 1069-525) girerken tekrar bölündü. Teb'deki hükümet, Per Ramesses'teki idarecilerin meşruiyetini tanır ve onlarla izdivaç bağları kurarken üstünlük iddiasında bulundu. Hükümetin bölünmesi Mısır'ı zayıflattı ve Geç Zaman'da (yaklaşık MÖ 664-332) iç savaşlara sürüklendi. Bu çağda, Mısır'ın sözde idarecileri, zamanla savaşa olan alakalarını kaybeden ve Nil Nehri Vadisi'nde kendi topluluklarını kuran Yunan paralı askerlerini kullanarak birbirleriyle çarpıştı.

MÖ 671 ve 666'da Asurlular ülkeyi işgal edip boyunduruk altına aldı ve MÖ 525'te Persler işgal etti. Pers hakimiyeti altında Mısır, payitahtı Memphis olan bir satraplık haline geldi ve tıpkı kendilerinden önceki Asurlular gibi, Persler bütün iktidar mevkilerine yerleştirildi. Büyük İskender Pers İmparatorluğu'nu fethettiğinde, MÖ 331'de Mısır'ı da ele geçirdi, Memphis'te firavun olarak taç giydi ve Makedonları iktidara getirdi.

İskender'in ölümünü takiben, generali Ptolemy (MÖ 323-285), Mısır'da MÖ 323-30 yılları arasında süren Ptolemaios Hanedanlığı'nı kurdu. Ptolemiler, kendilerinden önceki Hiksoslar gibi, Mısır kültürüne büyük hayranlık duyuyor ve onu hükümetlerine entegre ediyorlardı. I. Ptolemi, ahenkli, çok milletli bir memleket yaratmak için Yunan ve Mısır kültürlerini bir araya getirmeye çalıştı - ve muvaffak da oldu - ama bu vaziyet V. Ptolemy'nin (MÖ 204-181) saltanatından sonra uzun sürmedi. V. Ptolemy'nin saltanatı esnasında ülke tekrar isyan halindeydi ve merkezi hükümet zayıftı. Mısır'ın son Ptolemaios firavunu VII. Kleopatra (MÖ 69-30) idi ve ölümünden sonra ülke Roma tarafından ilhak edildi.

Miras

Mısır'ın monarşik teokrasisi 3.000 yıldan fazla sürdü ve dünyanın en büyük antik kültürlerinden birini yarattı ve korudu. Günümüzün birçok cihazı, eseri ve pratiği, sanat ve kültürün yaratılması için elzem istikrarı sağlayan güçlü bir merkezi hükümetin bulunduğu Eski, Orta ve Yeni Krallıklar'ın daha istikrarlı devirlerde hasıl olmuştur.

Egyptian Scribe's Palette
Mısırlı Katibin Paleti Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Mısırlılar kağıdı ve renkli mürekkebi icat etti, yazı sanatını geliştirdi, kozmetik mahsulleri yaygın olarak kullanan ilk halk oldu, diş fırçasını, diş macununu ve nefes tazeleyici şekerleri icat etti, kırık kemikleri tamir etmek ve ameliyat yapmak gibi tıbbi bilgi ve pratikleri geliştirdi, su saatleri ve takvimleri (bugün kullanılan 365 günlük takvimin kökü) tesis etti, ayrıca bira yapımını mükemmelleştirdi, öküzle çekilen pulluk gibi zirai ilerlemeler kaydetti ve hatta peruk takma uygulamasını bile başlattı.

Antik Mısır kralları ve daha sonra firavunları, saltanatlarına cihanşümul ahenk ve dengeyi kişileştiren ve Mısır kültüründe çok önemli olan ma'at mefhumunu cisimleştiren hakikat tanrıçası Ma'at'ın hizmetine kendilerini sunarak başlarlardı. Mısır kralı, ahengi koruyarak halka yaratıcılığı ve yeniliği teşvik eden bir kültür temin ederdi. Her kral, saltanatına başlarken Mısır panteonunun diğer tanrılarına Ma'at'ı "sunarak" başlardı; bu, onun prensiplerine uyacağına ve halkını da saltanatı boyunca aynı şeyi yapmaya teşvik edeceğine dair teminat vermenin bir yoluydu. Antik Mısır hükümeti, büyük ölçüde tanrılarıyla yaptığı bu ilahi anlaşmaya sadık kaldı ve neticede antik Mısır'ın muhteşem medeniyeti ortaya çıktı.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Ocak 13). Antik Mısır Hükümeti. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-15007/antik-misir-hukumeti/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mısır Hükümeti." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ocak 13, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-15007/antik-misir-hukumeti/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mısır Hükümeti." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 13 Oca 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-15007/antik-misir-hukumeti/.

Reklamları Kaldır