Antik Yunan Çömlekçiliği

Mark Cartwright
Yazan , Çeviren: Batuhan Aksu
tarihinde yayınlandı
Translations 5
bookmark_addbookmark_addedMakaleyi Kaydet headphonesSesli Versiyon printYazdır picture_as_pdfPDF
Hydria (by Trustees of the British Museum, CC BY-NC-SA)
Hidria Trustees of the British Museum (CC BY-NC-SA)

Yunan çömlekçiliğinin dört ana türü vardır: Geometrik, Korint, Atina siyah figürlü ve Atina kırmızı figürlü çömlekçilik. Çömlek kaplar; depolama maksatlı iki kulplu amfora, şarap içmek için tek ayaklı kylix kadehi ve su taşımak için üç kulplu hydria gibi günlük kullanış ihtiyaçlarına göre üretilirdi. Yunan çömlekleri sıklıkla geometrik desenler veya Yunan mitolojisinden sahnelerle bezenirdi.

Antik Yunan'da MÖ yaklaşık 1000'den 400'e kadar uzanan devirde çömlekçilik, yalnızca antik çağın en karakteristik vazo biçimlerinden bazılarını sunmakla kalmaz, aynı zamanda Antik Yunanlıların kültürel inanç ve pratiklerine dair en eski ve en çeşitli tasvirleri de günümüze taşır. Dahası, çömlekler; mukavemetleri (kırıldıklarında bile) ve define avcıları için cazip olmamaları sayesinde arkeolojik açıdan günümüze en iyi ulaşan kalıntılar arasındadır; bu sebeple de Antik Yunan kronolojisinin belirlenmesinde arkeologlar ve tarihçiler için önemli bir vasıtadır. Artistik ve tarihi değerleri ne olursa olsun, Yunan vazolarının kahir ekseriyeti —bugün tozlu müze parçaları olsalar da— aslında gündelik kullanış için üretilmişti. Arthur Lane'in ifadesiyle şunu hatırlamakta fayda var: Bu vazolar bir zamanlar taş bir zeminin üzerinde dururken ve sırılsıklam ıslanmış haldeyken, Akdeniz güneşinin altında ışıl ışıl parlıyorlardı.

Malzemeler ve Üretim

Çömlek (kerameikos) üretiminde kullanılan kil (keramos), Yunanistan boyunca kolayca bulunabiliyordu; ancak en kalitelileri, pişirildiğinde hafif bir parlaklıkla turuncu-kırmızı bir renk veren yüksek demir içeriği olan Attika kili ile soluk sarımsı kahverengi (bej) tonundaki Korint kiliydi. Kil genellikle çökeltme havuzlarında hazırlanıp saflaştırılırdı; böylece üretilecek kabın türüne göre farklı kıvamlarda malzeme elde edilebilirdi.

Yunan çömlekleri her zaman çömlekçi çarkında ve sıklıkla ayrı yatay parçalar halinde üretilirdi: ayak, gövdenin alt ve üst kısımları, boyun ve gerekirse kulplar. Bu parçalar kuruduktan sonra kil bulamacı (slip) ile birbirine birleştirilirdi; pek çok örnekte kabın iç kısmında çömlekçinin parmak izlerini görmek mümkündür. Daha sonra parça, birleşme yerlerini düzeltmek ve son şeklini vermek üzere tekrar çarka yerleştirilirdi. Bu sebeple bütün vazolar eşsizdi ve boyutlardaki küçük farklılıklar, kesme kalıplar yerine basit aletlerin kullanılmasının standart usul olduğunu ortaya koymaktadır.

İSTENEN SATIH DOKUSUNU VE RENKLENDİRMEYİ ELDE ETMEK İÇİN KAPLAR (AYNI FIRINDA) BİRKAÇ DEFA PİŞİRİLİRDİ.

Ardından kap süslenirdi. Bu işlem, devrin moda olan dekorasyon tarzına göre değişmekle birlikte, yaygın usuller arasında vazonun tamamının veya bir kısmının, fırça ile tatbik edilen (ve izleri çoğu zaman görülebilen) ince, siyah ve yapışkan bir boya ile boyanması yer alıyordu. Bu siyah boya; alkali potas veya soda, silikon içerikli kil ve siyah demir oksidin bir halitasıydı. Boya, idrar veya sirke gibi bir sabitleyici kullanılarak kaba tutturulurdu; fırın ısısında bu sabitleyici yanıp yok olurken boyayı kile bağlardı. Daha nadir kullanılan bir diğer teknik ise kabın beyaz bir kil boyasıyla kaplanmasıydı. Alternatif olarak, yukarıda bahsedilen siyah boyanın daha koyu kıvamlı bir versiyonu, sert bir fırça veya tüy kalemle uygulanarak yalnızca çizgiler yahut da figürler ilave edilir; böylece hafif bir kabartma etkisi elde edilirdi. İnce detaylar sıklıkla sarı-kahverengi bir renk veren seyreltilmiş siyah boya, beyaz lüle taşı kili (pipe-clay) ve aşı boyası (okr) ile mangan karışımı koyu kırmızı renk kullanılarak eklenirdi. Bu son iki renk zamanla dökülme temayülündeydi.

Proto-geometric Amphora
Proto-geometrik Amfora Trustees of the British Museum (Copyright)

Tamamlanan kap fırına girmeye ve yaklaşık 960 °C sıcaklıkta pişirilmeye hazır hale gelirdi; bu sıcaklık nispeten düşüktü ve (mesela Çin porselenine kıyasla) Yunan çömlekçiliğindeki "yumuşaklığı" açıklıyordu. İstenen yüzey dokusunu ve renklendirmeyi elde etmek için kaplar (aynı fırında) birkaç kez pişirilirdi. İlk olarak kap, fırına iyi hava akışı sağlanarak kilin turuncu/kırmızı renginin öne çıktığı oksitleyici bir ateşte pişirilirdi. Daha sonra kap, fırın içine su veya nemli odun ilavesiyle oksijenden yoksun bırakılan bir ortamda (redüksiyon işlemi) yeniden pişirilirdi. Bu işlem, boyalı renklerin —bilhassa da siyahın— koyulaşmasını sağlardı. Yine iyi hava akışı sağlanan üçüncü bir pişirme işlemiyle kabın kili yeniden kızarırdı; ince bir astar tabakasıyla korunmuş olan boyalı bölgeler ise orijinal renklerini korurdu. Bu karmaşık süreç, vazonun göze hoş gelmeyen renk değişimleriyle bozulmaması adına çömlekçinin mükemmel bir zamanlama yapmasını gerektiriyordu.

Yunan Çömlekçiler ve Ressamlar

Ressam ve çömlekçi (kerameus) her zaman olmasa da sıklıkla ayrı ihtisas sahalarına sahip kişilerdi. Bununla beraber, çömlekçi Ergotimos ile ressam Kleitas arasında olduğu gibi kalıcı ortaklıklar da vardı. Yunan vazolarının kahir ekseriyeti imzasız olsa da, imzaları (sıklıkla "...bunu yaptı" şeklinde) sayesinde birçok çömlekçi ve daha seyrek olarak ressam kesin olarak tespit edilebilmiştir. Yine de, 20. Yüzyılda çalışmalarını yürüten Profesör J. D. Beazley, kendilerine has üsluplarıyla ayırt edilebilen 500'den fazla imzasız sanatçıyı tanımlamıştır. Beazley'in Yunan çömlekçiliğine dair sistematik ve etraflı kataloglama çalışması, aynı zamanda bu sanatın teknik, dizayn ve tezyin açısından geçirdiği tekamülün incelenmesine de imkân tanımıştır.

İYİ BİR YUNAN VAZOSU MUHTEMELEN YALNIZCA BİR GÜNLÜK ÜCRETE MAL OLUYORDU.

Ressamlar sıklıkla ortak atölyelerde ve bir 'usta' çömlekçinin nezaretinde çalışırlardı (bu vaziyet, Yunanlılar için şeklin aslında süslemeden daha önemli olduğunu düşündürmektedir). Sanatçılar merkezi siyasi kontrol veya sınırlamalardan bağımsız olsalar da, şüphesiz belirli üsluplara, mevzulara ve moda cereyanlarına karşı piyasa talebiyle hareket ediyorlardı. Pek çok çömlekçi ve sanatçı çok sayıda eser üretmişti; hatta bazı hallerde tek bir sanatçıya 200'den fazla vazo atfedilebilmektedir. Çömlekçilikle uğraşanların büyük kısmı muhtemelen diğer herhangi bir el işçisinden daha fazla kazanmıyordu ve iyi bir vazo muhtemelen yalnızca 1 günlük ücrete mal oluyordu. Yine de, bazı sanatçıların büyük talep gördüğü ve eserlerinin sadece mahalli olarak değil, Akdeniz'in dört bir yanında geniş bir coğrafyada satıldığı kesindir. Çömlekçiler bazen başka şehirlere, bilhassa da kolonilere taşınırlardı ve sıklıkla beraberlerinde kendi bölgesel üsluplarını da götürürlerdi. Sanatçılar arasında bir miktar rekabet de söz konusuydu; nitekim bir vazo üzerindeki imzalı bir notta "Euphronias'ın yapabileceğinden çok daha iyi" ifadesi yer alıyordu.

Yunan Çömlekçiliğinde Şekiller

Yunan çömlekçiliği bize kupalardan tabaklara ve devasa amforalara kadar uzanan geniş bir biçim yelpazesi sunsa da, bu formların birçoğu yüzyıllar boyunca nispeten değişmeden kalmıştır. Bunun başlıca sebebi, Yunan çömlekçilerinin şarap, su, yağ ve parfüm gibi maddeleri muhafaza etmek üzere pratik kullanıma yönelik kaplar üretiyor olmalarıydı; en ideal ve kullanışlı form bir kez geliştirildiğinde, bu form kopyalanarak varlığını sürdürüyordu. Yine de form konusundaki bu sınırlamaya rağmen, Yunan çömlekçileri ve vazo ressamları, vazoların bezemelerinde çok yönlülüklerini sergileyebiliyorlardı.

En yaygın çömlek formları şunlardı: şarap depolamak için amforalar; şarabı suyla karıştırmak için büyük kraterler; şarap doldurmak için sürahiler (oinochoe); içki içmek için kullanılan, yatay kulplu ve ayaklı kupalar olan kiliksler (ki bunlar özellikle akşam yemeğinde uzanma sedirindeyken yerden kupa kaldırmak için son derece kullanışlıydı); su taşımak için üç kulplu hydrialar; derin kaseler olan skyphoslar ve yağ ile parfüm muhafaza etmek için kullanılan lekythoslar. Bu nesneler tam da pratik kullanım amaçlı olduklarından, (varsa) kulpları sıklıkla sağlamdı; ancak çömlekçi, itinayla tasarlanmış biçimler kullanarak bu ilaveleri çoğu zaman kabın umumi ahengiyle bütünleştirmeyi başarıyordu ve bu çabasında ressamın incelikli dekoratif dokunuşlarından destek alıyordu.

Dekoratif Üsluplar: Proto-Geometrik Çömlekçilik

Yunan çömlekçiliği, bilhassa bezeme açısından yüzyıllar içinde tekamül etmiş ve dört ana grupta sınıflandırılabilir hale gelmiştir:

  • Proto-geometrik çömlekçilik
  • Geometrik çömlekçilik
  • Siyah figürlü çömlekçilik
  • Kırmızı figürlü çömlekçilik

Bununla birlikte, bu gruplar veya üsluplar birinden diğerine ani bir geçişle değil, aksine bazı hallerde on yıllar boyunca eş zamanlı olarak varlıklarını sürdürerek geçiş yapmıştır. Ayrıca, bazı şehir devletleri ve bölgeler yeni üslupları benimsemede yavaş davranmış yahut da başka yerlerde üretimden kalktıktan çok sonra bile 'eski' üslup bezemeleri tercih etmiştir. Buna ek olarak, bazı şehir ve bölgeler (bilhassa Lakonia-Sparta, Kıbrıs, Girit ve Boiotia) bezemede devamlı biraz sıra dışı bir tavır sergilemiş; Atina ve Korint gibi daha baskın merkezlerin üsluplarını taklit etmek yerine kendi artistik istikametlerini izlemeyi tercih etmişlerdir.

İlk mümeyyiz Yunan çömlekçilik üslubu MÖ 1000 civarında veya belki de daha erken bir tarihte meydana gelmiştir. Teknik açıdan Girit'teki Minos ve anakaradaki Miken gibi daha eski Yunan medeniyetlerini çağrıştıran erken zaman Yunan çömlek bezemelerinde, ölçülü bir şekilde kullanılan basit şekillere yer verilmiştir. Ancak, Proto-Geometrik çömlekler şeklen Minos ve Miken örneklerinden ayrılır. Vazonun ağırlık merkezi aşağıya çekilerek daha muvazeneli bir şekil elde edilmiştir; ayrıca ayak ve boyun kısımları daha açık ve ayrık bir yapıya kavuşturulmuştur.

En yaygın Proto-Geometrik desenler; (bir pergele sabitlenmiş çoklu fırçalarla çizilen) hassas daireler, yarım daireler ve siyah yatay çizgilerden oluşuyordu; ayrıca vazonun geniş kısımları da tamamen siyaha boyanıyordu. Kapların tabanlarında görülen yeni bir motif ise yukarı bakan üçgen uçlardı; bu motif yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüş ve daha sonraki zamanlara ait siyah figürlü çömlek tasarımlarının temel bir unsuru haline gelmiştir.

Geometric Pottery Designs
Geometrik Seramik Dizaynları Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Geometrik Dönem Seramiği

MÖ 900 civarında tam anlamıyla geometrik üslup ortaya çıktı; bu üslupta vazonun gövdesinde, kulplar arasında kalan dikdörtgen alan ön plana çıkıyordu. Bu sahada, her iki yanında dikey çizgi süslemeleriyle birlikte (belki de çağın sepet örme ve dokuma tekniklerinden etkilenerek oluşturulmuş) açık çizgisel desenler yer alıyordu. Yunanistan ile sonsuza dek özdeşleşecek olan ve günümüzde bile tabaklardan plaj havlularına kadar pek çok eşyada varlığını sürdüren "Menderes" (meander) deseni de (belki de metal kaselerin ağız kısımlarına yaprak sarma pratiğinden ilhamla) ilk kez bu devirde ortaya çıkmıştır. Geometrik dönem kaplarının alt kısımları sıklıkla siyaha boyanıyordu ve yatay çizgilerle vazonun geri kalanından ayrılırdı. Bu zamanda ilginç bir form olarak, düz bir kapağa sahip dairesel kutular ortaya çıktı; bu kutuların kapaklarının üzerinde, tutacak işini gören 1 ila 4 adet at figürü yer alıyordu.

SİYAH RENKLİ STİLİZE FİGÜRLER GİDEREK DAHA HASSAS BİR ŞEKİLDE İŞLENMEYE BAŞLADI; AYRICA BU FİGÜRLERE DAHA FAZLA tafsilat, ZARAFET VE CANLILIK KAZANDIRILDI.

MÖ 8. yüzyıldan itibaren geometrik seramik süslemelerinde stilize insan figürleri, kuşlar ve hayvanlar yer almaya başladı; vazonun sathının neredeyse tamamı kahverengi ve siyah renkli belirgin çizgiler ve şekillerle kaplanıyordu. Dönemin sonlarına doğru, MÖ 7. yüzyılda, Korint'te "Oryantalizan" (Şark tesirli) üslup popülerlik kazandı. Doğu ile olan ticari bağlantıları sayesinde kent; Mısır ve Asur seramiklerine has stilize bitki motiflerini (örneğin lotus, palmiye ve hayat ağacı), hayvan frizlerini (örneğin aslanlar) ve kıvrımlı çizgileri benimseyerek kendine has, orijinal bir Yunan versiyonu ortaya koydu. Doğu Yunanistan'ın geri kalanı da bu cereyanı izledi ve sıklıkla beyaz astar zemin üzerine kırmızı rengi tercih etti. Atina da bu yeni cereyana ahenk sağladı; mesela, Kiklad Adaları'nda da bu yeni ve daha serbest üslupla —umumiyetle çok büyük vazolar üzerinde ve daha ferah süslemelerle— seramik üretilmesiyle bu cereyan yaygınlaştı.

MÖ 7. yüzyılın sonunda Proto-Korint seramiği; pişirme, biçim ve süsleme açısından o güne dek görülmüş en kaliteli mahsulleri meydana koyarak teknik ve kalite zaviyesinden zirveye ulaştı. Siyah renkli stilize figürler giderek daha hassas bir şekilde işlenmeye başlandı; ayrıca bu figürlere daha fazla tafsilat, zarafet ve canlılık kazandırıldı. Böylece, ünlü "siyah figürlü" seramik üslubu doğmuş oldu.

Theseus & the Minotaur
Theseus ve Minotor Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Siyah Figürlü Çömlekçilik

İlk olarak Korint'te üretilip ardından Lakonya ve Güney İtalya'da (Öboialı yerleşimcilerce) seçkin örnekleri verilmiş olsa da, siyah figür stilinde diğerlerinden üstün başarıyı gösterenler Attika'nın çömlekçi ve ressamları olmuş; bu sanatçılar sonraki 150 yıl boyunca Yunan pazarını domine etmişlerdir. Kadın teni için beyaz, giysi ve aksesuarlar için ise mor-kırmızı gibi belirli renk gelenekleri benimsendiğinden, figürlerin tamamı siyaha boyanmıyordu. Keskin bir alet kullanılarak figürlere işlenen kas ve saç gibi ince detaylara gösterilen itina, bu stilin karakteristik bir özelliğidir. Mamafih, siyah figürlü çömlekçiliği Yunan vazo ressamlığının zirvesi kılan asıl unsur, figürlerin duruşlarıdır. En kaliteli figürler zarafet ve muvazeneyle işlenmiş; sıklıkla hareketin hemen öncesindeki anlarda yahut da yoğun bir gayretin ardından dinlenirken tasvir edilmiştir.

Exekias'ın, Truva Savaşı sırasında Ajax ve Akhilleus'u bir masa oyunu oynarken tasvir ettiği ünlü vazosu, siyah figür ressamlığının ulaşabileceği ağırlık ve enerjinin mükemmel bir numunesidir. Ayrıca siyah figürlü vazolar, sıklıkla bir hikâye anlatma işini de üstlenmiştir. Belki de bunun en ünlü örneği, Ergotimos tarafından yapılıp Kleitas tarafından resimlenen (M.Ö. 570-565) François Vazosu'dur; 66 cm yüksekliğindeki bu büyük volütlü krater, Yunan mitolojisinden şaşırtıcı çeşitlilikte sahne ve karakterleri aksettiren 270 insan ve hayvan figürüyle bezenmiştir. Siyah figür stilindeki diğer tipik kaplar arasında amforalar, lekythoslar, kylixler, sade kupalar, pyxisler (küçük kapaklı kutular) ve kaseler yer alır.

Kırmızı Figürlü Çömlekçilik

Siyah figür tekniğinin yerini, yaklaşık M.Ö. 530 yılında —figürlerin dış hatlarının çizilip arka planın siyah bir astarla boyanmasıyla oluşturulan— kırmızı figür tekniği almış ve bu yeni teknik sonraki 130 yıl kadar varlığını sürdürmüştür. Bir süre her iki stil paralel olarak varlığını korumuş, hatta her iki stilin de görüldüğü "iki dilli" (bilingual) vazo örnekleri bile üretilmiştir; ancak kazıma kalemi yerine fırça kullanmanın sağladığı avantaj sayesinde insan figürünü daha gerçekçi bir şekilde tasvir edebilen kırmızı figür tekniği, zamanla Yunan çömlek bezemeciliğinde tercih edilen stil haline gelmiştir. Muhtemelen çağdaş duvar resmi tekniklerinden etkilenen bu üslup; anatomik detaylar, muhtelif yüz ifadeleri, giysilerde (bilhassa da çağın heykeltıraşlarını da büyüleyen daha hafif chiton elbise modasına uygun kıvrımlarda) daha fazla detay, perspektif yansıtma çabaları, figürlerin birbiriyle örtüşmesi ve eğitim ya da spor sahneleri gibi gündelik yaşam tasvirleri ile karakterize edilir.

Attic Red-Figure Dinos
Attik Kırmızı Figürlü Dinolar Trustees of the British Museum (Copyright)

Kırmızı figürlü kapların biçimleri, umumi olarak siyah figürlü üsluptakilerle aynıdır. Bunun bir istisnası, daha sığ hale gelen ve neredeyse üçüncü bir kulp görünümü kazanan kısa kaideli kylixtir. Ayrıca, kap üzerindeki resimli anlatı kadeh elde döndürülerek izlenir. Diğer küçük değişiklikler arasında, gövdesi biraz daha dolgunlaşan hydria ve daha ince boyunlu amfora yer alır. Bu devre ait lekythoslarda (ve daha nadiren kadehlerde ve kutularda) sıklıkla beyaz zemin kullanılmıştır.

Yeni Bir Mecra

MÖ. 4. yüzyıla gelindiğinde, belki de çağdaş fresk sanatındaki perspektif yenilikleri taklit edilmeye çalışılırken, kırmızı figürlü stil kendi sınırlarını açığa çıkardı; vazolar ise tuhaf, havada asılı kalmış perspektiflere sahip ve aşırı kalabalık sahnelerle dolu bir hüviyete bürünerek yozlaştı. Daha da önemlisi, çömlek üzerindeki resim sanatı artık süslediği formla organik bir bağ taşımaz hale geldi ve böylece başlı başına bir sanat türü olma vasfını yitirdi. Netice olarak, artistik alaka ve mükemmeliyet arayışı, çömlekçiliğin sunduğu sınırlı sahalardan uzaklaşarak duvar resmi gibi daha geniş imkânlar sunan mecralara yöneldi.

Netice

Hülasa; Yunan çömlekçiliğinin bize yalnızca antik çağın en orijinal, büyüleyici ve güzel form ve desenlerinden bazılarını sunmakla kalmayıp, aynı zamanda çoktan tarihe karışmış ve haklarında çoğu zaman çağdaş yazılı kayıt bulunmayan bir halkın hayatına, günlük pratiklerine ve inançlarına dair bir pencere de açtığını söyleyebiliriz. Edebiyat, heykel ve mimari gibi günümüze ulaşan diğer arkeolojik kalıntıların aksine, bu gündelik objeler; güzel sanat eserlerine veya değerli mücevherlere gücü yetmeyen ancak iyi işçilikle üretilmiş bir Yunan vazosuna sahip olmanın keyfini sürebilen antik çağın sıradan insanlarına kendimizi biraz daha yakın hissetmemizi sağlamaktadır.

Sorular & Cevaplar

Yunan seramiklerinin dört ana türü nelerdir?

Yunan seramiklerinin dört ana türü vardır: Geometrik, Korint, Atina siyah figürlü ve Atina kırmızı figürlü seramikleri.

Yunan seramikleri neyle ünlüdür?

Yunan seramikleri, iki kulplu amfora, tek saplı kupa (kylix) ve muhtelif sürahi türleri (oinochoai) gibi kendine has şekilleriyle bilinir. Yunan seramikleri sıklıkla geometrik şekiller veya Yunan mitolojisinden figürlerle süslenir. Günlük kullanımda olan Yunan seramikleri, antik dünyanın dört bir yanında bulunmuştur.

Antik Yunan çömlekleri neyden yapılıyordu?

Antik Yunan çömlekleri, yüksek sıcaklıkta fırında pişirilen kilden yapılıyordu. En iyi kil, yüksek demir içeriği sayesinde çömleklere zengin bir turuncu-kırmızı renk veren Attika'da bulunuyordu.

Siyah figürlü ve kırmızı figürlü Yunan seramikleri arasındaki fark nedir?

Yunan çömlekçiliğinde, siyah figürlü (en eski tür) eserlerde figürler (insanlar, tanrılar ve hayvanlar) kırmızımsı bir zemin üzerinde siyah renktedir. Kırmızı figürlü eserlerde ise bunun tam tersi olup, figürler siyah veya beyaz bir zemin üzerinde kırmızı renktedir.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2026, Eylül 08). Antik Yunan Çömlekçiliği. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-11677/antik-yunan-comlekciligi/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Antik Yunan Çömlekçiliği." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Eylül 08, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-11677/antik-yunan-comlekciligi/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Antik Yunan Çömlekçiliği." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 08 Eyl 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-11677/antik-yunan-comlekciligi/.

Reklamları Kaldır