Antik Roma'da Romalı Kızlar ve Evlilik

Laura K.C. McCormack
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Antik Roma'da, kızlar için hukuki olarak kabul edilebilir evlilik yaşı on ikiydi. Orta sınıf Roma toplumunda, bir kız için en yaygın ilk evlilik yaşı on beş yaşın ortası ve sonu olsa da, deliller, bu elit cemiyetin bir kısmında kızların on iki yaşında veya bazen daha erken yaşta evlendirilmesinin yaygın olduğunu göstermektedir. Ananevi olarak, evliliği pater familias (aile reisi) olan baba ve aile konseyi ayarlardı.

Artist's Impression of a Roman Wedding
Artistin Bir Roma Düğünü İntibası Mohawk Games (Copyright)

Ergenlik

Antik Roma'da kızlar için resmi ilköğretim on iki yaşında biterdi ama bazı üst sınıf aileler kızlarına daha fazla edebi eğitim vermeyi tercih ederdi. Genç bir kızın hayatındaki bu kritik zamanda, çocukluktan çıktıkça, dikkatler farklı bir hayat tarzına, iffet, adap ve bekareti teşvik eden; evlilik ve annelik için zemin hazırlayan bir hayata fokuslanırdı. Nitekim, bir Roma kızı için ergenlik çağı kısa sürer ve bazı hallerde hiç yaşanmaz gibi görünür; Roma mezar taşlarında bulunan kitabeler, toplumun genç bir kızın tabiatı icabı daha yetişkin gibi davranması yönündeki beklentilerini vurgular ve genç kızları yaşlarının çok ötesinde vasıflara sahip olarak görme yönündeki kültürel temayülü gösterir. Genç Plinius (MS 61-112), nişanlı ve yaşın bilgeliğiyle kadınlığın şerefini birleştiren 13 yaşında bir kızdan bahsederken bu duyguları dile getirmiştir (Ef. 5:16).

Statue of a Girl Playing Knucklebones
Eklem Kemikleri ile Oynayan Kız Heykeli Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Antik Roma'da aşk, seks ve evlilik patriyarkal (pederşahi) düzen tarafından tanımlandığından, bir kızın fiziken gelişip cinsi cazibe kazandığı bu ergenlik çağından itibaren, gelecekteki kocası için bekaretini korumak ve muhafaza etmek maksadıyla hayatı dikkatlice düzenlenirdi.

Nişan

Nişan bir mecburiyet değildi ama umumiyetle elit bir evlilikten önce gelir ve iki yıl veya daha uzun sürebilirdi. Roma toplumu bakire bir kadınla evliliğe büyük önem verirdi; erken nişanlanmayla sağlanan münasebetler, bir kızın bekaretini müstakbel kocası için koruyabilirdi. Nişanlar, bilhassa bu elit cemiyette çok küçük yaşta yapılabilirdi, ancak bir kız yedi yaşından küçük olamazdı. Nişan genelde kızın babası ve müstakbel damat arasında, bazen aracılar vasıtasıyla yapılan bir müzakereyle ayarlanırdı.

TEORİDE ÇİFTİN RIZASI GEREKLİYDİ, ANCAK PRATİKTE SIKLIKLA FARZELDİĞİ GÖRÜLÜYOR.

3. yüzyıl Romalı hukukçusu Ulpian (ö. MS 228), Digest'te yazdığı bir yazıda, nişanın yüz yüze mi yoksa bir aracı vasıtasıyla mı yapıldığının bir fark yaratmadığını belirtir; Aslında, gaip bir kişi, gaip bir başkasıyla nişanlanabilirdi. Ulpian, evliliğin meşru sayılabilmesi için her iki eşin de evlilik düzenlemesini kabul etmesi gerektiğini belirtir (Ulp. 5,2). En azından teoride çiftin rızası gerekiyordu, ancak pratikte genelde bunun farzedildiği anlaşılıyor. Kesinlikle, kendisini söz sahibi olmaya hazırlayacak kadar az hayat tecrübesine sahip olmayan veya seçtiği eşle evlenmesi için baskı yapıldığını gören genç bir kız, babasına gerektiği gibi itaat edebilir. Ulpian, bir kız çocuğunun babasının isteklerine karşı gelmemesi halinde rıza gösterdiğinin anlaşıldığını açıklar. Elbette, bir babanın kızına olan sevgisinin, onu rızası dışında bir birlikteliğe zorlamayacağı anlamına geldiği haller de vardı.

Nişanlı fertler hayat tecrübesi açısından büyük farklılıklar gösteriyordu; bir Roma kızının evliliği ekseriyetle adet görme yaşına denk geliyordu ve neticede, sosyal olarak hızla kızdan bakireye ve ardından eşe dönüşmüş gibi görünüyordu. Bir kızın evlilik yoluyla yetişkinliğe geçiş töreni, hayatının geri dönülmez bir şekilde değişmesine sebep oluyordu; bir eş, bir matrona olarak iffetli, dindar, mütevazı, evde oturan ve kocasına bağlı biri olması gerekiyordu. Öte yandan, bir Romalı erkeğin yetişkinlik togasını giymesi ve tam vatandaşlık, sosyal ve cinsel hürriyet elde etmesi gerekiyordu. Bu muhtemel kocalar, yirmili yaşlarının başında kapsamlı bir Roma tahsilini tamamlamış olurdu ve bu elit cemiyetten birçok kişi yurtdışında tahsil görmüştü. Mesela Atina'daki Romalı öğrenciler, bir 'üniversite' hayatının hürriyetleri ile tecrübelerinin tadını çıkarırdı. Genç bir erkek, kademeli merhaleler ve dünyevi tecrübeler yoluyla yetişkinliğe geçerken, genç bir kız evlendiği gün bunu yapardı.

Kızların İzdivacı

Roma'da evlilik müessesesi, hukuki düzenlemelerden ziyade gelenekler ve ilgili ailelerce tanımlanıyordu. Roma hukuku, çiftin istemesi halinde bir birlikteliğin kurulduğunu ve karı koca olarak birlikte yaşayarak niyetlerini ifade edebileceklerini belirtiyordu. Kızlar izdivacı istikballeri olarak görüyorlardı; genç bir kızın mezar taşı, kendisinin ve ailesinin beklentilerini dile getirir: "Yaşım iki kez altı yılı doldurmuştu ve evlenme ümidi veriyordu" (CIL 9.1817). Ancak, evlenmeme seçeneği bir seçenek gibi görünmüyordu ve bir kızı evsiz bırakmak akıllıca değildi.

Küçük bir kız için koca seçimi, babanın son kararı verdiği bir aile meselesiydi. Kızların evlenmesi, aile ve servet statüsünün yükseltilmesinde önemli bir rol oynayabilirdi ve çoğu zaman oynamıştır da. Toplumun üst kısımlarında, evlilikler genelde önde gelen aileler arasında ittifaklar kurmak, babanın veya ailenin güç tabanını tahkim etmek ve genişletmek gayesiyle düzenlenirdi. Taktik açısından kullanıldığında, Romalı aristokratların evliliği güçlü siyasi patrici hanedanları arasında bağlar oluşturdu. Jül Sezar (MÖ 100-44) tarafından düzenlenen ittifak ağlarından biri, Roma senatörü Genç Cato'nun (MÖ 95-46), Roma gücünün artık kadın ticaretine dayanmasının utanç verici olduğunu ilan etmesine yol açtı.

Artistic Representation of a Roman Wedding
Bir Roma Düğününün Artistik Temsili Mohawk Games (Copyright)

Genç kızlarla çok daha yaşlı erkekler arasında evlilik, ilk defa evlenen kızlarda kabul edilebilir ve yaygındı. Bazı akademik görüşlere göre, önceki eşini kaybetmiş yaşlı erkekler arasında, doğurganlık çağının başlangıcında ve fiziki cazibenin zirvesinde olan bir kızla evlenmeyi açıkça tercih ettikleri anlaşılıyor. Bu elit cemiyet, genç kızların babaları kadar yaşlı veya daha büyük erkeklerle evlendirildiği birçok örnek sunar. Devlet adamı Marcus Tullius Cicero (MÖ 106-43 civarı), Terentia ile başarısız evliliğinin ardından 60'lı yaşlarındayken, himayesindeki genç kızla evlendi. Eğitimci ve hatip Quintilian (MS 35-96 civarı), 12 yaşlarında bir kızla evlendi ve kız henüz 18 yaşındayken ölmeden önce iki çocuğu oldu. Roma İmparatoru Augustus'un (MÖ 27-14 arası hüküm süren) kızı Julia, 18 yaşına gelmeden önce iki kere evlendi; ikinci kocası babasıyla aynı yaştaydı. 40 yaşında, çocuğu olmayan Genç Plinius, ileriki yaşlarında bir aile kurma ümidiyle üçüncü eşi olan 15 yaşında genç bir kızla evlendi (Ep. 8.10/11).

Bu hadiseler hakkında bir kızın düşünce veya duygularını bize aktaran herhangi bir kaynağımız yok; edebi metinler erkek yazarlarca yazılır ve bize erkekçe bir bakış açısı sunar. Ancak, yaş, tahsil ve tecrübe açısından böylesine büyük bir farklılığa sahip çiftler arasındaki münasebetlerin genç bir kız için oldukça zorlayıcı olduğunu düşünebiliriz; Plinius kendi genç karısından bahsederken, bu tür zorlukları ve yorumları bir nebze de olsa kabul eder, onun iyi ahenk sağladığını ve ona olan bağlılığının onun faziletinin kesin bir işareti olduğunu söyler.

Evlilik Seremonisi

Roma hukukunda manuslu evlilik, kızın artık babasının otoritesi altında olmadığı anlamına geliyordu; gelin, kocasının otoritesi altına giriyordu. Manus, genç gelinin kocasına göre kız çocuğu mevkiinde olduğu anlamına gelen 'filiae loco' olarak kabul edilebilirdi. Yeni eşin sahip olduğu her şey kocasına aitti. MÖ 1. yüzyıla gelindiğinde, manussuz evlilik daha yaygındı ve artık kadın kendi babasının otoritesi altında kalıyordu ve bu da eşlerin mal varlığının ayrı kaldığı anlamına geliyordu.

Roman Marriage Ceremony
Roma Evlilik Seremonisi The Trustees of the British Museum (CC BY-NC-SA)

Roma hukuku, evliliğin geçerliliği için dini veya seküler bir seremoni gerektirmiyordu; ancak birçok genç gelin, günlerini böylesi bir törenle kutluyordu. Genç gelin, evlendiği gün saçlarını yün filelerle bağlanmış altı örgü halinde takardı. Saçları alışılmadık bir aletle, eğik bir mızrak kancasıyla ayrılırdı. Saç örgülerinin üzerine çiçeklerden bir çelenk takılmış ve yüzünü ve saçlarını örten parlak sarı-turuncu bir örtü olan flammeum ile örtülmüştü. Kızın kendi dokuduğu beyaz tuniği bir kemerle bağlanmıştı; gelin sarı ayakkabılar giymiş olabilirdi.

Düğün, çelenklerle süslenmiş olan babasının evinde başlardı. Tanrılara kurbanlar sunulur ve genç kızın bebeklerinin Venüs'e adanması da buna dahil olabilir. Ziyafet ve düğün kutlamaları bunu takip ederdi. İzdivaca kimin hangi malı getirdiğini kaydeden mukaveleler gibi bütün sözleşmeler de burada yapılırdı. Evlilik seremonilerindeki heykellerde ve kabartma heykellerde, damadın evlilik ve çeyiz mukavelesinin kayıtlarını temsil edebilecek bir papirüs tomarı tuttuğunu görmek nadir değildir. Gelin, ancak hava karardıktan sonra bir alayla damadın evine götürülürdü; bu noktada, damat yeni eşini beklemek için eve dönmüş olurdu. Gelin, üç oğlan tarafından meşale ışığı altında götürülürdü; bunlardan biri gelinin ocağından yakılan hususi bir meşale taşır, diğer iki oğlan da gelinin ellerini tutardı. Bir diğeri, gelinin yeni ev içi rolünü sembolize eden bir öreke ve iğ taşırdı. Yaşlı Plinius (MS 23-79), bir düğünde gelinin doğurganlığını belirtmek için fındık atıldığından bahseder (HN. 15.86). Kalabalıklar, damadın evine giden alayda gelini görmek için yolda toplanırdı. Genç kız, kocasının evine vardığında, kapı direklerini ritüel olarak yağla yağlayıp yün filelerle süslerdi; gelin daha sonra eşikten kocası tarafından değil, hizmetçileri tarafından geçirilirdi.

Annelik

Romalılar için izdivaç, meşru çocuk sahibi olmanın müessesesi olarak kabul edilirdi. Antik Roma'da doğum, yeni doğanlar ve anneler için yüksek ölüm oranlarına sahipti. Yüksek doğum ölümleri, eşin üreme kabiliyetlerini tam olarak kullanılmasıyla elde edilen yüksek doğurganlıkla telafi edilebilirdi; netice olarak, kızlar için evlilik yaşı doğurganlıkla münasebetlendirilirdi. On iki yaşındaki çok genç gelin için menarş iki yıl daha başlamayabilirdi ve bu zaman zarfında 14 yaşında genç bir kız gebe kalabilirdi; ancak kadın bedeni tam büyüme veya olgunluğa ulaşmadan önce bu kadar genç yaşta hamilelik büyük risk taşır.

Roman Relief of a Woman Giving Birth
Doğum Yapan Bir Kadının Roma Rölyefi Wellcome Images (CC BY)

Genç bir kızın fiziken gebe kalıp hamileliği sürdürebileceği zamana müteallik kadim tıp anlayışı, Efesli hekim Rufus (yaklaşık MS 70-110) gibi bazı Roma tıbbı yazarlarını, risk ile aile kurma hususunda toplumdan gelen baskı arasında bir seçim yapmaya yöneltti. Rufus, kızların genç yaşta evlenip regl zamanında çocuk sahibi olmaya başlamaları fikrini reddetti; hamileliğin genç bir kız için son derece güvensiz olduğunu ve en akıllıca kararın 18 yaşına kadar beklemek olduğunu müdafaa etti.

Ergenlik, ne çocuk ne de anne için çocuk doğurmak için uygun bir zaman değildir. İlki kesinlikle zayıfken, ikincisi zamanından önce sıkıntıya girer, kederlenir ve hasarlı bir rahim sergiler.

(Rufus, QM 6.22)

Soranus (MS 98-138) Jinekoloji adlı eserinde, genç bir eşin sağlığıyla alakalı alınan riskleri de sorgulamıştır. Soranus, hamilelik esnasında ciddi sorunlar yaşayan çok küçük kızların, rahimleri çok küçükse ve tam gelişime hazır değilse daha fazla tehlikeyi önlemek için kürtajın düşünülmesini tavsiye eder. Mamafih, tıbbi tavsiye ve görüşler, Roma toplumunun beklentileriyle iş birliği yaparken aynı zamanda bilgilendirme ve tavsiyede bulunmayı hedefliyordu; Seçkinlerin içtimai ve ailevi baskısı genç kızların ergenlikten doğrudan evliliğe ve çocuk doğurmaya geçişini teşvik etmeye devam etti.

Netice

Genç kızlar için evlilik, antik Roma'da çocukluğun sonu anlamına geliyordu. Genç bir kızın hayatını ve hüviyetini değiştiriyordu. Artık bir çocuk değil, bir eşti; cinsel bir hayata ve bütün sonuçlarına adım atıyor, bir evin vazife ve mesuliyetlerini üstüne alıyor ve kendini yeni kocası ile Roma dünyasında kadınların rolüne adıyordu.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Laura K.C. McCormack
Yunan ve Roma Klasikleri üzerine çalıştım, Klasikler ve Felsefe alanında bir Lisans (BA) ve Klasikler alanında bir Yüksek Lisans (MA) derecesi aldım. "Roma Britanyası'nda Hayat", "Roma'da Ölüm ve Yas", "Antik Roma'da Kadınlar", "Antik Roma'da Gençlerin Hayatları" gibi projelerde çalıştım.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

McCormack, L. K. (2025, Ağustos 16). Antik Roma'da Romalı Kızlar ve Evlilik. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2675/antik-romada-romali-kizlar-ve-evlilik/

Chicago Formatı

McCormack, Laura K.C.. "Antik Roma'da Romalı Kızlar ve Evlilik." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 16, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2675/antik-romada-romali-kizlar-ve-evlilik/.

MLA Formatı

McCormack, Laura K.C.. "Antik Roma'da Romalı Kızlar ve Evlilik." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 16 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2675/antik-romada-romali-kizlar-ve-evlilik/.

Reklamları Kaldır