Köpekler & Antik Mezopotamya'daki Tasmaları

Eski Yakın Doğu'da İnsanın En İyi Dostu
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Melis Şahin tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Mezopotamya'nın dünya kültürüne yaptığı sayısız katkı arasında, modern dünyadaki insanlar için o kadar tanıdık bir nesne yer almaktadır ki, çok az insan onun kökeni üzerinde durup düşünür: köpek tasması. Antik dünyanın dört bir yanında, Çin'den Roma'ya kadar, sanat eserlerinde köpekler tasmaya bağlı bir tasma ile tasvir edilmiştir.

Köpek tasması günlük hayatla o kadar çok iç içe geçmişti ki tanrıların köpekleri bile tasma ve kayışla resmedilmiştir, bu ilişki ilk olarak eski Mezopotamya sanatında görülmektedir. Bilim insanlarının köpeğin kökeni ve ilk evcilleştirilmesi konusunda tartıştıkları gibi, Mezopotamya halkının tasmayı icat eden ilk insanlar olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir.

Tasmanın – tıpkı insanların köpeklerle olan ilişkisi gibi – farklı zamanlarda birçok farklı bölgede bağımsız olarak gelişmiş olması oldukça muhtemeldir. Yine de, antik sanatta tasmanın tasvirine gelince, en eski örnekler Mezopotamya’dan gelmektedir.

Man & Dog Plaque, Sippar
Adam & Köpek Levhası, Sippar Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Köpekler, Mezopotamya'da tanrıların koruyucuları, şifacıları ve yoldaşları olarak büyük saygı görüyordu. Şifa tanrıçası Gula, Mezopotamya panteonundaki en popüler tanrılardan biri olan – hatta belki de en popüler olan – İnanna gibi, her zaman bir köpekle birlikte tasvir edilirdi. Köpeklerin resimleri, tılsımları, heykelleri ve gravürleri çeşitli nedenlerle düzenli olarak üretiliyordu ve bunların çoğunda köpeğin boynunda bir tasma olduğu görülüyor.

Günümüzde, bir köpek sahibinin dostuna tasma ve kayış takması gibi bu basit eylem, binlerce yıl öncesine, başka bir zamana ve yere uzanan bir geleneğin tekrarıdır. Günümüzde köpek tasmaları farklı malzemelerden yapılsa da, temel yapıları değişmemiştir ve görünen o ki, insanlar ile köpekleri arasındaki temel ilişki de aynı kalmıştır.

Bu ilişki, MÖ 3300 gibi erken bir tarihten itibaren Sümer olarak bilinen güney bölgede Mezopotamya’da iyice yerleşmiştir. Oryantalist Samuel Noah Kramer, Tarih Sümer’de Başlar adlı kitabında, bu bölgeden kaynaklanan tarihteki 39 “ilk”i inceliyor ve bunların arasında ilk okullar, ilk atasözleri ve deyimler, ilk mesihler, ilk Nuh ve Tufan hikâyeleri, ilk aşk şarkısı, ilk akvaryum, mahkeme davalarındaki ilk hukuki emsaller, ölen ve dirilen bir tanrı hakkındaki ilk hikâye, ilk cenaze ilahileri, ilk İncil paralelleri ve ilk ahlaki fikirler yer almaktadır.

Sümerler, altmışlık sayı sistemiyle (60 sayısına dayalı bir sistem) 60 saniyelik dakikayı ve 60 dakikalık saati ortaya çıkararak, aslında zamanı da icat etmiş sayılırlar.Ayrıca geceyi ve gündüzü 12 saatlik dönemlere ayırdılar, başlangıç ve bitiş saatleri olan bir “çalışma günü” sınırı belirlediler ve tatiller için “izin günleri” kavramını ortaya koydular.

Kramer, köpek tasmasını “ilkler” listesine dahil etmemiş olsa da ve bu icadı doğrulayan resmi bir kayıt bulunmasa da, sanatsal ve edebi eserlerden Sümerlerin köpeklere değer verdikleri ve tarihlerinin oldukça erken dönemlerinde tasma kullandıkları açıkça görülmektedir.

Edebiyatta Köpekler

Yunanistan'ın ünlü masal yazarı Ezop (MÖ 620-564 civarı) masallarını yazmadan çok önce, Sümerler bu türde zaten oldukça tecrübeliydiler. Kramer, bu öykülerde köpeğin ne kadar ön plana çıktığını vurgulayarak şöyle yazıyor: “Köpek ilk sırada gelir, yaklaşık 83 atasözü ve masalda bahsedilir” (124). Aslında Ezop (ya da bu isimle bilinen kimliği bilinmeyen derleyici), muhtemelen kendi başına özgün bir şey yazmak yerine, daha eski dönemlere ait Yunan ve Sümer masallarını derlemiştir.

Ezop'un ünü, tamamen 15. yüzyıldaki matbaacıların, yeni icat edilen matbaa makinesi aracılığıyla yayınlayabilecekleri materyaller bulma çabalarına dayanmaktadır. Ezop'un Masalları'nın ilk İngilizce baskısı, halka ilham verici okuma metinleri sunmak amacıyla 1484 yılında William Caxton tarafından yayınlandı. Sümerler, Köpek Neden İnsana İtaat Eder? ve Gösteri Köpeği gibi öyküler aracılığıyla bu hedefi yaklaşık 3.000 yıl önce çoktan gerçekleştirmişlerdi.

EZOP'A AİT EN TANINMIŞ MASALLARIN ÇOĞU, ASLINDA SÜMER KÖKENLİDİR. BUNLARA, "YEMLİKteKİ KÖPEK" OLARAK BİLİNEN ÜNLÜ ATASÖZÜ DE DAHİLDİR.

İlk hikâyede, bir köpek köye yaklaşan bir aslana havlar ve aslan tarafından saldırıya uğrar, bu sırada tilki ise yakınlarda korkmuş gibi davranarak saklanır. Tilki kurnazca, alçakgönüllü davranıp korku gösterirse, aslanların yanında rahatça yürüyebileceğini söyler. Ancak hikâyedeki kahraman köpektir, çünkü insanları aslandan korumak için gerçek niyetini ortaya koyar.

"Gösteri Köpeği" masalında safkan bir köpek yavruları olduğunda, babalarının soyu nedeniyle yavrularının asla bir ödül kazanamayacağından melez arkadaşına dert yanar. Melez köpek şöyle yanıt verir: "Yavrularım ister açık kahverengi olsun ister çizgili, ben yavrularımı her halükarda severim." Böylece şov köpeği, yavrularına yalnızca kendisine getirebilecekleri prestij kadar değer verdiği için sığ bir karakter olarak sunulur. Diğer yandan halkın içinden olan melez köpek yavrularını koşulsuz bir sevgiyle sever.

Ezop'a atfedilen en tanınmış masalların çoğu aslında Sümer kökenlidir. Bir deneyimin tadını çıkarmayı reddeden ancak başkalarının da tadını çıkarmasına izin vermeyen kişileri ifade eden ünlü "yemlikteki köpek" deyişi de bu masallara dahildir. Bu masallarda köpek tasmalarından açıkça bahsedilmese de yukarıdaki öykünün işaret ettiği gibi köpek gösterileri yapılıyorsa tasmaların kullanıldığı varsayılır. Üstelik tasmalar sanat eserlerinde de net bir biçimde temsil edilir.

Tasmalar ve Muskalar

Köpek tasması, Mezopotamya sanatındaki köpek tasvirlerinin hemen hepsinde yer alır. Ur III Dönemi’ne (MÖ yaklaşık 2112 - yaklaşık 2004) ait yazıtlar, şehre gelen ve bünyesinde köpekler ile bakıcılarını barındıran bir kervandan bahseder. Akademisyen Paul Kriwaczek, "görsellerin mastif benzeri iri canlıları gösterdiğini, tükettikleri gıdanın ise bu köpeklerin neredeyse kendilerine bakan adamlar kadar ağır olduklarına işaret ettiğini" (144) belirtir. Bu köpekler, büyük ihtimalle deriden yapılmış kalın tasmalar ve kayışlarla zapt edilmekteydi, ancak bunların nasıl imal edildiği veya nasıl süslendiği görsellerden anlaşılamamaktadır.

Assyrian Huntsmen with Hounds
Tazılarla Birlikte Asurlu Avcılar Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Ancak daha net bir tablo sunan başka görseller de mevcuttur. Şu an ABD'deki Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nde bulunan altın bir köpek kolye ucu, yaklaşık MÖ 3300 yılına tarihlenmektedir ve Sümer şehri Uruk'ta bulunmuştur. Bu, şeritlerle süslenmiş gibi görünen geniş bir tasması olan köpek figürüdür. Köpeğin kıvrık kuyruklu ve dik kulaklı bir Saluki cinsine ait olduğu görülmektedir. Saluki'nin o dönemde Mezopotamya'da popüler bir cins olarak belgelenmiş olması sebebiyle bu durum şaşırtıcı değildir. Ninova yakınlarında bulunan ve yaklaşık MÖ 3000 yılına tarihlenen bir silindir mühür, bir Saluki'yi açıkça göstermektedir. Bu tür mühürlerin kişiye özel doğası ise köpeğin önemine işaret etmektedir.

Bu küçük altın muska, büyük olasılıkla sahibi tarafından korunma amacıyla taşınan ve şehirdeki üst sınıfa ait bir köpeği temsil etmektedir. Köpekler şifa tanrıçası Gula ile ilişkilendirilirdi, doğaüstü ya da doğal tehditlerden korunmak için heykelcikler, muskalar ve figürinler aracılığıyla sıkça yardıma çağrılırlardı.

Nimrud Köpekleri

Bu uygulamanın en iyi örnekleri arasında, Mezopotamya'daki antik Kalhu şehrinde (19. yüzyıldan beri Nimrud olarak bilinir) bulunan ve Nimrud Köpekleri olarak tanınan meşhur figürler yer alır. Bunlar, 1951-1952 yıllarında arkeolog Max Mallowan (ünlü gizem yazarı Agatha Christie'nin eşi) tarafından keşfedilen beş köpek heykelciğidir. Bu köpek heykelcikleri, Mezopotamya'daki büyü ve büyüsel korunma anlayışını temsil etmektedir. Mezopotamyalılar, insanların kaos güçlerine karşı düzeni sağlamak adına tanrılarla iş birliği yaptığına inanırdı. İnsanlar tanrıların vakit ayıramadığı işleri üstlenirken, tanrılar da bunun karşılığında onlara hayatta ihtiyaç duydukları her şeyi sunardı. Mezopotamya panteonunda çok sayıda tanrı bulunmaktaydı. Bir tanrı kişi için en iyisini dilerken, bir diğeri o kişinin düşünceleri ya da eylemleri nedeniyle gücenmiş olabilirdi. Dahası, insanların kendilerini korumaları gereken hayaletler, kötü ruhlar ve iblisler mevcuttu. Bu varlıklar ya tanrılar tarafından gönderilir ya da kendi başlarına hareket ederlerdi. Mezopotamyalılar bu sebeple korunma amaçlı tılsımlar, muskalar, büyüler ve ritüeller geliştirdiler. Köpek heykelcikleri de bu korunma yöntemleri arasında yer alıyordu.

Akademisyen Jeremy Black, oturan ya da ayakta duran köpek heykelciklerinin herhangi bir tanrı veya tanrıça ile ilişkilendirilmeksizin koruyucu muskalar olarak üretildiğini belirtir. Bu durum köpeğin güçlü, güvenilir ve koruyucu doğasını yansıtmaktaydı. Mallowan tarafından keşfedilenler gibi heykelcikler, tehlikeyi savuşturmak amacıyla genellikle parlak renklere boyanır ve bir sarayın veya evin giriş kapısının her iki yanına gömülürdü.

Koruyucular, Şifacılar ve Rehberler

Black’in tanımına uyan bir köpek koleksiyonu, 19. yüzyılda ünlü arkeolog Austen Henry Layard tarafından Ninova şehrinde bulundu. Bu tür figürinler, üzerinde belirli bir tanrıya atıfta bulunan bir yazı içermeseler dahi güçlerini tanrılardan alırlardı. Aşk, tutku, savaş ve bereket tanrıçası olan güçlü İştar (İnanna olarak da bilinir), tasmalarından tuttuğu köpekleriyle tasvir edilirdi. Daha önce belirtildiği üzere, Gula da her zaman köpeğiyle birlikte gösterilirdi. Nihayetinde bu tanrıça, kendisine yakaran birine bakan, tasmalı ve oturan bir köpek şeklinde temsil edilmeye başlandı.

Model Clay Dogs from Nineveh
Ninova'dan Kil Köpek Heykelleri Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Köpek, erken dönemlerden itibaren Gula ve şifa ile ilişkilendirilmiş olsa da bu durum Ur III Dönemi'nde açıkça belgelenmiştir. Köpeğin yaralarını yalayarak kendi kendini iyileştirdiği fark edilmişti. Bu sebeple köpeğin salyası tıbbi bir özellik olarak kabul edilirdi. Söz konusu inanış modern zamanlarda doğrulanmıştır. İnanna ya da İştar söz konusu olduğunda, köpekleri onun yoldaşları ve koruyucuları olarak görülürdü. Tanrıça koruma için sıkça yardıma çağrıldığından, köpekleri de aynı itibarı kazandı. Köpeklerin sahiplerini korumaya yönelik doğal eğilimleri, tanrıçaların köpeklerine atfedilen bu özelliğin temelini oluşturdu.

Köpekler sadece yaşamda iyileştirip korumakla kalmaz, aynı zamanda dünyevi varoluştan ahirete geçişte de yardımcı olurlardı. Özellikle çocukların, ölüler diyarına yaptıkları yolculukta köpek ruhlarının kendilerine eşlik ettiğine inanılırdı. Bu köpekler, çocukların geçişini kolaylaştıran tanıdık ve oyuncu yoldaşlar olarak görülürdü. Aynı zamanda çocukları kötü ruhlara ve iblislere karşı koruyan muhafızlar olarak kabul edilirlerdi.

Köpek Tasmaları ve Irkları

Köpeğin bu koruyucu yönü Mezopotamya köpek tasmalarına da yansımıştı. Ur III Dönemi öncesindeki en eski tasmalar muhtemelen ipten yapılmış olsa da bu dönemde tasmalar halihazırda genellikle bir şekilde süslenmiş kalın deri şeritler olarak tasvir edilmektedir. Bu tasmalar bir yandan köpeğin boğazını korurken, diğer yandan bir kayışa bağlı olarak başkalarını köpeğin saldırganlığından koruyan bir güvenlik önlemi sağlıyordu.

Muska, yazıt ve figürinlerdeki tasvirlere bakılırsa bu tasmaların üzerinde bir halka bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaliteli ürünlerde yüksek nitelikli malzemelerden, daha mütevazı parçalarda ise ucuz materyallerden yapılan bu halkaya bir kayış bağlanırdı. Metal tokalar mevcut olmadığı için bu eski kayışlar ipten, sağlam kumaştan veya antik Mısır'da daha sonra kullanılacak olan çentikli sopalardan oluşmaktaydır.

METAL TOKALAR BULUNMADIĞI İÇİN BU ESKİ KAYIŞLAR İP, SAĞLAM KUMAŞ YA DA ÇENTİKLİ SOPALARDAN YAPILMAKTAYDI.

Ur III Dönemi ve şüphesiz sonrasında da ip tasmalar kullanılmaya devam etmiştir. Borsippa'dan gelen ve yaklaşık MÖ 2000-1600 yıllarına tarihlenen pişmiş toprak bir levha, püsküllü bir ip tasma takan büyük ve güçlü bir köpeğin yanında yürüyen bir adamı göstermektedir.

İp, köpeğin boynuna iki kez dolanmış ve arkada bağlanmış gibi görünüyor, uzun ucu tasma görevi görürken, kısa ucu ise süs püskülüyle sonlanıyor. Bu, günümüzde yaygın olarak kullanılan kayma tasmasına benziyor.

Oryantalist Wolfram von Sodden, eski Mezopotamya'dan kesin olarak tespit edilen üç köpek ırkı olduğunu belirtmiştir:

  • Tazı
  • Dane
  • Mastif

Bu cinslerin üçü de kontrol altında tutulabilmek için sağlam bir tasmaya ve dayanıklı bir kayışa ihtiyaç duyardı. Mezopotamya kökenli olan Saluki için de aynı durum geçerliydi.

Tasma, köpeği kontrol etmek ve eğitmekle kalmayıp boğazını da koruyordu, üzerinde köpeğin adı yazıyor olabilirdi ve muhtemelen – en azından üst sınıflar arasında – sahibinin kimliğine dair bir ipucu veriyordu. Mezopotamya silindir mühürleri - yazılı olarak kişinin kimliğini doğrulamak için kullanılan küçük damgalar - sıklıkla tasmalı köpekleri sahiplerinin yanında tasvir eder ve bu tür mühürlerin, tasma kullanımı da dahil olmak üzere gerçekçi ilişkileri tasvir ettiğini varsaymak hiç de yersiz değildir.

Sanat olarak Köpek Tasması

Mezopotamya'daki köpek tasması, yüksek modanın ve zenginliğin bir ifadesi olan ve "tasma kolye" olarak adlandırılan akıma ilham vermiş olabilir. Ur Kraliçesi Pu'abi (MÖ 2600 civarı, daha doğru ismiyle Kraliçe Pu-Abum), bu dönemde kadınlar için standart bir mücevher haline gelen bu kolyeyi takan en tanınmış kraliyet ismidir. Bunlar altın ve lapis lazuliden yapılmıştı. Henüz bu kadar yüksek bir inceliğe sahip gerçek bir köpek tasmasına rastlanmadığı için böylesine kaliteli metal işçiliğinin sadece insanlar için olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte, sanatta karmaşık tasarımlı tasmalar takan köpek tasvirleri bulunmaktadır. Gerçek köpek tasmalarının kolyelerin ortaya çıkmasına vesile olduğu düşüncesi tamamen varsayıma dayalıdır. Köpeklerin ve tasmalarının insanların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğu göz önüne alındığında bu iddia muhtemel görünmektedir. Nihayetinde her sanat eseri bir temelden doğar. Söz konusu kolye de köpek tasmaları için yapılan tasarımlardan gelişmiş olabilir.

Yukarıda bahsedilen Saluki kolye ucu, kolye ile aynı tasarıma sahip görünmektedir ya da en azından benzerlik taşımaktadır. Lagash'tan gelen ve şu an Louvre Müzesi'nde bulunan (MÖ 1894-1866 yıllarına tarihlenen) bir adak köpek heykelciği de karmaşık tasarımlı bir tasma sergilemektedir. Güzel bir işçiliğe sahip bir şamdan olan bu heykelcik sabuntaşından yapılmıştır. Gula'nın Isin şehrinin yerel bir tanrıçası olduğu dönemdeki eski isimlerinden biri olan Ninisina'ya adanmıştır. Eser, "Larsa kralı Sumu-El'in hayatı için" Lagashlı bir hekim tarafından sunulmuştur. Muhtemelen iyileşme için tanrıçaya duyulan şükranın bir ifadesi olarak kurbanlık bir hediye niteliği taşımaktadır.

Silver Dogs from Bactria
Baktriya'dan Gümüş Köpekler RMN / Franck Raux (Copyright)

Louvre Müzesi'ndeki Mezopotamya sanatına ait köpek tasması örneklerinden bir diğeri, Orta Asya'daki Baktriya kökenli ve MÖ 3. ile 2. binyıllara tarihlenen, taralı tasmalar takan bir çift gümüş köpektir. Köpekler 4 cm (1,5 inç) uzunluğundadır ve her birinin içinden dikey bir delik geçmektedir. Bunların bir kolye üzerinde süs ucu olarak kullanılmış olabileceği ya da bir pelerini veya tuniği sabitlemek için dekoratif iğneler şeklinde kullanıldığı düşünülmektedir. Metal sap kumaşın bir ucundan geçer, ardından gümüş köpeğin içindeki delikten süzülür ve kumaşın diğer ucuna tutturulurdu.

Bu köpeklerin tasmaları süslenmiş görünmektedir. Aynı tasarım sırtın ortasından başlayarak kuyruğun yarısına kadar uzanmaktadır. Belki de bu tasmanın kendi tasarımıydı ya da sanatçı sadece eserinin ön ve arka kısımları arasında bir tür belirgin simetri kurmakla ilgilenmişti. İlginç bir şekilde Susa'da bulunan diğer iki köpek kolye ucu da tasarım açısından benzerlik göstermektedir. MÖ 4. binyıla tarihlenen bu eserlerden biri altın diğeri ise gümüştür. Her ikisi de Baktriya tasarımındaki köpeklerinkine benzeyen tasmalara sahiptir.

Sonuç

Köpek tasmasının günümüzde meşhur olan "tasma kolye" akımına ilham verip vermediği kanıtlanamasa da köpeklerin Mezopotamya yaşamının önemli bir parçası olduğu, resim ve heykel sanatında sıklıkla işlendiği açıktır. Köpeklerden her zaman olumlu şekilde bahsedilmezdi. Tıpkı günümüzde olduğu gibi o dönemde de bir kişiyi "köpek" olarak nitelendiren aşağılayıcı ifadeler mevcuttu. Buna rağmen eldeki ezici kanıtlar, köpeğe büyük saygı duyulduğunu ve insanların günlük yaşamında önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Sanatta köpek tasmalarına gösterilen özen, hem orijinal tasmanın varlığına hem de sanatçının bu tasmayı aslına uygun şekilde resmetme çabasına dair bir başka kanıttır. Tasmaların betimlenişindeki tekdüzelik, bunların sanatçının hayal gücünden ziyade tasmalarını takan gerçek köpeklerin birer temsili olduğunu göstermektedir. Antik Mezopotamya’daki köpek tasması, insanların güçleri yettiğince sadık dostlarının saygın bir giysi parçasına layık olduğu ve bu giysiyle sanatta ölümsüzleştirilmesi gerektiği yönündeki inançlarını yansıtmaktaydı.

Sorular & Cevaplar

Köpek tasması Mezopotamya'da mı icat edildi?

Köpek tasması büyük olasılıkla birçok bölgede bağımsız olarak icat edilmiştir, ancak sanatta tasmanın en eski tasvirleri Mezopotamya'dan gelmektedir.

Mezopotamya sanatında köpek tasmasının en eski tasviri hangisidir?

Mezopotamya sanatında köpek tasmasının en eski tasviri MÖ 3300 civarına dayanmaktadır.

Nimrud köpekleri nedir?

Nimrud köpekleri, 1951-1952 yıllarında keşfedilen ve kötü ruhları ve şeytanları uzak tutmak için koruyucu tılsımlar olarak yapılmış köpek figürleridir.

Eski Mezopotamya'da köpekler nasıl görülüyordu?

Eski Mezopotamya'da köpekler, dostlar, koruyucular ve ilahi gücün temsilcileri olarak görülmenin yanı sıra, ruhları fani dünyadan öbür dünyaya götüren rehberler olarak da kabul ediliyordu.

Çevirmen Hakkında

Melis Şahin
Marmara Üniversitesi Almanca Mütercim ve Tercümanlık 3. sınıf öğrencisidir. Aynı zamanda Uluslararası İlişkiler eğitimi almaktadır. Dil yetkinliğini sosyal bilimler disipliniyle birleştirerek akademik çeviri ve diplomasi alanlarında kendini geliştirmektedir.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, Dünya Tarihi Ansiklopedisi'nin kurucu ortağı ve içerik direktörüdür. Daha önce New York'taki Marist College’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca pek çok yere seyahat etmiş, Yunanistan ve Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Nisan 20). Köpekler & Antik Mezopotamya'daki Tasmaları: Eski Yakın Doğu'da İnsanın En İyi Dostu. (M. Şahin, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1175/kopekler--antik-mezopotamyadaki-tasmalari/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Köpekler & Antik Mezopotamya'daki Tasmaları: Eski Yakın Doğu'da İnsanın En İyi Dostu." tarafından çevrildi Melis Şahin. World History Encyclopedia, Nisan 20, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1175/kopekler--antik-mezopotamyadaki-tasmalari/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Köpekler & Antik Mezopotamya'daki Tasmaları: Eski Yakın Doğu'da İnsanın En İyi Dostu." tarafından çevrildi Melis Şahin. World History Encyclopedia, 20 Nis 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1175/kopekler--antik-mezopotamyadaki-tasmalari/.

Reklamları Kaldır