Uruk

İlk Büyük Şehir
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Offering to Inanna, Warka Vase [Top Register] (by Osama Shukir Muhammed Amin, Copyright)
Tanrıça Inanna’ya Sunum, Warka Vazosu Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Uruk Şehri, Antik Mezopotamya’nın en önemli şehirlerinden biriydi (bir zamanlar en önemlisiydi), Sümer Kral Listesine göre, Kral Enmerkar MÖ 5000/4500 yılı dolayında şehri kurmuştur. Uruk Şehri, MÖ 3200 yılı dolayında yazının doğduğu yer olmasının yanı sıra mimarisi, Kahraman Kral Gılgamış’ın ünlü kahramanlık anlatıları, silindir mührünün icadı ve diğer kültürel yenilikleriyle de bilinir.

Sümer Şehir Devletinin Güney bölgesinde (günümüzde Irak, Warka arkeolojik alanı) yer alan Antik Uruk Şehri, Aramice’de Erech olarak biliniyordu ve bu tanımlamanın Irak ülkesi modern dönem adının kökeni olduğu düşünülüyor; olası diğer bir köken tanımlaması ise Babil bölgesinin Arapça adı olan Al-Iraq olmasıdır. Uruk Şehri, tarihi Kral ve Antik Mezopotamya mitolojik kahramanı Büyük Gılgamış ve ölümsüzlük arayışı destanının geçtiği yer olmasıyla da ünlüdür (günümüzde Dünyanın en eski edebiyat eseri olarak kabul edilir). Aynı zamanda bu coğrafyada meydana gelen medeniyet gelişiminde birçok ilk olaya da imza atmıştır.

Uruk Şehri, dünyanın ilk gerçek şehri, yazının kökeni, taştan yapılmış ilk mimari eser, büyük taş yapıların inşası ilk örneği, Ziggurat’ın (tapınak) köken yeri ve Eski Mezopotamyalıların kişisel mülkiyetini belirlemek veya belgelere imza atmak üzere kullandıkları silindir mührü geliştiren ilk şehir olarak kabul edilir. Silindir mührünün o dönem insanları için taşıdığı önem, kişi kimliği ve itibarını temsil etmesi göz önüne alındığında, Uruk Şehri aynı zamanda kolektif bir toplulukta bireyin önemini ilk fark eden şehir olarak da nitelendirilebilir.

Uruk Şehri, kuruluşundan yaklaşık olarak MS 300 yılına kadar sürekli olarak yerleşim yeri şeklinde varlığına devam etmiş, bu tarihten sonra hem doğal olaylar ve hem de insan eliyle meydana gelen bazı olumsuz etkiler nedeniyle insanlar bölgeyi terk etmeye başlamışlardır. Yaklaşık olarak MS 700 yılına gelindiğinde şehir büyük ölçüde (tamamen olmasa da) terk edilmişti. Bu zamana kadar çevredeki doğal kaynaklar tüketilmiş olmasından dolayı artık önemli bir siyasi güç veya ticari merkez değildir. Uruk bir zamanlar büyük bir şehir iken, Arkeolog William Loftus’un 1853 yılında British Museum adına kazı çalışması yaptığı zamana kadar terk edilmiş şekilde toprak altında kalmıştır.

Uruk Dönemi

URUK ŞEHRİ, MÖ 4100 İLE YAKLAŞIK 3000 YILLARI ARASI DÖNEMDE EN BÜYÜK KENTSEL, TİCARET VE YÖNETİM MERKEZİYDİ.

Ubeyd/Obeyd Döneminde (MÖ yaklaşık 6500-4000), Ubeyd halkı olarak tanımlanan topluluğun Sümer bölgesine ilk olarak yerleştiği dönem olmuştur. Bu dönemden sonra Mezopotamya genelinde şehirlerin gelişmeye başladığı ve Antik Uruk Şehrinin de en etkili bir şehir haline geldiği Uruk Dönemi (MÖ 4000-3100) başlamıştır. Kalıntılar arasında yapılan kazı seviyelerine ve bulunan eserlerin ortaya koyduğu tarih bilgisine dayalı olarak, Uruk Dönemi en eski, en önemli ve de en çok gerileme olduğu döneme kadar sekiz (8) aşamaya ayrılır. Uruk Dönemi, MÖ 4100 ile 3000 yılları arasında en etkili dönemini yaşamış ve Uruk Şehri bu dönemde en büyük kent, ticaret ve yönetim merkezi olmuştur.

Antik Uruk Şehri yönetimi bölgeyi tam olarak nasıl yönettiği, nasıl dünyanın ilk şehri olduğu ve neden böyle bilindiği ve de otoritesini ne şekilde tesis ettiği tam olarak bilinmiyor. Bilim insanı tarihçi yazar Gwendolyn Leick şöyle bir açıklama getirmiştir:

Uruk Şehri fenomeni, Uruk eserlerinin bulunduğu geniş alanda Uruk yönetiminin ne ölçüde siyasi kontrol uyguladığı, bu kontrolün güç kullanımına dayanıp dayanmadığı ve hangi kurumların sorumlu olduğu hususu hala da tartışma konusudur. Şehir Sit Alanının çok az bir kısmı kazılmış olması nedeniyle bu türden sorulara kesin bir cevap bulmak için yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte kentleşme faaliyet sürecinin Uruk şehrinin kendisinde yoğunlaşarak başlatıldığı açıktır (183-184).

Antik Ur Şehri, Basra Körfezine doğru daha Güneyde, ticaret açısından daha avantajlı bir konumunda bulundan dolayı Ur şehrinden daha ziyade Uruk Şehrinin daha fazla etki sahibi olduğu mantıklı görünse de aslında durum böyle değildi.

Map of the Sumerian Civilization
Sümer Uygarlığı Haritası Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Antik Uruk Şehrinde çıkan sanat eserleri, Mezopotamya’da ve hatta Mısır’da hemen her kazı alanında karşımıza çıkan türden eserlerdir. Tarihçi yazar Julian Reads konuyu şöyle ifade eder:

Uruk Kültürü bazı özelliklerinin geniş yayılımı olmasının belki de en çarpıcı örneği; şimdiye kadar üretilmiş en ilkel biçimlerinden biri, eğimli kenarı olan kâse olarak adlandırılan kâselerin dağılımında bulunur. Kalıpla ve seri üretilen bu tür kâseler, Mezopotamya’nın her yerinde ve ötesi bölgelerde çok sayıda bulunmuştur (30).

Bu kâse; belirli bir miktarda tahılı standart boyutlu bir ölçü aracı olarak âdete bir kepçeyle dolduracak şekilde çalışanların ücretini belirlemede kullandıkları bir ölçü aracı gibi görünüyor. Mezopotamya genelinde bulunan kâse kalıntıları, “modern dönemde bir paket servis yemeğini saran alüminyum folyo gibi, kullanımından hemen sonra kâselerin genellikle atıldıklarını” gösterir nitelikte (Reade,30). Eğimli kenarı olan söz konusu kâseler o kadar popüler olmuştur ki, Mezopotamya genelinde, Uruk’tan Kuzeyde Mari şehrine kadar uzanan yelpazede üretim merkezlerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, kâsenin aslında Uruk’ta mı yoksa başka bir yerde mi üretildiği konusu belirsizdir (genellikle Uruk şehri kâsenin köken yeri olarak kabul edilir). Şayet eğimli kenarı olan kâse Uruk’ta üretilmiş ise, seri üretildiği anlaşılan bu ürünün bilinen ilk örneği olduğu için şehrin birçok başarı konuları arasında sayılmalıdır.

Uruk-Period Beveled Rim Bowl
Uruk Dönemi Eğilim Kenarlı Kâse Metropolitan Museum of Art (Public Domain)

Şehir Bölgeleri ve Tanrılar

Uruk Şehri; tanrıça İnnana ve onun büyükbabası tanrı Anu’ya ithaf edilerek adlandırılan Eanna bölgesi ve daha eski Anu bölgesi olmak üzere iki bölüme ayrılmıştı. Uruk’ta bulunan ve “Uruk Hanımı” olarak bilinen ünlü Warka Maskesi, tanrıça İnnana’nın bir benzeri olarak kabul edilir ve büyük bir olasılıkla onun bölgesindeki tapınaklardan birinde bulunan daha büyük eserin bir parçasıydı.

Eanna Bölgesi şehrin diğer mekânlarından bir duvarla ayrılmıştı, bu duvarın törensel bir amaçla mı yapıldığı, yoksa yeni Eanna Bölgesi inşası sırasında inşaatçıların bir nedenden dolayı duvara ihtiyaç duymalarından mı kaynaklandığı belirsizdir. Ancak Asur Bilimci, Sümer ve Sümer Dili uzmanı Samuel Noah Kramer, tanrı Anu’nun kızı tanrıça İnnana popülaritesinin artmasına kadar erken dönemde şehre hükmettiğini ve bu dönemde tanrıça İnnana’ya Eanna Bölgesinde duvarla çevrili özel bir konut alanı tahsis edilerek ayrıcalık tanınmış olabileceğini öne sürmüştür.

Facade of Inanna's Temple at Uruk
Tanrıça Inanna Tapınağı Cephesi, Uruk Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Tapınaklar, tanrıların yeryüzündeki gerçek ikametgâhları olarak kabul edildiğinden ve tanrıça İnnana düzenli olarak kendi bildiğini yapmayı tercih eden bir tanrıça olarak tasvir edildiğinden dolayı, belki de surlarla çevrili bir bölge ona biraz mahremiyet alanı sağlamak için tahsis edilmiş olabilir. Bilim insanı Kramer ayrıca, tanrıça İnnana’nın Mezopotamya’da popüler bir tanrıça olmaya devam etmesine rağmen (sonunda adının İştar adı ile birleşmesi; İnnana/İştar), tanrıçaların güç ve prestij kaybettiği aynı zamanda (Babil Kralı Hammurabi’nin hükümdarlığı öneminde) kadın haklarında da olumsuz yönde gelişme olup aynı oranda azaldığını belirtiyor. Bu durumda, belki de tanrıça İnnana bölgesine erişimini rahip sınıfıyla sınırlamak üzere surlarla çevrilmiş olabilir. Ancak Uruk Şehri tarihiyle ilgili bir çok konuda olduğu gibi, bu teori de büyük ölçüde spekülasyon olarak kalmaktadır.

Tanrıça İnnana, Uruk Şehri mitolojik tarihinde çok önemli bir rol oynamıştır; zira tanrıça İnnana ve Bilgelik Tanrısı Enki öyküsünde anlatıldığı üzere, kutsal Eridu şehrinde babası tanrı Enki’den kutsal Meh/Me Yasalarını çalıp Uruk şehrine getiren İnnana olmuştur. Asurbilimi ve Sümer uzmanı Samuel Kramer’in (çiviyazısını ilk tercüme eden) sözlerini dikkate alacak olursak Meh Yasaları “tanrıların evrenin sorunsuz ve etkili bir şekilde işlemesini sağlamak üzere tasarladıkları kurallar ve hukuki düzenlemelerdir” (125). Sümerliler için Eridu Şehri, tanrıların yarattıkları ilk şehir olup onlar açısından kutsal bir mekân olarak kabul edildiğinden dolayı Meh Yasalarının Uruk Şehrine getirilmesi, bir şehirden diğer bir şehre güç ve prestijin aktarılması durumunu simgeliyordu.

The Mask of Warka
Warka Maskesi Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Tanrıça İnnana ve Bilgelik Tanrısı anlatısına göre tanrı Enki, Meh Yasalarının çalındığını öğrendikten sonra, yasaları Eridu Şehrine geri getirmek üzere büyük bir çaba sarf eder, ancak boşuna zaman kaybı olur. Çünkü tanrıça İnnana babasını kandırmıştır; Uruk Şehri iktidarın merkezi olacaktır. Eridu şehri, kırsal yaşam ve sosyal yaşamın doğduğu yer olarak deniz ile ilk ilişkilendirilirken, Uruk Şehri yeni bir yaşam tarzı ve yeni bir şehrin somutlaşmış hali olur. Bu anlatıda, eski Mezopotamya koşullarında Eridu şehri öneminin azalması ve Uruk şehrinin bu kadar yükselişe geçmesinin nedenine açıklama getirilir: Tanrıların İradesi böyle tecelli etmiştir.

Uruk Şehrinin Önemi ve Uzun Zaman Alan Gerilemesi

Uruk Döneminden sonra gelen Erken Hanedanlık Döneminde (MÖ 2900-2350/2334) Uruk Şehri büyük ölçüde zayıflamış olsa da, bölgenin hala güç merkezi olmaya devam ediyordu ve dönemin büyük hanedanları bu şehirde hüküm sürüyorlardı. Uruk Şehri kahraman Kralı Gılgamış’ın bizzat inşa ettirdiği söylenen Uruk büyük surları, Lagaş Kralı Eannutum’un MÖ 2500 yılı dolayında Lagaş Birinci Hanedanlığını kurup bölge üzerindeki kontrolünü sağladığı dönemde hala şehrin etrafında yükselmeye devam ediyorlardı.

Daha sonraki dönemde imparatorluk kralı olan Lugal-Zage (Lugalzagesi), şehre o kadar hayran kalmıştır ki Uruk şehrini başkent ve iktidar merkezi olarak seçmişti. Akkad Kralı Sargon (hükümdarlık dönemi MÖ 2334-2279) Sümer devletini MÖ 1334 yılında Akkad İmparatorluğu egemenliği altına alınırken Uruk Şehrine özel bir saygı göstermeye devam etmiş, tanrıça İnnana ve tanrı Anu kutsal mekânlarından faydalanmak üzere kullanmaya devam etmiş ve hatta yenileyip geliştirmiştir.

Map of the Akkadian Empire, c. 2334 - 2218 BCE
Akad İmparatorluğu haritası, MÖ 2334 - 2218 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Sümer Şehri, Uruk Döneminde sahip olduğu üstün konumunu kaybetmiş olsa da, Ur III Dönemine (MÖ yaklaşık 2112-2004) kadar önemli bir rol oynamaya devam etmiştir. Sümer Kralı Ur-Nammu’nun kurduğu Ur Üçüncü Hanedanlığı (MÖ yaklaşık 2112-2094) adeta Sümer Rönesans’ının doğmasına yol açacak şekilde yönetim faaliyetlerini yürütmüş ve Uruk Şehri de bölgenin diğer şehirleri gibi bu gelişmeden faydalanmıştır. Ur Şehrinin MÖ 1750 yılında düşmesi ve Elamlıların Sümer şehrini işgal etmesiyle birlikte, Amorilerin akınları nedeniyle Uruk Şehri de Sümer Devleti diğer bölgeleri gibi gerileme dönemine girmişti.

Şehir, Sümer Devleti geç dönem tarihinin Selevkos ve Part dönmelerinde de önemli bir rol oynamaya devam etmiştir. Bu durum, birçok diğer Sümer şehirlerinin aynı dönemde çok daha kötü durumda olduğu göz önüne alındığında, dikkate alınması gereken önemli bir konudur. Bu kutsal mekânlar, Mezopotamya diğer birçok şehrinin terk edildiği zamandan çok sonraları, MS 7.yüzyıla kadar, daha az oranda olsa da korunmaya devam edilmiştir. Bilim İnsanı Araştırmacı yazar Stephen Betman şöyle bir açıklama getirmiştir:

Uruk Şehri 5000 yıl ömür sürmüştür. Şehrin en eski katmanları, bir zamanlar yaşamının filizlendiği alüvyal ova çamuru derinliklerinde, neredeyse keşfedilmemiş halde yatmaktadır (37).

Belki de dünyanın ilk şehrinin neden bu şekilde olduğu, neden bulunduğu yerde yükseldiği ve Mezopotamya halkı için uzun süre neden bu kadar önemli kaldığı sorusunun cevabı antik kalıntıların içinde gizlidir. Mezopotamya’nın 630 yılında Müslüman Arap güçlerince fethine kadar, bölgedeki diğer şehirlerin aksine, Uruk şehri terk edilmemiştir.

Uruk Şehrinin öne çıkma gizemine verilebilir bir cevap, belki de göründüğünden daha basit bile olabilir. Tarihçi yazar Paul Kriwaczek, bir toplumda yaşanan önemli herhangi bir değişim; “ilericiler ve muhafazakârlar, ileriye bakanlar ve geriye bakanlar, “yeni bir şey yapalım” diyenler ve “eski yollar en iyisidir” diye düşünenler arasında devam edegelen ebedi çatışmadan kaynaklandığını” belirtmiştir (21). Kültür alanında meydana gelen herhangi büyük bir değişim böyle bir mücadele olmadan gerçekleşmemiştir.

Belki de tanrıça İnnana ve tanrı Enki anlatısı ve güç merkezinin Eridu şehrinden Uruk şehrine geçişi, tam da bu mücadeleyi anlatan bir hikâyedir ve de Eridu Şehri antik yerleşimde örneklendirilen kırsal yaşamın eski biçimleri, kentleşme ve yeni bir topluluk türünün yükselişine nasıl yol açtığını gösteriyordur. Kentleşme süreci başladığı zaman, bu sürecin bir yerde gerçekleşmesi gerekiyordu ve gerçekleştiği asıl yeri de Uruk şehri olmuştur.

Sorular & Cevaplar

Uruk Şehri ne zaman kurulmuştur?

Uruk Şehri yaklaşık olarak MÖ 5000/4500 yıllarında kurulmuştur.

Uruk Şehri en çok nesiyle ünlüdür?

Uruk Şehri, en çok kahraman Kral Gılgamış’ın şehri olmakla ünlüdür, ancak aynı zamanında MÖ 3200 yılı dolayında çiviyazısının geliştirilmesi de dâhil olmak üzere bir dizi kültürel gelişme olmasıyla da tanınır, bu gelişme aynı zamanda yazının doğuşu olarak kabul edilir.

Uruk Şehri bugün hala var mıdır?

Günümüzde Uruk şehir kalıntıları Irak’ta, Tel el-Warka Arkeolojik Sit Alanındadır. Uruk tanımlamasının, modern dönem Irak adının kökenini oluşturduğunu düşünülüyor.

Uruk Şehri ne zaman ve neden terk edilmiştir?

Uruk Şehri, kaynaklarının tükenmesi, siyasi ve ticari statüsünü kaybetmesi nedeniyle yaklaşık olarak MS 300 ila 700 yılları arası dönemde terk edilmiştir. Bununla birlikte, MS 700 yılından sonra bile dini ritüellerin gerçekleştirildiğine dair kanıtlar bulunduğundan dolayı bazı insanların orada yaşamaya devam ettikleri anlaşılıyor.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Şubat 03). Uruk: İlk Büyük Şehir. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-43/uruk/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Uruk: İlk Büyük Şehir." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Şubat 03, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-43/uruk/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Uruk: İlk Büyük Şehir." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 03 Şub 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-43/uruk/.

Reklamları Kaldır