Asurbanipal Kütüphanesi

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Library of Ashurbanipal (by Gary Todd, Public Domain)
Asurbanipal Kütüphanesi Gary Todd (Public Domain)

Asurbanipal Kütüphanesi (MÖ 7.yüzyıl), Mezopotamya tarihi ve kültürünü korumak amacıyla Yeni Asur İmparatorluğu İmparatoru/Kralı Asurbanipal’ın (MÖ 668-627) Asur Başkenti Antik Ninova’da (Musul) kurmuş olduğu dünyanın bilinen en eski sistematik kütüphanesidir. 19.yüzyıl ortalarında Ninova bölgesinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sırasında 30.000’den fazla tablet metni keşfedilmiş olsa da, orijinal koleksiyonun aslında çok daha büyük olduğu düşünülüyor.

Asur/Asurya Kralı, Asurbanipal Kraliyet Kütüphanesi, sıkça tekrarlanan iddiaların aksine, aslında dünyadaki ilk kütüphane değildir. Sümerde, Erken Hanedanlık Döneminde (MÖ 2900-2334) Asur yazıcı/kâtip evlerine, tapınaklara ve saraylara bağlı bazı kütüphaneler de vardı. Akadlar ve Babilliler’in de kütüphaneleri vardı. Antik Mezopotamya Döneminde kâtipler de saray, okul veya tapınakta referans aldıkları kütüphanelerin yanı sıra özel kütüphane tutuyorlardı. Asurbanipal Kraliyet Kütüphanesi, bilgi koleksiyonunu (tek bir konu veya eser türüyle sınırlı değildi) korumak üzere sistematik olarak düzenlenmiş en eski kütüphanedir ve burada bulunan tabletlerin önemi nedeniyle en önemli kütüphane olma özelliğini taşır. Tarihçi yazar Paul Kriwaczek bu konuda şöyle yazar:

Asurbanipal Kütüphanesi, antik Mezopotamya’da o zamana kadar kurulan ilk veya tek büyük belge koleksiyonu olmaktan uzaktı; ancak geçmişin mirasını korumak amacıyla özel olarak kurulmuş bir arşiv niteliğinde olduğu anlaşılıyor. Asur Kralının, çivi yazısı kültürü edebi zenginliklerini uzak geleceğin bilim insanlarınca okunabilecek şekilde korumaya alma kaygısıyla sakladığı tabletlerin çoğuyla ilişkilendirilen “Uzak Günler İçin” (250) ibaresinden de anlaşılmaktadır.

Asurya Kralı Asurbanipal’in kütüphaneyi ne zaman kurduğu belirsizdir, ancak tarihçi Kriwaczek ve diğer bilim insanlarına göre, muhtemelen saltanat dönemi sonlarına doğru, MÖ 647 yılında İkinci Elam Seferinden sonra kurulmuş olmalıdır, ancak metinlerin daha önce edinmeye başlandığı açıkça anlaşılıyor. Eğer öyle ise, kütüphane sadece 30 yıl ayakta kalıp hizmet vermiştir. Yeni Asur İmparatorluğu çöküşü sırasında, MÖ 612 yılında, Babilller, Medler ve Perslerden oluşan bir kalisyon gücü marifetiyle Ninova’nın yağmalanması sırasında kütüphane yakılmıştır.

Asurya düşmanları, Asurluların bütün anılarını tarihten silmeye çalışmışlardı, ancak ironik bir şekilde, kütphane yakıldığı zaman, kil çivi yazılı tablet kitaplar yıkılmış duvarlar altında gömülü kalmış, yakılan ateş tabletleri pişirip sertleştirmiş ve toprağın altında korumasını sağlamıştır. 2000 yıldan fazla bir süre sonra arkeologlar Sir Henry Layard ve Hormuzd Rassam bu tabletleri keşfetmiş ve o zamandan beri birçok bilim insanı bu tabletleri çağın en önemli eserleri arasında saymıştır.

Okuryazarlık ve İktidara Yükseliş

ASURBANİPAL, ASARHADDON’UN ÖLÜMÜNDEN SONRA TAHTA ÇIKTIĞI ZAMAN HİÇBİR DİRENİŞLE KARŞILAŞMAMIŞ VE İSTEDİĞİNİ YAPABİLMİŞTİ.

Kral Asurbanipal, en büyük oğlu Sin-İddina-Apla’yı halefi olarak seçen Yeni Asur Kralı Esarhaddon’un (MÖ 681- 669) ortanca oğluydu. Genç Asurbanipal, kâtip okulu olan Edduba’ya (Tabletler Evi) gönderilmiş ve kâtip olmak için gerekli standart eğitimini almıştı. Küçük kardeşi Samash-Shum-Ukin de büyük olasılıkla eğitimliydi; zira kız kardeşi Serua-Eterat’ın da (MÖ 652 yılı civarı) okuma yazma bildiği, elde bulunan bir mektubundan görümcesini (Asurbanipal’in karısı) çalışma alışkanlıklarındaki tembelliğinden dolayı azarladığı anlaşılıyor.

Kız kardeş Serua-Eterat notlarında, görümcesinin eğitim konusunda ihmalkârlığının aileye utanç getirebileceği belirtiliyor ve dolayısıyla kardeşlerinin de okuryazar oldukları anlaşılıyor. Kral Esarhaddon, kızlarının eğitimi konusunda ne kadar da ilerici olduğu görülüyor, oğullarının eğitimini ihmal etmiş olması da pek olası değil, ancak Sin-İddina-Apla’nın Asurbanipal veya Serua-Eterat ile aynı düzeyde eğitim alıp almadığı belirsizdir.

Sin-İddina-Apla MÖ 672 yılında ölmüş ve Kral Esarhaddon, Asurbanipal’i halefi kral olarak seçmiştir. İktidara geldiği zaman, babaları Kral Sanherib’in (MÖ 705-681) taht için kardeşleriyle savaşmak zorunda kalıp aynı sorunlarla karşılaşmamak için vasal devletlerini önceden Asurbanipal’e sadakat yemini etmeye zorlamıştı. Sarayda güçlü bir kadın olan Kral Esarhaddon’un annesi Zakutu (MÖ 728-668), Asur İmparatorluğu bütün toprakları ve Saray mensuplarının Asurbanipal’i Kral Esarhaddon’un tartışmasız halefi olarak kabul etmesini zorunlu kılan Zakutu Antlaşmasının imzalanmasıyla oğlu ve torununu desteklemiştir. Asurbanipal, Asur Kralı Esarhaddon’un MÖ 669 yılında ölümünden sonra kral olarak tahta çıktığı zaman hiç birdirenişle karşılaşmamış ve istediğini yapabilmişti.

King Ashurbanipal (Artist's Impression)
Kral Asurbanipal (Sanatçının izlenimi) Mohawk Games (Copyright)

Saltanatı ve Askeri Seferleri

Asur Kralı Esarhaddon, oğlu Shamash-Shum-Ukin’i Babil’in gelecekteki kralı olarak seçmişti, ancak Asurbanipal, kendi kitabelerine göre, küçük kardeşi omuzlarına daha fazla sorumluluk yüklemiş ve haketmediği büyük hediyeler vermişti. Kral Asurbanipal, İmparatorluğun güney bölgelerini güvence altına aldıktan sonra, babasının başlatmış olduğu işleri tamamlamış ve MÖ 667-666 yılı dolayında Mısır ülkesini fethetmişti. Ardından da Sur bölgesindeki isyanları bastırmış, Urartu Devletini egemenliği altına almış ve MÖ 665-657 yılları arası dönemde Anadolu topraklarını yeniden fethetmişti.

Kral Asurbanipal, küçük kerdeşine iyi davrandığını açıkça hissetirse de, kardeş Samash-Shum-Ukin gizlice ona içerliyor ve Asur İmparatorluğu kralı olmak istiyordu. MÖ 653 yılında Elam ile müzakere yapmış ve kardeşini işgal edip iktidardan devirmeleri halinde destek sözünü vermişti. Elamlıların kendisine karşı ordu seferber ettikleri haberi Kral Asurbanipal’e verildiği zaman, Elamlılara saldırmış, onları yenmiş ve şehirlerini yağmalamıştı. Elam Kralı Teuman ve diğer soyluların başını kesip Ninova’ya getirtmiş ve kesik başları bahçesindeki ağaçlara adeta ganimet göstergesi olarak asıp sallandırmıştı.

Kral Asurbanipal, Elam saldırısını kışkırtan kişinin kardeşi olduğunun daha farkında bile değildi, ancak ertesi yıl, MÖ 652’de, kardeşi Shamash-Shum-Ukin’in Babil bağımsızlığını ilan edip Asur topralkarını açıkça ele geçirme hareketiyle bu durum netlik kazanmıştı. Kral Asurbanipal Babil şehri üzerine yürümüş, dört yıl boyunca kuşatma altına almış ve şehir düştüğü zaman sakinlerini katletmiş, kardeşi Shamash-Shum-Ukin yakalanmamak için kendini ateşe vermişti.

Map of  the Neo-Assyrian Empire
Yeni Asur İmparatorluğu (yaklaşık MÖ 921 - 627) Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Elamlılar arasında, MÖ 648/647 yılında, bir iç savaş çıkmış ve bölünme yaşanmışken Kral Asurbanipal de saldırmak üzere oluşan fırsatı değerlendirmişti. Susa şehri de dâhil olmak üzere şehirlerini yerle bir etmiş, çok sayıda nüfusu katletmiş veya sürgüne göndermiş ve kendi kitabelerine göre, krallarının mezarlarını tahrip ettikten sonra topraklarına tuz serpmiştir. Elam toprakları çorak haline gelmiş, Kral Asurbanipal, büyük olasılıkla imparatorluğun oğulları ve onların da oğulları için Ninova’yı zaferle koruduğu bilinciyle dönmüştü.

Asur Kütüphaneleri ve Kehanet

Anlaşıldığına göre, geçmişin kolektif bilgisini kapsayacak şekilde evrensel bir kütüphane kurma fikri ilk kez bu dönemde, yaklaşık olarak MÖ 647/646 yılında tasarlanmıştır. Mezopotamya Edebiyatı ilk olarak MÖ 2600 yılı civarında Sümer’de kaleme alınmış ve Sümer metinleri MÖ 2334 yılından sonra Akad alfabesiyle yazılıp korunmuştur. Akadlar, Hititler, Babiller, Kassitler ve Asurlular bu geleneği Kral Asurbanipal zamanına kadar sürdürmüşlerdir.

KRAL ASURBANİPAL, İMPARATORLUĞUN HER YERİNDEN HER TÜRLÜ ESERİ KAPSAYACAK ŞEKİLDE KENDİ KÜTÜPHANESİNİ GENİŞLETME KARARI ALMIŞTI.

Eğitimli bir kâtip olan Kral Asubanipal bu özelliğinin fakındaydı, daha yakın zamanda Babil ve Elam’ı yok etmesi sırasında Babil ve Elamlıların başına gelenlerin belki de kendisinin, çocuklarının ve onların da çocuklarının başına gelebileceğini düşünmüştür. Dolayısıyla daha kapsamlı kehanet metinleri koleksiyonunu içeren bir kaynak oluşturma, imparatorluğuna yönelik olası herhangi bir tehdidin önceden tahmin edilmesine ve oluşalabilecek tehdide karşı koymasına yardımcı olabilirdi.

O dönemde Asur/Asurya kütüphaneleri zaten mevcut idi; tıpkı Sümer, Akad ve Babil’de kütüphanelerin olduğu gibi. Ancak bu kütüphaneler, çoğunluka idari konular, kehanet metinleri, kraliyet fermanları ve yapılan antlaşma kopyaları, arazi ve vergi kayıtları ve de ticaret antlaşmalarını içeriyorlardı. Asur kraliyet kütüphanelerinde bulunan belgler arasında, akademisyen yazar Stephen Bertman’ın açıklama getirdiği gibi, kehanet metinleri çok önemli bir yer tutuyorlardı:

Kehanet, birlikteliğin nedenselliğe eş değer olduğu fikrine dayanıyordu: Yani yakın bir zaman zarfında sıra dışı iki olay meydana gelirse, biri diğer olaydan sorumlu olurdu. Dolayısıyla, Kralın Güneş tutulması olayı/geçici bir ışık kararmasından sonra ölmesi halinde, kararmanın Kralın ölümü habercisi olduğu sonucuna varılırdı. Benzer şekilde, askeri bir zaferden önceki gece kayan bir yıldız görüldüyse, daha sonra görülen bir yıldız, başka bir askeri başarının habercisi oluyordu.

Mezopotamya tarihinin büyük bir bölümünde kehanet, devlet işlerinde rehber edinmek üzere kullanılmıştır. Çok az hükümdar, kraliyet falcılarına danışmadan devlet işleriyle ilgili önemli bir karar alır veya harekete geçerdi. Mezopotamya kâhinleri, gelecekte nelerin yaşanabileceği konusunda tahmin etmek üzere göksel ve meteorolojik olaylar üzerinde araştırma yapar, kurbanlık hayvanların bazı organları ve bağırsakları üzerinde incelemeler yaparlardı. Kadim zamanların kehanet olayı, mesleki uzmanlık işi olarak kullanılarak gelecekte insanları nelerin beklediğini tahmin etmek üzere modern dönem adeta hava tahmin uzmanları işi gibiydi (169).

Bu kâhinlerin vardığı sonuçlar, başkalarının da başvurup faydalanabilecekleri şekilde kehanet metinlerine yazılıyordu. Kral Asurbanipal, babasının büyük babası II. Sargon’un (MÖ 722-705) kahanet metinlerinin bulunduğu bir kütüphanesi vardı ve bu kütüphane geçmişte de zaten varlığını sürdürmüştü. Kral Asurbanipal, kehanet metinleri ve diğer eser metinlerini koruyacak, imparatorluğun her bir yerinden her türden eseri kapsayacak şekilde kendi kütüphanesini genişletme kararı almıştı. Bütün bu eserler, kütüphane raflarına güvenle yerleştirilerek büyük Antik Ninova şehrinin güvenli surlarıyla çevirili olarak sonsuza dek korunacaktı.

Kütüphane

Kral Asurbanipal, kendisinden önceki kral babası gibi, kehanet işine özellikle meraklıydı ve bu konuda henüz sahip olmadığı bütün metinleri edinmeye hevesliydi. MÖ 647 yılı dolayından sonra kâtipler ve kâhinler ile yaptığı yazışmalar, gelecekte olabilecek olaylara, kişisel sağlığına ve refahı konusuna artan ilgisini gösterir. İmparatorluğun dört bir yanına, elbette kâtiplerin de dâhil olduğu ekipler göndererek bu tarzda yazılmış, başka metinleri de temin etmiş ve bu metinler daha sonra kopyalanıp kütüphanesine korunmaya alınmıştı. Kral Asurbanipal (veya bir temsilcisi) kâtip Shadunu’ya yazdığı bir mektubunda şöyle yazar:

Ritüelleri, duaları, taş kitabeleri ve şehir için yazılan kefaret metinleri, panik anında nazardan korunmak üzere yazılanlar ve sarayda ihtiyaç duyulan her şeyi, kraliyet ailesi için yararlı olabilecek her şeyi arayıp bana göndereceksin. Mevcut olan herşeyi, ayrıca kopyası bulunmayan nadir tabletleri de arayıp bana göndereceksin. Tapınak gözetmeni ve başyargıca, tabletleri depona koymanı ve kimsenin senden hiçbir tableti esirgememsini yazdım. Saray için uygun olup bahsetmediğim herhangi bir tablet ve ritüel metni görürsen, incele, al ve bana gönder (Kriwaczek, 251-252).

Bütün bu çabaların itici gücü, kehanet metinlerin edinme gayesi olmuştur. Kral Asurbanipal, o güne kadar yazılmış herşeyi, özellikle de geleceğiyle ilgili doğru seçim yapmasına reberlik edebilecek eserleri istiyordu. Asurolog ve Mısırbilimci tarihçi yazar Marc Van de Mieroop, yazıcıların elde edinilen eserlerin nasıl gerçekleştirdikeri hakkında şu yorumu yapar:

El yazmaları yalnızca toplanmakla kalmamış, aynı zamanda, kütüphane için standart bir formata göre kopylanmışlardı. Çivi yazısı tablet düzeni tek düze halindeydi ve her bir tabletin sonunda Kral Asurbanipal kütüphanesine ait olduğunu belirten bir tanıtım yazısı da yer alıyordu. Bu alt yazılar veya kolofonlar; “Evrenin Kralı, Asur Kralı Asurbanipal Sarayı” yazılı basit damgalar şeklinde olabilirdi, ancak genellikle önceki metinlerin orijinal bir tabletten dikkatlice kopyalandığını ve kopyanın incelenip kontrol edildiğini uzun uzadıya belirtilirdi. Gerçekten de yazıcılar çalışmalarından dikkatli olmuşlardı. Orijinal tablette bir kopukluk olduğunu gördükleri ve bir boşluğu doldurmaya çalıştıkları zaman bu işlemi kopyalarında belirtmişlerdir. Olası hataları düzeltir ve çok nadiren farklı orijinal el yazmalarında buldukları varyantları belirtirlerdi.

Kütüphanenin amacı, tabletin mahiyeti ve korunduğu yer hakkında bilgi veren, sonundaki bir ifade olan kolofonlarla belirtilirdi. Metinler, kâhinlerin ve faydalanmak üzere alanların kullanabileceği şekilde versiyonları sağlamak amacıyla saklanıyordu. El yazmalarının çoğu kehanet konularını içeriyor ve doğru bir metin yorumunun kayıt altına alınması önem arz adiyordu. Ayrıca kralı ve devleti korumakla görevli uzmanların bazen raporlarında bu metinlerden alıntı yapılması gerektiği için edebi metinler de saklanıyor ve bu alıntıların doğruluğu önemli oluyordu (261-262).

Çırak yazıcılar, üstleri doğruluğunu kabul etikten sonra, yazdıkları esrelerini imzalarlardı. Bazen de bir tableti kütüphaneden alıp geri vermeme olasılığına karşı uyarı da eklenirdi. Kral Asurbanipal Kütüphanesi kalıntıları arasında bulunan Antik Babil Şiiri başyapıtı Nippur’un Yoksul/Zavalı Adamı şiirinden bir parça dizelerinde şöyle bir uyarı ile sona erer: “Bu tableti kim alırsa, tanrılar onu alsın! Onun soyundan ve evladından eser kalmasın… Tabletleri almayın! Kütüphaneyi dağıtmayın!”

Demand for Tablets for the Libary of Ashurbanipal
Asurbanipal Kütüphanesi için Tablet Talebi Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Her bir tablet, kopyalanıp kontrol edildikten sonra, kütüphane duvarları boyunca uygun bir rafa veya bir köşeye yerleştirilirdi. Metinler, sadece kil tabletlere değil, aynı zamanda çivi yazısının yazılabileceği balmumu kaplı fildişi veya ahşap paneller olan yazı tahtalarına da kopyalanırdı. Bu metinlerin çoğu - hem tablet ve hemde yazı tahtaları - MÖ 649/648 yılında Kral Asurbanipal’in eline geçtikten sonra Babil’den götürülmüştür. Asurolog ve Mısırbilimci yazar Van de Mieroop’a göre söz konusu metin kayıtlarından, MÖ 648 yılında, kütüphane için “Babil rahiplerinin veya Cin çıkaranların özel kütüphanelerinden el konulmuş”, 2000 tablet ve 300 yazı tahtasının da satın alındığı görülmektedir (261).

Kütüphane koleksiyonu büyüdükçe, kütüphanenin bakımı ve yıpranmış veya kırılmış tabletlerin yerine yenilerin konulması, başkütüphanecinin (kütüphane sorumlusu) sorumluluğundaydı. Koleksiyon, Kraliyet Kütüphanesi olarak belirlenen binada ve Kuzey Sarayında bulunuyordu; idari işler, astronomi, astroloji, botanik konuları, kişisel ve kraliyet yazışmaları, yabancı yazışmalar, kraliyet fermanları, kehanet metinleri, dini metinler ve ilahiler, tarihi kitabeler, edebiyat ve tıp metinleri üzerine eserler içeriyordu. Koleksiyondaki en ünlü eserler arasında ilk insan Adapa Efsanesi, bir Babil Efsabnesi olan Etana Efsanesi, Babil Yartılış Destanı olan Enuma Eliş Deastanı ve Babil Şiiri Başyapıtı Gılgamış Destanı yer alıyordu. Bu eserlerin hepsi de, 19.yüzyılda kütüphane keşfedildiği zamana kadar, Kutsal Kitab’a ait oldukları düşünülen, dünyanın yaratılışı, İnsanın Cenet’ten Çıkması/Düşüşü ve Büyük Tufan (detayları değişik kültürlerde farklılık arz eden Nuh Tufanı) ile ilgili orijinal anlatılardır.

Kütüphanenin Yıkılması

Asurya Kralı Asurbanipal, eğitiminden gurur duyuyordu ve kütüphanesinden de aynı derecede memnun idi. Kitabelerinde şöyle ifade etmişti:

Ben Kral I. Asurbanipal, Sarayda Nabu [öğrenme tanrısı] bilgeliğini kavradım. Her türden yazma sanatını öğrendim, hepsinin de ustası oldum. Sümer’in kurnaz tabletlerini ve doğru kullanımı zor Akad dilini okudum; Büyük Tufan’dan önce yazılmış taşları okumaktan zevk aldım… Yazıcılık sanatı en iyi eserlerini, benden önceki kralların hiçbirinin öğrenmediği eserleri, baştan ayağa kadar çareleri, kanonik olmayan seçmeleri, akıllıca öğretileri, [tanrılar] Ninurta ve Gula’nın tıbbi konularda ustalığına dair her şeyi tabletlere yazdım, kontrol etim, karşılaştırdım ve inceleyip okumak üzere Sarayımda sakladım (Kriwaczek, 250-251).

Ne yazık ki, Yeni Asur İmparatorluğu kralları arasında en eğitimli ve okuryazar olarak hatırlansa da, Kral Asurbanipal aynı zamanda en acımasız bir Kral olarak da bilinir. Asur kralları, özellikle Yeni Asur Dönemi (MÖ 912-612) kralları, düşmanlarına karşı sert politikalar izlemeleriyle ünlüdürler, ancak bu krallar arasında Kral Asurbanipal aşırı derecede zalim olarak öne çıkar. İzlediği acımasız politikaları, en sonunda Asur İmparatorluğunun çöküşüne katkıda bulunacaktı.

King Ashurbanipal
Kral Asurbanipal Artaxiad (GNU FDL)

Kitabeleri ve kabartmalarında, Elam Uygarlığını yok etmekle gurur duyduğunu açıkça dile getirse de, bu yıkımı yaparken İmparatorluğu ile Eam Uygarlığının yok olması ardından gelip topluluklar kuran Medler ve Persler arasında bir tampon devletini de ortadan kaldırmıştı. Kral Asubanipal MÖ 627 yılında, doğal nedenlerden dolayı ölmüş, ancak babasının aksine, oğullarına karşı veraset konusunda adil davranmıştır. Oğlu Ashur-Etel-İlani onun yerine geçmiş, ancak tahta çıktıktan kısa bir süre sonra ikiz kardeşi Sin-Shar-İshkun ona meydan okumuş ve Asur İmparatorluğunda yaşanan iç savaş sonucunda bölünme olmuştur.

İkiz kardeşler aralarında savaşırlarken, Babilliler, Kimmerler, Medler, Persler ve İskitler de dâhil olmak üzere Asur/Asurya düşmanları, tıpkı Kral Asurbanipal’in yıllar önce Elamlılara karşı başlatığı seferlerde olduğu gibi, fırsatlarını değerlendirmişlerdir. Medler ve Babilliler liderliğinde bir koalisyon gücü, MÖ 612 yılında Asur şehirlerine saldırılar düzenleyerek yağmalayıp yok etmişti. Ninova’daki büyük kütüphane, şehir alevler içinde kalıp yanarken yıkılmış ve geçen zamanla birlikte kalıntıları toprak altında kalarak adeta korunmuş ve sonraki 2000 yıl boyunca böylece gömülü kalmıştır.

Sonuç

Batılı kurumlar, 19.yüzyılda, Kutsal Kitap Tevrat anlatılarını adeta doğrulayacak somut kanıtlar bulmak amacıyla arkeolojik keşifleri finansmanını sağlamışlardı. O dönemde, Kutsal Kitap tamamen özgün bir kitap ve dünyanın en eski kitabı olarak kabul ediliyordu. Sümer Uygarlığının varlığından kimsenin haberi bile yoktu, Babilliler ve Asurlular hakkında bilinen neredeyse herşey Kutsal Kitap Tevrat kaynaklıydı. Dönem arkeologları da, çivi yazısının çözülmesiyle birlikte, tarihi açığa çıkan Mezopotamya’nın çeşitli uygarlıklarını keşfetmişlerdir.

Flood Tablet of the Epic of Gilgamesh
Gılgamış Destanı'nın Sel Tableti Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Arkeolog Austen Henry Layard ve asistanı Arkeolog Hormuzda Rassam, yaklaşık olarak 1850-1853 yılları arası bir dönemde, Ninova (Irak, Musul, Kouyunjik kasabası) şehri kalıntıları arasında gömülü Asurbanipal Kraliyet Kütüphanesi tabletlerini keşfetmişlerdi. Asurbilimci ve Arkeolog George Smith, 1872 yılında, Antik Babil Şiiri Başyapıtı Gılgamış Destanı’nı okuyup çevirisini yaparak, Kutsal Kitap Tevrat’ta geçen Büyük Tufan/Nuh Tufanı anlatısının aslında Kutsal Kitaba ait orijinal bir anlatı olmadığını, eski bir Sümer ve Babil mitinin/söylencesinin yeniden işlenmiş hali olduğunu ortaya koymuştur.

Asur/Asurya Kralı Asurbanipal Kütüphanesindeki metinlerin daha fazla çevirisi yapıldıkça, geçmişe dair bilgiden de önemli oranda artış olmuş ve bu nedenle Asurbanipal Kütüphanesi keşfi, araştırmacı bazı bilim insanlarınca 19.yüzyılın en önemli ve bütün zamanların en değerli keşiflerinden birisi olarak kabul edilir. Kral Asurbanipal, kurmuş olduğu Kütüphanesini tasarlamasından ve dönem kültürünün “gelecek uzak günlerde” hatırlanacağı umudunu taşımasından 2000 yıldan fazla bir süre sonra, dileği gerçekleşmiş ve insanlığın dünya tarihini nasıl anlaması gerektiği anlayışını sonsuza kadar değiştirmiştir.

Sorular & Cevaplar

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Kasım 10). Asurbanipal Kütüphanesi. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-21476/asurbanipal-kutuphanesi/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Asurbanipal Kütüphanesi." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Kasım 10, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-21476/asurbanipal-kutuphanesi/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Asurbanipal Kütüphanesi." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 10 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-21476/asurbanipal-kutuphanesi/.

Reklamları Kaldır