Gutiler

Sümer Tarih Yazıcılarının Büyük Kötü Halkı
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Votive Head Mace of La-arab, King of Gutium (by Osama Shukir Muhammed Amin, Copyright)
Gutium Kralı La-arab’ın Adak Başlığı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Gutiler; Zagros Dağları çevresinde Gutium/Gutiya olarak tanımlanan bir bölgede yaşadıkları düşünülen Batı Asya kökenli bir halktı. Yazılı dilleri yoktu, haklarında bilinen tek şey, Akkadlar, Sümerler ve Asurlular gibi Gutilere düşman toplulukların verdikleri bilgilere dayanır. Bu düşmanları, MÖ yaklaşık 2141-2050 yılları arasında, Gutiler Dönemi olarak bilinen dönemden önce bölgede hüküm süren, Gutileri ülkelerinde yıkım yaratma ve topraklarını viran hale getirmeden sorumlu tutmuşlardır.

Gutiler, antik dönem metinlerinde, Akkad İmparatorluğu çöküşü ve Sümerin yıkılmasından sorumlu tutulurlar. Gutiler ilk olarak, Akkad Kralı Büyük Sargon’un (MÖ 2334-2279) kurmuş olduğu Akkad imparatorluğu son krallarından biri olan Kral Şar-Kali Şarri (MÖ 2223-2198) hükümdarlığı döneminde düzenlenen Akkad metinlerine anılmış ve torunu Kral Naram-Sin (MÖ 2261-2224) dönemine ait anlatılarda da yer almışlardır. Ayrıca Mezopotamya Naru Edebiyatı daha sonraki eserlerinde, özellikle kayıp bir şehrin anlatısı Cutha Efsanesi ve yine kayıp bir şehrin çöküş anlatısı olan Agade Lanetinde de Gutilere atıfta bulunulur.

Gutiler, Akkad İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Sümer’de (ne kadar süre hüküm sürdükleri tartışmalı olsa da) taht iddiasında bulunmuş ve Gutilere karşı isyan başlatmış olan Uruk Krallı Utu-Hegal (MÖ yaklaşık 2119-2112) dönemine kadar hüküm sürmüşlerdir. Kral Utu-Hegal’in boğulma olayından sonra krallık tahtı Ur Kralı Ur-Nammu’ya (MÖ 2119-2112) geçmiş ve Ur-Nammu da savaşmaya devam etmiştir. Kralın Muharebe sırasında öldürülmesinden sonra oğlu Ur Kralı Şulgi (MÖ 2094-2046) düşmanlıkları sona erdirmek üzere Gutileri topraklarından sürmüştür.

Daha sonraları düzenlenen Asur metinlerinde Medler, Gutiler olarak adlandırılmış ve bu tanımlama, tarih konularını yazan Sümer tarih yazıcılarınca “medeniyetsiz” veya “barbar” olarak kabul edilen herhangi bir topluluk grubunu belirtmek üzere kullanılan bir tanımlama olduğu düşünülmektedir. Gutiler, kendileriyle ilgili herhangi bir kayıt bırakmadıklarından dolayı, masum insanları öldüren ve şehirleri pervasızca yıkan göçebe barbarlar oldukları şeklinde kasıtlı olarak öne sürlen kötü şöhretleri hiçbir sorgulanma olmadan kalmıştır. Bilim insanları son zamanlarda, Gutilerin tasvir edildikleri kadar kötü olmayabilecekleri olasılığını yönde değerlendirmeye başlamışlardır ancak bunu destekleyecek somut hiçbir kanıt henüz bulunmuş değildir.

Akkad ve Gutiler

GUTİLERİN KİM OLDUKLARI VE TAM OLARAK NEREDEN GELDİKLERİ BİLİNMİYOR.

Gutiler ilk olarak Akkad İmparatorluğu çöküşü olayıyla bağlantılı olarak anılmışlardır. Akkad Kralı Sargon, Mezopotamya’da dünyanın ilk çok uluslu, çok etnikli bir siyasi oluşumu kurmuş ve çeşitli şehirlerde yeniden iskân politikasını özenle uygulamış, tayin ettiği yetkililer ve askeri güç ile bölge üzerinde kontrolü sağlamıştı. İmparatorluk, en büyük Akkad krallarından kabul edilen Kral Naram-Sin hükümdarlığı sırasında genişleme sağlamış, Gutilere karşı sefer düzenlemiş ve onları savaşta yenmişti. Bununla birlikte, konuyla ilgili kaynaklar bu galibiyetin aslında pahalı bir zafer olduğu ve Gutilerin daha sonra toparlanmaya başladıklarını iddia eder.

Gutilerin kim oldukları ve nereden geldikler net olarak bilinmiyor. Bütün eski kaynaklar, Elam ülkesi kuzeyinde, günümüz İran’da bulunan Zagros Dağlarından geldiklerini gösterir, ancak bu kaynaklar her zaman aynı insan topluluğunda bahsetmiyor gibi görünüyorlar. Asurolg ve tarihçi yazar Marc Van de Mierroop şöyle bir yorum getirmiştir:

Mezopotamya kayıtlarında Gutium/Gutiya coğrafi adı ve Gutiler olarak tanımlanan halk, MÖ üçüncü bin yılın ortalarından birinci binyılın sonlarına kadar belgelenmiştir. Gutiler tanımlamasının her zaman aynı halk topluluğu, Gutiya coğrafyasının da aynı bölgeyi ifade etmesi son derece düşük bir olasılık gibi görünüyor. Mezopotamya bakış açısına göre, ikinci ve birinci binyıl kanıtları, çoğunlukla doğu konumunu göstermekte, ancak Gutilerin Mezopotamya tarihinde önemli oldukları dönemde bile bunun daha önceden geçerli olduğunu söyleyemeyiz (Gutians, 1).

Gutiler ilk olarak Akkad Krallığı şehirlerine vur-kaç baskınları düzenleyen göçebe akıncılar olarak anılmışlardır. Krallarının, Sümer Kral Listesinde (2112-2004 yılları arası Ur III dönemi) yer almasından dolayı görünüşe göre bir tür yönetim biçimleri olduğu anlamına gelir, ancak bu yönetim tarzının nasıl gelişme gösterdiği konusu belirsizdir. Gutiler MÖ 2218 yılında Sümer topraklarına yerleşmiş ve bu yerleşmenin ne ölçüde yaygın olduğu net olarak bilinmemekte ve MÖ 2154 yılına kadar Akkad imparatorluğunun yıkılışından sorumlu tutulmuşlardır. Sümer Tarihinde, MÖ 2141-2050 yılları arası dönemde, Gutiler Dönemi olarak bilinir; Kral Utu-Hegal bu yabancı güçlere meydan okumadan önce iktidarı ellerinde tutmuşlardır.

Map of Sumer
Sümer Haritası P L Kessler (Copyright)

Sümer ve Gutiler

Gutiler ile ilgili diğer konular da olduğu gibi, savaşla Sümer topraklarını nasıl fethettikleri – hatta fehedip etmedikleri – bilinmemekte ve daha sonra gelen dönemlerde tarih yazıcıları Gutileri yaygın yıkım ve ölüm olaylarından sorumlu tutmuşlardır. Tarihçi yazar Paul Kriwaczek, Mezopotamyada çeşitli yerlerde yapılan arkeolojik kazıların Akkad’ın düşüşü ile Kral Ur-Nammu yönetimi döneminde Sümer’in yeniden canlanması arasında geçen zamanda insan yerleşmesine dair hiçbir işareti göstermedikleri ve Sümer tarih yazıcılarının Gutileri nasıl sorumlu tutuklarını şöyle anlatır:

Gutiler, eski çağlarda, Yukarı Diyala Vadisinden aşağıya doğru akın düzenleyerek arkalarında yıkım bırakan topluluk şeklinde suçlu gösterilir. Sümer Kral Listesinde; “Krallık, aslında kralı olmayan Guti ordularına geçmişti” denilmekte. Daha sonraki dönem bir şiirsel ağıt ve kayıp şehir efsanesi olan Agade Laneti eserinde tanrı Enlil’in “dağlardan, diğer insanlara pek benzemeyen, bu toprakların bir parçası olmayan, dizginsiz bir halk Gutileri insan zekâsına sahip ama köpek içgüdüleri ve maymun görünümüne sahip olarak yarattığı” anlatılır.

Akkad’a getirdikleri felaket acımasız olmuştur: “Hiçbir şey pençelerinden kurtulamamış, kimse onların elinden kaçamamış. Haberciler artık yollarda seyahat etmiyor, kurye tekneleri artık nehirlerden geçmiyordu. Mahkûmlar nöbet tutuyorlardı. Haydutlar ana yolları işgal etmişlerdi. Ülkedeki şehir giriş kapıları yerinden çıkmış bir şekilde çamur içinde kalmış, bütün yabancı ülke şehir surlarından acı feryat sesleri yükseliyordu” (129-130).

Tarihçi yazar Paul Kriwaczek, ilk tarihçilerin bu anlatıları tamamen gerçek olarak kabul ettikleri, ancak kuraklık ve kıtlık yaratan iklim değişikliğinin Akkad’ın düşüşünden esas neden olduğu; Gutilerin de bu zayıf durumu istismar etmiş olduklarının mümkün olduğunu belirtiyor. Anlatılarda bahsedilen sosyal norm ve geleneklerin bozulması ve yerel yönetimlerin de yaygın açlıkla ve para biriminin değer kaybıyla başa çıkmamaları da kıtlığın sonucu olabilir.

Tarihçi Kriwaczek, “Gutilerin tek başlarına imparatorluğu silah zoruyla alt edebilmelerinin çok düşük bir ihtimal olduğunu” belirtiyor. Akkad daha önce çok daha iyi organize olmuş düşmanların saldırlarına karşı koymakta pek zorlanmamıştı (130). Bu durumda, çevresel değişikliklerin Gutilere tam da ihtiyaç duydukları anda fetih konusunda üstünlük sağlamanın yolunu açmış olması mümkün görünüyor.

Brick Stamp of Shar-Kali-Sharri
Shar-Kali-Sharri’nin Tuğla Başlığı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Ancak aynı zamanda bunun böyle olduğunu kesin olarak söylemenin bir yolu da yoktur. Arkeolojik kanıtlar bu dönemde iklim değişikliğinin olduğuna işaret ediyor, bu değişkliğin kıtlığa ve eski kayıtlarda ayrıntılı olarak anlatılan toplumsal huzursuzluğa yol açtığı konusu belirsizdir. Daha sonraki Akkad kralları Sargon ve Naram-Sin kadar güçlü değillerdi, Kral Naram-Sin’in oğlu Kral Şar-Kali-Şarri, saltanatı dönemi boyunca neredeyse Amoriler, Elamlılar ve Gutilerle sürekli savaş halindeydi. Akkad’ın son kralları sadece merkez şehirleri çevre bölgelerini kontrol ediyor ve adeta bir imparatorluğun hükümdarları değil de sadece bir krallığın hükümdarı olarak anılıyorlardı. İklim değişikliği veya diğer faktörler olmasa bile, zayıflamış durumdaki Akkad’ın Gutiler için kolay bir av olabileceği anlaşılıyor.

Gutiya Kralları ve Sümer Rönesansı

Sümerde hüküm sürdüğü belirtilen ilk Gutiya kralı, yaklaşık olarak MÖ 3.bin yılın sonlarına doğru yaşamış İmta olmuştur (Nibia olarak da bilinir). Ondan sonra Sümer Kral Listesinde ilk görünen İnkişuş/İnkishus gelmiştir. Altı yıl hüküm sürmüş, ancak etkisinin nereden itibaren ve ne kadar geniş bir alana yayıldığı bilinmemekte. Ondan sonra, Şar-Kali-Şarri’nin esir aldığı aynı kişi olabilecek Kral Sarlageb geçmiştir, ancak bu da belirsizdir. Sümer Kral Listesinde Gutilerin 16 kralı daha yer alır; her biri en fazla yedi yıl, bazıları ise sadece bir veya iki yıl hüküm sürmüşlerdir. Son olarak, MÖ 2050 yılı dolayında Kral Utu-Hegal’ın tahtan indirmesine kadar sadece 40 gün hüküm süren Kral Tirigan gelmiştir.

Kral Utu-Hegal’in Zafer Dikilitaşına göre Sümer Kralı, Gutiler Kralı Tirigan ile müzakere etmeyi reddetmiş ve elçilerini hapse atmıştır. Kral Tirigan, Kral Utu-Hegal’in üstün geldiğini anlayınca karısı ve çocuklarıyla birlikte kaçmış, ancak yakalanmış ve muhtemelen daha sonra idam edilmiştir. Dikilitaşta yer alan kayda göre “Kral Utu-Hegal onu ayakları altına almış ve ayağıyla boynuna basmıştır”. Ancak Kral Utu-Hegal’in Sümer krallığını geri aldığından ve “dağların yılanı Gutileri dişsiz hale getirdiğinden” başka herhangi bir ayrıntı verilmiyor. Kral Utu-Hegal daha sonra Babil’in koruyucu tanrısı Marduk’a karşı bir günah işlemiş gibi gürünüyor, bu günahı onun nehirde boğulmasına (“böylece nehir cesedini alıp götürdü”) ve krallığın Ur Kralı Ur-Nammu’ya geçmesine neden olmuştur.

Utu-Hegal's Stone Monument
Utu-Hegal'in Taş Anıtı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Kral Ur-Nammu, Ur III Döneminde Sümer Rönesansı olarak tanımlanan dönemi başlatmıştı. Kral bu dönemde bir dizi inşaat projesine girişmiş, ekonomiyi canlandırmış ve dünyanın en eski kanunlar dizisi olan Ur-Nammu Kararnamesini yayınlamıştı. Kral Ur-Nammu, Gutilerle yapılan savaşta öldürülmüş, oğlu Ur Kralı Şulgi, onlara karşı savaşı sürdürmüş ve saltanat dönemi başlarında Gutileri Sümer topraklarından çıkarmıştır.

Cutha Efsanesi

Gutiler yenilmemiş, Kuzeyde Zagros Dağları yakınlarında yaşadıkları yere geri dönmüşlerdi. Günümüzde Mezopotamya Naru Edebiyatı olarak bilinen edebi türde varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu edebi türde, geçmişten beri bilinen tarihsel bir şahsiyet – neredeyse her zaman bir kral – önemli bir ders ve ahlaki mesaj veren kurgusal bir drama da yer alıyordu. Örneğin, Kayıp Şehrin Çöküşü anlatısı Agade Laneti eserinde Kral Naram-Sin Akkad’ın yıkılışından sorumlu tutulmuş, tanrıya dualarına karşılık alamayınca tanrı Enlil tapınağına saldırmış ve tanrılar da şehre olan lütuflarını geri çekmiş, izin verdikleri için Gutiler de şehri yıkmışlardır.

Bu anlatıda alınması istenen ders; tanrılardan gelen her şeyi – hatta dualara karşılık sessizliği bile – kabul etmek ve asla eylemlerini sorgulamamak gerektiğidir. Bu tema, en çok bilinen yönüyle, tanrıların iradesiyle bir şehrin düşüşünü konu edinen Mezopotamya Şehir Ağıtlarında işlenmiştir.

Kral Naram-Sin, Kayıp Şehrin Hikâyesi Cutha Efsanesi (Kutha Efsanesi) anlatısına benzer bir temaya sahip başka bir hikâyede yine başkarakter olarak karşımıza çıkar. Bu anlatıda, Naram-Sin krallığı, köyleri ve kasabaları görünürde hiçbir sebep yok iken, insanüstü korkunç varlıklarca işgal edilir Bu insanüstü varlıklar, Sümer tarih yazıcılarının kayda aldıkları barbarlık olaylarının bir yankısı aracılığıyla Gutilerle ilişkilendirilir, ancak Gutiler olarak adlandırılmaz. Aslında Gutiya coğrafyası, Gutilerin Akkad topraklarına ulaşmadan önce yağmaladıkları bölgelerden biri olarak bahsedilen yerlerden biridir. Kral Naram-Sin, şayet yaralanması halinde kanı akarsa öldürülebileceği düşüncesiyle, askerlerden birini canavarlardan birine kesici bir alet batırması için gönderir. Canavardan kan aktığını duyduktan sonra, ne zaman ve nerede saldırması gerektiği konusunda tanrılara danışır.

cUTHA ŞEHRİ EFSANESİ VE AGADE LANETİ GİBİ ANLATILAR İLE GUTİLERİN KORKULMASI VE NEFRET EDİLMESİ GEREKEN “ÖTEKİ” İMAJI SÜRDÜRÜLMÜŞTÜR.

Tanrılar ona yerinde kalmasını ve hiçbir şey yapmamasını söylerler; bu cevabı kabul edilmez olarak bulan Kral Naram-Sin, 120.000 kişilik bir ordu sefere gönderir, ancak hiçbiri geri dönmez. Daha sonra 90.000 asker daha gönderir ve ardından bir kez daha 60.700 asker gönderir, onlar da aynı kaderi paylaşırlar. Kral Naram-Sin, tanrıları gücendirdiğini anlar ve onların önünde diz çöker.

Ardından 12 düşman askerini esir alır, ancak bundan sonra tanrılara danışmadan saldırı düzenlemez. Tanrı Enlil’in onları kendi yöntemine göre yok etmeyi planladığı için onlara zarar vermemesi söylendiğinde, esirleri tanrı Enlil’in tapınağına teslim eder. Anlatı seyri, Kral Naram-Sin’in izleyicilere doğrudan hitap ederek, insanların İlahi Planları bilemeyeceği için tanrılara itaat etmeleri ve anlayışlarına gövenmeleri gerektiğini söylemesiyle sona erer.

Bu hikâye anlatısı, Akkad’ın düşüşünden çok sonraları, MÖ 2.bin yılda popüler olmuş gibi görünüyor ve Kral Naram-Sin ile diğer Akkad kralları halk kahramanı haline gelmişlerdir. Gutilerin insanüstü canavar ordusuyla ilişkilendirilmeleri, medeniyet topraklarını yok etmek üzere var oldukları ve zamanla İlahi İrade eliyle adalet dağıtacak tanrıları insanlık dışı düşmanları olarak görüldükleri açıkça ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anlatının bu dönemde Sümerli bir kitle nezdinde yankı bulması muhtemeldir çünkü Sümer, MÖ 1750 yılında Elamlılara yenilmiş ve daha sonra yerli halk ile kaynaşarak Sümer kültürünü sona erdiren veya en azından gerilemesinde rol oynayan Amoriler bölgeyi işgal etmişlerdi. Yakın Doğu Tarihi kitabı yazarı Marc Van de Mieroop şöyle bir yorum yapmıştır:

Amorilerin UR III Devletinin yıkılmasındaki kesin rolünü belirlemek zordur, ancak Gutilerin Akkad Devleti sonunu getirmelerindeki rolleriyle bir paralellik görebiliriz. Her iki topluluk da bölge dışından gelmişönemli siyasi güç kazanmış ve daha sonra mevcut siyasi durumun yıkılmasından önemli oldukları kabul edilmiştir (Eski Yakın Doğu Tarihi, 83).

Cutha Efsanesi ve Agade Laneti gibi anlatılarla, Gutilerin bölgeye istenmeyen değişiklikler getirdikleri için korkulması ve nefret edilmesi gereken “öteki” imajı pekiştirilmiştir.Cutha Efsanesi yazıya döküldüğü sırada, hikâyenin bir süreden beri zaten sözlü olarak var olduğu ve Gutilerin hem halkın ve hem de tanrıların düşmanı olarak Mezopotamya kültür konularında sağlam bir şekilde yer almış olduğu düşünülmektedir. Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop şöyle bir detay veriyor:

[Gutiler], her zaman son derece olumsuz ifadelerle tasvir edilirler; Uygun dini ritüelleri yerine getirmez ve kadını kocasından ayırarak, çocuğu ailesinden alarak Babil halkına zulüm ederler. İkinci milenyum başından gelen bir edebi metin onları “insan yüzlü, köpek kuranızlığı, maymun yapılı” olarak tanımlar. Bu verilere dayanarak, yerli halkların yabancı ve barbar olarak gördükleri Gutilerin bir süre Babil ülkesi bazı bölgelerini siyasi olarak kontrol altına aldıkları sonucuna varabiliriz (Gutians, 3).

Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop, doğrusu, bu algının gerçek olup olmadığını bilmenin bir yolu olmadığını açıkça belirtir. Gutiler, gerçekten de tasvir edildikleri kadar kötü insanlarmıydı? Yoksa yabancı egemenliğine ve alışılmadık gelenek ve ritüel uygulamalrına karşı çıkan tarih yazıcılarınca kötülenmişlermiydi? Ne yazık ki, bu sorunun gerçek bir cevabı bulunmuyor.

Sonuç

Ur Kralı Şulgi, Gutileri topraklarından çıkardıktan sonra bile Mezopotamya tarihinde rol oynamaya devam etmişlerdir. Asurluların, Medleri, Gutiler olarak adlandırarak, “Gutiler” terimini yabancı, tehlikeli veya tehditkâr olarak anlaşılmasını sağlarken, Gutiler teriminin herkes için bu anlamda varsayılan bir terim haline geldiği yönündeki modern teoriyi destekler. Asur Kralı Asurbanipal (668-627), Babilde isyan olaylarını kışkırtma konusunda “Gutileri” sorumlu tutmuş ve daha sonra Babil Kralı Nabondis (MÖ 556-539), Sippar şehri tapınağının yıkılmasından da Gutilerin sorumlu olduklarını iddia etmiştir.

Nabonidus Chronicle
Nabonidus Kroniği Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Pers Kralı II. Kiros’nun (MÖ yaklaşık 550-530) başında bulunduğu Ahameniş İmparatorluğu MÖ 539 yılında Babil İmparatorluğunu ele geçirdiği zaman Gutilerden paralı askerleri seferber etmiş ve muhtemelen diğer seferlerinde de yine Gutileri görevlendirmiştir. Ancak, Ahameniş güçlerinin Mezopotamya’yı fethinden sonra Gutiler tarihten silinmişlerdi. Adları “barbarlar”a yapılan göndermelerle devam etmiş gibi görünse de, belirtildiği üzere, daha sonraki Gutilerin, Akkad’ın düşüşünden veya Sümerin yıkılmasından sorumlu tutulan aynı halk olması pek olası görünmüyor.

Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop, “Gutiler” veya “Gutium/Gutiya”ya dair birçok referans toplanabilse de, bu referans konuları bize bir halkın veya bir ülke tarihini yazmamıza yeterince imkân vermez” diye belirtir (Gutians,3). Ne yazık ki, bu iddia, bu aşamada Gutiler hakında yapılabilecek en doğru açıklamadır. Modern dönem araştırmaları Gutileri etnik olarak Kürtlerle ilişkilendirmeye çalışsalar da, Gutilerin kim oldukları kesin olarak belirtilemediğinden dolayı bu ilişkilendirme pek olası görünmemekte ve Gutiler hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkana kadar bu durum değişmeyecektir.

Sorular & Cevaplar

Gutiler kimdi?

Sümer ve daha sonra Asur tarihi yazıcıları, Gutileri eski Mezopotamya bölgesini işgal eden ve Akkad İmparatorluğunu yıkan bir halk olarak tanımlarlar. Kim oldukarı ve nereden geldikleri somut olarak bilinmiyor.

Gutiler gerçekten de Akkad İmparatorluğunun çöküşüne neden olmuşlar mıydı?

Sümer tarih yazıcıları Akkad İmparatorluğu çöküşünü Gutilere atfederler, ancak modern dönem araştırmaları uzun süreden beri devam eden bu varsayımı sorgulamay tabii tutar ve iklim değişikliğinin Akkad’ı zayıflattığını, bu nedenle Gutiler de dâhil olmak üzere herkesin Akkad çöküşüne neden olabileceğini öne sürereler.

Gutiler Nereden Gelmişlerdi?

Sümer tarih yazıcıları, yaşam sürdükleri bölgeyi Doğudan, günümüz İran’ı olan Zagros Dağları çevresinden geldiklerini iddia ederler.

Gutilere Ne olmuştu?

Gutilere ne olduğu bilinmiyor çünkü kim oldukları da net olarak bilinmiyor. Tarihçiler, Akkad’ı yıktıkları söylenen “Gutilerin”, daha sonraki dönemlerde Sümer, Asur ve Babil şehirlerine saldıran “Gutilerle” neredeyse kesinlikle aynı kişiler olmadıklarını düzenli olarak belirtirler. “Gutians” tanımlaması, barbar veya “yabancı işgalci” anlamında bir tanımlama haline gelmiş gibi görünüyor, bundan dolayı Akkad’ı yıkan halkların başına ne geldiği bilinmiyor.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, Dünya Tarihi Ansiklopedisi'nin kurucu ortağı ve içerik direktörüdür. Daha önce New York'taki Marist College’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca pek çok yere seyahat etmiş, Yunanistan ve Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Nisan 02). Gutiler: Sümer Tarih Yazıcılarının Büyük Kötü Halkı. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Gutiler: Sümer Tarih Yazıcılarının Büyük Kötü Halkı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Nisan 02, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Gutiler: Sümer Tarih Yazıcılarının Büyük Kötü Halkı." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 02 Nis 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/.

Reklamları Kaldır