Rönesans Hümanizmi

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Ceren Erkılıç tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Virtue Triumphant over Vice by Mantegna (by Andrea Mantegna, Public Domain)
Mantegna'nın ''Erdemin Kötülük Üzerindeki Zaferi'' adlı eseri Andrea Mantegna (Public Domain)

Rönesans hümanizmi, Klasik Antik Dünyaya yeniden ilgi duyulması ve din yerine insan olmanın anlamına odaklanan entelektüel bir akımdır. Çıkış yeri, 14.yüzyıl İtalya'sına ve Petrarch (1304-1374) gibi ''kayıp'' antik el yazması eserleri araştıran yazarlara dayanır. 15.yüzyıla gelindiğinde hümanizm Avrupa çapında yayıldı.

Hümanistler, Klasik Antik Çağ edebiyatı eğitimine ve insanın hem kendi iyiliği hem de yaşadağı toplumun iyiliği için kendi tam potansiyelini fark ettiği toplumsal erdemi önemli buluyorlardı. Hümanizmin zor tanımlanması ve sürekli değişen yapısı, hümanizmin 1400-1600 Avrupa'sının belirleyici özelliği olarak geniş çapta kabul görmesine engel olmamıştır. Bu dönemin fikirlerinin, Rönesans ya da ''yeniden doğuş'' olarak tanımlanmasının nedeni de budur.

Hümanizmin Tanımı

Hümanizm, 19.yüzyılda Klasik Antik Çağ eserlerini doğrudan kapsamlı bir eğitimin önemli bir parçası (ama tek parçası olmadığı) olduğunu savunan rönesans fikrinin tanımlamak için ortaya atılmış bir terimdi. Bu bakış açısından yola çıkarak insanlık çalışmaları dini çalışmalara kıyasla daha öncelikli olmalıydı (hümanist çalışmalar tarafından göz ardı edilmesi veya çelişmesi gerekmeyen). Toplumun önemi, bireysel erdem, latin dilbilgisi, hitabet teknikleri, tarih, edebiyattaki ve şiirdeki kurallar ve ahlak felsefesi hümanistlerin ilgili olduğu önemli klasik ideallerdi. Bu hümanist eğitim anlayışı, onu benimseyenlerde her şeyi kapsayan bir felsefe ya da dünya görüşü oluşturmadı. Hümanist eğitimine sahip bir kişi Katolik veya Protestan olabilirdi, örneğin; birçok öğrenci ilahiyat, hukuk ve tıp gibi çok farklı alanlarda eğitim görmeye devam ettiler.

Antik dünyanın, 15.yüyzılda yaşayan insanlara öğreteceği çok önemli bir şey olduğu fikri oldukça yaygınlaştı.

Modern dünyada hümanizm kavramı, farklı anlamlar kazandı (mantıksal ve dinsel olmayan bir hayat tarzı) ve bu yüzden gerçek amacını korumak için 1400-1600 yılları 'Rönesans Hümanizmi' olarak adlandırıldı. Ama şunu hatırlamakta fayda var, Rönesans düşünürleri hümanizm terimini kullanmamışlardır ve her konuya katılmazlar. Bu tanımlamadan kaynaklanan problemlerden dolayı bazı tarihçiler, Romalı devlet adamı Cicero (M.Ö.106-43) tarafından ortaya atılan ve Florensalı bilim insanı Coluccio Salutati tarafından yeniden canlandırılan ''studia humanitatis'' kavramını kullanmayı tercih ediyorlar. Studia humanitatis, dinsel meseleler yerine insan olmanın ne olduğuyla, tam olarak bireysel erdemin geniş perspektifte ne olduğuyla ilgili ve kaç bireyin gerçekten toplumsal hayata katıldığıyla ilgili meselelerden bahseder.

Rönesans hümanizminin başlıca konuları:

  • Klasik antik döneme ait edebiyat ve sanata ilgi
  • Latince'yi etkili kullanım ve filolojiye ilgi
  • faydalı bireyler oluşturmak için eğitimin önemi ve gücü
  • bireysel ve toplumsal erdemin desteklenmesi
  • Skolastizmin reddedilmesi
  • dini olmayan çalışmaların desteklenmesi
  • bireyin ve onun ahlaki bağımsızlığına önemine inanış
  • gözlemin, eleştirel analizin ve yaratıcılığın önemine inanış
  • şairlerin, yazarların ve sanatçıların daha iyi bir yaşam için insanlara yön gösterebileceği inancı
  • ''İnsan olmak nedir?'' sorusu

Six Tuscan Poets by Vasari
Vasari'nin ''Altı Toskana Şairi'' Minneapolis Institute of Art (Public Domain)

Klasiklerin yeniden doğuşunun kaynakları

Hümanizm hareketi, Rönesans dönemi daha başlamadan önce yaşayan üç İtalyan yazara kadar dayanabilir: Dante Alighieri (1265-1321), Petrarch ve Giovanni Boccaccio (1313-1375). Bu üç yazarın da eserleri Rönesans döneminde yeniden ilgi kazandı ve kurucu babası olarak adlandırıldı. İlk olarak Dante ve merkezinde kurtuluşa nasıl erişileceğine dair bir mesaj olmasıyla beraber onun İlahi Komedayası (yaklaşık 1319), bütünüyle din odaklı eserlerden, insanlığın tanrının evrenindeki rolünü ele alan eserlere doğru ince bir geçişi temsil ediyordu. İlahı Komedya, rehber olarak görev yapan Romalı şair Vergilius'tan (M.Ö. 70-19) antik dönemin birçok tarihi figürüne kadar uzanan, açıkça klasik unsurlar barındırıyordu.

Sonrasında aynı derece dindar olan ama eserlerinde Katolik Kilisesi'nin yolsuzluk ve gösterişe aşırı düşkünlük gibi unsurlarını eleştiren Petrarch geldi. Petrarch, kilisenin dogmalarına sıkı sıkıya bağlı olan ve bilginler arasında hiçbir sonuca bağlanmayan tartışamalar çıkartan skolastizmi reddediyordu. Antik çağ çalışmalarına en büyük katkısını gizemli manastır kütüphanelerinde ''kaybolmuş'' olan el yazmalarını bularak yaptı. Ünlü buluşlarının arasında Cicero'dan birçok eser ve mektup vardı.

Yunan bilim insanları çöken bizans imparatorluğundan kaçtı ve kendileriyle birlikte Avrupa'ya klasik metinleri götürdüler.

Petrarch, yeni altın çağın düşüncelerine ve politikasına erişebilmek için antik çağın ideallerine dönmek , şairlerin ve bilginlerin eğitimde köklü değişim yapmalarına izin vermek gerektiğini düşünüyordu. Antik çağ ile bu yeni şafak arasındaki bir ara dönemde yaşamıştı ve kendisi bu dönemi küçümseyici bir ifadeyle ''uyku'' dönemi olarak adlandırmıştı. Bu dönemin sonraki Rönesans düşünürleri tarafından benimsenmesi, Orta Çağın kültürel anlamda karanlık bir dönem olduğu fikrinin yaygınlaşmasına büyük katkı sağladı. Dahası Petrarch'ın antik el yazmalarıyla ilgili olan eserleri, bilginleri dini olmayan merkezinde insan olan konularda cesaretlendirdi ve entelektüeller için meşru bir faaliyet haline geldi. Özetle Petrarch, sıklıkla hümanizmin babası olarak gösterildi.

Giovanni Boccaccio da klasik antik çağ ile ilgili ''kayıp'' el yazmalarını inceledi. Bunlara ek olarak, yaklaşık 1348 ve 1353 yılları arasındaki masaları kapsayan Decameron (On gün) adlı eseri hümanistlerin ilgisini çekmiştir çünkü insanın günlük yaşamıyla ilgili detayları içermektedir. Boccaccio ayrıca humanist bilginlerin kullanımı için Putperest Tanrıların Soyu gibi harika eserler üretti.

Cicero
Cicero Mary Harrsch (Photographed at the Capitoline Museum) (CC BY-NC-SA)

Bu üç yazar da Toskana yerel dilinin kullanımını (en azından şiirsel çalışmalarda) destekledi ve Latincenin üstünlüğü sekteye uğramaya başladı. Yine de hümanistler, bilimsel çalışmalarda Latinceyi tercih ettiler ve nesir için Cicero'nun, şiir için ise Vergilius'un Latincesini örnek aldılar. 1450 yılında Avrupa'ya matbaanın gelişi, hem bahsedilen bu üç yazara hem de bilginin geniş kitlelere yayılmasına yönelik önemli bir destekti. Rönesans hümanizmi icatlara çok önem verirdi. Burda yine terza rima (üç kafiyeli dizeden oluşan kıtalardan meydana gelen şiirler) buluşu ile Dante ve Boccaccio'nun yenilikçi yöntemlerle ottova rima biçimini (sekiz dizelik, her biri 11 heceden oluşan kıtalar) tanıtımı, bu düşünceyle harika bir uyum sağladı.

Klasik İdeal

1453 yılında Konstantinapol'un düşüşüyle birlikte birçok yunan bilgin yıkılan Bizans İmparatorluğundan kaçtı ve Klasik Antik Çağ metinlerini kendileriyle birlikte Avrupa'ya özellikle İtalya'ya götürdüler. Bu metinler, Petrarch gibi bilginlerin manastır kütüphanelerinde bulduğu Latince metinlere önemli bir katkı niteliğindeydi. Sonuç olarak 1515'de Klasik Antik Çağ yazarların birçok eseri basılı şekilde mevcuttu. Bu eserlerin tamamına bakıldığında özellikle Rönesans düşünürlerinin üzerinde durduğu kavram virtus (erdem ya da üstünlük) ve kamu görevi olmuştur. Petrarch, yarım yüzyıl önce bu konuyu incelemişti ama artık antik dünyanın 15.yüzyılda yaşayan insanlara çok değerleri şeyler öğretebileceği fikri gittikçe yaygınlaştı. Rönesans hümanistler artık devlet yararına toplumsal yaşamı geliştirmek için antik kaynakları kullanmak, analiz etmek ve eleştirmek istiyorlardı. Teorik bilgiler yeterli değildi, öğrenilen bilgiler devletin ve içinde yaşayan insanların yararı için pratiğe dökülmeliydi. Sonuç olarak Rönesans bilginlerin üzerine düşündüğü ''insan olmak ne demektir?'' sorusu; dinsel, felsefi, bilimsel ve sanatsal açılardan cevaplar doğurdu.

Bugün bilginlerin tarihi geçmiş veya günümüz toplumuyla alakasız düşünülen antik eserlere bu kadar ilgi göstermeleri tuhaf gelebilir. Ama hümanist düşünürler için, yeni keşfedilen birçok el yazmasında görüldüğü gibi Klasik Antik Çağ, Orta Çağ Kilisesinin kıskançlık duyduğu durağan düşünce dünyasına karşı canlı ve taze bir alternatif sundu. Bu metinlerin sunduğu yeni görüşler ve Antik Çağ bilginlerinin dünyayı ön yargısız, tarafsız bir şekilde tartışıp ve açıklamaları sayesinde tüm Rönesans sürecinin adının da işaret ettiği gibi gerçek bir entelektüel yeniden doğuş gibi görünmesini sağladı.

Hümanist bilginler, antik kaynakları eleştirmemezlik yapmıyorlardı aksine tıpkı Antik Çağ düşünürleri gibi her konuya eleştirel bir biçimde yaklaşıyorlardı. Dahası bir konuya tarafsız yaklaşabilmek için kişinin düşünsel olarak özgür olması gerekir ve bu görüşle dini ve siyasi ön yargılardan bağımsız özgür düşünen birey kavramı ortaya çıktı. Hatta dünyayı istedikleri gibi şekillendirerek ve erdemlerini kullanarak daha iyi bir yer haline getirip getiremeyeceklerini görmek için, tanrının dünyayı insanlığa bir sınav olarak verdiğini düşünenler bile vardı. Bu bağlamda hümanizm birçok düşünür için din karşıtı bir şey değildi ama ahlaki olarak özerk bireyler düşüncesine yol açtı ve bu da bireycilik anlayışını doğurdu.

16th Century CE Flemish Book Printer
16. Yüzyıl Flaman Kitap Matbaacısı The British Museum (CC BY-NC-SA)

Klasik Antik Çağ düşünürlerine hayranlık duymak için başka bir neden daha vardı: düşüncelerini etkileyici bir biçimde ifade etmeleri. Cicero, Latince'yi harika yazma konusunda en üstün örnek olarak kabul edilirdi. Retorik - modern çağın, orijinal anlamını tamamen çarpıttığı bir diğer terim - o dönemde etkileyici bir argüman sunma sanatıydı. Dahası bu sadece düşünürlerin yazmada kullandığı bir teknik değil aynı zamanda gündelik hayatta da kullanılan bir araçtı. Diğer bir deyişle retorik ikna etme sanatıdır, ikna etme ile birlikte güç de gelir. Retorik, hümanistlerin fikirlerini yaymaları için bir araç haline gelebilirdi; hatta okuryazar bir tüccardan bir dukalığın hükümdarına kadar herkesi, onların sunduğu yaşam, eğitim, çalışma ve yönetim biçimin en iyisi olduğuna ikna edebilirdi.

Hümanizmin yayılması

Matbaa, hümanist düşüncelerin kökeni olan Italya'dan kuzey Avrupa'ya yayılmasına yardımcı oldu. Rotterdamlı Desiderius Erasmus (yaklaşık 1469-1536) zamanının en ünlü hümanist bilginiydi. Erasmus, eğitimin Katolik Kilisesini sorunlarının cevabı olduğunu düşünüyordu (kökten bir değişim değil). Bu maksatla Klasik Antik Çağ yazarlarının baskılarını derledi ve Yeni Ahit'i, Latince ve Yunanca'ya yeniden çevirdi. Erasmus'un çeviriyi yapmak için orijinal metinleri sert ve eleştirel incelemesi, mevcut çevirileri üzerindeki metin çözümlemeleri ve filolojiye olan ilgisi, diğer Rönesans bilginleri üzerinde etkili olmuştur.

Erken dönem hümanistlerinin çoğunun Hristiyan olmasına rağmen eleştirel sorgumaya verilen önem, öğretilerin ikinci elden yorumlarının kitleler tarafından sorgulanmadan kabulüne dayan kilise otoriteleri ile kaçınılmaz bir çatışmaya neden oldu. Bazı hümanist bilginlerin antik pagan metinleri desteklemeleri başka bir çatışma konusuydu.

Desiderius Erasmus by Matsys
Matsys'in ''Desiderius Erasmus'' Quentin Matsys (Public Domain)

Kuzey Avrupa'da hümanist bilginler, diğer yerlere göre dini reformlara daha ilgiliydi. Bu yüzden onların hümanizm anlayışına daha çok Dini Hümanizm deniliyordu. İngiliz bilgin ve devlet adamı olan Sir Thomas More (1478-1535) bu hareketin bir figürüydü. Reformlara karşı Katolik Kilisesinin savunan biri olarak, 1516 yılında hayali bir adadaki ideal toplum hakkında bir Utopia yazdı. More, muhtemelen bu eserini İngiltere Kralı VIII. Henry'nin saltanatına ince bir eleştiri olarak yazmıştı. Ancak herkesin ortak yarar için çalıştığı ve başarısını eşit paylaştığı radikal bir toplum tasviri, başka yerdeki hümanistlerin dikkatini çekti. Plato'nun Devlet kitabına açık gönderme, klasik sever hümanistlerin ayrıca iyi bir noktaydı.

Hümanist Eğitim

Erasmus başka bir alanda daha önemliydi: Herkes için eğitim. Bilginler için teoride eğitimin ideallerini tartışmak kolaydı ama hümanizmin amacı olan eğitimin yaygınlaşması için daha fazla pratiğe ihtiyaç vardı. Bu yüzden Erasmus, On Copia (1512) gibi öğrencilere; nasıl tartışılır, metin incelemesi ve yeni metin oluşturma konularında bir sürü ders kitabı yazdı. 1512 On Writing Letters'da mektup en iyi şekilde nasıl yazılır, belirli bir alıcı kitlesine göre amaç ve etkileyici ifadeleri kullanmayı öğretiyor. Erasmus okul kurmak isteyenler için bile bir rehber hazırlamış ve önerilen müfredatları derlemiştir.

Hümanistler; retorik, ahlak felsefesi, dilbilgisi, tarih ve şiir gibi özgür sanatları kapsayan eğitime önem vermişlerdir. Antik Yunan'da olduğu gibi fiziksel egzersizi de gelişmiş bir eğitimin önemli parçası olarak görmüşlerdir. Böylece gençler kendi potansiyellerini fark edebilecek ve iyi bir vatandaş olabileceklerdi. Hümanist eğitim hayat boyu süren bir eğitimdi ve eğitimin faydalarını öğrenmek özellikle yöneticiler için hiçbir zaman geç değildi.

Bilimde Hümanizm

Etrafımızdaki dünyayı gözlemleme, analiz etme ve kategorize etme Klasik Antik Çağda olduğu gibi hümanist düşüncenin de önemli bir parçasıydı. Bu nedenle bilim, Rönesans döneminde ilk olarak matematik alanında büyük bir hızla gelişti. Polonyalı gökbilimci Nicolaus Copernicus (1473-1543), 1543 yılında yayımlanan Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine kitabında diğer yenilikçi fikirlerin yanında güneş sisteminin güneş merkezli olduğunu öne sürdü. Copernicus; klasik antik çağ eserleri üzerine çalışan, dünyayı bizzat gözlemleyen, kendi alanında o zaman kadar yapılmış çalışmaları derleyen ve sonrada ele alınana konulara yeni bir bakış açısı getiren klasik bir Rönesans düşünürüydü. Hümanizmin bilime en büyük katkısı muhtelemen cevap bulmaya ilgi ve insanların çabasıyla bulunabileceğine olan inançtı.

The School of Athens by Raphael
Raphael'den Atina Okulu Freski Raphael (Public Domain)

Sanatta Hümanizm

Urbino'da hüküm süren Federico de Montefeltro (1422-1482) ve Floransa'da hüküm süren Cosimo I de' Medici (1519-1574) gibi hükümdarla Klasik Antik Çağın büyük bir hayranıydılar ve görkemli hümanist kütüphaneleri kurdular. Aynı zamanda kendileri heykel, lahitler, kabartma paneller ve madeni para gibi Antik Çağ sanatlarının koleksiyoncularıydılar. Her ikiside sanatın büyük destekçisi oldular ve hümanist sanatçıları desteklediler. Bu, Avrupa'daki diğer hükümdarların da benimsediği bir örnek oldu.

Rönesans ressamları ve heykeltıraşları klasik mitolojiye çok ilgiliydiler ve bazen Venüs'ü üstü kapalı bir şekilde Meryem ana şeklinde özdeşleştirmek gibi Hristiyan temalarını birleştiriyorlardı. Antik düşünürler sanatta doğrudan tasvir edilmiştir, belki de bunun en ünlü örneği, Raphael'in (1483-1520) Vatikan'daki Atina Okulu freskidir.

Özellikle heykeltıraşların, bronz veya mermerle gerçeği yansıtma becerileri gibi Klasik Antik Çağ sanatçılarının yeteneklerine duyulan bir takdir de vardı. Rönesans sanatçıları bu gerçekliği kendileri yakalamak için büyük bir istek duyuyorlardı; bu süreç, Giotto'ya (d. 1267 ya da 1277 - ö. 1337) kadar dayanıyordu ve geç Rönesans dönemi Hollandalı sanatçılarının hiper-gerçekçi portreleriyle doruk noktasına ulaşır. Tıpkı Rönesans yazarları gibi sanatçılar da sadece klasik geleneği örnek almakla kalmayıp geliştirmek de istiyordu. Sonucunda, perspektifin doğru kullanımı Rönesans sanatçıları için daha büyük bir çaba haline geldi. Sanatçılar ayrıca Antik dönemdeki meslektaşlarının özellikle insan vücuduyla ilgili orantıya dair bazı matematiksel sırları bir şekilde keşfettiklerine inanıyorlardı.

Sanatçılar, eserlerinde insan deneyimlerine önem vermeye başlamıştı. Örneğin portrelerde, hümanizme yatkınlığı vurgulamak için poz veren kişinin yanında klasik bir kitap yerleştiriyorlardı. O dönemin dini eserleri bile sahnedeki insan figürlerine ve onların hikayesine odaklanıyordu. Nasıl ki hümanist yazarlar kelimelerinin güçlü etkisini çok iyi biliyorlarsa, sanatçılar da izleyicilerin üzerinde kalıcı bir estetik etki oluşturma gücünün farkındaydılar. bu etkiyi muhtemelen Michelangelo'nun Sistina Şapel tavan freski kadar iyi yansıtan başka bir örnek yoktur. Son olarak, hümanizmin bireye verdiği önem, sanatçıların artık kendilerini nasıl gördüklerinde de ifadesini buldu - sanatlarını incelemek ve gelecek nesillere adlarını taşıyacak başyapıtlar yapmak için entelektüel birikimlerini kullanan, üstün zanaatkarlar olarak.

Loggia of Ospedale degli Innocenti by Brunelleschi
Brunelleschi'nin ''Ospedale degli Innocenti Loggiası'' Sailko (CC BY-SA)

Hümanizm, antik Romadaki gibi binaların zarif, simetrik, işlevsel ve çevresindekilerle ahenlik olarak tasarlandığı Rönesans mimarisine nüfuz etmişti. Hepsinden öte binalar klasik mimarideki uzunluk ile yükseklik oranlarını sergiliyordu.

Hümanizm, Klasik Antik Çağ yazarlarına karşı duydukları saygı ve Antik Çağın bilgeliğinin bize ne öğretebileceğine merakıyla sahne sanatlarına da yansımıştır. Bu etki, özellikle insan deneyiminin derinliğini ve çeşitliliğini yansıtan karakterlerle ilgilenen William Shakespeare'in (1564-1616) oyunlarında açıkça görülür. Shakespear eserlerinde, hümanizm tartışmalarında belirli bir tarafın yanında durmamıştır ama hümanizmin güçlü aracı olan - dili - istediği etkiye ulaşmak için ustaca kullanmıştır.

Rönesans Hümanizminin Mirası

Hümanizm; eğitimi dönüştürdü, dünyanın ideallerini ve sanatını keşifleriyle, teşvikleriyle ve Klasik Antik Çağ eserlerinin uyarlamasıyla yeniden canlandırdı. Bu akım, mektuplar ve kitaplar aracılığıyla uluslararası bir bilginler ağı oluşmasına, din ile siyasetin ayrılmasına, metinlerin eleştirel bir biçimde incelenmesiyle yanlışlıkların ve hatta sahte eserlerin ortaya çıkarılmasına ve halk kütüphanelerinin kurulmasına yol açtı.

Ama kaçınılmaz olarak hümanist bilginler ve düşünürler hali hazırda fazlasıyla kapsamlı olan insan çabasının farklı alanlarında uzmanlaştıkça gruplara ayrılmaya başladılar. Ahlakçılara karşı gerçekçiler; dini tamamiyle unutmak isteyenler ve istemeyenler; cumhuriyetçiler ve muhafazakarlar vardı. Dil çalışmasını amaç edinmiş hümanistler olduğu gibi, onu yalnızca fikirleri anlamanın bir aracı olarak görenler de vardı. Bazıları düşünceye dalarak bir yaşamı tercih ederken, diğerleri hümanizmi hala siyasi uygulamalara dönüştürme fikrine bağlı kalıyordu. Bilim, sanat, tarih, felsefe ve ilahiyat olarak hepsi birbirinden ayrıldılar, bu yüzden Rönesans hümanizminin sonu geldi ve kapsamlı bir insan anlayışı elde etme çabaları, akademik uzmanlaşmanın üstün gelmesiyle dağıldı.

Hümanist hareketinin bileşenlerine ayrılmasına rağmen, insanların ciddi bir şekilde incelenmeye değer olduğu temel düşünce elbette hiçbir zaman yok olmamıştır. Hatta tam tersine daha da genişlemiş ve derinleşmiştir. Antik Çağ kaynaklarında yer alan felsefe, tarih ve edebiyat gibi incelenmesi önemli olduğu düşünülen konular beşeri bilimler olarak anılmaya başlandı. Ve bugün bunlar, dünya çapında üniversitelerdeki temel fakülteleri oluşturdular

Sorular & Cevaplar

Rönesans hümanizmi ne anlama geliyor?

Rönesans hümanizmi, 15.yüzyılda klasik antik çağ dünyasına ve çalışmalarına yeniden ilgi duyulduğu, dinden ziyade daha çok insan olmanın ne olduğuyla ilgilenildiği dönemde ortaya çıkmış entelektüel bir akımdır.

Rönesans hümanizminin özelliği nedir?

Rönesans hümanistleri Klasik Antik Çağ edebiyat eğitiminin önemine ve yurttaşlık erdemin desteklenmesine inanıyorlardı. Yani birey hem kendi iyiliği için hem de yaşadığı toplumun iyiliği için kendi tam potansiyelini fark etmesine.

Rönesans dönemindeki sanat ve mimari hümanizmi nasıl yansıtıyor?

Rönesans dönemindeki sanat ve mimari, sanatta ve yapı tasarımında bilim ve matematiğe verilen önemle hümanizmi yansıtır; bu eserler uyumlu olmalarının yanı sıra doğru perspektif ve orantıyı da doğru gösterir.

Çevirmen Hakkında

Ceren Erkılıç
Marmara Üniversitesinde mütercim tercümanlık öğrencisi.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Ağustos 03). Rönesans Hümanizmi. (C. Erkılıç, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19263/ronesans-humanizmi/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Rönesans Hümanizmi." tarafından çevrildi Ceren Erkılıç. World History Encyclopedia, Ağustos 03, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19263/ronesans-humanizmi/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Rönesans Hümanizmi." tarafından çevrildi Ceren Erkılıç. World History Encyclopedia, 03 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19263/ronesans-humanizmi/.

Reklamları Kaldır