Urartular

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Bronze Bull Head from Urartu (by Osama Shukir Muhammed Amin, Copyright)
Urartu'dan Bronz Boğa Başı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Urartu, Urartu Krallığı veya Van Krallığı olarak da bilinen, MÖ 9. yüzyıldan itibaren Antik Ermenistan, Doğu Türkiye ve Kuzeybatı İran'ın Tunç ve Demir Çağı'nda gelişen bir medeniyetti. Askeri güç ve kalelerin inşasıyla toprakları kontrol eden krallık, bilhassa metal işçiliği olmak üzere sanatlarda canlı bir üretime sahipti. Yalnızca iki yüzyıl hayatta kalan krallık, MÖ 6. yüzyılda esrarlı bir şekilde ortadan kayboldu ve ancak 19. yüzyılda yapılan kazılarla belirgin ve tanınabilir bir antik kültür olarak yeniden keşfedildi.

Urartu'nun tarihi, kapsamlı yazılı kaynakların eksikliği ve Asur gibi çağdaş düşman devletlerden gelen potansiyel olarak taraflı kaynaklara aşırı güvenilmesi yüzünden parçalı kalmaktadır. Bununla birlikte, hayatta kalan kitabeler, mimari ve eserler, devam eden arkeolojik araştırmalarla birlikte, bölgenin en tesirli antik kültürlerinden birinin şüphesiz önemini gösterecek kadar detaylı bir tarihin yeniden yaratılmasına yardımcı olmuştur.

Adlar

'Urartu', krallık için kullanılan Asur kelimesi olan urashtu'dan gelir ve "yüksek yer" anlamına gelir; muhtemelen dağlık bölgeye veya kültürün kaya çıkıntılarına tahkimat inşa etme yaygın pratiğine atıfta bulunur. Babilliler için bunlar uruatri idi ve İbraniler için krallık Ararat olarak biliniyordu. Urartular kendilerine Biaina ve devletlerine Biainili (veya Nairi Diyarı) adını verdiler.

MÖ 7. ASIRDA URARTULAR, HAZAR DENİZİ'NDEN FIRAT'IN YUKARISINA KADAR UZANAN TOPRAKLARI KONTROL EDİYORDU.

Refah

Urartu, MÖ 14. veya 13. yüzyıldan itibaren gelişen bir krallık konfederasyonundan doğmuştur. MÖ 9. asırdan itibaren Urartu olarak bilinen tanınmış ve müstakil bir devlet, muhtemelen Asur'dan gelen dış bir tehdide cevaben daha küçük olan bu krallıkları birleştiren bir devlet olarak inkişaf etmiştir. Kültür, nehirlerce iyi beslenen geniş verimli platodaki yerleşme sayesinde gelişmiştir. Mahsuller arasında buğday, arpa, darı, çavdar, susam ve keten bulunur. Bağcılık da önemliydi, bölgedeki şarapçılık muhtemelen her yerdeki en eski şarapçılıktır (başka adaylar da olsa). Urartu yerleşim mahallerinde bulunan meyve kalıntıları arasında erik, elma, kiraz, ayva ve nar bulunur.

Hayvancılık, mükemmel dağ meraları sayesinde gelişmiştir ve koyun, keçi, sığır ve at yetiştirilmiştir. Bölgedeki mineral yatakları arasında altın, gümüş, bakır, kurşun, demir ve kalay bulunur. Antik Akdeniz ile Asya ve Anadolu kültürleri arasındaki ticaret yollarının üzerindeki mevkisi de bir diğer refah kaynağıydı. Kuzey ve güneyde dağlarla korunsa da, bölgenin zenginliğinden yararlanmak isteyen doğu ve batıdan gelen saldırganlara karşı müdafaa daima gerekliydi.

Urartu
Urartu Artaxiad (CC BY-SA)

Hükümet ve Topraklar

Urartu hükümeti, yakın danışman çevresi ve mabetler ile kaleler, yollar ve kanallar gibi inşaat projelerine nezaret eden çok daha büyük bir sivil idareci grubuyla merkezi bir monarşi etrafında işledi. Kale başkenti Tuşpa, yaylalarda Van Gölü'nün doğu kıyısındaki bir kireçtaşı burnuna inşa edildi. Tuşpa daha sonra Van olarak adlandırılacak ve zirve devrinde muhtemelen 50.000 kadar yüksek bir nüfusa sahip olacaktı. Başkentte ayrıca şehrin inşa edildiği dağa oyulmuş odalardan oluşan bir kraliyet nekropolü vardı. Hayatta kalan diğer kalıntılar arasında pürüzsüz duvarlara sahip açık hava mabedi ve kayaya oyulmuş birçok kitabe bulunmaktadır. Bölgesel valiler, eyaletlerde kralı temsil ediyor, adaleti sağlıyor ve başkente geri gönderilen ayni vergileri topluyorlardı.

Krallığın bilinen ilk hükümdarı, MÖ 860-840 yılları arasında hüküm süren Arame'ydi. Asur kaynakları, krallığın ilk olarak MÖ 860-840 yılları arasında öne çıktığını belirtmektedir. MÖ 830'da, torunları sonraki iki yüzyıl boyunca hüküm sürecek olan kral I. Sarduri (MÖ 835-825) döneminde. MÖ 776'da, Argishti I (MÖ 785-760), daha sonra krallığın ikinci şehri olacak ve Armavir olarak yeniden adlandırılacak olan, Ağrı Ovası'nda Argishtihinili adlı yeni bir şehir kuracaktı. Daha sonra, MÖ 685 civarında, Kral II. Rusa (MÖ 685-645), yine Ağrı Ovası'nda önemli kuzey şehri Teishebaini'yi (modern Erivan) kurdu. Diğer önemli Urartu merkezleri Bastam, Karmir Blur, Adilcevaz ve Ayanis'ti.

DEVLET, ORDUSUNUN YILLIK SEFERLERİ VE KALE AĞI SAYESİNDE GENİŞ ZİRAİ ÜRETİM SAHALARINI KONTROL ALTINA ALMIŞTI.

Devlet, ordusunun yıllık seferleri ve kaleler ağı sayesinde geniş zirai üretim sahalarını kontrol ediyordu. Hükümdarların zayıf komşu kabilelere müteveccih politikası bazen fetihten ziyade konfederasyon ve mal ve köle şeklinde haraç toplama politikasıydı. Mamafih, MÖ 780'lerde Argishti I'in Hatti ve Dsopk'a karşı seferleri gibi kölelerin ele geçirilmesine dair kayda değer vakalar vardır; bu seferlerde 320.000 köle ele geçirdiği söylenir. MÖ 7. yüzyılda Urartu, Hazar Denizi'nden Yukarı Fırat'a (doğudan batıya) ve kuzeyde Kafkas dağlarından güneyde Toros Sıradağları'na kadar uzanan toprakları kontrol ediyordu. Ancak, bilim insanları tarafından kesin toprak kapsamı hususunda fikir birliği sağlanmamıştır.

Savaş

Bütün Urartu kralları ordularını savaşta idare etmiş gibi görünüyor. Mabetlerde adanmış olanların da belirttiği gibi silahlar arasında demir ve bronz kılıçlar, mızraklar ve ciritlerin yanı sıra yaylar da vardı. Mitolojik mahluklar, boğalar ve aslanların resimleriyle tezyin edilmiş büyük merkez çıkıntıları olan ağır kalkanlar kullanılıyordu. Ayrıca, en azından elitlerce giyilen miğferler ve metal pullu zırhlara dair deliller de vardır. Baş düşman Neo-Asur İmparatorluğu'ydu, ancak iki devlet arasındaki ticaret münasebetlerine dair deliller de var. Asurlularca savaş arabalarının kullanılması göz önüne alındığında, bilhassa Urartuların at yetiştiriciliğindeki ünü göz önüne alındığında, rakiplerinin de bunları kullandığını farzetmek makul görünüyor. Urartu, MÖ 8. yüzyılın ortalarında bazı zaferler elde etti, ancak Asur hükümdarı III. Tiglat-Pileser (MÖ 745-727) seleflerinden daha saldırgandı ve Tuşpa'yı kuşattı. İki devlet arasındaki bir diğer önemli çatışma, MÖ 714'te II. Sargon'un (MÖ 722-705) seferi esnasında yaşandı. Urartu'nun diğer düşmanları arasında Kimmerler, İskitler ve son olarak Medler vardı.

Din

Yiyecek, silah ve kıymetli eşya adakları, şarap ikramları ve hayvan kurbanları, hepsi tanrılara mahsus açık hava ritüel sahalarında ve kaya yüzlerine oyulmuş ve "Tanrılara Kapılar" olarak bilinen sahte kapılarda yapılırdı. Urartu dininin panteonu, Hurri Teşub'undan fırtına ve gök gürültüsü tanrısı Teişeba gibi benzersiz ve Hurri tanrılarının bir karışımını içerir. MÖ 9. yüzyılın ortalarında kral İşpuini, Haldi'yi (Khaldi) yabancı kökenli bir tanrı olarak tanrıların başına terfi ettirdi, ancak savaşla irtibatlandırılması dışında rolü ve fonksiyonu meçhuldür. Haldi genelde gücünün sembolü olarak bir boğa veya aslanın üzerinde duran bir adam olarak tasvir edilir.

Bas Relief of Haldi
Haldi'nin Alçak Kabartması James Blake Wiener (CC BY-NC-SA)

Haldi, bilhassa, güçlendirilmiş köşeleri olan belirgin kare kulelere sahip mabetler inşa ettirdi. Bu tanrı o kadar mühimdi ki Urartular bazen Haldianlar veya "Haldi'nin çocukları" olarak anılırdı. Hüküm süren kral "Haldi'nin hizmetkarı" olarak bilinirdi ve bütün savaşlar onun namına yapılırdı.

Bir diğer mühim tanrı ise kanatlı bir güneş diski ile temsil edildiği düşünülen Güneş tanrısı Şivani'ydi ve muhtemelen aynı çağrışımdaki Mısır tanrısı Ra'dan ilham alınmıştı. Haldi'nin eşi Arubani en önemli kadın tanrıçaydı; Sielardi ay tanrıçasıydı ve Sardi bir yıldız tanrıçasıydı. Urartu sanatı, Mezopotamya kültürlerinde yaygın olan Hayat Ağacı sembolünü içerir ve genelde her iki yanında adak sunan bir figürle gösterilir.

Mimarlık

Urartulular yenilikçi ve hırslı mimarlardı. Önemli inşaat projeleri arasında Artos dağlarından başkente tatlı su getiren 80 kilometre uzunluğundaki taş kaplı kanal da yer alıyor. Yapı, Kral Menua (M.Ö. 810-785) tarafından inşa edilmiş ve üzüm bağları ile meyve bahçelerinin yaygınlaşmasına imkan tanımış ve bunun neticesinde Tuşpa bir bahçe şehri olarak şöhret kazanmıştır.

Günümüzde çok az yapı ayakta kalabilmiş olsa da, Asur kralı Sargon'un sarayındaki bir kabartmada bir Urartu mabedi örneği görülebilir. Kabartma, M.Ö. 714'te Asurlularca yağmalanmadan önce Ardini'deki Haldi Mabedi'ni göstermektedir. Yapının altı sütunlu cephesi ve üçgen alınlığı vardır, dış duvarlardan kalkanlar sarkmaktadır ve girişin her iki yanında büyük bir küp bulunmaktadır.

Urartu surlarından geriye çok az şey kalmış olsa da, en önemli ve en iyi korunmuş kalelerden biri, günümüz Ermenistan başkenti Erivan yakınlarındaki Erebuni'dedir. Kral I. Argişti devrinde inşa edilen sur duvarlarının büyüleyici bölümleri bugün hala ayaktadır. Urartu surlarının tipik hususiyetleri, büyük kare bloklardan yapılmış taş temellerle ve kulelerle desteklenen devasa duvarlardır. Urartu surlarının Asur kabartmalarında, bu kuleler siperlidir ve pencereleri vardır. Antik çağlardan beri ayakta kalmaları, bilhassa bölgenin sık ve güçlü depremlere maruz kalması göz önüne alındığında, Urartuların inşaat becerilerinin bir delilidir.

Section of Walls, Erebuni Fortress
Erebuni Kalesi Surlarının Kesiti James Blake Wiener (CC BY-NC-SA)

Saray binaları, umumiyetle çatısı merkeze yerleştirilmiş ahşap bir sütunla desteklenen çok sayıda odadan ve daha büyük salonlardan oluşur ve ikincisi çok sayıda sütun sırası ile desteklenir. Diğer hususiyetler arasında, yiyecek, şarap ve bira koymak için büyük çömlek kavanozlarının zemine gömüldüğü açık avlular ve depolar bulunur. Bu batık küplerin daha büyük örneklerinin her biri yaklaşık 750 litre (200 galon) kapasiteye sahiptir. Muhtemelen yangın riski sebebiyle konut binalarından uzakta bulunan yapılar arasında çömlekçiler ve eritme fırınları bulunur.

İÇ DUVARLAR FRESKLERİ TAŞIYABİLİR VE BAZEN DE İÇİNE DEKORATİF BRONZ LEVHALARIN YERLEŞTİRİLDİĞİ BOŞLUKLAR DA OLUŞTURULURDU.

Kullanılan malzemeler arasında harç kullanılmadan bir araya getirilmiş büyük "kiklopik" bloklar, işlenmiş taş bloklar ve kerpiç tuğlalar yer alır. Çatı, ahşap kirişler veya kerpiç tuğlalardan yapılmış beşik tonozlar kullanılarak yapılırdı. Daha prestijli binalarda döşeme taştan yapılırdı ve günümüze ulaşan örneklerde ya büyük bazalt levhalar yahut da geometrik tasarımlara sahip büyük taş polikrom mozaikler bulunurdu. İç duvarlar fresklerle kaplı olabilirdi ve bazen içlerine dekoratif bronz plakalar veya kırmızı, beyaz veya siyah kesilmiş taş levhalar yerleştirilmiş boşluklar da olurdu. Kapılar kalın ahşap tahtalardan yapılır ve menteşeli bronz bir mandal kullanılarak kilitlenirdi.

Materyal Kültür

Urartu'nun servet ve refahı, bilhassa çanak çömlek, dini adak olarak kullanılan objeler ve bronz işçiliği örnekleri olmak üzere maddi kültürüne dair hayatta kalan bol miktarda delille teyit edilmektedir. Parçalar haricinde büyük ölçekli taş heykeller hayatta kalmamıştır. Kazılar, Urartu şehirlerinde iç duvar resimleri olan hem kamu hem de özel binaları ortaya çıkarmıştır. Bunlar, alçı üzerine boyanmış, hayatta kalan parçalar hayvanlar, efsanevi yaratıklar, tanrı alayları ve tarım ile avcılık gibi günlük hayattan sahneleri göstermektedir. Arka planlar umumen beyazdır, ana hatlar siyahla çizilir ve en yaygın kullanılan renkler mavi ve kırmızıdır.

Urartian Horse Mural Fragment
Urartu At Duvar Resmi Parçası James Blake Wiener (CC BY-NC-SA)

Metal işçiliğinin bölgede uzun bir geçmişi vardır ve MÖ 10. asra kadar uzanır. Urartu krallığındaki zanaatkarlar bronz ve bakırdan mücevher, at gemleri, miğferler, tokalar ve şamdanlar gibi mahsuller üretmişlerdir. Ağız çevresinde hayvan veya insan başları bulunan büyük bronz kazanlar çokça üretilmiştir. Metal ürünler dökülmüş, kabartılmış, altınla işlenmiş veya desenlerle kazınmıştır. Urartu sanatı en iyi yuvarlak olarak yapılmış bronz heykellerde görülür ve bilhassa mevzu seçiminde - aslanlar, boğalar, grifonlar ve sentorlar gibi mitolojik mahluklar ve bilhassa at binicileri olmak üzere askeri temalarda Asur'un tesirinde kalmıştır. Dini sanat, Haldi, Teişeba ve Şivani gibi önemli tanrıların bronz figürlerini ihtiva eder. Kemikten yapılmış bir kadın tanrıça ve bir balık-adam, kuş-adam ve akrep-adamın melez figürleri gibi bazı tanrılar tanımlanmamıştır. Kraliyet hanesine ait olan bu bronz eşyalar, Asya dışında bulunan Urartu eserlerinin, mesela Orta İtalya'daki Etrüsk mezarlarının tanımlanmasına da yardımcı olan kitabelerle tanımlanmıştır. Urartu sanatında kullanılan diğer malzemeler arasında fildişi, yarı değerli taşlar ve geyik boynuzları bulunur.

Erken Urartu yazıları basit piktogramlar kullanmıştır, ama çivi yazısı komşu muasır Mezopotamya kültürlerinden benimsenmiş ve uyarlanmıştır. Takriben 400 örneği bulunan krallıktan günümüze ulaşan çivi yazısı kitabeleri, Urartu dilinin Hurrice ile münasebetli olduğunu ve iki dilin muhtemelen MÖ 3. veya 2. binyıla tarihlenen ortak bir ata dilini paylaştığını göstermektedir.

Gerileme

MÖ 7. yüzyılda Urartu krallığı, MÖ 640 ile 590 yılları arasında şehirleri yok edildiğinde esrarlı ama şiddetli bir sonla karşılaştı. Devlet muhtemelen Asurlularla onlarca yıl süren savaşlar yüzünden zayıflamıştı ve kendi imparatorluğunu kontrol edemeyecek kadar genişlemiş olabilirdi. Failler bilinmiyor ancak İskitler bir namzet, Kimmerler bir diğeri ve hatta muhtemelen Urartu krallarınca idare edilen topraklardan gelen güçler de.

Teişebaini'nin tahrip edilmiş bölgesinde bulunan, İskit okçularına mahsus üç uçlu ok uçlarının bulunması düşündürücüdür. Şehrin MÖ 594 ile 590 yılları arasında bir yangınla yok edilmesi beklenmedik bir vaziyet gibidir, ambarlar yakın zamanda doldurulmuş ve silahlar ile kıymetli eşyalar aceleyle terk edilmiş gibi görünmektedir. Urartu'nun çeşitli şehirlerinin iki veya üç on yıllık bir süre içinde farklı zamanlarda farklı halklara mağlup düşmüş olması muhtemeldir.

Urartu krallığının bir zamanlar işgal ettiği topraklar, MÖ 585'ten itibaren Medlerce zaptedildi ve ardından MÖ 6. yüzyılın ortalarında Büyük Kiros'un Ahameniş İmparatorluğu'na dahil edildi. Ancak Urartu dili Helenistik devre kadar varlığını sürdürdü. Birçok Urartu kasabası, antik çağ boyunca önemli yerleşmelerin yeri haline geldi ve Urartu adlarının çoğu bugün de varlığını sürdürüyor. Kayıt altına alınmamış ve antik Yunan tarihçilerince bilinmeyen Urartu, mühim bir bölgesel Bronz Çağı kültürü olarak yerini alabilmek için 19. yüzyıldaki arkeolojik kazıları beklemeye mecbur kaldı.

This article was made possible with generous support from the National Association for Armenian Studies and Research and the Knights of Vartan Fund for Armenian Studies.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Temmuz 20). Urartular. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-16770/urartular/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Urartular." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Temmuz 20, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-16770/urartular/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Urartular." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 20 Tem 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-16770/urartular/.

Reklamları Kaldır