Bizans Sanatı

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
The Vladimir Icon (by Unknown Artist, Public Domain)
Vladimir İkonu Unknown Artist (Public Domain)

Bizans sanatı (4.-15. yüzyıllar), umumi olarak klasik geleneğin natüralizminden daha mücerret ve üniversele doğru bir yönelişle karakterize edilir; iki boyutlu tasvirlere bariz bir ilgi vardır ve dini bir mesaj ihtiva eden sanat eserleri baskındır. Bununla birlikte, 12. yüzyıla gelindiğinde Bizans sanatı çok daha büyüleyici ve yaratıcı hale gelmiştir ve birçok mevzu devamlı tekrarlansa da, çağlar boyunca detaylarda farklılıklar vardır. Günümüze ulaşan sanat eserlerinin pek çoğunun mevzusunun dini olduğu doğru olsa da, bu vaziyet sonraki asırlardaki bir seçimin neticesi olabilir; çünkü Bizans kaynaklarında seküler sanata bolca atıf vardır ve klasik ikonografiye sahip pagan mevzular 10. yüzyıla ve sonrasına kadar üretilmeye devam etmiştir. Parlak taşlar, altın mozaikler, canlı duvar resimleri, karmaşık oymalı fildişi ve genelde kıymetli metaller kullanan Bizans sanatçıları, binalardan kitaplara kadar her şeyi güzelleştirmiştir ve en büyük ve en kalıcı mirasları şüphesiz dünyanın dört bir yanındaki Hristiyan kiliselerini süslemeye devam eden ikonalardır.

Tesirler

Bizans, en erken devrinde Roma İmparatorluğu'nun doğu kolu olduğundan, Bizans eserlerinde güçlü bir Roma, daha doğrusu Klasik tesirin baskın olması şaşırtıcı değildir. Antik sanat eserlerini toplama, takdir etme ve hususi olarak teşhir etme geleneği, Bizans'ın daha zengin sınıfları arasında da devam etmiştir. Bizans sanatı hem değişmez hem de evrimlidir; Klasik gelenekler ve ananevi dini sahneler gibi temalar yüzyıllar boyunca yeniden işlenmiştir, ancak aynı zamanda, ferdi eserlerin daha yakından incelenmesi, sanata devamlı değişen bir yaklaşımın detaylarını meydana çıkarır. Aynı mekanlar ve aynı karakterlerle aşina bir hikâyeyi düzenli olarak yeniden çeken modern sinema gibi, Bizans sanatkârları da eserlerinin pratik nihai fonksiyonunun sınırları içinde çalışarak bir mevzuyu en iyi nasıl sunacaklarına, ortaya çıkan yeni etkilerden neleri ilave edip çıkaracaklarına ve bu devrin sonunda eserlerini daha önce hiç olmadığı kadar şahsileştirmeye karar verdiler.

BİZANS İmparatorluğu'nda sanatKÂR ile zanaatkÂr arasında neredeyse hiç FARK yoktu, her İKİSİ de MUAYYEN BİR GAYE İÇİN güzel NESNELER İMAL EDİYORDU.

Bizans İmparatorluğu'nun birçok açıdan Roma'dan çok daha Yunan olduğunu ve Helenistik sanatın, bilhassa da natüralizm fikrinin etkili olmaya devam ettiğini hatırlamak önemlidir. Aynı zamanda, imparatorluğun coğrafi genişliğinin de sanat üzerinde tesirleri oldu. İskenderiye'de daha katı (ve bazılarına göre daha az zarif) Kıpti tarzı, 6. yüzyıldan itibaren yaygınlaşarak baskın Helenistik tarzın yerini aldı. Yarı tonlu renklerden kaçınıldı ve daha parlak renkler tercih edildi; figürler ise daha basık ve daha az gerçekçiydi. Artistik etkinin bir diğer sahası da, "oryantalist" tarzın benimsendiği, yani kurdeleler, Hayat Ağacı, koç başları ve çift kanatlı mahluklar gibi Pers ile Orta Asya sanatından motiflerin özümsendiği ve Suriye sanatında görülen tam cepheden portrelerin yer aldığı Antakya'ydı. Bu büyük şehirlerin sanatı da, eserlerini, usul ve fikirlerini İmparatorluk sathına yayan bir sanat endüstrisinin mihver noktası haline gelen Konstantinopolis'te üretilenleri etkiledi.

Byzantine Chalice
Bizans Kadehi Dimitris Kamaras (CC BY)

Bizans İmparatorluğu asırlar boyunca devamlı genişleyip küçülüyordu ve bu coğrafya, zamanla yeni fikirlere daha kolay ulaşıldıkça sanata tesir etti. Fikirler ve sanat eserleri, kraliyetin diğer hükümdarlara verdiği hediyeler, diplomatik elçilikler, dini misyonlar ve hediyelik eşya satın alan zengin gezginler vasıtasıyla kültürler arasında daima yayıldı; sanatçıların kendi hareketlerinden bahsetmeye bile lüzum yok. Mesela, 13. yüzyılın başlarından itibaren Bizans, tıpkı Bizanslıların 9. yüzyılda İtalya'da daha fazla varlık gösterdiği devirde olduğu gibi, Batı Avrupa ile çok daha fazla temastan etkilendi. Tesir elbette ters istikamette de ilerledi; Bizans'ın artistik fikirleri, bilhassa Bizans ikonografisinin İtalyan Rönesans sanatına tesir edeceği Sicilya ve Girit gibi üslerden dışarıya yayıldı. Kuzeydoğuda da Bizans sanatı Ermenistan, Gürcistan ve Rusya gibi yerleri etkiledi. Son olarak, Bizans sanatı, Ortodoks sanatı içinde güçlü bir gelenek olarak hâlâ canlılığını sürdürüyor.

Sanatkârlar

Bizans İmparatorluğu'nda sanatkâr ve zanaatkâr arasında çok az fark vardı veya hiç yoktu; her ikisi de muayyen bir gaye için güzel nesneler imal ediyordu; ister kıymetli bir eşyayı saklamak için bir kutu, ister dindarlık ve saygı duygularını uyandırmak için bir ikon olsun. Bildiğimiz bazı meslek unvanları zographos ve historiographos (ressam), maistor (usta) ve ktistes'tir (yaratıcı). Ayrıca, bilhassa resimli el yazmaları yaratan birçok sanatçı rahip veya keşişti. Sanatçıların kadın olmadığına dair bir delil yok, ancak muhtemelen tekstil ve baskılı ipeklerde ustalaştılar. Heykeltıraşlar, fildişi işçileri ve emayeciler yıllarca eğitim almış uzmanlardı, ancak diğer sanat formlarında aynı sanatçının el yazmaları, ikonlar, mozaikler ve duvar resimleri üretmesi yaygındı.

Byzantine Book Cover with Icon
Bizans'tan İkonlu Kitap Kapağı The Metropolitan Museum of Art (Copyright)

13. asırdan önce bir sanatçının eserini imzalaması nadirdi ve bu, sanatçının sosyal statüsünün düşük olduğunu, eserlerin sanatçı ekiplerince yaratıldığını veya sanat eserinin bu şekilde şahsileştirilmesinin, bilhassa dini sanatta, gayesine mugayir görüldüğünü yansıtıyor olabilir. Sanatçılar, eserlerini sipariş eden patronlarca destekleniyordu; bunlar arasında imparatorlar ve manastırlar başta olmak üzere, kadınlar, bilhassa dullar da dahil olmak üzere birçok özel kişi de vardı.

Freskolar ve Resimler

Bizans Hristiyan sanatının üçlü bir gayesi vardı: bir yapıyı güzelleştirmek, okuma yazma bilmeyenlere ruhlarının refahı için hayati önem taşıyan mevzularda bilgi vermek ve inananları kurtuluşa giden doğru yolda olduklarına ikna etmek. Bu sebeple Bizans kiliselerinin iç mekanları resimler ve mozaiklerle kaplıydı. Yüksek tavanları ve uzun yan duvarlarıyla büyük Hristiyan bazilika binası, cemaate görsel mesajlar göndermek için ideal bir ortam sağlıyordu; ancak en mütevazı mabetler dahi umumi olarak bol miktarda fresklerle süsleniyordu. Mevzularıysa mecburi olarak sınırlıydı - İncil'deki önemli hadiseler ve kişiler - ve hatta onların yerleri bile ananevi hale gelmişti. İsa Mesih'in bir tasviri sıklıkla merkezi kubbeyi kaplar, kubbenin çıkıntısında peygamberler, tonoz ve kubbe arasındaki birleşme yerlerinde evanjelistler, mukaddes sahada Meryem Ana ve çocuk, duvarlarda ise Yeni Ahit'ten sahneler ve azizlerin hayatları yer alırdı.

The Virgin and Child Mosaic, Hagia Sophia
Hz. Meryem ve Hz. İsa Mozaiği, Ayasofya Hagia Sophia Research Team (CC BY-NC-SA)

Duvarlar ve kubbelerin yanı sıra, bilhassa geç İmparatorluk çağında küçük boyalı ahşap paneller de popüler bir malzemeydi. Edebi kaynaklar, piskoposlardan aktrislere kadar çok muhtelif kişilerce sipariş edilen küçük taşınabilir portre resimlerinden bahseder. El yazması eserler için yapılan resimler de resim maharetlerinin kıymetli bir çıkış noktasıydı ve bunlar hem dini mevzuları hem de taç giyme törenleri ve ünlü savaşlar gibi tarihi hadiseleri kapsıyordu.

İkonlar - MUKADDES FİGÜRLERİN TEMSİLLERİ - 3. yüzyıldan İTİBAREN BİZANS HIRİSTİYANLARINCA tapınma MAKSADIYLA yaratıldı.

12. asırda yaygın olan daha büyüleyici ve hümanist tarzın güzel numuneleri, Makedonya'daki Nerezi'de bulunan 1164 tarihli duvar resimleridir. Haçtan sahneler gösteren bu resimler, kahramanların ümitsizliğini aksettirir. 13. yüzyıldan itibaren fertler kişilikli bir şekilde resmedilir ve detaylara daha fazla dikkat edilir. Trabzon'daki Ayasofya, 1260 yılına tarihlenen bu tür resimlerden oluşan galerilere sahiptir ve bu resimlerde mevzular gerçek hayattaki modellerden ilham almış gibi görünür. Ayrıca, tesir için daha cesur bir renk kullanımı da vardır. İyi bir örnek, 1370-1375 arasında üretilen ve şu anda Paris'teki Bibliothèque Nationale'de bulunan, VI. John Kantakuzenos'un teolojik eserlerinde yer alan bir el yazması resim olan Başkalaşım'daki mavilerin kullanılmasıdır. Daha büyük ölçüde, cesur renkler ve ince detayların bu kombinasyonu en iyi Yunanistan'daki Mistra'daki muhtelif Bizans kiliselerinin duvar resimlerinde görülür.

İkonalar

Mukaddes figürlerin temsili olan ikonalar, MS 3. yüzyıldan itibaren Bizans Hristiyanları tarafından tapınma maksadıyla yaratılmıştır. Bunlar ekseriyetle mozaiklerde, duvar resimlerinde ve ahşap, metal, kıymetli taşlar, mine veya fildişinden yapılmış küçük sanat eserlerinde görülür. En yaygın form, duvara asılabilen veya taşınabilen küçük boyalı ahşap panellerdi. Bu paneller, renkli pigmentlerin balmumu ile karıştırılıp kakma olarak ahşaba yakıldığı enkaustik tekniği kullanılarak yapılırdı.

Jesus Christ Pantokrator
Kainatın Efendisi (Pantokrator) İsa Mesih Hardscarf (CC BY-NC-SA)

İkonlardaki kişiler sıklıkla tam cepheden, ya tüm vücut yahut da yalnız baş ve omuzlar gösterilerek tasvir edilir. İlahi olanla irtibatı kolaylaştırmak için dizayn edildiklerinden doğrudan izleyiciye bakarlar. Figürlerin mukaddesatını vurgulamak için sıklıkla etraflarında bir hale veya ayla bulunur. Daha nadiren, ikonlar bir anlatı sahnesinden oluşur. İkonlara dair artistik yaklaşım asırlar boyunca oldukça istikrarlıydı, ancak bu belki de şaşırtıcı olmamalı zira mevzularının özünde zamansız bir keyfiyet sunmak ve nesiller boyu tapanlara saygı aşılamak vardı - beşer ve moda değişebilir, ancak mesaj değişmezdi.

Günümüze ulaşan en eski Bizans ikonalarından bazıları, Sina Dağı'ndaki Azize Katerina Manastırı'nda bulunmaktadır. 6. yüzyıla tarihlenen ve 8. ve 9. yüzyıllarda Bizans İmparatorluğu'na yayılan ikonoklazm dalgasından kurtulan bu ikonaların en güzeli, Pantokrator İsa ile Meryem Ana ve Çocuk İsa'yı tasvir eder. Hazreti İsa'nın klasik tam cepheden poz verdiği ve sol elinde bir İncil kitabını tuttuğu, sağ eliyle de takdis ettiği Pantokrator tasviri, muhtemelen manastırın kuruluşunu kutlamak için I. Justinianus (527-565) tarafından bağışlanmıştır.

12. asra gelindiğinde, ressamlar daha fazla ifade ve ferdilik içeren çok daha samimi portreler üretiyorlardı. Günümüzde Moskova'daki Tretyakov Galerisi'nde bulunan Vladimir Bakiresi olarak bilinen ikona, yaklaşık 1125 yılında Konstantinopolis'te resmedilmiş ve çocuğun yanağını annesine bastırdığı nazik tasviriyle bu yeni tarzın mükemmel bir numunesidir.

Man Feeding Mule, Byzantine Mosaic
Katırı Besleyen Adam, Bizans Mozaiği Hagia Sophia Research Team (CC BY-NC-SA)

Mozaikler

Günümüze ulaşan duvar ve tavan mozaiklerinin çoğu dini mevzuları tasvir eder ve birçok Bizans kilisesinde bulunur. Özelliklerinden biri, Hz. İsa, Meryem Ana ve aziz figürlerine ışıltılı bir arka plan oluşturmak için altın çinilerin kullanılmasıdır. İkonAlarda ve resimlerde olduğu gibi, portreler de tam cepheden görünüŞ, hale ve genelde hareket işaretinin olmaması gibi muayyen kaidelere uyar. Konstantinopolis'teki (İstanbul) Ayasofya, bu tür mozaiklerin en ünlü örneklerini içerirken, bu sahadaki en sıra dışı çarpıcı portrelerden biri, Yunanistan'daki Daphni kubbesindeki İsa Mesih'tir. 1100 civarında üretilen bu eser, Hz. İsa'yı alışılmış ifadesiz tasvirin aksine oldukça sert bir ifadeyle göstermektedir.

6. yüzyıla tarihlenen Büyük İstanbul Sarayı mozaikleri, günlük hayattan (bilhassa avcılık) pagan tanrılar ve mitolojik mahluklarla dolu sahnelerin ilginç bir hercümercidir ve Bizans sanatında pagan temaların yerini tamamen Hristiyan temalarının almadığını bir kere daha vurgular. Mozaik sanatçıları için bir diğer seküler mevzu da imparatorlar ve eşleriydi; ancak bunlar sıklıkla Doğu Kilisesi'nin başı olarak tasvir edilir. En meşhur mozaiklerden bazıları, 540'lara tarihlenen İtalya, Ravenna'daki San Vitale Kilisesi'ndeki mozaiklerdir. İki ışıltılı panelde İmparator I. Justinianus ve eşi İmparatoriçe Theodora, maiyetleriyle birlikte resmedilmiştir.

Byzantine Empress Zoe
Bizans İmparatoriçesi Zoe Myrabella (Public Domain)

Bizans mozaik sanatkârları, eserleriyle o kadar ünlüydüler ki, Arap Emevi Halifeliği (661-750), onları Kudüs'teki Kubbet-üs-Sahra ve Şam'daki Ulu Cami'yi tezyin etmek için kullandı. Sonunda, tıpkı resimde olduğu gibi, 13. ve 14. yüzyıllarda mozaiklerdeki mevzular daha tabii, büyüleyici ve şahsiydi. Bu tarzın mükemmel numuneleri, İstanbul Kariye'deki Kurtarıcı Kilisesi'nin mozaiklerinde görülebilir.

Heykelcilik

Gerçekçi portre heykelciliği, sonraki Roma sanatının karakteristik bir hususiyeti ve bu temayül erken Bizans devrinde de devam eder. Mesela, Konstantinopolis Hipodromu'nda imparatorların ve popüler savaş arabacılarının bronz ve mermer heykelleri olduğu biliniyordu. Fildişi figür heykelciliği için de kullanılmış olsa da, günümüze yalnızca tek bir müstakil örnek ulaşabilmiştir: Bakire ve Çocuk, şu anda Londra'daki Victoria ve Albert Müzesi'ndedir. Mermer ve kireçtaşı lahitler, heykeltıraşlık sanatının bir başka çıkış noktasıydı. Ancak 6. yüzyıldan sonra, imparatorlar için bile üç boyutlu portreler nadirdi ve heykel, antik çağlardaki popülerliğine yaklaşamadı.

Ivory Pyxis Depicting Saint Menas
Aziz Menas’ı Tasvir Eden Fildişi Pyksis Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Küçük Sanatlar

Bizanslı sanatkârlar usta metal işçileriydi; mineleme ise yüksek teknik ustalık gerektiren bir başka sahaydı. Her iki maharetin bir arada kullanılmasının mükemmel bir timsali, Venedik'teki San Marco Hazinesi'nde bulunan 1070 civarına ait kadehtir. Yarı değerli taştan bir gövde ve altın bir sapla yapılmış olan kadeh, mine plakalarıyla süslenmiştir. Emaye işi mineler (camsı mineyle doldurulmuş, metal kenarlı çok sayıda bölmeye sahip nesneler) son derece popülerdi ve bu teknik muhtemelen 9. yüzyılda İtalya'dan alınmıştır. Hristiyan imajlarıyla damgalanmış gümüş tabaklar çok sayıda üretilmiş ve evlerde yemek takımı olarak kullanılmıştır. Metallerin son kullanım sahası ise, imparatorluk portreleri ve 8. yüzyıldan itibaren İsa Mesih tasvirleri için bir vasıta olan sikkelerdir.

İnciller, Tirus moruyla boyanmış sayfalara altın ve gümüş mürekkeple yazılmış, güzel metinler ve güzide resimlerle bezenmişti. Günümüze ulaşan en iyi resimli el yazmalarından biri, 867-886 yılları arasında basılan ve şu anda Paris'teki Bibliothèque Nationale'de bulunan Nazianzuslu Aziz Gregory'nin Vaazları'dır. Kitaplar genelde altın, gümüş, yarı değerli taşlar ve minelerle zarif bir şekilde kaplanırdı. Mukaddes emanetler için kullanılan emanet kapları, dekoratif sanatlar için bir başka yoldu.

Byzantine Jeweled Bracelet
Mücevherli Bizans Bilekliği Metropolitan Museum of Art (Copyright)

Taşınabilir nesneler sıklıkla Hristiyan imajlarıyla tezyin edilirdi ve bunlar arasında mücevher kutuları, fildişi, mücevher parçaları ve hacı hatıraları gibi günlük eşyalar bulunurdu. Fildişinden yapılmış paneller ve kutular gibi nesneler İskenderiye'nin hususi bir ustalık sahasıydı. Paneller, bilhassa mobilyalar olmak üzere neredeyse her şeyi süslemek için kullanılırdı. En ünlü örneklerden biri, Ravenna Başpiskoposu Maximian'ın (545-553) tahtıdır; taht, Yusuf, İsa Mesih ve İncil yazarlarının hayatlarından sahneler gösteren fildişi panellerle kaplıdır. Yün, keten, pamuk ve ipekten yapılmış tekstil mahsulleri, dizaynların kumaşa dokunduğu veya kumaşın boyalara batırılıp bazı kısımlarının bir rezistansla kaplanarak desen oluşturulduğu bir başka artistik ifade vasıtasıydı.

Nihayet, Bizans çanak çömleği büyük ölçüde kamunun dikkatinden kaçmış olsa da, çömlekçiler polikrom (beyaz zemin üzerine renkli sahnelerin çizilip ardından şeffaf bir sırla kaplanması) gibi tekniklerle ustalık kazanmışlardır; bu teknik 9. yüzyılda İtalya'ya geçmiştir. Dizayn bazen kazınıp renkli sırlarla kaplanıyordu; örneğin, şu anda Edinburgh Üniversitesi'ndeki David Talbot Rice Koleksiyonu'nda bulunan, iki güvercini tasvir eden 13.-14. yüzyıla ait ince tabakta olduğu gibi. Yaygın şekiller arasında tabaklar, çanaklar, kaseler ve tek kulplu fincanlar yer alıyordu. Çiniler sıklıkla mukaddes figürlerin ve imparatorların tasvirleriyle boyanıyor, bazen de birkaç çini birleşerek bileşik bir görüntü oluşturuyordu.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Kasım 08). Bizans Sanatı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12725/bizans-sanati/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Bizans Sanatı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Kasım 08, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12725/bizans-sanati/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Bizans Sanatı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 08 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12725/bizans-sanati/.

Reklamları Kaldır