Abraham Lincoln Suikastı

Harrison W. Mark
Yazan , Çeviren: Batuhan Aksu
tarihinde yayınlandı
Translations
bookmark_addbookmark_addedMakaleyi Kaydet headphonesSesli Versiyon printYazdır picture_as_pdfPDF

14 Nisan 1865 akşamı, ABD Başkanı Abraham Lincoln, Washington D.C.'deki Ford Tiyatrosu'nda bir oyunu izlerken John Wilkes Booth tarafından başının arkasından vuruldu. Ertesi sabah hayatını kaybetti. Bu suikast, Amerikan İç Savaşı'nın sarsıcı dehşetini hâlâ hisseden milleti derinden sarsmıştı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Rekonstrüksiyon (Yeniden Yapılanma)'a doğru giderken kendini nasıl iyileştirmeye çalışacağını da etkileyecekti.

Assassination of President Lincoln
Başkan Lincoln Suikastı Currier & Ives (Public Domain)

Arka Plan: Bir Zafer, Bir Bozgun

10 Nisan 1865 sabahı, Washington, D.C. şehri top atışlarının sesiyle uyandı. Bu ses, son dört yıldır Washingtonluların duymaktan en çok korktuğu şeydi, zira Amerikan İç Savaşı'nın kanlı dalgası sık sık şehirlerine rahatsız edici derecede yaklaşmıştı. Ama artık değil. Şimdi havada muhteşem bir şekilde akseden 500 pare top atışı sulhü müjdeliyordu – yalnızca bir gün önce, Konfederasyon Generali Robert E. Lee, Appomattox adlı bir yerde Birlik Generali Ulysses S. Grant'e teslim olmuştu. Kötü havaya rağmen, coşkulu Washingtonlular kutlama yapmak için evlerinden dışarı fırlamışlardı. Kutlamalar başladığında başkanla kahvaltı yapan gazeteci Noah Brooks, "Korkunç derecede çamurlu sokaklar insanlarla doluydu," diye yazdı. "[İnsanlar] tezahürat yapıyor, şarkı söylüyor, bayrak taşıyor ve herkese selam veriyorlardı" (Meacham, 388'de iktibas). O kasvetli gün boyunca bando müzik çaldı, insanlar ağladı ve geceleri karanlık gökyüzü havai fişeklerle aydınlandı.

Lincoln konuşmasını bitirir bitirmez Booth and içti: "Bu, vereceği son nutuk olacak."

Ertesi akşam, 11 Nisan'da, teslimiyet haberinin duyulmasından bu yana ilk kez konuşacak olan başkanı görmek için Beyaz Saray çimlerinde kalabalıklar toplandı. Ancak coşkulu birlikçi kalabalıklar Abraham Lincoln'ün de sevinçlerine ortak olmasını bekliyorlarsa yanılıyorlardı. Dört yıldır bölünmüş bir milleti bir arada tutmaktan yorgun düşmüş, asık suratlı ve zayıf Lincoln, Beyaz Saray'ın kuzey revakının altındaki ikinci kattaki bir pencerede duruyordu. Brooks'un tuttuğu bir mumun titrek ışığıyla desteklenen bir el yazmasından okuyordu. Bir sayfayı okumayı bitirdiğinde, sayfayı yere bırakmıştı ve bu, ayaklarının dibinde çömelmiş olan küçük oğlu Tad tarafından toplanıyordu. Başkan mazinin büyük zaferlerinden değil, istikbalde gelecek olan mücadelelerden bahsetti. Yeniden yapılanmanın getireceği zorluklardan, isyanın yol açtığı yaraları sarmak ve Birliğin bütün eyaletleri arasında ahengi yeniden temin etmek gerektiğinden bahsetti. Lincoln, bilhassa askerlik yapmış olanlar olmak üzere, Afrikalı Amerikalılara oy hakkının genişletilmesinin gerekliliğinden bahsetti. Hülasa, Lincoln'ün nutku, savaşın sona ermiş olmasına rağmen, yapılacak daha çok iş olduğunu kabul ediyordu.

Hitabenin ardından, gökyüzünden hafif bir çiseleme başlarken kalabalık dağıldı. Bazıları başkanın sözlerinden şaşkına dönmüştü, diğerleri ise hayal kırıklığına uğramıştı. Ancak bilhassa bir adam çok öfkeliydi. John Wilkes Booth, daha ünlü ağabeyi Edwin ile birlikte Shakespeare oyunlarında rol almasıyla geniş çapta tanınan genç ve yakışıklı bir aktördü. Lakin Edwin koyu bir Birlikçi iken, John Güney'e sempati duyuyordu. Hatta Konfederasyon ordusuna katılmak istemişti, ancak annesi emniyeti için endişelenerek ona katılmaması için söz verdirmişti. Savaş uzadıkça, Booth kenardan izledi, harbin kaderi Güney'in aleyhine dönerken acı ve çaresizlik hissetti. 1864 başkanlık seçimlerine giden aylarda Booth, Lincoln'ü kaçırıp fidye karşılığında serbest bırakarak Konfederasyon'a yardım etme planı kurmuştu. Hatta birkaç suç ortağının yardımını bile almıştı, ancak bu planı tatbik etmek için fırsatı bulamamıştı. Ancak savaş neredeyse sona ermişken, Booth'un düşünceleri karanlık ve katliam dolu bir hâle büründü. Lincoln nutkunu bitirir bitirmez, Booth arkadaşı Lewis Powell'a döndü ve and içti. "Bu," dedi, "vereceği son nutuk olacak" (Alford, 257'den iktibas).

Lincoln'ün Son Günü

Her zamanki gibi, Lincoln 14 Nisan 1865 Cuma günü sabah 7'de ofisindeydi. Bir önceki gece şiddetli bir baş ağrısıyla hasta olmasına rağmen, başkanın keyfi yerindeydi – oğlu Robert Todd Lincoln, hafta sonu için Virginia'dan gelmişti ve Paskalya tatilini ailesiyle geçirecekti. Her zamanki gibi gelenlerin taleplerini karşıladıktan sonra Lincoln, saat 11 civarında oğlu ve eşi Mary ile kahvaltıya katıldı. Kahvaltı masasında Robert, babasına Robert E. Lee'nin bir portresini sundu ve yenilmiş isyancı generale dair bir espri yaptı. Devlet reisi fotoğrafı incelemeden önce gözlüklerini bir peçeteyle sildi. "İyi bir yüz," dedi usulca Lincoln, "Harbin bitmesine sevindim" (Foote, 974'ten iktibas).

Abraham Lincoln
Abraham Lincoln Anthony Berger (Copyright)

Kahvaltıdan sonra Lincoln işine geri döndü. ABD Temsilciler Meclisi Reisi Schuyler Colfax ve ABD Senatörü John Cresswell ile görüştü. Lincoln, "Creswell, dostum," diyerek selam verdi, "Bu sabah her şey yolunda. Harp bitti. Zor bir zamandı, ama atlattık." (aynı kaynak). İşleri bittikten sonra kongre azaları ayrıldı ve Lincoln bazı tayinleri tasdik etti ve askerlikten terhis vesikaları verdi. Bu riyaset vazifeleri arasında, 10. Cadde'deki Ford Tiyatrosu'na bir haberci göndererek o akşamki "Our American Cousin" (Amerikalı Kuzenimiz) adlı komedi oyununun temsili için Devlet Locası'nı ayırttırdı. Tiyatro idaresine, büyük bir kalabalık bekleyebileceklerini, çünkü yanında günün adamı General Grant'i misafir olarak getireceğini bildirdi. Şüphesiz ki bütün Washington, Birliğin halaskarını görmek isteyecekti.

Öğleden sonra erken saatlerde Lincoln, Grant ve bazı kabine azalarıyla görüşmek üzere Harbiye Nezareti'ne gitti. Harbin sonunu görüşmek için oradaydılar – Lee teslim olmuş olsa da, General Joseph E. Johnston hâlâ 20.000'den fazla isyancıdan oluşan bir orduyla sahadaydı. Kaygısız görünen Lincoln, yakında iyi haberler alacaklarından emin olduğunu, çünkü bir rüya gördüğünü söyledi. Bu, harbin her büyük hadisesinden önce gördüğü aynı tuhaf rüyaydı; Fort Sumter'dan önce, Antietam'dan önce, Gettysburg'dan önce. Lincoln düşünde yalnızdı, "uçsuz bucaksız ve belirsiz bir sahada, bilinmeyen bir kıyıya doğru sürüklenen" bir salda bulunuyordu (Foote, 975'ten iktibas). Devlet reisi bu düşü yalnızca büyük bir hadiseden önce görürdü ve o halde, bunun Johnston'ın teslimiyetini müjdelediğinden emindi.

Toplantı bittikten sonra Lincoln, akşam planlarını görüşmek için Grant'ı geri tuttu. Lakin generalin kendisine katılmayacağını öğrenince hayal kırıklığına uğradı. Grant, biraz mahcup bir şekilde, kendisinin ve eşi Julia'nın Philadelphia'daki çocuklarını ziyaret etmek için trene binmeleri gerektiği için gelemeyeceğini izah etti. Ancak her iki adam da gerçeği biliyordu – Mary Todd Lincoln son zamanlarda Grant ailesini kıskanmaya başlamıştı ve Julia, Ford Tiyatrosu'ndaki seyircilerin önünde hadise çıkarmak istemiyordu.

General Ulysses S. Grant
General Ulysses S. Grant Constant Mayer (CC BY-NC-SA)

Lincoln, Grant'ı rahatsız hissettirmek istemediği için mevzuyu uzatmadı; ama ofisine döndükten sonra tavrı kasvetli bir hâle büründü. Muhafaza memuru William H. Crook, başkanın depresifliğini fark etti ve hatta artık tiyatroya gitmek istemediğinden şikayet etti. Saat 16:30'da, Crook'un vardiyası bittiğinde, Lincoln üzgün bir şekilde ona "Güle güle, Crook" dedi; bu, muhafaza memuruna garip geldi – Lincoln daha önce yalnızca "İyi geceler, Crook" demişti, asla "güle güle" dememişti.

Lincoln tiyatroya giderken Mary Todd'un arabasına bindiğinde, görünüşe göre daha iyi bir ruh halindeydi. Elini tuttu ve vazife müddeti bittikten sonra birlikte Avrupa'ya gideceklerini, daha sonra da avukatlık mesleğine devam etmek üzere Springfield, Illinois'e döneceklerini söyledi. Grant'lerin yerine son dakikada seçilen misafirler Binbaşı Henry Rathbone ve nişanlısı Clara Harris'i de yanlarına aldıktan sonra, saat 20:30 civarında Ford Tiyatrosu'nun önüne vardılar. Geç kalmışlardı ve gösterinin birinci perdesi çoktan yarıya gelmişti, ama bu hal orkestranın Lincoln'ler Devlet Locası'na adım attıkları anda "Hail to the Chief" marşını çalmasına mani olmadı. Seyirciyi dolduran 1700 kişi yukarı baktı ve çılgınca alkışlamaya başladı. Alkışlar dindikten sonra, başkan ve eşi temsili izlemek üzere oturdular. Kocasının arabada kendisine gösterdiği sevgiden açıkça büyülenen Mary Todd, yeni aşık olmuş genç bir kız gibi onun koluna yapıştı. "Bayan Harris benim sana böyle yapışmam hakkında ne düşünecek?" diye fısıldadı. Lincoln dikkatini sahneden ayırmadı. "Hiçbir şey düşünmeyecek," dedi (Foote, 979'dan iktibas).

Bir Başkanı Öldürmek

Lincoln'ün Harbiye Nezareti'nde Grant ile görüştüğü sıralarda, John Wilkes Booth da Ford Tiyatrosu'na geldi. Bir görgü şahidi, "Koyu renkli bir takım elbise giymiş ve uzun ipek bir şapka takmıştı," diye hatırlayacaktı, "soluk renkli bir çift deri eldiven giymişti, koluna açık renkli bir palto asmıştı ve bir baston taşıyordu" (Meacham, 398'den iktibas). Genç oyuncu, tiyatronun sahiplerinden Harry Ford'u selamladı ve o akşam hangi oyunun gösterileceğini sordu. Ford neşeyle oyunun Our American Cousin olduğunu duyurdu. Ama hepsi bu değildi. Ford, "Başkan, bu akşam General Grant burada olacak," dedi ve sonra şaka yaptı: "General Lee'yi esir aldılar. Onu diğer locaya koyacağız!" (Alford, 359'dan iktibas). Booth bu latifeyi beğenmedi. "Asla!" diye tersledi. "Lee, Romalıların esirlerini kullandığı gibi kendisinin de kullanılmasına ve geçit merasiminde teşhirine katiyen izin vermezdi" (aynı kaynak).

John Wilkes Booth
John Wilkes Booth Alexander Gardner (Public Domain)

Ford, Booth'un tepkisine biraz şaşırdı ve Lee'ye dair şaka yaptığını, ancak Lincoln'ün aslında geldiğini yineledi. Booth ayrıldı ve 10. Cadde'de yürümeye başladı, ta ki National Intelligencer'ın editörü John F. Coyle ile karşılaşana kadar. Birbirlerini selamladıktan sonra Booth, Konfederasyon'un teslimiyetini ve çöküşünü tasvir eden bir tür nutuk çekmeye başladı. Ardından, nutuk daha karanlık mevzulara döndü – Booth, Coyle'a Lincoln'un ve bütün haleflerinin aynı anda öldürülmesi halinde ne olacağını sordu. Coyle, "Anarşi," diye tahmin etti, "yahut da Anayasa'nın öngördüğü her neyse. Aman ne saçmalık: günümüzde Brutuslar üretilmiyor." (Meacham, 399'da alıntılandı). Booth kabul etti ve zihninde çarklar dönerken yürümeye devam etti. Andrew Johnson'ın kaldığı Kirkwood House'a giderek başkan yardımcısının orada olup olmadığını sordu. Bir süre sonra, 440 Konfederasyon savaş esirinden oluşan bir grubun yanından geçti; bu manzara Booth'u dehşete düşürdü ama kararlılığını da pekiştirdi.

Ünlü bir aktör olarak Booth tiyatronun her yerine serbestçe erişebiliyordu, bu yüzden Devlet Locası'na doğru yürüdüğünde kimse şaşırmadı.

O akşam saat 8'de, komplo ortaklarını Herndon House'da mum ışığında bir toplantıya çağırdı. Onlara, yalnız başkanı kaçırmanın zamanının geçtiğini söyledi. Artık tek seçenek suikastti. "Bu dünyanın en büyük şeyi olurdu," diye haykırdı. Ancak Booth, sadece Lincoln'ü öldürmekle kalmadı. Bunun yerine, federal hükümeti tamamen ortadan kaldırmayı ve memleketi kaosa sürükleyerek mağlup Konfederasyon'un öcünü almayı hedefliyordu. Hedefleri belirlemekte hiç vakit kaybetmedi. Arkadaşı, eski Konfederasyon askeri Lewis Powell, Hariciye Nazırı William H. Seward'ı öldürecekti. Seward'ın birkaç gün önce bir araba kazasında çenesini ve kolunu kırdığı, yatağa bağlı olduğu herkesçe malumdu. Yatağında ona saldırmak için bu bir mani teşkil etmeyecekti. Alman-Amerikalı tamirci George Atzerodt, Başkan Yardımcısı Johnson'ı öldürmek için Kirkwood'a gitmekle vazifeliydi. Atzerodt, sadece Lincoln'ü kaçırmak için anlaşma imzaladığını, cinayet işlemeyeceğini iddia ederek geri çekilmeye çalıştığında, çılgına dönmüş Booth onu vurmakla tehdit etti; Atzerodt isteksizce Johnson'ı öldürmeyi kabul etti. Booth, Lincoln'ü kendisi öldürecekti, dördüncü bir komplocu olan David Herold ise kaçışlarına yardım etmek için hazırda bekleyecekti. Her cinayetin saat 22:00 civarında eşzamanlı olarak işlenmesi gerekiyordu.

Daha sonra suikastçılar, önlerindeki korkunç işe hazırlanmak için gece karanlığına doğru yola koyuldu. Booth, .41 kalibrelik Deringer tabancası ve büyük bir Bowie bıçağıyla donanmış halde Ford Tiyatrosu'na geri döndü. Tiyatroya saat 22:10'da girdi. Ünlü bir oyuncu olarak tiyatronun her yerine serbestçe girebiliyordu, bu yüzden Devlet Locası'na doğru yürürken kimse şaşırmadı. Aralarında oyuncu Jeannie Gourlay'ın da bulunduğu birkaç arkadaşı tarafından tanındı; Gourlay daha sonra onun "ölüm gibi solgun" göründüğünü hatırlayacaktı (Alford, 263'te alıntılanmıştır). Saat 22:14'te Booth sessizce Devlet Locası'na girdi, kapıyı arkasından kapattı ve tahta bir parça kullanarak kapıyı sıkıştırdı. Sonra, koridorun gölgelerinde bekledi, aşağıdaki sahnedeki oyuncuların seyirciden kahkaha tufanı koparacak bir replik duymasını bekledi. Sonunda duydu:

"İyi toplumun adab-ı muaşeretini bilmiyorsun, değil mi? Şey, sanırım seni alt üst edecek kadar biliyorum, seni çorapçı yaşlı düzenbaz!"

(Foote'dan iktibas, 980).

Beklendiği gibi, izleyiciler kahkahalarla patladı. Şimdi o an gelmişti. Booth daha sonra günlüğüne şöyle yazacaktı: "Başımın ne geleceği umurumda değil. Memleketim için ve yalnız onun için cesaretle saldırdım" (Alford'da alıntılanmıştır, 265). İleri adım attı, tabancasını çıkardı ve ateş etti.

Suikast ve Sonrası

Bir ışık parlaması oldu, yarı boğuk bir patlama. Kurşun sol kulağının hemen arkasına isabet edince Lincoln sandalyesinde öne doğru yığıldı, başı göğsüne düştü. Lincoln'lerin son dakika konuğu, Binbaşı Rathbone, ayağa kalktı ve insiyaki halde suikastçıya doğru atılarak kollarını onun etrafına sardı. Tuzağa yakalanmış kuduz bir tilki gibi Booth kurtulmak için çırpındı, "Beni bırak, yoksa seni öldürürüm!" diye hırladı (aynı yer). Rathbone dinlemedi. Tam Booth'u boğazından yakalamayı başarmıştı ki suikastçı sağ kolunu hızla kurtardı, cebinden bıçağı çıkardı ve binbaşının koluna sapladı. Rathbone acıyla bağırdı ve Booth'u bıraktı. Booth locadan atlayarak on iki metre aşağıya, sahneye düştü. İğrenç bir çıtırtıyla yere indi ve düşüş sırasında sol bacağının kaval kemiğini kırdı.

Ama şimdilik, adrenalinle dolu vücuduyla zafer kazanmış suikastçı acıyı hissetmiyordu. Ayağa kalktı, kanlı bıçağı başının üstüne kaldırdı. Sadece bir aktörün yapabileceği kadar melodramatik bir şekilde, ya "sic semper tyrannis" ('zalimlere her zaman böyle olur', Virginia eyaletinin sloganı) ya da "Güney'in öcü alındı" veya her ikisini birden bağırdı. Sonra döndü ve sahneden çıkmaya başladı. Seyirciler, az önce neye şahit olduklarından emin olamadan, şaşkınlık içinde oturuyorlardı. Bayan Lincoln'ün yürek burkan feryadı ve Binbaşı Rathbone'un "Şu adamı durdurun!" diye çılgınca bağırmasıyla kendilerine geldiler. Booth'a en yakın olanlar, "dudaklarının dişlerine yapıştığını ve nefes nefese kaldığını" ve kendi kendine "Ben... ben başardım" diye mırıldandığını hatırlayacaklardı (aynı yer). Suikastçı sahne kapısından çıktı ve tiyatronun genç bilet dağıtıcısı Joseph ‘Peanuts’ Borroughs'un atını tuttuğu bir ara sokağa girdi. Yaralı Booth büyük bir çabayla ata bindi ve uzaklaştı. Askerler ve tiyatro izleyicileri onu aramak için tiyatrodan çıktıklarında, Booth çoktan gitmişti.

Abraham Lincoln Assassination 1865
Abram Lincoln Suikastı, 1865 Nicha Sursock (CC BY-NC-SA)

Bu sırada, 23 yaşında bir cerrah olan Charles Leale, Devlet Locası'na koştu. Leale, Lincoln'ün derin bir uykudaymış gibi sandalyesinde uzanmış halini hatırlayacaktı. Yarasının öldürücü olduğunu anlaması uzun sürmedi. Yine de, ona katılan diğer iki doktorla birlikte, başkanı caddenin karşısındaki William Petersen'e ait bir pansiyona taşımaya karar verdiler. Orada, Lincoln dar, dokuz metreye on beş metrelik bir yatak odasına getirildi ve uzun boylu vücudu için çok küçük olan bir yatağa yatırıldı. Leale ve diğer cerrahlar, kabine azaları ve diğer memurlar binayı doldururken başkan üzerinde çalışıyorlardı.

Başkan Yardımcısı Johnson da oradaydı – Atzerodt, tıpkı Powell'ın Seward'ı öldürmeyi başaramaması gibi, ona saldırmak için cesaretini toplayamamıştı; yalnız Booth işinde muvaffak olmuştu. Birliğin büyük müdafii Senatör Charles Sumner, başkanı görünce gözyaşlarına boğuldu; Deniz Kuvvetleri Bakanı Gideon Welles ise Lincoln'ün nasıl göründüğünü şöyle hatırlayacaktı: "Yüz hatları sakin ve çarpıcıydı. Belki de orada bulunduğum ilk saatte onu hiç bu kadar iyi görmemiştim. Ondan sonra sağ gözü şişmeye ve renk değiştirmeye başladı" (Meacham, 404'ten iktibas).

Bayan Lincoln teselli edilemez haldeydi ve ağlayıp dururken yan odaya götürülmek zorunda kaldı. Cerrahlar ellerinden geleni yaptılar, ancak çok geçmeden, dua etmekten başka yapılabilecek bir şey olmadığı herkes için açıkça belli oldu. 15 Nisan 1865 sabahı saat 7:22'de, vurulduktan yaklaşık 9 saat sonra, Başkan Abraham Lincoln son nefesini verdi ve öldü. Çevredekiler ve cerrahlar, gözleri yaşlı bir şekilde cesedin etrafında dururken, Savaş Bakanı Edwin Stanton şu ölümsüz sözleri söyledi: "Artık o, tarihe karıştı."

Lincoln'ün cesedi, 19-20 Nisan tarihleri ​​arasında saygı duruşu için Capitol Rotunda'ya getirildi ve ardından iki haftalık bir yolculukla Springfield, Illinois'e geri götürülmek üzere bir cenaze trenine yüklendi; tren geçerken milyonlarca Amerikalı tazimlerini sunmak için dışarı çıktı. Booth ise kaçtı ve 12 gün süren bir insan avına mevzubahis oldu, sonunda federal birliklerce izlenip öldürüldü. Abraham Lincoln'ün suikastı, milletin Yeniden Yapılanma devrine girişinde bir dönüm noktası oldu; şehit başkanın tahmin ettiği gibi, milletin tarihindeki en karanlık ve en çalkantılı günlerden bazıları henüz önümüzdeydi.

Sorular & Cevaplar

Abraham Lincoln'ü kim öldürdü?

Başkan Abraham Lincoln, 26 yaşındaki aktör John Wilkes Booth tarafından suikaste uğradı.

Booth, Lincoln'ü öldürdükten sonra ne diye bağırdı?

Lincoln'ü vurduktan sonra John Wilkes Booth sahneye atladı ve ya "sic semper tyrannis" ("zalimlere her zaman böyle olur", Virginia eyaletinin sloganı), yahut da "Güney'in öcü alındı" diye. Veya her ikisini birden söyledi.

Booth, Lincoln'ü neden öldürdü?

John Wilkes Booth, Amerikan İç Savaşı'nda Konfederasyon'un bozgununun öcünü almak ve Lincoln'ü Afrikalı Amerikalıların oy hakkı için yaptığı işlerden dolayı cezalandırmak isteyen bir Konfederasyon sempatizanıydı.

Abraham Lincoln nerede öldürüldü?

Abraham Lincoln, Washington D.C.'deki Ford Tiyatrosu'nda vuruldu. Ardından caddenin karşısındaki William Petersen'in pansiyonuna taşındı ve 9 saat sonra orada hayatını kaybetti.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2026, Temmuz 20). Abraham Lincoln Suikastı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2940/abraham-lincoln-suikasti/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "Abraham Lincoln Suikastı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Temmuz 20, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2940/abraham-lincoln-suikasti/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "Abraham Lincoln Suikastı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 20 Tem 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2940/abraham-lincoln-suikasti/.

Reklamları Kaldır