Antik Roma'da kızların yetiştirilmesi ve eğitimi, antik çağ kaynaklarında çok az yer alırdı. Varlıklı bir aileden gelen Romalı genç kızlar erken yaşta evlenirdi, genellikle onlu yaşlarının ortasında, geleneklere göre kızlar sadece evlenmek için ve çocuk doğurmak için dünyaya getirilirdi. Bir Romalı kızın resmi eğitimi, genellikle erken yaşta nişanlanma olasılığından kaynaklı, kısa süreliydi.
Eğitim, kişisel gelişim için çok önemli olarak görülse de; Roma eğitim sistemi, genç erkeklerin siyasetteki veya Roma hukuk mahkelemerindeki kariyerlerine yönelikti. Erkeklerin, toplum hayatına girmesi için hazırlanmıştı ve Roma devletinde veya toplumunda kalıcı bir yer edinmesi için bir yoldu.
Roma Eğitim Sistemi
Çocuklar için resmi eğitim yaklaşık yedi yaşlarında başlardı; varlıklı ailelerden gelen kızlar, erkekler ve toplumun soylu kesmi ilköğretim eğitimini özel öğretmenler eşliğinde evde alabilirdi. Ancak ailenin babası eğer özel bir öğretmen tutmadıysa çocuklar evde eğitim görmek yerine okullara kaydolabilirdi. Bu erken eğitim dönemi her iki cinsiyet için de okuma, yazma, matematik, yunan ve latin edebiyatı derslerini içeriyordu. Plutarkhos (yaklaşık M.S. 45-50 - yaklaşık M.S. 120-125), Pompeius'un kızı dokuz yaşındaki Pompeia'nın, Homer'in İlyada destanından dizeleri babasına gururla ezbere okuduğunu yazmıştır (Quaest. Conv. 9.1.3).
İlköğretim eğitimini tamamlayan erkek çocuklar - ortalama 12 yaşındayken - okulda yazma ve konuşma becerilerini geliştirebilecekleri grammaticus dersi, felsefe, astronomi ve doğa bilimleri derslerini alırlardı; hitabet eğitimi de burada almaya başlarlardı. Kız çocukları, okulda grammaticus eğitimi almazlardı. 15 yaş ve civarında, bir romalı erkek çocuğunun erginlik döneminin bir parçası olarak yetişkin ihramını giymiş oldukları bu dönemde, erkekler retor okuluna geçerlerdi ve burada usta hatip olmayı öğrenir; hukuk, siyaset, astronomi, coğrafya, roma ve yunan edebiyatı, felsefe ve mitoloji çalışırlardı. Varlıklı aileden gelen genç erkekler, Atina veya Uzak Doğudaki diğer entelektüel merkezlerdeki Romalı öğrencilerler birlikte eğitimlerini devam ettirebilirlerdi. 15 yaşındaki Romalı kızlar çoktan evlenmiş, çocuk sahibi olmuş olurlardı ya da olmaya hazırlanırlardı.
Geleneksel Yöntem & Tartışmalı Eğitim
Kız çocuklarının benlikleri, daha çok ailesiyle veya eşiyle ilişkilendirilirdi; birinin kızı, eşi veya annesi. Tanınmaları ise bu görevleri ne kadar iyi yerine getirdikleriyle alakalıydı, eğitimleri ile değil. Eğitime gelindiğinde ise eğitimli genç kızlara karşı; evlilik ve annelik için bireysel hazırlığı aksatacağı veya bozacağı görüşü vardı. Kız çocuklarını eğitmenin asıl amacının erdem aşılamak olduğu ve eş olarak geçirecekleri hayat için en iyi hazırlık olduğuna inanılıyordu. Kadınlara ait Roma mezar yazıtları, genç kızlar ve kadınlara dair erkeklerine ideallerini anlamamıza yardımcı olur. Birçok övgü yazısında; namuslu, iffetli ve evinde oturan gibi ifadeler yer alır. Bu ifadeler, Antik Roma aile yaşamını yansıtır.
Roma dünyasında kadının rolü, her şeyden önce çocuk doğurmak ve ev işerini yapmaktı; liberal eğitimin, kadınları bu geleneksel olan namus, iffet ideallerinden ve ev hayatından uzaklaştıracağına; onları sadakatsiz ve katlanılamaz bir eş yapacağına inanılıyordu. Ancak eğitimi ulaşılmaz olarak görmek pek de doğru olmaz. Erken yaşta evlilik, eğitimi daha az yaygın ve üstünkörü bir hale getirmeye neden olmuş olabilir ama geniş kapsamlı bir eğitim kızlar için tamamiyle ulaşılmaz değildi. Bir genç kızın eğitimini devam ettirmesi çoğunluklu onun maddi durumuyla, Antik Roma toplumunda ailesinin konumuyla ve ailesinin eğitimine para harcamak isteyip istemediği gibi durumlara bağlıydı. Eğer aile isterse, bir geç kızında temel eğitimine özel ders kapsamında bir grammaticus ile devam edebilirdi.
Kızların, ilköğretimlerini tamamlamaları ile nişanlanma dönemleri arasındaki süreçte aldıkları eğitim için sınırlı sayıda kanıt var. Her ne kadar kızların da edebi eğitim aldıklarını bilsek de, hitabet onlar için değildi; bu alan tamamiyle erkek alanıydı. Düzyazı yazma, okuma ve özellikle roma ve yunan şiirleri edebi eğitime dahildi. Şair Martial (yaklaşık M.S. 38-41 - yaklaşık M.S. 103), destan ve trajik şiiri ''yetişkin kızlar'' için uygun olduğunu düşünüyordu çünkü bu türler ona göre, doğu davranış anlayışını geliştiren en iyi türlerindendi. Bazı çevrelerde evde verilen edebi eğitim kızlar evlenmeden ne kadar kalırsa o kadar sürebiliyordu. Yine de en iyi durumlarda bile erken evlilik, genç kızların ailedeki eğitimlerine daha uzun süre devam eden erkek bireylere kıyasla kendilerini eğitimsiz buldukları anlamına geliyordu.
Genç Kızların Eğitimi?
Stoacı filozof Gaius Musonius Rufus (M.S. 30-100), iyi eğitim yaklaşımını ve genç kızlar için felsefe eğitimini tartışıyordu. Musonius, erkeklerin daha ileri bir eğitime sahip olması gerektiğini tartıştığını düşünsek de, o kız çocuklarının ve erkek çocuklarının aynı şekilde eğitilmesi gerektiğine inanıyordu. Musonius'a göre felsefe, sadece daha akıllıca tartışmayı öğrenmek için değil aynı zamanda daha iyi bir karakter ve daha sağlam bir kafa için de öğrenilmesi gerekiyordu. Onun görüşü, erkeklerin ve kadınların aynı erdeme sahip olduğuydu ve bu yüzden felsefede aynı eğitimi almaları gerekiyordu. Musonius'un öğretilerinin en azından Roma'daki kalıcı liberal eğitim görüşünün bir parçası olarak gerçekten ciddiye alınmasını gerektiğini düşünüyor olabiliriz; Günümüz araştırmaları Musonius'un ''kız çocukları erkek çocuklarıyla aynı eğitimi görmeliler'' ya da ''kadınlar da felsefe öğrenmeli'' gibi bazı ders başlıkları, o dönemde Roma'da bu konuların tartışıldığını gösterdiği söyleniyor. Ancak Musonius, kadınlara olan geleneksel bakış açısını değiştirmeye isteksizdi; genç bir kızın, geleneksel olarak belirlenmiş olan eşine ve ailesine destek olma rolü aynı kaldı. Musonius, birazcık felse eğitimi aracılığıyla kız çocuklarının ideal bir evlenme adayı olarak hazırlanabileceğine inanıyordu.
Genç kızlar ve eşler, doğru koşullarda, kendi eğitimleri için çabalıyorlardı. Birincil kaynaklarda üst sınıftan gelen bazı genç kızların, iyi bir eğitime sahip oldukları, bazı kız çocuklarına iyi bir eğitim verildiği geçiyor. Genç Plinius(M.S. 61-127) henüz evlenmeden önce ölen on üç yaşındaki Minicia Marcella'dan bahseder. Plinius, edebiyat ve liberal sanatlar alanında tam bir eğitimin aldığını söylemiştir (Ep. 5.16). Onun zekasından ve kararlılığından övgüyle bahseder; dikkat çekici bir bir şekilde, bu düzeydeki eğitimi olağanüstü bir durum gibi göstermez.
Bazı çevrelerde, soylu sınıftan gelen genç kızlar ve kadınlar için ileri eğitimin yararları değerli olarak düşünülebilirdi. Bazı durumlarda sosyal rolü kültürel sohbetlere katılabilecek kapasitede olmasını gerektirebilir, belirli bir çevrede entelektüel bir özgüvenle sosyalleşmesini zorunlu kılabilir ve en önemlisi eşine destek olmasını sağlayabilirdi. Evli genç kızlar eğitimlerini devam ettirmek için özel öğretmenler bulurlardı; bazıları da eğitimlerine genellikle yaşları ileri olan eşlerinin yardımıyla devam ederlerdi. Plinius, çok genç ve üçüncü eşi hakkında çok zeki olduğunu ve edebiyata ilgili olduğunu ki bununda ona olan bağlılığı sayesinde geliştiğini yazmıştı (Epist. 4.19.).
Kendi kendine öğrenme de bir genç kızlar için bir seçenekti: edebiyat okumak, tiyatro ve kültürel etkinlerlere katılmak ve çevrelerindeki yaşlı kadınlardan bir şeyler öğrenmek entelektüel ufuklarını genişletmek için yardımcı oluyordu. Quintilian, hatip ve eğitimci Institutio oratoria adlı eserinde genç ideal hatibin (erkek) ebeveynlerinin mümkün olduğunca iyi eğitimli olmalarının önemini vurgular ve hatta bunu sadece babalarla sınırlamaz.
Genç kızlar için eğitimin amacı, müstakbel eş olabilmeleri için erdemlerini arttırmak için bir yol olarak görülüyordu. Bazı çevrelerde kadınların hayatı cazibeli ve mütevazi olmak arasında geçtiği; eşlerine işlerinde zarafetleriyle ve saygınlıklarıyla yardımcı oldukları; bu eğitimli kadınlar için çevrelerindeki diğer erkeklerden ve eşlerinden daha bilgili olduklarını göstermemeye özen gösterdiklerini söylemek doğru olur.
Genç Seneca (yaklaşık M.Ö. 4 - M.S. 65), eseri De Consolatione Ad Marciam'da, babasının annesinin kendisini felsefeye adamasın karşı çıktığını çünkü felsefeyi akademik ilerleme için değil kibir olarak kullanabileceğinden endişe ettiğini yazmıştır (17.4). Kadınların zekalarını gösteriş için değil gerçekten bilgi edinmek amacıyla kullanmaları gerektiği yönündeki endişeler yaygındı ancak Seneca babasının geleneksel görüşünü reddetti ve annesini eğitimine dönmesi için destekledi. Hicivci Juvenal (yaklaşık M.S. 55-60 - M.S. 127), eseri Satires 6'da toplumda özgüvenli, entelektüel kadınların varlığını yazmıştır. Ama Juvenal bu kadınları sevmez, bilgisiyle misafirleri bunaltan, eğitimli ve yüksek sesle konuşan kadınlardan şikayet eder.
Sonuç
Endişelere rağmen iyi bir eğitim, yine de zenginliğin ve yüksek sosyal bir statünün işaretiydi. Çok açık ki erken yaşta evlilik ve annelik, kız çocuklarının ilköğretim eğitimlerinin sonunu getiriyordu ama ebeveynlerin veya eşlerinin isteğiyle eğitimlerine devam etmeleri mümkündü. Bazı soylu ailelerden gelen kız çocukları, kendilerinden yaşça büyük eşlerinin rehberliğinde eğitimlerini ilerletebilirlerdi. Rekabetçi soylu ailelerden veya yönetici sınıfından gelen babalar, kişisel ya da politik çıkarlarını ilerletmek amacıyla kızları için evlilik ittifakları ararlardı; belirli evlilik bağlarını kurma olasılığı göz önünde bulundurulduğunda, kızların entelektüel bilgi birikimini arttırmak yararlı olabilirdi. Romalı general ve devlet adamı Pompey'in (M.Ö. 106-48), Plutarkhos'un yazdığına göre edebiyatta bilgili olan, lir çalan, geometri bilen ve felsefi tartışmalara katılan genç bir eşi vardı (Pomp. 55.1). İmparatorluk hanesinde, özgür düşünceli Julia (M.Ö. 39 - M.S. 14/14) - Roma imparatoru Augustus'un (M.Ö. 27 - M.S 14 yılları arasında hüküm sürdü) adı kötüye çıkmış olan kızı - ve Augustus'un torunu olan Büyük Agrippina ( yaklaşık M.Ö. 14 - M.S. 33) yazmadaki ve beste yapmadaki yetenekleriyle bilinirlerdi.

