Wessex Kralı I. Aethelred, 865-871 yılları arasında hüküm sürmüş ve Britanya'daki Viking istilalarına karşı yürütülen İngiliz direnişine liderlik etmiştir. Büyük Pagan Ordusu'na karşı ilk İngiliz zaferini 871 yılındaki Ashdown Muharebesi'nde kazanmış; Viktorya dönemi tarihçisi Edward Augustus Freeman bu başarısından ötürü onu "Batı Sakson kahraman krallar silsilesinin ilki" (46) olarak nitelendirmiştir. Buna rağmen Aethelred, günümüzde daha çok Büyük Alfred'in (hüküm süreci 871-899) ağabeyi ve selefi olarak hatırlanmaktadır.
Aethelred hakkında bildiklerimizin çoğu, Piskopos Asser’in Life of King Alfred and The Anglo-Saxon Chronicle gibi Alfred tarafından sipariş edilen metinlere dayanmaktadır. Bu kaynakların temel odağı Alfred'in başarıları olsa da Aethelred dindar bir adam ve cesur bir asker olarak sunulur. Ayrıca, dönemin sikkeleri ile krallık toprak bağışlarını veya imtiyazlarını belgeleyen "charter"lar (beratlar) sayesinde Aethelred'in yaşamına dair daha derin bilgilere sahip olmaktayız.
Aile ve Vikingler
Aethelred'in ailesi, 802 yılından beri Wessex Krallığı'nı yönetmekteydi. Dedesi Kral Egbert (h. 802-839), yaklaşık kırk yıl boyunca hüküm sürerek Wessex sınırlarını doğuda Kent'e, batıda ise Devon'a kadar genişletmişti. O dönemde İngiltere birkaç farklı krallığa bölünmüş durumdaydı ancak Egbert sayesinde Wessex, bölgenin hakim gücü haline gelmişti. Öte yandan Batı Saksonlar, Egbert'in saltanatının sonlarına doğru Viking saldırılarından muzdarip olmaya başladılar. Britanya’daki Viking akınları, 8. yüzyılın sonlarında küçük İskandinav korsan gruplarının kıyı manastırlarını yağmalamasıyla başlamıştı. Ancak Egbert'in oğlu Kral Aethelwulf (h. 839-858) dönemine gelindiğinde, bu akıncılar güçlü deniz kralları tarafından komuta edilen devasa filolar halinde toplanarak büyük ve zengin şehirlere saldırmaya başladılar.
Erken Yaşam
Aethelred, yaklaşık 847 yılında, Aethelwulf ile ilk eşi Osburh'un dördüncü oğlu olarak dünyaya geldi. Tarih sahnesine ilk kez bir çocukken, 853 yılında küçük kardeşi Alfred ile birlikte Roma'ya hac yolculuğuna gönderildiğinde çıktı (Geleneksel olarak Alfred'in bu yolculuğa tek başına çıktığı düşünülse de Brescia'daki bir kayıt defteri Aethelred'in de orada olduğunu kanıtlamaktadır). Bu yolculuk çocuklara fazladan bir meşruiyet ve prestij kazandırarak; babalarının ölümünden sonra ağabeylerinin, hanedan rakiplerinden kurtulmak amacıyla onları zorla kiliseye kapatmalarına engel oldu.
Aethelred'in eğitimi muhtemelen şiirler, Mezmurlar ve Wessex'in büyük kralları ile azizlerinin tarihini öğrenmekten ibaretti. Aynı zamanda bir savaşçı olarak yetiştirildi; önce avlanmayı öğrendi, ardından silahlarda ustalaşarak strateji eğitimi aldı. Yedi yaşından itibaren kraliyet konseyinin daimi bir üyesi oldu; burada babasının savaşları planlamasını, soyluları dizginlemesini ve Mercia (Midlands) ile Batı Frank Krallığı gibi müttefikleriyle olan ilişkilerini yönetmesini izleyerek tecrübe kazandı. Dördüncü oğul olduğu için Aethelred'in kral olması beklenmiyordu. Ancak genç yaştan itibaren, konseyde ağabeylerine danışmanlık yapmak ve onlar adına birliklere komuta etmek üzere hazırlanıyordu.
Veraset
Kral Aethelwulf 858 yılında öldü. En büyük oğlu Aethelstan daha önce hayatını kaybettiği için krallığı ikiye bölündü. Wessex ikinci oğlu Aethelbald'a, Kent Krallığı ise üçüncü oğlu Aethelberht'e geçti. Ancak 860 yılında Aethelbald ölünce, her iki krallık yeniden Aethelberht'in idaresinde birleşti.
Aethelred kraliyet sorumluluklarını ilk kez Aethelberht'in Wessex saltanatı (h. 860-865) döneminde üstlendi. 862 yılında, henüz 15 yaşındayken, ağabeyinin yokluğunda (muhtemelen hastalık veya krallık dışındaki bir görev nedeniyle) krallık konseylerine başkanlık ederek vekil krallık yapıyordu. Tıpkı ağabeyleri gibi Aethelberht de genç yaşta öldü ve 865 yılında dördüncü oğul, 18 yaşındaki Aethelred, Wessex ve Kent'in yeni hükümdarı olarak tahta çıktı. Genç yaşına rağmen Aethelred, ağabeyinin yönetiminde önemli bir rol oynamıştı ve muhtemelen ordusunda da görev yapmıştı.
Buna karşın 865 yılı, günümüzde daha çok Büyük Pagan Ordusu'nun İngiltere'ye ayak bastığı yıl olarak hatırlanır. İskandinavya'daki deniz krallarından ve İrlanda, Frizya ile Fransa'daki İskandinav yerleşimlerinden gelen akıncıların oluşturduğu bu muazzam koalisyon, İngiltere'yi o güne kadar istila eden en büyük Viking filosuydu. Ordu, 866'da Northumbria Krallığı'nı istila ederek başkenti York'u ele geçirdi. Ardından güneye ilerleyerek Mercia'daki Nottingham'ı zapt ettiler.
Mercia Kralı Burgred (h. 852-874), Wessex'in kadim bir müttefikiydi ve Aethelred'in kız kardeşi Kraliçe Aethelswith ile evliydi. Bu nedenle Aethelred, Piskopos Asser'in "devasa bir ordu" olarak tanımladığı kuvvetlerini topladı ve eniştesine yardım etmek için kuzeye doğru 160 kilometreden fazla yol katetti (77). Ancak vardığında durumun umutsuz olduğunu anladı. Nottingham tahkim edilmişti; krallar şehrin surlarını aşamadılar ve Danimarkalıların York'a dönmeleri karşılığında haraç ödemek zorunda kaldılar. Bu, İngilizler için kahredici bir andı. Eğer Aethelred ve Burgred birlikte bu büyük orduyu yenemiyorsa, belki de hiç kimse yenemezdi.
Alfred, Kent ve Sikkeler
Saltanatının başlarında Aethelred, Wessex'in en saygın soylu ailelerinden birine mensup olan Wiltshirelı Wulfthryth ile evlendi. Bu evlilikten Aethelhelm ve Aethelwold adında iki erkek çocuk dünyaya geldi. Ancak Wulfthryth, oğullarının tahta geçeceğine dair bir umut beslediyse de bu büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanacaktı. Özellikle söz konusu oğullar henüz çocuk yaştayken, tahtın babadan oğula geçmesi kesin bir kural değildi. Wessex'in lideri, her zamankinden daha fazla bir "savaş beyi" olmak zorundaydı. Nitekim kral, kardeşi Alfred'i çoktan varisi ilan etmişti. Alfred, gizemli bir hastalıktan muzdarip, ilim irfan sahibi genç bir adam olsa da, cesur ve güvenilir bir komutan olduğunu kanıtlayacaktı.
Atanan varisin, Kent halkına bir nebze özerklik tanımak amacıyla Wessex Kralı adına Kent'i yönetmesi yaygın bir gelenekti. Fakat Aethelred, Kent üzerindeki doğrudan kontrolünü sürdürdü ve burayı Batı Sakson krallığına daha fazla entegre etmeye çalıştı. Bu durum, başlangıçta kendisini "Wessex ve Kent Kralı" olarak tanımlayan ancak daha sonra sadece "Wessex Kralı" unvanını benimseyen beratlarında açıkça görülmektedir (Sawyer Beratları). Bu aynı beratlar, Aethelred'in Kentli din adamlarına toprak ve imtiyazlar bahşettiğini de gösterir. Bu durum, muhtemelen Kent'in özerkliğinin zayıflatılmasına karşılık ödenen bir bedeldi.
Aethelred'in döneminden günümüze ulaşan sikkeler de iki temel gelişmeye işaret eder. 867 yılı civarında Aethelred, Mercia sikke tasarımını ("lunette" tarzı) benimseyerek iki krallık arasında "parasal birlik" olarak tanımlanan bir sistem kurdu (Lyons & Mackay, 99). Sıkılaşan ekonomik bağlar, 868 yılında Alfred'in Mercialı bir soylu olan Ealhswith ile evlenmesiyle pekiştirildi; bu durum Wessex'in Mercia ittifakına olan uzun vadeli bağlılığının bir başka göstergesiydi. Ancak Wessex'teki madeni paraların ayarı; Aethelred döneminde, öncesinde ve sonrasında giderek düşürüldü. Bu da krallık gelirlerinin artan bir oranda savaş harcamalarına ve Vikinglere yapılan barış ödemelerine aktarıldığını göstermektedir. Aethelred gücü merkezileştirmiş ve ittifaklarını derinleştirmiş olsa da Vikingler krallığı için varoluşsal bir tehdit olmaya devam edecekti.
Ashdown
Nottingham’ın ardından Vikingler doğuya doğru ilerleyerek 869 yılında Doğu Anglia Krallığı’nı fethettiler. Bir sonraki hedefleri ise Wessex’ti. 870 kışında Thames Nehri’ni geçerek Wessex’in kuzey sınırındaki Reading’de tahkim edilmiş bir üs kurdular. İstilanın lideri Halfdan idi. İngilizler tarafından "Zalim" olarak bilinen Halfdan, daha zengin İngiliz topraklarında yeni bir krallık kurmak için kendi krallığını geride bırakmış Danimarkalı bir hükümdardı (Campbell, 41).
Halfdan'ın gelişini hızlı bir savaş trafiği izledi. Reading’in ele geçirilmesinden birkaç gün sonra, bir Viking akıncı birliği, kıdemli komutan Berkshire Ealdorman’ı (Vali) Aethelwulf tarafından Englefield Muharebesi'nde pusuya düşürülerek mağlup edildi. Kral Aethelred, Reading’i kuşatmak için kısa süre sonra Aethelwulf’a katıldı. Ancak Asser’in yazdığına göre:
kurtlar gibi, onlar [Vikingler] tüm kapılardan dışarı fırladılar ve tüm güçleriyle savaşa tutuştular... Hristiyanlar sonunda arkalarını döndüler, Vikingler zaferi kazandı ve savaş meydanının hâkimi oldular; yukarıda adı geçen Ealdorman Aethelwulf da orada can verdi. (78)
Aethelred, batıya doğru Berkshire tepelerine çekilmek zorunda kaldı. Halfdan için bu durum, Wessex’in işini bitirmek adına mükemmel bir fırsat gibi görünüyordu. İkinci bir yenilginin ve kralın ölümünün; geride ele geçirilmeye hazır, darmadağın ve zayıflamış bir diyar bırakacağından şüpheleniyordu.
İki ordu, 8 Ocak 871 tarihinde (günümüzdeki Moulsford köyü yakınlarında, Oxfordshire-Berkshire sınırında olduğu düşünülen) "Ashdown" mevkiinde karşı karşıya geldi. Her iki ordunun da benzer büyüklükte olduğu ve muhtemelen biner askerden oluştuğu tahmin edilmektedir. Vikingler yüksek mevziyi ele geçirdiler. Halfdan günün ilk emrini verdi: Ordusu iki birliğe ayrılacaktı. Biri kendisi ve müttefiki Kral Bagsec, diğeri ise kontları (earl) tarafından komuta edilecekti. Ardından Halfdan, ordusunu gelecek saldırılara karşı korunmak için iki savunma hattı halinde "kalkan duvarı" (shield wall) düzenine soktu. Daha alçak konumda bulunan Aethelred ise düşmanlarının hareketlerini yakından izleyerek onları taklit etti. Batı Saksonları iki kalkan duvarına ayırdı; birinin komutasını bizzat üstlendi, diğerini ise Alfred’e bıraktı.
Ancak çarpışma başlamadan hemen önce Aethelred, ayine katılmak ve zafer için dua etmek üzere çadırına döndü. Bu alışılmadık bir gelenek değildi. Nihayetinde İngilizler, Vikinglerin günahlarına karşılık Tanrı tarafından gönderilen bir ceza olduğuna inanıyorlardı. Aethelred, içten duaları olmadan zaferin mümkün olamayacağını düşünmüş olabilir.
Halfdan, rakibinin savaş öncesi dindarlığı karşısında muhtemelen önce eğlenmişti. Kendi tanrıları, yani İskandinav mitolojisinin pagan ilahları, böyle bir teslimiyet gerektirmiyordu. Fakat ardından önündeki fırsatı değerlendirdi. Aethelred duayla meşgulken Vikingler yüksek mevzi avantajını terk ettiler ve her iki birlik birden Alfred’in mevziine doğru yürüyüşe geçti.
Alfred yardım çığlığıyla kardeşine bir ulak gönderdiğinde, elçiye kralın "rahip ayini bitirmeden oradan [çadırdan] canlı çıkmayacağı ve ilahi hizmeti insanların hizmeti için terk etmeyeceği" (Keynes & Lapidge, 79) söylendi. Gelen ezici saldırıyla yüzleşme görevi tek başına Alfred’in birliğine kaldı. Asser, Alfred’in "vahşi bir yaban domuzu gibi cesurca hareket ederek" Viking ilerleyişine karşı hücumu nasıl başlattığını anlatır.
Ancak her iki taraf da tamamen birbirine girdiğinde, Aethelred’in ordusu aniden savaş meydanına ulaştı. Belki de kanattan veya arkadan saldırarak gerçekleştirdiği bu taarruz safları yarmış ve birçok Viking liderini öldürmüştü. Kral Bagsec ile birlikte beş İskandinav kontu orada can verdi. Belki de tüm bunlar en başından beri Aethelred’in planıydı; Vikingleri hiç beklemedikleri bir anda şaşırtıp saldırmak için savaşa geç dahil olmuştu. Böylesine ağır kayıplar karşısında daha fazla dayanamayan Halfdan, tam geri çekilme emri vererek Reading’in güvenliğine sığındı.
Bu olağanüstü bir başarıydı. Viking ordusu o zamana kadar durdurulamaz görünüyordu; Doğu Anglia ile Northumbria’yı fethetmişler, Mercialıları ve Batı Saksonları haraca bağlamışlardı. Fakat Aethelred, onların aslında yenilebilir olduğunu kanıtlamıştı. Ne var ki bu zaferin görkeminin tadını çıkaracak vakit yoktu. İstila ordusu yaralanmış olsa da yok edilmemişti. Ashdown'dan sadece iki hafta sonra Halfdan, Wessex'e bir akın düzenledi. Sınırdaki Berkshire vilayetinin ötesine, Wiltshire içlerine kadar ilerleyerek Basing yakınlarında Aethelred’i mağlup etti; ardından köyün kontrolünü ele geçirerek Batı Sakson krallığının tam kalbinde bir üs kurdu.
Ölüm
Üç hafta içinde gerçekleşen dört muharebenin ardından çatışmalar durma noktasına geldi. Bitkinlik, kış şartları ya da her ikisinin birden etkisiyle iki aylık bir ateşkes sağlandı. Ancak Mart ayına gelindiğinde Halfdan yeniden harekete geçerek ordusunu Wessex'in kalbine, daha da batıya yürüttü. Hampshire'da, Merton Muharebesi'nde Aethelred'i bir kez daha mağlup etti. Anglo-Saxon Chronicle'nın aktardığı üzere, "her iki taraftan da çokça kayıp verildi ancak meydanın hâkimi Danimarkalılar oldu" (49). Wessex, en iyi askerlerini hızla kaybediyordu; Ealdorman Aethelwulf gitmişti, şimdi ise Merton'da bir diğer komutan olan Sherborne Piskoposu Heahmund hayatını kaybetmişti. Daha da kötüsü, kral ölümcül şekilde yaralanmıştı. Birkaç hafta daha hayata tutunmaya çalışsa da Nisan 871'de, henüz 24 yaş civarındayken Kral Aethelred yaralarına yenik düştü. Naaşı, Dorset'teki yakın mesafede bulunan Wimborne Minster'a defnedildi.
Varisler ve Soyundan Gelenler
Uzun süredir planlandığı üzere, Alfred derhal kral olarak tahta çıktı. Aethelred'in oğulları Aethelhelm ve Aethelwold, hükümdarlık yapmak için henüz çok küçüktüler; bu nedenle şimdilik sessizce ve dikkatle bir kenara itildiler. Wessex'in güce ihtiyacı vardı ve bu gücü yeni krallarında buldular. Alfred, inanılmaz derecede etkili bir hükümdar olduğunu kanıtlayacaktı. Wessex'i terk etmesi için Halfdan'a haraç ödemiş olsa da 878'deki Edington Muharebesi'nde Vikinglere karşı büyük bir zafer kazanarak Wessex'in güvenliğini ve bekasını sağladı.
Peki, Alfred'in kendi veraseti ne olacaktı? 899'daki ölümünün ardından kendi oğlu Yaşlı Edward, taht için Aethelred'in oğlu Aethelwold ile mücadele etmek zorunda kaldı (Aethelhelm bu sırada çoktan ölmüştü). Wessex beyleri, sevdikleri ve saygı duydukları kralın oğlu olması hasebiyle Edward'ı desteklediler. Çoktan unutulmuş bir savaşın çoktan unutulmuş galibinin oğlu olan Aethelwold ise krallıktan sürüldü. 902 yılında, bu kez Viking desteğiyle geri dönse de birkaç aylık çatışmanın ardından Holme Muharebesi'nde Edward'ın ordusuna karşı savaşırken öldü. Böylece Wessex'in geleceği Alfred'in soyundan gelenlerce güvence altına alınmış oldu; Aethelwold ise tahtın başarısız ama tamamen meşru bir talibi olarak değil, hain bir asi olarak hatırlanacaktı.
Kral Aethelred, Ashdown'da tarihe damgasını vuran büyük bir potansiyele sahip bir figürdü; ancak nihayetinde dönemin iyi hatırlanan krallarından biri olamayacak kadar genç yaşta öldü. Aethelred'in soyundan gelenler kraliyet unvanlarına sahip olamasalar da 11. yüzyıla kadar ealdorman (vali), piskopos ve saray görevlisi olarak Wessex'te önemli figürler olmaya devam ettiler.

