Korsanlığın Altın Çağı

Tanım

Mark Cartwright
Yazar: , Tercüme Eden: Batuhan Aksu
tarihinde yayınlandı 12 Ekim 2021
X
translations icon
Diğer dillerde mevcuttur: İngilizce, İspanyolca, Fransızca
Sailing Ship Through a Telescope (by Starz Entertainment, Copyright, fair use)
Bir Teleskobun Arasından Yelkenli Gemi
Starz Entertainment (Copyright, fair use)

Korsanlığın Altın Çağı (1690-1730), açık denizlerde ve müstemleke limanlarında soygunun eşi görülmemiş bir seviyeye ulaştığı bir devri ifade eder. Bütün tarihçiler mutlak zaman çerçevesi üzerinde hemfikir olmasalar da, umumiyetle Karayipler'de, Amerika'nın doğu kıyılarında, doğu Atlantik'te ve Hint Okyanusu'nda faaliyet gösteren korsanlar için bu tabiri münasip görürler.

Bu devirle ilgili kötü şöhretli adlar arasında Kaptan Kidd (ö. 1701), Karasakal (ö. 1718) ve Bartholomew Roberts (ö. 1722) sayılabilir. Bu adamlar, Anne Bonny ve Mary Read gibi bazı kadınlar ticaret gemilerini ve çok daha nadiren iyi silahlanmış hazine gemilerini hedef aldılar. Bu devir, Kraliyet Donanması, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ve sömürge valilerinin korsanlığa karşı çok daha aktif ve agresif bir duruş sergilemesiyle sona erdi ve bunun neticesi olarak Londra'dan Carolinas'a kadar yüzlerce korsanın yakalanması ve halk huzurunda asılmasıyla sonuçlandı.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Bir Çağı Tanımlamak

'Korsanlığın Altın Çağı', suçun yaygın olduğu bir devre iliştirmek için oldukça tuhaf bir isimdir, ancak bu, bu çağın tam olarak neyi ihtiva ettiğini tanımlama meselesi açısından tali bir endişedir. Çoğu tarihçi, 17. yüzyılın başlarında (c. 1650-1680) İspanyol Ana ve hazine gemilerini hedef alan korsanların dönemini dahil etmez. Bu asrın kapanışı, bilim insanları için Altın Çağ'ın en yaygın başlangıç ​​noktasıdır, ancak bazıları bunu ilk yirmi veya otuz yıl, hatta 18. yüzyılın sadece ikinci on senesi ile sınırlayacaktır. O halde burada korsanlık mevzusuna dair bazı alakalı noktaları atlamamak için daha geniş bir bakış açısı benimseyip 'Altın Çağ'ı takribi 1690-1730 yılları olarak ele alacağız. Korsanlık, antik çağlardan beri yürütülmektedir ve dünyanın birçok yerinde halen devam etmektedir, bu nedenle belirli zaman dilimlerinde ısrar etmek tabiatı icabı problemlidir: Görünüşe göre korsanlığın ne bir başlangıç ​​ne de bir bitiş noktası vardır.

korsanların kullandığı İLK SİLAH TERÖRDÜ VE TERÖR JOLLY ROGER BAYRAĞI ŞEKLİNE BÜRÜNDÜ.

Nihayetinde, bir de coğrafya meselesi mevcut. Bizim devrimizde de korsanlık dünyanın birçok yerinde yaygınken, bu bağlamdaki 'Altın Çağ' mefhumu umumen Atlantik Okyanusu'nun her iki tarafında, Hint Okyanusu'nda ve Batı Afrika kıyılarında faaliyet gösteren korsanlarla sınırlıdır. Berberi Sahili ve Doğu Asya'daki korsanlar gibi korsanlara genellikle ayrı muamele edilir. Bu sebeple, Altın Çağ'daki korsanların ekseriyeti İngiliz veya Amerikalıdır, ancak önemli sayıda başka milletten, bilhassa Hollandalı ve Fransız dahil olmuştur ve korsan ekipleri, aslında, eski Afrikalılar, köleler ve yerli halklar da dahil olmak üzere hemen hemen her yerden herhangi birini içerebilir.

Reklamları Kaldır

Advertisement

The Jolly Roger
Jolly Roger Bayrağı
WarX (CC BY-SA)

Problem, korsanlığın neden bu özel devirde geliştiğidir. Erkekler ve bazı kadınlar, bir tüccar veya donanma gemisinde denizdeki hayatın sertliği sebebiyle - korsanların büyük çoğunluğu tecrübeli denizcilerdi - veya İngiltere ve Fransa arasındaki muhareberlerin nihayetlenmesinden sonra manalı bir iş bulamadıkları için korsanlık hayatına çekildiler. Keşif Çağı'nın ardından, Akdeniz'in ötesindeki Avrupa kolonileri artık çiçek açıyordu. Bunlar, büyüklük ve zenginlik olarak büyüyen ve kendilerine hizmet etmek için ticari gemicilikte buna mukabil gelen bir artışla büyüyen topluluklardı. Yine de, merkezi devletten şimdiye kadar sıkı bir idari ve askeri muhafaza eksikliği vardı, bu yüzden birçok liman ve gemi, suçlarının neticelerini umursamayan korsanlar için kolay hedeflerdi.

Kaptanlar

Bazı korsan mürettebat mensupları kendi başlarına nam (veya kötü ün) kazanmış olsalar da, bu devre en çok bağlı olan isimler kaptanlarınkidir. Korsanların ekserisi, başka herhangi bir denizci taifesinin giydiği kıyafetleri giyerken, kaptanlar bir moda ifadesi yapmaya ve devrin asillerinin spor yaptığı gösterişli kıyafetleri giymeye daha yatkındı. Bartholomew Roberts ('Black Bart' Roberts olarak da bilinir) kırmızı ipek bir ceket, eşleşen bir damask yelek ve elmas bir kolye takmasıyla meşhurdu. Karasakal (Edward Teach olarak da bilinir) sakalına siyah kurdeleler takar, altı tabanca taşır ve çarpışmaya girdiğinde şapkasının altında fitiller yakardı. Şüphesiz, bu korsan kaptanlar, kendileri hakkında bir hedef geminin hemen teslim olmasını ve kendi mürettebatının sadık kalmasını sağlamaya yardımcı olan bir efsane kurmaya hevesliydi.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Diğer kaptanlar şöhret kazanmak için daha merhametsiz bir yaklaşım sergiledi. Charles Vane (1721'de asıldı) bir keresinde Bahamalar valisinin gemisine toplarını ateşledi, Edward Low ise 1721 ile 1724 yılları arasında kurbanlarını sakatlamak, yakmak ve asmak gibi iğrenç suçların uzun bir listesini topladı. 1718), 'Centilmen Korsan' olağandışıydı çünkü Barbados'ta kendi plantasyonunu işletmektense bir değişiklik olarak korsanlık hayatını seçti. Korsanlık, öyle görünüyor ki, her türlü cazibeye sahipti.

Henry Every
Henry Every
Naughty Dog/Sony (Copyright, fair use)

Son olarak, o zamanlar bilhassa meşhur olmayan ama o zamandan beri halkın muhayyilesini bir sebepten mütevellit ele geçiren korsanlar var. Şimdilerde ünlü olan Kaptan John Rackham ('Calico Jack' olarak da bilinir, 1720'de asıldı) Anne Bonny ve Mary Read'in mürettebat üyeleriyle ve çapraz palalarıyla Jolly Roger'ı ile küçük çaplı bir korsandı. Kaptan Benjamin Hornigold (ö. 1719) korsanlığı bırakması ve bunun yerine Bahamalar valisi için bir korsan avcısı olmasıyla meşhurdu. Kaptan Samuel Bellamy, 1717'de, Whydah gemisi Cape Cod açıklarında bir fırtınada battığında nispeten anonim olarak öldü, mamafih, adı bu enkazın sualtı keşfi ve Altın Çağ korsanları, onların gemi ve ganimetleri hakkındaki bilgimize paha biçilmez katkısının ardından yeniden canlandırıldı.

Korsan Gemisi

Romanlarda ve filmlerde umumiyerle büyük kalyon tipi gemilerde yelken açan korsanlar olmasına rağmen, Altın Çağ'daki hakikat oldukça farklıydı. Korsanların kahir ekseriyeti, hızlı, yüksek manevra kabiliyetine sahip ve daha büyük donanma gemilerinin takip edemediği sığlıklardan geçebilen şalopa gibi bir şeyi tercih etti. Buna ilaveten, korsanlar tipik olarak, bir avuç topla donanmış ticari gemiler gibi kolay hedeflerin peşinden gittiler. Bununla beraber, bazı korsanlar, ateş gücünde daha düşük dereceli bir donanma gemisiyle eşleşebilecek daha büyük bir gemiyi tercih ettikleri için bazı dikkate değer istisnalar vardı. Prestij de bir faktördü ve daha meşhur ve muzaffer korsanların en muazzam gemilere sahip olması mühimdi.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Kraliçe Anne'nİn İntİkamı, gemİDEKİ 40 top İÇİN LAZIM olan en az 300 KİŞİLİK BİR MÜRETTEBATA SAHİPTİ.

Kaptan Kidd, bu gayeye uygun olarak inşa edilmiş Adventure Galley (Macera Kadırgası)'e yelken açtı. Bu, 287 tonluk üç direkli bir gemiydi ve kare armalı yelkenler, laten yelken (üçgen) ve kürek sıraları (toplam 46) karışımı sayesinde her şartta hedefi takip edebiliyordu. Macera Kadırgası, 150'den fazla adamdan oluşuyordu ve 34 topla iyi silahlanmıştı. Edward England, 1720'de Madagaskar açıklarında güzel bir gemi ele geçirdi ve adını Fancy olarak değiştirdi. Bu gemi ayrıca 34 topa ve yaklaşık 180 kişilik bir mürettebata sahipti.

Belki de korsan gemilerinin en meşhuru, bu sefer bir Fransız köle tacirinden ele geçiren Karasakal'ın Queen Anne's Revenge (Kraliçe Anne'nin İntikamı)'idir. Kraliçe Anne'nin İntikamı, gemideki 40 top için lazım olan en az 300 kişilik bir mürettebata sahipti. Bu devrin en güçlü korsan gemisi Bartholomew Roberts'ın Royal Fortune'uydu. Eski Fransız harp gemisi en az 42 topa sahipti ve Roberts onu iyi kullandı, hıza uyarladı ve ele geçirilen gemiler açısından bütün Altın Çağ korsanları arasında 400'ün üzerinde gemiyle en başarılısı oldu.

Pirate Sloop
Korsan Şalopası
Starz Entertainment (Copyright, fair use)

Hücum Usülleri

Korsanlar tipik olarak, umumen dar bir düzlükte pazarlık yaparken veya sığlıkların ve adaların yakınında olduklarında, bir korsan gemisinin görünüşte bir anda ortaya çıkabilmesi için sadece ticari gemileri hedef aldı. Bir korsan gemisi, belirli bir dostane milli bayrak dalgalandırarak da bir hedefe yaklaşabilir. Kıçtan yaklaşmak her zaman iyi bir fikirdi zira by devrin gemilerinde çok daha az top vardı.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Korsanların kullandığı ilk silah terördü ve terör Jolly Roger bayrağı şekline büründü. Bu bayrak çekildiğinde - birçok varyasyonu olmasına rağmen, genelde siyah bir insan kafatası ve çapraz kemiklerle - bir ticaret gemisi korsanların yaklaştığı konusunda uyarıldı ve yapılacak en mantıklı şey herhangi bir direniş göstermemekti. Ayrıca, bir taarruz başlarsa hiçbir çekingenlik verilmeyeceğinin sinyalini veren kırmızı bir bayrak da çekilebilirdi. Korsan kurbanlarının çoğu kötü silahlandığından, korsanlar umumiyetle hedeflerine kolaylıkla ulaşırdı.

Direnen gemiler için korsanların seçebilecekleri bir dizi silah vardı. Korsan gemileri, gördüğümüz gibi, çeşitli boyutlarda birçok top taşıyordu ve korsanların kendileri el bombaları, tüfekler, tabancalar, palalar, baltalar ve sopalara sahipti. Korsanlar hedef gemiye veya yüküne zarar vermek istemediklerinden, her ikisi de kendileri için faydalı olabilecek topları ateşlemek o kadar yaygın değildi. Bu sebeple, toplar ateşlendiğinde, tipik olarak, arma ve direkleri yok etmek ve böylece hedef gemiyi geçici olarak devre dışı bırakmak için dizayn edilmiş, uyarı atışları veya zincir atış (kısa bir zincirle birbirine bağlanmış iki çubuk veya top) ateşi vardı. Bazı korsan kaptanlar, bilhassa bir korsan gemileri filosuna kumanda ettikleri ve bu yüzden top ve adamlarda büyük bir sayısal avantaja sahip oldukları takdirde, iyi silahlanmış hazine gemilerine saldırma hususunda cezbedildiler. Donanma gemileri neredeyse her zaman bir korsan gemisine üstün geldiğinden, korsanlar bunlardan kaçındı.

Korsan Ganimeti

Korsanlar, taşınabilir ganimetlerden, tercihen altın, gümüş ve değerli taşlardan sonra her şeyden önceydi. Madeni paralar en kolay elden çıkarılabilenlerdi ve bundan mütevellit İspanyol gümüşü peso (diğer adıyla sekizlik) veya altın doblonlardan oluşan bir hazine sandığı en çok arzu edilen şeydi. Bir sonraki en iyi şey değerli bir kargoydu. Kolayca satılabilen mahsuller arasında ipek ruloları, baharatlar, çivit, tütün, rom, kürkler, deriler, şeker ve diğer gıda maddeleri bulunuyordu. Mürettebat ve yolcuların bütün kıymetli eşyaları ve süslü kıyafetleri çıkarıldı. Silahlar, seyir aletleri ve ilaçlar her zaman işe yarardı. Korsanların kendi ekipmanlarını yenilemek için halatlar, yelkenler ve çapalar gibi sıradan derya mahsulleri bile alınırdı. En sonunda, taarruza uğrayan geminin kendisi mükafat olabilirdi. Korsanlar, kendi gemilerini tamir etmek için zaman ve çaba harcamak istemiyorlardı ve bu sebeple, daha fazla top taşıyabilen daha büyük ve daha iyi bir gemiye yükseltme yapmak gibi, deryaya elverişli bir gemiyle takas yapmak oldukça yaygındı.

Pieces of Eight from the Whydah
Whydah'dan Sekizlik olarak bilinen İspanyol Doları
Theodore Scott (CC BY)

Çoğu yakalama sadece kuru mal veya likör ve belki birkaç madeni para getirirken, Altın Çağ'da gerçekten şaşırtıcı bazı yakalamalar vardı. İngiliz korsan Henry Every (d. 1653), 1695'te Babür imparatorunun bugün 95 milyon doların üzerinde bir değere sahip kargo taşıyan bir ticaret gemisi olan Ganij-i-Savai'yi zaptetti. Her mürettebat mensubunun payı, bir ömür boyu maaştan ziyadesiyle fazlaydı. Kaptan Henry ganimeti ile ufukta akıllıca yelken açtı ve bir daha ne görüldü ne de duyuldu.

1721'de, şimdiye kadarki en büyük mükafat John Taylor ve Olivier La Bouche tarafından alındı. Birlikte, iki korsan gemisi, Réunion Adası'ndaki Portekiz hazine gemisi Nostra Senhora de Cabo'ya bindi. Elmas, altın ve diğer değerli eşyalarda 500.000 sterlin ve 375.000 sterlin kıymetinde (bugün toplam 250 milyon doların üzerinde) bir genel kargo vardı.

Ganimet, paylaşılabileceği veya satılabileceği ve gelirlerin bölünebileceği zamana kadar levazım ustası tarafından kontrol edildi. Mürettebat mensuplarının her biri tipik olarak bir pay, levazım ustası ve kaptanın her biri iki pay aldı ve muhtelif 'subaylar' veya daha tecrübeli denizciler ve marangoz ve topçu gibi vasıflı işçiler bir ile iki pay arasında bir pay aldı. Ayrıca, Mürettebat mensuplarına bir taarruz esnasında aldıkları yaralanmalar için tazminat ödendi. Çok az korsan, haksız kazançlarını bir yere saklamayı düşünecek kadar uzun süre elinde tutmuştur. Gömülü hazine hikayeleri korsan kurgularında sıklıkla yer alabilir, lakin bu tür davranışlara dair çok az tarihsel vesika vardır. Kaptan Kidd, belki de Long Island'da hazine gömdü, ancak hazine arayanlar, herhangi birini bulamamalarından dolayı hüsrana uğradılar.

Korsan Limanları

Bir kez ganimetlerle dolu olan korsanlar, sığınaklarına çekildiler. Ana limanlar, Hint Okyanusu'ndaki Port Royal (Jamaika), Tortuga (Hispaniola), New Providence (Bahamalar) ve Madagaskar'dı. Limanlar, tenha ve emin kıyıları ve adanın dahili kısmındaki tatlı su, meyve, et ve keresteye kolay ulaşımı için seçildi. Ana nakliye yollarına yakın olmak, mamafih müstemleke makamlarına çok yakın olmamak da aşikar avantajlardı.

The Spanish Main and Caribbean Pirate Havens  c. 1670
İspanyol Ana ve Karayip Korsan Limanları (1670'ler)
Simeon Netchev (CC BY-NC-SA)

Tüccarların yağmalanmış kargo satın almaları çok mühimdi ve malları ucuza satın alabildikleri ve daha sonra bunları çok daha yüksek fiyatlarla yasal limanlara kaçırabildikleri için sığınaklara çekiliyorlardı. Korsanlar anlaşmayı kaybettiler ama istediklerini elde ettiler: hazır nakit ve bolca içki. Bazı korsan kaptanlar daha haristi ve vazifelilere rüşvet verilebileceği ve malların daha iyi fiyatlarla satılabileceği müstemleke limanlarıyla bizatihi anlaşmaya çalıştı. En ünlüsü Kuzey Carolina valisi Charles Eden ve New York'taki Albay Benjamin Fletcher olan bu vazifelilerden bazıları, korsanlara af bile çıkardı.

Birçok korsan cenneti kısa sürede hanlar, umumhaneler, tüccar tezgahları ve denizcilerin derya bacaklarını dinlendirirken ihtiyaç duydukları ve istedikleri her şeyle muazzam kasabalara dönüştü. 1700 civarında New Providence Limanı (Nassau) zirvesinde yaklaşık 600 korsana ev sahipliği yaptı, aynı zamanda Madagaskar'da adayı üs olarak kullanan 1.500 korsan vardı. Port Royal, korsanların gözdesiydi, ancak Altın Çağ korsanları, 100 tavernasını ve diğer şüpheli tesislerini iyi bir şekilde kullanmaya devam etti ve bu da takma adının 'Yeni Dünyanın Sodomu' olarak çıkmasına yol açtı. Port Royal, 1692'de bir deprem sırasında yıkılana kadar bu minvalde kullanıldı.

Adalet ve Korsanlığın Düşüşü

Meşru tüccarlar, müstemlekeciler ve Babür imparatoru gibi idareciler tarafından baskı gören İngiliz hükümeti, nihayet korsanlığa karşı harekete geçmek mecburiyetinde kaldı. Hükümet ayrıca, korsanlığın o kadar yaygın olduğundan, dürüst yerleşimcileri kolonilerinden sürmesinden ve onları o kadar nüfussuz bırakarak yabancı güçlerin devralması için büyük bir cazibe haline gelmesinden büyük ölçüde endişe duyuyordu. 1701'den itibaren, kolonilerin korsanları İngiltere'ye göndermek yerine kendilerini asmaya çalışmasına izin verildi. 1710'larda, Bahamalar'daki Woodes Rogers (1679-1732) gibi müstemleke valileri, bilhassa kolonilerdeki umumen yozlaşmış hükümet organını değiştirmek ve öz salahiyet sahalarında korsanlığı kaldırmak için Londra'dan gönderildi. Bu yeni valilerin, hedeflerini elde etmek için hem havuçları hem de sopaları vardı. Havuç, Büyük Britanya Kralı I. George'un (1714-1727) kraliyet affı ve kolonilerde toprak ve çalışma vaadiydi. Pek çok korsan bir affı kabul etti ve nihayet kabul etmeyenler avlandı. İşe yarayan ilave bir strateji de korsanlar hakkında malumat sunan ve onları yakalayanlara nakit mükafatlar sunmaktı; bu muhbirlerin ekserisi eski korsanlardı.

Captain Kidd
Kaptan Kidd
Unknown Artist (Public Domain)

Bir korsan cenneti olan New Providence 1718'de kapatıldı. Kraliyet Donanması Batı Atlantik'te her zamankinden daha kuvvetli bir varlık haline geldi ve sömürge valileri herhangi bir yeni limanda kanun dışı ticaret yapıldığını duyduklarında, harp gemileriyle süratle harekete geçti. Aynı zamanda donanmada, korsanların kendileri gibi, açık deryaların bu suçlularını takip etmek için ağır harp gemileri yerine hızlı şalopaları tercih eden bir taktik değişikliği oldu. Bu esnada Hint Okyanusu'nda Doğu Hindistan Şirketi, konvoyları kullanmaya ve denizdeki varlıklarını daha agresif bir şekilde muhafaza etmeye başladı. Limanları hücum altında çok daha zayıf bir ihtimalle çalıntı mallarını satarken yüzünden korsanlık hayatı çok zor bir hale geldi. Ayrıca, yakalama daha muhtemel hale geldiğinden ve cezalar ağırlaştığından, şimdi çok daha tehlikeliydi.

Çoğu korsan mürettebatını uyarı şeklinde kırbaçla salmanın ve sadece kaptanın asılmasının eski günleri geride kaldı. Şimdi, toplu infazlarla biten temaşa davalarında bütün ekipler adalete teslim ediliyordu. 1722'de Batı Afrika'daki Gine'deki Cape Coast Kalesi'nde, Bartholomew Roberts'ın mürettebatından 52'si bir günde asıldı. Londra, Wapping'deki İnfaz Rıhtımı veya Port Royal yakınlarındaki Deadman's Cay gibi mahallerde, deniz melteminde sallanan asılmış korsanların görüntüsü, mahalli halk ve geçen gemiler için aşina geldi. En kötü şöhretli korsanların cesetleri demir bir kafese asılır, bir veya iki yıl açık havada çürümeye bırakılır. Ölüm cezasından kurtulanlar bile, ya hastalıkla dolu hapishanelerde uzun hapis cezalarına çarptırıldıkları yahut kısa ve keskin bir ağır iş hayatı için ceza kolonilerine nakledildiklerdi.

Korsanlık hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı, bütün bunlardan sonra da, hala insanlığı her zaman rahatsız etmiş gibi görünen suçlardan birisi. Bununla beraber, koloniler kendilerini daha güçlü hükümet ve adalet müesseseleriyle kurmaya başladıkça, daha fazla insanın korsanlığın sonunu görmek için bir sebebi oldu. Celladın ilmeğinden kurtulmuş olan korsanlar bile, bir zamanlar terörize ettikleri hedefler olan plantasyonlarda daha saygın bir hayata başladı yahut dürüst tüccarlar olarak çalıştı.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Boğaziçi Üniversitesi'nde lisans tarih öğrencisi. Erasmus programına katılarak Manchester Üniversitesi'nde aynı bölümde okudu. Edebiyat ve felsefe okumalarından da büyük bir keyif alıyor.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark İtalya'da yaşayan bir tarih yazarıdır. Özel İlgi alanları çömlekçilik, mimarlık, dünya mitolojileri ve tüm medeniyetlerin paylaştığı ortak fikirleri keşfetmektir. Siyaset Felsefesi üzerine yüksek lisans yapmıştır ve WHE'de Yayın Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2021, Ekim 12). Korsanlığın Altın Çağı [Golden Age of Piracy]. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. alınmıştır https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19990/korsanlgn-altn-cag/

Chicago Style

Cartwright, Mark. "Korsanlığın Altın Çağı." Çeviren Batuhan Aksu. World History Encyclopedia. Son düzenleme Ekim 12, 2021. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19990/korsanlgn-altn-cag/.

MLA Stili

Cartwright, Mark. "Korsanlığın Altın Çağı." Çeviren Batuhan Aksu. World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 12 Eki 2021. Web. 19 May 2022.