Theodora, 527'den 548'deki vefatına kadar, kocası İmparator I. Justinianus ile beraber Bizans İmparatorluğu'nun imparatoriçesi olarak hüküm sürdü. Mütevazı bir maziden gelen ve bir aktris olarak geçirdiği biraz ünsüz erken kariyerinin getirdiği peşin hükümleri aşan Theodora, 525'te Justinianus (hükümdarlığı, 527-565) ile evlendi ve ikisi Bizans tarihinin altın çağında birlikte hüküm sürdü. Devrin yazarlarınca entrikacı, prensipsiz ve ahlaksız olarak tasvir edilen İmparatoriçe, aynı zamanda İmparator için değerli bir destekçi olarak da görüldü ve devlet işlerine doğrudan katılması onu Bizans'ta görülen en güçlü kadınlardan biri haline getirdi.
Erken Hayatı
Theodora, 497 civarında, Konstantinopolis Hipodromu'nda çalışan Akakios adlı bir ayı bakıcısının kızı olarak dünyaya geldi. 6. yüzyıl Bizans tarihçisi Sezariyeli Prokopius, Gizli Tarih (Anekdota) adlı eserinde, Theodora'nın da tıpkı anası gibi maişetini oyuncu olarak temin ettiğini, yani Hipodrom'da akrobat, dansçı ve striptizci olarak sahne aldığını belirtir. Theodora'nın kazlarla ilgili bilhassa ürkütücü bir gösteri yaptığı rivayet edilir. O devirde iki mesleğin ortak çağrışımı göz önüne alındığında, onun aynı zamanda bir fahişe olduğu ima edilir. Prokopius, bizi bilhassa onun popüler ve şehvetli bir fahişe olduğuna inandırmak ister.
Ancak Prokopius'un Gizli Tarih'i, birçok kişi tarafından, gerçeklik payı için birkaç gerçekle harmanlanmış, çirkin bir dedikodu parçası olarak kabul edilir. Yazarın hem Justinianus hem de Theodora'ya karşı tavrı, açıkça Bizans İmparatorluğu'nun başına gelen en kötü şey oldukları yönündedir (Justinianus'un himayesinde yazdığı ve bilhassa savaş ile mimarideki imparatorun muvaffakiyetlerini övgüyle karşılayan resmi eserlerin aksine). Prokopius, Belisarius'un (Justinianus'un en kabiliyetli generali) karısı Antonina'ya da düşmandı ve Antonina, devamlı olarak Theodora ile sarayda yıkıcı entrikalar çevirmek için düzen kuran biri olarak tasvir edilir. Theodora hakkındaki bilgimizin yalnız erkek yazarlardan geldiğini ve Bizans toplumunda ananevi olarak itaatkâr bir rol dışında herhangi bir rolü üstüne alan bir kadının en iyi ihtimalle tasdik edilmeyeceğini, en kötü ihtimalle de düpedüz şeytanlaştırılacağını da göz önünde bulundurmak önemlidir.
525 yılında İmparator Justin'in (hükümdarlığı 518-527) yeğeni Justinianus ile evlenmeden önce, Theodora Hipodrom'un kumlarını terk ederek orta seviye bir memurun metresi olarak Kuzey Afrika'ya gitti. Münasebetleri bozulduktan sonra, Hristiyanlığa geçmiş olabileceği İskenderiye üzerinden memleketine döndü.
Theodora gibi alt tabakadan birinin geleceğin imparatoruyla evlenmesi tuhaf bir yoksulluktan bolluğa geçişti, ancak Bizans sarayında imparatorların bu maksatla tertiplediği güzellik yarışmalarının kazananlarıyla evlenmesi geleneği vardı. Bu tür yarışmalara katılanlar alt sınıflardan ve uzak eyaletlerden gelebildiği için bu tür ahenksizlikler duyulmamış bir şey değildi. Theodora'nın alt tabakadan statüsü herkesçe göz ardı edilmedi ve tutkulu rakiplerden birisi bilhassa İmparatoriçe Lupicina Euphemia'ydı; onun ölümü, evliliğin önündeki en büyük engeli ortadan kaldırmış gibi görünüyor. I. Justin, izdivaca izin vermek ve Theodora'nın gayri meşru kızını meşrulaştırmak için yasaları değiştirecek kadar ileri gitti (Justinianus senatördü, aktrislerle evlenemezdi). Procopius da gayri meşru bir oğlu olduğunu iddia etse de, bunu teyit edecek başka bir kaynak yoktur.
Kocasından 20 yaş küçük olan İmparatoriçe, Procopius tarafından kısa boylu ama cazip, saray merasimlerine ve lükse düşkün olarak tanımlanmaktadır. Theodora, 1 Nisan 527'de kocasıyla aynı taç giyme merasiminde imparatoriçe olarak taç giydi. Justinianus, karısının eşi olarak değil, imparatorun eşiti olarak taç giymeye dair ısrarcıydı. Çift, zekâ, hırs ve enerji bakımından da birbirlerine benziyordu ve Ayasofya'daki görklü taç giyme törenleriyle Bizans İmparatorluğu ve halkı için yeni bir devrin habercisi gibiydiler.
Nika İsyanı
Theodora'nın Bizans siyasetindeki aktif rolü ve kocasına verdiği kuvvetli destek, en iyi şekilde 11-19 Ocak 532 tarihlerinde gerçekleşen Nika İsyanı vakasıyla meydana çıkar. Bu, Konstantinopolis Hipodromu'ndaki taraftar gruplarının çıkardığı kötü şöhretli bir isyandı. Asıl şikayet sebepleri, Justinianus'un (aralıksız askeri seferlerini finanse etmek için) yaptığı vergi artışları ve umumi otokratlığıydı; ancak isyan, imparatorun Hipodrom'da yakın zamanda patlak veren bir şiddet hadisesi yüzünden Mavi ve Yeşil taraftarlarını affetmeyi reddetmesiyle başladı. Mesele çıkaranlar bir kereliğine güçlerini birleştirdi ve sıklıkla bir yarışta destekledikleri arabacıya bağırdıkları uğursuz "Fethet!" (Nika) sloganını kullanarak tesirli bir güç oluşturdular.
Mesele, Justinianus'un oyunların açılış yarışları vesilesiyle Hipodrom'da görünmesiyle başladı. Kalabalık imparatorlarına saldırdı, yarışlar iptal edildi ve isyancılar Hipodrom'dan dışarı fırlayıp şehri kasıp kavurdular. Yürüdükleri her yerde büyüleyici bir yıkım izi bıraktılar; Ayasofya Kilisesi'ni, Aya İrini Kilisesi'ni, Zeuksippos Hamamları'nı, Chalke Kapısı'nı ve Augustaion forumunun mühim bir kısmını, bilhassa da Senato Binası'nı yaktılar. Bütün bu yıkımın başlangıç noktası olan Hipodrom, yalnızca küçük bir hasarla kurtuldu. Ayaklanma, tam ölçekli bir isyana dönüşmüştü ve I. Anastasius'un (491-518) generali ve yeğeni Hypatios, isyancılar tarafından Hipodrom'da yeni imparator olarak taç giydirildi.
Justinianus tahtından bu kadar kolay indirilmeyecekti, ancak İmparator'u kalabalıktan kaçmaya değil, dik durmaya ve savaşmaya ikna edenin Theodora olduğu düşünülüyor. O kritik anda söylediği sözler Prokopius tarafından şöyle kaydedilmiştir:
Bir kadının korkmuş adamlara cesurca nasihat vermesinin münasip olup olmadığı umurumda değil; lakin aşırı tehlike anlarında vicdan tek rehberdir. Gün ışığına çıkan her erkek er veya geç ölür; ve bir İmparator nasıl olur da kaçak olmayı göze alabilir? Eğer siz, efendim, canınızı kurtarmak istiyorsanız, bunu yapmakta hiçbir zorluk çekmezsiniz. Zenginiz, deniz var, gemilerimiz de var. Ama önce, emniyete kavuştuğunuzda, ölümü tercih etmediğiniz için pişman olup olmayacağınızı düşünün. Bana gelince, ben şu eski atasözünün arkasındayım: Kraliyet en iyi kefendir. (Brownworth, 79-80'den alıntı)
İmparatorluk davasına, Hipodrom'da 30.000 faili merhametsizce katlederek isyanı bastıran kabiliyetli generaller Belisarius ve Mundus büyük ölçüde yardımcı oldu. Aslında isyancılarca taçlandırılmak istemeyen Hypatios, yine de idam edildi. Krizden sonraki birkaç yıl boyunca Hipodrom'da oyun tertiplenmedi, ancak bütün bu yıkıcı devrin mutlu neticelerinden biri, Ayasofya Kilisesi'nin bugünkü halinin inşasıyla neticelenen gerekli yeniden inşa programıydı.
Kiliseye Karşı Tavır
Theodora'nın dini politikaları tamamen kendisine has gibi görünüyor; bunlar katiyen Bizans kilisesinin lideri ve Ortodoksluğun koruyucusu olan kocasının politikaları değildi. İmparatoriçe, İsa Mesih'in tek bir ilahi tabiata (physis) sahip olduğuna inanan Monofizitizm'i savunuyordu; bu da, İsa Mesih'in iki tabiata -biri insani diğeri ilahi- sahip olduğu şeklindeki Ortodoks görüşe mugayirdi. Theodora'nın görüşleri yalnızca teorik düşünceler de değildi, zira Theodora bu görüşlere göre hareket etti ve monofizit inançlara bağlı rahip ve keşişleri koruyup barındırdı; hatta bunun için Büyük İstanbul Sarayı'nı bile kullandı. Nitekim İmparatoriçe'nin, 540 civarında Nubia'da Monofizitizm'in yayılmasında ve benimsenmesinde öncü rol oynadığı kabul edilmektedir.
Siyasi Entrikalar
Theodora'nın siyasi manevraları, Kapadokya başbakanı İoannis'in düşüşü vesilesiyle suçlu tutulur; ancak o da Bizans halkı arasında pek popüler değildi zira Nika Ayaklanması'na sebep olan baskıcı vergi reformlarının kışkırtıcısı olarak görülüyordu. Procopius da maliye bakanını sefalet ve sefahatin bir timsali olarak resmeder. İoannis, isyandan sonra isyancıların taleplerinden biri olarak vazifeden alındı, ancak daha sonra siyasi bir dönüş yaptı. Theodora'nın şahsi nefreti sebebiyle ona karşı komplo kurduğu rivayet edilir. Bu sebeple İoannis, 541'de saraydan kovuldu.
İmparatoriçe'nin entrikalarının diğer kurbanları arasında Papa Silverius (537'de tahttan indirildi) ve muhtemelen suikasta kurban giden Got kraliçesi Amalasuntha da vardı, ancak gerçek detaylar ve müşahhas deliller eksiktir. Belisarius da Theodora'nın kötü gözlerine girenlerden biriydi. Büyük bir general, belki de Bizans'ın en büyüğü olabilirdi, ancak muvaffakiyeti imparatoriçenin şüphelerini uyandırdı. İmparatoriçe, kocasının en önemli kumandanıyla münasebetlerine tesir etmiş ve bu da savaş sahasında ihtiyaç duyulduğunda maddi destek eksikliğine yol açmış olabilir.
542 baharında imparatorluğu vuran yıkıcı veba salgını Belisarius'u daha da kötü bir hale sürükledi. Justinianus da enfekte oldu; hayatta kaldı, ancak ağır hasta olmasına rağmen Theodora tek başına hüküm sürdü. Kocası ölürse ve naiplik yapacak bir varisi yoksa, yerinin müdafaa edilemez olacağını gören İmparatoriçe, taht için en büyük rakibi olarak gördüğü generale karşı hızla harekete geçti. Belisarius, hapse atılması veya öldürülmesi için fazlasıyla popüler bir figürdü, ancak bir iki kademe aşağı indirilebilirdi. Bu yüzden Theodora, Belisarius'un kumandanlıktan alınmasını ve mal varlığına el konulmasını emretti. Neyse ki general, Justinianus ertesi yıl iyileşip de Mağribiler ve Gotlar imparatorluk sınırlarına karşı havlamaya başlayınca eski mevkiine geri dönebildi.
Procopius ayrıca İmparatoriçe'nin sarayda kendi dostlarını ve ortaklarını güçlü mevkilere getirmekte gecikmediğini belirtir. Şahsi kan davaları ve kayırmacılıkla alakalı bu karanlık hikâyelerin yanı sıra, Theodora, Justinianus'un sosyal reformları üzerindeki tesiri ve hayırsever çalışmalarıyla da tanınıyordu. Yetimhaneler, hastaneler ve (eski mesleği göz önüne alındığında belki de önemli bir şekilde) saygın topluma yeniden katılmak isteyen eski fahişeler için bir yuva gibi yoksullar için birçok müessesenin tesis edilmesine sponsor olmuştu.
Vefatı
Theodora, 548'de, muhtemelen kanserden, henüz 51 veya 52 yaşındayken öldü. Justinianus'un varisi yoktu, ancak belki de mühim bir şekilde, bir daha hiç evlenmedi. Theodora'nın Justinianus ile evlenmeden önceki kızının üç oğlu vardı ve bunların hepsi Bizans sarayında mühim figürler haline geldi. Derin bir matem devrinin ardından Justinianus, 17 yıl daha hüküm sürecekti, ancak Theodora'nın yanında olduğu zamanki kadar fokuslanmış ve parlak görünmedi.
Procopius, İmparatoriçe'nin en kalıcı ve renkli edebi portresini yapmış olabilir, ancak görsel sanatlarda Theodora'nın tarihte nasıl hatırlandığına dair güçlü bir rakip var. Bu en meşhur tasvir, İtalya, Ravenna'daki San Vitale Kilisesi'ndedir. Parıldayan duvar mozaiğinin bir panelinde İmparatoriçe, diğerinde ise Justinianus ve Ravenna Başpiskoposu Maximianus (546-556) yer alır. Theodora, kocası gibi büyük bir hale ile tasvir edilmiştir. Ayrıca kolyeler, küpeler, muhteşem mücevherlerle süslü bir taç ve Tirus tarzı mor bir cübbe gibi çok sayıda mücevher takmaktadır. Kiliseye mücevherli altın bir kadeh sunar ve etrafı memurlar ve geniş saray nedimeleri topluluğunca çevrili haldedir.
