Felsefenin Dine Geçişi: Hypatia'nın Ölümü

Joshua J. Mark
Yazan , Çeviren: Sude Irmak Bosnalı
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

İskenderiyeli filozof Hypatia'nın (M.S. 370-415) ölümü, uzun zamandır ''felsefenin dine geçişi'' olarak kabul edilmiştir. Bu olay, Antik Çağ'ın pagan değerlerinden yeni din olan Hristiyanlığın değerlerine geçişi örnekler. Yeniye yer açmak adına eski inançlara ait sembollerin sistemli bir şekilde yok edildiği bu dönemde, Hypatia da değişimin kurbanlarından biri olmuştur.

Hypatia, meşhur İskenderiye Kütüphanesi ile yakından ilişkili olan İskenderiye Üniversitesi'nin son profesörü Theon'un kızıydı. Theon, Öklid'in Elementler'ini ve Batlamyus'un eserlerini titizlikle kopyalayan ve günümüz tabiriyle kızını evde matematik ve felsefe eğitimiyle yetiştiren parlak bir matematikçiydi (Deakin in Sciene/Ockham). Hypatia, babasının bu eserler üzerine yazdığı yorumlara katkıda bulundu ve zamanla kendi çalışmalarını kaleme alıp kapsamlı dersler vererek, erkek yazarların ve düşünürlerin egemen olduğu bir kültürde adından söz ettiren bir kadın figür haline geldi.

Ancak Hypatia'nın erkek öğrencileri üzerindeki etkisi İskenderiye Başpiskoposu Cyril (sonrasında Aziz Cyril) tarafından hiç hoşnut karşılanmıyordu. Çünkü Cyril, onun öğrencilerin Hristiyanlığı benimsemesinin önünde bir engel olduğunu düşünüyordu. Cyril, özellikle Hypatia'nın vali Orestes ile olan arkadaşlığını eleştiriyordu; Hypatia'nın Orestes üzerinde gereğinden fazla ve tehlikeli bir nüfuzu olduğuna inanıyordu. Erken dönem yazarları, Hypatia’ya saldırıp onu öldürecek olan kalabalığı kışkırtan kişinin Cyril olduğunu ve bu sayede şehirdeki güçlü pagan etkisini ortadan kaldırmayı amaçladığını önemli ölçüde öne sürerler.

Hypatia of Alexandria
İskenderiyeli Hypatia Elbert Hubbard (Public Domain)

Hypatia Döneminde İskenderiye

Mısır’daki İskenderiye, Büyük İskender tarafından kurulduğu günden bu yana uzun süredir bir ilim merkezi, bilinen dünyanın dört bir yanından gelen filozoflar ve düşünürler için bir uğrak noktasıydı. Ptolemaios Dönemi’nde (M.Ö. 323-30) 500.000 kitaba ev sahipliği yaptığı rivayet edilen o büyük kütüphane, eski gücünü yitirmiş olsa da, çoğu varlıklı entelektüeller için hâlâ büyük bir cazibe merkeziydi. Dolayısıyla İskenderiye, 415 yılında hâlâ refah içindeki bir pagan şehriydi. Fakat o tarihten önceki son on beş yıl içinde şehir giderek daha da bölünmüş bir hale gelmişti. Sokaklarda Yahudiler ile yeni yayılmaya başlayan Hristiyanlık arasındaki çatışmalar sürerken, paganlar ve Hristiyanlar da artık kendi cephelerini oluşturmaya başlamışlardı.

I. Theodosius'un hükümdarlığı döneminde (379-395), pagan uygulamalar yasaklanmış ve Hristiyan liderler kendi toplulukları içindeki Hristiyanlık karşıtı ve Hristiyanlık öncesi etkileri kökünden kazımaya teşvik edilmişti. Tapınakların kiliseye dönüştürülmesi veya yıkılması kararlaştırılmış, popüler Antinous Kültü gibi rakip inançlara ait kutsal alanlar da aynı kaderi paylaşmıştı. Üstelik pagan öğretilerini aktif bir şekilde vaaz eden ve yayan kişilere hiçbir şekilde tölerans gösterilmiyordu. 391 yılında ise Hristiyan piskopos Theophilus, I. Theodosius'un bu politikalarını şehirde bizzat uygulamaya koyarak tapınakları kapatmış; bu hamle pagan ve Hristiyan toplulukları arasındaki gerilimi iyice yükseltmişti.

Orestes & Cyril

TÜM ANLATILARA GÖRE HYPATIA GÜZEL, İFFETLİ VE ZEKİ BİR KADINDI.

Bu gerginlikler, en somut hâliyle pagan vali Orestes ile Hristiyan başpiskopos Cyril arasındaki ilişkide kendini gösteriyordu. Orestes şehirde barışı korumaya çalışırken, Cyril Hristiyan kitleleri İskenderiyeli Yahudilere karşı kışkırtıyor, sinagoglarını yağmalatıyor ve nihayetinde onları şehirden sürüyordu. Yahudiler büyük ölçüde şehirden uzaklaştırıldıktan sonra ise Hristiyanlar dikkatlerini paganlara çevirdiler.

Orestes, Hristiyanlığın yükselişi karşısında pagan inancını korumuş ve Hypatia ile yakın bir dostluk geliştirmişti. Görünüşe göre Cyril, Orestes'in ''gerçek inanca'' boyun eğip Hristiyan olmayı reddetmesinden Hypatia'yı sorumlu tutuyordu. Her ikisi de birbirinin uzlaşma ve barış çağrılarını geri çevirdikçe, bu iki adam ve destekçileri arasındaki gerilim giderek artıyordu. Her ikisi de kendi doğrularından o kadar emindi ki karşı tarafın görüşlerini değerlendirmeye bile yanaşmıyorlardı. Aralarındaki temel fark şuydu: Orestes, kendi inancını yaymak uğruna başkalarına zarar vermekle ya da onları öldürmekle ilgilenmiyorken Cyril, yeryüzünde Tanrı’nın krallığını kurmak adına şiddetin meşru bir araç olduğuna inanıyordu.

Hypatia

Cyril ve takipçileri tarafından da paylaşılan fanatizmi, sonunda Hypatia'nın trajik ölümüne yol açacaktı. Hypatia hem paganlar hem de Hristiyanlar arasında sevilen biriydi, ancak her şeye akılcı bir yaklaşımla ve bugün ''bilimsel yöntem'' olarak adlandırdığımız metotla yaklaşma konusunda olan ısrarı, Cyril'in onu tehlikeli bir etki ve Hristiyanlık için bir tehdit olarak görmesine neden oldu. Akademisyen M. Mangasarian bu durumu şöyle yorumlar:

Hypatia olağanüstü yetenekli bir kadındı. Onun örneği, tüm zorlukların güçlü bir irade karşısında nasıl aşılabileceğini gösteriyor. Bir kız çocuğu olarak ve zamanın gelenekleri gereği entelektüel uğraşlardan dışlanmışken, felsefeyi daha güçlü ve özgür zihinlere bırakması için birçok neden gösterebilirdi. Fakat onun, amacına engel olan her türlü engeli aşan, zihinsel hayata karşı her şeye kadir bir tutkusu vardı. (4)

Rachel Weisz as Hypatia of Alexandria
Agora’da Bir Kadın; İskenderiyeli Hypatia Focus Features, Newmarket Films, Telecinco Cinema (Copyright, fair use)

Herkesin anlattığına göre, Hypatia güzel, iffetli ve zeki bir kadındı. Hatta onu eleştirenler ve daha sonra Cyril'i savunanlar bile onun erdemli, bilge ve soylu bir filozof olduğunu kabul ettiler. Tarihçi Will Durant onu "bu çağın bilimindeki en ilginç figür" olarak nitelendiriyor ve "Felsefeye o kadar düşkündü ki, sokaklarda durup soran herkese Platon veya Aristoteles'in zor noktalarını açıklardı" diye bildiriyor (Durant, 122). Ancak bu, filozof hakkındaki tek görüş değildi:

O günlerde İskenderiye'de Hypatia adında, putperest bir kadın filozof ortaya çıktı; sürekli olarak büyüye, usturlaplara ve müzik aletlerine düşkündü ve şeytani hilelerle birçok insanı kandırıyordu. Şehrin valisi [Orestes] ona aşırı saygı gösterdi; çünkü onu büyüsüyle kandırmıştı. Ve eskiden olduğu gibi kiliseye gitmeyi bıraktı... Ve sadece bunu yapmakla kalmadı, aynı zamanda birçok inananı ona çekti ve kendisi de inanmayanları evinde kabul etti (Charles, LXXXIV. 87-88).

Büyü ve şeytani hilelere dair bu iddiaların asılsız olması, Orestes'in Hristiyan değil pagan olması ya da Hypatia'nın sahip olduğu asalet ve erdemin hiçbirinin bir önemi kalmamıştı. 415 yılında bir gün, ''Hypatia evine dönerken saldırıya uğradı, (bir Hristiyan güruhu tarafından) arabasından zorla çıkarılıp bir kiliseye sürüklendi. Burada çırılçıplak soyuldu ve çatı kiremitleriyle dövülerek öldürüldü ve o hala zayıfça çırpınırken gözlerini çıkardılar. Ardından çılgın bir şekilde bedenini parça parça ettiler, geriye kalan parçalanmış kalıntılarını kiliseden dışarı çıkarıp yaktılar'' (Deakin in Science/Ockham).

Mangasarian şunları ekler:

Bazı tarihçiler, hayatının bağışlanması karşılığında keşişlerin ondan haçı öpmesini, Hristiyanlığı kabul edip manastıra girmesini istediklerini belirtirler. Her halükarda, Aziz Cyril’in sağ kolu olan Petrus Okuyucu'nun önderliğindeki bu keşişler, onu utanç verici bir şekilde çırılçıplak soydular ve orada, sunağın ve haçın yanı başında, titreyen etini istiridye kabuklarıyla kemiklerinden kazıdılar. Kilisenin mermer zemini sıcak kanıyla boyanmıştı. Uzuvlarının parçalanmasındaki şiddet yüzünden sunak ve haç da kan içindeydi, keşişlerin elleri ise tarif edilemeyecek kadar iğrenç bir görüntü sergiliyordu.(8)

Hypatia
Hypatia Charles William Mitchell (Public Domain)

Sonrasında

Durant, diğer birçok bilim insanı gibi, Hypatia'nın ölümünden sonra şehirden önemli bir göç yaşandığını belirtiyor. ''Pagan felsefe profesörleri, Hypatia'nın ölümünden sonra, Hristiyanlık dışı öğretilerin hâlâ nispeten... özgür olduğu Atina'da güvenlik aradılar'' (Durant, 123). Sadece filozoflar değil, tüm entelektüeller İskenderiye şehrinden kaçtı. Bazı kaynaklara göre Serapis Tapınağı bu dönemde tamamen yok edilmişti (Serapeum'un yıkımı, yaklaşık 25 yıl önce Cyril'in amcası Theophilus tarafından başlatılmış ve büyük ölçüde gerçekleştirilmişti) ve bununla birlikte, Büyük Kütüphane ve Üniversite'den geriye ne kaldıysa hepsi yakılmıştı (Mangasarian).

Orestes, Cyril ile uzlaşarak Hristiyanlığa geçti ve böylece İskenderiye sokaklarında destekçileri arasında süregelen çatışmalar da sona erdi. Cyril, Hypatia cinayeti nedeniyle hiçbir zaman suçlanmadı ancak onu savunan Nikiulu John'un aktardığına göre: ''(Hypatia'nın ölümünden sonra) halk patrik Cyril'in etrafını sardı ve ona ''yeni Theophilus'' adını taktı çünkü şehirdeki putperestliğin son kalıntılarını o yok etmişti (Deakin in Science/Ockham). Cyril zamanla aziz ilan edildi ve İskenderiye, Hristiyan inancının önemli bir merkezi haline geldi. Durant'ın ifadesini ödünç alacak olursak, ''felsefeden dine, Platon'dan İsa'ya geçiş'' tamamlanmıştı, en azından Hypatia'nın ölümünden sonra İskenderiye'de durumun böyle olduğundan artık emin olunabilirdi.

Sorular & Cevaplar

Hypatia İskenderiye'de ne öğretti?

Hypatia, İskenderiye Üniversitesi'nde felsefe ve bilimsel yöntem dersleri veren bir Yeni Platoncu filozoftu.

Hypatia ile Başpiskopos Cyril arasındaki soruna ne sebep oldu?

Cyril, Hypatia'nın insanların Hristiyanlığı kabul etmelerinin ve özellikle de putperest vali Orestes'in yeni inancı benimsemesinin önünde bir engel olduğunu düşünüyordu.

Hypatia, İskenderiye Üniversitesi'ndeki tek kadın akademisyen miydi?

Kadınların İskenderiye Üniversitesi'nde eğitim görmelerine izin veriliyordu, ancak Hypatia, kendi döneminde okulda adı geçen tek kadın profesördür.

Hypatia'nın ölümü neden önemliydi?

Hypatia'nın ölümü önemliydi çünkü İskenderiye'deki klasik pagan inanç sisteminin sonunu ve bazı akademisyenlere göre de o zamandan beri Hristiyanlığı yavaş yavaş benimseyen antik dünyanın sonunu sembolize ettiği düşünülüyordu.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Mayıs 04). Felsefenin Dine Geçişi: Hypatia'nın Ölümü. (S. I. Bosnalı, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-76/felsefenin-dine-gecisi-hypatianin-olumu/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Felsefenin Dine Geçişi: Hypatia'nın Ölümü." tarafından çevrildi Sude Irmak Bosnalı. World History Encyclopedia, Mayıs 04, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-76/felsefenin-dine-gecisi-hypatianin-olumu/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Felsefenin Dine Geçişi: Hypatia'nın Ölümü." tarafından çevrildi Sude Irmak Bosnalı. World History Encyclopedia, 04 May 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-76/felsefenin-dine-gecisi-hypatianin-olumu/.

Reklamları Kaldır