Doğu Hindistan Şirketinin Çöküşü

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

İngiliz Doğu Hindistan Şirketi/EIC (1600-1874), o zamana kadar kurulmuş en büyük ve en başarılı özel girişim kuruluşuydu. EIC Şirketi, sömürgeleştirdiği her yerde mutlak güce sahip olup kendi özel ordu teşkilatı bulunması ve özellikle Hindistan’da artan oranda toprak kontrol etme arzusunun olması, 18.yüzyıl sonlarında İngiliz Hükümtinin giderek artan denetimine maruz kalması anlamına geliyordu. Şirketin yolsuzluk yapma ve hesap vermeme iddiaları nedeniyle, İngiliz Parlamentosunun, on yıllar boyunca, art arda çıkardığı çeşitli yasalarla bağımsızlığı kısıtlanmış ve 1857-8 yılında Hindistan’da yaşanan Sipahi İsyanı (Hint Ayaklanması) olayı sonucunda yaşanan sosyal kaos nedeniyle faaliyetleri sona ermişti. İngiliz Kralliyet Yönetimi, EIC Şirket Yönetim Kurulunu Britanya Hindistanı Yönetimi olarak atamış ve 1874 yılında EIC Şirketi faaliyetleri resmen feshedilmişti.

East India Docks
Doğu Hindistan Rıhtımları The British Museum (CC BY-NC-SA)

Ticaret Devi Bir Şirket

İngiliz Doğu Hindistan Şirketi/EIC, 1600 yılında çıkarılan bir Kraliyet Fermanı ile kurulmuş, Ümit Burnu doğusundaki ticari fırsatları değerlendirmek üzere anonim bir şirket olarak faaliyetlerine başlamış ve burada kendisine ticaret tekeli tanınmıştı. En önemlisi, bu ticari faaliyetini yürütebilmek üzere gerektiğinde “savaş açma” yetkisi de vardı. EIC Şirketi, faaliyet gösterdiği bölgelerde egemenlik kurma, İngiliz (ve ardından da Britanya) Krallığı ve Hükümeti adına egemenlik yetkisini kullanma hakkına sahip olmuştu. EIC Şirketi güç kazandıkça, bu ince ayırım daha da belirsiz hale gelmiş, meydana gelen sorun ve nihai çöküşünün kaynağı da burada yatıyordu.

EIC Şirketi, baharat, çay, tekstil ürünleri ve afyon küresel ticaretinde hissedarlarına büyük bir servet kazandırmıştı. Çıkarlarını korumak amacıyla, Bengal, Madras ve Bombay’da (Mumbai) merkezileşerek Hindistan’da kendi özel ordu masraflarını karşılamıştı. Ayrıca, düzenli İngiliz ordusu bazı birliklerini de uzun vadeli olarak da kiralamıştı. EIC Şirketi, 18.yüzyıl ortalarından itibaren General Robert Clive’in 1757 yılındaki Plassey Muharebesinde kazandığı zaferinden itibaren bu kuvvetleri, çökmekte olan Babür İmparatorluğu ve Hint Prenslik Devletlerinden toprak ele geçirme olanağı da elde etmişti. EIC Şirketi, daha sonra elde ettiği toprakları işleterek hissedarlarını daha da zenginleştirmek ve silahlı güçlerini korumak amacıyla vergi ve harçları toplamaya başlamıştı.

ASLINDA EIC, DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMUŞ, HATTA BELLİ BÖLGELERDE KENDİSİ VERGİ TOPLUYORDU.

Artan Eleştiri

EIC Şirketinin, sadece Hindistanda faaliyet gösteren rakip Avrupalı ticaret şirketleri ve yöneticileri değil, aynı zamanda, Britanya’da da düşmanı birçok kuruluş vardı. Tekel oluşturması, sert ticaret şartları dayatması ve yolsuzluk uygulamaları nedeniyle eleştiriliyordu. Şirketin ticari faaliyetleri o kadar büyümüştü ki, Britanya gümüş stokunun ciddi bir şekilde azalmasına neden olmuştu. Yöneticileri, Britanya toplumunun yerleşik hiyerarşisini alt üst eden büyük servetlerle İngiltere’ye dönmüşlerdi. Bu yeni zenginlik, küçümseyici bir şekilde “nabob” (Hint dilinde hükümdar anlamına gelen nawab kelimesinden) olarak tanımlanıyordu. EIC Şirketi, diğer yandan, Hint malı ucuz tekstil ürünleri ithalatıyla İngiliz yün ticaretine verdiği zarar nedeniyle pek de popüler değildi. Daha sonraları Hintliler de, sanayileşmiş İngiltere’nin büyük fabrikalarında üretilen daha ucuz pamuklu kumaşların Hindistan’a ithal edilmesinden de aynı şekilde rahatsız olmuşlardı. EIC Şirketi, son olarak, ama kesinlikle az önemli değil, yoluna çıkan, durmadan kaynakları sömüren ve geniş topraklarında yaşam süren halklar arasında Hıristiyanlığı yaymak üzere yeterince (veya hiçbir şey) yapmayan yöneticileri devirmişti.

Map of the British Conquest in India c. 1857
İngilizlerin 1857 yılında Hindistanı fetih haritası Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Aslında EIC Şirketi, adeta devlet içinde bir devlet olmuştu; vergi topluyor ve kurduğu mahkemeler aracılığıyla adalet bile dağıtıyordu. Egemenlik yetkisine sahip siyasi bir varlık idi, icraatlarında hissedarları dışında kimseye hesap vermiyordu. Ünlü İskoç filozof ve ekonomist Adam Smith’in (1723-1790) 1776 yılında yayımlanan Milletlerin Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine bir İnceleme adlı esrinde belirtildiği üzere ticaret tekeline sahip egemen bir yapı, kendsine bağlı bütün oluşumlara karşı adil bir şekilde davranamaz; çünkü bu iki yapı düşünce itibariyle birbirleriyle bağdaşır değildir. EIC Şirketinde bir dönem 100’den fazla üye istihdam edilmesine rağmen, İngiliz Parlamentosu rahatsız edici bazı soruları da gündeme getirmişti: Şöyleki; EIC Şirketi, yurtdışında İngiltere çkarlarına hizmet ediyor mu? Sahip olduğu ticaret tekeli ile diğer İngiliz şirketlerinin potansiyel büyümeleri önünde engel oluyor mu?

Artan Düzenlemeler

1773 Yılı Düzenleme Yasası

EIC Şirket yöneticileri için uzun zamandan beri devam eden zenginleşme süreci artık sona ereceğine dair işaretlerden biri General Robert Clive’ın (1725-1774) İngiltereye dönüşü olmuştu. Bengal Eski Valisi Clive’ın sahip olduğu büyük serveti, büyük ölçüde yolsuzluk marifetiyle elde edildiğine dair söylentiler yayılmaya devam ederken, İngiliz Paralamentosu 1773 yılında Clive’ın yürütmüş olduğu işleri hakkında bir soruşturma başlatmıştı. Robert Clive sonunda onurlu bir şekilde berat etmiş ancak EIC Şirketi yönetim faaliyetlerini yeniden devralması yönündeki önerisi dikkate alınmamıştı. Bununla birlikte, Şirket yönetimi bünyesinde yeniden yapılandırmaya gidilmişti.1773 yılında çıkarılan bir Düzenleme Yasası bazı değişikliklere yol açmıştı. Hükümetin uyguladığı baskı nedeniyle, EIC Şirketi hissedarlarına % 12,5 oranında temettü dağıtmış olmasına rağmen, Şirketin hala da krediye ihtiyaç duyar halde olmasıydı. EIC Şirketi ilk Genel Valisi Warren Hastings (1732-1818) atanması yapılmış ve Şirket artık dört danışmandan oluşan bir Kurul marifetiyle yönetiliyordu. Şirket yönetiminde öne çıkan M. Mansingh, yapılan ilave kısıtlamaları şöyle özetlemiştir:

Londra’da kurulmuş olan İdare Mahkemesi bünyesinde her dört yılda bir seçim yapılması, üyelerinin dörtte bir oranında her yıl yenilenmesi ve 1.000 Sterlin veya üzeri hisse senedine sahip hissedarların oy kullanma hakkı olması gerekiyordu. Ayrıca, Yöneticilerin Hindistandaki faktöring şirketlerine [tüccarlara] gönderdikleri bütün yazışma ve gönderilen iletilerin kopyalarını bir Kraliyet Bakanlığına, yani Hindistan Devlet Sekretrine sunmaları gerekiyordu. Kalküta’da sadece Kral Konseyine itiraz hakkı veren Yüksek Mahkeme kurulmuştu (354).

Robert Clive & Shah Alam
Robert Clive ve Shah Alam Benjamin West (Public Domain)

İngiliz Hükümeti, EIC Şirketinin Hükümet adına yönettiği bölgelerde askeri, mali ve siyasi kararlar üzerinde en azından bir miktar nüfuz kazanmıştı. Hükümetinin Hindistan’a olan ilgisinde artış olması, muhtemelen 1783 yılında Kuzey Amerika’daki kolonilerini kaybetmesinin doğrudan bir sonucundan dolayı olmuştu.

Warren Hastings, özellikle yolsuzluk durumlarını azaltmak üzere görevlendirilmişti: Yani, tüccarların özel ticari faaliyetlere yönelmesi ve gelecekteki sözleşme sahiplerinden rüşvet alması gibi yolsuzluk durumları. EIC Şirket çalışanlarının bütün özel ticari faaliyetleri yasaklanmış ancak maşlarında artış yapılmıştı. Hastings ayrıca EIC Şirketi yerel acentalarının yerli halklara uyguladıkları en kötü suiistimalleri durdurmaya çalışmıştı.

FİLOZOFLAR, BİREYSEL ÖZGÜRLÜĞÜN, RIZAYA DAYALI VE ADALET YOLUYLA YÖNETİMİN ÖNEMİ KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİYLE BRİTANYA POLİTİKACILARINI ETKİLİYORLARDI.

Genel Vali Hanstings, 1785 yılında İngiltere’ye döndüğü zaman, verdiği ilk rapora rağmen ironik bir şekilde yolsuzluk soruşturması geçirmişti. Whig politikacısı Edmund Burke (1729-1797), başka bir “nobob” olarak gördüğü bu adama karşı özellikle sert davranıyordu. Burke’nin gözünde Hastings, daha da kötüsü, büyük çapta hırsızlık yaparak ve “tuhaf bahanelerle Bengal bütün topraklarını” EIC Şirketi için satın alarak (Wilson, 132) Britanya adını Hindistan’da ve uluslararası arenada lekelemiştir. İngiliz Paralamentosu önde gelen üyeleri, bir kez daha, EIC Şirketinin Hindistandaki politikalarıyla ilgili korkunç hikâyeleri karşısında dehşete kapılmış ve üyelerden birçoğu Şirket konusunda çok daha sıkı bir inceleme yapma ve kontrol altına almaya çalışmışlardı. Ancak, böylesi büyüklükte ticaret devi bir Şirketle uğraşırken reform yapmak kolay olmamıştı. Parlamento üyelerinden birçoğu EIC Şirketinde çalışmaya devam etmiş veya hissedar olmuşlardı (1770’li yıllarda % 23). Dahası, İngiliz monarşisi özel mülkiyet hakkını ihlal etmeye yana değildi. Yine de, günün en önemli sorusu; özel çıkarları olan bu şirketin, seçmen kısıtlaması veya adaletli olma kaygıları olmadan, adeta bir devlet gibi hareket etmesine neden izin verildiği sorunu olmuştu. Dönemin hâkim atmosferi burada da geçerli olmuştu. Siyaset Filozofları, bireysel özgürlüğün, rızaya dayalı yönetimin ve adalet yoluyla yönetmenin önemi hakkındaki düşünceleriyle Britanya’daki siyasetçileri etkilemeye çalışıyorlardı.

The Trial of Warren Hastings
Warren Hastings’in Yargılanması Unknown Artist (Public Domain)

1784 yılı Hindistan Yasası

1784 yılında çıkarılan Hindistan Yasasıyla{genellikle dönemin Başkanı Genç William Pitt (1759-1806) anısına “Pitt Hindistan Yasası olarak da bilinir}, EIC Şirketi üst yönetimi bünyesinde bir kez daha yeniden yapılandırma yapılmış ve Parlamento, Londra’da bulunan ve artık mutlak güce sahip Denetim Kuruluna temsilcilerinden birini atamıştı. Hindistan Yasası, Denetim Kurulunun “Doğu Hindistan Adalarındaki İngiliz topraklarının sivil veya askeri yönetimi veya gelirleriyle herhangi bir şekilde ilgili bütün icraat ve faaliyetleri denetlemesini, yönlendirmesini ve kontrol etmesini” şart koşuyordu (Borrow, 63). Hükümet müdahalesi, şimdilik düzenli bir müdahale olmasından daha ziyade büyük ölçüde denetim yapmakla sınırlı olmuştu, ancak bürokratik kırmızı bantların hantal bağları, EIC Şirketinin uzun süreden beri sahip olduğu özgürlük üzerinde giderek daha da sıkı bir hale gelmişti.

Patlamento, 1787 yılında, Genel Vali Hastings’i görveden almış, “ağır suçlar ve kabahatlar” ile itham edilerek suçlamıştı. Dava, Avam Kamarası himayesinde Westminster Hall’de görülmüş, halk ve basın organları da celsede hazır bulunmuşlardı. Tıpkı General Robert Clive durumunda olduğu gibi, Vali Hastings de Hindistan’da bulunduğu süre boyunca işlemiş olduğu iddia edilen bütün suçlardan aklanmıştı. Ancak bu sefer, EIC Şirketi karanlık faaliyetleri kamuoyu gözü önünde çok ciddi bir şekilde mercek altına alınmıştı.

1813 Yılı Tüzük Yasası

Bir sonraki düzenleme dalgası 1813 yılında çıkarılan Tüzük Yasası ile gelmişti. Bundan böyle, EIC Şirketinin ele geçirdiği her bir yeni bölge, doğrudan İngiliz Paralamentosu egemenliğine bağlı olacaktı. Ayrıca, EIC Şirketinin Hindistandaki ticaret tekeli sona ermiş ve misyonerler marifetiyle uyguladığı yasağı (faaliyet göstermek için lisans almaları gerekse de) kaldırmak zorunda kalmıştı. 1825 yılında yaşanan küresel ekonomik krizin ardında daha fazla kontrol uygulaması getirilmişti. EIC Şirketi mali sıkıntı yaşamış ve İngiliz Hükümetinden kurtarma paketi talep edilmişti. Kredi yakında gelecekti, ancak asıl mesele EIC Şirketi faaliyetlerinde daha fazla düzenleme yapılması olmuştu. Patlamento üyeleri EIC Şirketine karşı daha sert önlemler almayı düşünüyorlardı:

Parlamento önünde bulunan geniş sorunlar yelpazesi; Şirketin varlığını sürdürüp sürdürmemesi, Çin’e karşı ticaret tekelini koruyup korumaması ve tekel olmadan varlığını sürdürmesine izin verilmesi halinde Şirketin hangi rolü oynaması gerektiği şeklinde olmuştu (Barrow, 110).

1830 yılında Parlamento üyelerinden James Silk Buckingham’ın belirtiği gibi, “100 milyonluk bir nüfusun yaşadığı imparatorluğun siyasi yönetimini bir ortak hisse senedi derneğine devretme fikri ...[saçma idi] (Dalrymple,390).

Copper Coin of the East India Company
Doğu Hindistan Şirketi bakır madeni parası Billjones94 (CC BY-SA)

1833 Yılı Tüzük Yasası

1833 yılında çıkarılan Tüzük Yasası ile EIC Şirketi boynundaki ilmik daha da sıkı hale getirilmişti. Bu Yasa ile EIC Şirketinin Hindistan’a göç konusunda koyduğu bütün kısıtlamalar kaldırılmıştı. Şirketin Çin ile olan ticaret tekelini de sona ermişti. Görülmekte olan davalar açısından son derece geri olan Yargı Sistemi merkezileştirilmiş ve gelecekte düzenli olarak çıkarılan yeni kanunlarla, bu yasaların ve Hindistandaki uygulamalarının homojenleştirilmesi sağlanmıştı. Belki de en önemlisi, çıkarılan bu Tüzük ile Yönetim Konseyi genişletmiş, Konseye ve Genel Valiye, EIC Şirket topraklarında ikamet eden herkes için geçerli bir mevzuat oluşturma yetkisi verilmişti. Şirket,1835 yılında, ilk kez bütün başkanlıkları bünyesinde (idari bölgelerde) ve Hindistan Prensliklerinde yasal ödeme aracı olan madeni para basmıştı.

Yeni Şirketin parası, sembolik olarak, sadece EIC Şirketi değil, İngilizleri de Hindistanda baskın güç olarak belirlemiş ve ulusal bir ekonominin ortaya çıkması için gerekli koşullardan birini yaratmıştı. Şirket para birimi olarak Rupinin ortaya çıkmasıyla aynı zamanda sömürge devletininin de ortaya çıkması anlamına geldiği söylenebilir (Barrow, 113-114).

Madeni paralar üzerinde Birleşik Krallık Kralı IV. William’ın (1830-1873) portresi yer alıyordu.

1853 Yılı Tüzük Yasası

1873 yılında çıkarılan Tüzük Yasası ile EIC Şirketi yetkililerine bir kez daha kısıtlama getirilmiş ve “politik konularda İngiliz Hükümetinin yönlendirmesine tabi olup Hindistan İdaresi için artık sadece İşletme Yönetim Kurulu üyeleri olmaktan başka bir şey ifade etmiyorlardı” (Speras,148). EIC Şirketi, büyük bir ticari şirket olup adı dışında başka yerlerde hüküm süren bir İngiliz sömürge yönetimine çok benziyordu. Vergi toplayabiliyor, bir ordusu ve geniş bir hizmet ağı vardı; bu konuların hepsi mali olarak kendi parasıyla, fiziksel olarak da bir demiryolu ve telgraf hattı ağıyla birbirbirine bağlıydı. Dahası, Britanya’nın hem Hindistan’da sorumlu olduğu fikri, sömürge yöneticierinin ve İngiliz Paralamentosu’nun zihninde kâbus görmüş bir düşünce haline gelmişti. EIC Şirketini kontrol altına almak uzun ve gelişme arz eden bir süreç gerektirmişti, ancak nihai kapanış iklimsel ve kanlı bir felaketle sonuçlanmıştı.

İsyan ve Çöküş

EIC Şirketi, 1857 yılında, Şirket ordusunda görev yapan Hintli askerlerin (sepoy’lar) subaylarına karşı isyan etmeleriyle başlayan Sipahi İsyanı (diğer bir adıyla Ayaklanma ve Birinici Hindistan Bağımsızlık Savaşı) ile sarsılmıştı. Huzursuzluk hızla yayılarak birçok prenslik yöneticisini ve her sınıftan Hintliyide kapsamıştı. İsyanın nedenleri çok sayıda olup Hint kültürel uygulamalarına karşı ayrımcılık konularından, Hint prenslerinin toprakları evlat edindikleri bir oğula devretmelerine izin verilmemesine kadar varan geniş bir yelpazeye uzanıyordu, ancak ilk ateş kıvılcımı sipahilerden gelmişti. Sipahiler (diğer olayların nyanı sıra) EIC Şirketi İngiliz askerlerine kıyasla çok daha düşük maaşlarla çalıştırdırıldıkları için protesto gösterisi yapmışlardı. EIC Şirketi bu aşamada yaklaşık olarak 45.000 İngiliz askeri ve 230.000’den fazla sipahi/sepoy silahaltına almıştı. Sipahiler, Delhi gibi önemli merkezleri ele geçirmiş, ancak genel komuta kademesinde ve koordinasyonda eksiklikler olmasından dolayı ve İngiliz Hükümetinin de Hindistan’a 40.000 asker göndermesi sonucunda, EIC Şirketinin daha üstün kaynaklara sahip olması karşısında Sipahilerin kazanamayacakları anlamına geliyordu.

The Recapture of Delhi
Delhi’nin geri alınması Bequet Freres (Public Domain)

İsyan bastırıldıktan sonra, Biritanya Yönetiminde Hindistan gibi önemli bir koloninin artık özel bir şirketin eline bırakılamayacağı düşüncesi hâkim olmuştu. Illustrated London News gazetesinin 1857 yılı, Temmuz ayı nüshasında şu makele dönemin genel havasını yansıtıyordu:

Hindistandaki durum, Hint ulusunu harekete geçirmiş olabilir… Hindistandaki evimiz yanıyor. Sigortamız yok. Bu evin kaybedilmesi, güç, itibar ve karakter kaybımız anlamına gelir; uluslar sıralamasında gerilerde kalmak anlamına gelir. Hindistan’ı kılıçla kazanmamızın arzu edilip edilmediği artık bir sorun değildi. Kazandığımıza göre, onu korumalıyız (barrow, 167-8).

İngiliz Kraliyet Makamı, 02 Ağustos 1858 tarihli Hindistan Hükümeti Yasası ile Hindistan’da faaliyet gösteren EIC Şirket topraklarının tamamını devralmıştı. EIC Şirket orduları, İngiliz ordusuna dâhil edilmiş ve EIC donanması da dağıtılmıştı. O zaman kadar uygulamaya konulmuş en saldırgan ve son derece acımasız özel şirket faaliyetleri fiilen millileştirilmişti. Böylece Hindistan’da halk arasında Britanya Rajı (yönetimi) dönemi olarak adlandırılan dönem başlamıştı. Hindistan’a yeni bir Devlet Bakanı atanmış ve doğrudan Parlamentoya karşı sorumlu kılınmıştı; bir Genel Vali de Kraliyet Makamını temsil ediyordu. Genel Vali, Hindistanda Bakanlar Kuruluna liderlik ediyor, günlük idari işleri ve adli işlemlerini topluca denetliyordu. Hindistan, valiliklere bölünmüş ve valiliklerde de vali yardımcılıkları şeklinde görevlendirme yapılmıştı. 01 Haziran 1874 tarihinde, hissedarlarının 16 yıl boyunca daha fazla temettü elde etmeleri için cömertçe izin verildikten sonra, Patlamento EIC Şirketini resmen feshetmişti. Kraliçe Viktoriya, 1877 yılında, Hindistan İmpartoriçesi ilan edilmişti. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi artık yoktu.

Sorular & Cevaplar

Hindistan Şirketinin Çöküşüne ne sebep olmuştu?

İngiliz Doğu Hindistan Şirketinin çöküşü, İngiltere Paralmentosunun Şirketin hesap verme, adalet ve hakkaniyete gereken özeni göstermeden yönetildiği kaygısından dolayı olmuştu. EIC Şirketi, yozlaşmış ve demokratik olmadığı şeklinde görülüyordu ve bundan dolayı İngiltere Hükümeti de yavaş yavaş Şirket faaliyetlerini devralmıştı.

Doğu Hindistan Şirketi Faaliyetleri ne zaman sona ermişti?

Doğu Hindistan Şirketinin Hindistan üzerindeki kontrolü 1858 yılında sona ermiş, ancak EIC Şirket faaliyetleri 1874 yılına kadar resmen feshedilmemişti.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Kasım 17). Doğu Hindistan Şirketinin Çöküşü. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2096/dogu-hindistan-sirketinin-cokusu/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Doğu Hindistan Şirketinin Çöküşü." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Kasım 17, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2096/dogu-hindistan-sirketinin-cokusu/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Doğu Hindistan Şirketinin Çöküşü." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 17 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2096/dogu-hindistan-sirketinin-cokusu/.

Reklamları Kaldır