Sargon II

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Sargon II Wall Relief (by Jastrow, Public Domain)
Sargon II, Duvar Kabartması Jastrow (Public Domain)

Asur Kralı Sargon II (MÖ 722-705), İmparatorluğu sonraki yüzyıl boyunca yönetecek olan Sargonid Hanadanlığı kurucusu olarak Yeni Asur İmparatorluğu en önemli krallarından biriydi. Büyük bir askeri komutan, taktisyen, sanat ve kültür koruyucusu, anıtlar, tapınaklar ve hatta bir şehir inşa eden üretken bir kişiydi.

En büyük inşaat projesi, hükümdarlığı döneminde Asur İmparatorluğunun başkenti Dur-Sharrukin (“Sargon Kalesi” günümüzde Horsabad, Irak) şehriydi. Kral III. Tiglat Pileser’in (MÖ 745-727) oğlu ve muhtemelen V. Shalmaneser’in (MÖ 727-722) küçük kardeşiydi. Seçilmiş bir varis değildi, ancak tahtı kardeşinden, henüz netleşmemiş koşullar altında devralmıştı.

Kardeşinin beceriksizce yönetimi döneminde yaşadıklarından bıkmasından sonra bir darbe düzenlemiş olması da muhtemeldir. Akad İmparatorluğu kurucusu ve örnek aldığı Akadlı Sargon (MÖ 2334- 2279) gibi, tahta çıkma adı/ünvanı olan Sargon “gerçek kral” anlamına gelir ve araştırmacı bilim insanları bu ünvanı, darbenin ardından kendisini meşrulaştırmanın adı olarak yorumlamışlardır.

Doğumdan gelen adının ne olduğu ve tahta çıkmadan önce sarayda hangi görevde bulunduğu bilinmemekte. İmparatorluğun bazı bölgeleri kontrolünü ele geçirdiği zaman, sözkonusu bölgeler isyan etmiş, Kral II. Sargon sarayın desteğini almış gibi görünse de, aslında babasının başlattığı politika ve stratejileri sürdürmüş, askeri ve ekonomik gücünü geliştirmiş, Asur İmparatorluğunu siyasi ve askeri açıdan en yüksek seviyesine çıkarmıştır. Saltanat dönemi, Yeni Asur İmparatorluğu zirvesi olarak kabul edilir. Yerine oğlu Sanherib (MÖ 705-681) kral olarak geçmiştir.

Erken Saltanat Dönemi ve Fetihler

Sargon II, Kral olarak tahta çıktığı zaman orta yaşları dönemindeydi. Babasının yönetimi döneminde ne gibi bir rol aldığı bilinmemekte, çünkü hiçbir kitabede Kral III. Tiglath Pileser’in küçük oğlunun adı anılmamakta. Bilim insanlarının Kral II. Sargon’un, Kral III. Tiglath Pileser’in oğlu olduğunun bilmelerinin yagane nedeni, Kral II. Sargon’un kendi kitabeleri ve salatanatı döneminden kalma mahkeme belgeleridir. Kral II. Sargon ayrıca, Kral V. Samaneser’den fahri bir unvan olarak “kardeşi” değilde, kan bağıyla kardeşi olarak bahsetmekte.

Kral V.Salmaneser, babasının imparatorluğunu bir arada tutmak ve genişletmek üzere çokça çaba göstermiş ve bunu bir dereceye kadar başarmış, ancak askeri başarıları, babasının saltanat dönemine damgasını vuran hız ve verimlilikte gerçekleşmemiş, vergi ve emek politikaları halk arasında pek de hoş karşılanmamıştı. Asurya kayıtları, nasıl öldüğüne dair bir bilgi vermiyor. Akademisyen yazar Susan Wise Bauer bu konuda şöyle yazarak yorum yapar:

[Tarihin] bu aşamasında Asur kayıtları okuyucular göz kırpar nitelikte. Yeniden açıldıkları zaman, Kral V. Salmaneser’in sadece beş yıl tahta kalmış ve aynı zamanda iki kuşatma yürütmüş ve ölmüştür. Kraliyet adına neni bir Kral, Sargon II tahta çıkmıştır. Şayet, Kral Salmaneser savaşta ölmüş olsaydı [kayıtlar] muhtemelen öyle yazardı. Büyük olasılıkla halefi II. Sargon, Kral Tiglath Pileser’in küçük oğlu, iktidarı ele geçirmek amacıyla kardeşinin zayıflığından faydalanmıştır. Uzun zaman süren ve görünüşte sonuçsuz kalan kuşatmalar ordu tarafından pek sevilmemiş olmalı ve Kral V.Salmaneser, Asur/Asurya halkına zorunlu çalışma yükümlülüğü getirmeye çalıştığından dolayı ülkesinde de sevilmemiştir. Bu durum pek de iyi karşılanmamıştır (374).

KRAL SARGON II, ASUR İMPARATORLUĞUNU SİYASİ VE ASKERİ AÇIDAN EN YÜKSEK NOKTASINA ÇIKARMIŞTI.

Sargon II, Asur Kralı olarak tahta geçmiş, uygulanmakta olan vergi ve emek politikalarını kaldırmış, kardeşinin yönetimi döneminde uzun süreden beri devam eden kuşatmaları sona erdirmişti. Samiriye’yi fethederek İsrail Krallığını da yıkmıştı. Kral Sargon II kitabelerinde, 27.290 İsraillinin anavatanlarından sürgün edilipp Anadolu’dan Zagros dağlarına kadar (Pritchard’ın s.195’te aktardığı üzere, hükümdarlığı dönemindeki Asur İmparatorluğu sınırları dâhilinde) olan bölgelerde iskân ettirdiği kaydı yer alır.

Bunu yaparken, Kral I. Adad Nirari (MÖ 1307-1275) döneminde başlatılan ve o zamandan beri uygulanan Asur siyasi ve askeri prosedürlerini izliyordu. Asurya’nınn yeniden iskân politikasını içeren bu uygulama, On İsrail Kabilesinin kaybı meşhur olaya yol açmıştı. Yazar Susan Bauer, sürgün edilenlere ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, onlara iyi davranılıp davranılmadığının da belirsiz olduğunu belirtir:

Sürgün, aynı zamanda bir tür soykırım olayıydı; sadece kişilerin değil, bir ulusun benlik duygusu katledilmişti. Bu İsraillileri serancamı, “Kayıp On Kabile” olarak bilinmeye başlanmıştır; kabileleri oluşturan halk grupları aslında kaybolmuş değillerdi, ancak zorla iskân politikası uygulanmak suretiyle yerleştirildikleri yeni vahşi bölgelere dağıtılmış, İbrahim soyundan gelen ve Tanrı Yahve’ye tapan kimlikleri yok olmuştur. (375).

Kral Sargon II, İsrail ülkesinin fethedilmesi ve kardeşinin askeri seferlerinin sona ermesiyle birlikte dikkatini kendisine karşı ayaklanan imparatorluk bölgelerine çevirmişti.

Neo-Assyrian Empire
Yeni Asur İmparatorluğu Ningyou (Public Domain)

Askeri Seferleri

Asur Kralı Sargon II, MÖ 720 yılında Suriye bölgesindeki Hamat şehri üzerine yürümüş ve yerle bir etmişti. Ardından da, Karkar Muharebesinde isyana katılan diğer şehirler olan Şam ve Arpad’ı da yerle bir etmeye devam etmişti. Suriye bölgelerinde düzen sağlandıktan sonra Başkent Kalhu’ya geri dönmüş ve tahta çıkması sırasında destek vermeyen veya kendisine karşı aktif olarak isyan eden bölgedeki Asur toprakları insanlarını sürgün edip yeniden yerleştirilmeleri emrini vermişti. “Nankör vatandaş” olarak görülen 6000’den fazla insan, Hamat şehrini ve Sargon II seferinde yıkılan diğer şehirleri yeniden inşa ve imar etmeleri amacıyla Suriye sürülmüştü.

Bu sırada, Merodach-Baladan adıyla bilinen bir kabile reisinin Babil şehri kontrolünü ele geçirdiği haberi de saraya ulaşmıştı. Aur Kralı Sargon II, ordusunun başında Kalhu şehrinden ayrılmış ve Dur şehri dışındaki ovalarda Babil ve Elam birleşik güçleriyle savaşmak üzere karşı karşıya gelmişti. Elamlılar, Asur Kralı Sargon II ordusunu geri püskürtmüş (Babilliler çok geç geldikleri için herhangi bir etki yaratmamışlardı) ve savaş alanını da terketmişlerdi; Kral Sargon II böylece Babil şehri ve Güney bölgelerini kaybetmişti.

Kral Sargon II, Kalhu’ya geri dönmüş ve yönetim işlerini düzenlemişti. MÖ 717 yılı civarında, bakir kalan toprak alan üzerinde kendi başkentini kurma fikrini ilk kez tasarlamış ve inşa etme emrini vermişti. Bu şehir, kralın hükümdarlık süresi boyunca merkezi bir yerleşim yeri olacak Dur-Şarrukin olacaktı. Şehri bizzat kendisi tasarlamış ve yerini de seçmişti, ancak askeri konular tekrar kafasını meşgul etmiş ve rahat bırakmamıştı. Oğlu veliaht Prens Sanherib’i yönetici olarak atamış ve ardından da sefere çıkmıştı.

Karkamış şehri, ticaret yolu üzerindeki konumu sayesinde uzun süreden beri refah içinde yaşayan oldukça zengin bir şehir krallığının başkentiydi. Kral Sargon II, MÖ 717 yılında, Karkamış Kralını Asurya düşmanlarıyla birlikte olup entrika çevirmekle suçlamış ve bütün ordusuyla şehri işgal etmişti. Karkamış Krallığının sefere çıkabilecek bir ordusu yoktu ve bu yüzden şehir kolayca ele geçirilmişti. Kral Sargon II, Krakamış sanat eserlerine el koymuş ve şehrin devasa hazinesini Kalhu’ya göndermişti.

Karkamış hazinesi, gümüş varlık açısından o kadar zengin idi ki, “Asur ekonomisini bronz temelli bir ekonomiden, Karkamış standardına göre gümüşe dayanan, gümüş temelli bir finans ekonomisine dönüştürmüştü” (Radner, 1). MÖ 716 yılında Manna Krallığını (günümüz İran’da yaşayan bir halk) fethedip tapınaklarını yağmalamış ve MÖ 715 yılında Medya Krallığı üzerine yürüyerek şehir ve yerleşim yerlerini fethetmiş, ele geçirdiği serveti ve esir aldığı insanları Kalhu’ya göndermişti.

Ancak, bu zaman zarfında Kuzeyde sürekli bir sorun baş göstermişti. Babası, Urartu Krallığını fethetmişti, ancak hiçbir zaman bu fetih tam anlamıyla gerçekleşmemişti. Kral V. Salmaneser döneminde Urartu Krallığı yeniden güçlenmiş ve sınır boyunca konuşlanmış üslerinden Asurya’ya akınlar düzenlemişti. Kral Sargon II, MÖ 719 - 717 yıllarında, bazı yerleşim yerlerini işgal edip çatışma çıkaran Urartu sınırlarına asker göndermek zorunda kalmıştı. Urartular, MÖ 717 yılında, tam ölçekli bir istila düzenleyerek sınır boyunca 22 Asur şehrini ele geçirmişlerdi. Asur Kralı Sargon II, bu şehirleri geri alıp, Urartu güçlerini Asur topraklarından sürerek ve sınır boyunca Güney Eyaletlerini yerle bir ederek missilemede bulunmuştu.

Asur Kralı Sargon II, bu tarz istilaların devam edeceğini ve bunlarla başa çıkmak üzere defalarca zaman ve kaynak harcamak zorunda kalacağını biliyordu. Kral Sargon, İmparatorluğunu gelecekteki saldırılara karşı güvence altına almak amacıyla Urartu Krallığını kesin bir şekilde yenmek zorundaydı. Zorluk, Toros Dağları eteklerinde yer alan ve sıkı bir şekilde savunulan stratejik bir konumdaki krallıklardan kaynaklanıyordu. Bu nedenle, Urartu Krallığına karşı savaşan önceki Asur kralları, Urartuları hiçbir zaman tam olarak yenememişlerdi. Urartu güçleri, bir çatışmadan sonra dağlara kaçıp yeniden toparlanarak imparatorluğu taciz etmek üzere geri dönebiliyorlardı.

Archer Relief, Khorsabad
Okçu Kabartması, Khorsabad Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Urartu Seferi MÖ 714

Urartu Krallığı (Kutsal Kitap Tevrat tanımlamasıyla Ararat/Ağrı Krallığı ve Van Krallığı olarak da bilinir), MÖ 13. ve 11. yüzyıllar arası dönemde güç kazanmıştı. Urartu Krallığı Kutsal Şehri Muşaşir’de (günümüzde Muradiye dolayı) Haldi Tapınağı (Haldi Patari), MÖ 3. binyıldan beri önemli bir Hac Merkezi olmuş, kralların, prenslerin, soyluların ve tüccarların armağanları hazinesini doldurmuştu. Urartular, ticaret ve Muşaşir’i ziyarete gelen hacı kervanlarıyla zengin olmuşlardı. Uratular, sürekli bir refah düzeyi sağlamak için krallıkları atrafındaki ovaları kontrolleri altında tutmaya çalışmış, dağlardaki kalelerinden sürekli olarak ovalardaki yerleşim yerlerine baskınlar düzenleyip onları ilhak etmişlerdi.

Urartular, bölgenin en iyi atlarından bazılarını yetiştirmiş ve bu atları özellikle savaşmak amacıyla yetiştiren amansız savaşçılar olmuşlardı. Asurya Kralı I. Salmaneser (MÖ 1274-1245), Urartu Krallığını fethederken, Asur kitabelerinde Urartu Krallığından ilk kez bahsetmiş olsa da, onun döneminden itibaren Urartular, her yenilgiden sonra yeniden ayağa kalkmaları sayesinde dirençli ve becerikli olduklarını göstermişlerdi. Akademisyen yazar Susan Wise Bauer’in de bellirtiğine göre Kral Sargon II, düşmanları olmalarına rağmen Urartulardan saygıyla bahseder:

Kral Sargon II’nin kendi anlatımında; Uratu Kralı Rusas’tan ve inşa ettirdiği kanal ve kuyu ağından; korunaklı vadilerde ihtiyaç duyulduğu kadar savaş için ve iyi bir şekilde yetiştirilmiş, koruma altına alınmış at sürülerinden, dağ zirvelerine inşa edilmiş, gerektiğinde anında yakılabilen yakıt malzeme yığınlarını koruyan gözetleme kulleleriyle Uratu iletişim yöntemi olağanüstü verimliliğinden hayranlıkla bahseder. Bir işaret fişeği yakıldığında, dağın tepesinde devasa bir şenlik ateşine dönüşür ve bu ateş aynı zamanda, uzakta bulunan bir sonraki karakolda bir kıvılcım şeklinde, oradan da bir sonraki şenlik ateşinin yakılmasına yol açardı. Kral Sargon’un kendi sözleriyle, Urartular “dağ zirvelerinde yıldızlar” gibi parlar, bir habercinin bilebileceği bir yöntemle daha hızlı bir şekilde istila haberini yayarlardı (376).

Aynı kitabelerde Kral Sargon II, Pers Kralı II. Kiros (Büyük Kiros, MÖ 550-530) dönemindeki Ahameniş İmparatorluğunda etkili önemli bir araç haline gelecek olan Kanat sulama sistemi varlığından bahseder. Derin yeraltı sularını yüzeye çıkaran parlak bir yenilik olan Kanat sulama sistemi genellikle Büyük Kiros’a atfedilse de, aslında daha eski bir Pers icadı idi.

Kral Sargon II, Urartuları yenmenin tek yolu, onları avlamak olduğunu anlamıştı. Bu nedenle, MÖ 714 yılında, Urartu istilasını, olası bir cephe saldırsını dikkatlice önlemek için başlatmıştı. Ordunun başında Urartu Kalesi etrafında dolanarak doğuya doğru ilerlemiş ve kuvvetlerini fark edilmeden düzlüklerden geçirmek suretiyle Urartu Krallığını arkdan gafil avlamayı umuyordu.

Asurlular, dağlık alan savaşında deneyimleri olmayan bir ova halkıydı. Asur kralları, Urartulularla olan savaşlarında Asurluları ovalardan sevk ve idare etmişlerdi, ancak asla yamaçlardan dağlara tırmanmamışlardı. Kral Sargon II kuvvetleri şöyle bir sorunla karşılaşmışlardı:

Bilinmeyen bir düşmanın beklediği sık ormanlarla kaplı, belirsiz ve yabancı yamaç alanları. Yıllar önce kahraman Gılgamış’ın da cesaret edip girdiği dağ yamaçlarındaki sedir ormanları, daha da korkutucu olanı, görünmeyen bir düşmana ev sahipliği yapıyordu (Bauer, 376).

Asur Kralı Sargon II, bu neden dolayı ordu öncü birliklerini, kuvetlerinin ilerlemesi için bir yol açmak üzere yöneltmişti. Bu konuyu tanrı Aşur’a yazdığı bir mektubunda bizzat kendisi anlatır ve düzenlediği seferinde karşılaştığı büyük zorlukları da açıkça şöyle belirtir:

Simirria Dağı, mızrak başı gibi yukarı doğru uzanan ve tanrıça Belet-ili’nin başını yukarıya doğru kaldırdığı büyük bir zirvedir; iki zürvesi yükseklerdeki göğe dayanır, temelleri aşağıdaki yeraltı dünyası ortasına kadar uzanır, adeta bir balığın sırtı gibi bir taraftan diğerine yol yoktur, ön veya arka taraftan tırmanmak zordur. Yanlarda derin yarık ve uçurumlar vardır, uzaktan bakıldığında büyük korkuyla örtülü olduğu görülür. Bir savaş arabasıyla veya dörtnala koşan atlarla tırmanmak için uygun değildir ve piyadenin de ilerlemesi çok zordur. Ancak, tanrı Ea ve Belet-ili’nin bana takdir etmesiyle, düşman topraklarını düzleştirmek üzere adımları düzenli hale getirmek, zekâ ve bilgelikle, mühendsilerime ağır tunç baltalar taşıttım ve onlar da yüksek dağın zirvelerini kireç taşıymış gibi parçalayıp yolu düzleştirdiler. Ordunun başına geçtim, bana eşlik eden savaş arabaları, süvarileri ve muharebe birliklerini kartallar gibi dağın üzerinden uçurdum. Destek birlikleri ve piyadelerle onları takip ettirdim; develer ve katırları da dağlarda yetişen keçiler gibi tepelerin üzerinden geçirdim. Akın akın ilerleyen Asurlular selinin zorlu tepeyi kolayca aşmasını sağladım ve dağın zirvesine kamp kurdum. (Van de Mieroop, 216).

Ordu, yaz başında zorlu arazide ilerliyordu, daha önce fethedilmiş Medlerden ikmal ve su yardımı almış olsalar da, askerler son kamp yerine vardıklarında bitkin düşmüşlerdi. Kral Sargon, “Moralleri bozulmuştu. Yorgunluklarını dindiremedim, sussuzluklarını giderecek su bulamadım” diye yazar. Bir savaş alanı seçti ve birliklerini tam Urartu Kralı Rusas’ın savaşa hazırlandığı sırada gerekli yerlerine konuşlandırdı; ancak Kral Sargon ordusu savaşmayı reddetmişti. Askerler çok uzun bir yol katetmiş, sevkiyat sırasında çok fazla acı çekmiş ve şimdi, önlerinde bir hedef varken, düşmanla çatışmayı reddetmişlerdi.

Asur Kralı Sargon II, geri çekilmek veya teslim olmak için çok ileri gitmiş ve çok fazla kaynak harcamıştı. Kişisel korumasını yanına çağırmış ve ardından olanları alademisyen Susan Bauer şöyle yazar:

Asur Kralı Sargon, Urartu Kralı Rusas kuvvetlerinin en yakın kanadına çılgınca ve intiharvari bir saldırı düzenlemede askerlerine öncülük etmişti. Asur saldırı kanadı, Rusas ordusu çaresiz vahşeti karşısında geri çekilmişti. Kral Sargon’un kendi anlatımına göre, Kral Rusas’ın cepheye atıldığını görünce cesaretini toplayıp onu takip etmişti. Urartu ordusu sendelemiş, dağılmış ve geri çekilmeye başlamıştı. Geri çekilme bozguna dönüşmüştü. Asur ordusu, dağılmakta olan düşman tarafı Batıya, Urmiye Gölü’nü geçerek kendi topraklarına doğru kovalamıştı. Urartu Kralı Rusas, kendi başkenti Tuşpa’yı elinde tutma mücadelesinden vazgeçerek dağlara kaçmıştı. (377)

Urartu Krallığının yenilgiye uğramasının ardından, birliklerini dağların iç kesimlerine doğru sevk etse de isyan çıkma ihtimali konusunda endişelen Kral Sargon II, birliklerini geri çevirip Asur topraklarına doğru geri dönmüştü. Muşaşir şehrinde mola vermiş, şehri yakmış ve Haldi Kutsal Toprağını yağmalayarak tonlarca altın, gümüş ve değerli mücevheri alıp götürmüştü.

Asur Kralı Sargon II şöyle yazar: Urartu Kralı Rusas’ın Muşaşir şehrinin yağmlandığını duyduğu zaman, “Asur’un ihtişamı karşında kahrolmuş ve kendi hançeriyle adeta bir domuzun kalbini delercesine kendi kalbini delerek canına kıymıştır” diye yazar. Urartular altı aydan kısa süren bir seferin ardından yenilgiye uğramış ve Kralı Sargon ordusunun başında Muşaşir şehri büyük servetini de beraberinde götürerek Kalhu’ya dönmüştür.

Servants at Dur-Sharukkin (Khorsabad)
Dur-Sharukkin’de Hizmetçiler (Khorsabad) Jastrow (Public Domain)

Dur-Şarrukin ve Babil

Asur Kralı Sargon, kazandığı zaferini kutlamak ve seferi için kalıcı bir anıt kazandırmak üzere MÖ 713 yılında Dur-Şarrukin şehri inşasına ve süslenmesine odaklanmıştı. Şehir, Kral Sargon II fetihlerini ve özellikle de Muşaşir şehrinin yağmalanmasını tasvir eden kabartmalarla süslenecekti. Şehrin inşasının her aşamasıyla kişisel olarak ilgilenmişti. Kalhu ve Ninova arşivlerinde bulunan resmi mektupları, şehrin projesine ne kadar dâhil olduğunu açıkça ortaya koyar tarzda kaleme alınmıştır. Bir mektubunda şöyle yazılır:

Kralın Kalhu valisine yazdığı bir yazıda: Her biri bir eşeğin taşıyabileceğinden daha büyük 700 balya saman ve 700 deste kamış, Kislev ayının (Kasım/Aralık) birinci gününe kadar Dur-Şarrukin’e ulaşmış olmalı. Şayet bir gün buradan geçecek olursanız, ölebilirsiniz.

Asur Kralı Sargon II, üç yıl boyunca Dur-Şarrukin şehri inşaat faaliyetlerini denetlerken, aynı zamanda, Mısır, Nubya ve diğer uluslardan gelen elçileri Kalhu’daki sarayında ağırlıyordu. Mezopotamya’nın Kuzey bölgesini, Anadolu’yu kontrol etmiş, Urartu Krallığını boyunduruk altına almış, ancak Babil’i ve Güneydeki toprakları henüz Merodach-Baladan’dan geri alamamıştı. Babil ve Elam müttefiklerine son seferini düzenlediği zaman doğrudan bir yaklaşım benimserken yenilmişti; bu sefer farklı bir taktik uygulamaya kararı almıştı.

Kral Sargon II, MÖ 710 yılında, Dur-Şarrukin şehri inşasını ve imparatorluğun yönetimini Sanherib’e bırakmış ve ordusunun başında Doğuya, Elam ülkesine doğru yürümüştü. Karşısına çıkan şehirleri ve köyleri yerle bir ettikten sonra Güneydoğu’dan Babil üzerine saldırmak üzere yarım daire çizmişti. Merodach-Baladan, kraliyet eşyaları da dâhil olmak üzere taşıyabildiği bütün zenginliklerle şehirden kaçmıştı: Gümüş bir yatak, taht, masa, kraliyet abdest kabı ve kendi kolyesi (Bauer, 379). Bunları Elam Kralına sığınma talebinde bulunurken hediye olarak göndermişti.

Kral Sargon II’nin bundan sonra olanlar hakkındaki kitabesinde şöyle yazılır: “Elamlı alçak rüşveti kabul etti ama askeri gücümden de korktu”. Merodach-Baladan, Basra Körfezindeki memleketi Bit-Yakin’e kaçmıştı, Sargon II kuvvetleri onu takip ederek şehre saldırı düzenlemiş ve şehri yok etmişlerdi. Kral Sargon II şöyle bir açıklama yapar; “Şehri ateşe verdim ve hatta temellerini bile yıktım”

Kral Sargon II, diğer yandan, Merodach-Baladan’ı öldürmeyerek yaşamasına da izin vermişti ve bu kararı o zamandan beri tarihçi ve akademisyenler nezdinden şaşkınlıkla karşılanmıştı. Aynı Kaldea/Kaldi şefi Baladan, daha sonra babası askeri seferlerde olduğu sırada imparatorluğun günlük yöntemiyle ilgilenen Kral Sargon II halefi Sanherib’e sorun çıkararak ortaya çıkacaktı.

Son Yılların Mirası

Güney bölgelerini fetheden Asur Kralı Sargon II, Babil üzerine yürümüş ve krallığını ilan etmişti. Artık bütün Mezopotamya’ya hükmediyor ve Asur İmparatorluğu o güne kadar olan en geniş, en zengin ve en güçlü dönemini yaşıyordu. Babil’den ikamet etmeyi seçmiş ve aralarında, dokunduğu her şeyi altına çevirme efsanesiyle ünlü, bazı bilim insanlarının Kral Midas olarak tanımladıkları Frigya Kralı Mita’nın da bulunduğu diğer kral ve ulusların elçilerini ağırlamıştı.

Asur Kralı Sargon II, üç yıl boyunca Babilde kalmış ve Kalhu’da bulunan Sanherib’den Dur-Şarrukkin inşa faaliyetleri gelişmesi hakkında düzenli olarak bilgi almıştı. Daha sonra MÖ 707 yılında şehir inşaasının tamamlandığı haberini almış ve MÖ 706 yılında Babil’den ayrılıp Dur-Şarrukin’de sarayına yerleşmişti. Yeni şehrini Asur başkenti yapmış ve inşaat projelerini, sanat eserleri siparişlerini ve fetihlerini kaleme almıştı. Yazar Susan Bauer bu konuda şöyle yazar:

Dur-Şarrukin şehrinde yeni sarayında bulunan kabartmalar onun büyüklüğünün göstergesidir; devasa figürler, tanrı formlarını bile arka plana bırkıyordu. O, Kral II. Sargon, imparatorluğun ikinci kurucusu, yeni sınırları, yeni bir başkenti ve düşmana korku veren yeni bir gücü olan İkinci Asur kralıydı (381).

Sonunda, kendi onuruna inşa ettirmek istediğ şehri imar ettirmiş; ancak bu şehirde yaşamanın tadını uzun süre çıkaramamıştı.

Sargon II Basalt Stele
Sargon II Bazalt Steli Ronnie Jones III (CC BY-NC-SA)

O dönemde, Orta Anadolu’da bir Şehir Krallığı olan Tabal halkı imparatorluktan ayrılmıştı ve Asur Kralı Sargon II, bölgeyi tekrar kontrol altına alması gerekiyordu. Kral Sargon’un, düzenlediği seferi etkili bir şekilde yönetebilmesi için başka birini komutan olarak göndermek yerine, hükümetin başına tekrar Sanherib’i Kral olarak görevlendirmiş ve ordusunu MÖ 705 yılında Mezopotamya’dan Anadoluya doğru seferber etmişti.

Tabal Şehir Karllığı, Asur kuvvertlerine güçlü bir direniş göstermiş ve Kral Sargon II savaş sırasında öldürülmüştü. Çatışmalar o kadar şiddetli olmuştur ki, kralın cesedi bile alınamamış ve düşman eliyle kaybedilmiştir. Asur güçleri savaş alanından püskürtülmüş ve kralları olmadan evlerine dönmüşlerdir.

Asur Kraıl Sargon’un ölümü ve bedeninin alınmadan kaybı, büyük bir trajedi ve uğursuz bir alamet olarak kabul edilmiştir. Tanrıların Kral Sargon II’yi savaş alanında böylesine terk etmesinin nedeni, Onun bir günah işlemiş olması sonucundan dolayı olduğu düşünülüyordu. Dur-Şarrukin hemen terk edilmiş ve Kral Sanherib de Başkenti Ninova’ya taşımıştı. Kral Sargon II, görkemli seferlerine çıktığı zaman, defalarca görevli bırakılan yeni kral, babasına açıkça içerlemişti; çünkü adına hiçbir şey yazılmamış ve anısını onurlandıracak hiçbir şey inşa edilmemiştir. Kral Sanherib kitabelerinin hiçbirinde babasından bahsedilmiyor ve adına hiçbir bina inşa edilmemiş veya hiçbir anıt dikilmemiştir.

Asur Kralı Sargon II’nin askeri komutan veya siyasetçi olarak becerisi Asur İmparatorluğu topraklarını genişletmiş ve Yakın Doğu’nun en büyük imparatorluğu olarak zirveye taşımıştı. Ancak, Kralın savaş sırasında ölmesi ve oğlunun, Kralın ölümünden sonra Onu anmayı reddetmesi, kendisinden sonra gelenlerin başarılarını da gölgelemiştir. Dur-Şarrukin şehrine ait büyük kabartmalar ve resimler de dâhil taşınabilen her şey Ninova’ya taşındığı için şehir bomboş kalmıştı. Günümüzde Asur Kral Sargon II, başarıları ve kahramanlıkları, kendi kitabeleri ve sonraki tarihçilerin kaleme aldıkları yazılar ile tanınmakta ve büyük bir Kral olarak mirası da bu kitabeler sayesinde bilinmektedir. Ancak Kralın ölümünden hemen sonra, halkın Sargon II gibi bir kralın hüküm sürdüğünü unutmaya teşvik edilmiş olduğu gibi görünüyor.

Sorular & Cevaplar

Kral Sargon II kimdi?

Kral Sargon II (MÖ 722-705), Yeni Asur İmparatorluğu, Sargonid Hanedanlığı kurucusudur ve İmparatorluğu zirveye taşıyan en büyük Kral olarak kabul edilir.

Kral Sargon II nesi ile ünlüdür?

Kral Sargon II, askeri zaferleriyle Yeni Asur imparatorluğu topraklarını genişleten ve halkın kültürel gelişimini teşvik eden büyük bir Kral olarak ünlüdür. En çok MÖ 714 yılında düzenlediği Urartu Seferi ve Dur-Şarrukin şehri inşasıyla tanınır.

Kral Sargon II’nin Urartu Seferei neden önemlidir?

Kral Sargon II’nin MÖ 714 yılında düzenlediği Urartu Seferi, Kralın ordusunun teslim olmak istediği bir anda, ezici zorluklara karşı zafer kazanma azmi ve cesaretiyle ünlüdür. Urartu Krallığı üzerine düzenlediği seferi en büyük başarılarından birisi olmuştur.

Kral Sargon II nasıl öldü?

Kral Sargon II, MÖ 705 yılında, savaş sırasında ölmüştü.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Aralık 22). Sargon II. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-505/sargon-ii/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Sargon II." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Aralık 22, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-505/sargon-ii/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Sargon II." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 22 Ara 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-505/sargon-ii/.

Reklamları Kaldır