Somaliland Protektorası, daha yaygın olarak İngiliz Somalilandi adıyla bilinen yapısıyla 1884 yılında kurulmuş ve Somali Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 1960 yılına kadar Büyük Britanya tarafından yönetilmiştir. Kızıldeniz’in girişindeki stratejik konumu nedeniyle Britanya, Süveyş Kanalı aracılığıyla Avrupa ile Britanya Hindistanı arasındaki hayati bağlantıları sürdürmek için Afrika Boynuzu’nun bu kıyı şeridini kontrol etmek istemiştir. Somaliland Protektorası, Britanyalıların “Deli Molla” olarak adlandırdığı, ilham verici Müslüman lider Seyyid Muhammed Abdullah Hasan’ın önderliğinde sömürge yönetimine karşı uzun ve kötü şöhretli bir isyana sahne olmuştur.
19. Yüzyıl Öncesinde Somali
Afrika Boynuzu'nda Somalililerin yaşadığı bölge, büyük ölçüde yarı çöl step yapısına sahip bir çevreye sahiptir; bu durum bölgeyi yüksek nüfus yoğunluğu için elverişsiz kılmakta ve aşırı kuraklık dönemlerine açık hale getirmektedir. Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nin ağzındaki coğrafi konumu ise çok daha avantajlıdır. Orta Çağ döneminde bir Arap saltanatı olan bu kıyı bölgesi, Tarçın Kıyısı (Hint alt kıtasından ithal edilen bu değerli baharat nedeniyle) olarak biliniyordu; güneydeki Mogadişu (daha sonra İtalyan Somalilandi olacak bölgede) Doğu Afrika'nın en önemli limanlarından biri olarak gelişmişti. Bölge, Doğu Afrika'nın Swahili kıyısı boyunca gelişen ticaret ağının en kuzey parçasını oluşturuyordu.
Somali bireyler belirli kabilelerden, klanlardan ve önemli hükümdarların soyundan gelenlerden oluşan karmaşık bir ağa bağlılık iddia ediyorlardı. Somali halkı, 7. yüzyılın ikinci yarısı kadar erken bir dönemden itibaren Arap tüccarlar aracılığıyla Sünni İslam'ı benimsedi. İç kesimlerdeki Somali halkı çoğunlukla transhümant göçebe hayvancılardı; yani en elverişli otlak alanlarını bulmak için her mevsim hayvanlarıyla (sığır ve koyun) birlikte düzenli olarak yer değiştirirlerdi. Somali halkı "birçok geleneksel özerk ve savaşçı gruba bölünmüş olsa da... güçlü bir kültürel birlik duygusuna [sahiptirler]" (Oliver, 85). İki birleştirici faktör, Somali dili (kuşi) (hem sözlü hem yazılı) ve İslam'dır. Somali halkı Arap devesini benimsemiş ve usta uzun mesafe tüccarları olduklarını kanıtlamışlardır. 19. yüzyıla gelindiğinde, Afrika Boynuzu'nun kuzey kıyısı Osmanlı İmparatorluğu'na bağlıyken, güney kısmı Zanzibar'a bağlıydı. 1869'da Süveyş Kanalı'nın açılmasının ardından Mısır, kuzey Somali kıyıları üzerinde daha fazla kontrol uygulamaya başladı. Mısır'ın gelişmesine yardımcı olduğu iki ana liman Zeyla ve Berbera idi.
Britanya'nın Stratejik Hırsları
Britanyalılar, kuzey Somaliland'in kontrolünü 1884 yılında, kendisi de bir Britanya protektorası olan (gayriresmî olarak 1882'den itibaren, 1914'ten itibaren ise 'protektora' adını taşıyarak) Mısır'dan yönetimi devraldıklarında elde ettiler. Britanya'nın, Körfez'in hemen karşı tarafında kısa bir mesafede bulunan Yemen'deki Aden'de halihazırda köklü bir varlığı vardı. Aden bir zamanlar Britanya Doğu Hindistan Şirketi'nin bir parçasıydı ancak 1858'den itibaren Kraliyet topraklarının bir parçası oldu. 1884 yılına gelindiğinde Aden, bir Britanya protektorası haline getirildi. Süveyş Kanalı tarafından sağlanan, Avrupa ile Britanya Hindistanı arasındaki bu hayati bağlantı olan Akdeniz ve Umman Denizi arasındaki bu yoğun ticaret güzergahında, Körfez'in Kızıldeniz girişinin her iki tarafını da kontrol etmenin avantajı aşikardı.
Başlangıçta Somali kıyılarında resmi bir Britanya varlığı yoktu ve diplomatik bağlar yeterli görülüyordu. Diğer yerlerdeki protektoratlarda olduğu gibi, Britanyalılar Afrika kıyısının bu özel kısmında rakip bir Avrupa gücü nüfuz sahibi olmadığı sürece büyük ölçüde memnundu. Bu tutum, başta Fransa olmak üzere diğer Avrupa güçlerinin bölgeye çok daha aktif bir ilgi göstermeye başlamasıyla değişti. Somaliland'e Britanya-Hindistan birlikleri konuşlandırıldı ve 1886'da kuzey kıyısındaki kabilelerle antlaşmalar imzalandı. Protektora statüsüne uygun olarak Somali halkı, diğer Avrupa güçleriyle bağ kurmayacaklarına dair söz verdi. 1887'de Britanya Somalilandi'nin sınırları daha net bir şekilde tanımlandı ve 1888'de Fransız Somalilandi ile olan kuzey sınırı Fransa ile kararlaştırıldı. 1894 ve 1897 yıllarında Britanya Somalilandi ile Habeşistan (Etiyopya) arasındaki sınır, Somaliland'in orada yaşayan Somali halkını görmezden gelerek Habeşistan'a otlak alanları bırakmasıyla kararlaştırıldı. Britanya Hindistanı'ndaki hükümete Aden üzerinden rapor veren üç Britanyalı vali yardımcısının atanmasıyla, kıyıda bile asgari düzeyde kalsa da, bir ölçüde Britanya yönetimi görüldü. Vali yardımcıları Berbera (başkent), Zeyla ve Bulhar'da ikamet ediyordu. 1898'de, Britanya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir genel konsolos atandığında ve Britanya-Hindistan garnizonunun yerini yerel bir Somali polis gücü aldığında, tam sömürge kontrolüne doğru bir adım daha atıldı. Bu yeni polis teşkilatının görevi halkı değil, Somaliland'in ticaret yollarını denetlemekti.
Tarihçi Roland Oliver, Britanya kontrolünün beklentilerini şöyle açıklamaktadır:
Yeni sömürgelerdeki hükümetin temel sorumluluğu, Afrikalı çiftçileri ihraç edilebilir fazlalıklar üretmeye; Avrupalı girişimcileri ise bunları Avrupa ihracat ürünleri karşılığında almak üzere bölgeye girmeye ya da madencilik ve diğer büyük ölçekli ekonomik faaliyetleri geliştirmeye teşvik edecek genel bir hukuk ve düzen çerçevesi oluşturmaktı. Sömürge yönetimlerinin, servet ve ticarette beklenen artışlardan alınan vergilerle kendi kendilerini finanse etmeleri amaçlanıyordu. (163)
Diğer Britanya sömürgelerinde olduğu gibi, yerel pazarların ihracat için mal üretmesi ve Britanya veya Britanya İmparatorluğu yapımı ithalat ürünleri için alıcı sağlaması bekleniyordu. 1907'de Britanya Somalilandi'nde aşırı avlanan av hayvanlarını korumak için bir yasa çıkarıldı ve 1912'de iki büyük av koruma alanı oluşturuldu; ancak bunlar yaban hayatını kendisi için korumaktan ziyade, avcılar için av hayvanı garantilemeyi amaçlıyordu. Nitekim hayvan derisi ihracatı protektorada önemli bir endüstriydi. Hayvan derileri karşılığında takas edilmek üzere ithal edilen ürünler arasında üretilmiş mallar ve bitkisel gıda maddeleri yer alıyordu. Ticaret yolları iç kesimlerin derinliklerine kadar uzanıyor, daha zengin olan Habeşistan'ı kıyıya bağlıyordu.
Sömürgeciler ve tüccarlar arasındaki ilişkiler büyük ölçüde dostane seyretse de, özellikle Hristiyan Habeşistan sınırına yakın Somaliland'de yaşayan Müslümanlar, Britanya yönetimi tarafından terk edilmiş hissediyorlardı. "Etiyopyalılar, bilinçli bir politika olarak tarikat yerleşimlerini yok etmiş görünüyorlardı. Klanlar ve sülaleler geleneksel alanlarından sürülmüştü" (Fage, 671). Bu durum, 20'den fazla Somali sülalesinin birbiriyle savaşmasına veya gelecekte şiddete dönüşecek kinler beslemesine yol açtı.
Diğer protektoratlarda olduğu gibi, burada da Britanya monarşisi ile Somaliland arasındaki bağı güçlendiren posta pulları basıldı. Başlangıçta yerel postaneler Mısır pullarını kullandı ancak 1903'ten itibaren üzerine "British Somaliland" (İngiliz Somalilandi) ibaresi basılmış Britanya Hindistanı pulları tedavüle girdi. 1938'den itibaren pullar, dönemin hükümdarının yüzünü ve Berbera siyah başlı koyunu, Büyük Kudu antilobu, Somali İzcleri, Şeyh İshak'ın türbesi ve Taleh Kalesi gibi yerel ekonomi ve kültürün özelliklerini yansıtan görselleri taşımaya başladı. Bu pulların ve protektoranın para birimi rupi idi (12 pie bir anna'ya, 12 anna ise bir rupi'ye eşitti); bu da protektoranın Britanya Hindistanı ile olan yakın bağının ve uçsuz buçaksız Britanya İmparatorluğu'nun bu iki bölgesi arasındaki ticaret yollarının bir hatırlatıcısıydı. Somaliland Protektorası'nın para birimi 1951 yılında cent ve Doğu Afrika şilinine (100 cent = 1 şilin) dönüştürüldü.
"Deli Molla"
Gerçekte, Somaliland gibi daha fakir bölgeleri yönetmenin maliyeti, yerel ticaretten alınan vergilerin karşılayabileceğinden çok daha yüksek çıktı. Somali halkı, vergi taleplerine karşı anlaşılabilir bir şekilde düşmanca yaklaşıyor ve yeni ticari biçimlere şüpheyle bakıyordu. Çeşitli Somali kabilelerinin Britanya yönetimine karşı isyanları nadir değildi; 1901'den 1904'e kadar yer yer büyük patlamalar yaşandı. İsyanlar bastırıldı ve protektora, 1905 yılında fiilen olmasa da resmen tam bir Britanya sömürgesi haline geldi. Aynı yıl, Afrika Boynuzu'nun güney kıyısında İtalyan Somalilandi kuruldu. Ancak sömürgecilerin terminolojisinde Somaliland, Britanya İmparatorluğu içinde tam bir sömürge haline geldiği 1920 yılına kadar tamamen "pasifize edilmiş" sayılmıyordu.
Britanya yönetimine yönelik en önemli tehdit, Seyyid Muhammed Abdullah Hasan'dan (Muhammed bin Abdullah Hasan veya Seyyid Muhammed Abdille Hasan olarak da bilinir) geldi. Muhammed Abdullah (doğum tarihi çeşitli kaynaklarda 1856 veya 1864 olarak verilir), etrafında her türlü efsanenin birikmeye başladığı karizmatik bir dini liderdi. Afrika Boynuzu'nda ve Mekke'ye yaptığı geniş kapsamlı seyahatler sırasında tüm Kur'an'ı üç yıldan kısa bir sürede ezberlediği söylenirdi. 1890'a gelindiğinde, Somali kabilelerini Britanya ve İtalyan yönetimlerine karşı bir direniş hareketinde birleştirmeyi başarmıştı. Bu mücadele sömürge kontrolünden ziyade –ki Britanyalılar anlamlı bir kontrol kurmaya pek de zahmet etmemekle haklı olarak suçlanabilirlerdi– Müslümanlar için inançsız bir hükümdara sahip olmanın yarattığı tehlikeyle ilgiliydi.
Muhammed Abdullah 1890'lar boyunca Somali kabilelerini birleştirmeye çalışırken –uzun süreli kan davaları ve rekabetleri göz önüne alındığında bu kolay bir iş değildi– Britanyalılar onu başlangıçta Somaliland yönetimleri için doğrudan bir tehdit değil, bir barış gücü olarak gördüler. Ancak Muhammed Abdullah'ın başka planları vardı ve sömürgeci güçlere en çok inançsızların tek gerçek tanrısı olan "ticareti" sekteye uğratarak zarar verebileceğini fark edecek kadar kurnazdı. 1899'a gelindiğinde Muhammed Abdullah, Somalilileri Tanrı'nın kendisini onları yabancı yönetimden kurtarmak için görevlendirdiğine ikna ediyordu. En az 5.000 silahlı takipçiden oluşan bir grup toplayacak kadar ikna ediciydi.
1899'da Muhammed Abdullah, Britanya makamlarına yerel hükümeti İslam'ı baskı altına almakla suçlayan meşhur bir mektup yazıp küstahça vergilerin kendisine ödenmesini istediğinde, Britanyalılar tavır değiştirdi ve onu sadece bir asi değil, açıkça "deli" bir asi ilan etti. Muhammed Abdullah artık Britanyalılar arasında halk dilinde "Mad Mullah" (Deli Molla) olarak tanınmaya başlandı (molla, İslami metinlerde özellikle bilgili olan kişilere denirdi). Muhammed Abdullah buna bir cihad veya kutsal savaş çağrısıyla karşılık verdi; ancak bu çağrı başlangıçta Britanya makamlarından ziyade rakip Somali gruplarına, rakip Müslüman mezheplerine ve genel olarak Britanyalılara sempati duyanlara yönelik gibi görünüyordu.
Muhammed Abdullah, Somalililer arası rekabetin kovanına çomak sokmuştu. Rakip bir grup tarafından düzenlenen bir suikast girişiminden kurtuldu ve "dervişler" olarak bilinen savaşçı takipçilerini çoğaltmaya devam etti. Dervişler davaları uğruna ölmeye kararlıydılar ve kendilerine has beyaz sarıklar takıyorlardı. Dervişler şiddetli savaşçılar olmalarına rağmen, Britanya makineli tüfeklerine karşı koyacak güçleri yoktu. Ancak dervişlerin sahip olduğu şey hareket kabiliyetiydi. Sömürge birlikleri, özellikle Somali'nin şiddetli sıcağında gittikleri her yerde suya ihtiyaç duyarken, dayanıklı dervişler deve sütüyle yetinebiliyorlardı; bu sayede çatışmalara girip çıkarak, isyanı bir türlü tamamen bastıramayan Britanyalıları hayal kırıklığına uğratıyorlardı. Britanyalılar, Muhammed Abdullah ile savaşmaya ve mülklerine yapılan (dervişler için hayati ganimet ve köle sağlayan) baskınları durdurmaya hevesli olan Dulbahante gibi Somali gruplarına yardım etmeyi reddederek kendilerine de iyilik yapmıyorlardı.
Muhammed Abdullah, 1903 yılında yazdığı bir başka meşhur mektupta Britanyalılarla alay ederek, sunacak pek bir şeyi olmayan sert bir toprak parçasının kontrolü için savaştıklarına dikkat çekti: "Odun ve taş istiyorsanız onlardan bolca bulabilirsiniz. Çok sayıda karınca yuvası da var. Güneş çok sıcak" (Fage, 676) diye yazmıştı isyancı lider. Bununla birlikte, genel olarak Somali halkı bile tüm bu huzursuzluktan yorulmaya başlamıştı ve art arda gelen cezalandırıcı Britanya seferleri Muhammed Abdullah'ı fiili bir sürgüne itti. Yılmayan "Deli Molla", olağanüstü karizmasını ve Somali kültüründe çok değerli olan şiir yeteneğini kullanarak yepyeni bir derviş kitlesi oluşturdu. Britanyalılar, İtalyanlar, Etiyopyalılar ve azımsanmayacak sayıdaki Somali kabilesi, bu son derece sinir bozucu figürden nasıl kurtulacakları konusunda çaresiz kalmışlardı. En azından Muhammed Abdullah artık Britanya Somalilandi'nin (sömürge perspektifinden bakıldığında) büyük ölçüde değersiz olan iç kesimleriyle sınırlı kalmıştı ve bu nedenle hükümetin bu asiyi kovalamak için daha fazla kaynak israf etmesine gerek yoktu.
Muhammed Abdullah, takipçileri için ganimet toplamak amacıyla süvari ve gerilla saldırıları düzenlemeye devam ettiği Taleh'teki kalesinde veya çevresinde kaldı. Britanya'nın sonunda Protektora üzerinde tam kontrol iddia etmesine olanak tanıyan şey, ancak "Deli Molla"nın 1920'de doğal nedenlerden (muhtemelen grip) ölmesiydi. Muhammed Abdullah daha sonra bir Somali ulusal kahramanı haline geldi, ancak onun tarihi Somalilileri "birleştirmekten ziyade bölme" (Fage, 678) eğilimindeydi. Muhammed Abdullah'ın takipçilerinin "derviş" olarak adlandırılmasında ısrar etmesi, "Somali" ismini ise sadece düşmanları, Britanyalılarla iş birliği yapanlar veya onun aşırı muhafazakar İslam yorumuna karşı çıkanlar için kullanması manidardır. Yine de, birleşik bir Somali vatanı vizyonu, kalıcı bir çekiciliğe sahip ilham verici bir vizyon olduğunu kanıtlamıştır.
Somaliland ve İki Dünya Savaşı
İki dünya savaşı, Somaliland Protektorası'ndaki Britanya kontrolünü de tehdit etti. 1914'te Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, Britanya hükümeti ve silahlı kuvvetleri rakip Avrupa güçleri tarafından daha doğrudan tehdit edilen diğer daha önemli sömürge alanlarını korumaya odaklanmışken, yerel isyanları caydırmak amacıyla "Somaliland Camel Corps" (Somaliland Deve Birliği) kuruldu. Somalililer, İslam'ın hakimiyetine yönelik her türlü tehdide direnmeye devam ettiler; Hristiyanlık esaslarının öğretilmesini de içeren okul eğitimine karşı, özellikle 1922'de Burao'da ve 1936'da Baro'da iki büyük ayaklanma şeklinde direnç gösterildi.
Somaliland Protektorası, İkinci Dünya Savaşı (1939-45) sırasında 1940 ve 1941 yılları arasında İtalyan kuvvetleri tarafından işgal edildi. İtalya, güneydeki İtalyan Somalilandi olarak bilinen kıyı bölgesini kontrol ediyordu ve kuzeybatıda İtalyan Eritre'si bulunuyordu. İtalya 1936'da Habeşistan'ı işgal etti ve ardından İngiliz Somalilandi'ni ele geçirerek, İtalyan Doğu Afrikası olarak bilinen sömürge devletini kurup Afrika Boynuzu'nda kısa süreliğine kontrolü ele geçirmeyi başardı. 1941'de Britanya kuvvetleri Somaliland Protektorası'nın kontrolünü geri kazandı ve İtalyan kuvvetlerini tüm bölgeden çıkardı. Somali halkı, özellikle Somali göçebeleri tarafından geleneksel olarak kullanılan otlakların Etiyopya yönetimine devredildiği 1954'ten itibaren, bağımsızlık için yeniden güçlü bir şekilde çağrıda bulunmaya başladı.
Sömürge Sonrası Somali
Şubat 1960'ta İngiliz Somalilandi'nde demokratik seçimler yapıldı ve tüm partiler eski İtalyan Somalilandi ile birleşmeyi destekledi. O yılın Temmuz ayında yeni ve bağımsız bir ülke olan Somali Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak ülkenin çeşitli bölgelerinin ayrılıkçı hareketlere bağlılık iddia etmesiyle sorunlar baş göstermeye başladı. Britanyalılar, o dönemde Etiyopya'nın doğu eyaleti olan ancak nüfusu seyrek Somalililerden oluşan Ogaden çölünün eklenmesiyle Somali için daha mantıklı bir sınır oluşturulabileceğini ummuşlardı. Etiyopya, Ogaden çölünün orada hayvancılık yapan insanlar dışında kimse için özel bir değeri olmamasına rağmen bu fikri reddetti. 1969'da Somali Cumhuriyeti'nde ordunun gerçekleştirdiği bir darbe ile Somali Demokratik Cumhuriyeti kuruldu.
Somali devletinin kuzeyinde, Fransız Somalilandi bağımsızlığını kazandı ve 1977'de Cibuti oldu. Kenya'nın kuzeydoğu kesiminde de Somalililer bulunuyordu. Böylece Somali halkı kendisini çeşitli devletler arasında yayılmış halde buldu; bu durum, Somali hükümeti tarafından desteklenen birkaç Somali ayrılıkçı hareketinin daha kurulmasına yol açtı. Somali'nin mavi bayrağının merkezinde beyaz, beş köşeli bir yıldızın olması boşuna değildi.
1991 yılında, bir zamanlar Britanya kontrolü altında olan bölge kendisini bağımsız bir devlet ilan etti ancak bu yeni statü uluslararası toplum tarafından tanınmadı. Bir iç savaş başladı ve çeşitli hükümetler gelip gitti. Birleşmiş Milletler'in müdahalesi başarısızlıkla sonuçlandı. 2006'da bir Etiyopya istilası gerçekleşti ve 2008'de militan grup Eş-Şebab tarafından Somali İslam Emirliği ilan edildi. Yıllar süren çatışmaların ardından 2012 yılında Somali Federal Cumhuriyeti kuruldu. Halen tek bir merkezi hükümet altında tamamen birleşmemiş olan ve iç savaşın devam ettiği bu sorunlu bölge, dünyadaki en düşük kalkınma oranlarından birini yaşamaya devam etmektedir.
