İspanya Veraset Savaşı

İspanya Tahtı için Kanlı Mücadele
Harrison W. Mark
Yazan , Çeviren: Batuhan Aksu
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Battle of Malplaquet (by Jan van Huchtenburgh, Public Domain)
Malplaquet Muharebesi Jan van Huchtenburgh (Public Domain)

İspanya Veraset Savaşı (1701-1714), 18. yüzyılda Avrupa'nın büyük güçleri arasında yaşanan birçok büyük savaşın ilkiydi. Hasta ve çocuksuz İspanya Kralı II. Charles'ın vefatıyla tetiklenen savaş, İspanyol tahtına kimin geçeceğine dair yaşandı: Bourbon hanedanından namzet Anjoulu Philip mi, yoksa Habsburg hanedanından Avusturya Arşidükü Charles mı?

Philip, aslında büyükbabası Fransa Kralı XIV. Louis tarafından desteklenirken, Charles ise Büyük Britanya, Hollanda Cumhuriyeti ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nu içeren bir koalisyon olan 'Büyük İttifak'ça desteklendi. Husumetler 1714'te Philip'in İspanya kralı olarak tasdikiyle son buldu. Savaş, aynı zamanda dünyada yaşanan diğer birçok çatışmayla da münasebetlendirilmişti; bunlar arasında Amerika'daki Kraliçe Anne Savaşı (1702-1713) ve İsveç ile Rusya arasındaki Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721) yer almaktadır.

Arka Plan

18. asrın başlarında Avrupa, adeta bir barut fıçısı haline gelmişti. Fransa, su götürmeksizin bir şekilde kıtanın en güçlü devletiydi; Güneş Kralı XIV. Louis'nin idaresi altında, hudutlarını Ren Nehri'nin 'tabii sınırına' kadar genişletmeye çalışmış ve 1600'lerin son on yıllarında birkaç genişleme savaşı yürütmüştü. XIV. Louis'nin hırslarına ilkin, İngiltere Kralı III. William ve Kutsal Roma İmparatoru I. Leopold'un liderliğindeki Augsburg Birliği - ve daha sonra Büyük İttifak - olarak bilinen bir milletler koalisyonu karşı çıkıyordu. 1700'de Fransa ve Büyük İttifak, kısa zaman sonra İspanya meselesi yüzünden bozulacak olan huzursuz bir sulhün içindeydi.

İspanyol İmparatorluğu, en geniş topraklara sahip MİLLETLERDEN biri olarak kaldı ve İspanya'yı hangi hanedan İDARE EDERSE ETSİN, muazzam bir GLOBAL güce sahip olacaktı.

Uzun zamandır gerileme içinde olmasına rağmen, İspanyol İmparatorluğu, Hollanda, İtalya ve Kuzey ve Güney Amerika'daki kolonileriyle dünyanın en geniş topraklarına sahip milletlerinden biri olarak kaldı. Bu sebeple, İspanya'yı hangi hanedan idare ederse etsin, muazzam bir global güce sahip olacaktı. O devirde İspanyol tahtı, Habsburg hanedanından II. Charles tarafından işgal edilmişti. Ancak Charles zayıf, çocuksuz ve açıkça ölmek üzereydi. Yerine kimin geçeceği belli değildi; bu karar, Avrupa'daki hassas güç dengesini altüst etme ve kıtayı başka bir felaket savaşına sürükleme potansiyeline sahipti.

Bu ihtimale mani olmak için, XIV. Louis ve III. William, Eylül 1698'de İspanyol tahtının geleceğini görüşmek üzere gizlice bir araya geldi. Birinci Bölüşme Antlaşması olarak bilinecek olan bu antlaşmada, her ikisi de güçler muvazenesine en az zararı verecek olan Bavyeralı Joseph Ferdinand'ı desteklemede anlaştılar. Lakin Joseph Ferdinand bir yıldan kısa bir zaman sonra öldü ve bu vaziyet Louis ve William'ı yeniden planlama yapmaya zorladı. Haziran 1699'da, İspanyol İmparatorluğu'nu kelimenin tam anlamıyla bölmeye karar verdikleri İkinci Bölüşme Antlaşması'nı kabul ettiler. Habsburgların soyundan gelen Avusturya Arşidükü Charles, İspanya Krallığı'nın kendisini alacaktı, Fransız Veliaht Prensi ise Napoli, Sicilya ve Milano'daki İspanyol topraklarını alacaktı.

İspanyol soyluları elbette imparatorluklarının parçalanması fikrini beğenmedi ve ölmekte olan II. Charles'ı vasiyetinde tek bir varis belirlemeye ikna ettiler. II. Charles Kasım 1700'de öldüğünde, bütün İspanyol İmparatorluğu'nu Bourbon Hanedanı mensubu ve XIV. Louis'nin torunu Anjoulu Philip'e bıraktığı ortaya çıktı. Bu vaziyet Louis'i zor bir hale soktu; torununun iddiasını desteklemeyi reddederse, İspanya tahtı Arşidük Charles'a geçecek ve rakip Habsburglar bir kere daha kendi kapısına tehlikeli derecede yaklaşacaktı.

Philip of Anjou is Crowned King of Spain
İspanya Kralı olarak Taç Giyen Anjoulu Philip François Gérard (Public Domain)

Louis, 16 Kasım 1700'de İspanya Kralı V. Philip olarak taç giyen torununun iddiasını desteklemekten başka seçeneği olmadığını hissetti. III. William ve I. Leopold bu hadiseden dehşete düştüler. İspanyol tahtında bir Bourbon'un bulunmasına izin verilemezdi, zira bu XIV. Louis ve ailesini çok güçlü hale getirecek ve bir gün Fransa ile İspanya arasında hususi bir birliğe yol açabilirdi. Binaenaleyh, 1701'in başlarında, İngiltere, Hollanda Cumhuriyeti, Kutsal Roma İmparatorluğu, Prusya ve Büyük İttifak'ın diğer milletleri ordularını seferber ederken savaş bulutları toplanmaya başladı.

İlk Seferler: 1701-1703

Avrupa'nın büyük bir kısmı ona karşı birleşmişken, XIV. Louis ilk hamleyi yapmaya karar verdi. 1701'de İspanyol Hollandası'na (günümüz Belçika'sı) bir ordu gönderdi. Fransızlar birkaç kale ve mühim şehri işgal etti ve hatta Lüksemburg'dan denize uzanan yedi Hollanda kalesinden oluşan Hollanda Bariyeri'ni tehdit etti. İtalya'da Fransızlar hızla Milano ve Mantua'yı işgal etti. Savoy Dükü II. Victor Amadeus, Bourbonlarla ittifak kurmak zorunda kaldı ve kızını V. Philip ile evlendirdi.

İlk hamleyi yaparak XIV. Louis kendini iyi bir savaş pozisyonuna sokmuştu, ancak şimdi Büyük İttifak'ın karşılık verme sırası gelmişti. Mayıs 1701'de İmparator Leopold, en iyi generali Savoy Prensi Eugene'i İtalya'ya gönderdi. Eugene, bir dizi savaşta Fransızları hızla yenerek onları Adda Nehri'nin karşısına geri püskürttü. Bu arada, İngiliz general Marlborough Dükü John Churchill'in başkumandanlığı uhdesine aldığı bir İngiliz-Hollanda ordusu Lahey'de toplanıyordu. III. William bu büyük ordunun kurulmasına nezaret etti, ancak ordunun savaşta yer aldığını görecek kadar yaşamadı. 8 Mart 1702'de, atından talihsiz bir şekilde düşmesinden iki hafta sonra öldü. Yerine baldızı geçti ve Büyük Britanya Kraliçesi Anne oldu.

John Churchill, 1st Duke of Marlborough
John Churchill, Marlborough Dükü Michael Dahl (Public Domain)

15 Mayıs 1702'de İngiltere, Hollanda Cumhuriyeti ve Kutsal Roma İmparatorluğu aynı anda Fransa'ya savaş ilan etti. Marlborough, çok milletli ordusuyla İspanyol Hollandası'na girdi ve Venlo, Roermond ve Stevensweert'in mühim kalelerini zaptettikten sonra Liège'i ele geçirerek sefer sezonunu sonlandırdı. Bu büyüleyici zaferlere rağmen Marlborough hayal kırıklığına uğramıştı. Fransızları, muharebenin neticesini belirleyeceğine inandığı belirleyici bir savaşa sürükleyememişti. Bu vaziyet kısmen, orduya eşlik eden Hollandalı otoritelerin hatasıydı; onlar, zaferin en kesin yolunun Marlborough'un savaşa zorlama teşebbüslerine direnerek Fransız kalelerini tek tek ele geçirmek olduğunu düşünüyorlardı.

İtalya'da da ilerleme kaydediliyordu; Prens Eugene'in imparatorluk ordusu, kanlı Luzzara Muharebesi'nde (15 Ağustos 1702) Fransızlarla çatıştı. Muharebenin sonucu kesin olmasa da, II. Victor Amadeus'u taraf değiştirmeye ikna etmeye yardımcı oldu – Ekim 1703'te Savoy, Büyük İttifak'a katıldı; bu ihanet XIV. Louis'ye derinden tesir etti.

Marlborough kuşatma savaşını sürdürürken, Orta Avrupa'daki savaş Büyük İttifak aleyhine dönmeye başlamıştı.

27 Nisan 1703'te Marlborough, Hollanda'daki yavaş taarruzuna devam etti ve Bonn'u kuşattı. Bonn düştükten sonra, dük bir kez daha Fransızlara karşı savaşmaya çalıştı, ancak Hollandalı otoritelerce vazgeçirildi ve Antwerp'i ele geçirmesi için ısrar edildi. Marlborough vazifesini yerine getirerek şehre doğru yürüdü ve aradığı savaşı buldu, ancak istediği neticeyi alamadı. Ekeren Muharebesi'nde (30 Haziran 1703), Müttefikler bir Fransız-İspanyol ordusunca durduruldu ve Marlborough Antwerp'i ele geçirme ümidinden vazgeçmeye mecbur kaldı. Bunun yerine, dikkatini Huy ve Limbourg kalelerine çevirdi ve her ikisi de yıl sonuna kadar kontrolü altına girdi.

Ancak Marlborough kuşatma savaşını sürdürürken, Orta Avrupa'daki savaş Büyük İttifak aleyhine dönmeye başlamıştı. Bavyera, Fransa'nın yanında savaşa girmişti ve 20 Eylül 1703'te, Tuna Nehri üzerindeki Höchstädt Muharebesi'nde bir Fransız-Bavyera kuvveti İmparatorluk ordusunu mağlup etti. Bu zaferden faydalanan Fransız-Bavyera ordusu ilerleyerek Augsburg'u ele geçirdi ve Avusturya'nın başkenti Viyana'ya giden yolu açtı. Hollanda ve İtalya'daki Fransız mağlubiyetlerine rağmen, XIV. Louis sonunda üstünlüğü ele geçirmiş gibi görünüyordu. Bir sefer sezonu daha Viyana'yı ele geçirmesini sağlayabilirdi.

Dönüm Noktası: Blenheim, 1704

1704 başlarında Marlborough, Viyana'nın müdafaasına katılmaya çağıran bir Avusturya elçisini kabul etti. Hollandalıların itirazlarını göz ardı eden Marlborough, ordusunu Bedberg'de topladı ve 400 kilometrelik (250 mil) mesafeyi yalnız beş günde aşarak Tuna'ya kadar yürüdü; Marlborough'un meşhur torunu Sir Winston Churchill, bir gün uzun kırmızı ceketli İngiliz askerleri dizisini, Avrupa haritasında sürünen ve "tüm savaşı da beraberinde sürükleyen" "kırmızı bir tırtıla" benzetecekti (Nicholson'dan alıntı, 39).

10 Haziran'da Marlborough, Savoy Prensi Eugene ile bir araya geldi ve üç gün sonra, İmparatorluk saha kumandanı Baden Markgrafı Louis William da onlara katılarak toplam Müttefik kuvvetini takriben 110.000 kişiye çıkardı. Üç general bir konferans düzenleyerek bir plan üzerinde anlaştılar: Prens Eugene, Fransız takviyelerine nezaret için 28.000 adamıyla Ren Nehri'nde kalacak, Marlborough ve Baden ise askerlerinin geri kalanıyla Tuna Nehri'ni geçerek Fransız-Bavyera ordusunu bulup harbe zorlayacaklardı. 2 Temmuz'da Marlborough ve Baden, Tuna Nehri kıyılarına bakan Schellenberg kalesine hücum ettiler. 12.000 Fransız ve Bavyera askerince tutulan kale, her iki tarafta da 5.000 ölü veya yaralı bırakan kanlı bir çatışmanın ardından düştü.

Battle of Blenheim
Blenheim Muharebesi Jan van Huchtenburgh (Public Domain)

Schellenberg teminat altına alındıktan sonra, Müttefikler Tuna Nehri'ni güvenle geçebilirlerdi. Ancak bir mesele vardı – yeni bir Fransız kuvveti, Kara Orman'dan geçerek Prens Eugene'i atlatmış ve Blenheim köyü yakınlarında ana Fransız-Bavyera ordusuna katılmıştı. Müttefikler, Blenheim Muharebesi'nde (13 Ağustos) Fransız-Bavyera hatlarına saldırmadan önce Eugene'in kendilerine katılmasını bekledi. Kanlı, gün boyu süren bir savaşın ardından Müttefikler zafer kazandı. Yaklaşık 4.500 ölü ve 8.000 yaralı pahasına, 6.000 Fransız ve Bavyeralıyı öldürdüler, 7.000'ini yaraladılar ve Fransız kumandanı da dahil olmak üzere 14.000 kişiyi esir aldılar.

Blenheim, savaşta mühim bir dönüm noktası oldu. Sadece Viyana'nın yakın bir yıkımdan kurtarılması değil, Bavyera'nın da savaştan çıkarılması ve Avusturya askerî işgali altına alınması da sağlandı. Muharebe ayrıca XIV. Louis'nin Fransız ordularının yenilmezliği ilüzyonunu da sona erdirdi. Marlborough, zaferden faydalanarak Moselle Vadisi'ne girip Paris'i tehdit etmek istedi; ancak ordunun hiyerarşisi arasındaki ihtilaflar buna mani oldu.

Çatışmaların Tırmanışı: 1704-1707

Marlborough ve Eugene, Blenheim'da savaşın gidişatını değiştirirken, daha büyük çatışma İber Yarımadası'na da yayılmıştı. Mart 1704'te Habsburg tahtına talip olan Arşidük Charles, Lizbon'a çıktı ve bir sefer için asker toplamaya başladı. Birkaç ay sonra, birleşik bir İngiliz-Hollanda kuvveti, Cebelitarık'ın kontrolünü İspanyollardan ele geçirdi. Fransızlar, Cebelitarık'ı geri almak için Toulon'dan bir filo gönderdi ve bu da savaşın en büyük deniz muharebesi olan 24 Ağustos'taki Malaga Muharebesi'ne yol açtı. Hem İngiliz-Hollanda filosu hem de Fransız-İspanyol filosu ağır hasar gördüler ve her iki filo da tamir için ana limanlarına geri çekildi. Cebelitarık'ı denizden geri alma ümidinden vazgeçen Bourbon ittifakı, Eylül ayında ananevi bir kara kuşatmasını tercih etti. Mamafih bu da neticesiz kaldı. Mayıs 1705'e gelindiğinde, Bourbonlar 10.000'e yakın adam kaybettikten sonra kuşatmayı terk ettiler.

Hollanda'ya geri dönen Marlborough, dikkatini Antwerp'ten Namur'a uzanan 70 mil uzunluğundaki müdafaa tahkimatlarından oluşan Brabant Hattı'nı kırmaya çevirdi. 1705 yazında, Fransız askerlerinin çoğunu uzaklaştırmak için güneye bir birlik gönderdi, kendisi ise ordusunun büyük kısmıyla Elixheim kasabası yakınlarında hatları kırdı; Fransız müdafiilerin iskelet garnizonu, bizzat Marlborough'un liderliğinde bir süvari hücumuyla dağıtıldı. Müttefikler, sefer sezonunun geri kalanında bu zaferi sürdüremediler, ancak ertesi yıl Ramillies Muharebesi'nde (23 Mayıs 1706) Fransızlara karşı kati bir zafer kazandılar.

Battle of Ramillies, 1706
Blenheim Muharebesi, 1706 Henri-Louis Dupray (Public Domain)

Bu arada İtalya'da Fransızlar, Torino da dahil olmak üzere birkaç kasaba dışında Savoy'un büyük bir kısmını zaptetmişti. Tam zaferin eşiğinde olan Fransızlar, Haziran 1706'da Torino'yu muhasara etti. Prens Eugene, Avusturya, Prusya ve Savoy birliklerini ihtiva eden bir ordunun başında kuşatmayı kırmak için alelacele Torino'ya gitti. 7 Eylül 1706'da Müttefikler, Torino'nun güneyinde Fransızlara saldırdı, hatlarını yarıp onları geri çekilmeye zorladı. Bu zafer, savaşın İtalyan cephesini sona erdiren 1707 Milano Konvansiyonu'na yol açtı.

Malplaquet: 1709

1709 başlarında savaş çıkmaza girmişti. Büyük İttifak birkaç mühim zafer kazanmış ve harp hedeflerinin çoğuna ulaşmış olsa da, Bourbonlar hâlâ büyük bir tehdit tesis etmekteydi; V. Philip İspanyol tahtında kalmıştı ve XIV. Louis'nin ordusu mağlup olmaktan çok uzaktı. Mayısta, Büyük Britanya Kraliçesi Anne ve Kutsal Roma İmparatoru I. Joseph, XIV. Louis'ye sulh teklifinde bulundular (İngiltere, 1707 Birlik Yasaları ile Büyük Britanya ile birleşmişti, I. Joseph ise 1705'te Leopold'un vefatını müteakip Kutsal Roma İmparatoru olmuştu).

Müttefikler, XIV. Louis'nin kendi torununu tahttan indirmek için Fransız ordularını kullanmasını talep ettiler.

Mamafih onların şartları ağırdı – V. Philip İspanyol tahtından indirilmeli ve yerine Arşidük Charles getirilmeliydi. Philip barışçı bir şekilde tahttan çekilmeyi reddederse, Müttefikler XIV. Louis'nin kendi torununu tahttan indirmek için Fransız ordularını kullanmasını talep ettiler. Louis daha önce barış fikrine açık olsa da, bu son şart onun için çok fazlaydı. Bütün sulh müzakareleri bir kenara bırakıldı ve savaşan milletler daha kanlı seferlere hazırlandı.

Sulh müzakerelerinin başarısızlıkla neticelenmesiyle Marlborough, bir kere daha Hollanda'da serbest bırakıldı. 50.000 kişilik çok milletli bir ordunun başında, 28 Haziran 1709'da Tournai'yi muhasara etti. Muhasara bütün yaz sürdü ve korkunç derecede yıpratıcı oldu; her iki ordu da diğerinin mevzisinin altına mayın kazmaya çalışıyordu. 3 Eylül'de Fransızlar teslim oldu ve Marlborough 2.400 perişan hayatta kalanın savaş onurlarıyla ayrılmasına izin verdi. Tournai'nin ele geçirilmesinin hemen ardından Marlborough, ordusu yaklaşık 86.000 kişiye ulaşmış halde, bir sonraki hedefi olan Mons'a doğru yürüyüşe başladı.

11 Eylül'de Malplaquet Muharebesi'nde Dük Villars kumandasında 75.000 kişilik Fransız ordusuyla karşılaştı. Bunu takip eden hadiseler umumi olarak 18. Asrın en kanlı muharebelerinden biri olarak kabul edilir; Müttefik askerler Fransız kanatlarına karşı birkaç hücum tertipleyerek, aralarında yaralanan Prens Eugene'in de bulunduğu takribi 22.000 kayıp verdiler. Fransızlar daha az kayıp vermiş olsalar da (yaklaşık 11.000), Villars ordusunun kalanlarını kurtarmaya ve geri çekilmeye karar vererek zaferi Müttefiklere bıraktı. Muzaffer Marlborough, 21 Ekim'de düşen Mons Muhasarası'nı sürdürebildi.

Prince Eugene of Savoy
Savoylu Prens Eugene Unknown Artist (Public Domain)

Savaşın Sonu: 1710-1714

Malplaquet'deki kanlı çatışmanın ardından Marlborough ve Prens Eugene, Fransa'yı işgal edip Paris'i zaptetmek istediler ama daha çok riskten kaçınan müttefiklerince bir kere daha engellendiler. Binaenaleyh, Fransızlar yaralarını sarabildi ve askeri güçlerini yeniden kazanarak Müttefiklerin Malplaquet'te kanla ödediği avantajları neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar. Müttefikler için vaziyeti daha da kötüleştiren şey ise, Bourbon ittifakının İspanya'da bir dizi zafer kazanması ve V. Philip'in memleket üzerindeki hakimiyetini artırması oldu. Britanya ve Hollanda Cumhuriyeti'nde savaş yorgunluğu baş göstermeye başlamıştı, hatta Parlamento'daki ateşli müdafiiler, Bourbonlar İspanya'dan kovulana kadar sulh yapılmaması gerektiğini müdafaa ediyordu.

Ancak savaşın sonsuza kadar süreceği düşünülürken, işleri daha da karmaşık hale getiren bir şey oldu. 17 Nisan 1711'de I. Joseph çiçek hastalığından öldü ve Kutsal Roma İmparatoru olarak yerine Arşidük Charles (VI. Charles olarak hüküm sürdü) geçti. Bu vaziyet İngilizleri ve Hollandalıları tedirgin etti; eğer Charles'ı İspanyol tahtına oturtmayı başarabilirlerse, istemeden de olsa İspanyol ve Avusturya topraklarını birbirine bağlamış olacaklardı. Bu, on yıldır mani olmaya çalıştıkları Bourbon ittifakı kadar güç dengesini de altüst edecekti.

Aslında, VI. Charles'ın imparatorluk tahtına seçilmesi, İngiltere veya Hollanda Cumhuriyeti'nin savaşmaya devam etmesi için herhangi bir sebep bırakmadı. Ekim 1711'de İngiliz ve Fransız elçiler barış için ön hazırlıklar görüşmek üzere bir araya geldi; Marlborough barışa şiddetle karşı çıktığında, gözden düşürüldü ve görevinden alındı. Ocak 1712'de Utrecht Kongresi barış için bir çerçeve görüşmek üzere toplandı. Onlar görüşürken savaş devam ediyordu; Fransızlar, 24 Temmuz 1712'de Denain Muharebesi'nde Prens Eugene kumandasındaki Müttefik ordusunu yenerek müzakere pozisyonlarını geliştirdiler.

Battle of Denain
Denain Muharebesi Jean Alaux (Public Domain)

11 Nisan 1713'te İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar Utrecht Antlaşması'nı imzaladılar. Avusturya bir yıl daha savaşmaya devam etti, ancak sonunda Rastatt ve Baden antlaşmalarıyla kendi sulhunu kabul etti. İkincisi 7 Eylül 1714'te imzalandı ve 13 kanlı yılın ardından İspanya Veraset Savaşı'nı nihayet sona erdirdi.

Savaşı sona erdiren üç antlaşma Avrupa'daki kuvvet muvazenesini değiştirdi. Başlıca kazanan, kıtadaki baskın güç olarak Fransa'yı geride bırakan Büyük Britanya oldu. Koloni imparatorluğu kuvvetlendi, Cebelitarık ve Minorka da dahil olmak üzere birçok önemli Akdeniz limanının kontrolünü elinde tuttu ve Afrika kölelerini Güney Amerika'ya satma mukavelesini aldı. Avusturya da iyi bir kazanç elde etti; İtalya'daki Napoli, Milano ve Sardinya topraklarını aldı ve ayrıca Belçika'yı da (yüzyılın geri kalanında Avusturya Hollandası olarak bilinecek) kendisine devretti.

V. Philip, Fransa üzerindeki bütün hak iddialarından vazgeçmesi şartıyla İspanya kralı olarak tasdik edildi. XIV. Louis soyundan gelenleri İspanyol tahtında görme hedefine ulaşmıştı. Lakin bunun yüksek bir bedeli olmuştu – savaş Fransa'nın hazinesini tüketmiş ve krallığı neredeyse iflasa sürüklemişti. 1 Eylül 1715'te, husumetin sona ermesinden bir yıldan kısa bir zaman sonra, XIV. Louis öldü ve bir daha asla Avrupa milletlerine savaş tehdidinde bulunmadı.

Sorular & Cevaplar

İspanya Veraset Savaşı neydi?

İspanya Veraset Savaşı, 1701'den 1714'e kadar süren ve İspanya tahtı için yapılan büyük bir Avrupa çatışmasıydı.

İspanya Veraset Savaşı nasıl başladı?

İspanya Veraset Savaşı, Kasım 1700'de çocuksuz Kral II. Charles'ın ölümüyle başladı. Açık bir varis olmadığı için, Bourbon Hanedanı ve Habsburg Hanedanı taht üzerinde hak iddia etti.

İspanya Veraset Savaşı'nı kim kazandı?

İspanya Veraset Savaşı'nın sonunda İspanya Kralı V. Philip tahtını korudu. Ancak harbin gerçek galibi, hem kıtada hem de denizaşırı ülkelerde gücünü artıran Britanya olarak telakki edilebilir.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2026, Mayıs 28). İspanya Veraset Savaşı: İspanya Tahtı için Kanlı Mücadele. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25462/ispanya-veraset-savasi/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "İspanya Veraset Savaşı: İspanya Tahtı için Kanlı Mücadele." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Mayıs 28, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25462/ispanya-veraset-savasi/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "İspanya Veraset Savaşı: İspanya Tahtı için Kanlı Mücadele." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 28 May 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25462/ispanya-veraset-savasi/.

Reklamları Kaldır