İngiltere kralı I. Charles (h.1625-1649) kendisini, babası İngiltere kralı I. James gibi (h.1603-1625) mutlak güçle ve ilahi hakla hükmeden bir monark olarak gören bir Stuart kralıydı. Parlamento ile olan uzlaşmazlığı İngiliz İç Savaşları'na (1641-51), idamına ve 1649'da monarşinin kaldırılmasına yol açtı.
Kral Charles, parasal mevzular yüzünden Parlamento ile yaşanan çekişmelerden yorulmuştu ve bu yüzden bu kurum olmadan on bir yıl hükmetmeye karar verdi. Ardından, 1640 ve 1642 yılları arasında Charles, kuzey İngiltere'yi işgal eden bir İskoç ordusuna karşı sürdürdüğü seferlerine ve İrlanda'da dinsel farklılıklar ve kralın keyfi politikalarıyla körüklenen tam kapsamlı bir isyana karşı para toplamak için Parlamento'yu toplamak zorunda kaldı. Parlamento kendi geleceğini garanti altına almayı denedi ve kral reform vaatlerinden cayınca savaş patlak verdi. İngiliz İç Savaşı büyük oranda "Roundheads" (Parlamenterler) ve "Cavaliers" (Kralcılar) arasında, yalnızca İngiltere'de 600'ü aşkın muharebe ve kuşatmayla savaşıldı. Nihayetinde, profesyonel Yeni Ordu Parlamento için günü kurtardı ve I. Charles yargılanarak, kendi halkına ve hükümetine ihanetten suçlu bulundu. 30 Ocak 1649'da kral idam edildi. Oliver Cromwell (1599-1658), "commonwealth" cumhuriyetini Koruyucu Lord olarak yönetti, fakat ölümünün ardından 1660'da monarşi geri geldi. Yeni kral, Charles'ın oğlu İngiltere kralı II. Charles idi (1660-1685).
Aile ve Erken Yaşam
Charles 19 Kasım 1600'ta İskoçya'daki Dunfermline Sarayı'nda doğdu. Babası İngiltere kralı I. James'ti (ayrıca İskoçya kralı VI. James olarak da bilinir, h. 1567-1625) ve annesi, Norveç ve Danimarka kralı II. Frederick'in (h. 1559-1588) kızı Danimarkalı Anne idi (1574-1619). Charles'ın büyükannesi, İskoçya kralı Mary idi (h. 1542-1567). James Stuart hanedan kolunun bir mensubuydu ve arkasında bir varis bırakmadan ölen İngiltere kraliçesi I. Elizabeth'in (h. 1558-1603) ardından İskoçya ve İngiltere tahtlarını birleştirdi. Charles, kral James'in ikinci oğluydu fakat abisi Henry tifo ateşinden 1612'de öldü ve böylece veliaht oldu. Charles'ın ablası Elizabeth (d. 1569) Bohemya kralı ile evlendi ve torunu İngiltere'yi, Hannover Hanedanlığından gelen ilk İngiltere kralı I. George (h. 1714-1727) olarak yönetecekti.
Charles'ın çocukken sağlığı pek yerinde değildi, utangaçtı -bu muhtemelen kekemeliğinden dolayıydı ve daha çok gözde tutulan kardeşi Henry ile karşılaştırıldığında her zaman ikinci planda kalıyordu. Yetişkinliğe erişen Charles, kral James'in nefret edilen saray mensubu Buckingham Dükü George Villiers'in yanında çokça zaman geçirdi. Dük, kralın ona olan hayranlığı sayesinde hızla yükselişe geçen, sonradan görme ve yeteneksiz bir yeni yetme olarak görülüyordu.
1624'te Charles'ın, Fransa kralı XIII. Louis'nin (1610-1643) genç kız kardeşi Henrietta Maria (1609-1669) ile evliliği ayarlanmıştı. Fransız kraliyet ailesi, nişanlısının küçük boyunu açıkça umursamıyordu -sadece 1,6 metre boyunda (5 ft 4) olması veya oldukça inatçı, zekası kıt ve mizah anlayışından tamamen uzak olmasıyla biliniyordu. Çiftin dokuz çocuğu oldu; en büyük ikisi her ikisi de bir gün kral olacak Charles (d. 1630) ve James (d. 1633) idi.
Veraset
Charles, babası 27 Mart 1625'te hastalıktan vefat edince tacı miras edindi. Artık İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda kralıydı. I. James masraflı harcamalarından ötürü Parlamento ile problemler yaşamıştı ve kralın İskoçları ve Villiers gibi seçilmiş danışmanları kayırması, İngiliz soylu sınıfı ile ilişkilerine yardımcı olmadı. Charles, babasından daha da ilahi hak konusunda emin olduğunu kanıtladı. Onun sıkıntılı saltanatınun talihsiz olacağını, Wesminster Abbey'deki 2 Şubat 1626'da gerçekleştirilen taç giyme törenindeki üç garip olay göstermişti: Kraliyet asasındaki güvercin koptu, taç giyme yüzüğündeki mücevher düştü ve deprem meydana geldi.
Bunların arkasından İspanyol ve Fransızlara karşı kötü askeri yenilgiler almak gibi daha elde tutulur ve cesaret kırıcı olaylar da vardı. 1626 ortalarında Cadiz'e düzenlenen taarruz aşağılayıcı bir felaketti ve La Rochelle'e Haziran 1628'de gerçekleştirilen bir saldırı da aynı şekilde başarısızlıkla sonuçlandı. Her iki askeri yenilgi de şu ana dek İngiltere'de en çok nefret edilen kişi olan Buckingham dükü tarafından tasarlanmıştı. Villiers bir suikastçi tarafından bir meyhanenin dışında Ağustos 1628'de öldürüldüğünde Parlamento bundan memnuniyet duymuştu. Fransa ile barış 1629'da, İspanya ile de 1630'da imzalandı.
Daha barışçıl uğraşlara gelince, Charles sanatın hevesli bir öğrencisiydi ve Raphael'in (1483-1520) bir "cartoon" (çizimler) koleksiyonunu satın aldı. Kral 1632'den itibaren saray ressamcısı olarak Anthony van Dyck'i (1599-1641) atadı ve üretmiş olduğu ünlü bir eser de Charles'ı üç farklı yönden ele aldığı (Kraliçenin Çizim Odası, Windsor Castle) 1635 civarında yapmış olduğu üçlü portedir. Kralın muazzam bir resim koleksiyonu oluşturmak için büyük harcamalar yapması nedeniyle diğer gözde artistler arasında Andrea Mantegna (1431-1506), Titian (1487-1576) ve Peter Paul Rubens (1577-1640) de vardı. Bu eserlerin birçoğu günümüzde Londra'daki National Portait Gallery'dedir. Charles'ın diğer kültürel ilgilerinin arasında satranç, tennis, avlanmak oyunlara ve maskeli balolara katılmak da vardı.
Parlamento ile Çatışmalar
Charles'ın kraliyet politikaları, finansal mevzularda yeni vergi kanunları geçirmekten ve bütçe işlerine karar veren Parlamento ile sık sık karşı karşıya geleceği anlamına geliyordu. Charles tıpkı Fransa'daki mevkidaşı gibi hükmetmeye olan ilahi ve sorgulanamaz hakla birlikte ülkesine parlamento olmadan bir mutlak monark gibi hükmedebileceğini düşünüyordu. Uzlaşma ve taviz kralın doğasında yoktu ve onun bu yoksun olduğu şeyler kendisinin sonunu getirecekti. İngiliz kral bir keresinde şöyle demişti:
Parlamentolar tamamen benim elimde... onların meyvelerini iyi veya kötü bulursam o zaman varolmaya devam edebilir veya etmeyebilirler.
(McDowall, 88)
Buna göre, Charles tekrar tekrar Parlamentoyu dağıtıp yeniden çağırdı. Charles, başka yollardan para bularak bu kurumu bypass etmeye çalıştı. Tacir ve bankacılardan para çıkartıldı, gümrük vergileri yükseltirdi ve arkaik orman kanunları canlandırıldı (ormanların uzun zamandır ortadan kalkmış olduğu yerler dahil) ki cezalar uygulanarak kraliyet kasası doldurulabilsin. Charles Ship Money (gemi parası) adlı bir vergiyi genişletti, bu vergi donanmayı fonlamak için tasarlanmış ve yalnızca kıyısı olan alanlarda uygulanmıştı fakat artık karasal topluluklardan da bu vergi alınır olmuştu.
Yeni finansal yüklerin yanısıra kral, İngiliz elitlerin ülkeyi yönetmek hususunda zorla kazandıkları hakları öylece teslim edeceğini düşündüğünde büyük bir yanlış hesap yapmıştı. Kralın özel kaynaklarından yeterli fon sağlayamadığı gün gelip çattı ve 1628'de Parlamentoya, yalnızca Acts Of Parliament (Parlamento Yasaları) aracılığıyla para toplamak ve yasal bir yargılama olmaksızın tebaasını hapse atamamak gibi tavizler vermek zorunda kaldı. Cümleten, Parlamentonun tüm bu yeni hakları Petition of Right (Haklar Bildirgesi) olarak anılır oldu.
Lakin, Charles yeniden düşündü ve Mart 1629'da Parlamentoyu feshetmeye karar verdi. Birkaç yıl boyunca kralın, Parlamentoya ihtiyaç duymayışı konusundaki iddiası doğruymuş gibi görünüyordu. Yıllık bütçeler dengelendi ve hükümet içinde yolsuzluk azaldı. Ardından 1637'de işler, özellikle onun dini politikasını ilgilendiren mevzularda kötü gitmeye başladı. Charles 1633'te William Laud'u Canterbury Başpiskoposu, yani İngiltere Kilisesi'nin başı olarak atadı. Laud, İngiliz toplumunun güçlü ve zengin bir kesimi olarak varlığını sürdüren ve Parlamentoda güçlü bir varlığı bulunan Püritenler tarafından nefret ediliyordu. Laud belirli Katolik ibadetleri, Anglikan Kilisesi'nde yeniden uygulamaya koyarak Püritenleri gittikçe öfkelendirdi. Laud ayrıca başkpiskopos atama çabalarıyla ve 1637'de yeni bir dua kitabını tanıtarak İskoç kilise liderlerini de sinirlendirdi. Bu meseleler, kilise tartışmalarının bir sorunu olmaktan çok uzaktı ve Piskopos Savaşları olarak bilinen savaş alanına taştı.
Bir İskoç ordusu krala karşı ortaya çıktı ve 1638 ve 1640'ta iki defa İngiltere sınırını geçerek kömür bakımından hayati olan Newcastle'ı işgal etti. Parlamentonun yokluğu artık hayati önem arz ediyordu ve kral tehlikeyi karşılamak adına yalnızca tecrübesiz milis askerlerden oluşan bir ordu toplayabildi. İki kuvvet karşı karşıya geldi, fakat Charles kötü talimli ordusunun günü kaybedeceğini anlayıp İskoç taleplerine boyun eğdi. İskoçya'nın dini özgürlüğüne izin verildi ve savaş alanındaki liderlere silahlarını indirmeleri karşılığında iyi bir para vaat edilmişti. Ardından kral pratik bir sorunla karşı karşıya kaldı; normalde bu parayı toplayacak kurum olan Parlamento olmadan bu parayı nereden koparacağı mevzusu. Çok fazla seçenek olmadan Parlamento, on bir yılda ilk defa olmak üzere, 1640 baharında yeniden çağırıldı. Üç haftalık bir çekişme hiçbir şey getirmedi ve İskoç ordusuna karşı alınan ikinci bir mağlubiyet kralın Kasım'da Parlamentoyu yeniden toplamasını gerektirdi. Bu iki Parlamento da sırasıyla Kısa ve Uzun Parlamento olarak anılır oldu ve adları, monark ile Avam Kamarası arasındaki yönetim bozukluğuna dair bazı işaretler veriyordu.
Parlamento mensupları Uzun Parlamento ve kralın askeri sıkıntılarını fırsat bilerek gelecekteki varlıklarını garanti altına aldılar. Başka bir ordu için para toplanabilirdi fakat yalnızca üç yılda bir Parlamentonun toplanması şartıyla. Bu sefer Parlamento yalnızca monarkın isteğiyle dağıtılamazdı ve kraliyet bakanlarının Parlamento tarafından onaylanması gerekiyordu. Kral buna katıldı fakat Charles vermiş olduğu sözleri umursamaz bir şekilde görmezden geldi. Bunun sonucu bir iç savaştı veya daha doğrusu, Üç Krallık Savaşları olarak adlandırılan bir dizi iç savaştı zira İrlanda ve İskoçya da dahil olmuştu.
İç Savaş
1641'de İrlanda'daki İngiliz hakimiyetine karşı İngilizlerin topraklarına el koymaları ve birçok büyük malikanede yalnızca İngiliz ve İskoç göçmenlerin çalıştırılmasıyla ilgili şikayetler nedeniyle büyük bir isyan patlak verdi. Ulster bilhassa kanlı bir savaş alanıyken Charles ve İngiltere Parlamentosu isyanı bastırmak için gerekli ordunun oluşturulması konusunda tartıştı. Parlamento gergin bir şekilde kralın gücünü kendilerine karşı değil, İrlanda'da kullanmasını istiyordu. Bu korkular muhtemelen temelsiz değildi ve kralın Ocak 1642'de 5 Parlamento Mensubunu tutuklamaya çalışması pek de güven vermedi. Aralarında John Pym'in de bulunduğu grup, kralın gücü kötüye kullanmasını listeleyen ve Kasım 1641'de Parlamentodan geçen Büyük İtirazı (the Grand Remonstrance) kaleme almıştı. Tutuklamalara karşılık olarak Parlamenterler Londra'nın kapılarını kitleyerek kralın kendi başkentine girmesine engel oldular. Kral Nottingham'a geri döndü fakat memnun olmaktan çok uzaktı. Bir kraliyet ordusu meydana getirildi ve İngiliz İç Savaşları'nın (Birinci İngiliz İç Savaşı (1642-6) denilen) çatışma aşaması Kasım 1642'de başladı.
İnsanların ekseriyetinin mevzuyla ilgilenmemesine rağmen, ülkenin geniş alanları bir tarafın veya diğerinin kontrolü altındaydı. Her iki taraf Kralcı veya "Cavaliers" ve de Parlamenterler ya da "Roundheads" (Yuvarlak Kafalar) -çünkü ilk birlikler kısa saçlı Londra çıraklarıydı- olarak adlandırıldılar. İngiltere'nin batı ve kuzey kısımları Gloucester, Plymouth ve Hull gibi birkaç izole merkez hariç krala bağlı olmayı sürdürdüler. Bu şehirler, Londra ve İngiltere'nin güneydoğu çeyreği Parlamento tarafından kontrol ediliyordu. İnsan bakımından kral, Lordlar Kamarası ve bazı Parlamento üyelerinin desteğine sahipti. Parlementerler donanmayı ve tacir sınıfı kontrol ediyordu. Bu, kralın ordusuna ödeme yapmak için oldukça kısıtlı olması anlamına geliyordu ve bu durum "Cavaliers"in önemli firarlara ve istenmeyen yağma baskınlarına yol açtı. Bu esnada muhalefet, Parlamentoyu toplayarak orduları için vergi toplayabiliyorlardı; sıradan insanlar için sevilen bir şey değildi fakat savaşta büyük bir avantajı vardı.
Kralcılar Warwickshire'deki Edgehill'de 23 Ekim 1642'de ilk büyük zaferlerini kazandılar, fakat savaş uzun süren kuşatmalar ve belirsiz çatışmaların yaşandığı bir savaşa dönüştü. İngiliz toprakları üzerinde gerçekleşmiş büyük çaplı savaşların yarısı bu kanlı iç savaş döneminde gerçekleşti. Katliam sadece askeriyeyle sınırlı değildi; şehirde yaşayan her on kişiden birinin evini yitirdiği tahmin ediliyor. Direkt çatışmadan kaçanlar için bile vergiler felç ediciydi ve ticarette bir durgunluk vardı ve her şeyin üstüne bir de kötü hasatlar yaşandı. Her iki taraf da ordularında paralı asker kullanıyordu fakat Parlamenterler Oliver Cromwell gibi yetenekli birine sahip olmanın avantajını kullanıyorlardı. Bir taşra beyefendisi Cromwell, iyi talimli bir ordunun ehemmiyetine inana vizyoner bir askeri lider olarak öne çıktı. Oluşturduğu bu orduya Yeni Ordu adını verdi. Charles'ın İrlandalı Katolik birlikleri kullanmasının bir diğer avantajı da kralı kendi tebaasından uzaklaştırmasıydı. Taç devrilmek üzereydi ve kralın başı da onunla birlikte gidecekti.
İdam
İskoç birliklerinin de yardımıyla Parlamenterler York yakınlarında Marston Moor Muharebesi'nde 2 Temmuz 1644'de galip geldiler. 14 Temmuz 1645'te gerçekleşen Northamptonshire'deki Naseby Muharebesi'nde Charles, ordusunu General Fairfax komutasındaki Parlamenter ordusuna karşı komuta etti. Oliver Cromwell, ordunun sağ kanadına komuta ediyordu. Parlamenterler günü kazandı ve kral utanç içerisinde İngiltere'nin kuzeyindeki İskoçya ordusuna sığınmak için kaçtı. Bu geçici bir kaçıştı zira İskoçlar, Presbiteryenliği ve halka karşı hesap vermeyi desteklemeyen bir monarkı barındırmazdı.
İskoçların fikir değiştirmesini de içeren uzun politik müzakerelerin ardından Charles, Ocak 1647'de İngilizlere teslim edildi ve böylece kendi krallığında esir edildi. Kralın tutukluluğu fena değildi: Hampton Court Sarayı'nda ev hapsindeydi. Kasım 1647'de kral kaçmayı başardı ve ertesi yılı Carisbrooke Kalesi'nde fiili sürgünde geçireceği Wight Adası'na erişmeyi başardı. 1 Aralık 1648'de, Parlamenterlerden bir kuvvet adaya gönderildi ve kralı Hurst Kalesi'ne aldılar. Charles, akılsızca Kralcıları savaşmaya devam etmeye çağırdı ve yardımına koşacak bir İskoç ordusu toplandı, fakat 1648'de, İkinci İngiliz İç Savaşı (Şubat-Ağustos 1648) sırasında Preston Muharebesi'nde yenilgiye uğradı.
Asıl soru, tahttan indirilen bir kralla ne yapılacağıydı. Parlamentonun çoğu ve insanlar Charles'ı yeniden tahta geçirmeyi fakat kalıcı şekilde gücünü azaltmayı isterken, birtakım aşırı Püritenler Charles'ın idamını istiyorlardı. Sonunda güçlü olan haklı çıktı ve Parlamentonun ılımlı mensupları ortadan kaldırılarak, Parlamentoyu daha radikal 53 Parlamenterciye bıraktı. Charles 20 Ocak 1649'da yargılandı ve tiranlıktan, hainlikten ve kendi halkına karşı savaşmaktan ötürü suçlu bulundu. Charles, mahkemenin kendisi üzerinde hiçbir otoritesi olmadığını düşündüğü için hiçbir savunmada bulunmadı:
Buraya hangi güç tarafından çağrıldığımı bilmek isterdim... Hangi yetkiyle, yani yasal yetkiyle... Unutmayın ki ben sizin kralınızım, yasal kralınızım... Bir kral dünydaki hiçbir üstün yargı yetkisi tarafından yargılanamaz.
(Ralph Lewis, 160)
Kral, mahkemede yalnızca Charles Stuart olarak anıldı ve başı kesilmek üzere idam kararı verildi. Mahkeme komiserlerinin mührünü taşıyan belge bugün hala hayatta ve 159'dan yalnızca 59'unun üzerine mühür basmaya cesaret ettiğini göstermektedir. I. Charles 30 Ocak 1649'da idam edildi. Kral kaderini onurla karşılamıştı ve hatta Ocak soğunundan dolayı titremesini kalabalığın korkudan titrediğini sanmaması için iki gömlek üst üste giymişti: "Mevsim o kadar sert geçiyor ki, bazı gözlemcilerin korkudan kaynaklandığını düşünebileceği titremelere sebebiyet verebilir" (age). Sonra, darağacındaki kalabalığın önüne çıkıp şöyle dedi:
Size şunu söylemeliyim ki, hürriyet ve özgürlük, hükümete sahip olmak, hayatlarını ve mallarını en çok kendilerine ait kılacak yasalara sahip olmaktır. Hükümette pay sahibi olmak için değil, bu onları ilgilendiren bir şey değil. Bir tebaa ile bir hükümdar tamamen farklı şeylerdir.
(age)
I. Charles'ın devlet tarafından cenaze töreni yapılması engellenişti ve Windsor Kalesi'ndeki Saint George Şapeli'ne sessizce gömüldü.
Cromwell'den Restorasyona
Ülke cumhuriyet oldu ve unvan ve monarşi kurumu ortadan kaldırıldı (İskoçya hariç), Lordlar Kamarası kaldırıldı, Anglikan Kilisesi reforme edildi ve Britanya Kraliyet Mücevherleri parçalanarak satıldı. İskoçya taca bağlı kaldı ve I. Charles'ın en büyük oğlu Charles, doğum hakkı gereği kraldı. Lakin, İskoçya ordusu tekrardan, Üçüncü İngiliz İç Savaşı (1650-1) olarak anılan savaşta bir İngiliz ordusu tarafından defedildi ve Britanya kralı olacak II. Charles'ı Fransa'ya kaçmaya mecbur bıraktı.
İngiliz İç Savaşı nihayetinde sonra ermişti, lakin Parlamenterler artık bölünmüş durumdaydı. Bir kısmı radikal reformlar isterken diğerleri Cromwell'in ordusunun haksız etkisine itiraz ediyordu. Anlaşmazlıklar 1653'te Parlamentonun dağılmasına yol açtı. Oliver Cromwell, o vakit Koruyucu Lord (Lord Protector) ilan edildi fakat onun otoriter rejimi -Charles'ın olduğundan çok daha otoriterdi- birçok kişiyi monarşinin ılımlılığını ve geleneğini arzular hale getirdi. Cromwell'in popülerlik gaflarından biri de Noel ve Paskalya'yı kaldırması ve pazar günleri oyun oynanmasını yasaklamasıydı. Britanya'daki hayat önceden olduğu kadar eğlenceli değildi. Cromwell 1658'de öldüğünde, cumhuriyeti kendisiyle beraber ölmüş oldu. Bir cumhuriyetçi için ironik bir biçimde, Cromwell'in seçilen varisçisi oğlu Richard Cromwell'di, fakat halk desteğine sahip değildi. 1660'da Londra'ya yapılan bir yürüşün ve ordunun desteğinin ardından monarşi geri getirildi ve Cromwell'in tüm Parlamento Yasaları iptal edildi. Aynı yıl içerisinde I. Charles Parlamento tarafından şehit ilan edildi ve Anglikan Kilisesi tarafından aziz kılındı. I. Charles'ın oğlu II. Charles oldu ve Stuartlar, Hanover Hanedanlığı yerlerine geçene dek Britanya'yı 1714 yılına kadar yönettiler.
