Pizarro ve İnka İmparatorluğu'nun Çöküşü

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Alper Yavuz tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

1533 yılında İnka İmparatorluğu dünyadaki en büyük devletti. Kuzeyde Quito’dan güneyde Santiago’ya kadar Güney Amerika'nın batısı boyunca uzanıyordu. Ancak fethedilen halkların imparatorluğa yeterince entegre edilememesi, İnka tahtı üzerindeki hak iddiaları nedeniyle çıkan bir iç savaş ve Avrupalıların getirdiği hastalıkların yol açtığı yıkıcı salgınlar, İnka İmparatorluğu’nu ele geçirilmesi kolay bir hedef hâline getirmişti. Francisco Pizarro, tek amacı hazine elde etmek olan şaşırtıcı derecede küçük bir kuvvetle Peru’ya ulaştı. Üstün silahlar ve taktiklerin yanı sıra, isyan etmeye meyilli yerel topluluklardan aldığı önemli destek sayesinde İspanyollar, bir nesilden biraz daha uzun bir süre içinde İnka İmparatorluğu’nu ortadan kaldırdılar. Onların Yeni Dünya’ya gelişi ve bunun sonucunda İnka İmparatorluğu’nun çöküşü, Amerika kıtasının tarihinde meydana gelen en büyük insani felaket oldu.

İnka İmparatorluğu

İnkalar kendi imparatorluklarını Tawantinsuyo (ya da Tahuantinsuyu) olarak adlandırıyorlardı. Bu ad "Dört Bölgenin Ülkesi" ya da "Birleşmiş Dört Parça" anlamına gelir. Başkent Cuzco, dünyanın merkezi olarak kabul ediliyor, buradan her bir bölgeye doğru uzanan yollar ve kutsal gözlem hatları (ceque) yayılıyordu: Chinchaysuyu (kuzey), Antisuyu (doğu), Collasuyu (güney) ve Cuntisuyu (batı). Ekvador, Peru, kuzey Şili, Bolivya, Arjantin’in yüksek kesimleri ve güney Kolombiya’yı kapsayan bu imparatorluk, kuzeyden güneye yaklaşık 5.500 km boyunca uzanıyordu. Sadece 40.000 İnka, 30’dan fazla farklı dil konuşan yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusu barındıran devasa bir alanı yönetiyordu.

İnkalar, fethettikleri halklar üzerinde ilahi yönetim haklarının olduğuna inanıyorlardı; çünkü mitolojilerine göre güneş tanrısı Inti tarafından Tiwanaku'da (Tiahuanaco) yaratılmışlardı. Bu nedenle kendilerini seçilmiş bir topluluk, yani "Güneşin Çocukları" olarak görüyorlar ve İnka hükümdarını da Inti’nin yeryüzündeki temsilcisi ve vücut bulmuş hâli olarak kabul ediyorlardı. Uygulamada bu durum, İnka dili olan Keçuvayı (ya da Runasimi) konuşan herkesin ayrıcalıklı bir statüye sahip olması anlamına geliyordu. Bu soylu sınıf, imparatorluktaki önemli siyasi, dini ve idari görevleri elinde tutuyordu.

Map of the Inca Empire - Expansion and Roads
İnka İmparatorluğu Haritası - Genişleme ve Yollar Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

İnka İmparatorluğu’nun yükselişi son derece hızlı olmuştu. Cuzco, Geç Ara Dönem’in (MS 1000–1400) başlarında önemli bir merkez hâline gelmiş olsa da, bölgesel birleşme süreci ancak 14. yüzyılın sonlarında başladı ve büyük fetihler 15. yüzyılda gerçekleşti. Dolayısıyla imparatorluk, en büyük meydan okumayla yüzleşeceği sırada hâlâ oldukça gençti.

Pizarro ve Konkistadorlar

İkisi de ellili yaşlarının ortalarında olan Francisco Pizarro ve ortağı Diego de Almagro, mütevazı bir geçmişe sahiptiler ve anavatanları İspanya’da herhangi bir şöhretleri yoktu. Maceraperest hazine avcıları olarak, on yıl kadar önce Meksika’daki Aztek topraklarında yurttaşlarının bulduğu gibi altın hazineleri bulma umuduyla küçük bir İspanyol maceracı grubuna önderlik ediyorlardı. İki küçük karavela ticaret gemisiyle Panama'dan yelken açıp Pasifik kıyıları boyunca ilerleyerek Kolombiya ve Ekvador kıyılarını araştırdılar ancak aradıkları altını bulamadılar. Bu, Pizarro’nun aynı amaçla yaptığı üçüncü seferiydi ve şöhret ile ihtişam elde etmek için muhtemelen son fırsatı gibi görünüyordu.

1528'de seferin kılavuzu Bartolomé Ruiz, kıyı açıklarında hazine yüklü bir sal ele geçirdi. Görünüşe göre Güney Amerika’nın iç kesimlerinde gerçekten keşfedilmeye değer bir şeyler vardı. Pizarro, bu keşfi araç olarak kullanıp İspanya Kralı V. Carlos’tan, keşfedilecek yeni toprakların valisi olma hakkını elde etti. Bulunacak hazinelerin beşte birini de her zamanki gibi kraliyet alacaktı. Pizarro, 138 tecrübeli asker, 27 süvari, topçular ve Valverde adlı bir rahipten oluşan 168 kişilik bir kuvvetle And Dağları’na doğru yola çıktı.

Francisco Pizarro
Francisco Pizarro Llull (Public Domain)

Yavaş ve temkinli bir ilerleyişle 1531'de Ekvador kıyısındaki Coaque’ye ulaşan grup, burayı ele geçirerek takviye kuvvetleri bekledi. Ertesi yıl takviye geldi ve İspanyol kuvvetlerinin mevcudu 62’si süvari olmak üzere 260 kişiye yükseldi. Ardından kıyı boyunca Tumbes’e doğru ilerlediler, bölgeyi yağmaladılar ve yerli halkı kılıçtan geçirdiler. Yolculuklarına devam ettikçe, ambarlar ve iyi inşa edilmiş yollar gibi, müreffeh bir uygarlığın belirgin işaretleriyle karşılaşmaya başladılar. San Miguel’de (günümüzde Piura) yeni bir yerleşim kurdular ve 1532'nin sonuna gelindiğinde Pizarro, son derece büyük ve zengin görünen bir imparatorluğun yöneticileriyle ilk teması kurmaya hazırdı.

İmparatorluktaki Sorunlar

Yabancı istilacılar Peru’ya ulaştıklarında İnkalar zaten ciddi iç sorunlarla karşı karşıyaydı. Daha önce görüldüğü gibi, devasa imparatorlukları siyasi açıdan kırılgan bir yapıya sahipti ve fethedilmiş devletlerin gevşek bir şekilde bir araya gelmesinden oluşuyordu. Bu toplulukların itaati, büyük ölçüde İnka askerî üstünlüğüyle ve hem önemli şahısların hem de kutsal dini nesnelerin rehin alınmasıyla sağlanıyordu. Halktan, mal veya hizmet (askerlik ve genel iş gücü) şeklinde, çoğu zaman hoşnutsuzluk yaratan vergiler toplanıyordu. Birçok topluluk ya imparatorluğun başka bölgelerine zorla yerleştiriliyordu, ya da yöneticilere daha sadık olan yeni toplulukları kabul etmek zorunda bırakılıyordu.

İnkalar, fethedilen halklara kendi dinlerini de dayatmışlardı. Bazı yerel tanrılara tapınılmasına izin verilse bile, bunların güneş tanrısı Inti’ye göre daha düşük bir statüde kabul edilmesi şart koşuluyordu. Ayrıca imparatorluk genelinde kendi sanat üsluplarını yayarak yönetici sınıfın kim olduğunu görsel olarak da vurgulamaya çalıştılar. Bununla birlikte İnka egemenliğinin bazı avantajları da vardı; bunlar arasında daha düzenli bir gıda temini, daha iyi yollar ve iletişim ağları, ordusunun sağlayabileceği koruma ve zaman zaman devlet tarafından düzenlenen şölenler sayılabilir. Buna rağmen, rakip bir güç İnka egemenliğini tehdit ettiğinde, imparatorluğu korumaya yönelik bağlılık çoğu bölgede genellikle zayıf kalıyordu. Özellikle kuzey bölgelerinde sürekli isyanlar çıkıyordu. Ekvador’daki devam eden savaş ise Quito’da ikinci bir İnka başkentinin kurulmasını gerekli hale getirmişti.

Bu huzursuzluklardan belki de daha önemlisi, Pizarro sahneye çıktığında İnkaların birbirleriyle savaşıyor olmalarıydı. İnka hükümdarı Wayna Qhapaq’ın 1528'de ölmesinin ardından iki oğlu Waskar ve Atahualpa, babalarının imparatorluğunun kontrolü için altı yıllık yıpratıcı bir iç savaşta çarpıştılar. Sonunda Atahualpa galip geldi; ancak imparatorluk, onun zaferini henüz tam olarak kabullenmemiş olan gruplar nedeniyle hâlâ bölünmüş durumdaydı.

Atahualpa
Atahualpa Brooklyn Museum (CC BY-NC-SA)

Bütün bu etkenler İspanyollara zaten önemli bir avantaj sağlıyorken, İnkalar aynı zamanda çiçek hastalığı gibi Avrupa kökenli bir salgınla da karşı karşıya kaldılar. Salgın, Avrupalı istilacılardan bile daha hızlı biçimde Orta Amerika’dan yayılmıştı. Nitekim bu hastalık 1528'de Wayna Qhapaq’ın ölümüne yol açtı. Bazı bölgelerde nüfusun %65'i ila %90’ı bu görünmez düşman nedeniyle hayatını kaybetti.

Pizarro Atahualpa ile Tanışıyor

İspanyollar, 15 Kasım 1532'de Peru'nun yüksek kesimlerindeki bir İnka yerleşimi olan Cajamarca'ya yaklaştılar. Burada haber gönderen Pizarro, yerel kaplıcalarda dinlenerek Waskar’a karşı kazandığı son zaferin keyfini sürmekte olan İnka hükümdarıyla görüşmek istediğini bildirdi. Atahualpa, bir süredir kıyıdan içeri doğru savaşarak ilerleyen sakallı beyaz adamlar hakkında dolaşan söylentilere rağmen sonunda Pizarro ile görüşmeyi kabul etti. Emri altındaki 80.000 kişilik ordusuyla güven içinde bulunan Atahualpa, böylesine küçük bir düşman kuvvetinden ciddi bir tehdit görmemiş olmalı ki Pizarro’yu ertesi güne kadar bekletti.

Pizarro ile Atahualpa arasındaki ilk resmî görüşme, birkaç konuşma ve İspanyolların at biniciliği gösterileri eşliğinde birlikte içki içmekten ibaretti. Her iki taraf da ilk fırsatta karşı tarafı esir almayı ya da öldürmeyi planlıyordu. Ertesi gün Pizarro, İnka kentinin adeta labirenti andıran mimarisini avantaj olarak kullanıp, adamlarını ana meydanda Atahualpa’nın gelişini beklemek üzere pusuya yatırdı. Kraliyet alayı meydana ulaştığında Pizarro küçük toplarını ateşledi; ardından zırhlı askerleri at sırtında saldırıya geçti. Ateşli silahların mızrak, ok, sapan ve sopalara karşı çok üstün geldiği çatışmada yaklaşık 7.000 İnka öldürülürken İspanyollar hiç kayıp vermedi. Atahualpa başına aldığı bir darbeyle yaralandı ve canlı olarak ele geçirildi.

Atahualpa'nın Fidyesi ve Ölümü

Pizarro tarafından fidye için ele geçirilen İnka hükümdarının halkına sağ salim dönebilmesi için 6,2 × 4,8 metre ölçülerindeki bir odanın, İnka hazineleriyle 2,5 metre yüksekliğe kadar doldurulması şart koşuldu. Bu şart yerine getirildi ve oda, mücevherlerden putlara kadar altın nesnelerle dolduruldu. Ardından aynı oda iki kez daha gümüş eşyalarla dolduruldu. Sekiz ay süren tüm bu süreçte biriktirilen hazinelerin günümüzdeki değeri 300 milyon doların üzerindedir. Bu sırada Atahualpa imparatorluğunu esaret altında yönetmeye devam etti; Pizarro ise Panama’dan gelecek takviyeleri beklerken Cuzco ve Pachacamac’a keşif seferleri gönderdi. Fidyeyi almasına rağmen Pizarro, 26 Temmuz 1533’te Atahualpa’yı hızlıca yargılatarak idam ettirdi. İnka hükümdarı başlangıçta kazığa bağlanarak yakılma cezasına çarptırılmıştı; fakat vaftiz olmayı kabul etmesi üzerine bu ceza boğularak idama çevrildi.

Inca Gold Sun Mask
İnka Altın Güneş Maskesi Andrew Howe (CC BY-NC-SA)

Pizarro’nun bazı adamları bunun yapılabilecek en kötü hamle olduğunu düşünüyordu. Ayrıca Pizarro, yabancı bir hükümdara bu şekilde davranması nedeniyle İspanya kralından da eleştiri aldı. Ancak kurnaz İspanyol komutan, İnka halkının düşman tarafından esir tutulurken bile hükümdarlarına ne kadar bağlı olduğunu görmüştü. Yaşayan bir tanrı olarak görülen hükümdarın ölümünün, İnkaların kesin yenilgisini sağlayabilecek tek yol olduğunu muhtemelen fark etmişti. Nitekim İnka hükümdarı ölümünden sonra bile halkı üzerinde etkisini sürdürdü ve kesik başı, İnkarri efsanesinin doğmasına yol açtı. Bu inanca göre bir gün bu baş yeniden bir beden oluşturacak, hükümdar geri dönecek, İspanyolları yenilgiye uğratacak ve dünyanın doğal düzenini yeniden kuracaktı. Ayrıca Atahualpa’nın esaret dönemi, İnka İmparatorluğu içinde derin hiziplerin bulunduğunu İspanyollara açıkça gösterdi ve bu durumu kendi lehlerine kullanabileceklerini ortaya koydu.

Cuzco'nun Fethi

Yılanın başını kestikten sonra İspanyollar, Hernando Pizarro’nun yaptığı keşif seferi sonrasında büyük altın hazineleri bulunduğunu rapor ettiği Cuzco’yu ele geçirmeye yöneldiler. Bundan sonra imparatorluğun geri kalanıyla ilgilenebileceklerdi. İlk çatışma Hatun Xauxa yakınlarında Atahualpa’ya sadık birliklerle gerçekleşti. İnkaların zor durumda kaldığını görmekten memnun olan yerli halk İspanyollara yardım etti ve onlara ambarlarından erzak verdiler. Pizarro yeni başkentini burada kurdu. Yerlilerden destek alınması ve İnka ambarlarının yağmalanması, fetih sürecinin geri kalanında Pizarro’ya yardımcı olacak alışılmış bir uygulama hâline geldi.

İstilacılar daha sonra Vilcaswaman’da geri çekilmekte olan bir orduyu yenilgiye uğrattılar. Ancak her şey istedikleri gibi gitmedi; Cuzco’ya ilerleyen öncü birliklerinin ani bir saldırıya uğramasıyla bir yenilgi yaşadılar. Eski Dünya'dan gelenler, buna rağmen ertesi gün durdurulamaz ilerleyişlerini sürdürdüler ve önlerine çıkan her şeyi yok ettiler. Cuzco’daki kısa süreli direniş bastırıldı ve şehir 15 Kasım 1533’te Pizarro’nun eline geçti. Kentin hazineleri gibi Coricancha Tapınağı’nın altın kaplı parçaları da acımasızca sökülerek eritildi.

Sacsayhuaman Fortifications
Sacsayhuaman Tahkimatı David Stanley (CC BY)

Pizarro’nun kukla bir hükümdar yerleştirme yönündeki ilk girişimi, Waskar’ın küçük kardeşi Thupa Wallpa’nın tahta çıkarılmasıydı, ancak bu girişim herhangi bir siyasi düzen sağlamadı ve hükümdar kısa süre sonra hastalık nedeniyle öldü. Bunun üzerine, Wayna Qhapaq’ın oğullarından Manco Inca, ikinci bir kukla hükümdar olarak tahta çıkarıldı. Böylece devletin içeriden çökmesi bir süreliğine engellenirken, Pizarro ve adamları imparatorluğun geri kalanına boyun eğdirmek ve başka hazineler bulmak amacıyla seferlerine devam ettiler.

İmparatorluğun Fethedilmesi

İspanyollar kuzey bölgelerinde ciddi biçimde zorlandı. Burada Ruminawi ve Quizquiz’in komutasındaki ordular direniş göstermeye devam etti. Ancak bu direnişçiler de iç çekişmeler nedeniyle sonunda teslim oldu ve liderleri öldürüldü. Avrupalıların amansız ilerleyişine karşı koyulamadı. Bu süreçte İnkaların son derece ritüelleşmiş savaş anlayışı İspanyolların işini kolaylaştırdı. Aldatma, pusu ve hile gibi taktikler onların savaş geleneğinde yoktu. Savaş sırasında taktik değiştirmek ya da düşmanın zayıf anlarından yararlanmak da alıştıkları yöntemler değildi. Ayrıca İnka savaşçıları komutanlarına büyük ölçüde bağımlıydı. Liderler savaşta öldürüldüğünde bütün bir ordu paniğe kapılarak hızla geri çekilebiliyordu. Bu etkenler ve Avrupalıların üstün silahları, zaten yönetilmesi güç olan bu geniş imparatorluğu savunma konusunda İnkaların şansını oldukça azaltmıştı. İnkalar her ne kadar süvarilerle başa çıkmayı öğrenmiş ve işgale uğrayan bölgeleri sular altında bırakmak ya da engebeli arazide savaşmak gibi yöntemler geliştirmiş olsalar da; mızrakları, sapanları ve sopaları, mermilere, arbaletlere, kılıçlara ve çelik zırhlara karşı etkili olamıyordu. Ayrıca eski rekabetler ve hizipler yeniden canlandığı için, nüfusun neredeyse yarısına yakını İspanyolların tarafında savaşıyordu.

İspanyollar kısa süre içinde yeni imparatorluklarının geniş coğrafi yayılımının iletişim ile denetimde zorluklar doğurduğunu (her ne kadar selefleri mükemmel bir yol ağı kurmuş olsa da) ve kendilerinin de İnkaların karşılaştığı yönetim sorunlarıyla yüz yüze kaldıklarını fark ettiler. İsyanlar ve ihanet her yere yayıldı. Hatta Manco Inca bile ayaklanarak iktidarı ele geçirmek amacıyla kendi ordusunu kurdu. Cuzco ve İspanyolların yeni kalesi olan Cuidad de Los Reyes (Lima) iki büyük İnka ordusu tarafından kuşatıldı; ancak İspanyollar direndi ve onları geri çekilmek zorunda bıraktılar. İnka orduları büyük ölçüde çiftçilerden oluştuğu için hasatlarını terk etmeleri, toplumun aç kalmasına yol açabilirdi. Ertesi yıl kuşatma yeniden başlatıldı fakat İspanyollar bir kez daha direndi. Kasten hedef alınan bir saldırıyla komutanları öldürülen İnkaların yeni düzene karşı direnişleri hızla zayıfladı. Manco Inca güneye kaçmak zorunda kaldı ve Vilcabamba’da bir İnka yerleşimi kurdu. Kendisi ve ardından gelenler yaklaşık kırk yıl daha direnişi sürdürdüler. Sonunda 1572'de Genel Vali Toledo’nun komutasındaki bir İspanyol kuvveti İnka hükümdarı Thupa Amaru’yu ele geçirdi, onu Cuzco’ya götürdü ve idam etti. Böylece son İnka hükümdarı da ortadan kalktı ve bir zamanların büyük imparatorluğunu yeniden kurma umutları sona erdi.

Inca Road Rest Station
İnka Yolu Konaklama İstasyonu Tyler Bell (CC BY-SA)

Sonuç

Atahualpa, kardeşiyle yaptığı savaşı kazandıktan sonra, tamamen yeni bir başlangıç yapmak amacıyla tarihçileri öldürtmüş ve İnka quipu kayıtlarını yok ettirmişti. İnkaların "zamanın ve mekânın tersine dönmesi" anlamında pachakuti adını verdikleri bu durum, çağları değiştiren bir olayı ifade ediyordu. İnkalara göre bu tür olaylar tarih boyunca belirli aralıklarla gerçekleşirdi. Ne büyük bir ironi ki Atahualpa da kendi pachakutisine maruz kaldı ve yeni yöneticiler de aynı şekilde And kültürüne ait bulabildikleri her kalıntıyı yağmalayıp yakarak yok ettiler. Eski Dünya’nın Yeni Dünya’ya gelişi her şeyi altüst etti ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

İspanyollar, Pizarro’nun öldürülmesi de dâhil olmak üzere onlarca yıl süren kendi iç sorunlarının ardından, nihayet 1554'te istikrarlı bir sömürge yönetimi kurmayı başardılar. And halklarının binlerce yıl geriye uzanan köklü yaşam biçimleri bu yeni dönemde tekrar büyük bir zorlukla karşı karşıya kaldı. Yine de bunlar şanslı insanlardı, çünkü 1570'e gelindiğinde Kolomb öncesi And nüfusunun %50’si ortadan kalkmıştı. Savaş ve hastalığın yıkımından kurtulmayı başaran sıradan insanlar için ise huzura kavuşmak yine mümkün olmadı. Servetlerini ele geçirmek ve onlara yabancı bir din dayatmak isteyen açgözlü otorite bir kez daha başlarındaydı.

Çevirmen Hakkında

Alper Yavuz
Keşifler Çağı tarihi etrafında şekillenen çalışma alanı, özellikle on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Portekizlilerin ve İspanyolların denizaşırı genişlemesine odaklanmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, WHE'nin Yayın Direktörüdür ve Siyaset Felsefesi alanında (York Üniversitesi) yüksek lisans derecesine sahiptir. Tam zamanlı bir araştırmacı, yazar, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimarlık ve tüm uygarlıkların paylaştığı ortak fikirleri keşfetmek yer alır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2026, Mart 16). Pizarro ve İnka İmparatorluğu'nun Çöküşü. (A. Yavuz, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-915/pizarro-ve-inka-imparatorlugunun-cokusu/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Pizarro ve İnka İmparatorluğu'nun Çöküşü." tarafından çevrildi Alper Yavuz. World History Encyclopedia, Mart 16, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-915/pizarro-ve-inka-imparatorlugunun-cokusu/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Pizarro ve İnka İmparatorluğu'nun Çöküşü." tarafından çevrildi Alper Yavuz. World History Encyclopedia, 16 Mar 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-915/pizarro-ve-inka-imparatorlugunun-cokusu/.

Reklamları Kaldır