Bölgesel, bölgeler arası ve milletlerarası ticaret, Roma dünyasının müşterek bir hususiyetiydi. Devlet kontrolü ve serbest piyasa yaklaşımının birleşimi, tek bir bölgede üretilen malların çok uzaklara ihraç edilebilmesini sağlıyordu. Bilhassa tahıllar, şarap ile zeytinyağı büyük miktarlarda ihraç edilirken, diğer taraftan kıymetli metaller, mermer ve baharatlardan oluşan mühim miktarda ithalat yapılıyordu.
Ticareti Tetikleyen Faktörler
Genel olarak, daha önceki ve muasır medeniyetlerde olduğu gibi, Romalılar zirai fazlalık, nüfus hareketi ve şehrî büyüme, toprak genişlemesi, teknolojik yenilikler, vergilendirme, paranın yaygınlaşması ve önemli ölçüde büyük Roma şehrini besleme ve büyük ordusunu sefere çıktığı her yerde ikmal etme ihtiyacının ardından giderek daha sofistike bir ekonomi geliştirdiler.
Roma dünyasındaki ekonomi hem az gelişmişlik hem de yüksek başarı hususiyetleri gösteriyordu. Bazı tarihçilerin (bilhassa M. I. Finley) öne sürdüğü gibi, az gelişmişliğin unsurları şunlardır:
- Ziraate aşırı bağımlılık
- Teknolojinin yavaş yayılması
- Bölgesel ticaretten ziyade lokal kasaba tüketiminin yüksek olması
- Sanayiye düşük yatırım seviyesi.
Bununla birlikte, MÖ 2. yüzyıldan MS 2. yüzyıla kadar üretim ve hizmet sektörlerinde çalışan işçilerin nispetinde önemli bir artış ve bölgeler arasında temel ve mamul mallar ticaretinin arttığına dair deliller de mevcuttur. İmparatorluğun sonraki devirlerinde, Konstantinopolis'in kurulmasıyla teşvik edilen doğudaki ticaret artsa da, batıdaki ticaret geriledi.
Roma'nın ticarete bakış açısı, en azından üst sınıflar açısından, biraz menfiydi. Toprak sahipliği ve ziraat, servet ve statü kaynağı olarak görülürken, ticaret ve imalat, varlıklılar için daha az asil bir meşgale olarak görülüyordu. Lakin, yatırım yapabilecek kadar zengin olanlar sıklıkla vicdan azaplarını yenip, işlerini idare etmek ve ticari faaliyetlerin sık sık muazzam getirilerini elde etmek için köleler, azat edilmiş kişiler ve temsilciler (negotiatores) çalıştırdılar.
Ticaret Malları
Ticaretle alakalı arkeolojik deliller bazen eksik ve yanıltıcı olabilse de, edebi kaynaklar, sikkeler ve gemi enkazları gibi benzersiz kayıtların birleşmesi, Romalıların tam olarak neyi, ne miktarda ve nerede ticaret yaptıklarına dair daha net bir resim oluşturmaya yardımcı olur.
Ticaret; gıda maddelerini (mesela zeytin, balık, et, tahıllar, tuz, balık sosu, zeytinyağı, şarap ve bira gibi hazır yiyecekler), hayvani mahsulleri (mesela deri ve post), ahşap, cam veya metalden yapılmış nesneleri, tekstil mahsullerini, çanak çömlekleri ve cam, mermer, ahşap, yün, tuğla, altın, gümüş, bakır ve kalay gibi imalat ve inşaat malzemelerini ihtiva ediyordu. Son olarak, elbette, köle ticareti de önemli ölçüde artıyordu.
Mısır şarabı veya Güney İspanya zeytinyağı gibi birçok malın, sıklıkla çok büyük arazilerde bölgesel spesiyaliteler olarak üretilmesi, bölgeler arası mal ticaretini artırdı. Böylesine büyük arazilerin ticaret için muazzam bir fazlalık üretebildiği, imparatorluk sathındaki arkeolojik sahalarda ispatlanmıştır: Güney Fransa'daki 100.000 litre depolama kapasiteli mahzenlere sahip şarap üreticileri, Libya'daki yılda 100.000 litre üretim kapasitesine sahip 17 prese sahip bir zeytinyağı fabrikası veya İspanya'daki yılda 9.000 kilo altın üreten altın madenleri. Kasabalar genelde üretimden ziyade tüketim merkezleri olsa da, atölyelerin büyüleyici miktarlarda mal üretebildiği istisnalar da vardı. Bu "fabrikalar" maksimum 30 kişilik bir iş gücüyle sınırlı olabilirdi, ancak umumiyetle büyük şehirlerdeki ve limanlardaki geniş sanayi bölgelerinde ve seramik sektöründe olduğu gibi, temel hammaddelere (fırınlar için kil ve odun) yakın kır sahalarında bir araya geliyorlardı.
Mallar yalnızca Roma dünyasında el değiştirmekle kalmıyordu; Gades, Ostia, Puteoli, İskenderiye ve Antakya gibi hareketli limanlar, Arabistan, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Çin gibi uzak yerlerden de mal ithal ediyordu. Bazen bu mallar köklü İpek Yolu gibi kara yollarını takip ediyor veya Hint Okyanusu'nu deniz yoluyla geçiyordu. Mamafih, batıklarda bulunan düşük kaliteli çanak çömlek ve pişmiş toprak kandillerin coğrafi yayılmasının da gösterdiği gibi, bu tür milletlerarası ticaret yalnız biber, baharatlar (örneğin karanfil, zencefil ve tarçın), renkli mermer, ipek, parfüm ve fildişi gibi lüks mallarla sınırlı değildi.
Mal Taşımacılığı
Mallar Roma dünyasında taşınıyordu, ancak kara taşımacılığındaki yeniliklerin eksikliğinden kaynaklanan sınırlamalar vardı. Romalılar yollarıyla meşhurdur, ancak aslında deniz yoluyla mal taşımak, maliyet oranı yaklaşık 1:5:28 olduğu için ırmak veya kara yoluyla taşımaktan çok daha ucuzdu. Bununla birlikte, bazen ulaşım vasıtalarının tercihe değil, şartlara bağlı olduğu ve her üç ulaşım usulünün de MS 1. ve 2. yüzyıllarda önemli ölçüde geliştiği unutulmamalıdır.
Deniz yoluyla ulaşım en ucuz ve en hızlı usul olmasına rağmen (9 günde 1.000 deniz mili), hava şartlarına ve korsanların yol açtığı hırsızlıklara bağlı olarak en riskli usul de olabilirdi ve Kasım ile Mart ayları arasındaki zaman (en azından) güvenli geçiş için çok öngörülemez kabul edildiğinden mevsimlerle sınırlıydı.
Roma zamanına ait 900'den fazla gemi batığının analizine göre, en tipik ticari gemi boyutu 75 ton yük veya 1500 amfora taşıyabiliyordu ama 300 tona kadar yük taşıyabilen daha büyük gemiler de mevcuttu. İlginç bir örnek, Akdeniz'de, İspanya-Fransa hududu açıklarında bulunan MS 40'lı yıllara ait Port Vendres II batığıdır. Kargo en az 11 farklı tüccardan alınmıştı ve zeytinyağı, tatlı şarap, balık sosu, kaliteli çanak çömlek, cam ve kalay, bakır ve kurşun külçeleri ihtiva ediyordu.
Devletin Ticaret Kontrolü
İmparatorluk zamanında, tedariki garanti altına almak için ticaret üzerinde büyük bir devlet kontrolü (annona sistemi) ve hatta Cumhuriyet çağında özel armatörleri teşvik etmek için sübvansiyon (vecturae) ödeme sisteminin yerini alan bir devlet ticaret filosu vardı. Tahıl tedarikinden mesul olan muayyen bir memur (praefectus annonae) vardı ve bu memur muhtelif armatör derneklerini (collegia navicularii) düzenliyordu. Devlet, eyaletler arası mal hareketlerini vergilendiriyor ve ayrıca büyük bir toprak sahibinin bir pazar kurmasının Senato veya imparator tarafından tasdik edilmesi gerektiğinden, sıklıkla haftada bir kurulan birçok lokal pazarı (nundinae) kontrol ediyordu.
En büyük devlet harcaması, bütçenin takriben %70'ini gerektiren orduya yapılıyordu. Devletin gelir elde etmek için tatbik ettiği vergilendirme sistemi, vergi yüküne rağmen lokal refah ve iktisadi büyümenin gereksiz yere engellenmemesi açısından başarılı sayılabilir.
Devlet kontrolünün delili, menşeini veya üreticisini belirten damgalı veya işaretli ve bazı durumlarda ağırlıklarını, saflıklarını veya orijinalliklerini garanti eden birçok malda görülebilir. Çanak çömlek, amfora, tuğla, cam, metal külçeler (madeni para için önemlidir), fayans, mermer ve ahşap fıçılar umumiyetle damgalanırdı ve nakliye için kullanılan umumi mallar metal etiketler veya kurşun mühürler taşırdı. Bu tedbirler, ticareti kontrol altına almaya, mahsul garantisi sağlamaya ve sahtekarlığa mani olmaya yardım etti. Zeytinyağı amforaları üzerindeki yazılar, kabın boş ve eklenen yağın ağırlığını, üretim yerini, amforaları taşıyan tüccarın adını ve bu kontrolleri gerçekleştiren memurların adlarını ve imzalarını belirttiği için özellikle detaylıydı.
Ancak ticaret, devletten tamamen müstakil olarak yürütülüyor ve bankacılığın gelişmesiyle destekleniyordu. Bankacılık ve tefecilik genelde yerel bir mesele olarak kalsa da, tüccarların bir limanda kredi alıp, mallar teslim edilip satıldıktan sonra başka bir limanda geri ödediklerine dair kayıtlar bulunmaktadır. İmparatorluğun hudutlarının ötesinde, büyük şehirlerden ve ordu kamplarından bağımsız bir serbest ticaret ekonomisinin varlığına dair de bol miktarda delil bulunmaktadır.
Netice
Ekonomik mekanizmalar ve devlet ile şahsi teşebbüs arasındaki nispet ne olursa olsun, Roma dünyasındaki ticaretin ölçeği son derece büyüleyicidir ve hiçbir sanayi öncesi toplum buna yaklaşamamıştır. Amfora veya yağ lambası gibi sıradan fonksiyonel ürünler milyonlarca adetle üretiliyordu ve yalnız Roma'da yılda 23.000.000 kilogram petrol ticareti yapıldığı, şehrin yıllık şarap tüketiminin ise 1.000.000 hektolitrenin çok üzerinde, muhtemelen 2 milyona yakın olduğu tahmin edilmektedir. Bu tür rakamlar, Romalı tüccarlar muhasebe defterlerini kapatıp tarih tarafından unutulduktan çok sonra, sanayileşme gelişmiş dünyayı kasıp kavurana kadar bir daha görülmeyecekti.
