Lexington ve Concord Muharebeleri, 19 Nisan 1775'te İngiliz düzenli askerleri ile Massachusetts kolonisinden milisler arasında gerçekleşen çatışmalardı. İngiliz birlikleri, Concord kasabasında depolanan askeri malzemeleri ele geçirmek üzere yola çıktıklarında koloni milisleriyle karşılaştılar. Bir Amerikan zaferi olan bu muharebeler, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı (1775-1783) tetikledi.
Bu muharebeler, İngiliz Parlamentosu ile Britanya Kuzey Amerikası'nın On Üç Kolonisi arasında, Amerikan hakları ve "temsil olmadan vergi olmaz" fikri hususunda on yıl süren bir mücadelenin doruk noktasıydı. Parlamento, 1764'ten başlayarak, Şeker Yasası (1764), Damga (Pul) Yasası (1765) ve Townshend Yasaları (1767-1768) da dahil olmak üzere kolonilere muhtelif vergiler koymaya çalışmıştı. Bu yasaların her biri, Amerikalılar Parlamento'da temsil edilmediği için Parlamento'nun onları doğrudan vergilendirme otoritesi olmadığı temeli üzerinden kolonilerde şiddetle karşı çıkılmıştı. Boston Katliamı (5 Mart 1770) ve Boston Çay Partisi (16 Aralık 1773) gibi hadiseler, ana vatan ile çocukları arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi; bilhassa da saygısız Massachusetts Körfezi Bölgesi'nde düzeni tesis tetmeyi uman Parlamento, 1774'te Katlanılamaz (Dayanılamaz) Yasaları çıkardı. Bu yasalar, diğer şeylerin yanı sıra Boston limanını ticarete kapattı ve koloninin seçilmiş otoritelerinden birçoğunun yerine kraliyet tarafından tayin edilen kişileri getirdi.
Bu, kolonicilerin kaldıramayacağı kadar büyük bir yüktü. Eylül 1774'te, On Üç Koloni'den on ikisinden gelen delegeler, İngiliz ithalatlarına yönelik muhtemel bir boykot ihtimalini görüşmek üzere Philadelphia'daki Birinci Kıta Kongresi'nde toplandılar. Delegeler, orada Massachusetts'teki mahalli milislerin koloninin hürriyetlerini müdafaaya hazırlanmasını öngören Suffolk Kararları'nı tasdik ettiler. Koloninin Vatansever ve Kralcı (Loyalist) grupları arasındaki gerilim, kış boyunca İngiliz birliklerinin milislerden silah ve mühimmatı ele geçirmek için düzenli olarak Massachusetts kırsalına doğru yürüyüşe geçmesiyle arttı. 19 Nisan 1775'te bir İngiliz birliği, Concord kasabasında depolanan Vatansever mühimmatını ele geçirmek için yola çıktı. Yolda, Lexington Green'de yaklaşık 70 Amerikan milisiyle karşılaştılar; kısa bir çatışmanın ardından biri ateş açtı ve askerler milislere iki yaylım ateşi açarak sekiz kişiyi öldürdü, on kişiyi yaraladı.
İngilizler Concord'a doğru ilerlemeye devam etti, ancak malzemelerin çoğunun taşındığını veya imha edildiğini gördüler. Bu arada, Concord'un Kuzey Köprüsü'ndeki İngiliz koruma kuvvetleri yaklaşık 400 milis tarafından hücuma uğradı ve askerler geri çekilmeye mecbur kaldı. Boston'a geri çekilmeleri esnasında, İngiliz askerleri, ahırların, ağaçların ve taş duvarların arkasından düzenli askerlere ateş açan, sayıları giderek artan Yeni İngiltere milislerince taciz edildi. İngilizler nihayet Boston'ın güvenli bölgesine ulaştığında, 15.000 kadar koloni milisi, Boston Kuşatması'nı (19 Nisan 1775 - 17 Mart 1776) başlatmak üzere kasabanın dışında bekliyordu. İlk kurşun atışları daha sonra Ralph Waldo Emerson tarafından "dünyanın dört bir yanında duyulan atış" olarak tanımlanacak olan Lexington ve Concord Muharebeleri, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na ve Amerika Birleşik Devletleri'nin istiklaline yol açarak, daha geniş Amerikan Devrimi'nin (yaklaşık 1765-1789) kilit anlarından biri haline geldi.
Önsöz
1774'ün sonlarına doğru, Massachusetts Körfezi Eyaleti'nin başkenti Boston ve çevresinde gerilim tırmanıyordu. Boston'un Parlamento otoritesine karşı işlediği birçok ihlalin, yakın zamanda gerçekleşen Boston Çay Partisi'nin de aralarında bulunduğu ihlallerin cezası olarak, İngiliz Parlamentosu kasabanın limanını ticarete kapatmış, Massachusetts'e bir askeri vali tayin etmiş ve koloninin seçilmiş konseyinin yerine kraliyet tarafından tayin edilen kişileri getirmişti. Kolonilerde topluca "Katlanılmaz (Dayanılmaz) Yasalar" olarak bilinen bu politikalar, hürriyetleri için endişelenen koloni vatanseverleri için yeterince vahim olmakla birlikte, kasabanın tüccarları ve liman işçileri için de felaketti.
Boston Katliamı'ndan bu yana ilk kez İngiliz düzenli ordusunun alaylarının Boston'a gelmesiyle vaziyet daha da kötüleşti; Boston Common'da talim yapan ve King Street'te nöbet tutan kırmızı ceketlilerin görüntüsü eski yaraları tekrar açtı. Eylül 1774'te, Kıta Kongresi, Katlanılamaz Yasalar'a karşı birleşik bir koloni tepkisini görüşmek üzere Philadelphia'da toplanırken, birkaç Massachusetts Vatanseveri, diğer şeylerin yanı sıra, koloninin mahalli milislerini İngiliz askerleriyle muhtemel bir çatışmaya hazırlanmaya çağıran Suffolk Kararları'nı geçirmek üzere toplandı. Bu milislerin çoğu savaşmaya hevesliydi; hatta bazıları, Boston'daki bütün Vatanseverleri, sadıklar ve askerler içeride sıkışıp kalarak Boston'ı yerle bir etmek için kasabayı boşaltmaya çağırdı. Meşhur barut fıçısı kurulmuştu ve patlaması için tek bir kıvılcım kafiydi.
Massachusetts'in yeni tayin edilen askeri valisi General Thomas Gage, bu kıvılcımı daha alevlenmeden söndürmeye kararlıydı. Amerikalı bir eşi olan, tabiatıyla cana yakın bir adam olan Gage, başlangıçta şiddete başvurmadan kolonide kraliyet otoritesini yeniden tesis etmeyi umuyordu. Ancak, Katlanılmaz Yasaları tatbik etme teşebbüsleri kolonicilerce engellendi ve vali konseyine kraliyet tarafından tayin edilen birçok adam, Vatanseverler tarafından istifaya zorlandı. Kralın bakanlarına sunduğu bir raporda Gage, Katlanılmaz Yasaları yürürlükten kaldırılmasını teklif etti; eğer bu yapılamazsa, 20.000'den az askerle bir isyanı bastıramayacağına inanarak takviye kuvvet talep etti (o sırada Boston'da yalnızca 3.000 askeri vardı). Bir cevap beklerken, Gage en iyi hareket tarzının, Vatansever milislerin kullanabileceği silah ve mühimmatı ele geçirerek bir çatışmayı ertelemek olduğuna karar verdi. 1 Eylül 1774'te Gage, Boston'ın kuzeybatısındaki bugünkü Somerville'de bir cephanelikte saklanan barutu ele geçirmek için 260 düzenli asker gönderdi. Bu hadise yaşanmadan başarılmış olsa da, kırmızı ceketlilerin bu süreçte altı kişiyi öldürdüğü söylentileri yayıldı ve binlerce koloni milisinin Cambridge'e inmesine yol açtı. Gerçek kan dökülmesi, ancak milisler söylentilerin asılsız olduğunu öğrenince önlenebildi.
Barut Alarmı olarak bilinen bu vaka, Gage'i, kralın bakanlarının iddia ettiği gibi Boston'la sınırlı "kaba bir ayaktakımıyla" değil, Massachusetts kırlarında hızla yayılan gelişen bir siyasi hareketle karşı karşıya olduğu gerçeğine uyandırdı (Middlekauff, 272). Gage kışı Boston Neck'i tahkim ederek geçirirken, Concord kasabasında sözde bir İl Kongresi toplandı; başkanlığını John Hancock'un yaptığı ve Massachusetts'in önde gelen birçok Vatanseverinden oluşan Kongre, harp çıkması halinde koloninin geçici hükümeti olarak vazife yapacaktı. Gage için neyse ki Kongre ilk saldıran olamayacağını biliyordu; bunu yapmak, Massachusetts'in yardımına ancak müdafaa savaşı halinde gelecek olan diğer on iki koloninin desteğini kaybetme riskini almak anlamına gelecekti. Böylece milislerle kırmızı ceketliler arasındaki çekişme yeni yılda da devam etti ve Gage Londra'dan gelecek talimatları gergin bir şekilde bekliyordu.
Sefer
Daha Kasım 1774'te, Büyük Britanya Kralı III. George (hükümdarlığı 1760-1820), Başbakan Lord North'a "Yeni İngiltere hükümetleri isyan halindedir, darbeler bu ülkeye tabi mi yoksa bağımsız mı olacaklarına karar vermeli" diye yazmıştı (Middlekauff, 268). Parlamento, kralın savaşçı görüşünü paylaşmış ve her iki meclis de Şubat 1775'te Massachusetts'in açık bir isyan halinde olduğunu ilan etmişti. Bu nedenle, kralın bakanlarının Gage'in Katlanılmaz Yasaları yürürlükten kaldırma teklifini ve daha fazla asker talebini görmezden gelmeleri pek de şaşırtıcı değildi; şüphesiz, Massachusetts'in taşralı ayaktakımının, Gage'in emrindeki askerlerle kolayca ezilebileceğine inanıyorlardı. Koloniler Bakanı Lord Dartmouth, 14 Nisan 1775'te Boston'a ulaşan Gage'e verdiği talimatlarda bunu açıkça belirtti. Gage'in hareketsizliğini ikaz eden Dartmouth, generali kararlı davranmaya çağırdı ve İl Kongresi üyelerinin tevkif edilmesini tavsiye etti. Böyle bir eylem şüphesiz savaşa yol açacaktı, ancak Dartmouth, kolonilerin "daha olgun bir isyan haline" ulaşmasını beklemektense, bir çatışmanın şimdi başlamasının daha iyi olduğunu müdafaa etti (Middlekauff, 272).
Bu talimatlar, Dartmouth'un sözleriyle, doğrudan kraldan gelmiş gibi görünüyordu. Gage daha fazla oyalanamazdı, ancak İl Kongresi liderleri onun irtibatının dışındaydı ve Gage, bütün koloniyi uyarmadan onları tutuklayamayacağını biliyordu. Bunun yerine, Concord kasabasında depolandığı bilinen silah ve mühimmatı ele geçirmeyi tercih etti. Bu mühimmatlar arasında dört pirinç top, iki havan topu ve on ton kurşun gülle vardı. 15 Nisan'dan itibaren Gage, Concord seferi için alaylarından 700 elit askeri gizlice ayırdı; bunlar arasında yaklaşık 400 el bombacısı ve biraz daha az sayıda çevik hafif piyade vardı. Hafif piyadeye Kraliyet Deniz Piyadeleri'nden Binbaşı John Pitcairn komuta edecek, bütün seferin kumandası ise Albay Francis Smith'e verilecekti. Gage, elit İngiliz birliklerinin ani yoğunlaşmasını açıklamak için, talim tatbikatları için kıra gideceklerini duyurdu.
Lakin Gage, düşündüğü kadar dikkatli davranmıyordu. Albay Smith'in birlikleri bile gerçek niyetlerini anlamadan önce, Boston'un yarısı Concord'daki mühimmatın tehlikede olduğunun farkındaydı. Hatta Concord'a giden yol üzerindeki Lexington kasabasında konaklayan John Hancock ve Samuel Adams'ın keşif gezisinin gerçek hedefleri olduğu şayiaları bile dolaşmaya başladı. Hancock, Massachusetts'in Vatansever hareketinin yüzü, Adams ise beyni olarak görülüyordu; tevkif edilmeleri büyük bir darbe olacaktı. 16 Nisan'da Boston'ın önde gelen Patriotlarından Dr. Joseph Warren, gümüşçü Paul Revere'i Hancock ve Adams'ı uyarması için Lexington'a gönderdi. O gece Boston'a dönerken Revere, İngilizler hareket halindeyken bir işaret ayarlamak için Charlestown'da durdu: Eğer birlikler Boston Neck üzerinden karadan ilerleyeceklerse bir fener, denizden geleceklerse iki fener asılacaktı (işaret Longfellow'un şiirinde 'karadan ise bir, denizden ise iki' olarak ölümsüzleştirildi).
Lexington Green
18 Nisan 1775 gecesi saat 22:00 civarında, Albay Smith'in keşif gezisine seçilen birlikler, çavuşlarınca sessizce uyandırıldı. Gözlerindeki uykuyu ovuşturan birlikler, Doğu Cambridge'deki Lechmere Burnu'na sessizce kürek çekerek, talimatlarını beklemek üzere kıyıya çıktılar. Talimatlar sabah 2'ye kadar gelmedi; bu noktada düzenli birlikler Willis Deresi'ni yürüyerek geçtiler; Albay Smith, askerlerin ayak seslerinden kolonicileri uyarmamak için köprüden kaçındı. Ancak koloni milisleri çoktan harekete geçmişti. Dr. Warren, Revere ve bir diğer atlısı William Dawes'i, kasabaları uyarmak için Concord'a giden en işlek iki yoldan göndermişti. Yolda iki İngiliz subayından kaçtıktan sonra Revere, düzenli birlikler Doğu Cambridge'de hala emir beklerken gece yarısına yakın Lexington'a vardı. Gümüşçü, Hancock ve Adams'ın kaldığı eve yaklaştığında, çok fazla gürültü yaptığı için bir milis tarafından azarlandı. "Gürültü!" diye cevapladı Revere. "Çok geçmeden yeterince gürültü olacak! Düzenli askerler geliyor" (Philbrick, 238).
Revere, Hancock ve Adams'ı kendi emniyetleri için Lexington'dan kaçmaya ikna ederken, kasabanın yaklaşık 130 milisi Lexington Green'de toplandı. Milislere, Fransız ve Kızılderili Savaşı gazisi ve yakında onu öldürecek olan verem krizinden muzdarip olan Yüzbaşı John Parker kumanda ediyordu; diğer adamlar, birbirlerini tanıyan ve güvenen komşular ile geniş aile mensuplarıydı. Çok soğuk bir sabahtı ve düzenli askerleri beklerken, milislerden bazıları, askerler geldiğinde Green'de yeniden bir araya gelecekleri şuuruyla ısınmak için evlerine döndüler. Vazifelerini muvaffkiyetle tamamlayan Revere, Dawes ve Dr. Samuel Prescott adlı üçüncü bir adam atlarına binip Concord'a doğru yola çıktı. Yolda Revere, bir grup İngiliz subayınca yakalandı, ancak nihayetinde serbest bırakıldı ve yürüyerek Lexington'a geri döndü. Binbaşı Pitcairn'in kızıl cübbeli hafif piyade birliklerinin ilk birlikleri sabah 4:30'a kadar Lexington'a girmedi. Tüfekleri dolu düzenli birlikler, Yüzbaşı Parker'ın milislerinin karşısında savaş hatları oluşturdu; milislerden sadece 70'i geri dönmüştü. Pitcairn ve birkaç atlı subay, birliklerinin önünde at sürerek kolonicilere "Silahlarınızı atın, hainler, isyancılar! Lanet olasıcalar, dağılın!" diye bağırıyorlardı (Philbrick, 252).
Yüzbaşı Parker başlangıçta adamlarına, "Yerinizde durun. Ateş açılmadıkça ateş etmeyin. Ama savaş istiyorlarsa, burada başlasın" demişti (Philbrick, 251). Sayıca az olan ve İngiliz tüfeklerinin namlularına dik dik bakan Parker, düzenli birliklerin geçmesine izin vermenin en iyisi olduğuna karar verdi ve adamlarına dağılmalarını emretti. Milislerin bir kısmı bu emre itaat etti, diğerleri ise yerlerini korudu. Çok geçmeden bir el silah sesi duyuldu; hangi tarafın ateşlediği bilinmiyordu, ancak bu uzun zaman 'dünya çapında duyulan atış' olarak hatırlanan bir tüfek atışıydı. Hafif piyadeler emir almadan yaylım ateşi açtığında bir dizi kopuk çatırtı duyuldu; milislerin bir kısmı başlangıçta askerlerin onları korkutmak için kurusıkı ateş ettiğini düşündü, ta ki yoldaşları etraflarında yere yığılmaya başlayana kadar. Düzenli birlikler ikinci ve daha koordineli bir yaylım ateşi açınca birkaç milis ateşe karşılık verdi. Duman dağıldığında, Lexington Green'de sekiz milis ölü yatıyordu, on tanesi de yaralıydı. Tek İngiliz kaybı, bacağını bir kurşunla sıyıran bir piyadeydi.
Concord ve Menotomy
Lexington milisleri dağıldıktan sonra, İngiliz birlikleri üç kez tezahürat ederek düdük ve davullar eşliğinde Concord'a doğru yola devam ettiler; Lexington'daki çatışma, ihtiyatlı davranma gereğini ortadan kaldırmıştı. Ancak Revere'i ele geçiren subaylardan kaçan William Dawes, Concord'a düzenli birlikleri uyarmak için zamanında ulaştı; kasabanın çalan çanı, anında savaşa hazır olmak üzere eğitilmiş, son derece hareketli milisler olan dakika erlerini kendine çekti. Albay Smith'in birliği sabah 7 civarında geldiğinde, çevre kasabalardan milisler çoktan Concord'a sızmaya başlamıştı.
Milisler, düzenli birlikler Kuzey Köprüsü'nden Albay James Barrett'ın evine doğru ilerlerken başlangıçta hiçbir direniş göstermedi. Mühimmatın orada depolandığı rivayet ediliyordu. Smith, Kuzey Köprüsü'nü korumak için üç hafif piyade bölüğü mevzilendirirken, el bombacıları Barrett'ın evine ve çevredeki binalara baskın düzenledi. Askerler, birkaç çuval un ve 225 kilo tüfek mermisi dışında değerli hiçbir şey bulamadılar; aramaları esnasında bir ara demirci dükkânı ve adliye binası alev aldı, ancak bunun kasten olmadığı bilinmiyor. Sayıları 400'ü geçen milisler, yakındaki Punkatasset Tepesi'nden alevleri görünce öfkelendi. Birçoğu tepeden inip Kuzey Köprüsü'ne doğru ilerledi ve burada üç hafif piyade bölüğüyle karşılaştılar. Birbirlerine hakaret ettikten sonra İngilizler ateş açtı, iki Amerikalıyı öldürdü, üçüncüsünü de yaraladı. Bunun üzerine milis Binbaşı John Buttrick, "Tanrı aşkına, ateş!" diye bağırdı (Philbrick, 281). Kolonilerin karşılık vermesiyle açılan yaylım ateşi sonucunda üç İngiliz er öldü, dokuz asker de yaralandı.
Şaşkınlığa düşen düzenli askerler kısa sürede safları bozup kaçtı. Amerikalılar da muhtemelen aynı derecede şaşkın ve adrenalinle dolup taşarak peşlerine düştüler. Karmaşaya rağmen Albay Smith birliklerini toparlamayı başardı ve öğle vakti Boston'a doğru 'düzenli' bir geri çekilme başlattı. İngilizler, Amerikan milisleri hücuma geçene kadar yaklaşık bir mil boyunca sorunsuz bir şekilde ilerlemeyi başardılar. Ancak hücum başladığında yıkıcıydılar; Boston'a dönüş yolunda, İngiliz askerleri ağaçların, ahırların, çitlerin ve taş duvarların arkasına siper alan Amerikalıların ateşi altındaydı. İngilizler, ellerinden geldiğince ateşe karşılık verdi ve milisleri yola sıkıştırabildikleri her an öldürücü yaylım ateşini açtılar. Lakin milis sayısı artmaya devam etti ve İngilizler Lexington'a döndüklerinde paniğe kapılmanın eşiğindeydi. Saat 14:30'da Smith, Lexington Green'de sarsılmış birliklerini tekrar düzenlerken, Earl Hugh Percy kumandasındaki yaklaşık 1.000 takviye birlik ona katıldı; Percy'nin topçuları Amerikalıları uzak tutarken, Smith'in birlikleri çok ihtiyaç duydukları bir saatlik dinlenme fırsatı buldular.
Saat 15:30 civarında, Earl Percy, İngiliz birliklerini Lexington'dan çıkarıp Menotomy kasabasına (günümüzde Arlington) doğru götürdü. Burada düzenli birlikler 5.100 kadar milis tarafından saldırıya uğradı; çevre kasabalardan gelen yeni birlikler, Concord'dan beri İngilizleri takip edenlere katılmıştı. Menotomy'deki çatışmalar, ev sahiplerinin evlerinden İngiliz birliklerine ateş açmasıyla bilhassa kanlı bir hal aldı ve bu da barbarca bir göğüs göğüse çatışmaya yol açtı. Percy, korku ve hiddetle Menotomy evlerini yağmalayıp içerideki sivillere saldıran adamlarının kontrolünü kısa sürede kaybetti. Percy'nin subayları, buldukları her sivili öldürmekten ancak büyük zorluklarla kurtulabildiler. Düzen sağlandıktan sonra, İngilizler Boston'a doğru kanlı yolculuklarına devam ettiler.
Sonrası
Percy'nin dağınık kuvvetleri, gün batımından sonra Charlestown'a vardığında tehlikeden ancak kurtulabildi. Gün boyu süren çatışmalar boyunca İngilizler 273 kayıp verirken, Amerikalılar 95 ölü ve yaralı verdi. İngiliz düzenli birliklerine karşı koyabileceklerini fazlasıyla ispatlayan Amerikalılar, zaferlerini sürdürmeye kararlıydı. Ertesi sabah, New England'ın dört bir yanından 15.000'den fazla milis Boston'ı kuşatmış ve muhasara etmeye başlamıştı; bu milisler Amerikan Kıta Ordusu'nun temelini oluşturacaktı. Dolayısıyla Lexington ve Concord Muharebeleri, nihayetinde Amerika Birleşik Devletleri'nin istiklaliyle neticelenecek olan sekiz yıllık savaşın dramatik bir başlangıcı olmuştu.

