Antik Mezopotamya'da Moda ve Giyim

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Yagmur Aykol tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Mezopotamya'da moda ve giyim - giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar - yalnızca işlevsel değildi; aynı zamanda kişinin toplumsal statüsünü de tanımlıyordu. Ubaid Dönemi'nde (~M.Ö. 6500-4000) basit bir peştemal olarak başlayan giyim, Sasani İmparatorluğu zamanına (M.S. 224-651) gelindiğinde canlı renkli cüppeler ve elbiselere dönüşmüştü. Tarzlar değişti ancak temel biçim ve işlev aynı kaldı.

Headdress and Necklaces from the Royal Cemetery of Ur
Ur Kraliyet Mezarlığı'ndan Başlık ve Gerdanlıklar Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Her uygarlıkta olduğu gibi, üst sınıftakiler ve soylular daha kaliteli ve pahalı giysiler giyiyordu ve Erken Hanedanlık Dönemi'nde (~M.Ö. 2900-2350/2334), hatta muhtemelen daha önce bile, giyim kişinin toplumsal konumunu ve çoğu zaman mesleğini de belirler hale gelmişti. Tarih öncesi çağda, heykelciklere dayanarak, kadın ve erkeklerin muhtemelen bitkilerden yapılmış en temel giysileri giydikleri görülmektedir ancak uygarlık geliştikçe moda ve giyim de gelişti. Tarihçi Stephen Bertman şunları belirtmektedir:

Arkeologlar, tekstillerin insanlığın ilk icatları arasında olduğunu doğrulamaktadır. Bitki lifleri yaklaşık 25.000 yıl önce, Eski Taş Çağı'na kadar uzanan bir geçmişte bükülmüş, dikilmiş ve örülmüş olabilir. (289)

Zamanla, hayvanların evcilleştirilmesinden sonra, yün giysi için en yaygın temel malzeme, deri ise (en azından üst sınıf için) ayakkabı için kullanılır hale geldi. Daha varlıklı vatandaşlar canlı renklerle boyanmış kıyafetler alabiliyorken, yoksul insanlar temel beyaz giysiler giyiyordu, ancak bu giysiler de tıpkı Ubaid Dönemi'nin etek ve peştemalların da olabileceği gibi desenlerle süslenmiş görünmektedir.

Mezopotamya genellikle pek çok diğer "ilk" arasında giysi yaratmış olmakla anılsa da, dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar bu kavramı bağımsız olarak geliştirmiş olacaklardır. Ancak Mezopotamya, özellikle Sümer, giysi ve aksesuarların gelişimini sanatları aracılığıyla kayıt altına alan dünyadaki ilk bölgeydi. Mezopotamya sanatı ve mimarisi, basit tarzlardan daha karmaşık olanlara doğru bu ilerlemenin yanı sıra, kişinin giysilerinin toplumsal sırayı belirlemede nasıl "insanı yarattığının" kanıtlarını sunmaktadır.

Sümer ve Akad Modası

Günümüzde çoğu zaman doğal karşılanan yaşamın pek çok yönünde olduğu gibi, giyimin de bir başlangıcı vardı ve bu, Bertman'ın gözlemlediği üzere, insanların kendilerini örtme ihtiyacı hissettikleri nokta gibi görünmektedir:

İncil'e göre, moda endüstrisinin kurucuları Adem ve Havva'dır. Çünkü eğitici elmayı yediklerinde ve ilk kez çıplaklıklarını fark ettiklerinde, çıplak gerçeği gizlemek için incir yapraklarını birbirine dikmeye koyuldular. Eğer pek çok kişinin inandığı gibi Sümer, Aden Bahçesi'nin coğrafi ilhamı idiyse, dünyanın ilk giysileri "Mezopotamya'da üretilmiştir" etiketini taşıyordu. (288-289)

Köleler dahil alt sınıf diz boyu kaunake giyerken, kraliyet ailesi ve üst sınıf ayak bileği boyunda olanı giyiyordu.

Ubaid Dönemi'ne ait heykelcikler, kadınları basit peştemallar giyen ve bir örnekte üstsüz, ayak bileği boyunda bir etek giyen figürler olarak betimliyor gibi görünmektedir. Uruk Dönemi'nde (~M.Ö. 4000-3100), kadın ve erkekler kaunake olarak bilinen süslü, diz boyu kilt veya ayak bileği boyunda etekler giyiyordu ve silindir mühürler ile heykelciklerden elde edilen kanıtlara dayanarak, şapkalar, saç bantları ve mücevherlerle aksesuar alıyorlardı. Sanat eserlerinde büyük olasılıkla sandaletler olarak bilinen bir tür ayakkabının da kanıtı görülmektedir, ve bazı eserlerde figürlerin kaunake'nin altında süslü tozluklar da giydikleri anlaşılmaktadır. Bu dönemde moda, M.Ö. 3300 civarına tarihlenen ve çizgili bir tasma gösteren altın bir köpek kolyesinin kanıtladığı üzere, köpek tasmalarına kadar uzanıyordu; oysa daha erken dönemlerde köpek tasmalarının basit ip olduğu görülmektedir.

Erken Hanedanlık Dönemi'ne gelindiğinde (ancak belirtildiği gibi muhtemelen Uruk Dönemi'nde), kişinin kaunake'sinin uzunluğu toplumsal konumunu belirliyordu. Köleler dahil alt sınıf diz boyu kaunake giyerken, kraliyet ailesi ve üst sınıf ayak bileği boyunda olanı giyiyordu. Tarihçi Samuel Noah Kramer bu dönemin modasını şöyle tanımlamaktadır:

Erkekler ya tamamen tıraşlıydı ya da uzun sakal ve ortadan ayrılmış uzun saç taşıyorlardı. En yaygın giysi türü, üzerine bazen uzun keçe pelerinlerin giyildiği bir tür fırfırlı etekti. Daha sonra khiton ya da uzun etek, fırfırlı eteğin yerini aldı. Eteğin üzerinde, sol omuza atılan ve sağ kolu serbest bırakan büyük, püsküllü bir şal bulunuyordu. Kadınlar çoğunlukla baştan ayağa kadar onları örten ve yalnızca sağ omuzu açıkta bırakan, uzun, tüylü şallara benzeyen elbiseler giyiyorlardı. Saçları genellikle ortadan ayrılmış ve ağır bir at kuyruğu biçiminde örülmüş, ardından başa dolanmıştı. Sıklıkla saç şeritlerinden, boncuklardan ve kolyelerden oluşan gösterişli başlıklar takarlardı. (Sumerians, 100)

Ur Kraliyet Standardı (M.Ö. 2600 civarı) gibi sanat eserlerine dayanarak, bu dönemde kral uzun bir cüppe (veya gömleksiz ayak bileği boyunda kaunake) giyerken, askerler ve hizmetçiler kısa kaunake ve boyunda bağlanan bir pelerin giyiyordu. Bazı sanat eserleri ayrıca omuzlardan bağlanıyor gibi görünen ve belde kemerle tutulan basit bir tunik giyen insanları da göstermektedir. Müzisyenler, dansçılar ve diğer sanatçılar da kısa kaunake giyiyor ya da peştemalla sahne alıyorlardı.

Lyrist and Singer from the Standard of Ur
Ur Standardı'ndan Lir Çalan ve Şarkı Söyleyen Figürler Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Bu dönemin moda aksesuarları arasında hem kadınların hem de erkeklerin taktığı gerdanlıklar ve kolye uçları, yüzükler, küpeler, süs hançerleri, bilezikler ve kolçaklar ile boncuklarla süslenmiş olabilecek püsküllü şallar yer alıyordu. Kadın ve erkekler parfüm kullanıyordu ve Sümerliler muhtemelen M.Ö. 3500 gibi erken bir tarihte deodorantı da icat etmiş görünmektedirler. Erken Hanedanlık Dönemi'nde üst sınıfın modası ve aksesuarları hakkında önemli kanıtlar, Sir Leonard Wooley'in 1922'de Ur Kraliyet Mezarlığı'nda yaptığı keşiflerden, özellikle gösterişli başlığıyla tanınan Kraliçe Puabi'ye (M.Ö. 2600 civarı) ait olanlardan gelmektedir.

Akad Dönemi (~M.Ö. 2350/2334-2154) modası, Sümerlilerin oluşturduğu aynı temel biçimi izledi. Örneğin bu dönemde rahipler, Erken Hanedanlık Dönemi'nde giydikleri aynı ayak bileği boyundaki cüppeleri giyiyordu; hem tapınak hem de saray personeli ise kısa kiltler giyiyordu. Tapınak ve saray çalışanlarına giyim ödeneği veriliyordu ve genellikle sıradan insanlardan daha iyi giyiniyorlardı.

Naram-Sin'in Zafer Steli (hük. M.Ö. 2254-2218), kralı kabaca Sümer hükümdarlarının giydiğine benzer bir kaunake içinde göstermektedir ve katip veya tüccar gibi başkalarına ait silindir mühürler de giyimi daha önceki benzerlerine yakın şekilde tasvir etmektedir. Üst sınıf kadınlarının giysileri, silindir mühürler ve heykelciklerden anlaşıldığı üzere, bu dönemde daha fazla süslenmiş görünmektedir. Şair-rahibe Enheduanna'nın (M.Ö. 2285-2250) tasvirinde, muhtemelen alçalan katmanlardan oluşan ayak bileği boyunda bir elbise içinde, süslü bir şapka takarak görülmektedir. Bu dönemde üst sınıfın başlıkları genel olarak, Enheduanna'nın babası ve Akad İmparatorluğu'nun kurucusu Akadlı Sargon'u (hük. M.Ö. 2334-2279) temsil ettiği düşünülen ünlü Akad Hükümdarının Bronz Başı gibi eserlerde görüldüğü üzere, önceki dönemlerden daha gelişmiş görünmektedir. Bronz baş, metalik görünümlü bir saç bandının üzerine süslü bir bone giymektedir ve aynı türden başlık, dönemin silindir mühürlerinde de görülmektedir.

Akkadian Ruler
Akad Hükümdarı Sumerophile (Public Domain)

Ayakkabılar sandaletler veya çizmelerden oluşuyordu ve hem kadınların hem de erkeklerin mücevher takma geleneği devam ediyordu. Akik, dönemin en popüler taşları arasındaydı, lacivert taşı da öyleydi. Taşların, giysilerin yanı sıra ayakkabıları ve başlıkları süslemek için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Babil ve Asur Dönemleri

Babilliler giysilerinde aynı temel biçimi korudular ancak daha fazla aksesuarla zenginleştirdiler. Onların giyim tarzı Herodotos (M.Ö. yaklaşık 484-425/413) tarafından ünlü bir şekilde şöyle anlatılmaktadır:

Giysileri söz konusu olduğunda, ayaklarına kadar inen bir keten tunik giyerler; bunun üzerine yünden yapılmış başka bir tunik daha giyerler ve omuzlarına beyaz bir şal atarlar. Ayakkabıları yerel bir tasarımdır... Saçlarını uzun bırakırlar ve başlarına sarık sararlar. Tüm vücutlarını parfümlemişler. Her erkeğin bir mühür yüzüğü ve elle oyulmuş bir sopası vardır ve her sopa bir tür tasarım taşır. Elma, bir gül, bir zambak, bir kartal ya da başka bir şey. Aralarında tasarımsız bir sopa taşıyan biri olması ise anormal sayılırdı.

(I.195; Waterfield, 86)

Krallar elbette daha karmaşık kıyafetler giyiyorlardı. Örneğin Hammurabi Kanunları'nın steli, Hammurabi'yi (hük. M.Ö. 1792-1750) sol koluna dolanmış uzun bir cüppe ve bir başlık içinde tasvir etmektedir. Bu zamana kadar moda tanrılara kadar uzanmıştı ve Hammurabi'nin karşısında güneş ve adalet tanrısı Utu-Şamaş, alçalan katmanlardan oluşan fırfırlı bir cüppe ve daha karmaşık bir başlık giyerek durmaktadır. Bu tasvirde her iki figür de sakallıdır ancak genel olarak Babil erkekleri tıraşlı olmayı tercih ediyorlardı.

Hammurabi and Shamash
Hammurabi ve Güneş Tanrısı Şamaş Mbzt (CC BY-SA)

Üst sınıfın cüppeleri ve tunikleri ketenden, alt sınıfınkiler ise yünden yapılıyordu. Bir erkeğin temel giyimi bir tür şapka, gücü yetiyorsa ek katmanlarla basit bir tunik ve sandaletlerden oluşuyordu. Kadınlar aynı temel kıyafeti giyiyordu ancak daha fazla süsleme ve aksesuar çeşitliliğiyle. Geçmişte olduğu gibi, kişinin giysisinin uzunluğu toplumsal sırayı gösteriyordu, çünkü daha fazla parası olanlar daha uzun tunik veya cüppeler alabiliyordu. Genel olarak konuşursak, Babil'in alt sınıfları kısa tunikler veya kaunake'ler giyiyor, başlık takmıyor ve işleri gerektirmedikçe sopa taşımıyorlardı. Rahipler uzun cüppeleriyle tanınmaya devam ediyordu ve keçi kutsal sayıldığı için keçi derisi bir şal veya örtü giyiyorlardı.

Hem kadınlar hem de erkekler kozmetik kullanıyordu, özellikle güneş ışığına karşı korumak için gözlerin altına sürülen sürme ile birlikte mücevher takıyorlardı. Daha önceki Mezopotamya kültürlerinde olduğu gibi, insanlar bir tür kimlik olarak ve yasal belgeleri mühürlemek için silindir mühürler taşıyorlardı ve bu bazen cüppe veya tuniğe iğneleniyordu. Üst sınıftan kadın ve erkekler, yapımı uzun zaman aldığı için alt sınıfların erişemeyeceği, canlı renklerle boyanmış püsküllü giysiler tercih ediyorlardı.

Asurlular kaunake tarzı giyimi sürdürdüler ancak renk çeşitliliği ve çok daha yüksek düzeyde süslemeyle. Asur giysileri, kendilerinden önce gelen tüm Mezopotamya kültürlerinden daha gösterişli ve karmaşık bir şekilde aksesuarlıydı. Giysiler başlıca yündendi, krallar için bile, ancak keten üst sınıfın takdığı şal gibi bazı aksesuarlar için kullanılıyordu. Babilliler gibi Asurlular da püsküllü giysilerden hoşlanıyorlardı ve yazılı eserlere - İncil'in Eski Ahit'indeki referanslar gibi - ve ayrıca heykelcikler ve kabartmalardaki pigmentlere göre, canlı renklerden de hoşlanıyorlardı. Örneğin Hezekiel Kitabı 23:12, Asurluları "son derece görkemli giyinmiş" (King James Versiyonu) olarak betimlemektedir ve "Asur giysileri" ifadesi yüksek modayla ilişkilendirilir hale gelmiştir.

King Ashurbanipal (Artist's Impression)
Kral Asurbanipal (Sanatçının izlenimi) Mohawk Games (Copyright)

Bunun bir yönü, koyu mor, açık yeşil, canlı kırmızı, koyu çivit mavisi ve canlı sarıyı içeren ve hepsi doğal elementlerden üretilen parlak renklerdi. Tunikler ve kaunake'ler daha sonra zigzaglar, noktalar, çizgiler veya etek ucundaki hatlar gibi imgelerle ya da tekrar eden desenlerle süsleniyordu.

Neo-Asur Dönemi'nde (M.Ö. 912-612), özellikle II. Sargon'un (M.Ö. 722-705) saltanatı sırasında ve sonrasında, Asur askerleri kaunake altında deri pantolon ve zırhlarının altında bir tunikle birlikte çizme giyerken, diğerleri kilt altında çizme veya ayakkabı ve kumaş tozluklar giyiyor, genellikle belde kemerle tutulan bir tür gömlek veya tunik giyiyorlardı. Üst sınıf kadınları uzun tunikler ve ayakkabı veya sandaletler ile bir tür başlık giyiyordu. Bu dönemin aksesuarları arasında, hem kadınların hem de erkeklerin kullandığı ve Aşurbanipal'in (hük. M.Ö. 668-627) tasvirlerinde ünlü bir şekilde yer alan şemsiye ile birlikte küpeler, kolçaklar, bilezikler ve gerdanlıklar vardı.

Pers Modası ve Giyimi

Persler, Akhaimenid İmparatorluğu ile (M.Ö. yaklaşık 550-330) başlayarak Mezopotamya modasını doruğa taşıdılar ve ayrıca kendilerinden önceki kültürlerden daha fazla olmak üzere, toplumsal statü ve mesleği ifade etmek için giysi kullandılar. Pers imparatorlukları çok kültürlü olduğundan, birçok farklı tarz giyiliyordu (Persepolis şehrindeki ve başka yerlerdeki kabartmaların kanıtladığı üzere) ancak esasen her toplumsal sınıfın, ister kraliyet, ister din adamları, ordu veya çoban (çiftçi/çoban) olsun, kendi "üniforması" vardı. Rahipler beyaz cüppeler giyiyor, askeri komutanlar ve askerler kırmızı giyiniyor ve çobanlar mavi giyiniyordu. Kral, en azından bazı dönemlerde diğer tüm sınıflar üzerindeki egemenliğini simgelemek için her üç renkteki cüppeleri giyiyordu.

Xerxes I Relief
Kserkses I Kabartması Jona Lendering (CC BY-SA)

Herodotos'a göre başlangıçta Persler Medlerin modasını benimsedi ve tarz "Med giyimi" olarak biliniyordu; bu giyim ayakkabı, bol pantolon, bir tunik, cüppe, mücevher ve üst sınıf için konik bir şapkayı içeriyordu, özellikle "saray giyimi" olarak bilinen - saraya çıkmak için giyilen en iyi kıyafetler - için tercih ediliyordu; oysa alt sınıfların genellikle aksesuarları ya da katmanlı veya boyalı kıyafetlere sahip olma imkanları yoktu. Üst sınıf Pers modası lüksle tanımlanıyordu ve Akhaimenid Dönemi'nin Med giyimi, diğer kültürlerin tarz ve aksesuarlarının benimsenmesiyle gelişti. Herodotos şunu belirtmektedir:

Persler kadar yabancı gelenekleri kolayca benimseyen başka bir millet yoktur. Böylece Medlerin giysilerini, kendi giysilerinden üstün buldukları için benimsemişlerdir; savaşta ise Mısır göğüs zırhını giymişlerdir. Herhangi bir lüks şeyden haberdar olur olmaz, hemen kendilerine mal ederler. (I.135)

M.Ö. 550 ile M.S. 651 arasındaki her dönemde Pers erkekleri çizme veya ayakkabı, pantolon, belde kemerle tutulan bir gömlek veya tunik, bir şal veya pelerin ve bir tür başlık giyiyordu. Üst sınıfın Pers modası, zenginliği ve gücü tam olarak ifade etmek için birbirini vurgulayan giysi katmanlarına dayanıyordu. Alt sınıflar genellikle bir gömlek veya şalla birlikte diz boyu bir kaunake giyiyordu. Kadınlar bazen kemerli tunikler veya elbiseler giyiyordu ancak her zaman boyundan ayak bileğine kadar vücudu kapatacak şekilde düzenleniyordu. Her iki cinsiyetin giysileri de canlı renkliydi ancak kadınların giysileri daha canlı ve daha yoğun süslü ya da desenlerle canlı bir şekilde dekore edilmişti. Kadınlar bazen peçe takıyordu ve Pers İmparatorluğu'nun (M.Ö. 247 - M.S. 224) sonraki döneminin ve özellikle Sasani İmparatorluğu'nun (M.S. 224-651) soylu kadınları ve erkekleri, ipek cüppeleri tercih ediyordu.

Sonuç

Mezopotamya'da moda aynı zamanda saç stilleri, manikür ve pedikürü de içeriyordu ve bunlar Asurlular tarafından mükemmelleştirildi. Hem kadınlar hem de erkekler saçlarını kestiriyor, yağlatıyor, bazen boyatıyor ve parfümlüyor ya da başlarını tıraş edip peruk takıyorlardı. Parfüm ve deodorant, kaynatılmış aromatik bitkilerden öğütülerek yağla karıştırılarak yapılıyordu ve özellikle günlük çok pahalı olabiliyordu. Belirtildiği gibi kozmetikler hem kadınlar hem de erkekler tarafından kullanılıyordu; düzenli olarak vücut ve yüz losyonları, rimel, eyeliner ve dudak bakım kremi kullanılıyordu.

Assyrian Eunuch from Khorsabad at the Iraq Museum
Irak Müzesi’nde Horsabad’dan Asur Hadımı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Mücevher, sopa, silindir mühürler ve süslü ayakkabı ve başlıklar gibi aksesuarlarla birlikte, Mezopotamya giysi üretimi, Bertman'ın belirttiği gibi, gelişen bir endüstri haline geldi:

Ham madde bolluğu, işçilerin çalışkanlığı ve tüccarların enerjisi sayesinde tekstil imalatı Mezopotamya'da büyük bir endüstri ve zenginliğinin başlıca kaynağı haline geldi. Ancak fabrika temelli olmaktan ziyade, antik tekstil imalatı büyük ihtimalle bir ev işi endüstrisiydi, ama büyük ölçekte yürütülen bir endüstri. Fiziksel kanıtlar kıt olsa da, tezgahlar ve bir iğ, günümüze ulaşan sanat eserlerinde tasvir edilmektedir. (289)

Sümer'deki başlangıcından itibaren Mezopotamya modası Yakın Doğu boyunca gelişti, temel biçimini korurken süsleme ve tarzda giderek daha karmaşık hale geldi. Sasani Dönemi'nin sonunda, Pers sanatı ve mimarisinden gelen eserler ile yazılı kayıtlara göre, artık aksesuarlı hale gelen Sümer kaunake'sinin temel biçimi, günümüz Türkiye'sinin bölgelerinden Hindistan sınırlarına kadar kullanılıyordu ve günümüze kadar kilt, etek ve elbisenin modeli olarak kalmaya devam etmektedir.

Sorular & Cevaplar

Mezopotamya'da moda ve giyim ne zaman gelişti?

Moda ve giyim Mezopotamya'da Erken Hanedanlık Dönemi'nden (M.Ö. 2900-2334) önce gelişmişti. Giyime dair en erken kanıtlar, Ubaid Dönemi'ne (yaklaşık M.Ö. 5000-4100) ait heykelciklerdir ve bu heykelcikler peştemal ile etek giyen insanları göstermektedir.

Mezopotamya'da en yaygın giysi türü neydi?

Mezopotamya'da en yaygın giysi türü kaunake idi - diz boyu ya da ayak bileği boyunda bir etek - en azından M.Ö. 2900 civarından M.S. 651'e kadar kullanılmıştır.

Mezopotamya'da moda toplumsal sınıfları belirtmek için kullanılıyor muydu?

M.Ö. 2900 gibi erken bir tarihten itibaren Mezopotamya'da moda, toplumsal sınıfları tanımlıyordu. Üst sınıf daha kaliteli kumaşlardan yapılmış ve daha fazla aksesuarlı giysiler giyiyordu; alt sınıf ise aksesuarsız, sade etekler ya da elbiseler giyiyordu. Akhaimenid İmparatorluğu dönemine gelindiğinde giyim, kişinin mesleğini de belirler hale gelmişti.

Mezopotamya'da en yaygın kumaşlar nelerdi?

Mezopotamya'da en yaygın kumaşlar yün ve ketendi. Deri, sandaletler, ayakkabılar ve çizmeler için kullanılıyordu. Üst sınıfın giysileri için kullanılan kumaşlar genellikle kırmızı, mavi, yeşil ve sarı renklerde canlı bir şekilde boyanırdı.

Çevirmen Hakkında

Yagmur Aykol
Çevirmen/tercüman olarak, çeviriye tutkuyla bağlı, güçlü yazma becerilerine sahip ve edebiyat ile iletişim alanlarında geçmişi olan biriyim. İngilizce-Türkçe çeviri ve yayıncılık alanlarıyla ilgileniyorum.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Ocak 18). Antik Mezopotamya'da Moda ve Giyim. (Y. Aykol, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2198/antik-mezopotamyada-moda-ve-giyim/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mezopotamya'da Moda ve Giyim." tarafından çevrildi Yagmur Aykol. World History Encyclopedia, Ocak 18, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2198/antik-mezopotamyada-moda-ve-giyim/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Antik Mezopotamya'da Moda ve Giyim." tarafından çevrildi Yagmur Aykol. World History Encyclopedia, 18 Oca 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2198/antik-mezopotamyada-moda-ve-giyim/.

Reklamları Kaldır