Marie Antoinette'in Yargılanması ve İdamı

Harrison W. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Eski Fransa kraliçesi Marie Antoinette'in (1755-1793) yargılanması ve idamı, Fransız İhtilali (1789-1799) esnasındaki Terör Dönemi'nin başlangıçtaki hadiselerinden biriydi. Fransa'nın emniyetine karşı yabancı güçlerle işbirliği yapmak da dahil olmak üzere bir dizi suçla itham edilen Marie Antoinette, vatana ihanetten suçlu bulundu ve 16 Ekim 1793'te idam edildi.

Marie Antoinette Being Taken to Her Execution, 16 October 1793
Marie Antoinette'in 16 Ekim 1793'te İdama Götürülmesi William Hamilton (Public Domain)

En azından 1785'teki elmas kolye vakasından bu yana, Marie Antoinette Fransa'da son derece sevilmiyordu; hakkında çılgınca şayialar ve skandal iftiralar (libelles) atılıyordu. Avusturyalı bir casus, savurgan ve ahlaken müfteri olmakla suçlanan Marie Antoinette'in Fransa monarşisiyle olan münasebeti, Devrim'in başlangıcındaki popülaritesinin azalmasına neden oldu. Birinci Koalisyon Savaşı'nın (1792-1797) patlak vermesiyle birlikte, Avusturya'daki bağlantılarına askeri sırlar göndererek Devrim'i yok etmeyi umuyordu; lakin Ağustos 1792'de Tuileries Sarayı'nın ele geçirilmesinin ardından ailesiyle birlikte devrimcilerce hapse atıldı.

XVI. Louis'nin Ocak 1793'te yargılanıp idam edilmesinin ardından, görümcesi Madam Elizabeth ve çocukları, yani on dört yaşındaki prenses Marie-Thérèse ve kraliyetçiler tarafından Fransa'nın meşru kralı XVII. Louis olarak tanınan sekiz yaşındaki Louis-Charles ile birlikte hapiste kalmaya devam etti.

Dul Capet

Fransa Kralı XVI. Louis'nin (hükümdarlığı 1774-1792) idamı, kralın dul eşi Marie Antoinette'i derin bir kedere boğdu. Devrim hükümetince çocuklarıyla birlikte alıkonulduğu Paris hapishane kalesi Mabet Kulesi'ndeki odalarında bir hayalet gibi dolaştı. Kocasının vefatından sonraki günlerde, eski kraliçe neredeyse hiç konuşmadı ve nadiren yemek yedi. Temiz hava almak için bahçelere bile girmeyi reddetti, çünkü bunu yapmak için kralın artık acı verici bir şekilde sessiz olan boş odalarının önünden geçmek gerekiyordu. Marie Antoinette, hapis hayatı boyunca solgun ve hasta bir hale gelmiş, saçları stresten erken beyazlamıştı. Artık saygıyla "Majesteleri" olarak anılmıyor, artık "Dul Capet" veya daha açık bir şekilde Antoinette Capet olarak biliniyordu.

KÖTÜ ÜNÜNE rağmen MARİE ANTOİNETTE HENÜZ HERHANGİ BİR SUÇLAMAYLA KARŞI KARŞIYA KALMAMIŞTI VE İDAMI MİLLİ KONVANSİYON'UN GÜNDEMİNDE DEĞİLDİ.

Kraliçe, üzüntüsüne rağmen, Şubat 1793'te en kötüsünün geride kaldığına inanmak için haklı sebeplere sahipti. Louis'nin ölümü, eski kralla görüşmeye gelen avukat ve kamu memurlarının daimi akışını durdurdu ve kraliyet mahkumlarına çok ihtiyaç duydukları mahremiyeti geri kazandırdı. Hapishane gardiyanları artık hususi görüşmelerini izlemekle uğraşmıyordu ve Marie Antoinette'e kocasının matemini düzgün bir şekilde tutabilmesi için yeni bir siyah elbise sipariş etmesine bile izin verildi. Bir an için Marie Antoinette ve çocuklarının hürriyet şansı bile olabilirdi. Cumhuriyet'in bekası için kralın kanı lazımdı, ancak kötü ününe rağmen Marie Antoinette henüz herhangi bir suçlamayla karşı karşıya kalmamıştı ve idamı Milli Konvansiyon'un gündeminde değildi. Nitekim XVI. Louis, ölümünden önce ailesine hiçbir zarar gelmeyeceğine dair teminat almıştı ve bu söz Marie Antoinette'e de tekrar edilmişti. Marie Antoinette'e, idam fikrinin ihtilal politikasına aykırı "gereksiz bir tedhiş" olduğu söylenmişti (Fraser, 408).

Marie Antoinette in 1775
Marie Antoinette, 1775 Jean-Baptiste André Gautier-Dagoty (Public Domain)

Lakin bu sözler, Fransız hakimiyetinin hüküm sürdüğü, ihtilalci orduların hem Almanya'da hem de Belçika'da Koalisyon'u geri püskürttüğü bir zamanda verilmişti. Ancak bir ay içinde talih Fransızların aleyhine dönmüştü. Şubat ayında Fransa'nın düşmanları listesine İngiltere, İspanya ve Hollanda Cumhuriyeti de ilave edilirken, 18 Mart'ta Avusturyalılar Neerwinden Muharebesi'nde büyük bir zafer kazanarak Belçika'yı imparatorları için geri aldı ve Fransızları müdafaaya zorladı. Aynı ay, Marie Antoinette'in sekiz yaşındaki oğlu Louis-Charles'ı Fransa Kralı XVII. Louis olarak tanıyan Katolik ve kraliyetçi bir isyan olan Vendée Savaşı patlak verdi.

Kendilerini köşeye sıkışmış hisseden ihtilalci liderler, kendi "Avusturyalı dişi kurtlarına" ve kraliyet yavrularına saldırdılar; Maximilien Robespierre, eski kraliçenin yargılanmak üzere yeni Devrim Mahkemesi'ne çıkarılmasını talep etti ve meslektaşlarına, daha önce Fransa'nın düşmanlarına askeri sırlar verdiğini ve ihanetinin meyvelerini cezasız bırakmaması gerektiğini hatırlattı. 6 Nisan'da Kamu Güvenliği Komitesi'nin kurulmasının ardından Cumhuriyet, eski asillere karşı sert tedbirler aldı ve Orléans Dükü ve Prens de Conti gibi mühim şahsiyetleri tevkif etti. Kraliçenin odaları geceleyin ara sıra arandı ve Jakobenler pencerelerinin parmaklıklarla kapatılmasını emretti.

Kraliçenin vaziyeti ansızın belirsizleşti. Yeğeni II. Franz, Kutsal Roma İmparatoru (hükümdarlığı 1792-1806), hiç tanışmadığı teyzesinin hürriyetini teminat altına almakla açıkça alakadardı. Onu fidye mukabilinde veya değerli Fransız savaş esirleriyle takas etme yönündeki bütün fikirleri reddetti ve Avusturya'nın son zamandaki askeri başarısı, Fransa'dan gelen barış taleplerini kabul etmesini pek muhtemel kılmıyordu. İmparatorun Belçika'daki en üst seviye generali olan Saksonya-Coburg Prensi, Fransa orduları kaçarken bir kurtarma teşebbüsü için adam ve kaynak ayırmak için stratejik bir sebep görmedi. Ayrıca, Avusturyalı otoriteler, Marie Antoinette'in serbest bırakılmasını münakaşa etmeye yönelik herhangi bir teşebbüsün, onu yargılamaya sevk edeceğinden korkarak, öngörülemeyen ihtilalci "haydutlarla" müzakere etmekten çekiniyorlardı.

Çalınan Bir Oğlan

İmparatorun hareketsizliği, Marie Antoinette'in hayatta kalan birçok arkadaşını üzdü. Bir zamanlar kraliçenin sevgilisi olan yakışıklı İsveçli asker Kont Axel von Fersen, bir grup cesur adam toplayıp Paris'e giderek Tapınak'a gerçek bir intihar taarruzu düzenleme niyetini açıkladı. Kont de La Marck, Viyana'daki Avusturya sarayından kraliçenin serbest bırakılması için fidye talep etmesini istedi ve "tarih bir gün, güçlü ve muzaffer Avusturya ordularından 40 fersah uzakta, Maria Theresa'nın yüce kızının, onu kurtarmak için hiçbir teşebbüste bulunulmadan darağacında can verdiğini söylerse, imparatorluk hükümeti için bunun ne kadar utanç verici olacağını" vurguladı (Fraser, 420).

[resim:15548]

Nihayet Fersen, bu şatafatlı planından vazgeçti ve La Marck, hükümetin ona hiçbir faydası olmayacağını anladı. Kraliçeyi yalnızca gizli, hususi planlar kurtarabilirdi. Mart 1793'te, kraliçenin vaziyeti ilk defa kötüye gitmeye başladığı sırada böyle bir teşebbüste bulunuldu. Plan, Marie Antoinette ve ailesini büyük askeri paltolar giydirerek Mabet'ten kaçırmak ve önce Normandiya'ya, ardından İngiltere'ye götürmekti. Komploculardan birinin cesaretini kaybedip gerekli sahte pasaportları temin edememesi üzerine komplo suya düştü. Haziran ayında, eski bir kunduracı ve Paris Komünü'nün nüfuzlu bir üyesi olan Antoine Simon, kraliçenin odasının dışında şüpheli bir şekilde gizlenen bir komplocuyla karşılaştığında bir başka komplo da engellendi.

Bu başarısız kurtarma teşebbüslerinin ortasında, Marie Antoinette'in hali daha da kötüleşti. Haziran ayına gelindiğinde, Vendean isyancıları kendilerine gönderilen bütün Fransız Cumhuriyetçi ordularını püskürtmüş, mühim Fransız şehirleri ise federalist ayaklanmalarda Jakoben idaresine karşı ayaklanmıştı. Hayal kırıklığına uğrayan Jakobenler, yemek esnasında oğlunu masanın başındaki bir minderin üzerine oturtmaya başlayan Marie Antoinette'e tekrar döndüler; Jakobenler bunu Marie Antoinette'in Louis-Charles'ın taht iddiasını kabul ettiğinin bir işareti olarak idrak ettiler.

3 Temmuz gecesi, komiserler Mabet'e gelerek Marie Antoinette'e oğlunu almaya geldiklerini bildirdiler. Prensi kaçırmak için bir komplo ortaya çıkardıklarını ve onu hapishanede daha güvenli bir odaya götürmek istediklerini açıkladılar. Marie Antoinette yalanlarını anladı ve oğlunu teslim etmeyi reddetti; oğlu da ağlayarak kollarına atıldı. Kraliçe, komiserler bahaneyi bırakıp onu öldürmekle tehdit etmelerine rağmen bir saat boyunca ikna edilmeyi reddetti. Ancak kızını öldürmekle tehdit ettiklerinde sonunda pes etti. Çocuk, Louis-Charles götürüldü ve annesini bir daha asla göremedi. Aile, günlerce, götürüldüğü odadan duyulan çocuğun aralıksız hıçkırık sesleriyle boğuştu. Perişan haldeki Marie Antoinette, günlerini odasından hapishane koridorunu izleyerek, oğlunun bahçede yürüyüşe çıkarıldığını görebilme ümidiyle geçirirdi.

Portrait of Louis-Charles in the Temple, 1793
Louis-Charles'ın Mabet'teki Portresi, 1793 Joseph-Marie Vien le jeune (Public Domain)

Devrimciler, genç prensi cumhuriyetçilik ruhuyla yeniden eğitmeyi ve zihninden bütün kraliyetçilik iddialarını silmeyi hedefliyordu. Ne yazık ki, onun iyiliğini belki de olabilecek en kötü kişiye emanet ettiler. Antoine Simon, okuma yazmayı zar zor öğrenen ve son derece zalim biriydi; Louis-Charles'ı her ağlarken gördüğünde acımasızca dövüyordu. Simon, çocuğu sarhoşluk noktasına gelene kadar şarapla doldurarak ve Louis-Charles'a küfür etmeyi öğreterek hem kendini hem de gardiyanları eğlendiriyordu. Bir zamanlar güçlü ve gürbüz bir çocuk olan Louis-Charles, hapis hayatı boyunca hastalanmış ve bir ara kasıklarında kötü ama kazara bir yara almıştı. "Ultra radikal" gazeteci Jacques-René Hébert ile çalışan Simon, çocuğun fiziki halini, annesi ve Madam Elizabeth tarafından fiziki ve cinsi istismara uğradığının "delili" olarak kullandı. Hébert ve Simon, çocuğu annesinin kendisine böyle bir ensest istismarda bulunduğunu belirten yazılı bir ifadeyi imzalamaya zorladılar. Bu durum kraliyet ailesini dehşete düşürdü; Marie-Thérèse ve Madam Elizabeth de iddiaları yalan olarak kınayan kendi ifadelerini yazdılar.

Karanfil Komplosu

Louis-Charles'ın kaçırılmasından bir ay sonra, 1 Ağustos sabahı saat 2'de, Jakoben otoriteler Marie Antoinette'i uykusundan uyandırıp giyinmesini emretti. Marie-Thérèse'e aceleyle veda ettikten sonra kraliçe, silahlı refakatçiler eşliğinde, giyotine giden mahkumların genelde son durağı olan nemli ve karanlık bir yer olan Conciergerie hapishanesine götürüldü. Gardiyanlar tarafından "280 Numaralı Mahkum" olarak anılan kraliçe, devamlı nezaret altında tutuluyordu ve tek mahremiyeti, arkasında giyinip tuvalete gittiği 1,2 metre yüksekliğindeki bir perdeydi. Mabedin ıssızlığından uzakta olan Conciergerie, avukatlar, gardiyanlar, ziyaretçiler ve esir kraliçeyi bir anlığına görmek isteyen insanlarla doluydu.

Marie Antoinette'in ziyaretçilerinden biri olan Alexandre de Rougeville, kraliçenin ayaklarının dibine bir karanfil bıraktı. Kraliçe karanfili aldığında, yaprakların arasında saklı bir not buldu. İçinde, kendisini bekleyen bir arabayla Almanya'ya götürecekleri bir kurtarma vazifesinin ayrıntıları vardı. Plan, ya planın bir parçası olup cesaretini kaybetmiş yahut da Rougeville'in sonraki ziyaretlerinden çıkarım yapmış olan kraliçenin muhafızlarından biri tarafından ele verildi. Planın ortaya çıkmasının ardından Marie Antoinette, iki gün boyunca sorguya çekileceği daha güvenli bir hücreye götürüldü. Kraliçe, amansız sorgulamalara rağmen soğukkanlılığını korudu ve çıkarının yalnızca oğlunun iyiliği olduğunu, tek düşmanının ise çocuklarına zarar vermek isteyenler olduğunu söyledi.

Trial of Marie Antoinette
Marie Antoinette'in Yargılanması Pierre Bouillon (Public Domain)

Bu esnada, Kamu Güvenliği Komitesi kraliçenin kaderini belirlemek için toplandı. İdamını en çok savunan kişi, halk adına konuştuğunu iddia eden Hébert'ti. Kraliçenin ölümünün Paris şehri ve Devrim Mahkemesi arasında bir iş birliği olması gerektiğini ve halkı kanıyla hükümete fiilen bağlaması gerektiğini belirtti. "Antoinette'in kellesine söz verdim," diye ilan etti Hébert. "Bana verilmesinde herhangi bir gecikme olursa gidip kendim keseceğim," (Fraser, 425). Nihayet, Jakobenlerin kontrolündeki Komite, Hébert ile bir anlaşmaya vardı; kraliçe halkı yatıştırmak için ölecek ve mutedil Jirondenlerin liderleri Jakobenlerin çıkarı için idam edilecekti. Böylece kraliçenin kaderi, daha mahkemeye çıkarılmadan belli oldu.

Duruşma

12 Ekim gecesi Marie Antoinette tekrar uykusundan uyandırıldı ve hakkında dava açılmak üzere Devrim Mahkemesi'ne çıkarıldı. Kendisine yöneltilen suçlamaları reddettikten sonra, kendisine bir avukat tutma hakkı tanındı ve hücresine geri gönderildi. Müdafaasını hazırlaması için haftalar verilen XVI. Louis'nin aksine, Marie Antoinette'in sadece birkaç saati vardı; baş avukatı Claude-François Chauveau-Lagarde, mahkemeye yazıp hazırlanmak için üç gün daha istemesini istedi. Kraliçe bunu yaptı, ancak talebi cevapsız kaldı.

Kraliçenin duruşması 14 Ekim 1793'te başladı. Hâlâ solgun ve hasta, dul siyahı giysili kraliçenin görünüşü, şayiaların vahşi Avusturya dişi kurdunu görmeyi bekleyen birçok izleyiciyi şok etti. Marie Antoinette mahkemeye tanıtıldı ve ardından duruşma başlarken ifade vermeye çağrıldı. Bu, 40 şahidin saatler süren zorlu çapraz sorgusunun başlangıcıydı. Kralın yargılanması, imzalı belgeler de dahil olmak üzere sağlam deliller içerse de, Marie Antoinette'e yöneltilen suçlamalar daha afaki ve ekseriyetle rivayet ve şayialara dayanıyordu. Versay Milli Muhafızları'nda bir yüzbaşı olan ilk tanık, kendi gözleriyle görmediğini itiraf ettiği sözde sarhoş orjilerinden bahsederken, bir başka şahit, kraliçenin Tuileries Sarayı Baskını'ndan önce İsviçreli Muhafızları sarhoş ettiğine dair asılsız bir şayiayı aktardı.

Çapraz sorgu esnasında Marie Antoinette, iddialara kısa ve bağlayıcı olmayan cevaplar verdi: "Hatırlamıyorum" ve "Böyle bir şeyden bahsedildiğini hiç duymadım." 1791'de Varennes'e yapılan talihsiz kaçıs esnasında kocasını Fransa'dan kaçmaya ikna eden kişi olduğunu reddetti ve kralın kararları üzerinde hiçbir zaman böyle bir kontrole sahip olmadığını iddia etti. Başka bir vakada, savcılık kraliçe tarafından imzalandığı iddia edilen belgeler sundu; Marie Antoinette belgelerin tarihini sorduğunda, bunların Marie Antoinette hapse girdikten sonra "imzalandığı" ortaya çıktı. Tek itirazı, hususi ikametgahı Petit Trianon'a giden paranın kötüye kullanılmasıyla ilgili sorgu sırasında oldu; "belki de istediğimden daha fazla para harcandı" (Fraser, 433).

[resim:16631]

Savcılığın iddiası sarsılınca, Hébert ensest suçlamasını açıklamanın zamanının geldiğine karar verdi. Bu suçlama üzerine kraliçenin soğukkanlılığı bozuldu. "Şahit oldun mu?" diye çıkıştı Hébert'e ve suçlama hakkında daha fazla yorum yapmayı reddetti. Mahkeme başkanı Marie Antoinette'e soruyu neden cevaplamayı reddettiğini sorduğunda, kraliçe "Cevap vermediysem, bunun sebebi tabiatın bir anneye yöneltilen böyle bir suçlamaya cevap vermeyi reddetmesidir" diye cevap verdi (Fraser, 431). Ardından mahkeme salonundaki bütün annelere hissi bir çağrıda bulundu; bazıları müspet cevap vererek mahkemenin duruşmasının durdurulmasını talep etti.

Duruşma, gece 23:00'e kadar devam etti ve ardından geceye tehir edildi. Ertesi sabah saat 08:00'de tekrar başladı ve 16 saat sürdü. Bazı suçlamalar, mesela Fransa'nın düşmanlarına askeri sırlar gönderdiği iddiası, diğerlerinden daha fazla haklılık payı taşısa da, delillerin çoğu en iyi ihtimalle zayıftı. Marie Antoinette performansından emindi ve en kötü senaryonun müebbet hapis cezası olacağına inanıyordu. Kaderinin çok önceden belirlendiğinin farkında değildi.

16 Ekim sabahı saat 4'te, kendisine yöneltilen üç ana suçlamadan suçlu bulundu: yabancı güçlerle işbirliği yapmak, devlet hazinesini tüketmek ve Fransız devletinin güvenliğine karşı hareket ederek vatana ihanet etmek. Savcılık idam cezası talep etti ve bu talep kabul edildi. Kraliçe aynı günün ilerleyen saatlerinde idama mahkûm edildi. Söyleyecek bir şeyi olup olmadığı sorulduğunda Marie Antoinette sadece başını salladı.

Execution of Marie Antoinette
Marie Antoinette'in İdamı Unknown (Public Domain)

İdam

Son saatlerinde Marie Antoinette'e yazı malzemeleri verildi. Madam Elizabeth'e yazdığı bir mektupta, çocuklarını terk etmek mecburiyetinde kaldığı için duyduğu en büyük pişmanlığı şöyle dile getirdi: "Biliyorsun ki, sadece onlar ve senin için yaşadım, sevgili ve şefkatli kız kardeşim" (Fraser, 436). Yakında Madam Elizabeth'in kardeşine, yani XVI. Louis'e tekrar katılacağını; Elizabeth'in de ertesi Mayıs ayında giyotinle idam edileceği zaman onlara katılacağını yazdı. Marie Antoinette, çocuklarına yazdığı bir mektupta, onlardan birbirlerine göz kulak olmalarını istedi ve Marie-Thérèse'den Louis-Charles'ın yalanlarını affetmesini rica etti. "Yaşını ve bir çocuğa istediğini, hatta anlamadığı şeyleri bile söylemenin ne kadar kolay olduğunu düşünün" (aynı yer). Çocuklarından yalnızca Marie-Thérèse yetişkinliğe erişebildi; Louis-Charles ise iki yaz sonra, hâlâ esirken öldü.

Mektuplarını yazdıktan sonra Marie Antoinette, kahvaltı yapmayı reddetti; zira "her şey benim için bitmişti" çünkü böylesi bir beslenmenin manasızlığına inanıyordu. Sade beyaz bir elbise giymiş, saçları kesilmiş ve elleri bağlıydı. Marie Antoinette, utanç verici bir şekilde, cellattan ellerini kısa süreliğine çözmek için izin istemek mecburiyetinde kaldı, böylece bir köşede tuvalet ihtiyacını giderebildi. Saat 11'de, kocasına tanınan kapalı bir arabanın onurundan mahrum bırakılarak, açık bir arabada giyotine götürüldü.

Place de la Revolution'daki darağacına ulaştığında, kalan bütün gururunu toplayıp basamakları çıktı. Cellattan yanlışlıkla ayağına bastığı için özür diledikten sonra, öğleden sonra saat 12:15'te neşeli bir kalabalığın tezahüratları arasında giyotine gönderildi. Onun vefatıyla Fransa, Avusturyalı dişi kurdundan, yani ülkeyi hem manevi hem de maddi olarak iflas ettiren sözde "Madam Deficit"ten kurtulmuş oldu. Karşılığında aldığı şey on ay kan oldu, çünkü Marie Antoinette Terör Dönemi'nin ilk mühim kurbanlarından biriydi.

Sorular & Cevaplar

Marie Antoinette neden idam edildi?

Marie Antoinette, Fransa Cumhuriyeti'ne karşı vatana ihanetten hüküm giydikten sonra idam edildi. Fransa'nın emniyetine karşı yabancı güçlerle işbirliği yapmaktan ve milli hazineyi tüketmekten suçlu bulundu.

Marie Antoinette'in yargılanması ne zamandı?

Marie Antoinette'in İhtilal Mahkemesi'ndeki yargılanması 14-16 Ekim 1793 tarihleri arasında gerçekleşti.

Terör Dönemi'nin ilk kurbanı kimdi?

16 Ekim 1793'te idam edilen Marie Antoinette, Fransız İhtilali esnasındaki Terör Dönemi'nin ilk mühim kurbanlarından biriydi.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Harrison W. Mark
Harrison Mark, Tarih ve Siyaset Bilimi eğitimini aldığı SUNY Oswego Üniversitesi'nden mezun olmuştur.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2025, Ağustos 19). Marie Antoinette'in Yargılanması ve İdamı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2099/marie-antoinettein-yargilanmasi-ve-idami/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "Marie Antoinette'in Yargılanması ve İdamı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 19, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2099/marie-antoinettein-yargilanmasi-ve-idami/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "Marie Antoinette'in Yargılanması ve İdamı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 19 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2099/marie-antoinettein-yargilanmasi-ve-idami/.

Reklamları Kaldır