Çağatay Hanlığı

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Chagatai Khan (by Enerelt, CC BY-NC-SA)
Çağatay Han Enerelt (CC BY-NC-SA)

Çağatay Hanlığı (aynı zamanda Çağatay, Jagatay, Çağatay veya Ca'aday, takriben 1227-1363), günümüzde ekseriyetle Özbekistan, güney Kazakistan ve batı Tacikistan'ı kapsayan Moğol İmparatorluğu'nun (1206-1368) bir parçasıydı. Hanlık, Cengiz Han'ın (hüküm müddeti 1206-1227) ikinci oğlu Çağatay (1183-1242) tarafından kuruldu. Belki de göçebe köklerine sadık kalan tek Moğol hanlığıydı, ancak bu aynı zamanda ekonomik ve kültürel açıdan diğerlerinden daha az geliştiği manasına da geliyordu. İdari payitaht ve en bilinen kent, Asya'yı geçen deve kervanlarının merkezi olan Semerkant'tı. Komşularıyla devamlı savaş halinde olan hanlık, nadiren istikrar sağladı ve 1272'den 1301'e kadar otuz yıl boyunca Moğol lideri II. Kaydu tarafından ele geçirildi. Hükümranlıklarının son on yıllarında Çağatay hanları bilhassa İslam'ı destekledi, ancak hanedanlık içi çekişmeler devletin ikiye bölünmesine ve nihayetinde 1363 yılında dağılmasına yol açtı.

Kuruluş

Çağatay Hanlığı, Cengiz Han'ın 1206 yılında kurduğu Moğol İmparatorluğu içinde dört oğlunun her birine muhtar olarak idare edecekleri birer bölge vermesiyle kurulmuştur. Çağatay (diğer adıyla Çağaday), ikinci en büyük oğluydu ve ona Orta Asya'daki, ekseriyetle günümüz Güney Kazakistan'ını ve komşularının bazı kısımlarını kapsayan imparatorluk bölgesi verildi. Böylece devleti, daha sonra diğer üç Moğol hanlığı olacak bölgelerle çevriliydi: batıda İlhanlı Devleti, kuzeyde Altın Orda ve doğuda Büyük Han İmparatorluğu (Yuan Hanedanlığı).

Çağatay Hanlığı, Moğolların Büyük Hanı KİM olacak diye MÜNAKAŞA EDEN KUBİLAY ve ArIk BÖke kardeşler arasındakİ İç savaşla boğuşuyordu.

Sonradan Çağatay Hanlığı olarak bilinecek olan devlet, 1220'de Cengiz Han'ın ordularınca fethedilen Harezm İmparatorluğu'nun eski doğu topraklarından kurulmuştur. Çağatay muhafazakâr bir hükümdardı ve 1242'deki vefatından sonra haleflerinin çoğu bu çizgiyi sürdürerek, topraklarındaki göçebe Moğol kabilelerinin geleneklerini mümkün olduğunca korudular, aynı zamanda bölgede zaten var olan göçebe Türk kabileleriyle de kaynaştılar. Buna ek olarak, Hitan kabileleri devlette mühim bir azınlığı oluşturuyordu.

Four Khanates of the Mongol Empire
Moğol İmparatorluğu'ndaki Dört Hanlık Arienne King (CC BY-NC-SA)

Moğol İmparatorluğu'nun Bölünmesi

Moğol İmparatorluğu'nun 'evrensel hükümdarı' veya Büyük Hanı Möngke Han (1251-1259) 1259'da öldüğünde, yerine geçmek için yarışan iki esas namzet, iki küçük kardeşi Kubilay (1215-1294) ve Arık Böke (1219-1266) arasında bir iç savaş başladı. Kubilay, o esnada İlhanlı Devleti'ni idare eden Hülegu'nun desteğini alırken, o zamanki Çağatay hükümdarı, naip Kraliçe Orghina (1251-1260) ise hiçbirini desteklemeyerek tarafsız kalmayı tercih etti. Ancak Çağatay Hanlığı, Arık Böke'nin ilgisini çekti ve o da Çağatay'ın torunu Algu'yu hanlığın boş tahtına seçerek, Kubilay ile olan savaşında ihtiyaç duyduğu insan ve malzeme üssünü sağladı. Ne yazık ki, Arık Böke için, Algu (1260-1266) kendi hırslarına sahipti ve hanlığı tamamen bağımsız ilan etti. Daha da kötüsü, Algu, Arık Böke'nin müttefiki olan komşu Altın Orda Hanlığı'na saldırdı ve ardından Kubilay'ı desteklediğini açıkladı.

Bu arada, elinde çok daha zengin kaynaklar bulunan Kubilay, 1260 yılında, iç savaş dört yıl daha devam edecek olsa bile, yeni Büyük Han olarak tanındı. Bu, esasen dört hanlığın tamamen müstakil devletler haline geldiği an oldu ve Kubilay, Çin'e fokuslanarak Yuan Hanedanlığı'nı (1271-1368) kurdu ve 1294'ye kadar Çin imparatoru olarak hüküm sürdü.

Orta Asya'da, Karakurum'daki Moğol başkentinden çıkarılan Arık Böke, Çağatay Hanlığı'na karşı harekete geçti, ancak malzeme kifayetsizliği yüzünden geri çekilmeye mecbur kaldı. Ardından, eski ve yeni rejimlerin düzgün bir şekilde harmanlanmasıyla, Algu 1264'da Orgina ile evlendi. Tecrübeli maliye veziri Mesud Bey'in ustalığıyla devlet, çok ihtiyaç duyulan istikrarı sağlamaya doğru iyi bir şekilde ilerliyordu.

Mongol Archer
Moğol Okçu Stonnefrety7777 (CC BY-SA)

II. Kaydu

Bir taht iddiacısını bertaraf ettikten sonra, Çağataylar için başa çıkılması gereken bir başka tehlikeli hasım daha kalmıştı: Ögeday Kağan'ın (1229-1241) torunu II. Kaydu (1235-1301). Cengiz Han'ın soyundan gelen Toluy kolundan olan Möngke Han, rakip Ögeday klanına karşı merhametsiz bir tasfiye başlatmıştı, ancak Kaydu o zamanlar tehdit olarak görülemeyecek kadar gençti ve bu yüzden Sibirya'ya kaçmayı başardı. Kaydu, bilhassa Altın Orda'nın Algu'nun topraklarına saldırması için rızasını aldıktan sonra, kendine ait uygun bir hanlık kurma şansını gördü. Algu 1266'da öldüğünde ve Kubilay doğuda savaş halindeyken, Kaydu bu fırsatı değerlendirdi. Altın Orda'nın askeri desteği ve Arık Böke'nin eski destekçileriyle birlikte, Kaydu sonraki beş yıl içinde hem doğuya hem de batıya doğru ilerleyerek Almalık'ı ele geçirdi, Algu'nun halefi Barak'ı (1266-1271) Hocend'de harpte mağlup ederek bölgenin en güçlü hükümdarı oldu; bu mevkisini 1272'den 1301'e kadar korudu. Bölgenin istikrarına yönelik tehdit o kadar büyüktü ki, Altın Orda, Çağatay Hanlığı ve Kaydu'nun krallığı arasında, hem muayyen toprakların hem de bölgeden geçen kervan ticaretinden elde edilen gelirlerin üleşilmesini içeren bir sulh anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya bazen Talas Antlaşması da denir.

KENDİ DEVLETİNİN kırılgan kontrolü, Kaydu'yu KUBİLAY Han'ın toprakları pahasına doğuya doğru GENİŞLEME TEŞEBBÜSÜNDEN caydırmadı.

Kuzey ve doğu komşularıyla yapılan yeni düzenlemeler, Çağatay'ın İlhanlıların toprakları pahasına güneye doğru genişleme teşebbüsünde bulunmasına imkan sağladı. 1270'da Barak saldırdı, ancak İlhanlı Devleti hükümdarı Abaka (1265-1282) tarafından mağlubiyete uğratıldı. Kaydu'nun Abaka'yı desteklediği ortaya çıktı ve Barak'ın ertesi yılki ölümünün ardından Qaidu, kendisini Çağatay devletinin hükümdarı ilan etti, ancak han unvanını almadı; bunun yerine bu pozisyon için kendi seçtiği namzetleri tayin etmeyi tercih etti. Bununla birlikte, Barak'ın soyundan gelenlerden isyan şayiaları hala vardı ve 1273'te Abaka, Buhara'yı bile yağmaladı.

Kendi devletinin kırılgan kontrolü, Kaydu'yu Kubilay Han'ın toprakları pahasına doğuya doğru genişleme teşebbüsünden caydırmadı; bu hırsı, Kubilay'ı Çin geleneklerine çok fazla mahkum gören birçok ananevi Moğol liderince desteklendi ve böylece Moğol köklerini terk eden Kubilay, Orta Asya'daki Moğol desteğini de kaybetti. İki devlet arasındaki sınır, kazanılan ve kaybedilen savaşlar, ele geçirilen ve terk edilen şehirler yüzünden devamlı dalgalanırdı. Çatışma ancak 1301'te Kaydu'nun ölümünden sonra sona erdi ve 1304'e gelindiğinde Asya genelinde nispi bir sulh sağlandı; ki bu devir Moğol Barışı olarak bilinir. 1309'dan itibaren Ögeday Hanedanı herhangi bir güç pozisyonu elde edemedi ve Çağataylar devletlerinin kontrolünü tekrar ele geçirdi.

Kebek ve Tarmaşirin

Umumi "barışa" rağmen hudut çatışmaları her iki tarafta da devam etti, ama Kebek'in (1318-1327) hükümdarlığı, büyük ölçüde para kullanımını teşvik etmesi sayesinde, en azından yeniden bir miktar iktisadi refah getirdi. Hanlık sathında yaygın olarak kullanılan küçük gümüş paralar, hanın adından dolayı kebekler olarak biliniyordu ve bu ad Rusya'da da yaşamaya devam etti; kopeika terimi kopek oldu. Kebek ayrıca devleti merkezileştirdi ve Özbekistan'ın güneyindeki Karşi'de yeni ve daha emniyetli bir payitahtı kurdu.

Bir sonraki önemli hükümdar, İslam'ı kabul eden ve bu dini krallığında teşvik eden Tarmaşirin'di (1331-1334). Mamafih bu ihdita, hanın Delhi İslam Sultanlığı'na baskınlar tertiplemesine mani olmadı. Ayrıca, ananevi Moğolların ekseriyeti şamanizm, Tibet Budizmi (Lamaizm) veya Nasturi Hristiyanlığı'nı tatbik ettiği için, İslam'a yönelmeyi Moğol köklerine ihanet olarak görmeleri yüzünden iç meseleler de ortaya çıktı. Bu kötü his, 1334'te Tarmaşirin'i deviren bir isyanla neticelendi; ancak, daha sonraki hanların çoğunun da Müslüman olacağı ve bilhassa devletin batı kısmının bu dinin hakimiyeti altına gireceği ortaya çıktı.

Semerkant

Çagatay Hanlığı'nın başlıca iktisadi zenginliği, Buhara muhitindeki yerleşik sahadan ve İpek Yolu güzergahları boyunca geçen deve kervanlarından geliyordu. Asya'nın büyük romantik adlarından biri olan bir diğer meşhur şehir ise, 1220'da ele geçirilmesi ve 1219'da Buhara'nın yıkılmasının ardından Moğolların idari merkezi olarak iş gören Semerkant'tı. Semerkant'ta kerpiç surların büyük bir ksımı kazılmış ve benzer bir sur parçası bugün hala Buhara kalesinde ayakta durmaktadır. Her iki kent de bir ölçüde yeniden inşa edildikten sonra, neredeyse inanılmaz bir şekilde, Çağatay Hanlığı'nın kendi hükümdarı Barak tarafından ikinci defa yağmalanmıştır. Bu, Çağatayların hala büyük ölçüde göçebe olduklarının, şehirlere şüpheyle baktıklarının ve bilhassa savaş zamanlarında kolay ama kısa vadeli kazançlar için onları yağmalamaya istekli olduklarının en iyi işaretlerinden biridir. Hanlığın resmi başkenti, devletin kuzeydoğusunda bulunan Almalık'tı, ama bu aslında tüccarların imparatorluk sarayına ulaşması için sadece coğrafi bir noktaydı.

Marco Polo Statue
Marco Polo Heykeli Krzysztof Golik (CC BY-SA)

Venedikli kaşif Marco Polo (1254-1324), Asya'yı dolaştı ve yaklaşık 1275 ile 1292 arasında Kubilay Han'ın sarayında vazife yaptı. Marco, Avrupa'ya dönüşünde tecrübelerini, ilkin takribi 1298'de neşredilen "Marco Polo'nun Seyahatleri" veya "Dünyanın Tasviri" adlı kitabında kaleme aldı. Bu fevkalade eserin 1. kitabının 31. kısmında Marco, Semerkant'ı (Samarcan olarak adlandırdığı şehri) şöyle tanımlar:

"...güzel bahçelerle süslenmiş ve insanın arzu edebileceği bütün meyvelerin yetiştiği bir ova ile çevrili asil bir şehir. Kısmen Hristiyan, kısmen Müslüman olan halkı, büyük hanın yeğeninin hakimiyeti altındadır; ama yeğen ile araları iyi değildir, aksine aralarında devamlı bir çekişme ve sık sık savaşlar vardır."

Gerileme

Hanlık gerçekten de devamlı savaşlardan muzdarip oldu ve Tarmaşirin'in devrilmesinden sonra farklı Moğol gruplarının kontrolü ele geçirmesiyle daha da geriledi ve ardından kısa zaman hüküm süren hanlar geldi. Bu zayıflığın bir neticesinde, devlet fiilen doğu (Maveraünnehir veya Transoksanya) ve batı (Moğolistan) olmak üzere ikiye bölündü ve birçok mahalli aşiret reisi her iki idareyi de görmezden geldi. Buna ilaveten, mahalli Türk emirleri devletin güney kısmının kontrolünü ele geçirdi. 1340'lı yıllarda bölgeye Kara Veba'nın gelmesi daha da büyük bir karışıklığa yol açtı. 14. asrın ortalarına gelindiğinde, Moğol elitleri artık büyük ölçüde bir zamanlar fethetmeye çalıştıkları yerleşik cemiyetlerin bir parçası haline gelmişti ve son han Tuğluğ Timur (1347-1363), hanlığın tanımlanabilir bir siyasi varlık olarak dağılmasını engelleyemedi. 1370'lerden itibaren, Çağatay Hanlığı'nın eski toprakları, Timur İmparatorluğu'nun (1370-1507) kurucusu ve bölgedeki yeni hakim güç olan Timur (diğer adıyla Timurlent) tarafından ele geçirildi.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2026, Şubat 07). Çağatay Hanlığı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18561/cagatay-hanligi/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Çağatay Hanlığı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Şubat 07, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18561/cagatay-hanligi/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Çağatay Hanlığı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 07 Şub 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-18561/cagatay-hanligi/.

Reklamları Kaldır