MÖ 9. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar büyük ölçüde antik Ermenistan'da gelişim gösteren Urartu uygarlığının dini, yerel, Hurri ve Mezopotamya tanrıları ile sembolizminin benzersiz bir senteziydi. Panteonun başında, onurlarına inşa edilen tapınakların ve sunulan kurbanların asıl muhatapları olan Haldi, Teişeba ve Şivini üçlüsü yer alıyordu. Yazıtlar, adaklar ve sanattaki tasvirlerin tümü, dinin Urartu kültüründeki ve bilhassa savaşlardaki öneminin birer kanıtıdır.
Urartu Panteonu
Urartu dininin tanrıları çok sayıdaydı ancak başkent Tuşpa (Van) yakınlarındaki dağlık alanda bir nişte keşfedilen MÖ 9. yüzyıla ait bir yazıtta derli toplu bir biçimde listelenmişlerdir. İki nüsha halinde kazınan bu liste, 79 tanrıdan ve her birine sunulması gereken çeşitli kurbanlardan bahseder. İlah sayısının bu denli fazla olması, Urartu dininin Hurriler ve diğer Mezopotamya kültürlerinden benimsediği tanrı ile inanç pratiklerinin, yerel Urartu tanrılarıyla harmanlanmasıyla açıklanabilir. Ayrıca, Urartuların sınırlarını genişletirken izlediği yöntemlerden biri, fethettikleri bölgelerdeki yerel tanrıları kendi resmi panteonlarına katmaktı. Bu yerel tanrıların birçoğu totem niteliğindeydi ve su, toprak, güneş, dağlar, mağaralar ile ağaçlar gibi önemli unsurları veya belirgin doğal unsurları temsil ediyordu. Bunun dışındaki bazı ilahlar ise hayvan merkezli kadim inançlarla bağlantılıydı.
En önemli üç Urartu tanrısı şunlardı: Savaş tanrısı ve baş ilah Haldi (Khaldi), muhtemelen Hurri tanrısı Teşup'tan esinlenen fırtına ve gök gürültüsü tanrısı Teişeba ve sıklıkla elinde kanatlı bir güneş diski tutan diz çökmüş bir adam olarak tasvir edilen, bu yüzden de benzer özelliklere sahip Mısır tanrısı Ra'dan ilham aldığı düşünülen Güneş tanrısı Şivini. Haldi'nin eşi, en önemli tanrıça olan Arubani'ydi (veya Urartu'nun doğu bölgelerinde, özellikle Musasir/Ardini'de Bagmaştu olarak biliniyordu.). Teişeba'nın eşi Huba (bilinen diğer adıyla Khuba) ve Şivini'nin eşi ise Tuşpuea (bilinen diğer adıyla Tuşpues) idi. Urartular ve Asurlar arasındaki yakın kültürel ilişkiler, Urartuların Asur tanrıları Adad ile Şamaş için kullanılan ideogramları sırasıyla kendi tanrıları Teişeba ve Şivini'ye uyarlamasıyla bir kez daha gözler önüne serilmektedir.
Diğer önemli ilahlar arasında ay tanrıçası Sielardi, toprak tanrıçası Epaninaue, bir deniz veya su tanrıçası olan Dsvininaue, dağların tanrıçası Babaninaue ve yıldız tanrıçası Sardi yer alıyordu. Çoğu kasabanın, adını genellikle o yerleşim yerinden alan kendi yerel tanrısı veya tanrıçası bulunurdu, örneğin "Kumanu kasabasının tanrısı" gibi. Bu tür isimlendirme geleneklerinin en bilinen örnekleri, adını Tuşpuea'dan alan başkent Tuşpa ile Kral II. Rusa (hüküm süresi yaklaşık MÖ 685 ila 645) tarafından kurulan ve adını Teişeba'dan alan önemli Teişebaini kentiydi.
Haldi
Haldi her zaman önemli bir ilah olmuştu ancak onu tanrıların başı konumuna yükselten, MÖ 9. yüzyılın ortalarında hüküm süren Kral İşpuini idi. Diğer pek çok antik kültürdeki baş ilahlar gibi yabancı kökenli bir tanrı olan Haldi'nin rolü ve işlevi belirsizdir. Onun savaşla yakından ilişkili olduğunu, tüm savaşların onun adına yürütüldüğünü, bir sefere çıkılmadan önce kutsamasının dilendiğini ve sonrasında seferin sonucunun kendisine arz edildiğini biliyoruz. Ayrıca diğer tüm tanrılardan daha fazla sayıda yazıt Haldi'ye adanmıştır. Bu tanrı öylesine önemliydi ki Urartular bazen Haldililer veya "Haldi'nin çocukları" olarak anılıyordu. Hüküm süren kral "Haldi'nin hizmetkarı" olarak bilinirdi ve pek çok yazıt "Haldi'nin iradesiyle" (Haldini ishmasini) ifadesiyle sona ererdi.
Haldi'nin, onuruna özel olarak inşa edilen ve köşeleri güçlendirilmiş karakteristik kare kulelere sahip tapınakları bulunurdu. Bir savaş tanrısından bekleneceği üzere, onun tapınakları kılıçlar, mızraklar, ok ve yayların yanı sıra zırhlar, miğferler ve kalkanlar gibi silah biçimindeki adaklarla donatılırdı. Nitekim kimi zaman Haldi'ye ait bir tapınaktan "Silah evi" olarak bahsedilirdi. MÖ 714 yılında Ardini'yi yağmalayan II. Sargon'un (hüküm süresi MÖ 722 ila 705) saltanatı dönemine ait bir Asur yazıtı, oradaki Haldi tapınağına adanmış ve depolanmış olan muazzam miktardaki silahı ayrıntılı biçimde listelemektedir:
25.212 bronz kalkan, 1514 bronz cirit... ve 305.412 kılıç... Belinde taşıdığı altından yapılma büyük bir kılıç...96 gümüş cirit... altın kakmalı ve özenle yapılmış gümüş işlemeli yaylar ile gümüş mızraklar... 12 ağır kalkan... 33 gümüş savaş arabası.
Buna ek olarak, barış zamanında dahi Haldi Urartuların zihninde önemli bir yer tutmaya devam etti ve yollar, kanallar ve saraylar gibi tüm kamu yapıları onun adına inşa edildi.
Dini Mimari
Daha önce de belirtildiği üzere tapınaklar inşa edilmiştir ve günümüze hiçbiri ulaşmamış olsa da, bazı detayları o döneme ait Asur kabartmaları gibi dış kaynaklardan elde edilebilmektedir. Bu tür kabartmalardan biri, Asur kralı II. Sargon'un sarayında bulunur ve Ardini'deki Haldi tapınağını MÖ 714 yılında yağmalanmadan önceki haliyle tasvir etmektedir. Yapı yüksek bir kaide üzerinde yer almakta olup heksastil bir portikoya (altı sütunlu cephe) ve üçgen bir alınlığa sahiptir. Eğimli çatı mızrak biçiminde bir süsleme bulunur ve dış duvarlardan kalkanlar sarkmaktadır. Girişin her iki yanında devasa birer Urna (Çömlek Vazo) yer almaktadır. Sadece tapınaklar değil kaleler de belirli tanrılarla ilişkilendirilirdi, örneğin Sevan Gölü etrafındaki iki kale "Tanrı Haldi'nin kalesi" ve "Tanrı Teişeba'nın kalesi" olarak bilinirdi.
Kendi tarım arazilerine sahip olan tapınaklar, toplumun ve ekonominin önemli bir unsuruydu. Bunlar aynı zamanda egemenlikleri altına aldıkları halklar üzerinde siyasi olduğu kadar kültürel bir tahakküm kurmanın da yöntemiydi. Daha önce de bahsedildiği üzere bazı yabancı tanrılar Urartu panteonuna dahil edilmişti ancak bunun aksine, bilhassa doğu kültürlerine kıyasla "barbar" olarak kabul edilen ve nispeten az gelişmiş olan kuzey bölgelerinde Urartu kralları kendi tanrılarını dayatmışlardır. Örneğin II. Rusa, yeni fethedilen Sevan bölgesinde fırtına tanrısı Teişeba için bir tapınak inşa etmiştir.
Adaklar, Kurbanlar ve Mezarlar
Tanrılara şükranlarını sunmak için düzenlenen törenler ile ayinler, etrafı alçak duvarlarla çevrili özel açık hava ritüel alanlarında, yukarıda anlatılan tapınaklarda ve kaya yüzeylerine oyulmuş "Tanrılara Açılan Kapılar" olarak bilinen sahte kapılarda gerçekleştirilirdi. Tanrıları şükran sunmak amacıyla genellikle boğa, inek, keçi ve koyun gibi hayvanlar kurban edilirdi. Diğer adaklar arasında yiyecekler, silahlar ve değerli eşyaların yanı sıra şarap sunuları da yer alıyordu.
Urartu hanedanı ve soyluları genellikle sarp kayalıklara oyulmuş mezarlara defnedilirdi. Başkent Tuşpa'da, şehrin üzerine kurulduğu dağa oyulmuş odalardan oluşan bir kraliyet nekropolü bulunmaktadır. Benzer örneklere kale alanlarında da rastlanabilmektedir. Mezarlar tek, çift veya üç odadan oluşmakta olup mezar girişi büyük bir taş levha ile kapatılırdı. Çok uzun zaman önce yağmalanmış olan bazı kraliyet mezarlarında, söz konusu hükümdarın eylemlerini ve seferlerini anlatan yazıtlar hala bulunmaktadır. Bozulmamış halde keşfedilen bu mezarların bazılarında yarım daire biçimli kapaklara sahip taş lahitler yer almaktadır. Ölüyle birlikte değerli eşyalar, silahlar, kalkanlar ve hatta mobilyalar da gömülürdü ki bu uygulama Urartuların bir ahiret inancına sahip olduklarını ve bu yaşamın söz konusu eşyalara ihtiyaç duyulacak kadar dünyadaki yaşama benzediğini göstermektedir.
Dini Sanat
Dini sanat, Haldi, Teişeba ve Şivini gibi önde gelen tanrıların bronz heykelciklerini barındırır. Haldi sıklıkla cesaretini, gücünü ve kudretini sembolize edecek biçimde bir aslanın üzerinde duran, sakallı veya sakalsız bir erkek olarak tasvir edilir. Buna karşılık Teişeba, bir boğanın üzerinde dururken ve ellerinde şimşekler tutarken gösterilir. Kemikten yapılmış (yontularak) bir tanrıça gibi bazı ilah heykelciklerinin kimliği belirsizdir ve ayrıca balık adam, kuş adam ve akrep adamdan oluşan tuhaf melez figürler de bulunmaktadır. Sıklıkla ambarın iç duvarlarına resmedilen bu melez yaratıkların muhtemelen koruyucu ruhlar olarak kabul edildiği düşünülmektedir. Önemli sayılarda üretilen büyük bronz kazanların ağız kenarları genellikle, belki de Tuşpuea'nın tasvirleri olan kanatlı tanrıça başlarıyla süslenmiştir. Duvar resimlerinde bazen tanrıların geçit törenleri de tasvir edilmektedir. Son olarak, bir savaş tanrısından beklenebileceği üzere Haldi, işlemeli silahlarda, kemerlerde, kalkanlarda ve madalyonlarda sıklıkla tasvir edilmiştir.
