Çoğunlukla MÖ 880-612 yılları arasına tarihlenen bu oyulmuş sahneler; bağımsız stellerin (dikilitaşlar) üzerinde ve Asur krallarının seferleri sırasında ulaştıkları uzak yerlerdeki uçurum ve kayalara kazınmış panellerde bulunmaktadır. Bununla birlikte, taş kabartmaların en görkemli kullanımı; saray ve tapınaklardak, kerpiç duvarları 2,6 metre yüksekliğe kadar süsleyen paneller olarak görülmüştür. Sahneler aslen boya ile belirginleştirilmiştir, bu boyalar yer yer günümüze kadar ulaşmıştır ve hikayeyi bir uçtan başlatıp duvar boyunca sonucu izleyen modern çizgi romanlar gibi işlemektedir.
Asurlular kabartmalar için bir tür alçıtaşı kullanmış ve bu taşı demir ile bakır aletlerle oymuşlardır. Bu taş türü rüzgar ve yağmura maruz kaldığında kolayca aşınır; bu nedenle dış mekanlarda kullanıldığında kabartmaların cila veya boya ile korunduğu varsayılmaktadır. Bu süsleme biçiminin, Asur kralları tarafından, Karkamış gibi Geç Hitit şehirlerinde taş kabartmaların kullanıldığı batı seferlerinin ardından benimsenmiş olması muhtemeldir. Asur kabartmaları; duvar resimleri ve sırlı tuğlaları da kapsayan daha geniş bir dekoratif düzenin parçasıdır.
Kabartmalar ilk olarak Kral II. Aşurnasirpal (yaklaşık MÖ 883-859) tarafından Kalhu'da (Nimrud) yaygın olarak kullanılmıştır. Bu gelenek, daha sonraki başkentler olan Horsabad ve Ninova'daki kraliyet yapılarında da sürdürülmüştür.
