I. Alarik (hükümdarlığı MS 394-410) 410 yılında Roma'yı yağmalamasıyla ünlü bir Got askeri komutandı. Bu, şehrin 800 yıldan uzun bir süredir ilk defa yağmalanmasıydı. Ailesi hakkında çok az şey bilinmesine rağmen, Tervingi ve Greuthungi kabilelerinin (daha sonra sırasıyla Vizigotlar ve Ostrogotlar olarak bilinen) reisi olduğu biliyoruz. Gotları Balkanlar boyunca ve İtalya'ya doğru saldırıya yönlendirerek Roma'nın başkentini yağmaladı ve ardından güneye doğru ilerledi, ve kısa süre sonra MS 410 yılında öldü. Alarik'in ölümünden sonra, kayınbiraderi Athaulf Gotları Galya'ya götürdü.
Alaric İktidara Gelir
Yüzyıllar boyunca Roma halkı şehir surlarının arkasında rahat bir yaşam sürdü. İmparatorluk sürekli genişliyordu ve uzun bir dizi yetenekli komutanların yönetimindeki Roma ordusu, korkunç barbarları şehrin kapılarından uzak tutuyordu. Ancak, imparatorluk Diocletianus tarafından ikiye bölününce Roma'nın üstünlüğü yavaş yavaş azalmaya başladı ve iktidar merkezi giderek Konstantinopolis'e ve orada ikamet eden imparatora kaydı. Siyasi ve ekonomik güçteki bu değişim, Roma'yı zayıf ve savunmasız hale getirdi. Genç, eski bir Romalı komutan bu durumdan yararlanarak bir zamanların ebedi şehrini yağmaladı: Adı Alarik'ti.
Bir barbar olarak yaftalansa da Alarik Roma ordusunda askeri eğitimini almış bir Hristiyandı. Got müttefiklerine komuta etti ve MS 394 yılında Doğu İmparatoru I. Theodosius ile Batı İmparatoru gasıp Eugenius arasında yapılan Frigidus Nehri Savaşı'nda Romalıların yanında savaştı. Savaştan kısa bir süre sonra MS 395 yılında imparatorluğun her iki yarısını birleştiren ve yöneten son imparator Theodosius öldü. Roma İmparatorluğu yeniden bölündü. Alarik'in düşmanı (ve daha sonra müttefiki) olan hırslı Flavius Stilicho (MS 359-408) önceki imparatorun iki oğlu Arcadius ve Honorius'un (MS 395-423) naibi oldu. Arcadius doğuda imparator oldu (MS 408'de öldü), daha genç olan Honorius ise sonunda batıda tahta çıktı.
Alaric & Stilicho
Magister militum veya başkomutan Stilicho, (ve Romalı bir anne ile Vandal bir babanın oğlu), Alarik ile çatıştı. Bu çatışma, Got Savaşı'ndan sonra, MS 382 yılında Romalılar ve Gotlar arasında imzalanan ve Gotlar'ın ,vatandaş olarak değil, ancak sadece müttefik olarak Balkanlar'a yerleşmelerine izin veren, bir antlaşmadan kaynaklanıyordu. Anlaşma ayrıca onların Roma ordusunda hizmet etmelerini gerektiriyordu, bu da birçok Got'u endişelendirdi. Ve korktukları gibi, Frigidus'taki büyük kayıpları endişelerini doğruladı; onlar düzenli Roma lejyonlarının önünde, “kurbanlık koyunlar” olarak ön saflara yerleştirilmişlerdi.
Alarik, batıdaki Roma hükümetinin istikrarlı olduğunu ve halkına güvenlik sağlayarak sonsuza kadar süreceği yanılgısıyla yaşadı. Antlaşmanın yeniden yazılmasına zorlamak amacıyla Alarik ve ordusu, doğu ile batı arasında artan gerginlikten yararlandı ve baştanbaşa Balkanlar ve Yunanistan'daki şehirleri yağmaladı ve sonunda MS 402 yılında İtalya'yı işgal etti. O, halkı için sadece tahıl talep etmekle kalmadı, aynı zamanda imparatorluğun vatandaşları olarak tanınmalarını ve Roma ordusunda eşit bir seviye olan magister militum olarak atanmasını da talep etti; Stilicho bu talepleri şiddetle reddetti. Alarik, Verona'da geri çekilmeye mecbur bırakılsa da, MS 406 yılında uzlaşma için bir girişimde bulunuldu. Romalı komutan Jovius temsilcisi aracılığıyla Alaric'in yıllık altın ve tahıl ödemeleri karşılığında topraklarının yasal haklarını talep etmesini dinledi. Buna karşılık Alarik, Stilicho'nun doğuyu işgal etme planında yardım edecekti. Arcadius tam yetkiyle doğudayken, Stilicho batıda konumunu çoktan sağlamlaştırmıştı (kızını İmparator Honorius ile evlendirmişti) ve Alarik'in yardımıyla doğuya saldırarak Arcadius'u tahttan indirecekti.
Anlaşma asla gerçekleşmeyecekti. Alarik sabırla oturup Stilicho'nun kendisine katılmasını bekledi. Ancak iyi niyetine rağmen Stilicho, batıda başka yerlerdeki sorunlar nedeniyle gecikti: Got kralı Radagaisus İtalya'yı işgal etti; Vandallar, Alanlar ve Sueviler Galya'yı işgal etti; ve gelecekteki imparator III. Konstantin (taht için ciddi bir tehdit) Britanya'dan zaferle çıktı. Bu aksilikler paranın azalmasına ve müzakerelerin imkansız hale gelmesine yol açtı. Alarik'in sabrı tükendi ve 4000 pound altın talebi (bekleme süresi için ödeme) dikkate alınmadı. Sonuç olarak, ordusunu yavaş yavaş İtalya'ya yaklaştırmaya başladı. Stilicho talepleri karşılamak istese de, Olympius adındaki bir savaş kışkırtıcısı liderliğindeki Roma Senatosu buna karşı çıktı ve Senato, Alarik'in eylemlerini bir savaş ilanı olarak değerlendirdi.
Olympius'un ısrarı üzerine imparator doğuyu işgal etmeye karar verdi. Stilicho, imparatorun ordunun başına geçmesine karşı çıktı ve kendisinin bir ordunun başına geçmeyi tercih etti. Stilicho'nun yokluğunda Honorius ve Olympius, Milano'nun hemen güneyindeki İtalyan şehri Ticinum'a, güya askerleri incelemek için gittiler; ancak Olympius, imparatorun izni olmadan binlerce Got müttefikinin öldürülmesini emretti - Alarik'i daha da öfkelendiren bir eylem. Alarik ile birlikte komplo kurmakla suçlanan Stilicho'nun kendisi bu katliamın son kurbanıydı. Bu ihanet sonucunda 10.000'den fazla asker firar etti ve Alarik'in ordusuna katıldı. MS 408'de Got ordusu Aquilea, Concordia, Altinum, Cremona, Bononia, Ariminum ve Picenum şehirlerini yağmaladı, ancak batı imparatorluğunun başkenti ve İmparator Honorius'un evi olan Ravenna'dan uzak durmayı tercih etti. Alarik bunun yerine gözünü Roma'ya dikti, şehrin 13 kapısını da kuşattı, Tiber Nehri'ni ablukaya aldı ve geniş çaplı bir karne uygulamasına zorladı; haftalar içinde çürüyen cesetler şehrin sokaklarını doldurdu.
Alarik & Roma'nın Yağmalanması
Ek kuvvetler Alarik'in tarafına geçerken, İmparator Honorius şehre yardım etmek ve Alarik'e karşı koymak için çok az şey yaptı. Gotlar hâlâ barbar ve imparatorluk ordularının dengi olmayan olarak görülüyorlardı. Hazine neredeyse boş olmasına rağmen, Senato sonunda boyun eğdi ve arabalar iki ton altın, 13 ton gümüş, 4.000 ipek tunik, 3.000 kürk ve 3.000 kilo biber taşıyarak şehri terk etti. Alarik hâlâ şartları müzakere etmeyi umarak kuşatmayı hafifletti, ancak Honorius durumun ciddiyetine karşı kör kaldı. Alarik'in taleplerini geçici olarak kabul etse de - bunu asla yerine getirmeye niyetli değildi - şehre 6.000 Roma askeri gönderildi ancak Alarik'in kayınbiraderi Athaulf tarafından kısa sürede yenilgiye uğratıldılar.
Özellikle Romalı komutan Sarus'un pususundan sonra, daha fazla müzakere yapmanın imkansız olduğunu anlayan Alarik, Roma kapılarına geri döndü. Her şeyi denemişti, hatta Attalus adında sempatik bir senatörünü Roma imparatoru olarak seçmeyi denemesi bile başarısız olmuştu. Honorius'un kız kardeşi Galla Placidia'yı rehin aldı, ancak bu da işe yaramadı. Yıllık altın ve tahıl ödemesi ile Venetia, Noricum ve Dalmatia eyaletlerini talep eden ittifak reddedildi. Alarik'in fazla seçeneği kalmamıştı ve 24 Ağustos MS 410'da Alarik şehre girmeye hazırlandı; Roma, MÖ 390'dan beri yağmalanmamıştı. Salarian Kapısı isimsiz bir sempatizan tarafından açıldığında, bir “barbarlar” ordusu Roma'ya girdi ve üç günlük yağma başladı. Zenginlerin evleri yağmalanırken, binalar yakılırken ve pagan tapınakları yıkılırken, Aziz Petrus ve Aziz Pavlus kiliseleri dokunulmadan bırakıldı. Garip bir şekilde, Honorius Roma'nın yok olduğunu duyduğunda en kötüsünden korktu - şehir sevgisinden değil ama, sevgili dövüş horozu Roma'nın öldürüldüğüne inandığı için.
Alarik, Sicilya'ya ve daha sonra Afrika'ya taşınmak niyetiyle şehri terk etti. Ne yazık ki, hayalini asla gerçekleştiremedi ve kısa süre sonra MS 410 yılında öldü. Athaulf ordunun kontrolünü ele geçirdi ve sonunda Gotları Galya'ya götürdü. Alarik, Gotlara bir yurt sağlamak için her şeyi denemişti: Roma'nın yağmalanması onun son umuduydu. Şehir bir daha asla eski haline dönemeyecekti. Paganların yorumuna göre, Roma'nın yakılması şehrin Hristiyanlaşmasının bir sonucuydu. Diğerleri ise Roma'yı geçmişin bir sembolü olarak görüyordu; imparatorluğun yeni merkezi Konstantinopolis'ti. Alarik'in ölümünden 66 yıl sonra, MS 476'da şehir nihayet Odoacer'ın eline geçti ve batıdaki Roma İmparatorluğu'nun sonunu getirdi.

