Herakles'in Kalkanı (diğer adıyla Herakles'in Kalkanı, Aspis Herakleous), Hesiodos (MÖ sekizinci yüzyılda yaşamıştır) tarzında, kimin yazdığı bilinmeyen Yunan bir şair tarafından yazılmış, 480 heksametre (altılı ölçü) dizeden oluşan bir şiirdir. Yunan kahramanı Herakles (diğer adıyla Herkül) ile yeğeni Iolaus'u ve onların savaş tanrısı Ares'in oğlu Cycnus ile yaptıkları savaşı konu alır. Şiirdeki olayların, Herakles'in mit ve efsanelerdeki hayat hikayesinin tam olarak neresinde geçtiği belli değildir. Ancak hikayede Herakles ve Iolaus, Trachis şehrine (Herakles ve ikinci eşi Deinara'nın hayatlarının sonuna doğru yaşadıkları yer; fakat kahramanın doğumu hariç hayatındaki diğer olaylardan veya eşinden metinde hiç bahsedilmez) doğru gitmektedirler ve yolda Cycnus ve Ares ile karşılaşırlar.
Şiirin başlangıçta Hesiodos'un özgün bir eseri olduğu düşünülmüş, ancak MÖ üçüncü yüzyıl civarında başka birine ait olduğuna dair şüpheler uyanmıştır. Günümüzde eserin, Hesiodos'un tarzında yazan başka bir şaire ait olduğu uzun zaman önce kesinleşmiş olsa da bazı çağdaş kaynaklar eseri hala Hesiodos'a mal etmeye devam etmektedir. Şiir, Homeros'un İlyada destanının, Akhilleus'un kalkanının anlatıldığı 18. bölümünden büyük ölçüde esinlenmiştir. The Shield of Heracles'ın yazarı, bazı dizeleri doğrudan İlyada'dan almış, bazılarını ise sadece üzerinde ufak değişiklikler yaparak kullanmıştır; buna rağmen şiirin büyük bir kısmı özgün bir çalışmadır. Eser Antik Yunan'da, özellikle MÖ altıncı ve beşinci yüzyıllarda Atina'da çok popülerdi ve bu hikaye vazolar ile içki kapları üzerindeki sanat eserlerine ilham kaynağı olmuştur.
Hikayesi
Cycnus, Teselya'da hüküm süren, misafirlerini yemeğe davet edip sonra da onları katleden zalim bir despottu. Ayrıca tanrı Apollon'un kutsal alanına kurban kesmeye, hediye ve adak bırakmaya giden hacıların da önünü kesip onları soyardı. Bir gün Herakles ve Iolaus savaş arabalarıyla bölgeden geçerken, karşı yönden kendi arabalarıyla gelen Cycnus ve Ares ile karşılaştılar. İki taraf da Apollon'un kutsal alanının yakınında durdu ve Cycnus, Herakles'e teke tek dövüş çağrısında bulundu. Kutsal alanında yakınlarda bulunan Apollon, Herakles'in bu meydan okumayı kabul etmesi için kanını kaynattı (mitlerdeki genel karakteri ve öfkesi düşünüldüğünde Herakles'in aslında hiçbir teşvike ihtiyacı olmasa da). Herakles, Cycnus ile savaştı ve mızrağını boğazına saplayarak onu öldürdü. Bunun üzerine Ares, oğlunun intikamını almak için Herakles'i öldürmeye kalkıştı ancak tanrıça Athena tarafından engellendi. Bu arbedede Herakles, Ares'i uyluğundan yaraladı ve onu alt etti. Tam bu sırada Ares'in diğer oğulları Panik ve Dehşet ortaya çıktı ve yaralı tanrıyı tedavi edilmesi için Olympos Dağı'na geri götürdü. Cycnus, Teselya Kralı Ceyx tarafından gömüldü ve onuruna büyük bir anıt dikildi; ancak Apollon, işlediği birçok kötü amel yüzünden Cycnus'un hafızalardan tamamen silinmesi için Anaurus nehrini taşırarak mezarı sular altında bıraktı ve yok etti.
Şiir
Şiir, Herakles'in güzel annesi Alcmene'nin tasviriyle ve aynı gece hem tanrı Zeus hem de kocası Amphitryon ile birlikte olması sonucu nasıl hamile kaldığını anlatarak başlar; bu birliktelikten ikiz oğulları dünyaya gelir: Herakles (Zeus'un oğlu) ve Iphicles (Amphitryon'un oğlu). Amphitryon, bazı sığırlar yüzünden Alcmene'nin babası Electryon'u öldürmüş ve Alcmene ile birlikte olabilmek için önce kendini affettirmek zorunda kalmıştır. Amphitryon krallığın düşmanlarını bozguna uğratmak için savaştayken Zeus, Amphitryon kılığında Alcmene'ye gelir; gerçek Amphitryon ise savaştan sonra Alcmene'nin yatağına döner. Bu durum Herakles'in tanrıların kralının oğlu olduğunu, Iphicles'in ise tamamen bir ölümlü olduğunu ortaya koyar. Iphicles şiirde hiç görünmez ancak oğlu Iolaus, Herakles'in arabacısıdır (1-56. dizeler).
Hikayenin kahramanları tanıtıldıktan sonra şiir, Cycnus ile Herakles arasında Apollon'un kutsal alanı yakınındaki meydan okumayı sunar (57-77. dizeler). Ardından Herakles ve Iolaus; hayatları, aile geçmişleri ve Herakles'in kazanacağından emin olduğu dövüş hakkında konuşurlar (78-121. dizeler). Eser daha sonra Herakles'in zırhını kuşanmasını ve savaşa hazırlanmasını betimler (122-138. dizeler) ve şiirin büyük bir kısmını oluşturan kalkanın detaylı tasvirine geçer (139-317. dizeler). Kalkan, bizzat Zeus'un yönlendirmesiyle demirci tanrı Hephaistos tarafından yapılmış bir başyapıttır. Parlak altından yapılmış, fildişi ve elektronla süslenmiş, üzerinde çok ince detaylı pek çok figür barındırmaktadır. Kalkan asla kırılmamış veya ezilmemiştir —zaten kırılması da imkansızdır— ve kıvrılan yılanlar, savaşçılar, Zeus ve Ares gibi tanrı figürlerinin tam ortasında Korku ve Çatışma'nın kişileştirilmiş halleri belirgin bir şekilde göze çarpar.
Kalkanın tasviri tamamlandığında, şiir kahramanların savaş alanına yaklaşmasını takip eder (318-326. dizeler); tam bu sırada Athena belirir ve onları uyarır: Cycnus'u öldürdükten sonra cesedin üzerindeki zırhı soymakla veya atlarını almakla dikkatlerini dağıtmamalarını, kendilerine saldıracak olan Ares'e dikkat etmelerini söyler. Herakles'e, Ares'in kalkanının altındaki açıklığı kollamasını ve tanrıyı yaralamak için mızrağını oraya saplamasını tembihler (327-337. dizeler). Sonrasında, Iolaus ve Ares'in kendi arabalarından izlediği, Herakles ile Cycnus arasındaki zorlu dövüşün tasviri gelir. İki savaşçı, Herakles mızrağını Cycnus'un boğazına saplayıp onu öldürene kadar çarpışır (338-423. dizeler).
Herakles, Athena'nın sözlerini hatırlar ve Cycnus'un parıl parıl zırhına hiç bakmaz, gözünü Ares'ten ayırmayıp saldırısına hazırlanır. Ares, Herakles'in üzerine atılır; ancak o devasa kalkan, savaş tanrısının şiddetli saldırısına karşı koyar ve ikili savaşır. Ares mızrağını savurur ama dövüşü kollayan Athena silahın gücünü kırarak yönünü saptırır. Athena, Ares'e Herakles'i öldürmesinin kaderinde olmadığını ve savaşı artık bırakması gerektiğini söyler; ancak Ares, oğlunun ölümü yüzünden çılgına dönmüştür. Kılıcını çeker ve Herakles'ye tekrar saldırır. Herakles, Athena'nın önceden haber verdiği o anı yakalar, Ares'i kalkanının altından, uyluğundan bıçaklar, onu yere serer ve mağlup eder. Ares'in diğer oğulları Panik ve Dehşet bir savaş arabasıyla gelip babalarını kurtarır ve onu Olympos Dağı'na taşırlar (424-466. dizeler). Şiir; Herakles ve Iolaus'un Cycnus'un zırhını almaları, Trachis şehrine doğru yolculuklarına devam etmeleri, Cycnus'un gömülmesi ve Apollon'un, Cycnus ile onun zalimce işlerinin tüm hatırasını silip süpürmek için seli getirmesinin tasvir edilmesiyle (467-480. dizeler) son bulur.
