Mars Ultor Tapınağı, Roma’daki Augustus Forumu’nda yer alır ve MÖ 42 yılında Filipi Savaşı’nda Julius Caesar’ın suikastçılarına karşı Augustus’un zaferini anmak için inşa edilmiştir. Bu yapı, önemli askeri kararların alındığı bir yer haline gelmiş ve askeri anlam taşıyan çeşitli devlet törenlerine ev sahipliği yapmıştır.
Augustus Forumu
Augustus Forumu, başlangıçta yaklaşık 8.000 metrekarelik bir alanı kaplıyordu ve Sezar Forumu’nun yanında inşa edilmiştir. Daha sonra, sol tarafında Trajan Forumu ve sağ tarafında Nerva Forumu yer alarak, günümüzde İmparatorluk Forumları olarak bilinen kompleksin bir parçası haline gelmiştir. Augustus tarafından yaratılan bu sivil alanın en baskın yapısı, savaş tanrısı Mars’a, ‘İntikamcı’ (Ultor) sıfatıyla adanmış tapınaktır.
Tapınak, tam olarak bitmemiş olmasına rağmen, MÖ 2 yılında resmi olarak açılmıştır ve Roma’nın askeri stratejisinin merkezi noktası haline gelmiştir. Örneğin, Augustus, savaş kararlarının alındığı zamanlarda Senato’nun toplantı yeri olarak bu tapınağın kullanılmasını emretmiştir. Tapınak ayrıca, genç Roma erkeklerinin yetişkin toga’sını törenle aldıkları yer olarak da işlev görmüş; böylece askerlik hizmetine hak kazanırlardı. Aynı zamanda imparatorlukta askeri göreve giden komutanların resmi uğurlama noktası olmuştur.
Tapınak, yakınlardaki Sezar Forumu’ndaki Venüs Tapınağı’nın stilini yansıtacak şekilde tasarlanmış ve böylece mimari bir uyum yaratılmıştır. Ancak dikkat çekici bir fark vardır: Mars Ultor Tapınağı, Venüs Tapınağı’ndan bir buçuk kat daha büyük yapılmıştır. Roma mimarisine özgü olan bu tapınak, yükseltilmiş bir platform üzerine inşa edilmiş ve merdivenlerle giriş sağlanmıştır. Merdivenlerin her iki yanında, tıpkı Venüs Tapınağı’nın dışındaki düzenlemede olduğu gibi, başlangıçta çeşmeler bulunmaktaydı.
Tapınağın Dışı
Tapınağın dış cephesi, İtalya’nın Carrara bölgesinden çıkarılan beyaz Luna mermeri kullanılarak inşa edilmiştir. Korint düzenindeki sütunlar 17,8 metre yüksekliğindeydi ve cephenin önünde sekiz, her iki yanında da sekiz olmak üzere sıralanmıştı; bunlardan üçü günümüzde hâlâ ayaktadır. Zemin, sarı Numidia mermeri, mor Frigya mermeri ile Lucullus kırmızısı ve siyah mermerin karışımından döşenmiştir. İç mekandaki cella bölümünde, muhtemelen yine mor mermerden yapılmış iki sütun sırası bulunuyordu ve bu sütunların arkasındaki duvarda, nişlerin iki yanında mor Frigya pilasterları yer alıyordu; bu nişlerde heykeller bulunmaktaydı. Sütun başlıkları ve pilaster başlıkları oldukça ilginçtir; alışılmış volütler yerine Pegasus figürleri kullanılmıştır. Pegasus, Zeus’un (tanrıların geleneksel silahları olan yıldırımların taşıyıcısı olarak) simgesi olarak düşünülüyordu. İç tavan, altın varaklı rozetlerle süslenmiş kasetli (kafesli) levhalardan oluşmaktaydı.
Mars Heykeli
Tapınağın merkezinde, cellanın apsisinde yer alan devasa bir mermer Mars heykeli bulunuyordu. Heykel, beş basamaklı ve Mısır alabastri ile kaplanmış bir platformun önünde duruyordu. Heykelin etrafı, Partların ele geçirdiği ancak Roma’nın zaferi sonrasında geri alınıp Roma’ya iade edilen lejyon nişanlarıyla çevriliydi. Bu heykelin gövdesi, başı, kolları ve bacakları restore edilmiş olmakla birlikte, muhtemelen günümüzde Roma’daki Kapitolin Müzeleri’nde sergilenen gövde parçasıdır.
Sonradan Eklemeler ve Yeniden Kullanım
Tapınağın arkasında, beyaz travertenle kaplanmış 30 metre yüksekliğinde bir tüf duvar bulunur. Bu duvar, Forumu arkasındaki tepedeki konutlardan ayırmak ve şehrin bu yoğun nüfuslu bölgesinde yangın çıkması durumunda yangının yayılmasını önlemek amacıyla yangın duvarı işlevi görmek için inşa edilmiştir. MS 1. yüzyılda Tiberius, tapınağın iki yanına oğulları Drusus the Younger ve Germanicus onuruna iki kemer eklemiştir; ancak bu kemerlerden yalnızca birinin temelleri günümüze ulaşmıştır. MS 2. yüzyılda Hadrianus yapının bazı bölümlerini tamir ettirmiştir. Ancak MS 5. yüzyıldan itibaren yapı yıpranmaya başlamış ve taş blokları başka inşaat projelerinde yeniden kullanılmaya başlanmıştır. MS 12. yüzyılda bölgeye toprak eklenmiş ve tarım alanı olarak kullanılmıştır; ancak drenaj sistemlerinin tıkanmasıyla bir bataklık oluşmuş, 16. yüzyılda ise bölge yeniden drenaj yapılarak kurutulmuştur.
