Eritre'de İtalyan Sömürgeciliği

Fabio Sappino
tarafından, Hamza Kochan tarafından çevrilmiştir
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Afrika Boynuzu'nun Kızıldeniz kıyısında yer alan Eritre, İtalya'nın "ilk doğan" kolonisiydi. Assab'da bir ticaret üssünün ve deniz üssünün potansiyeli İtalyanların ilgisini ilk kez 1869'da çekmişti. Ancak İtalyan Krallığı 1890'a kadar "Eritre Kolonisi"'ni resmi olarak kurmamıştı.

İtalya'nın Eritre'ye olan ilgisi, Faşist İtalya'yı diğer büyük güçlerin statüsüne yükseltmek isteyen Benito Mussolini (1883-1945) döneminde yeniden canlandı. Koloni daha sonra 1935-36 yıllarında Etiyopya'nın işgali için bir sıçrama tahtası olarak kullanıldı. Eritre, İtalyan Doğu Afrikası'nın bir parçası haline geldi ve 1941'deki İngiliz işgaline değin en uzun süreli İtalyan kolonisi oldu. Eritre daha sonra Etiyopya'ya dahil edildi ve 1991'e kadar bağımsızlığını kazanamadı.

Battle of Adwa
Adwa Savaşı The Trustees of the British Museum (CC BY-NC-SA)

Neden İtalya Eritre'yi seçti?

Emperyalizm çağı boyunca (genellikle 1870 ile 1914 arası olarak tanımlanmıştır), bir çok Avrupalı gücü siyasi, askeri ve ekonomik kontrolünü dünyanın büyük bir kısmına yaydı. Bu bağlamda, İtalya geç kalmıştı: diğer ülkeler topraklarını değerlendirmeye çalışırken, İtalya yeni fetihlere girişiyordu. İlk İtalyan kolonisi olan Eritre, resmi olarak ancak 1890'da kuruldu ama bu İtalyanların bölgedeki 21 yıllık varlığından sonra gelen resmi bir deklerasyondu.

Kızıldeniz, en hararetli şekilde çekişilen jeopolitik bölgelerden biri haline geldi.

1869 yılında Süveyş Kanalı'nın açılması İtalyan sömürgeciliğinin seyri üzerinde önemli bir etki yarattı. Kanal, Kızıldeniz yoluyla Akdeniz'i Hint Okyanusu'na bağladı, böylece küresel deniz ticaretini yeniden şekillendirdi ve Avrupa imparatorlukları ile onların kolonilerinin bağlantılarını kolaylaştırdı. İşte birçok ülkenin Kızıldeniz ve Aden Körfezi kıyılarında üsler kurup güçlendirmeye başlamasının sebebi bunlardır. Büyük Britanya 1839'da Aden'i ve daha sonra Aden Protektoratesı'nın (1872-1963) parçası olan Perim Adası'nı 1857'de çoktan işgal etmişti. Fransa ise daha sonra Fransız Somalilandı (1884-1967) olarak anılacak olan bölgede bulunuyordu, Mısır 1820'den beri Sudan'ı kontrol ediyordu ve 1865'te Osmanlı İmparatorluğu'ndan (ki Mısır resmen onun bir parçasıydı) Massawa limanını aldı. Kızıldeniz kısa sürede dünyanın en hararetli jeopolitik alanlarından biri haline geldi.

Günümüzde Eritre olarak bilinen bölge, stratejik konumu nedeniyle çeşitli güçler arasında anlaşmazlıklara sebep olan bir bölgeydi. Bu bölge resmi olarak Medri Bahri Krallığı olarak Etiyopya İmparatorluğu'na tabiiydi ve ardından Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası oldu. Osmanlı yönetimi yalnızca sembolikti ve bölgenin bazı kısımları hala Aussa Sultanlığı gibi yerel yönetimler tarafından yönetiliyordu.

Eritrean Ascaris
Eritre Ascarisleri Unknown Artist (Public Domain)

Kanal'ın sunduğu yeni fırsatlar, 19. yüzyılın ilk yarısında Afrika Boynuzu'nda misyonerlik yapmış eski bir rahip olan Giuseppe Sapeto (1811-1895)'nun iştahını kabarttı. Sapeto Kızıldeniz'de İtalyan ticaretini güvence altına alacak bir liman projesi geliştirdi. Bu proje Luigi Menabrea (1809-1896) tarafından yönetilen İtalyan hükümetinin dikkatini çekti. Sapeto'nun hayalleri hem İtalyan Kraliyeti hem de Kuzey İtalya'daki tüccar ve gemi üretici grupları tarafından olumlu karşılandı. Bu destek hükümetin Sapeto'ya İtalya için uygun bir deniz üssü satın almak için Kızıldeniz kıyılarını keşfetme görevi vermesine yol açtı. Arap kıyılarında olan ve hali hazırda işgal edilmiş olan Khur Amera ve Şeyh Said'i eledikten sonra, görev Afrika kıyılarına yöneldi. Son seçim küçük bir balıkçı köyü olan Assab'a düştü. 15 Kasım 1869'da Sapeto, kendilerini Raheita Sultanları olarak adlandıran İbrahim ve Hassan ibn Ahmed kardeşler ile Assab körfezini almak üzerine bir sözleşme imzaladı.

İtalyan Hükümeti'nin Katılımı ve İngiliz Desteği

İtalyan hükümeti sömürge yolculuğuna doğrudan katılmak istemedi. Hem Başbakan Menabrea hem de halefi Giovanni Lanza (1810-82) daha diğer daha güçlü ülkelerde tepki uyandırmaktan korkuyorlardı. Hükümet, armatör Raffaele Rubattino'ya (1810-1881) başvurarak, özel bir ticari üs yapma bahanesiyle körfezi kendi adına satın almasını istedi. 11 Mart 1870'de Rubattino anlaşmayı imzaladı ve böylece Afrika'daki İtalyan sömürgeciliği başladı. Bunun sonucu olarak Assab 8 yıl boyunca terkedildi, Rubattino'nun üssü korumak için herhangi bir çıkarı yoktu ve 1870'ler boyunca çeşitli hükümetler bu mikro koloni için özel bir kullanım alanı bulamadı. Bu dönemde, Mısır İtalyan müdahalesine karşı kayıtsız kalmadı. Sapeto'nun ayrılmasından birkaç gün sonra, Mısır birlikleri işgali protesto etmek için körfeze girdiler. Rubattino birkez daha Assab ile uğraşmak zorunda kaldı, İtalyan Temsilciler Meclisi'nin deniz yolunun uzatılması projesinin finansa edilmesini reddetmesinin ardından, hükümeti Assab'ın Etiyopya ticaretini orada birleştirmek ve önemli bir limana dönüştürmek için faydalı olabileceğine ikna etmeye çalıştı. Benedetto Cairoli (1825-1889) tarafından yönetilen yeni hükümet Assab'ın yeniden işgali için bir sefer düzenlenmesini teşvik etti. Cairoli Parlamento'yu bilgilendirmek yerine Birleşik Krallık'ın onayını almayı hedefledi. Bir ingiliz savaş gemisi eşliğinde Rubattino Assab'a vardı ve 15 Mart 1880'de yerel sultanla -yine kendi adında- bir anlaşma imzaladı.

Peki neden İngilizler müdahale etti? Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünü baltalayan Berlin Kongresi'nin (1878) ardından İtalyan sömürgeciliği için yeni bir dönem açılmıştı. Bu da Fransızların Akdeniz'deki çabalarını yeniden canlandırmış ve bunu Almanya'nın sömürgeci niyetleri takip etmişti. 1880 boyunca Londra küresel bir güç olarak yükümlülükleri altında ezildiğinden, Afrika Boynuzu'nda Alman ve Fransız girişimlerine karşı kaçınabileceği küçük bir ortağa bel bağlamaya karar vermişti. İşin doğrusu, 10 Mart 1882'de İtalyan hükümetinin Assab'ı devralması ve böylece özel mülkiyet olmaktan çıkıp resmi bir İtalyan mülkü haline gelmesi, İngilizlerin "cömert" onayı sayesinde gerçekleşti. İtalya'nın resmi müdahalesi, çok daha cesur bir sömürge politikasının başlangıcını işaret ediyordu, bu da dönemin uluslararası durumunun bir sonucuydu. 1881'de Fransa, her daim İtalyan sömürge emellerinden biri olmuş olan Tunus'a zorla himaye uyguladı. Sözde "Tunus Tokadı"nın yarattığı hayal kırıklığı, Berlin Konferansı'nın (1884-1885) yönlendirdiği ve "Afrika'nın Paylaşımı"nı hem resmileştiren hem de düzenleyen yeni Avrupa sömürgecilik dalgasıyla birleşerek, İtalya'nın genişlemesini teşvik etti. Ayrıca Mısır, Sudan'daki Mısır hakimiyetini devirmeyi ve ardından Afrika Boynuzu'nu içine alan bir savaş başlatmayı amaçlayan İslamı bir hareketin önderlik ettiği Mehdi Ayaklanmasına (1881-1899) karşı mücadele etmek zorunda olduğu için Afrika Boynuzu ile olan bağlarını gevşetmek zorunda kaldı.

Map of the Italian Empire in 1942
1942'de İtalyan İmparatorluğu Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Etiyopya ile İlk Çatışma

Hala İngilizlerin iyiliğinden faydalanan başbakan Pasquale Stanislao Mancini (1817-1888), 1885'te Kızıldeniz'in kıyısında olan Massawa liman şehrini işgal emri verdi. Gerçekte, Mancini'nin projesi çok daha iddialıydı. Mancini, Kızıldeniz'e İtalyan girişiminin "Akdeniz'in anahtarı" olabileceğine inanıyordu (Mancini,1885): Sudan'da bir İngiliz-İtalyan işbirliği hayali, Mancini'nin Akdeniz'de bir İtalyan-İngiliz iş birliğini genişletmenin ilk adımıydı. Sonraki askeri harekâtın yetersiz sonuçları, operasyonun yararsızlığı nedeniyle Parlamento'da sert bir şekilde eleştirilen Mancini hükümetinin düşmesine neden oldu. Buna rağmen, Afrika'daki İtalyan birlikleri düşmanca bir tutum sergileyerek, komşuları Etiyopya İmparatorluğu tarafından tehdit olarak görülen bir eylemle bir dizi köyü ele geçirdiler.

ERİTRE İSMİ, KIZILDENİZ'İN ESKİ YUNANCA ADI OLAN ERYTHRA'DAN ESİNLENMİŞTİR.

Etiyopya İmparatorluğu'nun sıklıkla bilinen adıyla Habeşistan, İtalya tarafından her daim küçümsenmişti. O dönemde hem Sudan sınırındaki Mehdi Savaşı hem de iç karışıklıklarla uğraşan Negus (imparator) IV. Yohannes (1837-89) tarafından yönetiliyordu. İmparatorluğun en önemli vassallarından biri olan Şeva Menelik Kralı (1844-1913), İtalyanlar tarafından Etiyopya içindeki müttefiklerinden biri Negus'un otoritesini ve iç bütünlüğünü sarsabilecek kapasitede görülüyordu.

Buna rağmen, Etiyopya'nın en güçlü askeri liderlerinden biri ve İtalyan birliklerinin saldırıya başladığı vilayetin valisi olan Ras Alula (1847-1897), 27 Ocak 1887'de Dogali'de 500 kişilik bir İtalyan taburuna saldırdı ve onları yok etti. Operasyon tamamen Ras Alula'nın kişisel girişimi olmasına rağmen, İtalya Etiyopya'ya karşı bir askeri harekatla karşılık vermeye karar verdi. 1887’de Alessandro di San Marzano’nun (1830-1906) komutasında 20.000 asker konuşlandırıldı. Bu sırada diplomat Pietro Antonelli (1853-1901), Etiyopya’nın konumunu zayıflatma umuduyla Menelik ile gizli bir tarafsızlık anlaşması imzaladı. Seferberliğe rağmen savaş beklenmedik bir seyir aldı çünkü ordusu İtalyanlarınkinden daha büyük olmasına rağmen Yohannes, Mahdistlerle savaşmak için ordusunu geri çekmeye karar verdi. Ancak bu hamle Yohannes’e hayatına mal oldu; imparator 1889’daki Gallabat Muharebesi’nde öldü.

Negus Menelik II
Negus (imparator) II. Menelik Unknown Photographer (Public Domain)

IV. Yohannes'in ölümü, iki tarafın da iddia ettiği tahta çıkış mücadelesini başlattı. Mangesha Yohannes, ölmekte olan Yohannes tarafından varis olarak gösterilmiş ve Ras Alula tarafından desteklenmişti. Rakip talip ise İtalyanlar tarafından desteklenen ve Etiyopya ileri gelenlerinin çoğunluğunun desteğini alan Menelik'ti. Menelik, mücadeleyi kazandı ve 1889'da taç giydi. İtalya, yeni imparatorla, İtalya ve Etiyopya arasında iyi ilişkileri ve ticareti geliştirmeyi uman Wuchale Antlaşması'nı (1889) imzaladı. Ancak bu antlaşma, iki ülke arasındaki en önemli çatışmalardan birinin sebebini oluşturdu; çünkü İtalyanlar, antlaşmanın Etiyopya üzerinde bir himaye kurduğunu iddia ettiler. Yanlış anlama —kasıtlı olsun ya da olmasın— 17. maddeye dair metnin Amharca ve İtalyanca çevirileri arasındaki farklılıktan kaynaklanıyordu. Bu madde, Etiyopya’nın uluslararası diplomasi amaçları için İtalya’dan yararlanmasına izin veriyordu.

Koloni'nin Doğuşu ve Adwa Savaşı

Bu sırada İtalya başbakanı Francesco Crispi (1818-1901), İtalya’nın büyük güçler arasında daha önemli bir rol üstlenmesini güçlü bir şekilde savundu. Onun etik olmayan dış politikası, artan militarizasyonu sömürgecilik faaliyetleriyle birleştiriyordu. Bu bağlamda Crispi, İtalyan yayılmacılığı için ilk kez bir gerekçe sunan kişiydi. Bu gerekçe yayılmacı politikaların göçle birleştirilmesi gerektiğiydi. Güney İtalyalıların kuzeye kitlesel göçüyle karakterize edilen o yıllarda, Afrika yoksul çiftçiler için alternatif bir toprak kaynağı olabilirdi. Sömürgecilik ile göç arasındaki bu bağ, daha sonra Faşizm tarafından da yeniden ele alındı. Mussolini İtalya için “güneş altında bir yer” arayışını vurguladı. Crispi’ye dönecek olursak, 1890’da Eritre Kolonisi’ni resmen kurdu ve başkent olarak Massawa’yı seçti. Eritre adı, Kızıldeniz’in Antik Yunanca adı olan Erythra’dan esinlenmişti.

Sonuç olarak Menelik, İtalya’nın herhangi bir müdahalesinden kaçınmayı başardı ve 1893’te imparatorluğu üzerindeki İtalyan himaye iddiasını reddetti. İtalyan hâkimiyeti Asmara ve Keren şehirlerine kadar genişlemişti ve etkisi Etiyopya’nın Tigray bölgesine kadar uzanıyordu. Eritre’nin yeni valisi General Baldassarre Orero (1841-1914) Habeşistan’ın zayıflığından o kadar emindi ki, Etiyopya’nın başlıca mezhebi olan Etiyopya Ortodoks Kilisesi için özel bir dini öneme sahip olan Adwa şehrine doğru yürümeye karar verdi. Bu izinsiz girişimi nedeniyle Orero görevden alındı ve yerine önce General Antonio Gandolfi (1835-1902), ardından Crispi’nin yakın dostu Oreste Baratieri (1841-1901) atandı. Ancak Baratieri’nin hırsları elindeki askerlerden çok daha büyüktü. Sınırın ötesine düzenlediği çeşitli askeri seferlerle güçlü komşuyu kışkırttı. Yeni vali, Tigray’ın hızlı bir şekilde işgaliyle Etiyopya İmparatorluğu’nun istikrarını tehdit edebileceğine inanıyordu ve 1895’te işgale başladı. Fakat durum hızla kontrolden çıktı: İtalya ile ittifak yapan Etiyopyalı liderler geri çekildi, askeri komuta kademelerinde büyük bir kargaşa yaşandı ve İtalyan birlikleri ciddi kayıplar vermeye başladı.

ADWA SAVAŞI BİR AVRUPA ORDUSUNUN AFRİKA'DA YAŞADIĞI EN BÜYÜK YENİLGİYDİ.

1 Mart 1896'da akıl almaz bir şey gerçekleşti: Adwa Muharebesi'nde İtalyan birlikleri yaklaşık 6000 ölü ve 3000'den fazla esirle çok büyük bir yenilgi aldı. Bu, sömürgecilik tarihinde bir Avrupa ordusunun yaşadığı en kötü yenilgiydi. Bunu siyasi bir deprem izledi: Crispi'nin kabinesi çöktü ve Etiyopya, Afrikalılar ve genel olarak siyahlar için sembol haline gelen bir savaşın ardından onlarca yıl süren tam egemenliğini güvence altına aldı. Savaş aynı zamanda İtalya için kolektif bir travmaya dönüştü ve 1935'te faşistlerin Etiyopya'yı işgaliyle doruğa ulaşan rövanşist duyguların yolunu açtı.

Koloninin Yönetimi

Eritre kolonisi adeta bir sömürge ücra köşesi haline geldi. Koloni, İtalyanların Eritre’yi unutmalarını sağlamak gibi kesin bir görevle ilk sivil vali olan Ferdinando Martini’ye (1841-1928) verildi. Bu geri plana atılmaya rağmen Martini, 1898’den itibaren koloniyi yeniden inşa etmeye başladı. Eritre için ilk Ordinamento’yu, yani askeri gücü sivil otoriteye tabi kılan bir kanun kitabını hazırladı, yıllık bütçe düzenledi ve kolonide altyapı yatırımlarını başlatmaya çalıştı fakat bunda pek başarı sağlayamadı. Eritre’ye yönelik genel ilgisizliğin gölgesinde, valilerin kişilikleri ön plana çıkmaya başladı. Kendini koloniyle öylesine özdeşleştirmişti ki “Ben koloniyim” (Martini, 328) diye yazan Martini’nin paternalist yönetimi, sömürge halkıyla olan ilişkiyi değiştirmedi; kendisine uyum sağlamayanlara karşı demir yumruk kullandı. Etiyopya ile ilişkiler ise iyileşti. Etiyopya’nın uluslararası ilişkilerini genişletip iktidarı merkezileştiren Menelik, Martini ile iyi ilişkiler kurdu; Martini, intikam peşinde koşmak yerine Etiyopya’ya karşı iyi komşuluk politikasını tercih etti. Ancak Menelik’in sağlığı kötüleşmekteydi ve birçok ülke onun yakın ölümü sonrasında gergin bir geçişten endişe ediyordu. 1906’da Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa, esasen Etiyopya içindeki nüfuz alanlarını belirleyen Üçlü Antlaşma’yı imzaladılar.

İtalya’da kamuoyunu hazırlamayı ve seferber etmeyi amaçlayan bir sömürgeci lobi gelişmesine rağmen, sonraki yıllarda Eritre’de çok az değişiklik yaşandı. 1911’deki Libya işgali ve Birinci Dünya Savaşı (1914-18), en iyi birliklerin cepheye gönderilmesi ve iş gücü eksikliğinin her türlü altyapı gelişimini engellemesi nedeniyle koloninin gelişimini hatta daha da yavaşlattı. Büyük Savaş’ın ardından İtalya, 1919 Versay Antlaşması ile sömürge tazminatı almayı ummuştu ancak bu beklenti büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Üsluptaki köklü değişim ise Mussolini ile geldi. Mussolini, sömürge meselelerine özel bir önem atfetti. İtalya’yı bir büyük güç olarak sunmaya kararlıydı ve Versay’ın yarattığı aşağılanmanın intikamını almak istiyordu.

Mussolini's Head Sculpture in Adwa
Mussolini'nin Adwa'daki Kafa heykeli Unknown Photographer (Public Domain)

Bu yeni duruş, özellikle 1922’de Faşizmin iktidara gelmesinden bir yıl sonra, 1923’ten itibaren Eritre valisi olan Jacopo Gasparini (1879-1941) gibi sömürge yetkililerini büyük ölçüde cesaretlendirdi. Gasparini, 1918’den beri Yemen’i yöneten ve İngilizlerin Aden üzerindeki himayesine açıkça karşı çıkan İmam Yahya (1869-1949) ile kişisel bir diplomatik girişim yürüttü. Gasparini, İmam’ın sempatisini kazandı ve 1926’da İtalya’yı Yemen’in en önemli siyasi ve ekonomik ortağı haline getiren bir antlaşma imzalamayı başardı. Britanyalılar, İtalya’nın Eritre ve İtalyan silahları satın alarak Arap Yarımadası'nda savaşlar yürüten Yemen'in kıyıları arasında kendi “Süveyş Kanalı”nı oluşturabileceğinden endişe ediyorlardı. Eritre’nin daha özerk bir hale gelerek Kızıldeniz ve Boynuz bölgesinde İtalyan politikalarının yayılma merkezi olması yönündeki planlar ise kısa sürede Roma tarafından durduruldu. Çünkü bu durum, o dönemde Faşist İtalya ile Büyük Britanya arasındaki iyi ilişkileri tehlikeye atabilirdi. Bu noktadan itibaren Eritre’nin rolü tamamen yeniden şekillendi: 1936’da Etiyopya’ya yönelik saldırının başlatılacağı ve ardından işgalin gerçekleştirileceği bir üs haline getirildi.

İtalyan Sömürgeciliği ve Eritre Kimliği

Sömürgeci ile sömürgeleştirilen arasındaki ilişkiyi tanımlayan önemli bir unsur, yerli birliklerin rolüydü. İtalya'nın hizmetindeki Eritreli Ascari birlikleri, Libya, Somali ve Etiyopya'da savaşırken birçok askeri harekâtta temel destek sağladılar. Ancak ordu saflarında yükselmeleri engellendi. 1936'da Etiyopya'nın işgaliyle Eritre, İtalyan Somaliland'ı ile birlikte İtalyan Doğu Afrikası'nın (Africa Orientale Italiana, AOI) bir parçası haline geldi. Mussolini'nin planında Eritre, AOI'nin endüstriyel merkezi olacaktı. 1920'ler ve 1930'lar arasında, İtalyan yerleşimcilerin göçünün artmasıyla kolonide etkileyici bir dönüşüm yaşandı. 1945 yılına gelindiğinde, İtalyan kolonilerinin teslim olmasının ardından Eritre'de yaklaşık 40.000 İtalyan kalmıştı. Eritre'nin şu anki başkenti olan Asmara şehri, 2017 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı ilan edilen Modernist mimari tarzıyla karakterize edilen bir kentleşme ve modernleşme süreciyle "Küçük Roma" olarak yeniden şekillendi.

The Fiat Tagliero Building in Asmara
Asmara'daki Fiat Tagliero Binası David Stanley (CC BY)

Ancak bu İtalya'nın ilk kolonisi, İkinci Dünya Savaşı (1939-45) sırasında Britanyalılar tarafından saldırıya uğrayan ilk yer oldu. 1941’de Keren şehrinin düşmesinin ardından Eritre kısa süre içinde İngiliz birlikleri tarafından işgal edildi; İngilizler burada 1949’a kadar askeri bir yönetim sürdürdü ve ardından 1952’ye kadar BM destekli bir himaye rejimi uygulandı. 1952’de Eritre, Etiyopya’ya devredildi. İtalyan sömürgeciliğinin onlarca yılı, grupları bölen ırkçı politikalar ve Etiyopya ile Eritre arasında yapay bir sınırın yaratılması nedeniyle zor bir bir arada yaşama sürecine yol açtı. İtalyan sömürgeciliğinin, Eritre kimliğinin oluşumu üzerinde şüphesiz etkileri oldu. Federalizasyon girişimi başarısız olunca Eritre, Etiyopya’nın bir eyaleti haline getirildi ve 1960’lardan itibaren bölge, 1991’de Eritre’nin bağımsızlığıyla sonuçlanan sürekli bir savaş haliyle karakterize edildi.

Kaynakça

World History Encyclopedia, Amazon Associate üyesidir ve uygun kitap satın alımlarından komisyon kazanır.

Çevirmen Hakkında

Hamza Kochan
Ben Hamza, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Lisans Tarih bölümünden 2023 yılında mezun oldum ve aktif olarak aynı üniversitede Yüksek Lisans yapmaktayım. İkinci Dünya Savaşı sonrası Türk İtalyan ilişkileri üzerine çalışmaktayım.

Yazar Hakkında

Fabio Sappino
Fabio, London School of Economics'te (LSE) Uluslararası Tarih sahasında doktora öğrencisidir. Şu anda İtalyan kolonyalizminin tarihi ve İtalyan Faşizmi üzerine çalışmaktadır ve bilhassa İslam ile Batı arasındaki münasebetlere ilgi duymaktadır.

Bu Eseri Alıntıla

APA Stili

Sappino, F. (2025, Eylül 08). Eritre'de İtalyan Sömürgeciliği. (H. Kochan, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2695/eritrede-italyan-somurgeciligi/

Chicago Stili

Sappino, Fabio. "Eritre'de İtalyan Sömürgeciliği." Çeviri: Hamza Kochan. World History Encyclopedia, Eylül 08, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2695/eritrede-italyan-somurgeciligi/.

MLA Stili

Sappino, Fabio. "Eritre'de İtalyan Sömürgeciliği." Çeviri: Hamza Kochan. World History Encyclopedia, 08 Eyl 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2695/eritrede-italyan-somurgeciligi/.

Reklamları Kaldır