William Shakespeare'in (h. y. 1564-1616) edebi eserleri, sıklıkla İngiliz dilinin en mühim eserleri arasında kabul edilir. Meşhur oyunlarının yanı sıra, 154 sone de dahil olmak üzere şiirler de yazmıştır. Burada, en bilinen altı Shakespeare sonesinin yanı sıra oyunlarından iki uzun "şarkı" da yer almaktadır.
Arka Plan: Şair Shakespeare
1592 yazında, William Shakespeare henüz Londra'ya yeni gelmişken ve oyun yazarı olarak kendini henüz ispatlamamışken, şehri kasıp kavuran bir veba salgını, salgın hafifleyene kadar tiyatroların kapanmasına sebep oldu. Yeni bir gelir kaynağına ihtiyaç duyan Shakespeare, şiir yazmaya yöneldi; akademisyen Catherine Bates'in açıkladığı gibi, "seçkin ve iyi yazılmış bir şiir -eğer zengin bir haminin dikkatini çekerse- şans ve beceriyle yazarını maddi durumu iyi olan birinin dikkatini çekip onu mükafatlandırabilir" (Kinney, 413). Nitekim Shakespeare, Venüs ve Adonis (1593) adlı şiiriyle Southampton Kontu'nun himayesini kazanarak şairlik kariyerine adım attı. Venüs ve Adonis zamanında inanılmaz derecede başarılı olsa da, Shakespeare'in bugün en çok bilinen şiiri şüphesiz soneleridir.
Shakespeare'in bazı sonelerinin 1590'ların sonlarında arkadaşları arasında dolaştığına dair deliller olsa da, çoğunun tam olarak ne zaman yazıldığı belirsizdir. 1609'da Shakespeare'in 154 sonesi, Londralı matbaacı Thomas Thorpe tarafından tek bir quarto ciltte neşredildi. Thorpe'un bazen kendisine ait olmayan materyalleri yayınladığı biliniyordu ve bu da akademisyenleri, sonelerin neşir sırasının Shakespeare'in hedeflediği sıra olup olmadığı veya Shakespeare'in sonelerin neşredilmesini hiç planlayıp planlamadığı hususunda şüpheye düşürdü. Soneler arasında, "bu büyüleyici sonelerin tek yaratıcısı" olarak tanımlanan "Bay W. H."ye bir ithaf da yer alıyor. Edebiyat bilginleri, Southampton Kontu ve Pembroke Kontu da dahil olmak üzere birçok namzetin öne sürülmesiyle, bu esrarlı "Bay W. H."nin hüviyetini uzun zamandır münakaşa ediyor. Shakespeare'in soneleri neşredildiğinde, bu şiir tarzının modası geçmişti. Bates'in de belirttiği gibi, "I. James'in saltanatının ilk on yılı açısından [soneler] tuhaf bir Elizabeth çağı kalıntısı gibi görünüyordu" (Kinney, 426). On yıllar alacaktı, ancak Shakespeare'in soneleri sonunda en popüler eseri haline gelecek ve en bilinen oyunlarından bile daha çok satacaktı.
Sone Yapısı ve Mevzuları
Sone, 13. yüzyıl İtalya'sına dayanan en eski ve en katı şiir tarzlarından biridir; aslında sone kelimesi İtalyanca sonetto veya "küçük şarkı" kelimesinden türemiştir. İlk olarak Giacomo da Lentini tarafından Palermo şehrindeki sarayda kullanılmıştır; ancak Shakespeare öncesi sone yazarlarının en meşhuru şüphesiz Petrarca'ydı. Petrarca'nın sone versiyonu - Petrarca'nın sonesi olarak adlandırılır - 14 dizelik iambik beşli ölçü ve şu kalıbı izleyen bir kafiye şeması gerektirir: ABBA ABBA CDECDE (Shakespeare bu kafiye şemasını ABAB CDCD EFEF GG olarak değiştirirdi). Soneler ayrıca, şiiri umumiyetle "teklif" ve "çözüm" olarak adlandırılan iki kısma ayıran bir volta veya dönüş içerir. Sonenin ilk bölümünü oluşturan "teklif"te bir sorun veya soru ortaya konur. Volta, anlatıcının düşüncesinde bir dönüm noktası oluşturarak, sonenin ikinci kısmı olan ve ele alınan mevzuya bir çözüm veya yeni bir bakış açısı getiren "çözüm"e yol açar. Ortaçağ edebiyatında, klasik Petrarchan soneleri bir oktav (ilk sekiz mısra) ve bir sestet (son altı dize) olmak üzere ikiye ayrılır. Ancak Shakespeare, sonelerini farklı bir şekilde düzenleyerek üç dörtlük (dört mısralık kıtalar) ve ardından bir beyit kullanır.
Shakespeare'in 154 sonesi, ele aldıkları farklı mevzulara göre kabaca üç gruba ayrılabilir. Kahir ekseriyeti -1-126 arası soneler- anlatıcı tarafından dost canlısı, hayranlık dolu ve zaman zaman homoerotik bir şekilde görülen güzel ve bencil bir genç adam olan "Güzel Genç"e hitap eder. "Güzel Genç"in hüviyeti de de akademisyenler arasında münakaşa edilmiş ve Southampton Kontu bir kere daha önde gelen namzetlerden biri olmuştur; Oscar Wilde gibi yazarlar, "Güzel Genç"in Shakespeare'in oyunlarında sıklıkla kadın rollerini oynayan yakışıklı genç William Hughes olup olamayacağına dair spekülasyon yapmışlardır. 127-152 arasındaki soneler "Esmer Kadın"a hitap eder ve önceki gruptan daha açık bir şekilde erotiktir. "Güzel Genç"te olduğu gibi, gerçek bir "Esmer Kadın"ın kimliği de münakaşa edilmiş ve birkaç namzet ortaya atılmıştır. İngiltere'nin ilk profesyonel kadın şairi olarak kabul edilen Emilia Lanier, "Esmer Kadın"ın ilham kaynağı olarak en popüler namzetlerden biridir. Bates'in de belirttiği gibi, son iki sone "Aşk Tanrısı hakkında cesur mitolojik masallar" içerir ve "Yunan şair Anacreon'un üslubuna dayanır" (Kinney, 426).
(Not: Aşağıdaki sone ve şarkıların metinleri, Fear No More şarkısı hariç, Talat Sait Halman'ın William Sheakspeare: Soneler (İngilizce-Türkçe) (İş Bankası Kültür Yayınları) adlı eserinden ve Sevgi Sanlı'nın Twelfth Night tercümesinden (İş Bankası Kültür Yayınları) alınmıştır.)
18. Sone
Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
19. Sone
Aslanın pençesini körlet, Zaman ejderi,
Doyur dünyayı kendi yavrusunun canıyla;
Kaplanın çenesinden sök o keskin dişleri,
Alevlerden dirilen ankayı yak kanıyla;İstersen kasırga ol, şen mevsimleri karart,
Rüzgâr kanatlı Zaman; yap aklına eseni,
İstersen dünyayı yık, güzel yüzleri sarart,
Ama en kalleş suçtan alıkoyarım seni:Sevgilimin yüzünü saatlerinle oyma,
Köhne kalemin onu boğmamalı çizgiye;
Sakın sürüp giderken çirkin izini koyma
Sonraki insanlara güzellik kalsın diye.Geçkin Zaman, yapsan da en şom kötülükleri,
Şiirimde sevgilim sonsuz yaşar dipdiri.
29. Sone
Düşünce insanların ve kaderin gözünden
Aforozlular gibi, yapayalnız ağlarım;
İrkilir sağır gökler çığlıklarım yüzünden,
Bahtıma lânet okur, yüreğimi dağlarım;
Talihi yâver giden herkese gıpta eder,
Şu denli güzel olsam, dostlarım olsa derim;
Şunda sanata, bunda dehâya içim gider,
Oysa solda sıfırdır yapmak istediklerim;
Kendimden iğrenirken aklım sana doğrulup
Gönlüm kara dünyayı gerilerde bırakır,
Gün doğarken yükselen bir tarla kuşu olup
Cennet kapılarında kutsal ezgiler şakır;
Öyle bir servettir ki sevgini anmak bile,
Sultanlarla yer değiş deseler de nafile.
53. Sone
Sen neden yapılmışsın, varlığının özü ne?
Sayısız garip gölge, el pençe divan sana.
Herkes tek bir kez yansır, herkeste tek bir gölge;
Tek olan senden düşer her gölge dört bir yana.Besbelli, sana desem gel, Adonis' i anlat:
O senin sahte resmin, salt kötü bir taklidin...
Helena'nın yüzünde her güzellik bir sanat
Ve sen Yunan giysili bir yeni şahesersin.Dile getir ilkyazı, hasadın bolluğunu,
Sendeki güzelliğin gölgesi olur biri,
Öteki isbat eder ne cömert olduğunu -
Ve biz sende buluruz tüm kutsal biçimleri.Senden bir payı vardır tüm dış güzelliklerin;
Gönül sadakatinde yoktur eşin, benzerin.
130. Sone
Sevgilimin gözleri değil güneşin dengi,
Mercan daha kırmızı onun dudaklarından;
Kar beyaz da ne diye onun göğsü külrengi,
Saçlar simse fışkırmış kara simler başından.Ben güller görmüşümdür yarı pembe yarı ak,
Onun yanaklarında öyle güller ne arar;
Cana can katar nice kokuları koklamak,
Sevgilimin soluğu güzel kokmaz o kadarMusikî gibi gelir sözleri kulağıma,
Yine de musikînin kat kat büyüktür tadı;
Tanrıça nasıl yürür görmemişimdir ama,
Sevgilim yürüyüp de gök katına çıkmadı:Şu var ki ozanların boş lâfına karnı tok,
Yoksa Tanrı bilir ya, sevgilimin eşi yok.
144. Sone
Biri huzur, biri dert, iki sevgim var benim,
İki görüntü gibi hep gönlümü çelerler:
Sarışın bir erkektir benim iyi meleğim,
Kötü ruh bir kadındır, kapkaranlık bir esmer.Dişi cin cehennemde beni yok etmek ister,
Meleğimi gönlümden ayartmağa çalışır,
Onun saf varlığını pis kibriyle büyüler,
Kutsal ruhuşeytana çevirmeye kalkışır.Benim iyi meleğim iblisçe kudurunca
Dosdoğru bilemem de kuşkulara düşerim:
İkisi benden ayrı sıkı dostluk kurunca
Melek, dişi şeytanın cehenneminde derim;Dertliyim bilemeden kuşkuyla yaşamaktan,
Sonunda meleğimi yakacak dişi şeytan.
Şarkı: The Wind and the Rain (Rüzgâr ve Yağmur) (from Twelfth Night)
Bacak kadar çocukken ben,
Esti rüzgâr, indi yağmur
Her gün hiç aman vermeden,
Yel üfürdü, su götürdü.
Büyüdük de adam olduk,
Haydutlara karşı durduk,
Kapılara sürgü vurduk,
Kime göz açtırdı yağmur!
Er geç ben de yuva kurdum,
Var mı yan bakan diyordum
Kabadayılık taslarken,
Göklerin dibi delindi.
Islanmışım ben a dostlar,
Ta iliklerime kadar.
Beni meyhane paklar,
Karım bir güzel pataklar.
Bu dünya yaratılırken,
Yeller azmış, sular basmış.
Sona erdi oyunumuz,
Bekleriz sellice alkış.
Song: Fear No More (Korkma Artık) (from Cymbeline)
Korkma artık güneşin sıcaklığından;
Ne de öfkesinden hiddetli kışın,
Sen tamamladın dünyevi vazifeni,
Eve gittin ve aldın ücretini;
Altın delikanlılar ve kızların hepsi,
Toprağa dönecek, bacacı gibi.
Korkma artık büyüklerin kaş çatmasından,
Aştın zorbanın darbesini:
Giyinmek ve yemek için artık endişelenme;
Senin için kamış da aynı meşe de:
Asa, tahsil, tıp, hepsi de,
Toprağa dönecek, bunu takip ederek.
Korkma artık şimşekten,
Ne de korkunç gök gürültüsünden;
Korkma iftiradan, aceleci kınamadan;
Sen bitirdin sevinci ve inlemeyi;
Bütün genç aşıklar, bütün sevdalılar,
Toprağa dönecek ve teslim olacak sana .
Hiçbir şeytan çıkarıcı sana zarar vermesin!
Ne de hiçbir sihir seni büyülemesin!
Yatıştırılmamış hayalet seni terk etsin!
Hiçbir kötü şey sana yakın gelmesin!
Sessiz bir sonun olsun;
Ve mezarında şanın olsun!

