Washington Yangını

Harrison W. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Washington'un (24 Ağustos 1814) İngiliz kuvvetlerince yakılması, 1812 Savaşı ve ABD tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. ABD askeri kaynaklarını Kanada'dan çekmeyi uman İngilizler, Chesapeake Körfezi'ne çıktı, Bladensburg'da bir Amerikan kuvvetini yendi ve ardından Washington, D.C.'ye doğru ilerleyerek Kongre Binası ve Beyaz Saray'ı yaktı.

Burning of Washington, D.C.
Washington D.C'nin Yanması Paul M. Rapin de Thoyras (Public Domain)

Arka Plan

1814 yazında, 1812 İngiliz-Amerikan Savaşı, tatmin edici bir son görünmeden üçüncü senesine girdi. Harp, Kraliyet Donanması'nın açık denizlerde Amerikan denizcilerini zorla çalıştırması ve İngiltere'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne düşman olan yerli Amerikan milletlerden oluşan gelişmekte olan bir konfederasyona verdiği desteğe dair bir anlaşmazlık olarak başlamıştı. Ancak artık şartlar bu iki mevzuyu da az çok önemsiz hale getirmişti; İngilizler, ABD ticaret gemilerinin ele geçirilmesine izin veren "Danışma Kararları"nı iptal etmiş, Yerli Amerikan konfederasyonunun lideri Tecumseh öldürülmüş ve bu vaziyet, İngiliz destekli müstakil bir Yerli Amerikan devleti için bütün ümitlere sona erdirmişti. Buna rağmen, çatışma maksatsızca devam etti. Diplomatlar barış müzakereleri için Flaman kenti Gent'te (bugünkü Belçika sınırları içinde) yavaş yavaş toplanırken, bir ABD ordusu Kanada'ya geçti ve savaşın en kanlı çatışmalarından bazılarına yol açtı: Lundy's Lane Muharebesi (25 Temmuz 1814) ve Fort Erie Muhasarası (4 Ağustos - 21 Eylül 1814).

ABD başKENTİNİN düşüşünün AmeRİkalı YURTTaşlar üzeRİnde büyük BİR pSİKOLOJİk TESİR yaratması bekleNİyordu.

İngilizler, Amerikan topraklarında bir yere saldırarak Amerikan dikkatini Kanada'dan uzaklaştırmaya hevesliydi ve savaşta ilk defa bunu yapacak insan gücüne sahiptiler. Önceki iki senede, İngilizler ve Kanadalılar müdafaada kalmaya mecbur kalmıştı, zira İngiliz askeri kaynaklarının büyük kısmı Napolyon Bonapart ordularıyla savaşan Avrupa'da sıkışmıştı. Mamafih Nisan 1814'te Napolyon nihayet tahttan feragat etti ve Elba Adası'na sürgüne gönderildi; bu da savaşta sertleşmiş binlerce İngiliz askerinin Kuzey Amerika'ya gönderilmesini sağladı. Bu askerlerin çoğu önce, Koramiral Alexander Cochrane'in ABD kıyılarına saldırmak için bir keşif gezisi tertiplediği Bermuda'ya gönderildi. Cochrane'in birinci gayesi elbette ABD'yi ordusunu Kanada'dan çekmeye zorlamaktı, ancak ikinci maksadı büyük bir Amerikan şehrini veya kasabasını yakarak milli İngiliz şerefini tatmin etmekti. Bu, Yukarı Kanada'nın eyalet başkenti York'ta (bugünkü Toronto) birkaç kamu binasının, York Muharebesi'nden (27 Nisan 1813) sonra Amerikan birlikleri tarafından yakılmasına misilleme vasfını haizdi. Amerikalılar bu yangınların kazara olduğunu iddia etseler de, Amerikan askerlerinin Kanada sınır kasabaları Newark, Port Dover ve St. Davids'i de yakmış olması sebebiyle, kesinlikle hesap vermeleri gereken başka günahları da vardı.

Cochrane, astı Tuğamiral George Cockburn ile görüştükten sonra Chesapeake Körfezi'ne çıkıp Washington, D.C. ve Maryland, Baltimore şehirlerini hedef almaya karar verdi. İlki, nispeten müdafaasız olması ve ABD başkentinin düşüşünün Amerikan vatandaşları üzerinde büyük bir psikolojik tesir yaratması beklenmesi sebebiyle seçildi. İkincisi ise, Baltimore'un mühim bir ticaret merkezi olması ve aynı zamanda birçok Amerikan savaş gemisinin inşa edildiği yer olması nedeniyle belirlendi. Önceki ayları Chesapeake bölgesine baskınlar tertipleyerek geçiren Cockburn, bölgeyi iyi tanıyordu ve Cochrane'e elzem bilgileri sağladı. Her şey hazır olduğunda, İngilizler yelken açtı ve Ağustos ortasında Chesapeake Körfezi'ne ulaştı.

Maryland'in İngilizlerce İstilası

19 Ağustos 1814'te 4.500 İngiliz düzenli askeri Maryland, Benedict'e çıktı. Köylüler kasabayı çoktan boşaltmış, kırmızı ceketliler nakil vasıtalarından inerken onları karşılayacak kimse kalmamıştı. Kanlı Yarımada Savaşı'nın (1807-1814) gazileri olan bu askerler, üç aydan fazla deryada kalmış ve birçoğu hasta, yorgun ve umumen zayıf düşmüştü. Daha da kötüsü, sadece üç küçük sahra topuyla destekleniyorlardı ve hiç süvarileri yoktu. Yine de askerlerin morali, sevgili kumandanları, 47 yaşındaki Tümgeneral Robert Ross tarafından yükseltiliyordu. Wellington Dükü'nün en iyi generallerinden biri olarak kabul edilen Ross, İspanya'daki savaş esnasında adamlarının sevgi ve saygısını kazanmıştı. Şimdi, piyade birliğinin yanında dörtnala giderken, general, onları zafere taşıyacağını bilen adamları tarafından coşkuyla alkışlanıyordu. Ancak İngiliz askerleri yürüyüşlerine devam ettikçe, bu seferi atlatmak için zafer hayallerinden fazlasına ihtiyaç duyduklarını anladılar. Garip bir şekilde hiçbir Yankee mukavemetiyle karşılaşmasalar da, zayıflayan İngiliz birlikleri kısa zamanda kavurucu Maryland yazının kurbanı oldular. Ağır ekipmanları ve üniformaları kısa zamanda dayanılmaz hale geldi ve birkaç adam sıcak çarpmasından yere yığılıp toz içinde kaldı.

Robert Ross
Robert Ross Unknown Artist (Public Domain)

Alışık olmadıkları Maryland kırlarını geçerken, kırmızı ceketliler en azından bir çift Amerikalı gözün nezaretindeydi. Tesirli bir istihbarat sisteminden mahrum olan ABD Dışişleri Bakanı James Monroe, düşman hareketlerini başkana bildirmek için bizzat yola çıkmıştı. Kırmızı çizgi birliklerinin yol boyunca kıvrılarak ilerlemesini güvenli bir mesafeden izliyor ve "umumi kanaat, hedeflerin Washington olduğu yönünde, ancak şu anda bu mevzuda bir fikrim yok" (Feldman, 579) şeklinde rapor veriyordu. Monroe, Georgetown veya Alexandria'nın gerçek hedefleri olabileceğini, ancak Washington'ın daha muhtemel göründüğünü yazmıştı. Bu, başkentin müdafaasıyla mükellef Baltimore savcısı Tuğgeneral William H. Winder için ciddi bir bilgiydi. Winder'ın o esnada sadece 6.000 askeri vardı; bu, kendisine vaat edilen 15.000 askerden çok uzaktı; daha da kötüsü, bunların çoğu iki aydan kısa bir süre önce vazifeye çağrılan talimsiz milislerdi. Monroe, 21 Ağustos'ta İngilizlerin Nottingham kasabasına geldiğini bildirdi. Sekreterlikten izciliğe geçen Monroe, burada mavnalarla Potomac Nehri'nden yukarı doğru ilerleyen ikinci bir İngiliz birliği müfrezesini fark etti. Nitekim Ross'un birlikleri karadan ilerlerken, Cockburn nehir kıyısında ona destek veriyor ve iki yönlü bir taarruz başlatıyordu.

23 Ağustos akşamı, Ross'un yorgun birlikleri Maryland, Upper Marlboro kasabasına ulaştı ve geceyi orada geçirdi. Ross, Cockburn ile görüştükten sonra, ertesi sabah Washington'a doğru son hamleyi yapmaya karar verdi. Amerikalıları, Bladensburg köyünden geçen daha uzun yolu kullanarak şaşırtmayı umuyordu. Böylece, 24 Ağustos 1814'ün kavurucu sabahında, İngilizler öğleden kısa bir süre sonra Bladensburg'a ulaşmadan önce 14 zorlu mil (22 km) yürüdüler. Potomac Nehri üzerindeki tek köprüye yaklaştıklarında, bir savaş hattında dizilmiş Amerikan milis birliklerini zar zor seçebiliyorlardı; bir İngiliz teğmeni, üniforma yerine av ceketi veya cübbe giyen Amerikan birliklerinin sıradan "taşralılara" benzemesine şaşırmıştı (Berton, 753). İlk gelen İngiliz tugayının kumandanı Albay William Thornton da Amerikan birliklerinden pek etkilenmemişti ve ordunun geri kalanının gelmesini beklemeden hücuma geçmeye karar verdi.

Map of the British-American War of 1812
1812 Britanya-Amerika Savaşı Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Bladensburg Muharebesi

General Winder'ın takriven 7.000 adamı vardı ve bunlardan yalnız 1.000'i ABD Ordusu'nun düzenli askerleriydi. İki kaba hat halinde konuşlandırılmışlardı: Keskin nişancılar ve topçular önde, Maryland milis alayları arkadaydı. Bu tertibatlar büyük ölçüde, ordunun kumandasını Winder'dan neredeyse devralmış olan Bakan Monroe'nun eseriydi. Nitekim öğlene doğru, Başkan James Madison da dahil olmak üzere neredeyse bütün riyaset kabinesi, muharebeyi izlemek üzere Bladensburg'un yukarısındaki tepelere varmıştı; kısa boylu ve solgun olan başkan, belinden sarkan iki düello tabancasına rağmen, harp sahasında hiç yersiz görünüyordu. Binaenaleyh, Albay Thornton'ın İngiliz birliklerinden oluşan tugayı, uzaktan flüt ve davul sesleri duyulurken köprüden geçmeye başladığında başkan ve kabinesi oradaydı. Aniden, Amerikan topları ateş açtı ve birkaç İngiliz askerini öldürdü; ancak Wellington ordusunun disiplinli gazileri ilerlemeye devam etti. Thornton'un adamları köprüyü geçip ileri hatlardaki Amerikan keskin nişancılarını püskürttü, ancak Maryland'lilerin ikinci hattı tarafından durduruldular. Maryland'liler bir haykırışla ileri atıldılar ve İngilizleri nehir kıyısına geri püskürttü; bu esnada neredeyse bütün İngiliz subaylarını öldürdü veya yaraladılar.

Battle of Bladensburg
Bladensburg Muharebesi Colonel Charles Waterhouse (Public Domain)

Ross, o zamana kadar ordusunun geri kalanıyla birlikte gelmişti. Kısa zaman önce Cockburn'ün gemilerinden birinden indirilen Congreve roketlerini kurmakta vakit kaybetmedi. Tarihçi Pierre Berton'ın açıkladığı gibi, bu roketler "barutla dolu uzun tüplerdi ve 4 Temmuz havai fişekleriyle aynı prensipte çalışıyorlardı" (758). Her ne kadar isabetsiz olsalar da, ateşlendiklerinde korkunç bir ıslık sesi çıkarıyor ve daha önce hiç böyle bir şey görmemiş Amerikan birliklerinde paniğe yol açıyorlardı. Havada patlayan roketleri görünce dehşete düşen Maryland alayları dağılıp kaçtı ve İngilizlerin köprüden akın etmesine izin verdi. Ricat, milislerin silahlarını bırakıp Washington'a doğru yola koyulmalarıyla bir bozguna dönüştü. Başkan Madison ve kabinesi, Maryland'in küçük kasabası Brookeville'in emniyetine ulaşarak kıl payı kurtuldu. Bladensburg Muharebesi, İngilizler için yaklaşık 64 ölü ve 185 yaralıyla neticelenirken, Amerikalılar takriben 26 ölü, 51 yaralı ve 100 civarında esir verdi. Devrin yazarlarınca "Amerikan ordusuna karşı yapılmış en büyük utanç" (Howe, 64) olarak anılacak olan muharebe, İngilizlerin zaferiyle neticelenmiş ve Washington'a giden yolu tamamen açık bırakmıştı.

Başkentin Yanması

Bladensburg silahlarının akisleri Washington'da duyulmadan önce bile, siviller başkenti boşaltmak için acele ediyordu; çoğu, İngiliz askerlerinden çok, kentin zapt edilmesinin tetikleyebileceği muhtemel bir köle isyanından korkuyordu. At arabaları ve yaya trafiği yolları tıkadığı için, First Lady Dolley Madison, kocasından haber alana kadar Başkanlık Hanesi'nde (o zamanlar Beyaz Saray olarak bilinen yer) kalmayı tercih etti. Kongre yaz tatilinde şehirden uzaktayken ve başkan ile kabinesi harp sahasındayken, Dolley Madison şehirdeki en görünür federal otorite sembolü olmaya devam etti ve güçlü kalması gerektiğini biliyordu. Ancak saat 15:00'te Başkan Madison'dan ayrılmasını emreden bir mektup aldığında tahliye kararı aldı. Ancak o zaman bile, değerli zamanını Başkanlık Hanesi'nden kıymetli eşyaları çıkarmakla geçirdi; bu değerli eşyalar arasında, hizmetçilerinin yardımıyla indirdiği, George Washington'ın Gilbert Stuart portresi de vardı. Ancak o zaman Dolley Madison arabasına binip şehirden ayrıldı.

SADECE 26 SAATLİK İŞGALİ MÜTEAKİBEN, İNGİLİZLER arkalarında KÖZLENMİŞ VE YIKILMIŞ BİR ŞEHİR BIRAKARAK GİTTİLER.

İngiliz birlikleri kısa bir zaman sonra geldi, başlarında General Ross ve Amiral Cockburn zafer kazanmış bir şekilde at sırtındaydı. Şehre girer girmez, sağ taraflarındaki büyük bir tuğla evdeki biri tarafından ateş açıldı; tetikçi dört askeri vurmayı başardı, biri öldürücü oldu, ardından İngilizler kapıyı kırmayı başardı. Askerler daha sonra Congreve roketleriyle binayı hedef aldı ve havaya uçurdu; aynı esnada Amerikalı yıkım ekipleri, tersaneyi düşman eline geçmesin diye ateşe veriyordu. Washington'ın yakılması başlamıştı. İngiliz askerleri daha sonra henüz tamamlanmamış olan Kongre Binası'na yöneldi ve baltalarla saldırarak çerçeveleri, panjurları ve kapıları parçaladılar. Binaya girdikten sonra askerler Temsilciler Meclisi salonuna girdiler ve burada masalar, kâğıtlar ve sehpalar dahil yanıcı her şeyi üst üste yığdılar. Ortaya çıkan şenlik ateşi o kadar sıcaktı ki, "cam eriyor, taşlar çatlıyor, sütunlar kabuklarından sıyrılıyor, mermerler kirece dönüşüyordu" (Berton, 761). Capitol Binası alevler içindeyken, İngiliz askerleri Hazine binasına doğru ilerlediler ve terk edilmiş Başkanlık Hanesi'ne doğru yola çıkmadan önce onu da ateşe verdiler.

Burada, Bladensburg'da açıkça bir Amerikan zaferi beklentisiyle 40 kişilik bir masa kurdu. Subaylar gülerek, kendilerine başkanın yemeğini ikram etmek için durdu ve Amiral Cockburn'ün Madison için alaycı bir şekilde kullandığı "Jemmy'nin sağlığına" kadeh kaldırdı. Ardından, Başkanlık Hanesi de ateşe verildi. O akşam, ani bir sağanak yağmur alevleri söndürerek şehrin diğer bölgelerine sirayet etmesine mani oldu. Ancak İngilizler henüz işlerini bitirmemişlerdi. Cockburn, National Intelligencer'ın matbaasına doğru ilerlerken, daha fazla kamu binası ateşe verildi. Intelligencer, amiralin kendisiyle ve gazetelerine yaptığı baskınlarla sık sık alay ettiği için, amiralin şahsi bir hesabı vardı; buna misilleme olarak Cockburn, adamlarına "alçaklar artık adımı kötüye kullanamasınlar" diye bütün "C" tipi gazetelerini imha etmelerini emretti (Berton, 762). General Ross ise, önceki geceki yangınlardaki rolünden, bilhassa da Kongre Kütüphanesi'nin (Library of Congress) yanmasına izin verdiği için pişmanlık duyuyor gibiydi. Dolley Madison geride kalsaydı, Başkanlık Hanesi'nin yanmasına da izin vermezdi. Bir mahalli sakine, "ne edebiyatçılara ne de kadınlara karşı savaş açtığını" söylemişti (age).

The Ruins of the President's House
Başkan'ın Hanesi'nin Kalıntıları George Munger (Public Domain)

Bu arada fırtına şiddetlendi ve sonunda şehri yerle bir eden bir kasırgaya yol açarak hasarı artırdı. Kasırga bir noktada hızlanıp iki top fırlattı ve İngiliz askerleri ile Amerikalı sivilleri öldürüp yaraladı. Cockburn ve Ross da tam bu sıralarda ayrılmaya karar verdiler; sonuçta başkenti işgal etmek için değil, sadece yakmak için gelmişlerdi ve şimdi ikinci hedefleri olan Baltimore'a gitmeleri gerekiyordu. Böylece, yalnızca 26 saatlik işgalin ardından İngilizler, arkalarında kömürleşmiş ve harap bir şehir bırakarak gittiler.

Sonrası

Amerikan Devrimi esnasında Philadelphia'nın işgali gibi, Washington'un zaptı da İngilizlerin beklediği moral bozucu psikolojik etkiyi yaratmadı. Aslında, mahalli halkı İngiliz işgalcilere karşı harekete geçirdi. Washington'dan ayrıldıktan sonra İngilizler Baltimore'a ilerledi, ancak Fort McHenry'deki Amerikan garnizonunun ateşli müdafaası sayesinde şehri alamadılar; 13 Eylül gecesi İngilizlerin kaleyi bombalaması, bir müşahit olan avukat Francis Scott Key'e Star Spangled Banner'ı yazması için ilham verdi. İngilizlerin Baltimore'u alamaması, savaşın başlarında bir Amerikan keskin nişancısı tarafından katledilen General Ross'un ölümüyle birleşti. Moralleri bozulmuş, ancak vazifelerinin çoğunu tamamlamış olan İngilizler, gemilerine geri döndü ve Chesapeake'ten ayrıldı.

Washington'un ele geçirilmesinin hemen ardından, insanlar terk edilmiş binaları yağmalamaya başlayınca kanunsuzluk hüküm sürmeye başladı; bu davranıştan tiksinen bir gazete, yağmacılardan "umumi sıkıntıdan çıkar sağlayan kasabanın düzenbaz sefiller"i olarak bahsetti (Howe, 65). Lakin Madison idaresi yavaş yavaş başkente geri döndü ve Başkan, Başkanlık Hanesi ve diğer kamu binaları yeniden inşa edilirken Sekizgen Ev'de ikamet etmeye başladı. Felaketin mesulünü arayan Madison ve müttefikleri, Savaş Bakanı John Armstrong Jr.'ı başkente bir İngiliz taarruzu ihtimalini göz ardı etmekle ve şehrin müdafaasını hazırlamamakla suçladı; Armstrong'un istifasını aldıktan sonra Madison, Monroe'ya mevcut dışişleri bakanlığı vazifelerine ilaveten Savaş Bakanlığı'nı da emanet etti. 1815'in başlarında, başkentin Philadelphia'ya geri taşınması teklifi Kongre'de reddedildi ve Washington, D.C.'nin yeniden inşası için çalışmalar başladı. Bu, Monroe'nun riyaset zamanı boyunca devam edevek uzun bir süreç olacak, ancak sonunda tamamlanacaktı. Yeniden inşa edilen Beyaz Saray ve Kongre Binası, ABD başkentine ulaştığında artık anlamsız hale gelen 1812 Savaşı'nın izlerini örtecekti.

Sorular & Cevaplar

İngilizler Washington'u neden yaktı?

İngilizler, hem ABD askeri kaynaklarını Kanada'dan uzaklaştırma hem de 1812 Savaşı'nda Amerikalılarca yakılan birkaç Kanada kasabasına misilleme gayesiyle Washington'u yaktı.

İngilizler Washington D.C.'yi ne kadar zaman boyunca işgal etti?

İngilizler, 24-25 Ağustos 1814'te Washington D.C.'yi yalnızca 26 saat işgal edebildi.

Washington'un İngilizlerce yakılmasına kim öncülük etti?

Washington'u yakan İngiliz birlikleri, Koramiral Alexander Cochrane liderliğindeki bir keşif heyetinin parçasıydı; birliklerin başında ise Tümamiral George Cockburn ve Tümgeneral Robert Ross bulunuyordu.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Harrison W. Mark
Harrison Mark, Tarih ve Siyaset Bilimi eğitimini aldığı SUNY Oswego Üniversitesi'nden mezun olmuştur.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2025, Kasım 03). Washington Yangını. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2631/washington-yangini/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "Washington Yangını." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Kasım 03, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2631/washington-yangini/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "Washington Yangını." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 03 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2631/washington-yangini/.

Reklamları Kaldır