Kara Vebaya Karşı Dini Yaklaşımlar

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Münevver Çalışkan tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

MS 1347-1352'de yaşanan Kara Veba, Modern Çağ'da MS 1918-1919 grip salgınına kadar eşi benzeri görülmemiş, Orta Çağ dünyasının en yıkıcı veba salgınıdır. Vebanın nedeni bilinmiyordu ve Orta Çağ'ın genel anlayışına uygun olarak doğaüstü güçlere ve Tanrı'nın iradesi veya gazabına atfediliyordu.

Buna bağlı olarak, insanlar umuda dayalı tedaviler ve tepkiler geliştirmiştir. Bu tepkiler dini inançlar, halk inançları ve batıl fikirler ile tıbbi bilgiler üzerine kuruluydu ve Batı’da Katolik Hristiyanlık, Yakın Doğu’da ise İslam tarafından şekillendirilmişti. Bu tepkiler birçok biçim aldı, ancak genel olarak hastalığın yayılmasını durdurmak veya hasta olanları kurtarmakta hiçbir işe yaramadı. Salgına ilişkin kaydedilmiş tepkiler çoğunlukla Hristiyan ve Müslüman yazarlar tarafından aktarılmıştır; çünkü birçok Avrupa Yahudisi'nin eserleri –ve hatta birçok kişi– Hristiyanlar tarafından, vebanın onların suçu olduğu atfedilerek yakılmıştır, ve bu eserler arasında veba üzerine yazılmış çalışmalar da bulunuyor olabilir.

Tanrı'nın dualara cevap vermediği algısı, Kilisenin gücünün azalmasına ve nihayetinde birleşik bir Hristiyan dünya görüşünün zedelenmesine neden oldu.

Ne kadar Yahudi ya da başkaları öldürülürse de, veba şiddetlendi ve Tanrı inananların dualarına ve yalvarışlarına cevap vermiyordu. Avrupa'da, Tanrı'nın bu dualara cevap vermediği algısı, Orta Çağ Kilisesinin gücünün azalmasına ve Protestan Reformu (MS 1517-1648) sırasında birleşik bir Hristiyan dünya görüşünün zedelenmesine neden oldu. Doğu'da İslam vebadan büyük ölçüde etkilenmemiştir; bunun nedeni, vebayı mağdurlara şehitlik kazandıran bir armağan olarak görmesi ve onları anında cennete taşıması, ayrıca hastalığı kıtlık veya sel gibi katlanılması gereken başka bir sınav olarak değerlendirmesidir.

Batı ve Doğu'daki veba ile ilgili birçok dini fikir benzer olsa da, bu tek fark, İslam toplumunun birliğini korumada önemli bir rol oynamıştır; ancak bu durum, muhtemelen resmî kayıtlara yansıtılanlardan daha yüksek bir ölüm oranına yol açmıştır. Veba etkisini kaybettikten sonra, Doğu ve Batı’da dini tepkilerin, Tanrı’yı yatıştırarak salgını sona erdirdiğine inanılmıştır; ancak Avrupa köklü bir değişim geçirirken, Yakın Doğu aynı şekilde etkilenmemiştir.

Kara Vebanın Kökeni ve Yayılması

Veba Orta Asya'da ortaya çıktı ve İpek Yolu ve Yakın Doğu'daki askerî birlik hareketleri yoluyla yayıldı. Veba hastalığının bilinen ilk salgını, 541-542 yılları arasında meydana gelen Justinianus Vebası’dır. Bu salgın, 541 yılında Konstantinopolis’i etkisi altına almış ve tahminen 50 milyon insanın ölümüne yol açmıştır. Ancak bu salgın, yıllar boyunca Yakın Doğu halklarını etkisi altına almış olan bir hastalığın, batıya ulaşan en uç örneğini temsil etmektedir. Tarihçi Efesli Yuhanna (yaklaşık MS 507 - 588), vebaya bizzat tanıklık eden bir isim olarak, Konstantinopolis halkının salgının kente ulaşmasından iki yıl önce hastalıktan haberdar olduklarını ancak bunun kendilerini ilgilendirmediğini düşünerek hiçbir önlem almadıklarını belirtmektedir.

Konstantinopolis’ten sonra, Doğu’da etkisini yitiren veba, 562 yılında meydana gelen Cezire Salgını ile yeniden ortaya çıktı. Bu salgında Amida kentinde 30.000 kişi yaşamını yitirdi. Hastalık 599-600 yıllarında geri döndüğünde ise çok daha fazla can kaybına neden oldu. Hastalık, Doğu’da uzun süre boyunca aynı döngüyü sürdürdü; sanki yok olmuş gibi görünüp tekrar ortaya çıkıyordu. Bu durum 1218 yılında yeniden ivme kazandı, 1322’de daha da güçlendi ve 1346 yılına gelindiğinde büyük bir salgına dönüştü.

Spread of the Black Death
Vebanın Yayılışı Flappiefh (CC BY-SA)

Bu dönemde, Moğol Hanı Canibek (1342-1357 yılları arasında hüküm sürmüştür), Kırım’daki günümüz Feodosya’sı olan liman kenti Kafa’yı kuşatma altına almıştı. Kent o dönemde Cenevizli İtalyanların kontrolündeydi. Askerleri vebadan ölmeye başladığında, Canibek ölenlerin cesetlerinin mancınıklarla Kafa surlarının üzerinden atılmasını emretti. Bu durum, hastalığın kent savunucuları arasında yayılmasına neden oldu. Cenevizliler gemiyle şehirden kaçtılar ve böylece vebayı Avrupa'ya getirdiler. Marsilya ve Valensiya gibi limanlardan yayılan hastalık, gemilerle teması olan herkes aracılığıyla şehirden şehre taşındı. Hastalığı durdurmanın hiçbir yolu yokmuş gibi görünüyordu.

Hristiyan ve Müslümanların Vebaya Bakış Açısı

Vebaya verilen tepkiler, Batı ve Doğu’daki hâkim dinlerin yanı sıra bölgesel gelenekler ve batıl inançlardan etkilenmiş ve hastalığı açıklamaya yönelik bir anlatı biçiminde şekillenmiştir. Bilim İnsanı Norman F. Cantor'ın yorumları:

Bilimsel yöntem henüz geliştirilmemişti. Orta Çağ’da insanlar bir sorunla karşılaştıklarında çözümü, eşzamanlı (senkronik) değil, tarihsel süreç üzerinden (diyakronik) bir analizle ararlardı. Diyakronik yaklaşım, zaman içinde yatay olarak gelişen tarihsel anlatıdır: “Bana bir hikâye anlat.” Orta Çağ insanları, güçlü tarihsel hayal güçleri sayesinde, bubonik veba salgınının nedenlerini tarihsel süreç üzerinden açıklamada oldukça başarılıydılar. (17)

Dolayısıyla tepkiler, hastalığı açıklamak için oluşturulan dini anlatılara dayanıyordu ve genellikle Orta Çağ Hristiyanlığı ile İslam’ın vebaya ilişkin inançları çerçevesinde üç ana görüşe ayrılmaktaydı. Hatta gözleme dayalı ampirik çalışmalar bile, vebanın bulaşıcı olup olmadığı gibi konularda dini inançlardan etkileniyordu.

Hristiyan Görüşü:

  • Veba, insanlığın günahları nedeniyle Tanrı’nın bir cezası olarak görülüyordu; ancak aynı zamanda “kötü hava”, büyücülük ve sihir ile bireylerin dindarlıkları veya dindarlık eksiklikleri gibi yaşam tercihleri nedeniyle de ortaya çıkabileceğine inanılıyordu.
  • Hristiyanlar – özellikle salgının ilk dönemlerinde – vebanın etkili olduğu bir bölgeden, havası daha iyi ve henüz hastalıktan etkilenmemiş bir bölgeye göç edebiliyorlardı.
  • Veba bulaşıcıydı ve insanlar arasında yayılabiliyordu; ancak kişi dua, tövbe, tılsımlar ve muskalar ile kendini koruyabilirdi.

Müslüman Görüşü:

  • Veba, ruhları anında cennete taşınan inananlar için şehitlik sağlayan Tanrı'nın merhametli bir armağanıydı.
  • Müslümanların, vebanın etkili olduğu bölgelere girmemeleri ve buralardan kaçmamaları; bulundukları yerde kalmaları gerektiğine inanılırdı.
  • Veba bulaşıcı değildi çünkü Tanrı'nın isteğine göre doğrudan Tanrı'nın belirlediği kişilere geldi.

Yine de bunlar, çoğunluğun benimsediği genel görüşlerdir; Avrupa veya Yakın Doğu’daki her din adamı veya sıradan kişiler bu görüşleri paylaşmamaktaydı. Ancak bu inançlar, inananlar üzerinde o kadar etkiliydi ki, tepkileri yönlendirmiştir ve bu tepkiler – genel olarak – beş ana başlıkta toplanmıştır.

Hıristiyan Tepkisi:

  • Tövbe yürüyüşleri, ayine katılma, oruç tutma, dua etme, muska ve tılsım kullanımı
  • Kırbaçlama Hareketi
  • Sözde tedaviler ve “kötü havanın” tütsülenmesi
  • Enfekte bölgelerden kaçış
  • Marjinal topluluklara, özellikle Yahudilere yönelik zulüm

Müslümanların Tepkisi:

  • Camilerde dua ve yakarış, tören yürüyüşleri, toplu cenazeler, vaazlar, oruç tutma
  • Doğaüstü görüşlere, alametlere ve mucizelere olan inancın artması
  • Tedavi olarak kullanılan büyü, muska ve tılsımlar
  • Enfekte bölgelerden kaçış
  • Marjinalleşmiş topluluklara zulüm yok, Yahudi doktorlara saygı

Detaylı Hristiyan Yanıtı

Veba, Tanrı tarafından bir ceza olarak gönderilmiş kabul edildiğinden, onu sona erdirmenin tek yolu, kişinin kendi günah ve suçlarını itiraf etmesi, tövbe etmesi ve Tanrı’ya yeniden bağlılık göstermesiydi. Bu amaçla, törenler belirli bir noktadan – örneğin kasaba meydanı veya belirli bir kapıdan – genellikle Meryem Ana'ya adanmış kiliseye veya bir tapınağa kadar şehirlerin içinden geçerdi. Katılımcılar oruç tutar, dua eder ve onları güvende tutmak için muska veya tılsım satın alırlardı. Avrupalı Hıristiyanlar vebanın bulaşıcı olduğunu anladıktan sonra bile, bu yürüyüşler ve toplantılar devam etti çünkü Tanrı'nın gazabını dindirmenin başka yolu yok gibiydi.

Kamçılılar, kendi günahları ve insanlığın günahları için şehirlerden kasabalara, köylerden taşra bölgelerine dolaşarak kendilerini kırbaçlayan tutkulu bir Hristiyan grubuydu.

Ancak veba şiddetlendikçe ve geleneksel dini tepkiler başarısız olduğunda, Kırbaçlama Hareketi MS 1348'de Avusturya'da (muhtemelen Macaristan'da da) ortaya çıktı ve MS 1349'da Almanya ve Flanders'a yayıldı. Kamçılılar, bir “Usta” önderliğinde, kendi günahları ve insanlığın günahları için şehirden kasabaya, köylerden taşraya dolaşan, kendilerini kamçılayan, tövbe coşkusuyla yere kapanan ve toplulukları Yahudiler, Çingeneler ve diğer azınlık gruplar üzerinde zulüm ve katliama yönlendiren tutkulu Hristiyan bir gruptu. Papa VI. Klemens (1291-1352) tarafından etkisiz, düzen bozucu ve huzursuz edici oldukları gerekçesiyle yasaklandılar.

Tedaviler de sıklıkla dini inançlara dayanıyordu; örneğin, bir yılanın (Şeytan ile ilişkilendirilen) öldürülüp parçalanması ve bu parçaların vücuda sürülmesi, hastalığın “kötülüğünün” ölü yılanın “kötülüğüne” çekileceğine inanılarak uygulanıyordu. Tek boynuzlu at boynuzundan yapılan iksirleri içmek de etkili kabul ediliyordu; çünkü tek boynuzlu at, Hristiyanlık ve saflıkla ilişkilendiriliyordu.

“Kötü hava”, genellikle gezegenlerin hizalanması veya doğaüstü güçler (çoğunlukla şeytani) sonucu oluştuğuna inanılırdı. Bu kötü hava, tütsü veya yanmakta olan samanla evlerden uzaklaştırılır, ayrıca insanlar üzerinde çiçekler veya hoş kokulu otlar taşınırdı. Bu uygulama, çocuk tekerlemesi *“Ring Around the Rosie”*da da anılmaktadır. Ayrıca, insanlar kendilerini tütsülemek amacıyla sıcak bir ateşin ya da lağım atıkları için kullanılan bir gölet, havuz veya çukurun yanında otururlardı; çünkü vücutta bulunan “kötü havanın”, lağımın kötü havasına çekileceğine inanılıyordu.

Şehirlerde yaşayan insanlar, neredeyse her zaman zengin üst sınıf, kırsaldaki villalarına kaçarak korunmaya çalışırken; yoksul halk ve çiftçiler ise genellikle daha iyi sağlık hizmeti ve yiyecek bulmayı umarak kırsal alanlardan şehirlere göç ediyordu. Vebanın bulaşıcı olduğu anlaşıldıktan sonra bile, insanlar hala karantinaya alınmış şehirleri veya bölgeleri terk etti ve hastalığı daha da yaydı.

Giovanni Boccaccio & Florentines Who Have Fled from the Plague
Salgından Kaçan Giovanni Boccaccio & Florentines Koninklijke Bibliotheek (Public Domain)

Yahudilere Hıristiyan cemaati tarafından yapılan zulümler Kara Veba ile başlamadı ya da orada sona ermedi, ancak Avrupa'da MS 1347-1352 yılları arasında kesinlikle arttı. Bilim insanı Samuel Cohn, jr. şunları belirtti:

İşçiler, zanaatkârlar ve köylülerden oluşan öfkeli kalabalıkların Yahudilerin Kara Veba sırasında yok edilmesinden sorumlu olduğu yönündeki görüş, Orta Çağ kaynaklarından değil, modern tarihçilerin yorumlarından kaynaklanmaktadır. (5)

Buna rağmen, Cohn, “Kara Veba, dünya tarihindeki herhangi bir pandemi veya salgından çok daha korkunç bir biçimde nefret, suçlama ve şiddeti ortaya çıkardı” şeklinde kabul etmektedir (6). Yahudilere karşı gerçekleştirilen katliamların modern tarihçiler tarafından yorumlanmasına dair iddiası bir ölçüde geçerli olsa da, Hristiyan topluluklarının Yahudilere karşı beslediği uzun süreli düşmanlığı tam olarak göz önünde bulundurmadığı görülmektedir. Yahudiler, rutin olarak kuyu zehirlemekle, gizli ayinlerde Hristiyan çocukları öldürmekle ve Hristiyanlara zarar vermek veya onları öldürmek amacıyla çeşitli sihirler yapmakla suçlanıyorlardı. Bilim İnsanı Joshua Trachtenberg bir örnek veriyor:

Kasabalılar, Yahudilerin sınır dışı edilmesini talep ederek, onların toplum için oluşturduğu tehlikenin yalnızca ara sıra işlenen bir çocuk cinayetiyle sınırlı olmadığını ileri sürdüler. Ona göre Yahudiler, elde ettikleri kanı kurutuyor, toz haline getiriyor ve sabahları, yerde ağır bir çiy varken tarlalara serpiştiriyorlardı; ardından üç-dört hafta içinde yarım millik bir yarıçap içinde hem insanlar hem de hayvanlar veba salgınına yakalanıyor, Hristiyanlar ağır şekilde etkilenirken, kurnaz Yahudiler güvenle evlerinde kalıyordu. (144)

MS 1348 yılında, Languedoc ve Katalonya’daki Yahudiler katledilmiş, Savoy’da ise kuyuları zehirlemekle suçlanarak tutuklanmışlardır. 1349 yılında, Almanya ve Fransa’da, ayrıca Papa VI. Clemens tarafından bu tür eylemleri açıkça yasaklayan papalık fermanlarına rağmen başka yerlerde de Yahudiler toplu halde yakılmıştır.

Detaylı Müslüman Yanıtı

Müslümanlar da camilerde toplu halde dua etmek üzere bir araya gelmişlerdir; ancak bu dualar, günahların bağışlanması için edilen tövbe duaları değil, Tanrı’dan vebayı kaldırmasını dilemeye yönelik niyaz dualarıdır. Bilim insanı Michael W. Dols, “İslam teolojisinde aslî günah ve insanın aşılmaz suçu doktrini bulunmamaktadır” (s.10) diye belirtir ve bu nedenle, vebaya verilen dinsel tepkilerin biçimi; bereketli bir hasat, sağlıklı bir doğum veya ticarette başarı için edilen niyazlarla aynı şekilde gerçekleşmiştir. Dols'un ifadesiyle:

Kara Veba’ya karşı Müslüman kent yaşamındaki tepkilerin önemli bir yönü, hastalığın ortadan kalkması için gerçekleştirilen toplu dua etkinlikleriydi. Salgının en şiddetli döneminde Kahire'de camilerde toplanma ve ortak olarak tavsiye edilen duaları okuma emri verildi. Kara Veba döneminde ve sonraki veba salgınlarında şehirlerde oruçlar tutulmuş, dini alaylar (tören alayları) düzenlenmiştir; bu niyaz alayları, yağmur duası için yapılan geleneksel dua biçimini takip etmiştir. (s.12)

Veba döneminde yapılan toplu cenazeler, geleneksel defin törenlerine benzer biçimde düzenlenmişti; ancak bu kez törenlere, Tanrı’dan felaketin sona ermesini dileyen bir hatip de eşlik ediyordu. Yine de ölenlerin günahlarından ya da kimlerin neden öldüğünden hiç söz edilmedi çünkü bütün bunların Allah’ın takdiriyle gerçekleştiğine inanılıyordu.

The Triumph of Death
Ölümün Zaferi Museo del Prado (Public Domain)

Doğaüstü görüler ve işaretlere olan inanç belirgin şekilde artmıştır. Dols, Anadolu’dan Şam’a gelip, Peygamber Muhammed’in kendisine gösterdiği mesajı bir din adamına aktaran bir adam örneğini verir. Peygamber, adama insanlara Kuran’dan Nuh Suresi’ni 3.363 kez okumalarını ve Allah’tan vebayı kaldırmasını dilemelerini iletmesini tavsiye etmiştir. Din adamı, bu ilahi mesajı şehir halkına duyurdu ve insanlar, verilen talimatları yerine getirmek üzere camilerde toplandılar. İnsanlar bir hafta boyunca bu ritüeli gerçekleştirdiler. Dualar edip çok sayıda sığır ve koyun kestiler, etleri ise yoksullara dağıttılar.'' (Dols, s.11). Muhammed’den ilahi mesaj alan bir başka kişi, Peygamber’in kendisine vebayı ortadan kaldıracak bir dua verdiğini iddia etmiştir; bu dua kopyalanarak halka dağıtılmış ve günlük olarak okunması talimatı verilmiştir.

Müslümanların çoğunluğu vebanın Tanrı tarafından gönderildiğine inanırken, onu kötü cinlerin doğaüstü gücüne atfeden birçok kişi vardı. Antik Pers inançlarına göre (MÖ yaklaşık 1500–1000, Zerdüşt’ten önce ve sonra), çeşitli felaketler ve hastalıklar genellikle kötü niyetli tanrı Ahriman’ın veya onun amaçlarını zaman zaman destekleyen ruhların, örneğin cinlerin etkisiyle meydana gelirdi. Bu inanç, halk büyüsünde bir artışa ve kötü ruhları kovmak için muska ve tılsımların kullanılmasına yol açtı. Muska veya tılsım üzerine Tanrı’nın kutsal isimlerinden veya sıfatlarından biri yazılır ve bu nesneye sihirli koruyucu güçler kazandırmak için dualar ve tılsımlar okunurdu.

Mümin bir Müslüman için veba, çokluk ve değişimlerle dolu bu dünyadan, sonsuz ve değişmez ahiret cennetine yönelen merhametli bir kurtuluş olarak görülüyordu.

Avrupa'da olduğu gibi, bunu yapmaya gücü yetenler, enfekte şehirleri kırsal bölgelere bıraktılar ve kırsal topluluklardan insanlar, Avrupalı meslektaşlarıyla aynı nedenlerle şehirlere geldiler. Vebanın bulaşıcı olduğuna inanılmadığı için, insanların bir yerde kalmaları veya başka bir yere gitmeleri için bir neden yoktu; tek kısıtlama, Peygamber Muhammed’in, vebalı bölgelere gitmeyi veya buralardan kaçmayı yasaklayan öğüdü idi. Bu yasağın nedeni bilinmemektedir ve insanlar muhtemelen onu göz ardı etmiştir; çünkü veba Allah’tan ya da bir cin’den gelse de, kişinin Allah’ın takdir ettiği kaderden kaçma gücü yoktu. Mümin bir Müslüman için veba, çokluk ve değişimlerle dolu bu dünyadan, sonsuz ve değişmez ahiret cennetine yönelen merhametli bir kurtuluş olarak görülüyordu; görünüşe göre, yalnızca imanı olmayanlar için bir ceza olarak değerlendirilmekteydi.

Öyle olsa bile, veba yıllarında Yakın Doğu'da Hristiyan, Yahudi veya başka herhangi bir azınlık nüfusuna zulmedildiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Aslında Yahudi hekimler, veba kurbanları için diğerlerinden fazla bir şey yapamasalar da, yüksek bir saygı görmekteydiler.

Sonuç

Veba devam ederken, Avrupa ve Yakın Doğu’daki insanlar dini bağlılıklarını sürdürdüler; veba sona erdikten sonra, bu ibadetlerin Tanrı’yı etkileyerek hastalığı kaldırdığı ve dünyaya normalliği yeniden getirdiği kabul edilmiştir. Buna rağmen, dönemin insanları için Hristiyanlığın tepkisinin yetersiz görünmesi, pek çok kişinin Kilise’nin vizyonunu ve mesajını sorgulamasına ve Hristiyan inancını ve yaşamını farklı bir bakış açısıyla anlamaya yönelmesine neden oldu. Bu ivme sonunda Protestan Reformuna ve Rönesansı özetleyen felsefi paradigmadaki değişime katkıda bulunacaktı.

Bilim insanı Anna Louise DesOrmeaux, dinsel modeldeki değişimin önemli bir yönünün, Hristiyan inancına göre vebanın insanların günahları nedeniyle Tanrı tarafından gönderildiği ve bu durumda insanların yapabileceği tek şeyin “yardımını asla esirgemeyen Tanrı’ya alçakgönüllülükle yönelmek” olduğunu belirtir (s.14). Buna rağmen, dönemin insanları için Tanrı sanki yardımını esirgemiş gibiydi ve bu durum, insanların Kilise’nin otoritesini sorgulamasına yol açtı.

Ancak Yakın Doğu'da böyle dramatik bir değişiklik olmadı ve İslam, vebadan sonra eskisinden çok az anlayış ve riayet farkı ile devam etti. Dols yorumları:

Kara Veba sırasında Hristiyan ve Müslüman toplumların karşılaştırılması, genel toplumsal tepkilerdeki belirgin farklılığa işaret etmektedir… Arapça kaynaklar, Hristiyan Avrupa’sında görülen “olağan dışı toplu psikolojik tepkilerin ve grup zihninin parçalanmasının çarpıcı belirtilerini” belgelememektedir. Avrupa’da Kara Veba’ya karşı duyulan korku ve endişe, Profesör Trevor-Roper’in farklı bir bağlamda adlandırdığı Avrupa’ya özgü bir “korku stereotipini” tetiklemiştir… Peki, benzer olgular Müslümanların Kara Veba’ya tepkilerinde neden görülmemektedir? Klişeler yoktu. Şu anda Müslüman toplumda Kara Vebayı bir kıyametle ilişkilendirebilecek Mesih hareketlerinin ortaya çıktığına dair hiçbir kanıt yoktur. (20)

Dönemin ve sonrasının bazı Hristiyan Avrupalı yazarları, Kara Vebayı “dünyanın sonu” olarak nitelendirirken, Müslüman yazıcılar salgının büyüklüğünü vurgularken daha çok ölü sayısına odaklanırlar; bunu ise, sel veya diğer doğal afetlerdeki ölümlerden söz ettikleri şekilde yaparlar. Kara Veba sonrasında, Avrupa toplumsal, siyasal, dinsel, felsefi, tıbbi ve pek çok başka alanda köklü bir dönüşüm geçirirken, Yakın Doğu’da böyle bir değişim yaşanmamıştır; bunun nedeni ise tamamen aynı olgunun farklı yorumlanışıdır.

Bibliografya

World History Encyclopedia, Amazon Associate üyesidir ve uygun kitap satın alımlarından komisyon kazanır.

Çevirmen Hakkında

Münevver Çalışkan
Türkiye'de yaşıyorum ve Bartın Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü lisans öğrencisiyim. Tarih ve mitler her zaman ilgimi çekmiştir ve bu konularda çeviri yapmak benim için çok zevkli.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Kasım 02). Kara Vebaya Karşı Dini Yaklaşımlar. (M. Çalışkan, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1541/kara-vebaya-karsi-dini-yaklasimlar/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Kara Vebaya Karşı Dini Yaklaşımlar." tarafından çevrildi Münevver Çalışkan. World History Encyclopedia, Kasım 02, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1541/kara-vebaya-karsi-dini-yaklasimlar/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Kara Vebaya Karşı Dini Yaklaşımlar." tarafından çevrildi Münevver Çalışkan. World History Encyclopedia, 02 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1541/kara-vebaya-karsi-dini-yaklasimlar/.

Reklamları Kaldır