Kâğıdın ve matbaanın yaygın kullanımı, antik Çin’i diğer antik kültürlerden ayıran özelliklerdendi. Geleneksel olarak, kâğıdın MS 2. yüzyılın başlarında icat edildiği kabul edilir, ancak bunun çok daha önceye dayandığına dair kanıtlar da vardır. Bambu, ahşap veya ipekten daha ucuz ve kullanışlı bir malzeme olan kâğıt, edebiyatın ve okuryazarlığın yayılmasına katkı sağladı; ancak şapkalardan ambalajlamaya kadar birçok farklı amaçla da kullanıldı. Bu malzeme yüzyıllar içinde daha da inceltilerek geliştirildi, Asya genelinde ticareti yapıldı ve MS 12. yüzyılın başlarından itibaren ilk kâğıt paralarda da kullanıldı.
Kâğıdın İcadı
Çin’de MÖ 2. yüzyıla ait ilkel kâğıt türlerine dair bol arkeolojik kanıt bulunmaktadır; bu kâğıtlar çoğunlukla kenevir kullanılarak yapılmıştır. Bu erken kâğıt formunun icadının, kenevirden yapılmış giysilerin yıkandıktan sonra çok uzun süre suda bekletilmesi sonucu oluşan bir kalıntının preslenerek işe yarar yeni bir malzemeye dönüşmesiyle kazara gerçekleştiği düşünülmektedir. Daha rafine kâğıdın icadı için geleneksel tarih uzun süredir MS 105 olarak kabul edilir. Luoyang’daki İmparatorluk Atölyeleri’nin yöneticisi Cai Lun, bitki liflerini ıslatıp ardından presleyerek ahşap çerçeveler veya elekler üzerinde tabakalar hâlinde kuruttuğu kâğıdı yaratan kişi olarak anılır. Yüzyıllarca yazı yüzeyi olarak kullanılmış hantal bambu veya ahşap şeritler ile pahalı ipekten sonra, yoğun çabalar sonucu nihayet daha hafif ve ucuz bir alternatif olarak kâğıt rulolar bulunmuştur.
Zamanla kâğıt yapmak için farklı liflerle denemeler yapıldı ve bu sayede Han dönemi sonlarına doğru (MÖ 206 - MS 220) kâğıdın kalitesi büyük ölçüde arttı. Pek çok farklı bitkiden, ot saplarından, bitkisel maddelerden, kenevirden, ağaç kabuğundan ve hatta bez parçalarından lifler kullanıldı ve en kaliteli kâğıdı en ucuz malzeme karışımıyla üretmek amacıyla sürekli deneyler yapıldı. Erken dönem kenevir kâğıdının yerini rattan aldı ve 8. yüzyıldan itibaren en yaygın ham madde olarak bambu liflerinin kullanılmaya başlanmasına kadar yüzyıllarca tercih edildi. Rattanın yer değiştirmesinin sebeplerinden biri, kâğıda olan talebin çok fazla olması nedeniyle yavaş büyüyen bu bitkinin Çin’in bazı bölgelerinde neredeyse yok olmasıydı. Bambu, kenevire göre çok daha hızlı büyüdüğü için önemli ölçüde daha ucuz bir seçenekti. Song Hanedanı (960-1279) döneminde kâğıt üretim teknikleri daha da gelişti ve başlıca ham madde artık dut ağacının haşlanmış kabuğu oldu. Çin kâğıdı o kadar yüksek kalitedeydi ki İpek Yolu boyunca yabancı devletlere ticareti yapıldı.
Kâğıt yaprakları her boyutta ve birçok renk tonunda üretilirdi. Malzemeler, teknikler ve tercihler bölgeden bölgeye farklılık gösterse de, bu konuyla ilgili faydalı incelemeler yazılmıştı; en eskisi Su I-chien’e (957-995) aittir. Estetik doku, desen veya renge sahip özel kâğıtlar ise hat sanatı ve resim için ayrılmıştı. Bu kâğıt türleri pirinç, buğday samanı, sandal ağacı kabuğu, hibiskus sapları ve hatta yosun kullanılarak yapılırdı.
Çinliler, ipek üretiminde olduğu gibi, kâğıt yapımı konusundaki bilgilerini de doğal olarak gizli tutarlardı; ancak sırlar nadiren sonsuza dek gizli kalır. Dış dünya, ya da en azından Çin’in batısındaki dünya, kâğıt üretim bilgisini MS 8. yüzyılda (ve hatta muhtemelen daha öncesinde) edinmiştir. Bunun tetikleyicisi, Talas Savaşı sonrasında Arap galipler tarafından esir alınan bir grup kâğıt yapımcısıdır. Çok geçmeden Bağdat önemli bir kâğıt üreticisi haline gelmiş ve Orta Çağ Avrupa’sı da sonunda kendi yüksek kaliteli kâğıdını üretmeye başlamıştır.
Kâğıdın Kullanım Alanları
Kâğıdın icadı, edebiyatın ve okuryazarlığın yayılmasına büyük katkı sağlamış, kitapları daha kullanışlı ve ucuz hale getirmiştir. İmparatorluk akademilerindeki bilim insanlarına her ay hükümet tarafından binlerce yaprak kâğıt verilirdi. Ayrıca, fırça, mürekkep ve kâğıdın birleşimi, resim ve hat sanatını Çin’de sonraki iki bin yıl boyunca en önemli sanat dalları haline getirdi. Blok baskının icadıyla - Kore’de veya Çin’de ve muhtemelen MS 8. yüzyılda - kâğıda olan talep hızla arttı, özellikle Budist alimler ve tapınaklar arasında. MS 10. yüzyılda, Neo-Konfüçyüsçülüğün canlandığı dönemde, Konfüçyüs klasiklerinin basımı büyük bir patlama yaşadı. Hareketli tip baskının 11. veya 12. yüzyılda icadıyla birlikte, kâğıdın kalınlığı artmak zorundaydı çünkü ağır metal harf bloklarına dayanması gerekiyordu; ancak bu iki icat - baskı ve kâğıt - iletişimi devrim niteliğinde değiştirdi ve bilgisayarın ortaya çıkışına kadar bilgi gönderme ve depolama yöntemleri olarak tartışmasız kaldı.
Antik Çin'de kâğıt o kadar değerliydi ki Tang Hanedanı (618-907) döneminde devlete vergi ve haraç ödemelerinde kullanılıyordu. Tang Hanedanı ayrıca kâğıt kullanımında renk kodu uygulamış; beyaz kâğıt yasal belgeler için, sarı kâğıt devlet işleri için ve mavi kâğıt Taoist tapınaklarla iletişimde kullanılırdı.
Yazı ve kitapların yanı sıra, kâğıt Han Hanedanı’ndan itibaren topoğrafik ve askeri haritalar yapmak için de kullanıldı. Makul derecede doğru ölçekte çizilen bu haritalar, yerel özellikleri göstermek için renk kodları ve semboller içeriyor, ayrıca belirli bölgelerin daha büyük ölçekli detaylarını gösteriyordu. Kâğıdın diğer kullanım alanları arasında, tıp malzemeleri gibi hassas eşyaların ambalajlanması ve özellikle çay paketleri için sargı kağıdı olarak kullanılması vardı. Kâğıt, şapka yapımında yaygın olarak kullanıldı; sertleştirildiğinde zırh olarak, inceltildiğinde ise pencere olarak kullanılabilirdi. Ayrıca kâğıt paravanlar, örtüler, perdeler, giysiler ve sonunda para yapımında da kullanıldı.
Kâğıt Para
Ticaretin artmasıyla birlikte, bir malın başka bir mal ile değiş tokuş edildiği takas sistemi, belirli bir emtianın yaygın ödeme şekli haline geldiği bir sisteme dönüştü. Çin’de ipek ruloları veya altın külçeler herhangi bir malın ödemesinde kullanılabiliyordu. Daha küçük işlemler için ise önce alet biçiminde, sonra daha kullanışlı küçük madeni paralar şeklinde metal para kullanıldı. Ticaret ve ticarete katılan kişi sayısı giderek arttıkça, daha pratik bir ödeme yöntemi arandı. Madeni paralarla ilgili bir diğer sorun ise ekonominin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda bakırın sağlanmasının zorluğuydu.
Bir tür kâğıt para ilk olarak Tang Hanedanı döneminde ortaya çıktı. Bu gelişme, tüccarların kâğıt belgelerine güvenmelerinden kaynaklandı. Özellikle Çin’in en çok satan ürünlerinden biri olan çay tüccarları için durum böyleydi. Tüccarlar, değerli külçeleri devlet hazinesine götürüp getirmekten çekindikleri için makbuz kullanmayı tercih ettiler. Bu kâğıt belgeler, tüccarın ödemesini herhangi bir yerel hazine dairesinde yapmasına veya tahsil etmesine olanak sağladığından 'uçan para' olarak adlandırıldı. Bu ilk kâğıt para türü pek başarılı olmadı ve büyük işlemler için tüccarlar hâlâ daha güvenli olduğu için gümüş külçeleri tercih etti. Yine de bu fikir iyiydi ve kâğıt para 11. ve 12. yüzyıllarda yeniden ortaya çıktı.
MS 11. yüzyılda Szechwan eyaletinde ağır demir paraların kullanımı, zenginlerin paralarını daha güvenli olması için devletin depo evlerinde bırakmalarını zorunlu kıldı. Yaklaşık MS 1023 yılında, Song hükümeti, kişilere depo ettikleri parayı göstermek amacıyla kâğıt sertifikalar verdi. Bu sertifikalar, madeni paraların fiziksel olarak taşınması yerine işlemlerde de kullanılabiliyordu. MS 12. yüzyıla gelindiğinde, Çin’in diğer bölgelerindeki tüccarlar da ağır para torbaları yerine daha kullanışlı kâğıt makbuzları tercih ediyorlardı. Bu durum, MS 1120 civarında Çin hükümetinin bu tür makbuzların basımında tekel kurmasıyla kâğıt paranın gelişmesine yol açtı ve böylece dünya üzerindeki ilk banknotlar ortaya çıktı. MS 1260 yılına gelindiğinde ise kâğıt paralar, günümüzde gerçek banknotlar olarak adlandırdığımız hâle geldi - istenildiği kadar saklanabiliyor, ülke genelinde alışverişlerde kullanılabiliyor ve dilediğinde altına veya gümüşe çevrilebiliyordu.
13. yüzyılda Asya’yı gezdikten sonra Venedikli tüccar ve kaşif Marco Polo, Çin kâğıt parası hakkında en erken anlatımlardan birini yapmıştır:
Bu kâğıt paranın bastırılması, gerçek saf altın veya gümüş para basılıyormuş gibi aynı özen ve törenle doğrulanır; çünkü her banknota, özel olarak atanmış birçok görevli yalnızca isimlerini yazmakla kalmaz, aynı zamanda mühürlerini de basarlar; ve tüm yetkililer bu işlemi düzenli olarak tamamladıktan sonra, baş görevli… saklaması için kendisine emanet edilen kraliyet mührünü vermilyon mürekkebine batırarak, kâğıt paraya basar; böylece vermilyonla renklendirilmiş mühür şekli üzerinde belirgin şekilde kalır. (Ebrey, s. 156-157)
Ancak kâğıt paranın hâlâ sorunları vardı. Marco Polo’nun anlattığı önlemlere rağmen, kâğıt para madeni paralar kadar kolay sahtecilik tehdidine maruz kalabiliyordu. En büyük darbe ise yüksek enflasyonla geldi. Enflasyon o kadar yaygındı ki, kâğıt para hızla değersizleşti ve neredeyse tamamen ortadan kayboldu. Ming Hanedanı (1368-1644) döneminde kısa bir süre için yeniden kullanıma girdi, ancak güvenilir banknotların yaygın olarak dolaşıma girmesi ancak 1866 yılında Hong Kong ve Şanghay Bankası tarafından çıkarıldığında mümkün oldu.
