Pleblerin Ayrılma Hareketi

Tarihin En Önemli Çatışmalarından Biri
Harrison W. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Ancient Roman Society and Social Order (by Simeon Netchev, CC BY-NC-ND)
Antik Roma Toplumu ve Sosyal Düzen Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Pleblerin/Halkın Ayrılma Hareketi (seccesio plebis), Roma Cumhuriyeti erken dönem tarihinde bir dizi genel grevi ifade eder. Bu grevlerde plebler (ya da sıradan halk tabakası), yönetici sınıf patrisiyenlerin (soyluların) kendilerine karşı davranışlarını protesto etmek üzere topluca şehri terk edip yakında bulunan Kutsal Dağ’a giderek kamp kurmuşlardı. Roma sosyal sınıfları arasında daha geniş çatışmanın bir parçası olan ve Sınıf Çatışması olarak bilinen bu ayrılma hareketiyle pleblerin daha fazla hak kazanmasını sağlayan çeşitli uzlaşmalar yapılmıştı. MÖ 495-494, MÖ 449 ve MÖ 287 yıllarında olmak üzere üç büyük pleb ayrılma hareketi yaşanmıştı.

Arka Plan

Geleneksel olarak verilen ayrıntıya göre Roma Cumhuriyeti, MÖ 509 yılında, son kralın şehirden kovulmasından sonra kurulmuştur. Ancak görünüşe göre özgürlük tiranlığa karşı zafer kazanmış olsa da, yeni cumhuriyetin her vatandaşı eşit değildi. Eski aristokrat yönetici sınıfı olan patrisiyenler hala hükümeti kontrol ediyor ve siyasi makamda bulunma veya Roma Senatosunda oturma izni olan yegâne kişiler yine onlar oluyorlardı. Buna karşılık, halk tabakası – veya plebler – Roma nüfusunun çoğunluğunu oluşturmasına rağmen neredeyse hiçbir siyasi güce sahip değildi. Bu ilk dönemlerde, pleblerin çoğu çiftçi olarak çalışıyor ve sık sık Roma ordusunda hizmet etmeye ve Roma’yı birçok düşmandan korumak üzere göreve çağırılıyorlardı.

BORÇ DÖNGÜSÜNDEN BIKMIŞ OLAN HALK, SOKAKLARA ÇIKMIŞTI.

Roma, komşu Latin ve Etrüsk kabilelerinin düzenledikleri çok sayıda saldırılara karşı hayatta kalmak amacıyla mücadele ederken, verilecek birçok başka savaş daha vardı. Evleri ve yeni kazanılmış özgürlüklerini savunmaya kararlı vatandaş Romalılar, büyük bir hevesle sabanları bırakmış, kılıçlarını kuşanmış ve savaş alanına yürümüşlerdi. Geri dönenlerin çoğu, tarlalarının savaş sırasında ateşe verildiğini ve artık hiçbir şeyleri kalmadığını görmüşlerdi. Kurtuluş yolu bulmak umuduyla, tefecilere yönelmişlerdi; bu yönelme onları kısır bir borç döngüsüne mahkûm etmişti. Şöyle ki; borçlarını ödeyemeyenler genellikle köleleştirilmişlerdi. Plebler Roma düşmanlarıyla savaşmaya, İtalya tarlaları da savaşla harap olmaya devam ederken, ülkede yaşanan bu sorun daha da ağırlaşmıştı, çünkü iki sosyal sınıf bu yeni toplumda yerlerini bulmak üzere mücadele veriyorlardı.

İlk Ayrılık Haraketi Başlıyor: MÖ 495

Yaşlı bir adam, MÖ 495 yılında, bir gün Roma Formunda belirmeye başlar. Üzerinde yıpranmış kirli elbise vardı ve bu elbisesi “korkunç haldeki solgunluğunu ve zayıflamış bedenini” zar zor ürtüyordu (Livy, 2.23). Saçları ve sakalı uzamış ve de dağınık haldeydi, almış olduğu yara izleri tenini kaplamıştı. Romalılar bu acınası adamı görünce, bazıları şaşkınlıkla onu tanıdıklarını farketmişlerdi: Bu adam, daha önce, asker birliği kahramanlıklarıyla ünlü Roma ordusunda bir subay idi. Savaş kahramanı birinin nasıl bu kadar zor zamanlar geçirdiği sorulduğunda, zavalı adam orduda görev yaparken her şeyini kaybetmiş olduğunu açıklamıştı. Ekinleri yakılmış, klubesi yıkılmış, hayvanları çalınmıştı. Cepheden döndüğü zaman vergilerini ödeyememiş ve borç batağına sürüklenmişti; borç aldığı paranın faizi de yükünü daha da artırmıştı. Şöyle yakınıyordu:

Dedemden ve babamdan bana kalan toprakları ve ardından da diğer mallarımı kaybettim: Yıkım; sahip olduğum her şeye bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldı ve hatta bedenim bile bu yıkımda muaf kalmadı. Çünkü alacaklım en sonunda her şeyimi aldı ve beni köle yaptı, hatta daha da kötüsü, hapse atıldım ve mezbahaya götürüldüm. (Livy, 2.23)

Yaşlı adam hikâyesini bitirdiğinde, köle tacirinin kırbaç darbeleriyle sırtından oluşan yaraları göstermek üzere yırtık gömleğini kaldırdı. Dinleyenlei hem acımaya ve hem de öfke duymaya başlamışlardı; birçoğu ya onun gibi acı çekmiş ya da aynı acıyı çeken birini tanıyordu. Borç yükü döngüsünden bıkmış daha fazla vatandaş sokaklara çıkmaya başlayınca kısa sürede büyük bir kalabalık oluşmuştu. Çok geçmeden, güvenliklerinden kaygı duydukları için az sayıda senatör veya tefeci evlerinden çıkmaya cesaret edebilmişlerdi. Bu sırada, düzeni sağlamak üzere iki konsül Forum’da belirmişlerdi. İlki gururlu bir muhafazakâr Appius Claudius Regillensis idi, diğeri ise meslektaşı Publius Servilius, halka karşı daha sempatik oluyordu. Konsüller, halk kalabalığı dağılırsa Senato’nun toplanıp endişelerini değerlendireceğine söz vermişlerdi. Kalabalığın öfkesinde, senatörlerin gergin bir şekilde olsa da toplanıp seçenekleri tartışmaya yetecek kadar yatışma olmuştu. Senato önünde halka itap eden Senator Appius, aslında her türlü muhalefeti güç kullanarak bastırmaktan yanaydı. Diğer Senatör Servilius ise halkın daha rasyonel akla kulak vereceğine inanıyordu.

Forum Romanum
Roma Forumu wili_hybrid (CC BY-SA)

Ancak bir karara varılmadan, halka hitap etme çabaları endişe verici bir haberle kesilmişti: Düşman şehir Volsci’den bir ordu Roma’ya doğru ilerliyordu. Senator Servilius anında senato binası dışına çıkarak Roma halkına seslenmeya başladı. Şehrin tehlikede olduğunu ilan ederek askerleri düşmana karşı savaşmaya çağırdı. Karşılığında her bir Roma vatandaşının borcu nedeniyle hapse atılmasını yasadışı kılan ve orduda görev yaparken hiçbir askerin malına el konulmayacağı veya satılmayacağına dair bir ferman çıkaracağına söz verdi. İyi niyet göstergesi olarak borç nedeniyle hapse atılanların derhal serbest bırakılması emri verildi. Bu durum, halkı etkilemiş ve birçoğu askeri yemin etmek üzere Forum’da toplanmaya başladı. Senator Servilius daha sonra ordusunu dışarı çıkardı ve Volsci’leri savaşta mağlup ederken, savaşan askerlerin yağma yapmalarına izin verdi.

PLEBLER (HALK), ÖZGÜRLÜKLERİ GÜVENCE ALTINA ALININCAYA KADAR ROMA İÇİN SAVAŞMAYACAKLARINI HAYKIRMIŞLARDI.

Ancak Senatör Appius, meslektaşı Senatör Servilius’un verdiği sözleri yerine getirmeye niyeti yoktu. Halka taviz verilmesi konusuna sadece şiddetle karşı çıkmakla kalmamış, aynı zamanda, meslektaşı konsülü yalancı göstererek itibarsızlaştırmak istiyordu. Senator Appius, ordu dağıldıktan hemen sonra, “borçların tahsil edilmesi için önüne gelen dava dosyalarında herkese mümkün olan en sert kararları almaya” başladı (Livy, 2.26). Savaştan daha yeni dönmüş gaziler toplanıp hapse atıldılar. Kendilerinin ihanete uğradıklarını düşünen halktan asker kalabalığı, yardım için yalvararak Senator Servilius evinin etrafını kuşattı. Ancak Senator Appius neredeyse bütün Senatonun desteğini aldığı için sözü veren Servilius da müdahale edemedi. Kalabalık dağıldı ve her iki konsüle karşı yakıcı bir öfke nefreti beslemeye başladı. Kısa bir süre sonra Senato, hangi konsülün yeni Merkür Tapınağı adanma törenine katılacağına daha karar verememiş ve oylama yapılmak üzere halka sundu. Halk her iki konsülü de onaylamamış ve onların yerine Marcus Laetorius adında bir yüzbaşıyı bu onur için seçti. Plebler (halk), yalancı bir politikacıdan daha ziyade soylu bir askeri onurlandırmayı tercih ettiklerini düşünüyorlardı.

Ardından, Sabinler adıyla anılan bir halk kitlesinin saldırıya hazırlandığı haberi Roma’ya ulaştı. Senato bir kez daha halktan orduya katılmalarını istedi. İhanete uğradığını düşünen halk kesiminden çok azı orduya katıld ve bunun yerine protesto için sokaklara çıkmaya başladı. Senator Appius bu sefer işleri kendi yöntemleriyle yola koyacağı yönünde karar verdi ve “Makamım Senatonun yüceliği için tek başıma ayağa kalkacağım” Livy, 2.27) diye yemin etti. Muhafızlarına, elebaşlarından birini tutuklamaları emrini verdi. Ancak, Forum alanında sürüklenerek götürülen adam halka başvurma hakkını kullandı, Senator Apius bunu reddetmeye meyilli olsa da, diğer patrisiyenler, daha fazla isyan olmasını önlemek amacıyla geri adım atmasına için onu ikna ettiler. Sürüklenerek alınan adam halka başvurmuş ve elbette halk da onun serbest bırakılması için oy vermişti. Halk gizlice Esquiline ve Aventine tepelerinde toplanmaya başlayınca isyanlar yılın geri kalan zamanında da devam etti.

Birinci Ayrılma Hareketi: MÖ 494

İki yeni konsül MÖ 494 yılında seçildiler: Aulus Verginius ve Titus Vetusius. Bazı insanlar bu yeni konsüllerin tutumları konusunda temkinli bir iyimserlik besleseler de, halk direnişi örgütlemek üzere gizli toplantılarına devam etti. Kritik an, konsüllerin Sabinlerle savaşmak için halkı orduya çağırmak üzere Forum’da bir kez daha ortaya çıkmasıyla geldi. Yine çok az insan öne çıkmış, halk, özgürlükleri garanti altına alınıncaya kadar Roma için savaşmayacağını haykırdı. Sonunda, işler o kadar karışmıştı ki, konsüller kalabalığın içine bir muhafız göndererek çetenin liderlerinden birini tutuklamaya çalışmışlardı. Ancak, muhafızlar geri püskürtülmüş ve kalabalık o kadar şiddetle hareket etmişti ki, konsüller Senato binasına geri çekilmişlerdi.

Roman Lictor Carrying Fasces
Roman Lector Taşıma Kılıfları Cesare Vercellio (Public Domain)

Senatörler sonraki birkaç saati ne yapacakları konusunu görüşmek üzere geçirmişlerdi. Appius Claudius’un tasfiyesi üzerine, krizi bir diktatör atayarak çözmeye karar verdiler ve bu göreve Manius Valerius Maximus’u seçtiler. Valerius, igalci Sabinleri yenmeye odaklanması gerektiğini biliyordu ve halkı orduya katılmaya ikna etmek üzere Senator Servilius’un bir yıl önce söz verdiği ferman benzeri bir ferman yayınladı. Çıkarılan bu ferman, pleblere umut vermek için yeterli olmuş ve birçoğu askerlik yemini etmek üzere toplanmıştı. Valerius bu birlikleri savaş alanına sevk etmiş ve düşmanı geri püskürterek bir dizi görkemli zafer kazanmıştı. Roma’nın güvenliği sağlandıktan sonra, Valerius verdiği sözleri yerine getirmek amacıyla Senato’ya giderek borç krizine çözüm yolu bulunmasını istemişti. Ancak Senato, geri adım atmayacak kadar gururlu olduğunu söylemiş ve onunla işbirliği yapmayı reddetmişti. Hayal krıklığına uğrayan ve öfkelenen Valerius, protesto amacıyla diktatörlükten istifa etti. Senato binasından evine doğru yürürken, istifa ederek artık eski bir diktatör olan Valerius çabalarından dolayı halk tarafından alkışlandı.

HALK, ŞEHRİ TERK EDEREK KUTSAL DAĞ’DA KAMP KURMUŞTU.

O gece, plebler ne yapacaklarını belirlemek üzere gizli toplantılarından birini düzenlemişlerdi. Kısaca, Konsülleri öldürmeyi bile düşündüler, ancak bunu yapmak kutsal değerlere saygısızlık olacağı için vazgeçtiler. Seçenekleri tükenmek üzereyken, Lucius Sicinius Vellutus adında pleblerden birisi öne çıkarak pleblerin şehri tamamen terk edip Roma’nın yaklaşık 3 mil mesafede (5 km) Kuzeydoğudaki Kutsal Dağ’a (Mons Sacer) gitmelerini önerdi. Ardından belki de Roma tarihinin en inanılmaz olaylarından biri yaşandı – plebler şehri terk edip dağda kamp kurmuşlardı. Roma’da senato sınıfı paniğe kapıld; kendilerini savunacak plebler olmadan, düşman saldırısına karşı savunmasız kalacaklardı. Senato, pleblerle müzakere etmek için eski bir konsül olan Agrippa Menenius Lanatus’u dağda kurulan kampa gönderdi. İyi bir hatip olan Menenius, onlara şu hikâyeyi anlatarak Roma’ya dönmeleri için yalvardı ve şöyle bir yorum yaptı:

Eskiden, insan vücudu organları şimdiki gibi birbirleriye anlaşmazlık içindeyken, her birinin kendi düşünceleri ve ifade edecek kelimeleri varken, diğer organlar, herhangi bir harekette bulunmayan ve sadece kendisine verilen hoş şeylerin tadını çıkaran organ mide/karın için her şeyi sağlamanın endişe ve zahmetini çekmek zorunda kalmaktan rahatsız oluyorlardı. Bu yüzden, memnun olmayan organlar; elin ağza yiyecek götürmemesi, ağzın kendisine sunulan hiçbir şeyi almaması ve dişlerin çiğnemek için hiçbir şeyi kabul etmemesi için birlikte plan yaptılar. Ama ne yazık ki! Mideye açlıkla boyun eğdirmeye çalışırlarken, kendileri ve bütün vücut eriyip gitmişti (Livy, 2.33).

Toplumun bütün kesimlerinin hayatta kalmak için birlikte çalışması gerektiğini gösterdikten sonra, eski konsül Menenius pleblerle müzakere etmeyi teklif etti. Halkı temsil etmek üzere yeni bir siyasi makam kurulması konusunda anlaşmaya varıldı. “Pleb tribünleri (halkın denetim yapma görevi) olarak bilinen bu yetkili organlar, plebleri patrisiyen sınıfının suiistimallerinden koruyacaktı. Tribünlük makamı kutsal kılındı; yani bir tribüne zarar veren herkes ölüm cezasına çarpıtılacaktı. Bu taviz alındıktan sonra plebler dağdan inip Roma’ya döndüler ve ilk ayrılık hareketi de sona ermiş oldu.

İkinci Ayrılma Hareketi: MÖ 449

Kutsal Dağda varılan uzlaşma gereği, on yıllardan beri toplumsal sınıflar arasında var olan gerilim azalmıştı. Ancak çatışma, MÖ 450 yılında Senatonun şehir için yen bir kanunname hazırlamak üzere on kişiden oluşan bir komisyonun (decemviri) atanmasıyla yeniden alevlenmişti. Komisyon üyelerinin bir yıllık bir süre için görev yapmaları ve bu süre zarfında diğer bütün makam ve yargıçlıkların (pleb tribünü dâhil olmak üzere) askıya alınması gerekiyordu. Decemviri Komisyonu üyeleri, ünlü On İki Levha adlı kanunnameyi tamamlamış, ancak yılsonunda istifa etmeyi reddetmişlerdi. Bu durum, Roma genelinde büyük bir öfkeye yol açmış ve bir zamanlar sürgün edilen kralın hatırlanmasına yol açmıştı. Decemviri Komisyonu, üyelerinden biri olan Appius Claudius'un (eski konsülün torunu ve adaşı) güzel bir pleb kızı Verginia’ya tecavüz etmeye kalkışmasının ardından popülerliğini kaybetmişti.

The Roman Laws of the Twelve Tables, c. 449 BCE
On İki Tablonun Roma Yasaları, c. MÖ 449 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Babasının, onurunu korumak için, kızı Verginia’yı öldürmesinin ardından, Roma’da isyanlar patlak vermiş ve hatta şehrin hemen dışında kamp kurulmuş ve isyan ateşi orduya kadar yayılmıştı. İsyanları bastırmak umuduyla Senato, decemviri komisyonuna istifa etmesi için baskı yapmış, ancak üyeleri bir kez daha reddetmişlerdi. Plebler, yaklaşık yarım yüzyıl önce ilk ayrılma hareketi başarısını hatırlayarak, eşyalarını toplayıp Kutsal Dağa’a çekilmiş, soylu sınıfını Roma’da savunmasız ve açıkta bırakmışlardı. Senato, pleblerle görüşmek üzere iki elçi göndermiş; plebler, pleb tribünü makamı yeniden tesis edilip on üyeli komisyon yönetimi dağıtılana kadar dağdan inmeyeceklerini söylemişlerdi. Bu kez Senato, on üyeli komisyon (decemviri) yönetimi istifa etmeye zorlamayı başarmış ve cumhuriyet yeniden kurulmuştu. Sözlerine sadık kalan plebler, dağdan inip Roma’ya dönmüşlerdi. Senato da, pleblerin daha önce tanınan haklarını geri veren ve yaptırım güçlerini artıran Velerius-Horatius yasalarını kabul etmişti.

Üçüncü Ayrılma Hareketi: MÖ 287

İkinci Ayrılık Hareketi, sınıflar arası çatışmaya hiçbir şekilde son verememişti. Örneğin Senato, MÖ 445 yılında, patrisyenler ve plebler arasında evliliği yasaklayan bir yasayı onaylamaya çalıştığında gerilim yeniden tırmanmıştı. Pleb/Halk tribünlerinden (halka açık denetim görevi) birisi olan Gaius Canuleius, alt sınıflardan büyük destek toplamış ve bu yasanın yürürlükten kaldırılmasını sağlamıştı, Canuleius, aynı yılda, pleblerin konsüllüğe seçilmesini yasal hale getirmeye çalışmıştı; Senato bu öneriye karşı çıksa da, pleblerin konsül yetkisine sahip askeri trübün rütbesini taşıyabileceği konusunda bir uzlaşmaya varılmıştı.

Pleblerin son ayrılma hareketi MÖ 287 yılında gerçekleşmişti. Bu olay, büyük bir savaşın hemen ardından, yeni fethedilen geniş toprakların Roma Cumhuriyetine katılmasıyla meydana gelmişti. Ancak Senato, kazanılan bu yeni toprakların tamamını yalnızca patrisiyenlere vermeye karar vermişti. Savaşın büyük bir bölümünde yer alan pleb çiftçiler, tarlalarından uzakta oldukları süre boyunca biriken borçlardan başka bir şey elde edememişlerdi. Plebler bir kez daha ayrılmak üzere hareket ederek bu kez Aventine Tepesine çekilip kamp kurmuşlardı. Her önceki olayda olduğu gibi, Senato paniğe kapılmış; ancak bu kez, müzakere için bir elçi göndermek yerine sorunu dilediği gibi çözmesi için Quintus Hortensius adında bir diktatör atamıştı.

Government of the Roman Republic
Roma Cumhuriyeti Hükümeti Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Quintus Hortensius, şiddet yoluna başvurmak yerine pleblerle uzlaşmaya karar vermişti. Pleb Konseyi (veya plebiscite) aldığı bütün kararların, rütbeye bakılmaksızın, bütün Roma vatandaşları için bağlayıcı olacağını ilan eden yeni bir yasa olan Lex Hortensia/Hortensia Yasasını çıkarmıştı. Esasen, bu Yasa pleblere, en azından kâğıt üzerinde olsa da, patrisyenlerle aynı siyasal hakları veriyordu. Zengin plebler artık yüksek makamlarda bulunabiliyor ve hatta Senato toplantılarına katılabiliyorlardı; patrisyenler eski soylular olarak daha yüksek statülere sahip olsalar da, Roma’daki hükümet üzerindeki tekelleri artık olmayacaktı. Böylece, ikiyüzyıl süren aralıklı sınıf mücadelesinin ardından Roma’da Sınıflararası Çatışma sona ermişti. Bu durum, Roma’daki sınıf çatışmasının sonu anlamına gelmiyordu – aslında, zengin ve fakir sınıflar arasındaki hikâye Roma tarihinin birçok başka bölümünü etkileyecekti – ancak alt sınıfın dikkat çekici genel grevleri, pleblerin ayrılma hareketi sonunu getirmişti.

Sorular & Cevaplar

Pleblerin/Halkın Ayrılma Hareketi neydi?

Antik Roma’da Halkın Ayrılma Hareketi (secessio plebis), halk/pleb sınıfının patrisyen sınıfından (soylular) gördükleri istenmeyen muameleyi protesto etmek üzere Roma’yı terk edip Kutsal Dağ’da kamp kurması anlamına geliyordu.

Halkın Ayrılma Hareketi ne zaman gerçekleşmişti?

Plebler/Halk sınıfının MÖ 495-494; MÖ 449 ve MÖ 287 yıllarında olmak üzere üç büyük Ayrılma Hareketi olmuştu.

Halkın Ayrlma Hareketi bir işe yaramış mıydı) ?

Plebler, çeşitli ayrılma hareketlerinin ardından, patrisyen/soylu sınıfından birkaç taviz elde etmişlerdi. Alınan bu tavizler arasında pleb tribününün (halkın denetim yetkisi) kurulması ve pleblerin siyasete girme hakkı da vardı.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Harrison W. Mark
Harrison Mark, Tarih ve Siyaset Bilimi eğitimini aldığı SUNY Oswego Üniversitesi'nden mezun olmuştur.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2026, Nisan 18). Pleblerin Ayrılma Hareketi: Tarihin En Önemli Çatışmalarından Biri. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25975/pleblerin-ayrilma-hareketi/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "Pleblerin Ayrılma Hareketi: Tarihin En Önemli Çatışmalarından Biri." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Nisan 18, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25975/pleblerin-ayrilma-hareketi/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "Pleblerin Ayrılma Hareketi: Tarihin En Önemli Çatışmalarından Biri." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 18 Nis 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25975/pleblerin-ayrilma-hareketi/.

Reklamları Kaldır