Timur

Orta Asya'nın Sert Fatihi
Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Head of Timur (by shakko, CC BY-SA)
Timur’un Başı shakko (CC BY-SA)

Timur (1336-1405), aynı zamanda Timurlenk, Temür veya Timur Leng olarak da bilinir ve merkezi günümüz Özbekistan'ında, payitahtı ise Semerkant'ta bulunan Timur İmparatorluğu'nun (1370-1507) kurucusudur. Moğol soyundan geldiğini iddia eden Müslüman bir Türk beyi olan Timur, Orta Asya'yı kasıp kavurduktan sonra Rusya, Orta Doğu ve Hindistan'a muzaffer taarruzlar tertipledi. Esasen sert ve dehşetli usulleriyle bilinen Timur, kalıcı idari yapılar oluşturmadığı veya tebaasının refahını iyileştirmediği için, yalnız fethi gaye edinen şiddetli bir fetih anlayışının timsaliydi.

Adı ve Kökeni

Timur, 1336 yılında Orta Asya'nın büyük ticaret şehri Semerkant yakınlarında doğdu. Semerkant, o zamanlar Maveraünnehir olarak bilinen ve günümüz Özbekistan'ına yakın bir bölgede yer alıyordu. Timur'un adı -önceki yüzyıllarda İngilizcede daha yaygın olarak Timurlenk olarak geçer- Farsça "aksak Timur" manasına gelen Timür-i Leng'in bozulmuş halidir. Bu aşağılayıcı unvan, gençliğinde bir akının neticesi olarak sağ bacağında ve sağ kolunda oluşan topallığı ifade eder. Timur, Türk ve Moğol kökenliydi, ama prestij sebebiyle, daha sonra büyük Moğol hükümdarlarıyla olan bağlarını, büyük ölçüde eşlerinden birinin ataları aracılığıyla tahkim etti. Tarihçi D. Morgan'ın belirttiği gibi, Timur "Moğol kökenliydi, ancak dinen Müslüman, konuşması ve kültürü açısından da Türk'tü" (176).

Moğolların Çöküşü

Moğol imparatoru Cengiz Han (diğer adıyla Çinkis Han veya Çingiz Han, hükümdarlık zamanı 1206-1227) öldüğünde, dört oğlunun her birine, kurduğu devasa Moğol İmparatorluğu (1206-1368) içinde muhtariyet ile idare edebilecekleri bir toprak parçası miras bıraktı. Bu dört kısım veya hanlık ('hükümdar' anlamına gelen 'han' kelimesinden gelir) şunlar oldu: Çağatay Hanlığı (yaklaşık 1227-1363), İlhanlılar (1260-1335), Altın Orda (takribi 1227-1480) ve Büyük Han İmparatorluğu (Yuan Hanedanlığı, 1271-1368). İlk üç hanlık, göçebe ve savaşçı Moğol elitlerinin fethettikleri yerleşik cemiyetlerin bir parçası haline gelmesiyle, sonraki asırda giderek güç kaybetti. Daha küçük siyasi birimlere bölünen bu bölgeler, 1340'larda Kara Ölüm'ün gelişiyle daha da zayıfladı. Bu arada, Moğolların Çin üzerindeki kontrolü, 1368'de Ming Hanedanlığı'nın yükselişiyle sona erdi.

MÜKEMMEL BİNİCİLİK, TİMUR'UN ASKERLERİNİN HIZLI VE ŞAŞIRTICI BİR ŞEKİLDE SALDIRMASINI SAĞLIYORDU.

Timur, Çağatay Hanlığı'nda büyüdü ve bu devletin muzaffer seferlerine iştirak etti. Timur, Çağatay Hanlığı Hanı Tuğluk Timur'un (takribi 1312-1363) oğlu ve Maveraünnehir valisi İlyas Hoca'nın (ö. 1368) idaresinde kısa bir süre vezir olarak vazife yaptı. Timur daha sonra kayınbiraderi Moğol hükümdarı Emir Hüseyin ile ittifak kurdu ve onlar 1366'da Maveraünnehir'i ele geçirmeyi başardı. Hüseyin'in vefatını müteakip Timur, 1370 civarında Maveraünnehir'in kontrolünü tamamen ele geçirdi ve çok sayıdaki eşinden birinin Moğol hanlarıyla olan bağlantılarını kullanarak yeni hükümdarlık iddiasını meşrulaştırdı.

Map of the Empire of Timur the Lame, c. 1404 CE
Timurlenk’in imparatorluğu Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

Timurlu İmparatorluğu'nun Kurulması

1370'lerden itibaren Timur, daha ziyade Çağatay Hanlığı ve İlhanlıların eski topraklarına göz dikmişti. Bu topraklar, günümüzde ekseriyetle Güney Kazakistan, Batı Tacikistan, İran ve Türkmenistan, Türkiye, Irak, Ermenistan, Afganistan ve Pakistan'ın bazı kısımlarını kapsıyordu. Kendisinden önceki Moğollar gibi Timur da hem yaylı hafif süvariler, hem de zırhlı atlı ağır süvariler ve uzun mızraklı atlılar kullanıyordu. Mükemmel binicilik, Timur'un birliklerinin hızlı ve en beklenmedik yerlere saldırmasını sağlıyordu. Muhtelif kökenlerden birlikler, vaat edilen ganimetleri sağlamadaki başarı oranı son derece yüksek olduğundan, Timur'a sadıktı. Neredeyse her zaman birliklerini bizzat idare eden Timur, "inkar edilemez bir şekilde son derece kabiliyetli ve başarılı bir generaldi. Ancak Cengiz'in dahi manasız bulacağı ölçüde yıkıma ve pervasızca gaddarlığa kapılmıştı" (Morgan, 176). Timur'un kumandanlığının yanı sıra diğer güçlü yanları arasında ittifaklar kurma, entrika kullanma, siyasi entrikalar ve savaş sahasına gelmeden önce muhalefet tohumları ekme yoluyla düşmanlarını zayıflatma kabiliyeti de vardı.

TİMUR'UN GENİŞ TİMURLU İMPARATORLUĞU SONUNDA AKDENİZ'DEN ÇİN HUDUTLARINA KADAR UZANDI.

Timur'un fetih süreci sertti. Timur'un fethettiği halkları terörize etmek için ne kadar ileri gittiğine dair hikâyeler boldu; mesela, esir alınanları diri diri bir kuleye gömmek veya mağlupların kemiklerinden yapılmış bir muharebe abidesi dikmek gibi. Yeni olmasa da, bu fikrin hedefi bölgedeki diğer kentlerin böylesine korkunç intikam eylemleriyle karşılaşmaktansa teslim olmalarını sağlamaktı, ancak şiddet hem Müslümanlara hem de gayrimüslimlere karşı her zaman aşırıydı. Günümüz Türkiye'sinde, eski Urartu Krallığı'nın başkenti ve 14. asırda hala mühim bir kültür merkezi olan Van kenti, Timur'un en kötü şöhretli fetih kurbanlarından biriydi. Şehir 1387 yılında yağmalanıp yıkıldı ve Timur 7.000 esiri kale duvarlarından aşağı atarak öldürdü.

Timur'un uçsuz bucaksız Timur İmparatorluğu, batıda Akdeniz'den doğuda Çin sınırlarına, kuzeyde Hazar ve Aral Denizleri'nden güneyde Basra Körfezi ve Arap Denizi'ne kadar uzanıyordu. 1390'lara gelindiğinde, İran'ın bazı kısımları da dahil olmak üzere Orta Asya onun kontrolü altındaydı. Timur daha sonra 1395'te Altın Orda'ya saldırdı. 14 Nisan 1395'te Güney Rusya'daki Terek Nehri Muharebesi'nde Timur, Altın Orda hükümdarı Toktamış'ın (takribi 1376-1395) ordusunu yok etti. Toktamış, Timur tarafından kukla hükümdar olarak tayin edilmişti lakin o zamandan beri büyük fatihin emrine girmeyi reddetmişti. Zafer, Timur'un Moskova'yı bir yıl boyunca işgal etmesini ve Aşağı Volga boyunca uzanan toprakların çoğunu fethetmesini sağladı. Bu topraklar, Timur'un her zamanki gibi sert bir şekilde istila ettiği ve şehrin kaderini kalıcı olarak tehlikeye atan büyük ticaret merkezi Saray'ı da ihtiva ediyordu. Ayrıca, Saray'ın şümullü arşivlerini yok etmesi, o zamandan beri Altın Orda tarihçilerinin sürekli bir ağıtı olmuştur. Saray gibi, Altın Orda da Timur'un vefatından önceki statüsüne bir daha asla kavuşamadı.

Kazançlarından hâlâ memnun olmayan Timur'un bir sonraki hedefi Hindistan'ın zenginlikleriydi. 1398-9 kışında alt kıtayı işgal etti ve Sultan II. Mahmud Şah'ın (hükümdarlık zamanı 1394-1413) ordusunu Panipat'ta mağlup etti. Timur daha sonra Delhi Sultanlığı'nın (1206-1526) payitahtı olan büyük Delhi kentini yağmalamak ve talan etmek için takribi 80 km daha ilerledi. Tarihçi S. Mansingh'in de belirttiği gibi, yağmalama Timur'un fetih yaklaşımının tipik bir örneğiydi:

Bu tek akının yağma, gasp ve katliamı, Hintlilerin kolektif hafızasında silinmez bir anarşi ve yıkım izi bıraktı. Çağdaş yazar Badauni'nin sözleriyle, 'Delhi'ye öyle bir kıtlık ve salgın hastalık çöktü ki kent tamamen yerle bir oldu ve geride kalanlar öldü; iki ay boyunca tek bir kuş bile kanatlarını kıpırdatmadı.' (416)

Timur'un doymak bilmeyen fetih ve çapul iştahı son yıllarında da devam etti. 1399'da Suriye'yi işgal ve Halep'i istila etti. 1401'de Bağdat yağmalandı. Ertesi yıl, Anadolu'nun talan edilme sırası geldi. Sonunda, Orta Asya fatihi Ming Hanedanlığı'na saldırmak için cüretkâr bir sefer başlattı ve bu esnada Şubat 1405'te yolda öldü.

Tomb of Timur, Samarkand
Timur’un Türbesi, Semerkant Bobyrr (CC BY-SA)

Semerkant ve Kültürel Başarılar

Fethettiği halklara kaba muamelesiyle kötü bir şöhrete sahip olsa da, Timur imparatorluğu birçok kültürel muvaffakiyete imza attı. Semerkant payitaht yapıldı ve Timur, fethettiği bazı halkları, bilhassa da bilginleri, sanatkârları, mimarları ve zanaatkârları cebren Semerkant'a yerleştirerek şehrin güzelleşmesini ve kültürel zenginleşmesini sağladı. Semerkant, bir zamanlar Moğol İmparatorluğu'nun büyük bir idari merkeziydi ve hâlâ İpek Yolu üzerinde mühim bir durak noktasıydı. Timur, Semerkant'ı, Cengiz Han tarafından yağmalanan eski şehrin biraz yanına genişletti. Timur'un Semerkant'ı büyük bir metropol haline geldi ve banliyölerinin muhtleif bölgelerine fethettiği şehirlerin adını verdi. Kentin ünü, güzel binaları ve bahçeleri sayesinde her yere yayıldı ve Batı Avrupa'da Orta Asya'nın egzotik ve az bilinen bahçe şehirlerinin atasözü haline geldi.

Timur, bilhassa Müslüman türbe ve camileri olmak üzere dini maksatlı yapılara büyük yatırımlar gerçekleştirmişti. Bunların çoğu, kıymetli turkuaz ve lacivert taşlarla itina ve özenle süslenmiştir. Ne yazık ki, günümüze pek bir şey ulaşamamıştır; ancak Ulu Cami, Şah-ı Zinda'nın Timurlu türbe kompleksi ve Timur'un mumyalanmış kalıntılarının bulunduğu devasa kubbeli türbe Gur-i Mir bunlardan sadece birkaçıdır.

Timur Handing the Crown to Babur
Timur Babür'e Taç Giydiriyor Victoria & Albert Museum (Copyright)

Vefat ve Mirası

Timur, 19 Şubat 1405'te Çin'e giderken Otrar'da (günümüz Kazakistan'ında) öldü. Timur'un tesis ettiği hanedanlığa Timurlular denir. Timur'un doğrudan halefi oğlu Şahruh'tu (1377-1447). Hiçbir Timurlu hükümdarı, kurucusunun elde ettiği başarılara ulaşamadı ve imparatorluk, Timur'un bir devlet adamı olarak maharet ve hırs eksikliğinden dolayı acı çekti; çünkü göçebe savaşçı, fethettiği topraklarda kalıcı bir idari müessese oluşturamadı. Tarihçi J. J. Saunders'ın dediği gibi:

Kariyeri son derece verimsizdi... Timur'un krallığı, hayatıyla beraber yok oldu ve emperyalizmi, milyonlarca insanın cesedi üzerine inşa edilmiş yalnız bir güç yığınından başka bir maksat gütmedi. (174)

Timur'un tarihin en sert fatihlerinden biri olarak şöhreti, şüphesiz, Elizabeth devri tiyatrosunun önde gelen yazarlarından Christopher Marlowe'un (1564-93) Büyük Timurlenk (Tamburlaine the Great) adlı eseri gibi edebi ve tiyatro eserleri sayesinde, uçsuz bucaksız imparatorluğundan daha uzun süre varlığını sürdürmüştür. Saunders'ın belirttiği gibi, "Adolf Hitler'in iktidara gelmesine kadar Timur, tarihte ruhsuz ve verimsiz militarizmin en büyük numunesi olarak öne çıkmıştır" (ibid).

Timur'un imparatorluğu hızla küçülürken, Timurlu hanedanı en azından 16. yüzyıla kadar Türkistan ve çevre bölgelerde hakimiyetini sürdürdü. Bilhassa Semerkant, astronomi ve diğer bilimler gibi akademik sahalarda bir kültür merkezi olarak gelişmeye devam etti. Timur'un meşhur soyundan gelenlerden biri, imparatorluğunun merkezi Afganistan'daki Kabil'de bulunan Babür'dü (1483-1530). Babür, kötü şöhretli atasını taklit ederek Delhi'yi fethetti; lakin Hindistan'da yeni bir Müslüman hükümdarlar soyu, yani Babür İmparatorluğu'nun Büyük Babürlüerini (1526-1857) kurduğu için mirası çok daha büyüktü.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Ağustos 04). Timur: Orta Asya'nın Sert Fatihi. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-22105/timur/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Timur: Orta Asya'nın Sert Fatihi." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ağustos 04, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-22105/timur/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Timur: Orta Asya'nın Sert Fatihi." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 04 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-22105/timur/.

Reklamları Kaldır